Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Dile Kolay

23. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

 

 Ömrüm oruç geçti bayram görmedim
Mevla'm ayak vermiş bir gün gitmedim
Çok ham yetiştirdim kendim yetmedim
Kayadan su almak dile kolaydır....

 


Weiterlesen

Toplum Vebası Karaborsa

21. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ne zaman başladı, hangi ülkede patladı ilk yapanlar kim? Hiç bilmiyorum, açıkçası bilmekte istemiyorum. Tek bildiğim dünyanın her ülkesinde bu vebaya rastlamak mümkün. Maalesef şimdiye kadar bu mikroba karşı panzehir bulunamadı. Avrupa ülkeleri büyük gayret göstererek sade hafifletebildiler ama tamamen ortadan kaldırmayı başaramadılar.

karaborsa.jpg

Türkiye’de karaborsa ciddi sanayi sektörü haline geldi. Şaka değil bir sürü insanın geçim kaynağı. Devlet yetkililerinden tutun sokaktaki vatandaş sektörün içinde. Yanlış anlaşılmasın lafım tabii yapanlara. Büyük çoğunluk bu illete bulaşmamış şükür. Ama karaborsaya bulaşan ufak azınlık tüm halkı töhmet altında bırakıyor ve sinek gibi mide bulandırıyorlar. Karaborsaya en çok futbol müsabakaları ve müzik konserlerinde rastlarız, eskiden sinema biletleri de karaborsaya düşerdi. Ben karaborsanın futbol müsabakaları yönüne değinmek istiyorum. Başımdan geçen bir olayı anlatayım.


Üç sene önce Euro2008 yarı final Türkiye-Almanya karşılaşmasını seyretmek için birkaç arkadaş İsviçre’nin Basel kentine gittik. Arabayı gişelere yakın yere park edip bilet almak için yola koyulduk. Tam o sırada iki İngiliz yanımıza geldi ve bize birinci kategori bilet var mı diye sordu, bende olmadığını söyledim. Fakat sonra merak ettim sordum, şayet birinci kategori olsaydı kaç para verirdi. Cevabı 2000 İsviçre Frank’ı. Kaba hesap yaklaşık 1200-1300 avro belki daha fazla. Kısacası benim maaşın yarısı, iki bilet satsam bir ay çalışmadan 5 kişi geçiniriz 20 tane ile bir yıl ense yaparım, gerisini siz hesap edin. Biletlerimizi aldık diğer arkadaşlarla köşede duruyoruz birde baktım bize bilet soran o iki kişi karaborsa yapıyorlar. Gişeye mesafeleri yaklaşık 50 metre, etrafta üniformalı kadar muhtemelen sivil polis var ve UEFA çalışanları da orada. Hayret, bu olay dünyanın sözde en medeni sayılan ülkesi İsviçre’de cereyan ediyor ve dünyanın en büyük spor organizasyonunda yaşanıyor.


Kısa süre sonra bir vatandaş yanımıza geldi. Arkadaşlardan bazısı GS atkısı takmıştı, bunu gören vatandaş “Vay sizde Galatasaraylısınız ama benim kadar fanatik olamazsınız” hayrola? “Biliyor musunuz ben Leverkusen maçına karaborsadan 500 avroya bilet aldım üçüncü golü yedikten sonra stadı terk ettim“. Şöyle bir düşündüm, o maçtaydım ve biz üçüncü golü 15.dakida yemiştik, yanlış hatırlamıyorsam en ucuz bilet fiyatı 20 ve Galatasaray taraftarına ayrılan en pahalı bilet 80 avroydu. Güler misin ağlar mısın, fahiş fiyata karaborsa bilet alıp takım erken geri düşünce stadı terk eden daha mı kökten taraftar oluyor? Bu olay Ephraim Kishon ya da Aziz Nesin romanından alıntı değil, gerçek yaşadım.


