Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

İngiltere Premier League Batıyor mu?

27. Februar 2026 , Geschrieben von Erdal Güngör

Premier League, bilindiği gibi dünyanın en güçlü futbol ligi ve bireysel kalite nedeniyle futbol diğer liglerden daha hızlı oynanıyor. İngiliz kulüplerinin yeni oyuncular için ödediği transfer ücretleri her yıl katlayarak artmakta. Uluslararası karşılaştırmada, Premier League diğer ilk 5 ligi çoktan geride bıraktı. Birkaç İngiliz olmayan üst düzey kulüp hariç, dünyanın en iyi futbolcuları giderek EPL ilk tercihleri oluyor. Nick Woltemade (75 milyon euro) ve Florian Wirtz (150 milyon euro) geçmişte olduğu gibi Bayern Münih’e değil, rekor transfer ücretlerine Premier League'e transfer oldu. Ancak şimdi bir araştırma ortalığı karıştırdı, çünkü İngiliz kulüplerinin çoğu giderek daha fazla zarar ettiğini ortaya çıkardı.

 

            Bu durum uzun vadede nasıl bir sonuç ortaya çıkarır?

 

Premier League büyük bir çöküşle karşı karşıya kalabilir. Güncel rakamlara bir göz atarsak, Avrupa çapında bir karşılaştırma yapıldığında, EPL yıllardır diğer ilk 5 ligden çok daha fazla transfer harcaması yapıyor. Son 5 yılda İngiliz ligi, Fransa Ligue 1, Bundesliga ve La Liga’ya karşı transfer artışı kaydederken, inanılmaz bir şekilde 7,1 milyar euro transfer açığı verdi. Sadece İtalya Serie A son beş sezonda aynı şekilde bir açık vermiştir. İtalya'daki kulüpler, gelirlerinden 564 milyon euro daha fazla harcama yaptılar.

Werbung
                                                  İngiltere Premier League Batıyor mu?

Ancak Premier League 7 milyar eurodan fazla gelirine kıyasla bu rakamlar önemsiz kalıyor. İngiltere'deki kulüplerin bu kadar etkin olmaları tesadüf değil, toplam gelirleri sürekli artıyor. 2023 yılına ait son kamuya açık rakamlara göre Premier Leagueg, yıllık 7,1 milyar euro ile toplam gelirlerde en önde yer alıyor. Onu 3,65 milyar euro ile La Liga ve 3,62 milyar euro ile Bundesliga izliyor. Yani İngiliz takımları, İspanya ve Almanya'daki rakiplerinden neredeyse iki kat daha fazla para kazanıyor.

 

Peki Premier League nasıl bu kadar zengin oldu?

 

Cevap, dışardan yatırımcılar sayesinde.

 

2003 yılında Roman Abramovic, Chelsea FC'yi satın aldı. 2005 yılında Glazer ailesi Manchester United'ı devraldı. 2008 yılında Abu Dabi'nin kraliyet ailesi Manchester City'ye ortak oldu ve 2010 yılında Fenway Sports Group, Liverpool FC'yi satın aldı. 2025/26 sezonundaki 20 Premier League kulübüne bakıldığında her bir kulübün yabancı yatırımcıların elinde olduğu göze çarpıyor. Özellikle 2021 yılında Suudi Arabistan Devlet Fonu'nun Newcastle United'ı satın alması büyük yankı uyandırdı. Günümüzde yeterli paraya sahipseniz, hobilerinize yenisini katmak istiyorsanız bir Premier League kulübü satın alabilirsiniz. Sadece sabıka kaydınız olmamalı ve 2023'ten itibaren insan hakları ihlali de yapmamış olmalısınız. Bu değişiklik, Suudi Arabistan'ın Newcastle'ı satın almasının ardından eklendi (önce 81 kişinin idam edilmesini beklediler). Yeni paranın gelmesiyle birlikte giderek daha fazla yıldız oyuncu İngiltere'ye transfer olmaya başladı.

 

İngiltere’de futbol giderek daha kaliteli hale geliyor, kulüpler arasındaki rekabet giderek artıyor. Diğer beş büyük liglerle karşılaştırırsak, Fransa ve Almanya’da şampiyonluğu her zaman Paris Saint-Germain veya FC Bayern'in domine ederken, ya da İspanya’da Real Madrid ve FC Barcelona'nın genellikle şampiyonluğu aralarında paylaştığı yerde futbol kalitesi düşüyor. İngiltere’nin önde olmasının altında yatan sebepleri için kısa bir geriye dönüp bakalım. Eski Premier League CEO'su Richard Scadamore, 90'ların sonunda ulusal pazarlamanın yanı sıra uluslararası pazarlamanın da önemli olduğunu çok önceden fark etti. Bu nedenle, erken bir aşamada ABD ve Uzak Doğu'da uluslararası turlar düzenledi. Bugün bu, diğer dört üst ligde de yaygın bir uygulama haline geldi. Ancak Premier League markası diğerlerinden çok önde.

