Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Bugün Günlerden GALATASARAY!

27. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

                                                                           ÖLÜSÜNÜ DİRİSİNİ!41778_2437961980_4415_n_1_.jpg

Havada, karada!

Lizbon'da, Amsterdam'da....!!!

Weiterlesen

Münferit#31

20. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Romanı başından okumak isteyenler buradan>>>> Münferit, Bir Ultras Romanı

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Vincenzo Paparelli cinayetini önceden yazmıştım >> Mentalita ULTRAS#7 İlk Cinayet Bu hikaye 34 sene önce olaya birebir şahit olan kişilerin anlatımı!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

28 Ekim 1979, bir İtalyan trajedisi Vol.1

 

Derbi günü geldi, aslında bu sabah neşeli olmalıyım ama nedense hiç keyfim yok. Her derbide olduğu gibi yine gece heyecandan uyku tutmadı sabahı zor getirdim. Saat 07.00’de gözlerimi açtığım andan itibaren aklım tribünde. Büyük fedakarlıklarla yaptığımız koreografiyi kafamda canlandırıyorum, son kuruşumuzu harcadık hatta tayfadan birkaç kişi kaçak iş yaptı.

 

Odanın olumsuz havası değişsin diye pencereyi açıyorum, nafile değişen bir şey yok. Dışarda havanın durumu benden kötü, berbat gün olacağı her haliyle belli. Acele duş alıyorum ayakta ufak tefek bir şeyler atıştırdıktan sonra boynuma atkımı takıp stadın yolunu tutuyorum.

 

Radyodan ilk haberler geliyor. Roma Termini tren istasyonu önünde, Piazza della Province meydanında ve Milvio köprüsü üstünde ufak çapta olaylar çıktığını söylüyor spiker.

 

Buluşma noktasına vardığımda tayfada da durum aynı, gerginliklerini gözlerinden okunuyor. Gecikenler geldikten sonra kuzey tribününe doğru yola çıkıyoruz.

 

Saat 11.00’e doğru kuzey tribünü gişelerine vardığımızda aynı yüz ifadeleriyle karşılaşıyorum. İlginç, diğer derbilere nazaran bu sefer ortam neden bu kadar gergin?

 

Koreografi malzemelerini yavaşça içeriye taşıyoruz. Girişte polisin araması yüzeysel, tuhaf daha sertlerine alışkınız! Tribünde ortam dışarı kadar gergin, sebebi hemen belli oluyor. Karşı güney tribününden oyuncumuz Re Cecconi’ye açılan iğrenç bir pankart bizimkileri fena kızdırmış.

 

Hemen kontra yapıyoruz, “piç Rocca, ölüler yeniden doğmaz” “sarı kırmızı holocost” bir tane pankartta üst tribünde açılıyor “pardon domuz, sana romanista dedim”

 

Kuzey tribünün alt kısmı henüz boş, güney tribünü ise tıklım, tıklım dolu. Dakikalar geçtikçe iki tarafın birbirine yaptığı tezahüratlar sertleşiyor.

 

Ben ve birkaç arkadaş karşılıklı atışmalara takılmadan oturup koreografi için ufak toplantı yapıyoruz. Tam o sırada güney tribününden, beyaz duman ve ince ses çıkaran, bir cismin yükselerek sahayı aşıp bizim tribüne doğru yaklaştığına şahit oluyoruz.

 

Atılan cisim, denizcilerin imdat anında kullandığı paraşütlü fişek, 20 metre önümde duran bir adamın yüzüne saplanıyor, ortalık mahşer günü!

 

Bir kadın, galiba yaralananın eşi, ellerini yakma pahasına saplanan fişeği adamın gözünden çıkarmaya uğraşıyor....nafile! Fişek patlıyor artık çok geç.

 

Etrafta olayı görenler paniğe kapılıyor, çığlık atanlar, ağlayanlar. Bazıları tribün oturaklarından tahtaları sökerek karşı saldırı için hazırlanıyor. İlginç, kuzey tribünün kapıları ağzına kadar açık etrafta bir tane polis yok!