Kim suçlu? Bana sorarsanız satan kadar alanda suçlu! Çünkü karaborsa bilet alanlar her şeyi göz önünde bulundurarak ne pahasına olursa olsun o müsabakaya girmek istiyorlar. Durum bekledikleri gibi gelişmedi mi kalkıp itiraz etmeye hakları kalmıyor! Bir hırsızdan bilerek mal satın alırsanız kanunen suça ortaksınız ve hırsızla eşit şartlarda yargılanırsınız. Birde madalyonun diğer yüzüne bakalım. Uzun yıllar tanıdığınız saydığınız sevdiğiniz arkadaşınız hatta ona ağabey diye hitap ettiğiniz kişiyi karaborsa yaparken şahit oluyorsunuz. Ne yapardınız? Medeni toplumun kurallarına göre hareket ediyorsanız gözünün yaşına bakmadan onu polise şikâyet ederdiniz. Ama tribüncülerin dünyasında bu öyle kolay değil. Malum tribüncüler kendi göbek bağlarını kendileri keserler polisi işin içine katmazlar bu âlemde terstir polisle işbirliği yapmak. Üstelik yıllarca can ciğer olduğunuz insanları bir kalemde çizmek vicdan muhasebesi.


Diyelim tribün geleneklerine göre hareket ettiniz, en fazla o kişiyi kenara çeker arkadaşlık ilişkinizi bitirir ikide tokat atar konuyu kapatırsınız. Olmadı birde tribünden aforoz eder oluşumdan uzaklaştırırsınız. Çözüm yeterlimi? Hayır! Sade erteleme aynı kişi başka yerde yapmayacağı ne malum. Hadi bu kişilerin arkasında organize suç örgütü varsa ve onları kolluyorsa? Bu noktada herkes şu soruyu kendine sormaya hakkı var diye düşünüyorum, “tribün liderleriyle organize suç örgütleri işbirliği yapıyorsa?” Bir ihtimal, fakat Galatasaray tribünlerinde böyle bir bağın olduğu aklımın ucundan bile geçmiyor ve diğer tribünler için kesin konuşmam mümkün değil kimseye de durduk yere iftira atamam. Ben sade herkes tarafından bilinen gerçekleri kendi teorilerimle birleştiriyorum. Yukarıda İsviçre'den örnek verdim, bu şahıslar İngiltereden gelmişler organize örgütün içinde oldukları kesin. Aksi taktirde rahatlıkla yetkililerin gözü önünde karaborsa bilet satamazlardı.İnsanın aklına tuhaf şeyler geliyor ve soruyorsun kendine "KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?"

 

Ben burada kimsenin avukatlığına soyunmadım. Eğer bir kişi suç işlediyse mutlaka cezasını çekmelidir! Benimkisi topluma olan duyarlılık, herkes gibi rahatsızım bunu dile getiriyorum, bitmesini istiyorum. Ve insan olarak bu hakka sahibim!


Peki, bunların doğru olup olmadığını kim ortaya çıkarmalı? Ya da şöyle soruyum, karaborsaya karşı mücadele taraftar oluşumlarının görevi mi? Etseler nereye kadar faydalı olabilirler zira birde o tribün bu illete bulaşmışsa eğer ağızlarıyla kuş tutsalar kimseyi ikna edemezler. Bir defa bunların doğru olup olmadığını ortaya çıkaracak tek kurum “Emniyet Teşkilatı”. Dünyanın en iyi organize emniyet teşkilatları başında kuşkusuz Türk polis teşkilatı geliyor. En son teknoloji imkânlarına sahipler isteseler 24 saat içinde karaborsayı sıfıra indirirler. Niye o zaman hala bu illetle uğraşıyoruz? Yoksa araştırmalar bir yere gelip tıkanıyor mu, ucu yukarıda ağır başlara kadar mı dokunuyor?


Şiddeti önleme yasası çıkarıldı. Nerdeyse dört yıldır tasarı üzerine çalışıldı, her defasında holiganlardan stada şiddetten dem vurdular bir kere olsun “Karaborsayı bitireceğiz” lafını eden olmadı. Pankart asmak yasak, çirkin ve kötü tezahürat yasak, meşale yasak, deplasman yasak, sopalı bayraklar yasak, konfeti yasak. Bunların hepsine en ağı cezalar veriliyor. Sade parayla sınırlı değil uzun yıllar mahpushaneleri boyluyorsunuz. Peki, karaborsa suç değil mi?

