Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

30. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Yine bir yıl başı yaklaşıyor,bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzelikte geçmesini diliyorum
happy-new-year-2009

                                                                 YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

                  ICH WÜNSCHE ALLEN EİN FROHES NEUES JAHR

                                  HAPPY NEW YEAR


Weiterlesen

I Will Survive

30. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Her güzel olan şey illa bir gün değişmelimi,neden ömür boyu kalıcı değil ?



 Üstelik benimsemiş içimizde hissediyorken,nedir bu yok etme tutkusu ?

Weiterlesen

Giovanni Trapattoni

30. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

İsmi son günlerde milli takımımızla anılmaya başladı,gelin onu biraz yakından tanıyalım.

Trapattoni

Giovanni Trapattoni 17 Mart 1939 yılında Milano'da doğdu,dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı hocaları arasında.Sade teknik direktör olarak değil oyuncu kariyeri de parlak büyük futbol dahisinin.Toplam 20 kupa kazanmış Trapattoni,profesyonel oyunculuk kariyeri 1953'den 1970 yılına kadar toplam 367 kez formasını giydiği AC Milan'da başlıyor,1970/1971 yıllarında oynadığı Varese FC' de sona eriyor.Oyunculuk yıllarında en büyük başarılarını yine Milan takımıyla kazanmış,1962 ve 1968 yılında İtalya Şampiyonu,1967'de İtalya kupası,1963 ve 1969'da Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası,1968 yılında Avrupa Kupa Galipler Kupasını kaldırdı,17 kere Milli oldu,1960 olimpiyatlarına ve 1962 Dünya kupasına katıldı signore Trapattoni.Gençken saçları sarı olduğundan İtalyanlar ona "İl Tedesco" adını takmışlar,Türkçesi Alman anlamına geliyor,Almanlarda "Trap" ismini vermişlerdi.


Trapattoni Teknik Direktörlüğe1972 yılında Milanın alt yapısında başlıyor 1974 yılında A takımının başına geçiyor.1976 yılında Juvetusa giden büyük hoca 1977'de UEFA kupasını aldı,1985/1986 sezonunda Avrupa Şampiyon kulüpler ve Süper kupayı kaldırdı, ardından Inter'e transfer oldu.Burada 1989 yılında çifte kupa sevinci yaşadı ve 1991'de de UEFA kupasını kazandı.Tekrar Juventus'a dönen Trapattoni 1993 yılında burada da UEFA kupasını kazanarak uluslararası platformda en son başarısını elde etti.1994 yılında ilk defa yurt dışına çıkan İtalyan hoca Almanya'nın FC Bayern Münih takımının başına geçti,burada sade bir yıl kalan Trapattoni tekrar ülkesine geri  döndü.Cagliari Calcio'da Teknik Direktör kariyerinde ilk defa kovulan Trapattoni 1996/1997 sezonunda Almanya'ya geri dönerek tekrar Bayern Münih'de görev aldı.İlk defa yurt dışında çalıştırdığı bir takımla üç kupa birden kaldırarak,Almanya Şampiyonu,Almanya Kupası ve Süper kupalarını kazandı.2004 yılında Portekiz'in Benfica takımınla ulaştığı Şampiyonluk Trapattoni nin CV' sinde en son başarı olarak duruyor.Ondan sonra büyük düşüşe geçerek,kariyeri 2002 yılında İtalya milli takımınla çeyrek final ve 2004 yılında Portekiz'de düzenlenen Avrupa Şampiyonasının grup maçlarında elenerek dibe vurdu.2005 VFB Stuttgart, 2006 RB Salzburg ve son olarak İrlanda milli takımını çalıştıran kurt hoca belki yakında Türk milli takımın başında görebiliriz.


"İch habe fertig" Türkçesi "ben bittim".