 

Dışarı çıkarken bir genç kıza rastlıyorum, zavallı eli yaralı merdiven üstüne oturmuş ağlıyor. Atkımla göz yaşlarını siliyor sonra kanayan elini bağlıyorum.

Kızla uğraşırken yine bir fişek bizim tribünde patlıyor. Genç bayanı dışardaki ambulansa teslim ediyorum sonra yardım etmek için etrafıma bakınıyorum.

 

Benimde kafam karışık, paniğin ortasında yapa yalnızım kalabalıkta tayfayla irtibatı kaybettim, açıkçası korkuyorum.

 

Peki, şimdi ne olacak?

 

Onca telaşın içinde kafamı toparlamaya çalışıyorum, mutlaka bir şeyler yapmalıyız kimse kuzey tribününe sincice saldırıp ucuz kurtulamaz, KURTULMAMALI!

 

Çevremde gördüğüm insanlar fena kızgın, aralarında çocuklarıyla maça gelen babalar anneler, genç kızlar, erkekler, yani bildiğiniz sıradan insanlar öfkeyle intikam almak için güney tribüne saldırı düzenleme peşindeler. Fazla sürmüyor öfke sükûneti yeniyor. Ben tekrar içeri girip elime kırık tahtalardan bir tane kapıyorum diğerleri de aynısı yapıyor. O arada dışarda bir grup genç polisle sıcak temasa geçiyor, polisler öfkeli topluluğa fazla direnemeden geri çekiliyorlar.

 

Yeniden dışarı çıkıyorum, tribün girişinin önünde yaklaşık 300 kişi ellerine geçirdikleri kırık cam şişeleri, zincir, tahta sopa, demir levyelerle güney tribününe doğru yola çıkıyor, bende peşlerinden.

 

Bu arada radyodan Vincenzo Paparelli’nin ölüm haberi geliyor, bunu duyan güney tribün iğrenç bir tezahürat başlatıyor “bir kişi eksildi, tribünde yer açıldı..oh..oh”. Bunu duyduktan sonra öfkemiz iki kat daha artıyor ve güney tribüne ilk saldırıyı başlatıyoruz.

 

Önümde 40 yaşlarında bir adam elindeki sopayı savurarak koşuyor, onu görünce bende cesaretleniyorum. Yoldan taş toplarken tam o anda arkama baktığımda bizi takip eden, öfkeden çıldırmış intikam almaya sabırsızlanan 300 kişiyi görüyorum. Hepimizin bir tek hedefi var, güney cehennemine girip kalleş piçlerden hesap sormak.

 

Tevere tribünün önündeki caddeyi çabucak geçiyoruz fakat hedefe yaklaştığımızda polis panzerleri namlularını bize doğru yöneltmiş bekliyorlar. Biz ise kararlıyız ve vakit kaybetmeden saldırıya geçiyoruz. Panzerlerin üzerine taş ve şişe yağıyor, polis geri çekilip siper alıyor ardından göz yaşartıcı bombalarla karşılık veriyorlar.

 

Çatışma bir süre tüm şiddetiyle sürüyor, hepimiz polis barikatını geçmeye uğraşıyoruz. Hoş, bunun imkansız olduğunu o an kimsenin aklına gelmiyor, öfkemizden gözlerimiz kararmış, beynimiz tek yönde çalışıyor “İNTİKAM”

 

Ortalık savaş alanı. Sirenler, çığlıklar, patlayan gaz bombalarından çıkan dumandan göz gözü görmüyor. Bu sahneyi orada bulunanlar ömür boyu unutmayacaklar, hem öyle stat apaçileri değil çoğu sıradan, namusuyla yaşayan genelde kurallara uyan, vergisini vaktinde ödeyen sıradan vatandaşlar.