Weiterlesen

Yuvana Hoş Geldin Hocam

19. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

fatih-terim-niye-reddetti-2110101200_l.jpg

Yıl 2008 aylardan mart yer Leverkusen Arena Almanya. UEFA kupası rövanş müsabakasıydı Leverkusen’e 5:1 mağlup olmuş elenmiştik. Maç bitmiş herkes eve gitmişti sade biz kalmıştık TAYFA. Hani şu meşhur tezahürat var ya işte öyle bir şey. Oyuncularımız sahada yenileme koşuları yapıyorlardı bizde onlara marşlarla tezahüratlarla moral veriyorduk. Tam o esnada VIP tribününden bir kişi bizim tarafa hayranlıkla baktığının farkına vardım. Dakikalarca bizi seyrediyordu. İlk görüşte çıkaramadım, tellerin yanına yaklaştım ve dikkatlice baktım inanamadım. Evet, bizi dakikalarca seyreden kuşkusuz O muhteşem insandı. Diğer arkadaşlarda fark edince bir anda ortalık bayram havasına döndü ve gök gürlercesine tezahürat başladı… İMPARATOR…İMPARATOR…İMPARATOR…FATİH TERİM.


Yuvana hoş geldin hocam..

Weiterlesen

Financial Fair Play

17. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz hafta Almanya’da yayınlanan 11 Freunde futbol dergisinde bir haber okudum, ”VFB Stuttgart oyunculara ayırdığı maaş bütçesini yarıya indiriyor. Bir önceki sezon 67 milyon avrodan 56 milyona indirilen bütçe gelecek sezon yüzde %50’ye düşürülecek”. Haberin orijinal metni burada >> link


Hiç şaşırmadım bir gün bu duruma geleceği belliydi. Bazı kulüplerin gittiği yol akıllara zarar, örneğin İtalya. İbrahimoviç yıllık geliri 12 milyon avro Napoli takımın bütçesine eşit. Lakin Milan şampiyon ama Napoli takımı üçüncü bitirdi ve şampiyonlar ligine direk katılacak. Peki, Napoli oyuncuları tüm sezon ekmek sudan mı beslendiler? Bu insanların aileleri çocukları evleri yok mu, sokakta mı yatıyorlar? Meğerse oluyormuş. Son yıllarda low budget kulüpler ön plana çıkmaya başladı. Portekiz’de Braga, Almanya’da Mainz 05 hatta buna şampiyon B. Dortmund kulübünü de dâhil edebiliriz. Türkiye’de geçtiğimiz sezonun şampiyonu Bursa Spor ve bu sezon ilk 4 sıraya bakarsak Trabzon Spor, Gaziantep, Kayseri vb. düşük bütçeli kulüpleri görüyoruz. Sezon başı büyük paralar harcayan Galatasaray ve Beşiktaş hedeflerine ulaşamadılar. Tek Fenerbahçe zirve yarışında önde götürüyor ama son 10 senede futbola akıttıkları paralar yaklaşık yarım milyar dolar belki daha fazla. Bunun karşılığı 4 şampiyonluk ve bir CL çeyrek final. Harcanan paralar sade oyuncularla sınırlı değil, bunlara manager ücretlerini de katmalıyız. Komisyon ve imza parası gibi ekstra masraflar kulüplere ek yük getiriyor.

ffp_survey_logo_english-Kopie-2.png


Kulüpler kazandıklarından fazla harcamamalı! Gayet mantıklı, maalesef gerçekler böyle değil. Birçok kulüp yıldız futbolculara büyük paralar vererek bütçelerini aşıyorlar. Sonuç hüsran, borçlar gittikçe büyüyor ve Avrupa’da bazı kulüpler iflasın eşiğinde. UEFA bu gerçekleri göz önünde bulundurarak bir konsept hazırladı. “Financial Fair Play”. Kısacası bu konsept yöneticileri ve managerleri kulüplerin mali bütçelerini düzgün kullanmalarına zorlayacak. Gereksiz yere borçlanmayı durduracak ve uzun vadede kulübü ekonomik yönetmelerini sağlayacak.

 


Almanya’nın Chemnitz Üniversitesi UEFA ile Avrupa’da tüm futbol taraftarları arasında “Finacial Fair Play” hakkında bir araştırma başlattı. Bu araştırmada taraftarların fikirleri büyük önem taşıyor.

 

Araştırmaya herkes katılabilir detaylı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz >>> link


Sorulara buradan >>>link


Maalesef Türkçe dil seçeneği yok. Yinede katılmak istiyorsanız ve yabancı diliniz yoksa facebooktan yardımcı olabilirim.


Ama mutlaka katılın önemli konu!

Weiterlesen

Memories 17.05.2000

16. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

All alone in the moonlight
I can smile at the old days
I was beautiful then
I remember a time I knew what happiness was
Let the memory live again....