 

Yurtiçi rekabet konusunda şunu açıklığa kavuşturmakta fayda var. UEFA’nın bu dört lige (Almanya-İtalya-İspanya-İngiltere) tanıdığı takım katılım sayısı (lig başı 4 takım) büyük rol oynuyor. Almanya’dan örnek verirsem, Bayern Münih 14 kez aralıksız şampiyon oldu. Geçmişte bu büyük tartışma konusu olurdu şimdi kimse umursamıyor nasıl olsa ilk dört sırayı alan ŞL’ne gidiyor ve şampiyon olan takımla aynı parayı alıyorlar. Bu durum sade Almanya değil İtalya, İspanya ve Fransa’yı da rekabet açısından etkiliyor. İngiltere’de rekabetin yüksek seviyede sürmesi ilk başta ülkenin köklü futbol ve tribün kültürü sahip olması dışında kulüplere eşit ödenen yüksek yayın gelirlerinden kaynaklanıyor. Aslında bunun çözümü benim açımdan basit. 55 ülkenin üye olduğu UEFA sade belirli elemeler aşamasından sonra aynı şimdiki gibi 32 ülke şampiyonundan gerçek Şampiyonlar Ligi oluşturabilir ve böylece yurtiçi rekabetin artması sağlanır diye düşünüyorum.

 

 

 

Gelin yurtdışı pazarlamadan ortaya çıkan rakamlara bir bakalım. Premier League, ulusal pazarlama için 1,95 milyar, uluslararası pazarlama için 2,3 milyar dolar gelir elde ediyor. Buna karşılık Alman Bundesliga aldığı 200 milyon dolar gülünç bir rakam. La Liga 835 milyon, Serie A 205 milyon ve Fransa Ligue 1 ise sadece 130 milyon dolar gelir elde ediyor. Tabii ki, İngilizcenin dünya dili olması Premier League'in pazarlanmasının kolay olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca, Premier League'de TV gelirleri diğer liglere göre kulüpler arasında daha adil bir şekilde dağılıyor. Gelirlerin %50'si tüm kulüplere eşit veriliyor. Yüzde %25'i ise performans ve canlı TV'de gösterilen maçlara göre, yani Facility Fee ücreti olarak dağıtılıyor. Bu düzenleme sayesinde İngiltere'deki küçük kulüpler bile gerçek anlamda yüksek maaşlar ödeyebiliyor ve transfer piyasasında çok para harcayabiliyorlar. Buna küçük bir örnek vereyim, FC Bayern geçen sezon Almanya'da 97 milyon euro ile tüm televizyon gelirlerinin en yüksek payını aldı. İngiltere'de son sırada yer alan FC Southampton ise 127 milyon euro harcadı. Dolayısıyla, Premier League'in ekonomik hakimiyetinin yıkılmaz olduğu gözler önünde.

 

Ancak tam da bu noktada ilk şüpheler oluşmaya başladı. İngiltere Premier Legue’i büyük bir çöküşle karşı kaşıya mı? BDOS Annual Servy of Football Finance Directors raporu, İngiliz futbolundaki patlamanın beraberinde getirdiği tehlikeleri ve riskleri net şekilde ortaya koyuyor. Çalışma, İngiltere'nin en üst dört ligindeki tüm kulüplerin finansal gelişimini ayrıntılı olarak ele alıyor. Premier League, 2025/26 sezonunda transfer rekorunu kırdı ve yeni oyuncular için 4 milyar eurodan fazla harcadı. Bu durum elbette maaş bütçesine de yansıyor ve giderek tamamen çığırından çıkar hale geldi. Çünkü 2024 itibariyle Premier League'deki kulüplerin gelirlerinin ortalama %67'si oyuncu maaşlarına harcandı. Championship'te bu oran %93'e bile ulaştı. Karşılaştırıldığında Bundesliga'da 2023/2024 sezonu bu oran %34,9 idi. Yani Premier League'e kıyasla neredeyse yarısı kadar. Buna ek olarak, yapılan ankete katılan İngiliz kulüplerinin %60'ı finansal durumlarının sadece “iyi” olduğunu, yani daha iyi olabileceğini belirtti. Bunların %28'i endişeli olduklarını ve dikkatli bir şekilde yönetmek zorunda olduklarını söylüyor. Sadece %12'si kendilerini ekonomik olarak çok sağlıklı görüyor.