Kuşkusuz Trapattoni nin Almanya'da kaldığı sürede herkesin akıllarına kazılan o kelime "İch habe fertig" 1997/1998 sezonunda yaptığı aynı zaman Alman futbol tarihine geçen basın toplantısı hala futbol severler arasında hoş anıları var,videosu aşağıda;



Trapattoni aşırı duygusal bir insan,klasik Akdenizli ben Fatih Terimi hep ona benzetirim ve gördüğünüz gibi hiç farkı yok hatta fazlası var.Geçmişte Fatih hocanın da benzer basın toplantıları oldu,hatırlayın bir keresinde "ders almam,ders veririm" sözleri büyük çalkantılar oluşturmuştu boyalı medya dünyasında.Trapattoni zamanında yaptığı basın toplantısında önemli bir sözü var "biliyor musunuz biz neden böyle aptal oyuncuları almıyoruz? Çünkü onlar İtalya'nın büyük Şampiyon kulüplerine layık değiller" diyor İtalyan hoca,resmen Almanları kendi toprakları üzerinde aşağılıyor,diğer dikkate alınacak nokta ise toplantı bittikten sonra Alman gazetecilerinden alkışlanması.Ben şahsen yerli Teknik Direktör'den yanayım ama kararı benim gibi düşünen futbol severler vermeyecek.Kararı verecek olanlar ilk önce piyasada kendilerini uzman ilan eden palyaçoları memnun etmeleri gerekiyor.Kendilerinin dediği gibi "gelecek hocayı önce biz içimizde hazım etmeliyiz".Siz hazım edersiniz etmeye ama Trapattoni size tahammül eder mi orasını bilemem,şahsi görüşüm hiç sanmıyorum.İki hafta sonra "bu adamdan ancak çaycı olur" derseniz,eh o zaman elinde tepsiyle stüdyoya dalıp "çaylaaaaaaar" diye karşınıza çıkarsa hiç şaşmayın,hadi hayırlı tıraşlar.


 

 

Weiterlesen

Fena Çuvallamışım Herkesten Özür Diliyorum !!!

29. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Konu şu yazı >>> Miguel Tutuklanmış


Hangi şeytan dürttü böyle saçma bir yazıyı yazmaya bende bilmiyorum ama hiç kıvırmaya gerek yok hata BENDE tüm okuyucularımdan Özür Diliyorum !

Bir daha tekrar etmemesi için elimden geleni yapacağım fakat söz veremem,hatasız kul olmaz derler.Sağ olsun Taç Çizgisi blogun'dan Schumy beni uyardı,uzun zaman oldu belirli nedenlerden dolayı bir süre yorumları kapatmıştım,tekrar teşekkürler Schumy kardeşim.

Haber aslına bakılırsa yalan değil,ben 30 yaşında Luis Miguel Brito'yu 10 yaş küçültmüşüm.Haberin içinde bahsettiğim Lizbon'dan arkadaşlar tesadüfen olay yerinde bulunmuşlar,artık ben mi yanlış anladım bilemiyorum,fazla uzatmaya gerek yok.Konuyu detaylı araştırmadan yazarsan başıma gelenide çekeceğim,malum.Şimdi araştırdım olayın kaynağı mevcut buyurun buradan bakabilirsiniz >>> link


Yazımı silmeyeceğim,orada duracak utanç belgesi olarak hani Askeriye'de çalışmayan tankları,uçakları cezalandırırlar sonra başında nöbet tutulur,işte öyle bir şey,o yazıda yaptığım yanlışı her zaman bana hatırlatacak.Tekrar herkes den Özür diliyorum...

Erdal Güngör

Weiterlesen

Merak Etmeyin Vermeyecekler !

29. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bilindiği gibi 2016 Futbol Avrupa Şampiyonasına resmen adayız ve dün müsabakaların yapılacağı şehirler açıklandı.UEFA kriterlerine göre güvenlik nedenlerinden dolayı aynı şehirde 2 staddan fazla gösterilemiyor,bundan dolayı tff İstanbul'dan sade iki stat göstermiş,bu stat henüz inşaatı bitmemiş tt arena ve olimpiyat statı.Ne olduysa zaten bundan sonra oldu Fenerbahçe Yönetim kurulu kendi statlarının ismini göremeyince müthiş bir aşağılık kompleksine girmiş olacaklar ki resmi sitelerinden "Bu ne yaman çelişki" adlı bir bildiri yayınladılar.Bildiri öyle bir yerden dem vuruyor ki Türkiye'mizin en hassas noktalarına değiniyor.Vay efendim neden Trabzon ve Diyarbakır müsabakaların düzenleneceği şehirler arasında yokmuş.Şu noktayı anlıyorum,UEFA kupası finali oynanan Fenerbahçe stadı ve İnönü stadının aday gösterilmemesi.Bunun nedenleri UEFA kriterlerinde açıkça ortada duruyor fakat ben şöyle düşünüyorum,şayet Fenerbahçe stadı aday gösterilseydi diğer iki şehir Diyarbakır ,Trabzon dışarıda kalsaydı ve tt Arena aday gösterilmeseydi Fenerbahçe yönetimi yine aynı tepkiyi gösterecekler miydi ?

Euro 2016

Fenerbahçe yönetiminin yayımladığı bildirinin başlığı "Bu ne yaman çelişki" karşılık bende şu soruyu yöneltiyorum "Bu ne tuhaf eziklik duygusu ?" Türk sporunun 10 yıldan bu yana başına ne kadar kötülük geldiyse Fenerbahçe başında bulunan yönetiminin kendilerini kaptırdıkları aşağılık komplekslerinden gelmiştir,bilhassa Galatasaray'ın 2000 yılında kazandığı UEFA kupasından sonra bu kompleks vahim boyutlara ulaştı.O günden beri bütün pazarlama stratejilerini "Galatasaray'a nasıl bok atarım" mantığıyla yürütüyorlar ve bunu yaparken onlar için her yol mubah,gerekirse kendilerinin buyruğunda olan satılık medyayı da arkalarına alarak "BÖLÜCÜLÜK" yapıyorlar.Bu sabah gazetelerin hepsinde haritalar çizilmiş Türkiye'nin sınırları sorgulanıyor,Trabzon ve Diyarbakır'ı hedef gösterip ülkemizin iki etnik kökenli halkını kışkırtıp provoke ediyorlar.Düşünün,Galatasaray aynısı yapmış olsa neler olurdu ? Medya kendini olaya o kadar çok odaklamış ki sabahleyin ntvspor kanalında Mehmet Demirkol'u seyrediyorum,o sevmediği Hıncal Uluç'tan hiç bir farkı kalmamış.Bu sabah konu hakkında ortaya koyduğu asabi tepkisi aynı o gönül verdiği camianın başında duran mahlukların komplekslerine benziyordu,boş konuşuyorsun arkadaş.Ve boş yere ümitleniyorsunuz çünkü 2016 Futbol Avrupa Şampiyonasını İtalyanlar kimseye yar etmezler merak etmeyin.Zamanında bir polis ve taraftarın ölümleri gibi ağır olaylar yaşanmasaydı Euro2012 İtalya'da düzenlenecekti  ve belki şimdi bizim 2016 için büyük şansımız olurdu.İnşallah ben yanılırım ve UEFA 2016 Futbol Avrupa Şampiyonasını güzel Türkiye'mize verir,ah keşke yanılsam !

Weiterlesen

Son Kale

28. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



God Channell'den ne farkınız kaldı ulaaan !
Weiterlesen

Holy Boxing Day

27. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

holy boxing day

İngilizlere göre Noel'in esas kutsallığı sade Ailenin çam ağacı etrafında toplanmayla sınırlı kalmıyor diğer kutsal ibadetleri "Holy Boxing Day",tatil gününde futbol,güzel bir adet.Kelimenin bize göre anlamını şöyle anlatırsam doğru olur,diğer ülkelerde ligler tatile girmişken kendi liglerinin devam etmesi,kelimenin gerçek anlamı zaten bu.Dün kutsal maratonun ilk raundu başladı,bugün iki maç var.Pazartesi 6 müsabakayla devam ediyor,çarşamba akşamı Manchester United - Wigan Athletic maçınla sona erecek,haftaya İspanyollar bayrağı teslim alıyorlar.Türkiye'de her sene olduğu gibi bu senede yine yabancıların Noel'de tatile çıkmaları bir sürü polemik yarattı,esas tartışmaları yaratanlar medyanın içinde bulunan geri zekalılar,kızmayın canım ben bu şahıslara geri zekalı demekle hakaret etmiyorum.Lakin "Rijkaard'dan TD olmaz ancak çaycı olur" diyenler hakkında benim yazdıklarım masum bir somut tespit.


Holy Boxing Day hiçte öyle sandığım gibi geçmedi bu sene,keşke boks maçı olsaydı daha heyecanlanırdık.Kutsal günde oturdum aziz Sony Bravia karşısına,Birmingham - Chelsea ne maç ama,dalmışım hanım kolumdan dürttü."Tüm gece horladığın yetmiyor gündüzleri hiç çekemem kalk" deyince,daha yeni maçın başına oturmuştum savunmasına geçecektim bir baktım..off maçı kaçırmışız saat beş olmuş.Neyse bir buçuk saat sonra Liverpool-Wolverhampton maçı var onu kaçırmayım dedim kendimi sağlama aldım.İki esspresso bir redbull içtikten sonra geçtik maçın karşısına,bu sefer tansiyon problemi başladı,sakinleştirici almaya gerek kalmadı maç Restroil ilacından farkı yoktu....Şaka bir yana sade bendemi böyle diye kendime soruyordum bir kaç arkadaşla konuştuktan sonra onlarda farkına varmışlar.İngiltere futbolunun has özelliği kayboldu ! Dün Liverpool - Wolvs. maçı GS-İBB maçı arasında hiç farkı yoktu bana göre,bir taraf Çanakkale geçmezi oynuyor diğer taraf gol atmak için sürünüyor,gerçi bizim müsabaka daha heyecanlıydı.Geçmiş yıllarda Wolverhampton Anfield Road'a gelip 8 kişiyle defans yapacak? Sopayla kovalarlardı adamı,üç atar beş yerler hiç fark etmez delikanlı mücadele yaparlardı,şimdi gol yememek için donlarına sıçacaklar nerdeyse.Man.City'nin yeni hocası Mancini geldiği gün yaptığı ilk basın toplantısında şunları diyor "İlk önce defansı düzene getireceğiz".İngiliz futbolu 1990'li yılların sonlarına doğru yabancı oyunculardan sonra yabancı Teknik Direktörlere de kapılarını açınca,o bildiğimiz ada futbolu gün geçtikçe kendine öz olan oyun karakterinden kan kaybediyor.Şimdi ki genç Arkadaşlar bilmezler,1970/1980'li yıllarında İngiliz futbolunda müthiş bir tempo ve mücadele vardı,bu oyun tarzları onları diğer Avrupa futbol takımlarından özel kılıyordu,hepsi bitmiş.Hiç boş yere överek göklere çıkarmaya gerek yok arada saman alevi gibi bir kaç maç parlıyor,benzerini Türkiye Birinci liginde de görüyoruz.Israrla millete İngiltere futbolunu yutturmaya çalışan yayıncı kuruluşun kabza mal spikerlerinin avazı çıkarcasına bağırarak maç anlatmaları da İngiliz futbolunda düşüşü değiştirmeyecek...



Weiterlesen

Miguel Tutuklanmış

27. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Her ülkede haylaz futbolcular olur,bu gençler kazandıkları büyük paraların altında ezilirler bazen ne yapacaklarını bilmez kontrolü kaybederler ama gerçekte kontrol paradadır,onlar bunu fark etmez,ettiklerinde de iş işten geçmiştir.İşte paranın kontrolü altında kendini kaybeden bir genç yetenek daha,Luis Miguel Brito iki hafta sonra 20 yaşına girecek ama şimdiden başı büyük belada,keşke unutsaydı helada...demiri.Hiç sevmem magazin haberlerini yazmaya,fakat sabahleyin geçen sene Lizbon'da tanıştığım arkadaşlarla konuşurken mevzu açıldı.Tesadüfen olaya karışmışlar,Miguel Noellin ilk gününde bir kaç arkadaşınla Lisbonun gece hayatına dalmış,hızını alamamış sabah saat 05:00'da Seixal adlı bir diskoteğe girmek isterken kapıcılara takılıyor.Başlıyor Miguel "sen kim olduğumu biliyor musun,ben Portekiz milli takım oyuncusuyum,Valencia'da oynuyorum,param var,seni yakarım" ayaklarına ama kapıcılara bu saçma laflar sökmüyor.İçeriye alırsın,almazsın başlıyor kavga,o esnada Miguel'in arkadaş grubunun içinden bir kişi sarılıyor emanete başlıyor saydırmaya.İşte tam olayın olduğu diskoteğin çevresinden bizim arkadaşlar geçiyormuş,kurşunlarda kıl payı kafalarının üzerinden.Olay yerine gelen polis Valencia'lı Miguel'i ve arkadaşlarını tutukluyor,silahı çeken üzerine bazı şüpheler varmış,kapıcıların ifadesine göre tabancayı ateşleyen Miguel'in kendisi ama olayı arkadaşlarından biri üzerine almış.

Luís Miguel Brito

Her ne olduysa oldu,dediğim gibi bu tür magazin olaylarına pek kulak asmam fakat insanın bazen kafasına takılıyor.Daha 19 yaşında,20 olsa ne yazar bana göre hepsi çocuk ve bu veletler genç yaşlarında büyük paralar kazanarak kendilerini kuru fasulye gibi nimetten sayıyorlar.Genç yetenekleri başkalarına kaptırmak istemeyen kulüpler büyük fedakarlıklar yapıp bu haytalara çok para sayarak satın alıyorlar sonra onlarda böyle vahim olaylarla kulübün menfaatlerini ayaklar altına alıyor,kimin umurunda? Türkiye'de faklı değil,silah çeken oldu mu hiç duymadım,ilk aklıma gelen Trabzonspor'un kontratlı oyuncusu Yattara,belki TS'li yöneticiler dört gözle bekliyorlardır Yattaranın böyle olaylara karışmasını,yoksa başka türlü bu adamdan kurtulması mümkün değil.Şenol Güneş geldikten sonra Yattara büyük fedakarlık yaparak yıllık ücretini 1.1 mio. avroya düşürmüş,gözlerim doldu.Vay be adam geldi geleli toplasak 30 maç oynamadı,hele bu sezon ben onu sahalarda göremedim şimdi merhamete gelmiş yıllık alacağından düşürmüş,Şenol Güneş Trabzonspor için veli nimet,yatıp kalkıp dua etsinler yoksa Yattara onlara büyük zarar açacaktı.....Yattara hiç bir iş yapmadan yılda 1.1 mio.avro kazansın,taraftar ailesinin,çocuklarının rızkından kesip ürün satın alsın,kombine alsın,deplasman kovalasın.Yetmedi,kulüpler mutlak başarı parolalarıyla büyük borçlar altına girsinler,bu borçlardan kurtulmak için kulübün manevi değerlerini satışa çıkarsınlar,sonra biz bunlara "Kahrolsun endüstriyel Futbol" diyip karşı çıktığımızda camia düşmanı ilan edilelim,sakın Yattaralara,Miguellere bir şeyler olmasın onlar masum genç yetenekler,ne söyleyim,size müstahak !

Weiterlesen

Toprak Geri Dönüyor

26. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

toprak

Noel zamanı bazılarına tatil yapmak için büyük fırsat,güncel yaşamdan biraz uzaklaşıp kafa dinlemeye ideal.Alman Bundesliga kulübü SC Freiburg'un genç defans oyuncusu Ömer Toprak için bu dönem sıkı çalışmayla geçiyor.Haziran ayında geçirdiği trafik kazansında sağ ayağının 3. derece yanması 20 yaşında genç oyuncunun futbol kariyerini bitirme noktasına getirmişti.İki ay Thübingen'de hastanede yattı,tam 7 ameliyat geçirdi ve bu ameliyatların çoğunda cilt nakli yapıldı.Bir sene boyu yara yeri güneş ışınlarından korunmalı bunun için özel bandaj ile ayağı sarılıyor.En çok sorun yapan,sağ ayak bileğinin ağır yanıkların verdiği sebepten dolayı oynatamaz hale gelmesi oldu.Ömer geçirdiği bu sıkıntılı günlerde bir kere ümidini yitirme noktasına gelmiş.Bir gece uykusunda gördüğü kabustan uyandıktan sonra geçirdiği depresyon krizi onu futbolu bırakmaya kadar getirmiş."Annem,Babam,Arkadaşlarım,Freiburg kulübü ve Taraftarlarının bana verdikleri büyük destek ile kendimi tekrar toparladım." Ömer şimdi geleceğe ümitle bakıyor,hızla iyileşmesi,takımla tekrar antrenmanlara başlaması Freiburg Teknik Direktörü Robin Duttu da ümitlendirmiş ki 16 Ocak Hamburg'a karşı ikinci yarının ilk maçında Ömer'in tekrar kadroda olacağına inanıyor.Sakatlık süresinde okuldan uzak kalan Ömer,İspanyolca dersinde olan takıntısını düzelterek Fen Lisesi diplomasını aldı ve şimdi Üniversite okumak istiyor."Kesinlikle okumayı plan B olarak bakmıyorum,okulu futbol kariyerim yanında götüreceğim" diyor Ömer,helal olsun.