 


 

 

Weiterlesen

Futbol Bir Aşk

15. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Televizyonda seyrettiğim spor programları bir elin beş parmağını geçmez hatta üçte kalır. İlki Galatasaray’ın tüm branşlarının müsabakaları. İkincisi hafta sonu Bundesliga Konferans. Üçüncüsü de Halit Kıvanç’ın her Pazar sunduğu “Futbol Bir Aşk” .

halit-k-vanc-pele-Kopie-2.jpg 

 Bugünkü konuğu Rasim Karaydı. Rasim hoca önemli bir şey söyledi “futbola başlamamın sebebi sizdiniz, futbolu sizin sayenizde sevdim”. Doğru, inanın şu an bile Halit Kıvanç’ı dinledikten ya da seyrettikten sonra insanın canı futbol oynamak istiyor. Halit Kıvanç bana çocukken Almanya’ya ilk geldiğimiz yıllarda Pazar günlerini hatırlatır. Maç saatini iple çektiğim kısa dalganın haşırtısı arasında sesini duyunca mutlu olduğum günleri gözümde canlandırır. Yayın biter bitmez arkadaşlarla toplanıp mahallemizde bulunan biz çocukların “affen  kaefig(maymun kafesi)” dediğimiz ufak futbol sahasında saatlerce oynardık. Annem: “oğlum daha yeni kulüpten geldin bıkmadın mı otur biraz dinlen” kızmaları hala kulağımda çınlar.

 


Türkiye’de insanlara futbolu sevdirecek, oynamaya teşvik edecek tek bir program var “Futbol bir Aşk”. Başkada YOK! Spor programı adı altında dönenler, sporla uzaktan yakından alakası olmayan cici kızlarla süslü boş konuşmalar. Buna da “çocukluğumuzun aşkıyla günümüzün endüstriyel futbolunu pekiştirmek” diyorlar. Ne alakası var? Benim çocukluğumda da endüstriyel futbol vardı, babamın çocukluğunda. Dedemim çocukluğunda yeni başlamıştı ama bugünlerdeki gibi televizyonun tekelinde değildi. Siz, bir gün gelecek futbola harcadığınız paranın karşılığını alamayınca elinizi çekeceksiniz. Biz ise sonsuza kadar futbolu yaşatmaya devam edeceğiz. Bu hep böyle olmuştur çünkü futbol her şeyden önce spor ve halkın eğlencesidir. Halit Kıvanç futbol neredeyse hep vardı, şu son senelerde futbol moda oldu diye ortaya çıkan çakmalara benzemez.


Halit Kıvanç iyi bir Fenerbahçeli, Allah uzun ömür versin. Futbol bir aşksa Halit Kıvançta Eros…

Weiterlesen

Maskeli Balo

14. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Son iki seçimi hatırlıyorum o zamanın başkan adayına Mesih gibi tapıyorlardı. Ne hayaller kurdular beklentiler gerçekleşmeyince yerden yere vurdular Mesih zalim oldu.

 


 

 

Yine aynı kişiler bu sefer niklerini değiştirmiş yeni başkanı göklere çıkarıyorlar. Emin olun iki maç üst üste kaybedelim yine aynı yaratıklar niklerini değiştirecek ve yeni seçilen yönetime sallayacaklar. Deja vue? Hayır! Alışmış kudurmuştan beterdir….


Yeni gelen yönetime ufak bir hatırlatma! Mücadele devam ediyor, kavgamız Galatasaray.


                    Kahrolsun endüstriyel futbol ve uşakları!

Weiterlesen

Değişmeyen Düzen

12. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçen hafta cumartesi günü Bursa'da yaşanan olaylara değinmedim. Gerek görmüyorum çünkü kimse o insanlarla empati kuramaz ve niyetleride yok...hiç olmadı. Aşağıdaki şiir her şeyi açıklıyor fazla sözede gerek yok...

 

Her lanet olası pazar

Biz suçluyuz,şu köşede dururuz
Çünkü başka boş yer kalmadı.
(Berthold Brecht)

Her lanet olası pazar günü,

Yine atkımızı takıyoruz,

Yine Otobüse binip deplasmana gidiyoruz,

Yine Bayraklarımızı sallıyoruz

Yine omuz omuza girerek bağırıyoruz

Yine atılan golde sevinçten kopuyoruz

Yine her mağlubiyettin ardından ağlıyoruz.