 

Premier League'de ekonomik durumunu tamamen olumlu olarak değerlendiren tek bir kulüp bile yok. Kulüplerin ortalama olarak yaklaşık (vergi dahil) 4,2 milyon euro zarar ediyor, ikinci ligdeki kulüplerde zarar yaklaşık 15 milyon euro. Bu rakamlar endişe verici ayrıca görünüm de olumsuz, çünkü tüm İngiliz kulüplerinin %90'ı 2025 yılı için vergi öncesi zarar bekliyor. Oyuncu satışlarından elde edilecek potansiyel gelirler bu hesaplamaya dahil edilmiş. Ayrıca, on kulüpten dokuzu borçların katlanarak artması nedeniyle gelecekte yatırımcıların gelirlerine bağımlı olacaklarını belirttiler. Premier League'de on kulübün altısı ve tüm kulüplerin yarısından fazlası, daha doğrusu %52'si artık ABD'li sahiplerin elinde. ABD'li yatırımcılar için futbol tamamen bir yatırım, onlarda Avrupa'daki gibi gerçek bir futbol kültürü yok. Dolayısıyla, yatırım girişimcilerin bakış açısından kârlı olmazsa, sahipler ve hissedarlar İngiliz projelerine olan ilgilerini hızla kaybedebilirler. Zengin ve yoksul arasındaki uçurum da sürekli artıyor. Premier League ve Championship'te üst sıralarda yer alan kulüpler ile alt sıralarda yer alan kulüpler arasındaki fark giderek büyüyor.

 

Raporda, Premier League'e yükselen takımların son 30 yılda zamanla ortalama olarak giderek daha az puan topladıkları ortaya çıkıyor. Öte yandan, küme düşen takımlar için ise tam tersi geçerli. Finansal imkanları sayesinde, Championship'te giderek daha fazla puan topluyorlar. Bu şaşırtıcı değil, çünkü Championship kulüpleri yükseldiğinde ortalama 150 milyon eurodan fazla gelir elde etmekte. İngiliz kulüpleri, zararlarını telafi etmek için dış yatırımcılardan para almaya ihtiyacı var. Ayrıca, sürdürülebilirlik kurallarına uymak için PSR (Squad Cost Ratio) kurallarına da uymak zorundalar. Premier League'de şu anda PSR kurallarının sertleştirilmesi gerekip gerekmediği tartışılıyor, gelire bağlı yüzde bazında bir harcama sınırı getirilmesi gündemde. Görüldüğü gibi, genel olarak bakıldığında bu durum oldukça kırılgan bir yapı. Yıllar önce İspanya La Liga da benzer bir durumla karşı karşıya kalındı ve daha sıkı kurallar getirildi. Sonuç, finansal konsolidasyon ve aynı zamanda sportif düşüş olmuştu.

 

  İngiltere şimdi İspanya ile benzer bir gelişmeyle karşı karşıya mı?

 

Futbol dünyası ekonomik olarak sonsuza kadar büyümeye devam edecek mi, yoksa bir gün küçülme ya da hatta büyük bir çöküş yaşayacak mıyız? Şu anda İngiliz kulüplerine olan ilgi hala çok büyük. Kulüplerin yaklaşık üçte ikisi, son 12 ay içinde yatırımcıların kendileriyle iletişime geçtiğini belirtiyor. Uzmanlar ise bu konuda kararsız bir sonuca varıyor. Bazı açılardan, İngiliz profesyonel futbolunun çok iyi durumda olduğunu düşünenler var. Premier League'de rekor gelirler elde ediliyor ve yatırımcıların ilgisi büyük, ancak her şey görüldüğü gibi toz pembe değil, yüzeyin altında bir kaynama var. Kulüpler, yüksek maaş maliyetleri ve toplam gelire kıyasla artan borçları nedeniyle büyük mali baskı altında, sürekli artan transfer ücretleri bu trendin gerçek yüzünü saklıyor. Diğer sektörlerde benzer yüksek maliyetler, sürekli zararlar ve kredi alımının bir araya gelmesi çoktan alarm zillerini çaldırırdı.

 

Sonuç olarak, bu çalışmanın İngiliz profesyonel liginin durumunu özetlediğini belirtmek gerekir. Yani, Premier League'e odaklanılmış olsa da bu durum sadece Premier League'i etkilemiyor. Avrupa’nın diğer dört büyük liglerine bakarsak Almanya hariç durum her halükârda endişe verici.

 

Gelelim can alıcı soruya, Premier League yakında finansal olarak çöker mi?  Yoksa büyük ekonomik ve sportif hakimiyetinden dolayı diğer üst ligleri geride mi bıraktı?

 

©ErdalGüngör

Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: