Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit page Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Röportaj: Engin Özdemir

Engin Özdemir Almanyadan Türkiyeye amatör olarak gelip profesyonel olan ilk Gurbetçi oyunculardan. Gençlerbirliği, İstanbulspor ve Antalyaspor. Sonra ikinci lig Adanaspor, Diyarbakırspor takımlarında top koşturdu, 2 kere A Milli formayı giydi (Azerbeycan,Ukrayna),1996 Avrupa Şampiyonası kadrosuna seçildi ama Bursaspor ile İstanbulspor arasında yaşanan transfer yüzünden çalkantılı günler geçirdiği için kadrodan çıkarıldı. Engin benim kaldığım şehire yakın yaşıyor. Futbol oynadığım yıllarda bir ara farklı takımlarda aynı ligde rakip olduk. Uzun yıllar Türk Futboluna hizmet vermiş Engin Özdemir profesyonel futbol kariyerini bitirdikten sonra tekrar Almanya'ya geri dönüp bir futbol okulu açmış „internationale Fussballschule“(Enternasyonel Futbol Okulu). Engin bu işinin yanında Oyuncu manejerliği de yapıyor ve Türk Futboluna önemli yetenekler kazandırdı, bunlardan birisi şimdi Galatasaray'da oynayan Volkan Yaman.

 

 

 

Soru: Futbol kariyerini anlatırmısın, nerede başladın nasıl keşfedildin?

 

Engin Özdemir: Futbola 10 yaşında SV Raunheim 07 takımında başladım, alt yapıyı burada tamamladım. Hessen eyalet karmasına şeçildim sonra beni ,o zamanlar üçüncü ligde oynayan,Mainz 05 takımı keşfetti, toplam 2 yıl Mainz 05'de kaldım, ikinci lige çıktığımız sezonun devre arasında üçüncü ligde bulunan Münih Türkgücüne transfer oldum. O dönemin Başkanı Ergun Berksoy, Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav ile işlerinden dolayı temas halindeydi beni ve Ali Işık arkadaşımı Gençnlerbirliğine önerdi ve profesyonel kariyerim böyle başladı. Biz ikinci kuşağız, önce gelen Erhan Önal, İlyas Tüfekçi,Savaş Koç ve Uğur Tütüneker var,sonra bizler geldik. Ben,Ali Işık,Erol Bulut ve Tayfun,bu kuşak iyi çıkınca Türkiye'de kulüpler Almanya kökenli oyunculara yöneldi, şimdi Süperlig de oynayan profesyonel oyuncuların çoğu Almanya kökenli.

 

Soru: Profesyonel Futbolculuk Kariyerini 33 yaşında bitirdin, bence henüz genç bir yaş sepebleri neydi?

 

Engin Özdemir: Bırakmak zorunda kaldım daha doğrusu yıldım çünkü Türkiye'de sade Futbol oynamıyorsunuz paramızın peşinden koşmakdan tam olarak futbola konsantre olamıyorduk. Bazı kulüpler ile çok sorunlar yaşadım mesela Diyabakırspor, Antalyaspor'da Şampiyonluk primlerimizi alamadık ve son olarak İstanbulspor'da yaşadıklarımız beni profesyonel futboldan soğuttu. Samimi söyleyim,Gençlerbirliğinde kusursuz ve çok güzel dönem geçirdim milli takıma kadar yükseldim. Sonra Bursaspor'dan teklif aldım, orada çok oynamak istedim. Bursaspor ve Taraftarları beni çok heyecanladırıyordu ama ne yazıkki olmadı. İstanbulspor başkanını Cem Uzanın zorlu israrı üzerine oraya transfer oldum fazla detaylara girmek istemiyorum fakat bu olay kendi isteğim dışında gelişti bunu herkes bilmeli.!

 

Soru: Aktif futbolcu kariyerini bitirdikden sonra Almanya'ya geri döndün şimdi ne işle uğraşıyorsun?

 

Engin Özdemir: Bir Futbol Okulu açtım, yaklaşık dört yıldır bu işle uğraşıyorum yanı sıra menejerlik yapıyorum. Önceleri 15-17 yaş arası gençler ile başladım ama şimdi sade 7-12 yaş arası gençler yetiştiriyorum,onları eğiterek uzun yıllar kazandığım tecrübelerimi aktarıyorum. Ufak yaşta hiç futbol bilgisi olmadan geliyorlar sonra onların gelişmesini görmek beni çok mutlu ediyor,yaptığım işden zevk alıyorum,dilerim onlarda aynısını hissediyordur.