Her lanet olası pazar aynısı oluyor,

Ve her pazar o lanet mavi üniformalılar bize iğrenç yaratıkmışız gibi bakıyorlar.

Ağızlarından çıkan aşalayıcı sözler,

Bizlere her defasında toplum dışı olduğumuzu hatırlatıyor.

Her lanet olası pazar aynısını yaşıyoruz.

Yanlış tarafta durmaktan başka çaremiz kalmadı,

Doğru tarafta olduğumuzu bildiğimiz halde.

Farkındayız ama biz yinede yılmıyoruz.

Bunu annemiz babamız biliyor,

Sevgilimiz,

Arkadaşlarımız

Patronumuz.

Evet, biz suçluyuz!

Eğer içiniz rahat ediyorsa sizin dediğiniz gibi olsun.

Adaletsiz düzen

Toplum içinde Sosyal çöküş

Çevre kirliliği

Dünyada onca kötülük olurken

Evet, biz suçluyuz içiniz rahat olsun.

Yanlış tarafta olmaktan gurur duyuyoruz.

Bir kez olsun sormadılar,

Hak etiğimiz tatil gününü

Evde oturup Televizyon karşısında

Annemizin yaptığı mis gibi böreğin

Koltukta tadını çıkarmak varken

Gişede bilet kuyruğuna seçtiğimizi.

Soramazlar çünkü onlar bu sorunun cevabını hak etmiyorlar.

Bizde kimseye anlatmak zorunda değiliz

Çünkü anlatılacak hiç bir şey kalmadı

Açıklamaya kalksak,

Televizyonda yapılan lüzumsuz tartışmalara odaklanmış,

Sahtekâr siyasetçilerin boş vaatleriyle beyinleri uyuşmuş yaratıklar,

Bizleri anlamaya güçleri yetmez.

Ve bizde kimseye bu durumu hiç bir zaman açıklamayacağız


Şu lanet olası pazar gününde yaşadıklarımız

Ne gazete satırlarına sığar

Nede bir Televizyon kanalı yayınlamaya gücü yeter

Hiç bir realite şovu bu gerçeği yansıtamaz

Şairler satırlara dökemez,

Hissettiklerimiz, sadece bize ait.

Evet, biz suçluyuz!

Şu ucu bucağı görünmeyen maceranın içinde

Suçumuz dost olmak,

Hatta daha ötesi, biz kardeşiz

Suçumuz âşık olmak, karşılıksız

Suçumuz paylaşmak

Suçumuz yaratıcılığımız

Suçumuz endüstriyel futbola karşı direnişimiz

Suçumuz karşılıksız iyilik yapmak

Suçumuz Hayatta kalmak için savaşmak

İşte tüm bunlar toplumda rahatsızlık yaratıyor.

Ama siz bize başka yeri laik görmüyorsunuz.

Siz doğruysanız, hoş geldiniz yanlışlar

Yazdığım bu satırların hiç bir önemi yok, kimseyi yüceltmiyor, ve kimseye de bir şeyler anlatmak istemiyor.Yazdıklarım bir tutkunun tarifi.Söz hakkı olmayan,sesini yükseltemeyen, sesiz çoğunluğun çığlığı.

Satırları olduğu gibi kabul edin,eğer yazdıklarımı içinizde hissediyorsanız o zaman siz de bizdensiniz.....


LIBERTA PER GLI ULTRAS !

Weiterlesen

Bir Zamanlar

11. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Orjinal;

 

 

2005 yılı Ankara; 

 

 

Şu sıralar dünyayı sarı lacivert görenlere tavsiyem gözlüklerinizi çıkarın ;)


Baby_Finger.jpg  


 

Weiterlesen

Mentalita Ultras#35 Fossa dei Leoni&The End

8. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Mentalita Ultras dizisini son yazısını onlara ayırdım. Bende özel yerleri var 1999 yılında karşılaştığımız Şampiyonlar Ligi grup müsabakasında 2:1 yenildiğimiz maçta yakından tanışma fırsatı buldum.

 

Ama ne yazık ki 2005 yılında dönüp arkalarına bakmadan dürüstçe onurlarıyla 38 yıllık muhteşem geçmişlerine bir çizik atarak Ultras âleminden çekildiler.

 

Nasıl kurulduklarına dair ilk bölümlerin birinde değindim.  Mentalita ULTRAS#3

fossa-dei-leoni.jpg

Önceden yazmıştım, Ultraların dünyası şizofren irrasyonel radikal romantik ve bir o kadarda acımasız.