Ben Ömer Toprağın ismini Alman U19 milli takımının 2008 yılında Avrupa şampiyonu olduktan sonra duydum,sonra ikinci ligde oynarken sürekli takip ettim,Mainz ve FSV Frankfurt maçlarında canlı seyretme fırsatımda oldu.Samimi söylüyorum eğer kart pistinde olan kazayı geçirmeseydi bu sezon Bundesliga'nın flaş oyuncuları arasında ismini görecektik.Teknik kapasitesi çok yüksek nadir defans oyuncu Ömer,hatta bazı otoritelere göre Philipp Lahm'dan daha iyi,gelecekte Alman milli takımının vaz geçilmeyen oyuncuları olacağından bahsediyorlar,şayet eski formuna tekrar kavuşursa.Ömer toparlandıktan sonra ne yapıp edip Türk Milli takımına kazandırılması gerekiyor,gelir oynarmı ayrı konu ama duyduğuma göre bu sakatlık süresinde Türk milli takımı tarafından kimse arayıp sormamış,yazık.İnşallah çabuk iyileşir,belki bir gün Galatasaray'da oynar. ;)

Weiterlesen

Ünlüler ve Tuttukları Takımlar

26. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

·  Arsenal: Osama bin Laden, John Lydon (Sex Pistols)

·  Aston Villa: Prinz William

·  Birmingham City: Jeff Lynne, Bev Bevan (ELO)

·  Blackburn Rovers: Jack Straw (Labour)

·  Bradford City: Smokie

·  Brentford: Rod Stewart, Sarah Cracknell

·  Cambridge United: Jamie Oliver

·  Cardiff City: Neil Kinnock (Labour)

·  Cheltenham Town: Steve Winwood, Britney Spears

·  Coventry City: Eddie Jordan

·  Everton: Michael Owen, Robbie Fowler

·  Fulham: Johannes Paul II.

·  Grimsby: Henry Kissinger

Henry-kissinger-35-0708a

·  Hartlepool: Meat Loaf

meat-loaf

·  Huddersfield Town: Patrick Stewart(Kaptan Picard)

patrick-stewart-as-picard1

·  Ipswich Town: Keith Deller (Darts), Nick Kershaw

·  Kidderminster Harriers: Robert Plant

·  Leeds United: Mel B, Colin Montgomery

·  Leicester City: Engelbert Humperdinck

·  Leyton Orient: ABBA

abba

 

·  Liverpool FC: Mike Myers, Elvis Costello, Campino

·  Manchester City: Rick Wakeman, Liam & Noel Gallagher

·  Manchester United:Bertie Aherne (İrlanda Başbakanı)

·  Mansfield Town: Daley Thompson

·  Newcastle United: Tony Blair

·  Norwich City: Sophie Ellis-Baxter

·  Oxford United: Thom Yorke (Radiohead)

·  Queens Park Rangers: Glen Matlock (Sex Pistols), Mick Jones (The Clash)

·  Reading: Kate Winslett, Andrew Lloyd Webber

·  Sheffield United: Rick Allen (Def Leppard)

·  Sheffield Wednesday: Prince Nassem Hamed (eski Boks dünya şampiyonu)

·  Southend United: Alison Moyet

·  Sunderland: Peter O´Toole

·  Tottenham Hotspur: Salman Rushdie

·  Watford: Elton John,(bir zamanlar Başkanlığını yapmıştı)

·  West Ham United: Martin Brundle (Formel 1)

·  Wigan Athletic: Richard Ashcroft (The Verve), Michail Gorbatschow


Weiterlesen
1 2 3 4 5 > >>