 

 

 

 

Soru: Menejerlik yapıyorsun,mutlaka gözüne kestirdiğin bir çok yetenekli oyuncu vardır, bazı uzmanlar Almanya'da yaşayan 87-89 kuşağı Türk oyuncuların çok yetenekli olduğunu söylüyorlar, sana göre bunların içinden ilerisi için umut vaad eden oyuncular çıkarmı ve onlara Türkiye Süperligde oynamayı önerir misin?

 

Engin Özdemir: Evet doğru yetenekli bir kuşak geliyor, şu sıralar kendim keşfetiğim ve menejerliğini yaptığım çok yetenekli oyuncum var bunlardan biri Aykut Öztürk,forvet mevkinde oynuyor. Aykutu Almanya İkinci liginde bulunan SV Wehen-Wiesbaden takımına verdik ondan çok büyük beklentilerim var. Tercih konusuna gelince, ben hep talebelerime şunu söylerim ilk önce Almanya'da bir yerlere gelmeye bakın eğer burada başaramazsanız sonra Türkiye'yi öneriyorum ama velilerin bu konuda çok etkisi var çoğu evlatlarının Türkiye'de oynamasına daha olumlu bakıyorlar. Türkiye opsiyonunu erken kullanan bazıları tabi hayal kırıklığına uğruyor mesela şu sıralar Gençlerbirliğin'de oynayan Hakan Aslantaş kardeşimiz var onu VFB Stutgart A genç takımından Gençlerbirliğine götürdük şimdi geri dönmek istiyor bakalım Kayserispor ile bir anlaşma yaptık inşallah orada huzur bulur. Ben şahsen şimdiki aklım olsa Almanya'da kalmayı tercih ederdim.!

 

Soru: Her yetenekli Türk gencin profesyonel futbolcu olma hayali var, profesyonel olmak için yeteneğin yanısıra ne gibi özeliklere dikkat etmeleri gerekiyor?

 

Engin Özdemir: Profesyonel olmak için sonuna kadar hayallerinin peşinden koşmalarını,çok çalışmalarını, futbol ile yatıp futbolla kalkmalarını öneriyorum. Ve özel hayatlarına, aldıkları gıdalara çok dikkat etmeleri gerekiyor. Her ihtimale karşı tüm bunların yanında Okul Eğitimlerini sürdürmeleri, eğer okumayı başaramıyorlarsa mutlaka bir meslek edinmeleri şart hiç beklenmedik anlara hazırlıklı olmaları için öneriyorum! Bende Futbolun yanında bir meslek öğrendim, gerçi bu mesleğimde hiç çalışmadım ama şayet futbolda başarılı olamasaydım ortada kalmayacaktım.

 

Soru: Bir profesyonel Futbolcu da Oyun zekası ve Genel zeka hangisi daha önemli, bunun bir orantısı varmı?

 

Engin Özdemir: Öyle futbolcular vardır çok akıllıdrılar, onlara hoca bile gerekmiyor, örneğin Messi. Onun gerçekden hocaya ihtiyacı yok, oyun zekası çok yüksek birisi yaptığı her hareketi önceden planlıyor ve aynen uyguluyor özel bir yetenek. Elbetde insanın genel zekası yüksek olmalı ama çok akıllı olmak iyi futbolcu olduğu anlamına gelmiyor. Bu durumda oyun zekası daha ön plana çıkıyor ve en önemli faktörlerden birisi oyuncunun karakteri ve işine olan bağlılığı eğer hepsini orantılı şekile tutabiliyorsa profesyonel hayatında zorluk çekmez uzun yıllar bu meslekte kalıcı olur.

 

 

Soru: Scout'luk yapıyorsun Türkçesi yetenek avcısı oluyor, bir oyuncuyu takip ettiğinde nelere dikkat ediyorsun?

 

Engin Özdemir: Tabiki öncelikli olarak yetenekli olmaları gerek diğer önemli şartlar ise, saha içinde tavırları ve oyun disiplinine uyum sağlaması. Takım ile uyumu, karakteri, çalışma arzusu ve iş disiplini. Saha dışındaki hayatı, yaşam tarzı tüm bunlara çok önem veriyoruz. Futbolcu her şeyden önce bir sporcu ve profesyonel olduğunda kamuoyunda ön plana çıkıyor ve kendinden yaşca küçük olanlar için bir örnek oluşturuyor! Demin dediğim gibi karakteri, disiplini ve aldığı aile eğitimi önemli faktörler. Bir örnek verebilirim, mesela Batuhan hiç tanımıyorum, bir kaç kez televizyonda seyretim sahada sergilediği tavırları bende olumlu etki bırakmadı, son Galatasaray-Fenerbahçe derbisine hiç değinmek istemiyorum ama çok utanç verici ortam vardı.!

 

 

Soru: Alman alt yapısından yetişen oyuncular ile Türkiyede yetişen oyuncuların arsında farkı anlatırmısın?

