1 Ekim 1905 GalataSaray
Bir avuç gencin kurduğu hayal gerçekleşti, büyüdü milyonlarca insanın tutkusu oldu.
107. yaş günün kutlu olsun GALATASARAY, nice zafer dolu yıllara….
SAKIN !
Paranın satın alamadığı birçok şey var, kendinizi fazla kaptırmayın...!
Melo Kudurtur
Galatasaray’ımızın bu sezon yeni transfer ettiği Brezilyalısı Felipe Melo sempatik hareketleri ve Türkiye sahalarında ender rastlanan kendine öz gol sevinciyle Galatasaray taraftarının beğenisini topladı. Üstün bir oyun zekâsına sahip Felipe Melo sade sahada oyunu okuyup yönlendirmekle yetinmiyor, tribünleri de maçın içine alıyor! Geçen sene doğu tribünde bir pankart asılıydı üstünde “Taraftarınla Birlikte Savaş” yazıyordu. Yeni sezonda aynı o pankartın üzerinde yazdığı gibi Taraftarınla Birlikte Savaşan bir takım oluşturuldu. Henüz beklenen seviyede değil malum, ama her maç üstüne koyacaklarına yönelik umut ışığı verdiler.
Bu durum bazı medya bozuntularını rahatsız etmeye başladı, şimdide Felipe Melonun gol attıktan sonra pitbull taklidine taktılar. Her fırsatta futbolun insanları eğlendirme amaçlı bir şov olduğunu dile getirenler ne hikmetse ağız değiştirerek bu tarz hareketlerin futbol sahalarında yeri olmadığını söylüyorlar. Melonun kendine öz gol sevinci tribünlerin hoşuna gidiyor Galatasaray taraftarını eğlendiriyorsa gerisi de teferruat. Rahatsız olan varsa bakmasın kimse sizi Galatasaray maçlarını izlemeye zorlamıyor. Ne bekliyorsunuz, yanlış anons yaptırıp timsah yürüyüşüne mi geçelim?
Yeri gelmişken Aslantepe stadına ulaşım sorunlarına değinmek istiyorum. İstediğiniz kadar işleri yavaştan alın, sallayın asla Taraftarı yıldıramazsınız! Galatasaray öyle büyük Taraftara sahip ki bu çileleri geçmişte çok çekti. Hatırlayın, 2006/2007 sezonunda üç maçlık Şampiyonlar Ligi kombinesi satın alıp olimpiyat stadına gittiler. İlk maça birçok insan yoğun trafik yüzünden giremedi orucunu yollarda açtı. Hatta İzmir’den o maç için yola çıkan Arkadaşlarımız kaza yaptı canını verdi. Onca eziyete rağmen her şeyi göz önüne alarak ikinci müsabakada da tribünler doldu. O yüzden hiç boşuna uğraşmayın, yolları yapmasanız da olur bilet fiyatlarını makul ölçüye indirin yeter, bakın stat nasıl dolup taşacak!
27.08.2008 ! Sorma Neden...
Neden, derler iyiler çok yaşamaz?
Gizlemsem hiç fayda etmez, söylesem de daha beter.
Sorma neden….
Burn-Out
Çağımızın yeni sendromu Türkçesi “tükenmek, yıpranmak” anlamına geliyor. Schalke04 eski hocası Rangnick istifası bu yüzdenmiş Burn-Out.

Türk futbolu da önümüzdeki seneler bu sendromla boğuşacağı kesin. Sırf birilerinin kara cüzdanını kurtarma amaçlı değiştirilen lig statüsü birkaç hafta sonra kulüplerin takım kurmakta zorlanacakları kaçınılmaz olacak. İstedikleri kadar teknolojinin tıpın tüm imkânlarını sonuna kadar zorlasalar dahi sezon ortasına varmadan oyuncularda yıpranma belirtileri kendini gösterecek ve önümüzdeki sezonun sonuna kadar sürecek. Üstelik birde Avrupa şampiyonası var.
