Burn-Out
23. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör
Çağımızın yeni sendromu Türkçesi “tükenmek, yıpranmak” anlamına geliyor. Schalke04 eski hocası Rangnick istifası bu yüzdenmiş Burn-Out.

Türk futbolu da önümüzdeki seneler bu sendromla boğuşacağı kesin. Sırf birilerinin kara cüzdanını kurtarma amaçlı değiştirilen lig statüsü birkaç hafta sonra kulüplerin takım kurmakta zorlanacakları kaçınılmaz olacak. İstedikleri kadar teknolojinin tıpın tüm imkânlarını sonuna kadar zorlasalar dahi sezon ortasına varmadan oyuncularda yıpranma belirtileri kendini gösterecek ve önümüzdeki sezonun sonuna kadar sürecek. Üstelik birde Avrupa şampiyonası var.
TFF aldığı bu saçma kararla Türk futbolunda kendi eliyle Burn-Out sendromu yaratmıştır. Profesyonel futbol öyle sanıldığı gibi kolay meslek değil. Evet, oyuncular milyonları götürüyor da neticede ekmek paralarını vücutlarınla kazanıyorlar. Futbol tamamen mental ve fizik güce dayalı spor, günde belirli süre idman yapabilirsiniz, en fazla 90 dakikayı geçmeme şartıyla. Çoğu kulüpler oyuncuları tesislerde 8 saat durmasını şart koşar ama bu tüm gün sahada durmadan koşup top oynadıkları anlamına gelmez. Bazen hiç antrenman yapılmaz gün boyu taktik ders verilir ya da rehabilitasyon programları uygulanır öğlen uykuları, masajlar vb.
Belli bir maç ritmi vardır ve oyuncular her şeyden önce mental olarak bu yönde hazırlanırlar. Maç trafiği yoğun olan İngiltere’de bile fikstür Türkiye gibi sıkışık değil. Ki onlar yarım asırdan fazla bunu uyguluyor ve İngiltere istisna. Diğer Avrupa ülkelerinde bu yok, hele Türkiye’de şimdiye kadar hiç görülmedi. O yüzden sakın kalkıp kimse oralardan örnek vermesin, aksini iddia edenle de zaten futbol tartışmak zaman kaybıdır.
İdman programlarını geçtim, Türkiye’de bu yoğun maç trafiği takımları bir sonraki karşılaşacakları rakibe hazırlanma fırsatı tanımıyor. Hocalar her müsabaka öncesi kumar oynar gibi takım kurmaya zorlanıyorlar. Zaten bu gidişle birkaç hafta sonra sahaya sürecek oyuncularda kalmayacak.
Futbolu sıradan sanayi sananların umurunda değil onlar decoder satma peşindeler. Geçen gün bir şey duydum, güya yayıncı kuruluş play-off için ekstra ücret talep edecekmiş. Biraz araştırdım ve yazdıklarım sade Almanya için geçerli! Şayet olurda yayıncı kuruluş ekstra ücret talep ederse derhal çıkış verip üstüne de tazminat davası açma hakkına sahipsiniz. Çünkü bu uygulama kontratın tüm maddelerini ihlal ediyor! Yayıncı kuruluş abonelerinle yaptığı anlaşmada belirlediği fiyatın dışına çıkmadan tüm müsabakaları kesintisiz vermek zorunda, buna play-off dâhil! Dediğim gibi yazdıklarım sade Alman kanunlarına göre geçerli. Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinde değişik olabilir araştırmalısınız. Şükür ben bu dertten kurtuldum, darısı sizin başınıza.
Newsletter
Gib Deine E-Mail-Adresse ein, um bei zukünftigen Artikeln benachrichtigt zu werden.
Seiten
- 20 Milyon Taraftar
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Akdenizde Serenat#2 "Hasta Siempre" Röportajı
- Album - bilder
- Album - erdal
- Album - resimler
- Alpaslan'a Mektuplar; Röportaj Mahir Şanlı
- Atasporlarımız
- Brigate Autonome Livornesi
- Burası Napoli Değil !
- Commando Ultra Curva Sud
- Congratulations You Have Just Met The ICF
- Enzo Busiello Ultras Napoli
- FC Basel'den meşaleye yeşil ışık !
- Futbol, Bahis, Şike, Kara Para
- Futbolun pazarlanmadık nesi kaldı ?
- Futbol yorumcuları
- Her lanet olası pazar
- Holigan
- La Doce 12. Adam
- Manifesto de gli ULTRAS
- Manolo
- Modern Futbola karşı kollektif direniş = ULTRAS
- Münferit, Bir Ultras Romanı
- Ne Çözümü ?
- Röportaj: Engin Özdemir
- Royal Shrovetide Football
- TARAFTAR ?
- Tribünde başlayan savaş
- Tribünler Özgürdür
- Ultralar, Dün ve Bugün
- Ultras Cosa Nostra Lyon,R.I.P. Alpaslan Dikmen
- Ultras Manifesto
- Ultras = Radikal Aşk....
- ULTRAS TARİHİ
Kategorien