 

Engin Özdemir: Türkiyede alt yapıya son yıllarda çok önem veriliyor ve üst seviyede diyebiliriz ama yinede oyuncular arasında mutlaka fark var bu da mentalite farkı. Bana göre Almanya'da yetişen gençler daha çok işlerine bağlı ve disiplinliler. Türkiye'de yetişen oyuncular için aynısını diyemem onlara sunulan imkanların karşılığını veremiyorlar iş disiplininden kopuyorlar ve zamanla gevşemeler oluyor bu da kariyerlerini olumsuz etkiliyor. Avrupa'da yetişen oyunculara hocaları bir görev verdimi onu ciddiye alıyorlar ve büyük tutkuyla yerine getirmeye çalışıyorlar. Türkiye'de yetişen oyuncularda aynı sürekliliği malesef göremiyorum.

 

 

Soru: Bu soruyu iki açıdan cevaplamanı istiyorum, bir oyuncu, iki Teknik Direktör olarak. Futbolcular hocalarından aldıkları maç önesi talimatların ne kadarını sahaya yansıtabiliyorlar?

 

Engin Özdemir: Gençlerbirliğinde oynadağım dönem orta sahada Moshe, Metin Diyadin ve Tarık ile çok uyumlu dörtlü oluşturuyorduk bazen ipleri elimize aldığımız oluyordu, tabi hadimizide biliyorduk. Her şey güven meselesi, oyuncu aynı Teknik Direktör gibi oyunu okumalı ama hiraşik yapıya zarar vermemeli. Teknik Direktörün takım üzerinde olan otorite yapısına zarar verilmemeli. Eğer iki taraf,hoca ve takım,uyum içindeyseler fazla söze gerek kalmıyor. Yine Barcelona'dan örnek vereceğim, orada bir ekol oluşmuş, oyuncular sistemi ezberlemişler herkes ne yaptığını çok iyi biliyor işte böyle düzenli uyum sağlandımı saha kenarında hocaya fazla iş düşmüyor tüm bunlar disiplinli çalışmanın neticesi.

 

Soru: Bazı uzmanlar A,B,C planlarından bahsediyorlar sen bu konuya nasıl bakıyorsun?

 

Engin Özdemir: Çok tuhaf buluyorum, yok böyle bir şey. Şayet bir maç kopmuşsa oyuncu kafasında o maçı bitirmiş ise fazla müdehale etmenin anlamı kalmıyor. Bu söylenenler ancak aynı basketbol maçlarında time out verildiğinde gerçekleşir. Futbolda uygulamanın tek yolu oyuncu değişimleri sırasında oluyor onun dışında her şey saha içinde oyuncuların o anki ruhsal halleri ve fiziksel güçlerine bakar.

 

Soru: Ortada çarpıcı bir gerçek var, Türkiye Futbol hastası ülke, büyük kulüplerin başkanları yeri geldiğinde sürekli milyonlarca taraftarlarından bahhsederler, fakat bazı rakamları ele aldığımızda bunların sade lafda kaldığını görüyoruz. Örneğin 75 milyon nüfuslu Türkiyede sade 220.000 lisanslı futbolcu var diğer yandan 2 milyon Türkün yaşadığı Almanya'da bu rakam 250.000 olarak karşımıza çıkıyor bunu nasıl açıklayabilirsin?

 

Engin Özdemir: Bunu şöyle açıklayabilirim, maddi imkanlar ve tesisler. Türkiye'de alt yapı çalışmaları büyük kulüpler bazında en yüksek seviyede fakat küçük şehirlere baktığımızda aynısını göremiyoruz. Diğer yandan Türkiye'de her isteyen genç öyle kolayca futbol takımına yazılamıyor,bir sürü prosüdürlerden geçmek zorunda kalıyor seçmeler vs. Ama burada öyle değil,sende biliyorsun şu kaldığımız 12.000 nufüslu Raunheim kasabasında 2 tane amatör futbol kulübü var ve hepsininde alt yapıları olduğunu görüyoruz. Çocuklar 5 yaşından başlıyor 18 yaşa kadar gidiyor ve her takımda ortalama 25 oyuncu var. Bu çocuklar ayda 5 avro vererek futbol eğitimi alıyorlar. Türkiye'de henüz bu sistem oluşmadı, bence nedeni çocukların düzgün sosyal hayatı yok. Belirli yaşa geldikten sonra küçük yerlerde yaşayanlar geçimlerini sağlamak için genç yaşta iş hayatına girmek zorunda kalıyorlar malum spor için boş zaman kalmıyor.

 

Soru: Modern Futbol nedir biraz tarif edermisin?