TFF aldığı bu saçma kararla Türk futbolunda kendi eliyle Burn-Out sendromu yaratmıştır. Profesyonel futbol öyle sanıldığı gibi kolay meslek değil. Evet, oyuncular milyonları götürüyor da neticede ekmek paralarını vücutlarınla kazanıyorlar. Futbol tamamen mental ve fizik güce dayalı spor, günde belirli süre idman yapabilirsiniz, en fazla 90 dakikayı geçmeme şartıyla. Çoğu kulüpler oyuncuları tesislerde 8 saat durmasını şart koşar ama bu tüm gün sahada durmadan koşup top oynadıkları anlamına gelmez. Bazen hiç antrenman yapılmaz gün boyu taktik ders verilir ya da rehabilitasyon programları uygulanır öğlen uykuları, masajlar vb.
Belli bir maç ritmi vardır ve oyuncular her şeyden önce mental olarak bu yönde hazırlanırlar. Maç trafiği yoğun olan İngiltere’de bile fikstür Türkiye gibi sıkışık değil. Ki onlar yarım asırdan fazla bunu uyguluyor ve İngiltere istisna. Diğer Avrupa ülkelerinde bu yok, hele Türkiye’de şimdiye kadar hiç görülmedi. O yüzden sakın kalkıp kimse oralardan örnek vermesin, aksini iddia edenle de zaten futbol tartışmak zaman kaybıdır.
İdman programlarını geçtim, Türkiye’de bu yoğun maç trafiği takımları bir sonraki karşılaşacakları rakibe hazırlanma fırsatı tanımıyor. Hocalar her müsabaka öncesi kumar oynar gibi takım kurmaya zorlanıyorlar. Zaten bu gidişle birkaç hafta sonra sahaya sürecek oyuncularda kalmayacak.
Futbolu sıradan sanayi sananların umurunda değil onlar decoder satma peşindeler. Geçen gün bir şey duydum, güya yayıncı kuruluş play-off için ekstra ücret talep edecekmiş. Biraz araştırdım ve yazdıklarım sade Almanya için geçerli! Şayet olurda yayıncı kuruluş ekstra ücret talep ederse derhal çıkış verip üstüne de tazminat davası açma hakkına sahipsiniz. Çünkü bu uygulama kontratın tüm maddelerini ihlal ediyor! Yayıncı kuruluş abonelerinle yaptığı anlaşmada belirlediği fiyatın dışına çıkmadan tüm müsabakaları kesintisiz vermek zorunda, buna play-off dâhil! Dediğim gibi yazdıklarım sade Alman kanunlarına göre geçerli. Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinde değişik olabilir araştırmalısınız. Şükür ben bu dertten kurtuldum, darısı sizin başınıza.
Zaman Makinesi
Malzeme kalmayınca zaman makinesine atlayıp raflarda tozlanmış eski romanları ekranlara tasarlayanlara ufak hatırlatma. Toplumun geneli balık hafızalı olabilir ama benim gibi saman kafalıları yabana atmayın.
Bu hangi dizi olabilir?
Everybody Hurts
REM dağıldı...it hurts
Çılgınlık
Dün İtalya’da futbol yayın hakları ihalesinde anlaşmaya varıldı, yıllığı 829 milyon avro süresi üç sene 2012-2015.link
Bu çılgınlık! Seri A, Bundesliga, Premiere League, La Liga hiçbiri bu büyük paralara değmez hele Türkiye ligi hiç. Tamam, kabul güzel futbol oynanıyor takımlar yıldızlarla dolu da yinede etmez arkadaşlar.
Şu anlama geliyor, üç seneliğine 2,5 milyar avro yatırım yapanlar bu parayı ikiye katlamadan doymayacaklar. İtalyan futbolseverler üç yıl boyu 5 milyar avro zalimlerin kasalarına girene kadar sömürülecekler. Zaten kazanç yapmasalar onca para verip yatırım yapmazlar kimse yuvarlak meşinin güzel görüntüsüne para harcamıyor. Sakın böyle saçmalıklara inanmayın, yok efendim futbolun sporun, kulüplerin kalkınması için veriliyor muşta, geçiniz yemezler.
Yinede İtalya’da etik değerlere azda olsa önem verenler var. Geçen sezon yeniden hortlayan bahis skandalı yayıncı kuruluşu harekete geçirdi ve futbol federasyonu ağır dille uyarıldı. İtalyan futbolunda yıllarca sık rastlanan çirkin olaylar durdurulamaz ve suçlular ağır cezalara çarptırılmaz ise tüm paraları keseceklerini vurguladılar. Bizde tam tersi oldu, marka değeri var ya.
Bir zamanlar insanları kutsal inançları üzerinden sömürdüler sonra siyasi görüşleri yüzünden. Çağımızın morfini futbol ve terör!
I Don’t Believe
Ufocuların bir sloganı var “I Want to Believe” Türkçesi inanmak istiyorum.

Ben bu sloganı biraz değiştirdim “inanmıyorum!” Yanlış anlaşılmasın Türk futbolundan bahsediyorum. Sorsanız neye daha çok inandığımı ufolar ya da Türk futbolunun samimiyeti? Açıkçası uzayda hayat olasılığı daha ağır basıyor. Geçtiğimiz hafta tribünlere bakarsak Türk futbolunun samimiyetine inanların sayısında da muazzam düşüş var. Ve önümüzdeki günlerde daha da azalacağı kesin gibi gözüküyor. Samsun Spor taraftar grubu Şirinler kendilerini fesih ettiler. Kral çıplak demek suç, şike yapmak serbest sus kimse duymasın.
Kutuyu iptal ettiğimden maçları internette ya da kahvede bakıyorum. Dün bir ara ayaküstü uğradım mekâna. Antep-FB maçının ikinci yarısıydı, hakem öyle bir penaltı çaldı ki hani evlere şenlik derler ya, işte öyle bir şey. Tamam, insanlık hali futbol müsabakaları içinde böyle hatalar olur ama şu son iki ay sürede yaşananlardan sonra maç içinde oluşan doğal hatalar insanları daha da çok karamsarlığa itecek. Merak ediyorum, bize Laurel-Hardy benzetmesi yapan Antep başkanı maçın ardından yaygara kopardı mı? Koparsa bile kimse inanmaz çünkü o ruhunu para karşılığı şeytana sattı kaybedilen üç puanın ne önemi var ki. Utanmadan birde aldıkları galibiyete sevinenler var, sanki hiçbir şey olmamış. Sahtekârlık meşrulaştı güzel ve yalnız ülkemde. Ne yazık ki Türkiye gittikçe dünyadan kopuyor. Dorukhan Acar ve Mete İkiz Avusturya’da yayınlanan ballesterer dergisiyle yaptıkları söyleşide Türk futbolunun içinde bulunduğu şu anki ortamı çok net şekilde dile getirmişler. >>> link
Dün içimden “keşke ikinci lige düşseydik de bu pis ortamın içinde olmasaydık” dedim. Ya da “tamam beyler sizin suçunuz yok hepsini biz üstleniyoruz” deseydik, en alt amatör kümeye indirselerdi. Onurumuz şerefimiz için mücadele etseydik. Zaten şu saatten sonra mücadele edecek başka değerler kalmadı.
Başarılar gelir geçer
Asaletin bize yeter....
Tupac Amaru Shakur 13 Eylül 1996
Lanet Eylül kimler alıp götürmedi ki. Tupac Amaru Shakur, gelmiş geçmiş dünyanın en büyük Rapcisi. Sattığı albüm sayısı dünya çapında 120 milyon. 13 Eylül 1996 günü faili meçhul cinayetin kurbanı oldu, henüz 25 yaşındaydı.
REST IN PEACE..
No one in the world loves me
I'm headed for danger, don't trust strangers
Put one in the chamber whenever I'm feelin this anger
Don't wanna make excuses, cause this is how it is
What's the use unless we're shootin no one notices the youth
It's just me against the world.....