 

Barikatı aşamayacağımızı anlıyoruz ve kuzey tribününe doğru geri çekiliyoruz. Bir karar almalıyız, şiddete şiddetle mi karşılık verelim yoksa sakin kalalım herkes evine mi gitsin? Bizler şiddete şiddetle karşılık vermekten kararlıyız, yalnız değiliz yaşlısı genci aynı fikirde birleşiyoruz “İNTİKAM”

 

30-40 kişilik grup polise çaktırmadan güney tribününe gitmeye karar alarak yola çıkıyor. Bizimle kalanlar dolaylı yoldan kontrollere yakalanmadan güneye doğru gidiyoruz. Yolda gördüğümüz ne kadar AS Roma stikerli araba varsa hurdaya çeviriyoruz. Ne yapsak öfkemiz dinmiyor, sanki intikam aldığımızda Paparelli canlanacak. Kafamın içindeki ses beynimi kemiriyor, “bu maç başlamalı....bu maç başlamamalı....bu maç başlamamalı”......devam edecek.

Weiterlesen

Bugün Günlerden GALATASARAY!

19. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

532860 587719237914322 447663221 n

Weiterlesen

Real Casuals!

16. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

                                                                           TEDDY BOYS

teddy-boys.jpg

 

                                                                                                   MODS

mods.jpg

 

                                                                                         ROCKERS

rockers.jpg

 

 

                                                                                   SKINHEADS

skinhead---crowd.jpg

 

 

                                                                               !!!

Weiterlesen

Bugün Günlerden GALATASARAY!

12. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

 


Yollar uzun, dikenli, taşlı olsa da
Bastığın yer üzüntülerle dolsa da
Sel, çığ, ateş önünde her ne olsa da

CİMBOM BAŞI DİK YÜRÜR!

Weiterlesen

UEFA=Mafia?!

11. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

FC Barcelona Şampiyonlar ligi tarihinde bir ilke imza attı üst üste tam 6. Kez yarı finale yükseldi. Yerli Katalanların gözü aydın ayakları Manisa!

 

Hoş, bir takım 2 kere arka arkaya yarı final oynar hadi üçte olur onu da kabul ederim. Ve geriye bakarsak ilk zamanlar oynadıkları futbol hepimizin hoşuna gidiyordu sanki bu dünyadan değildiler. Hepsi kabul de, 4, 5 hele 6 olduğunda bu işleri sade sportif beceriye bağlamak biraz naif duruyor!

 

İşte bu noktadan sonra benim gibileri öküzün altında buzağı aramaya başlıyor!

 

Şüphe düşüyor insanın içine, sanki birileri her şeyi sportif beceriye bırakma niyetinde değil işi garantiye alıyor. Mutlaka gizli bir koruyucu var diyor içimizdeki ses!.

uefamafia.jpgBarcelona, Real Madrid, Manchester United, Bayern Münih, ne hikmetse UEFA Şampiyonlar ligi vitrini  hep aynı takımlar süslüyor, arada Dortmund gibi orta sınıf takımlar başını çıkarıyor aradan, tabi gizli güçler müsaade ederse!

 

Paranoya?...galiba!

 

Sıyırdık ne yapalım, gözümüzün önünde oluyor her şey, ulu orta. Bizde çaresizce seyrederek sinir sahibi oluyoruz.

 

Real Madrid’e karşı ilk maçta verilmeyen penaltılarımız ve rövanşta Ronaldo’nun attığı ilk golün bariz ofsayt olması bir kenara. Hakem Real Madrid’i  koruduğu o kadar açık belli oluyor ki.

 

Hakemin maçın bitmesine 5 dakika kala oyuna yeni giren Abeloua ile girdiği gereksiz diyalog kırmızı kartla sonuçlansa da tam 4 dakika sürdü! Oyunun diğer süresinde duraklamaları katarsak nerden baksak minimum 5 dakika uzatması lazım değil mi?.

 

5 dakika içinde her şey olabilir Galatasaray iki gol atar turu geçer ama bu sefer vitrin bozulur! Vitrin bozulursa birilerinin işine yaramaz. Hedef final “el clasico” işte bu yüzden hakem 3 dakika ilave edip kısa kesiyor, imdadına Ronaldo yetişince Morinho derin bir nefes çekerek atıyor kendini Fatih terimin kucağına, The Show must go on!

 

UEFA bu sezon Şampiyonlar ligine katılan 32 takıma 900 milyon Euro dağıtmış! Boru değil 900 milyon Euro, 32 kulübe dağıtmadan önce bu paranın en azından üç mislisi kazanılmalı!

 

Sahi, nerden geliyor bu para?

 

Birileri futbol üzerinden paraya para demezken taraftar cebinden ödediği biletle gittiği maçlarda dayak manyağı oldu.

 

Ölüm varmış, korku varmış bu dünyanın sonu varmış...

 

Ölüm ile korku bir gerçek fakat bu dünyanın sonu olduğuna inanmıyorum. İyilerin kazanacağına inanmadığım gibi....

 

Weiterlesen

GALATASARAY-Real Madrid 3:2

9. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu böyle yarım kalmayacak..>>link

Elbet bir gün o kupayı BİZ getireceğiz!

376392 339224316158215 52982986 n

Ulan çakallar istediğiniz kadar kudurun fakat asla şunu unutmayın! Biz en güzel anılarımızı, en güzel günlerimizi İmparator FATİH TERİMLE yaşadık ve yaşamaya devem edeceğiz evvel Allah!

Weiterlesen

Bugün Günlerden GALATASARAY!

5. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

562352_10151538765349265_2023048757_n.jpg

pergliultras

Weiterlesen

Yeni Holiganlar ‘Çevik Kuvvet’

5. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

1985 Heysel ve 1989 Hillsborough facialarının ardından, zamanın Thatcher hükümeti Lord Taylor’a bir rapor hazırlatıp tribünde şiddete karşı savaş açtı. Geri kalanını atlıyorum bloğu takip edenler şimdiye kadar olup bitenlerden haberdar.

 

İngiltere’de başlayan “statlarda şiddete karşı savaş” ileri yıllarda tüm Avrupa ülkeleri tarafından örnek alınarak uygulanıyor hatta UEFA dahi tribünde şiddete yönelik katı tavır sergiliyor bizzat kriterlerine koyarak uygulanmasında diretiyor.

 

İngiltere’de alınan sert önlemler stat çevresinde şiddeti tamamen bitirse de holiganlar stattan uzak bölgelerde hala istedikleri gibi toplanıp kurtlarını döküyorlar.

 

İtalya’da bardağı taşıran son damla 2007 senesinde Sandri cinayeti oldu. Ultralara karşı alınan sert önlemler çıkarılan yasalar, taraftar kartları sade tribünleri değil ülke futboluna da ağır darbe vurdu. Avrupa’nın diğer ülkelerinde de durum farklı değil.

 

Tribüncülere karşı alınan ağır önlemler biraz olsun statlarda şiddet azaldığı gibi duruyor değil mi?

 

Yanılıyorsunuz! Maalesef durum hiçte öyle gözüktüğü gibi değil!

 

Stat içinde şiddet olduğu gibi devam ediyor sade Holiganizm format değiştirdi!

 

Eskileri Casual takılırken günümüzün holiganları kendilerini çabuk belli ediyorlar.

 

Yeni türeyen holiganlar lacivert üniformalı, kafalarında kask, bellerinde biber gazı ve cop, göğüslerini koruyan panzer yelekleri var. Üstelik yeni holiganlar eskilerine nazaran önemli avantaja sahip, kanunlar yasalar onlardan yana.

acab_logo.jpg

 

Onlar istedikleri gibi masum insanlara saldırıp sakat edene, gerekirse ölesiye kadar dövme hakkına sahipler.

 

Siz ise onların kılına dokunsanız vatan haini damgası yer ömür boyu hapislerde çürürsünüz.

 

Sonra bu mahluklar yaralandıklarında gazi, öldüklerinde de şehit olur. Adlarına ağıtlar yakılır maçlarda saygı duruşu yapılır.

 

Tarif ettiğim bu yeni holiganlara halk arasında kısaca “çevik kuvvet” deniyor!

 

Avrupa’nın tüm statlarında polis terörü aralıksız sürerken ulusal burjuva medyanın içinde barındırdığı şerefsiz yorumcuları ile hala statlarda tribüncülerin çıkardığı olayları manşetlere taşıyarak masum insanları hedef gösterirler.

 

Oysa, tribünlerde şiddeti körükleyen en büyük unsurlardan biri sporla uzaktan yakından alakası olmayan. Sırf reyting ve kendi reklamlarını yapma uğruna ortamı gerip tarafları provoke eden şahıslar televizyonda spor yorumcuları olduğu resmen kanıtlandı ve yeni çıkan 6222 yasasına dahil edildi!

 

Neo-Liberal dünya düzeninde ne yazık ki yasalar güçlülerden yana. Kulüp başkanları şike yapar gece yarısı yasalar değiştirilip kurtarılır. Yorumcular istedikleri gibi ağzına geldiklerini söyler, ortamı gerer basın özgürlüğüdür.

 

Tribüncü pankart astığında, konfeti attığında ya da meşale yaktığında şiddet olur çevik kuvvetten dayak yer karşı geldi mi hapse girer.

 

Sahi, konu şiddetten açılmışken. Son 5 senede tribünde yakılan meşaleden mi çok yaralanan var yada meşale yaktı diye çevik kuvvetten dayak yiyenler mi? Bunun istatistiğini merak ediyorum.

 

Kulüplere verilen maddi cezalardan ötürü, son 5 sene içinde meşaleden fiziksel ağır yara alan taraftar duymadım. Tahminim çevik kuvvetten dayak yiyip mağdur olan masum insan sayısı yüzbinleri aşmıştır!

 

Geçmişte iki taraf arasında uzlaşma yolları arandı fakat hep taviz veren tribüncülerdi.

 

Kendisini sürekli eleştirmişimdir, yalnız yiğidi öldür hakkını yeme der büyüklerimiz. ultrAlsan’nın eski GK’ü Oğuz Altay Galatasaray tribünlerinde son 2 yılda şiddete yönelik büyük mücadele vererek tamamen bitirmiştir! Bunu yaparken tribün kültüründen ödün verse de sonuçta tribüncüler sorunlarını kendi yöntemleriyle içlerinde gayet güzel şekilde çözdüklerini dünya aleme gösterdiler. Bu yönde yıllardır boş yere gereksiz yasalar çıkaran siyasetçilerden çok fazla başarı elde ettiler!

 

Önceleri de farklı ülkelerde benzer girişimler oldu ama ne yazık ki yukarıda da belirttiğim gibi bu girişimler şimdiye kadar tribüncülerin inisiyatifiyle tek taraflı kaldı. Taviz veren hep tribüncüler devlet ise sert tavrından vazgeçmedi hatta arttırdı!

 

Lacivert üniformalı holiganlar....pardon çevik kuvvet elamanları arasında en sertleri kuşkusuz İspanya’da.

 

İspanyol çevik kuvvetinin sicili epey kabarık resmen koleksiyon yapmışlar;


2008 Athletico Madrid-Olympique Marseille

 


 

2010 Sevilla- B.Dortmund >>link

 

2011 Athletico Madrid-Tottenham

 

 

2011 Real Madrid-AC Milan

 

 

2012 Real Madrid-Man.City

 


 
 

Bu sefer faşist İspanyol polisinin yeni kurbanları Galatasaray Taraftarı;

 


555155_634230833270458_532581242_n.jpg

kol.jpg  


3 Nisan 2013 Real Madrid-GALATASARAY şampiyonlar ligi müsabakasının bilançosu, polis terörüne maruz kalan onlarca yaralı ve 5 tutuklu!

 

Madrid’de yaralanan tutuklanıp serbest bırakılan tüm Arkadaşlara tekrar büyük geçmiş olsun!

Weiterlesen