 

Tuhaf, hiçbir zaman “tamam buraya kadardı bitti” diyemediler. Hep kavga dövüş kalp kırmalar yaşandı. Yıllarca aynı davanın peşinden koşan çatışmalarda omuz omuza mücadele eden can ciğer insanlar bir anda birbirine düşman oluyorlar. Ve ister istemez insan kendine soruyor. “Biz şimdiye kadar gerçekten birbirimizi sevdik mi yoksa kendimizi mi kandırıyorduk?”


Fossa dei Leoni 38 yıl Milan güney tribününde sürdürdüğü varlığını bir celsede fesih etmesi tüm ülkede şok etkisi yarattı. Sebepleri bugüne kadar bilinmiyor perde arkasında yaşananlar hepsi muamma. Fakat somut bilgilerin satır aralarını okuduğumuzda olayın gerçekleri kolayca anlaşılıyor.

 

Peki, neler yaşandı?


29 Ekim 2005 Milan-Juventus maçı. O gün güney tribününde, FDL pankartı üzerinde Juventus taraftar grubu Viking’e ait iki bayrak sallanıyordu. Ultra âleminde bunun ne anlama geldiğini herkes bilir. “Mentalita Ultras” kuralları gereği çatışmada rakibin elinden sancağı kapılır ve karşı tarafa elde edilen zafer işareti olarak tribüne asılır.

 

Sonrası sancağı kaptıran tarafa kalmıştır genelde mağlup gelen ve pankartını kaptıran grup kendini fesih eder.

 

Yalnız burada bir tuhaflık vardı Viking grubunun sancakları kavgada kapılmamıştı ve nasıl ele geçtiği de bilinmiyordu. Söylentilere göre sancakları Lecce Ultraları bir yerde bulmuş FDL grubuna teslim etmişti.

ultras18-Kopie-1.jpg

Dört gün sonra Eindhoven dönüşü gündüz Milano şehir merkezinde FDL grubu üyesi olan ve deplasmanda açılan pankartı taşıyan genç 11 bıçaklı kişi tarafından yolu kesilip gasp ediliyor ve pankartı kaptırıyor, gerçek öykü burada başlıyor.

 

Birkaç gün sonra Milano şehrinde bulunan Viking grubu üyelerinin evleri DIGOS(  İtalya’da özel polis timi  bir başka adıyla polis büro) tarafından aranıyor.

 

Aradan bir hafta geçiyor her şey yolunda. Viking grubunun sancakları Juventus tribünlerinde FDL pankartı da Milano’da. Herkes sorunun çözüldüğünü sanıyor ama maalesef öyle değil.

 

Hafta ortası etrafta bir söylenti dolanmaya başlıyor “FDL fesih edildi”. Kimse bu çirkin dedikoduya inanmak istemiyor. Fakat söylenenler hepsi gerçek. O günlerde FDL grubunun ve güney tribününde bulunan diğer grup başkanları bir araya gelerek Fossa dei Leoni dağılmasına karar veriyorlar. Ve 16 Kasım günü İnternet sitelerinde son bir veda bildirisi yayınlanıyor;


                                            Resmi Açıklama


Fossa dei Leoni kendini fesih etti.


Juventus olayından sonra açıklama yapmaya gerek duymadık çünkü biz böyle durumlarda başka çare yöntemlerine başvururuz. Ve bu seferde son yaşananlar üzerine bir satır açıklama yapmayacağız. Sade şunun altını çizmek istiyoruz. İçimizden sandığımız bazıları sorunları konforlu yollardan çözmeye kalkarak bu utanç verici tutumlarıyla kendilerine menfaat sağladılar.


Bizler, şahsımız hakkında yapılan suçlamalara karşı savunmuyoruz. Böyle bir şeyi aklımızın ucundan bile geçirmediğimizi. Bizimle tanışma şerefine ulaşan yandaşlarımız ve meydanlarda çatıştığımız rakiplerimizde asla şerefsizce kimseyi satmadığımızı gayet iyi biliyorlar.


38 yıldır Fossa dei Leoni üyeleri oluşumun kurulduğu günden bu yana değerlerine sahip çıktı ve asla yollarından sapmadılar.

 

Bugün Fossa dei Leoni sona erdi. Şunu unutmayın, her birimizin baş tacı yaptığı değerler o kutsal ruh ebediyen kalbimizde yaşamaya devam edecek.

 
Herkese Teşekkürler


Fossa dei Leoni.


Bildiriyi kısa kestim. Orijinal metne FDL sitesinden ulaşabilirsiniz >>> www.fdl.it


Açıklamadan şunlar ortaya çıkıyor. FDL üst yetkilileri Eindhoven dönüşü kaptırılan pankart sonrası Viking gurubunu polise şikâyet ettiği iddiasıyla karşı karşıya. Onlar suçlamaları reddediyorlar ve çirkin bir iftira olduğunu söylüyorlar. Fakat şu güne kadar bu olay hakkında kimse gerçekleri çıkıp söylemedi. Ne Juventus tarafından bir açıklama var ne de polisten. Atılan iftira ile onuru zedelenen FDL buna fazla tahammül edemeyip tek çareyi oluşumu fesih etmekte karar verdi.


FDL gurubunun yaptığı açıklamaya cevap gecikmedi ve karşı taraftan, yani kendi tribünlerinden onları suçlayanlar bir kontra açıklama yaptılar;


      Fossa dei Leoni açıklamasına düzeltme!


Kimse yanlış illüzyonlara kapılıp afili sözlerle açıklamalar yayınlayarak eyyamcılık yapmasın. Biz bunları görmekten duymaktan bıktık. Yaşanan vahim olaylardan sonra tek çözüm yolu 15 üst yetkiliyi oluşumdan uzaklaştırmaktı. Çünkü onlar güney tribününde durmayı hak etmiyorlar. Yeni yönetim seçilmesi önerildi. Dik duruş sergileyerek tarihe geçen üzücü olayları bir nevi olsun azaltması ve oluşumun adına gelen lekeyi silmesini istedik. Yıllarca Güney Tribününün öncüsü ve hepimizin gururu olan oluşum ancak böyle adına ve şanına laik varlığını sürdürebilirdi. Siz ise kibirliliğinizden taviz vermediniz. Sadakatle sancağına bağlı binlerce üyenizi, “biz yoksak Fossa dei Leoni de olmayacak” kararını verdiniz ve bu masum insanları cezalandırdınız. Dağılmanızın üzüntüsüne yıllarca süren arkadaşlıkların bozulması ayrı bir acı kattı.


“ Tribünlerde siyaset olmasın Yaşasın Rosseneri de sud”  sloganı altında hepinize kucak açtık.


Brigatte Rossonere, Commondos Tigre ve bize bağlı tüm gruplar.




Karşılıklı suçlamalar ve bir sürü polemiklerin başlangıcı. Gecikmeden FDL yeni açıklama yayınlıyor ve önce yazdıklarının sonuna kadar arkasında. Bu sefer iddiaların çoğuna değiniyorlar, endüstriyel futbola, polis baskısına, kulüp yönetimine Galiianiye karşı verdikleri mücadeleyi vurguluyorlar ama olay hakkında zerre kadar ipucu vermiyorlar.


Artık Güney Tribününde her maçta olduğu gibi o efsane “ Leoni armati stiam marciando siam la Fossa dei Leon” marşı söylenmeyecek. Eski pankartın yerini muhteşem günlerden ışık yılları uzak soluk bir “Guerrieri Ultras” pankartı almış.


Bu arada dedikodu kazanı kaynamaya devam ediyor. Kısa süre sonra FDL gurubunun diğer guruplarla siyasi görüş ayrılığı yüzünden dağıldığı söylentileri yayılmaya başladı. Ve maddi konularında söz konusu olduğu, ortada dönen rantın bölüşülemediği ayrılık sebepleri olarak gösterildi. Malum, FDL üye sayısı 5.000 bin. Satılan atkılar t-shirtler  kombine biletleri deplasman otobüsleri büyük para döndüğü ortada. Fakat dışardan kimse FDL oluşumunun rant yüzünden dağıldığına ihtimal vermedi.


Maalesef Fossa dei Leoni gurubunun dağılmasıyla güney tribününde sorunları çözülmedi. 17 Ekim 2006 tarihinde Sesto San Giovanni kasabasında Commandos Tigre gurubuna bağlı bir üst yetkili silahlı saldırıda bacağından kurşunlandı. 25 Ocak 2007 tarihinde AS Roma maçı öncesi San Siro stadı önünde yine bir Commandos Tigre üyesi linç edildi. Suçlular kısa süre yakalandı ve mahkemeye çıkarılıp yargılandılar. Fakat her iki taraf, mağdur ve sanıklar gerçekleri anlatmadı ve susma haklarını kullandılar.


İtalya’nın en büyük tribününde olup bitenlere kimse anlam veremedi ki günümüze kadar sürüyor. Ardı arkası kesilmeyen olaylara Mayıs 2007 yılında bir yenisi daha eklendi. Brigate Rossonere ve yeni kurulan Guerrieri Ultras gurubuna bağlı 7 üst yetkili tutuklandı. Polis kulüp yetkililerin şikâyeti üzerine tribün liderleri ve yöneticiler arasında yapılan telefon konuşmalarını dinleyerek. Tribün liderlerinin AC Milan kulübüne şantaj yaptıklarını ortaya çıkardı. “Bize bedava bilet vermezseniz sahaya meşale atarız kulüpte ceza alır”. Milan Curva Sud tribününde yaşanan son yüz kızartıcı olay.


Tüm olanlardan sonra kim suçlu ya da suçsuz ona herkes kendisi karar versin. Bana sorarsanız FDL atılan çirkin iftiralara tahammül edemedi ve inceldiği yerden kopsun dedi. Ortada dönen rant, siyasi görüş ayrılığı sade detay. FDL oluşumu tarihinde her zaman endüstriyel futbola karşı duruşuyla tüm Ultra dünyasına örnek olmuştur. Berlusconi’nin Milan tribünlerine yerleştirmeye çalıştığı “Yönetim-Futbolcu-Taraftar” modeline karşı büyük mücadele verdiler. Manchester’da oynan Şampiyonlar ligi finali Milan-Juventus müsabakası öncesinde Güvenlik güçleri, Kulüpler ve Ultra grupları arasında olay çıkarmama antlaşmasını imzalamadılar. Onlar, onurlarına şereflerine atılan çirkin lekeyi intihar ederek temizlediler. Gösterdikleri dik duruş tüm tribün dünyasına ibret olsun! BİTTİ…

 

Dizinin tümü;

 

Mentalita ULTRAS# ULTRAS

 

Mentalita ULTRAS# Lotta Continua

 

Mentalita ULTRAS# Siyaset

 

Mentalita ULTRAS# Çatışmalar

 

Mentalita ULTRAS# Şiddet

 

Mentalita ULTRAS# İlk Cinayet

 

Mentalita ULTRAS# Değişim Ve Ölüler

 

Mentalita ULTRAS# Tuzaklar

 

Mentalita ULTRAS# Yeni Fenomenler

 

Mentalita ULTRAS# Naziler-Faşistler-Ultras

 

Mentalita ULTRAS# Heysel,Bir Trajedinin Anatomisi

 

Mentalita ULTRAS# You'll Never Walk Alone

 

 

Mentalita ULTRAS# Bilanço

 

Mentalita ULTRAS# Acı Dolu Yıllar

 

Mentalita ULTRAS# Kanlı Pazar

 

Mentalita ULTRAS# Kanlı Pazar

 

Mentalita ULTRAS# Vincenzo Spagnolo Cinayeti Vol.1

 

Mentalita ULTRAS# Vincenzo Spagnolo Cinayeti Vol.2

 

Mentalita ULTRAS# Kahraman Spagna

 

Mentalita ULTRAS# Baste Lame, Baste Infami

 

Mentalita ULTRAS# Kan Davaları

 

Mentalita ULTRAS# Kuzeyden Güneye

 

Mentalita ULTRAS# Paris St.Germain-Galatasaray 13.03.2001

 

Mentalita ULTRAS# İnternet&Modern Futbol& Yayıncı Kuruluşlar

 

Mentalita ULTRAS# AS Roma Ultras vs. Carabinieri

 

Mentalita ULTRAS# Cenova 20/07/2001

 

Mentalita ULTRAS# Ya Bekçisin Ya Da Hırsız voll.I

 

Mentalita ULTRAS# Ya Bekçisin Ya Da Hırsız voll.II

 

Mentalita ULTRAS# B.I.S.L.

 

Mentalita ULTRAS# Filippo Raciti

 

Mentalita ULTRAS# Ölü Çocuğun Derbisi

 

Mentalita ULTRAS# Rezillikler

 

Mentalita ULTRAS# Acı Son Ve Dağılmalar

 

Mentalita Ultras# Fossa dei Leoni&The End

 

 

Weiterlesen