(Engin gülüyor)

 

Engin Özdemir: Aynı soruyu sana soruyorum, sence nedir? Inan bende bu sorunun cevabını arıyorum ama henüz bulamadım bazen bana modern futboldan bahsediyorlar çok gülüyorum. Kulüp olarak örnek göster dersen şahsım adına Barcelona diyebilirim ama onun dışında futbolun antikası, moderni bence yok. Eskiye nazaran biraz süratli oynanıyor. Dünya değiştiği gibi futbolda bundan nasibini alıyor ama modern futbol diye somut örnek göstermek yanlış olur çünkü yok öyle bir şey.

 

Soru:Kulüp Başkanı olsan 75 Milyon pound verip C.Ronaldo'yu satın alırmıydın?

 

Engin Özdemir: Pazarlama açısından bakarsak alırdım iki ay içinde parasını çıkarırdı. Örnekleri var R.Carlos ama Futbol ve takıma ne katkısı olur tartışılır. Mutlaka böyle oyuncuların futbol kalitesi tartışılmaz ama öte yandan takım içinde dengeleri korumak lazım.

 

Soru: Senin oynadığın dönem kazandığınız ile bu günle karşılaştırıldığında büyük fark var, sence futbolculara bu kadar büyük paralar ödemek zorundamı kulüpler ve gerçekten bunu hak ediyorlarmı?

 

Engin Özdemir: Ben Gençlerbirliğinde oynadığım zaman çok memnundum. Kazandığım para beni tatmin ediyordu diğer oynadığım kulüplerde baya zorluk çektim,demin bahsetmiştim. Büyük rakamlar kazanmıyorduk bu gün ile karşılaştırırsak evet aşırı yüksek rakamlar dönüyor. İki topa vuran 600.000 avro'dan aşa oynamıyor mutlaka bir sınır getirilmeli zamanla kulüpler bu yüksek ücretleri ödeyemez hale gelecekler, bazı futbolcular çok yüksek paralar alıyorlar.

 

 

Soru: Hangi takımı tutuğunu sormayacağım ama sen Sivaslısın ve şu an mutlaka kalbin Sivas için atıyordur diye düşünüyorum?

 

Engin Özdemir: Bir Sivaslı olarak Şampiyon olmalarını canı gönülden istiyorum,İnşallah başarırlar Bülent Hocayla temasdayım. Sivas'da kısıtlı imkanlarla Yönetim,Teknik kadro ve futbolcular çok büyük işler başardılar. Sivassporun Şampiyon olması sade yurt içinde değil yurtdışında da büyük yankı getireceğini düşünüyorum. Sivassporun Şampiyonlar Liginde oynaması Futbola renk getireceğine inanıyorum beni çok heyecanlandırıyor.

 

 

 

 

Engin Özdemir Kardeşime bu röportaj için canı gönülden Teşekkür ediyorum gerçekten çok büyük haz aldım.Uzun yıllar Türk Futboluna hizmet vermiş, inişli çıkışlı kariyeri yaşadığı olumlu ve bir o kadarda olumsuz olaylar onu genç yaşda profesyonel futboldan koparmış.

Şimdi Engin bu birikmiş tecrübelerini genç nesile aktarıyor,şahsi düşüncem genç nesil Engin Özdemirden çok şeyler öğreneceği kanısındayım bu fırsatı iyi değerlendirsinler. Engin bazılarının yaptığı gibi insan tüccarlığına girmedi, yetiştirip ve keşfettiği oyuncular ile çok yakından ilgilenerek onları özveriyle bir yerlerlere gelmesini sağlıyor.

Profesyonel hayatında yaşadıkları onun İnsanlığından hiç bir şey götürmemiş aksine ayaklarının daha sağlam yere basmasını sağlamış. Elbette verdiği hizmetin maddi bir karşılığını alıyor ama başardıkları bir o kadar fazla.Nasıl kendi işinden zevk alıyorsa aynı zevki talebelerinin ondan aldığı benim gibi dışardan bakanlar hemen farkına varıyor.

Hele bir aile varki onlar Engin Özdemire küçük oğullarının tekrar normal yaşama dönmesinde çok minetdarlar.Küçük Furkanın Babası Ferhat Tanış „Engin hocaya ne kadar teşekkür etsek az“ diyor. Furkan doğuşdan sol bacağının kasları normal gelişmemiş, uzun seneler süren fizik tedaviler furkanın kaslarının gelişmesinde pek yararlı olmamış. Furkan üç aydır engin hocanın antremanlarına katılıyor, kaslarında büyük gelişmeler olmuş ve şimdi oda diğer arkadaşları gibi normal koşuyor.

Engin hoca nasıl genç yetenek Aykurt Öztürkü keşfedip ikinci lig takımına götürdüğü gururu yaşıyorsa aynısını furkanda yaşıyor. Allah her istediğini gönlüne göre versin.......

 

 

Erdal Güngör

Werbung
Diese Seite teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: