Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Kim Büyük ?

28. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Büyüklük nasıl ölçülür? Soruya,herkesin değişikte olsa kendi düşünceleri doğrultusunda mutlaka cevabı vardır,peki futbolda büyüklük ne anlama gelir? Futbolun içinde Büyüklük kimilerine göre gönül verdiği takımın kazandığı kupalar,mal varlıkları ya da yurt dışından satın aldığı yıldız futbolculardır.Kimileri içinde kulüplerinin tarihleri,renkleri,camialarının büyük kitleleri peşinden koştuğu ile gurur duyar.Kimileride Şampiyonlukları,kupaları önemsemez,yıllardır alt kümelerde hayallerini kurdukları takımlarını en üst ligde görmek onlara büyük mutluluk yaşatır.Medya sayesinde yıldız futbolcu yapılanların yerine geçmişte Asil duruşları,takımlarının kutsal formları için sergiledikleri mücadele veren futbolcular ile özdeşleşirler.Nihat Bekdik,Zeki Rıza Sporel,Hakkı Yeten(Baba Hakkı),Metin Oktay,Lefter Küçükandonyadis,Vedat Okyar,Fatih Terim  ya da Mehmet Kılıçlar,Sedat Özden(Sedat 3),Ali Kemal Denizci.Saydıklarımın çoğunu seyretme fırsatı bulamadık ama hepsi kendi taraftarları için en büyüktür.Yaşımdan dolayı Fatihi,Vedatı,Sedatı,Ali Kemali hatırlıyorum ama bir Nihat Bekdiki  ve Metin Oktayı seyredemedim ona yanarım.Kimi transfer ederlerse etsinler kalbime kazıdığım bu ikilin yerini kimse alamaz çünkü ben Galatasaraylıyım.Benzeri diğer kulüplere gönül vermiş arkadaşlarımız için geçerli,Fenerbahçelilerin Sporel ve Lefterleri vardır,Beşiktaşlıların Baba Hakkıları,Vedatları.Bursasporluların Sedatları büyüktür,Eskişehirlilerin efsaneleri Mehmet Kılıçlar,Trabzonlular Ali Kemali asla unutmayacaklardır.


Geçtiğimiz salı günü dünya futboluna mal olmuş büyük bir futbolcunun ölüm yıldönümü vardı.Bahsi geçen kişi 23 Şubat 2000 yılında 85 yaşında dünyaya gözlerini yuman Stanley Matthews.Futbolun alfabesini A'dan Z'ye kadar ezbere bilenler M harfine baktıklarında mutlaka bu ismi en üstte göreceklerdir.Dünya'da Stanley Matthews'u sahalarda oynarken seyredenler çok az kişi vardır,olanlarda ilerlemiş yaşlarının ortaya çıkardığı engellerden dolayı hatırlamıyorlardır belki.Fakat yinede "Sir Stan" futbola candan gönül verenler için en büyüğüdür.Matthews ne dünya kupasını kaldırdı,nede Avrupa Şampiyonu oldu.Kulübünle şampiyonlukta yaşamadı Sir Stan,Avrupa kupası kaldırmadığı gibi.Matthews'un kariyeri boyu en büyük başarısı Stoke City ile birinci lige çıkmak oldu,1956 yılında Avrupa'nın en büyük futbolcu ödülünü alırken 41 yaşındaydı.Onu yaşlı diye futboldan uzaklaştırmak isteyenlere inat edip,50 yaşında kulübünün zor günler geçirdiği dönemde tekrar futbol ayakkabılarını giyip sahalara dönmesi,büyüklüğün ötesi bir şey.


Aşağıda gördüğünüz videolar az çok anlatıyor Sir Stan neden ilah olduğunu;


Hayatında bir kere onu seyir etmemiş en hırçın holiganlar bile uğruna şiirler yazarsa,ki İan Dyer yazmış,o kişi büyük futbolcudur.



Alt yapılarda yetişen yeni nesillere hala onun hareketleri öğretilip,bilgisayar oyunlarında "Matthews Feint" adı veriliyorsa,o kişi büyük futbolcudur.



Futbol Tarih kitaplarının "M" harfine bakıldığında ilk başta onun ismi geliyorsa,o kişi büyük futbolcudur.




Kariyerinde elde ettiği en büyük başarısı ikinci ligden birinci lige çıkan futbolcu her yıl anılıyorsa,o kişi büyük futbolcudur.




Üstelik Stanley Matthews İngiliz Kraliçesi tarafından şövalye unvanı verilen ilk Futbolcu,nasıl olur diye sormayın böyle futbolcuların büyüklüğünün tarifi başkadır.Babası boksör olan Stanley Matthews kariyeri boyu ne sarı,nede kırmızı kart görmüş.Yazının başında yazdığım Ülkemizin oyuncuları Sir Stan gibi değildiler,elbette kart gördüler ama hiç bir zaman efendiliklerini bozmamışlardır aynı Matthews gibi.Onlar patates tarlalarını andıran sahalarda ortaya koydukları mücadeleleri,üstün yetenekleri ve usta becerileriyle,tribünleri dolduran Halka hem gönül verdikleri kulüpleri,hem de futbolu sevdirmeyi başardılar.İlk fırsatta sahaların kötülüğünü dillerine dolayan,marka değerinden dem vuranların hiç bir zaman başaramayacağını başardı o usta ayaklar.İşte bu yüzden sergen yalçın,tanju çolak ve futbolu kirleten bosmanın heykeli dikilmesini isteyen rıdvan dilmen büyük futbolcu olamayacaklar !




 


Weiterlesen

There is a little 2PAC in all of us

26. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör





Weiterlesen

Against All Odds !

26. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Fazla yazıp çizmeye,ölçüp biçmeye ne gerek var? Elimizde olan kadro ile buralara gelmemiz benim açımdan mucize ama kesinlikle kadromuza kötü ya da yetersiz diyemeyiz haksızlık olur.Henüz takım olma kıvamına gelmediler Aslanlarımız,canları sağ olsun.Ellerinden bu kadar geldi,hepsinden verdikleri mücadeleden dolayı Allah razı olsun demekten başka bir şey gelmiyor içimden,hiç üzülmeye gerek yok başımız dik yolumuza devam edeceğiz.Şu an itibariyle yapılacak tek şey Teknik kadro ve oyuncularımıza koşulsuz destek vermek,bu takımın ulaşacağı en uç nokta büyük başarı sayılır,Şampiyonlukta olabilir ikincilikte.Ama iddia ediyorum elimizde olan kadro seneye bozulmasın önümüzdeki sezon çok ilerde olacağız,yeter ki inanalım ve sabır edelim.Mevcut yönetim kalsın veya yerine başkaları seçilsin,kesinlikle oluşturulmuş konseptten vaz geçilmemeli ! Galatasaray lego oyunu değil her sene boz yeniden yap,bırakalım gelişsin,mutlaka lezzetli meyvelerini  toplayacağız,bu kesin !

gs-atletico-koreo                     Muhteşem koreografiyi yapan Kardeşlerimin ellerine sağlık.(resim uA.com)


 Eğer öldükten sonra yeniden dünyaya gelirsem,tekrar ilk Aşkım sen olacaksın GALATASARAY...söz !



Weiterlesen

Gelsin Teknoloji

25. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz hafta sonu Beşiktaş-Galatasaray derbi maçından bir pozisyon,gol mü gol değil mi tartışmalarının tavan yaptığı,televizyonların reyting ölçme aletlerinin su kaynattığı dakikalar.

leof

                                 (resim TaçÇizgisi.blog)

 

Bir türlü hakemin verdiği anlık kararı kabul edemediğimiz biz futbol severler artık yalnız değiliz,oysa işin en zevk verdiği,futbolun diğer müsabakalardan özel kılan faktör oyunun içinde gelişen spontane olaylar değil mi? "Bize ne kardeşim bunlardan,21.yüzyılda yaşıyoruz teknoloji imkanların her dakika değiştiği çağda amatörlerin profesyoneller üzerine karar vermemeli".Bu sözleri söyleyen Alman yanın en büyük Teknik Direktörü sayılan,geçen sezon VFL Wolfsburg takımını şampiyon yapan Felix Magath,üstelik topun içine mikro çip konmasını talep ediyor büyük hoca.Peki neden? Freiburg maçında Bordonun vurduğu kafa topu üst direkten çizgiye çarpması,sözde top çizgiyi geçtiğini iddia ediyor Schalke camiası ama nafile.Malum Hakeme göre gol değil,işte bu yüzden Magath hoca feryat ediyor,kendisi ilk değil yıllardır tartışmalar sürüyor,sonu olmayacağı kesin.Hoffenheim'lı Meslektaşı Rangnick başka öneri ortaya attı,maç içinde her takımın iki kere TV teknolojisi imkanlarını kullanma hakkı olmasını istiyor,tabii onunda canı yandı başka türlü neden yapsın.Borussia M'Gladbach müsabakasında lehlerine verilmeyen iki penaltı ve golün biri ofsayt olması Rangnickin canını sıktı,yoksa durduk yerde bu tarz açıklamalarda bulunmazdı.


Kimin canı yandığı an hemen ortaya atlayıp basıyor feryadı,canı yanmayanlar ve hakemin anlık kararlarından faydalananlarda aynı görüşte olması biraz garip.Örneğin Bayern Münih Teknik Direktörü Van Gaal Almanya'ya geldiği günden beri teknolojik  imkanların artık futbolun içine girmesini savundu,Fiorentina'ya attıkları ikinci gol böyle bir anlık hakem hatasından oluştuğu ve büyük menfaat sağladıklarını da göz önünde bulundurarak.Yaptığı maç sonrası açıklamaları centilmence karşılanabilir,nede olsa timsah göz yaşları dökmek kolay.Açıkçası bana hiç biri samimi gelmiyor,Magath,Rangnick,Van Gaal vb. endüstriyel futbolun içinde dönen paraların rakamlarının artması,yatırımcıların risk almaları ve bu yüzden rahatsız oldukları ortada ama ticarette risk faktörü hep esastır,bunu hesaba katmaları lazım.Aksi taktirde sırf maddi zararları aza indirme girişimleri yüzünden oyunun doğasını bozmak futbolu seyredilmez hale getirir.Son olarak,Van Gaal geçen cumartesi günü "Futbol yorumcularının hepsi aptaldır" açıklamasına şahsen yürekten katılıyorum....

Weiterlesen

Futbol Maçları Ayakta Bakılır !

23. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Çünkü futbol maçları ayakta oynanır da ondan,gayet mantıklı hiç oturarak futbol oynanan müsabakalar gördünüz mü? Futbol maçlarını oturarak seyredenler hayatlarında futbol oynamamış,oyunu pavyon eğlencesi sanan,yüz yıllık kulüplerinin renklerini değiştirenlere boyun eğmiş,asimile edilmiş zavallı yaratıklardır.Futbolu ayakta seyreden Taraftarlar maçı 90 dakika içlerinde yaşar,oyuna katkı sağlarlar boşuna 12.adam denmemiş.Artık sahada oynanan oyun gün gittikçe görsel güzelliğini yitirip iyice monoton hal almış,statikleşmiş ve taktik sınırları içine sıkıştırılan bir çeşit fabrika mesaisi,ya da onların dediği gibi "modern futbol".İşte bu yüzden statların en ücra köşesine atılan Ultra'lar tüm maç boyu susmadan kendi besteledikleri marşları söyleyerek,meşaleler yakarak,pankartlarıyla,yaptıkları koreografileriyle  futbolun içinde yok edilen coşkuyu,hırsı ve mücadeleyi yaşatmaya çalışıyorlar,Allah yardımcıları olsun !


Futbol maçları böyle seyredilmez !

tiyatro

Futbol maçlarına bu şekilde katkı sağlanır !

mesale

Futbola verdikleri paralarla kendi tekeline alan yayıncı kuruluşlar esas insanları aşağıdaki karikatürde gibi görmek istiyor,maalesef !

zuschauer

Bunu kabul ediyor musunuz ?

 

                                   KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !

 

 

 

Weiterlesen

Beşiktaş - Galatasaray 1:1

22. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Auf dem Papier ein derby aber niemals den Charakter wie gegen den Erzrivalen Fenerbahce,ein Spitzenspiel ohne Glanz würde eher.zutreffen. Die Platzherren nicht nur von beginn an sondern auch in der ersten Hälfte die Ton angebende Mannschaft. Galatasaray setzte da an wo sie am Donnerstag aufgehört hatten,fast gleiche Aufstellung wie gegen Atletico Madrid,bis auf Servet für ihn spielte Emre Güngör von Anfang an. Besiktas war in Zugzwang und musste dieses Spiel gewinnen um an die Spitzengruppe heranzukommen,doch sie konnten ihre drückende Überlegenheit besonders in der ersten Halbzeit nicht nutzen. Galatasaray stand in der Abwehr sehr kompakt und kam gelegentlich nur mit kontern auf das gegnerische Tor,wie z.B. in der 21.Minute ein Kopfball von Baris Özbek. Der Gastgeber hatte in der ersten Hälfte mehr vom Spiel und auch die besseren Tor Möglichkeiten,zwei in der 25. und 28.Minute durch Nobre,eine umstrittene in der 38. von Holosko,wo der Gäste keeper Franco erst beim zweiten nach fassen den Ball auf der linie halten konnte.So blieb es in Halbzeit eins Torlos,glücklich aus Sicht der Gäste,die aber in der zweiten Halbzeit auf drehten und besser ins Spiel kamen.

elano fink

arda turan

Für das hohe Tempo in der ersten Hälfte zahlten die Spieler von Besiktas Tribut an ihrer Substanz,sie waren nicht mehr Ton angebend und verloren sehr viel zwei kämpfe.Wie im Euro League Hinspiel gegen Atletico kam Galatasaray besser in der zweiten Halbzeit besser ins Spiel und erhöhte das Tempo. Erstaunlich denn sie hatten nur 48 Stunden zeit sich auszuruhen und eine Trainingseinheit um sich auf dieses Spiel vorzubereiten,Besiktas dagegen die ganze Woche. In der 68. Minute wurden sie für ihre mühen belohnt,es war Mannschaftskapitän Arda Turan der nach einer hervorragenden Einzelleistung den verdienten Führungstreffer schoss. Leider musste er verletzt ausscheiden für ihn kam Giovanni Dos Santos und der bis dato beste Spieler bei Galatasaray Elano Blumer ging auch angeschlagen vom platz,er wurde durch Mustafa Sarp ersetzt. Galatasaray beschränkte sich von nun an auf Resultat halten was ihnen aber nicht gelang. Nach einer Standard Situation in der 82. Minute erzielte Sivok den Ausgleich für Besiktas und machte sein Fehler beim Führungstreffer der Gäste,wo er nicht ganz unschuldig war wieder gut. Alles in allem ein gerechtes unentschieden,für Galatasaray eher ein Punkt Gewinn im Meisterschafts rennen. Besiktas hat zwar noch ein nach hol Spiel gegen Denizlispor aber sie müssen nächste Woche zum Schweren Auswärtsspiel nach Kayseri,die zur Spitzengruppe gehören. Galatasaray ist gleich am kommenden Donnerstag gefordert,in der Euro League Rückspiel Partie gegen Atletico Madrid reicht ein torloses unentschieden um weiter zu kommen.


 

Weiterlesen

Meşale Yakmak Suç Değil !

21. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

logo 2 schw

Avusturya'da sene başında yürürlüğe giren yeni kanun futbol müsabakalarında meşale yakmanın tamamen yasaklanmasını ön gördüğünü önceden yazmıştım  Avusturya'da Meşale Yasağı !    .Maalesef şimdiye kadar kontrol altında ve sade belirli maçlarda yapılan meşale şovlar bundan böyle tarihe karıştı ama taraftarların her şeyi göze alarak bu kutsal geleneği sürdürecekleri kesin.Avusturyalı taraftarların tepkisi ilk başta kanunu yapan iç işleri bakanlığına karşı gittikçe büyüyor.Taraftarlar,medyanın desteğiyle ortak kampanya başlatan Avusturya iç işleri bakanlığını,kamuoyunu gerçeği yansıtmayan verilerle yanlış bilgiler sunmakla suçluyorlar.Bunun üzerine tüm ülkenin Ultras oluşumları dayanışma içine girerek "Pyro Technik ist kein Verbrechen"(Meşale yakmak suç değil) adı altında ortak protesto başlattılar. link

piro

Malum,hafta ortası UEFA,Avusturya iç işleri bakanlığı ve AB komitesinin(EOC) ortak düzenlediği "Yakınlaşma" paneli olumlu sinyaller vermişti.Yaklaşık 35 ülkeden davet edilen Ultras oluşumları ortak sorunlarını uluslararası platformda dile getirme fırsatı bulmaları bu çapta ilki ve çok önem taşıyor.Kongre havasında geçen iki günlük toplantıda meşale konusu geniş çapta tartışıldı,fakat mağdur kalan Avusturya Ultras oluşumlarından bir tanesi bile panele çağırılmamaları çok anlamsız ve toplantıyı bu açından bakıldığında önemsiz kılıyor ! Ben yinede Prof. Gunther Pilz'in yaptığı geniş çaplı araştırmanın büyük önem taşıdığından hiç bir kuşkum yok.Ve mutlaka Devlet yetkililerinin taraftarlara yönelik çıkaracakları kanunlardan önce "TARAFTAR" ne olduğunu anlama açısından ilk önce bu 29 sayfalık raporu iyi inceleyip ondan sonra karar vermeleri düşüncesindeyim.Panelin, Avusturya iç işler bakanlığı sorumlusu Gunther Marek kapanış konuşmasını İngilizce olarak buradan dinleyebilirsiniz >> link


Meşale tribünün olmazsa olmazıdır,kutsaldır.Tribünün coşkusunu ortaya çıkarır hatta sahada oyuncuları motive eder.Elbette belirli risk taşıyor ama hayat risklerle dolu,İstanbul trafiğinde bisikletle gezmek tribünde meşale yakmaktan daha tehlikeli.Herkesi memnun edecek ortak çözüm üretmek yerine sürekli bir şeyleri yasaklamak insanların özgürlüğünü yok ediyor.Çıkarılan kanunların şimdiye kadar hiç bir işe yaramadığı ortada,oysa kontrollü hareket edilse kimsenin canı yanmayacak,iki tarafta memnun olacak.Ne yapmaya çalışılıyor? Dün akşam Barcelona-R.Santander maçına baktım,hiç bir coşku yok sanki millet tiyatro seyrediyor,böylemi olmasını istiyorsunuz? Futbola çuvallar dolusu para ödeyen yayıncı kuruluşların "ekran kirliliği" altında meşale yakılmasını yasaklatmaları,oyunun en önemli parçası Taraftara karşı yapılan faşizan baskının ele başlarıdır.Sözde kulüplere önemli para kaynakları yaratıklarını sananlar,esas amaçları futbol sevgisiyle tutuşan milyarlarca insanı sömürmekten başka bir şey değil !!!

 

                                     NO AL CALCİO MODERNO !


 

Weiterlesen

LadyRadyo & Bursaspor Taraftarları

20. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz çarşamba günü Alman ekibi Bayern Münih'e karşı alınan 2:1'lik mağlubiyet ve Klosenin attığı açık ofsayt golü mor menekşeleri çok öfkelendirmiş,ki bunun üzerine Floransa kentinde yayın yapan LadyRadyo  ertesi gün UEFA'ya karşı bir protesto eylemi başlattı.İnternet sitelerinde bir bildiri hazırlayıp Floransa taraftarlarını yazıyı UEFA'ya yollamaları için çağrı yaptılar,eylem tek bu yazı ile sınırlı değil UEFA'yı telefon yağmuruna tutmaları isteniliyor.Yetmemiş LadyRadyo yetkilileri bir avukatı görevlendirerek maçı yöneten Norveçli  hakem Tom Henning Övrebö'ye karşı dava açmışlar,kaynak link

 

Benzer eylemi geçtiğimiz günlerde Türkiye nin birinci lig kulübü Bursaspor taraftarları başlattı ve onlarda bir İngilizce metni hazırlayıp tüm Bursaspor ve Anadolu kulüplerini yazıyı UEFA'ya yollamaları için çağrı yaptılar;


Bizim haklı davamızda yanımızda olmak isteyen tum tribuncu dostlarımızı aşağıdaki metni info@uefa.com mail adresine göndermeye davet ediyorum.1 dakikanızı ayırmanız yeterli.

Dear official representatives of UEFA,

I am writing this e-mail on behalf of all Bursaspor Football Club fans from Turkey. We are approaching day by day to the end of Turkish Super League 2009/2010 Season, and our team is under the spotlight in the media due to the outstanding success that we have achieved in this season so far. We have a realistic chance to break the traditions in Turkish Football, which means to carry the trophy from Istanbul to an Anatolian team, a case may happen after 25-yar residence of the trophy in Istanbul.

There is no doubt that it will be a huge impact in Turkey if an Anatolian team wins the season. Nevertheless, there are doubts on the fact that who will be satisfied and happy with this revolution and who will lose their longlasting interests.

Due to my humble opinion, I would suggest you to check the recent 4 major games of Bursaspor, which are as the following:

18th December: Besiktas - Bursaspor
4th February: Fenerbahce - Bursaspor
11th February: Bursaspor - Fenerbahce
15th February: Bursaspor - Trabzonspor

As you will realize when you check the aforementioned games, it is a piece of cake for someone to be aware of the unfair and bizarre decisions of referees, which are occuring repetitively. What is even funnier in an ironical way that, our football club was sued by PFDK("Discpline Committee for Professional Football in Turkey"), and our club is obliged to play the next home game away from Bursa without any supporters. We are not really intending to come up with any kind of conspiracy theories, but it is an obvious fact that our progress is trying to be stopped and slowed down in a totally unfair and unacceptable way.

Unfortunately, this punishment is not an alone-stander, because scandals and bizarre decisions are becoming a tradition for Turkish Footbal Federation, and we have no idea who will make an action to stop all these unfair treatments. Most of the instutions that are related with football directly are operating in favour of teams from Istanbul( Galatasaray, Fenerbahce, Besiktas), which are so-called the major teams in Turkey, and they are treaing unfairly to all other teams, who are competing with the aforesaid teams to achieve the same result in the end, which is the title. Nevertheless, due to all these reasons, a fair competition field is not created and it is almost impossible for an Anatolian team to make the "revolution".

As Bursaspor fans, we really have to confess that we are totally fed up with this situation and we are losing our temper. More than a half century, we have been fighting against the major forces in Turkey with our uncomparable budget, which is less than the transfer fee of one player, who plays for so-called "major" teams. In spite all of these facts, we are fighting to reach our target, but it will remain as an "utopia" unless someone makes this competition run in a fair way to all parts involved.

We are done with our country-wide options, and therefore, we are contacting you right now. As the leading power in European football management, we are asking UEFA to take action on this matter and to investigate the situation in Turkey deeply and in a detailed way. We have no doubt that UEFA "cares about football", and will do whatever necessary to keep the great game's fair spirit in our country.

If you have any other questions or more detailed information, please do not hesitate to contact us. We will be more than happy to work together with you and clean the dirty traces that exists in our football for long time.

What we only demand is a fair treatment, nothing else.

Kind regards on behalf of all Bursaspor fans,

İsim - soyisim

 

İki protestonun arasında fark var elbette fakat temelde birleşiyorlar "HAKEM HATALARI !" Bursasporlular kendilerine yapılan sözde ayak oyunlarından şikayetçi ve bu yüzden haklarının yenildiğini vurgulamış,üstelik demagoji damarından dem vurarak diğer Anadolu kulüplerini arkalarına almaya çalışıyorlar.Floransalılarda Şampiyonlar ligi müsabakasında yapılan vahim hakem hatasını dile getirmişler.Yalnız protestoyu başlatan bir yöresel radyo kanalı,Floransa  taraftarları eylemi desteklediklerine dair henüz bir resmi açıklama yapmadılar.


Samimi söyleyim ciddiye alınacaklarını sanmıyorum,hatta alınmamalılar diye düşünüyorum.Alman taraftarlarının benzer protestolarına şimdiye kadar şahit olmadım,genelde Federasyon ve Kulüpler birliğinin tribüncülerin haklarını kısıtlayan kanunlara karşı protesto eylemleri yapılır,ki esası da budur.Geçen sene Beşiktaş ve Galatasaray taraftarları yurt içi gerekse yurt dışında tff'ye karşı yürüyüşler düzenlediler,UEFA'yı mail yağmuruna tutular hiç birinden netice çıkmadı,önceki yıllarda Trabzonspor ve Fenerbahçeli taraftarların protestolarında çıkmadığı gibi.Futbol asırlardır bir evrimin içindedir ve sürekli kendini yenileyerek bugünlere geldi.Esas değişim 1990'lı yıllarının ortasında bosman davasının sonuçlanmasıyla başladı.Bu değişim daha çok maddi yönde oldu,futbol sanayileşti,taraftar profili değişti.Artık kimse ufak bir hataya tahammüllü kalmadı,sıfır hatalı oyun istiyor herkes.


Sözde kendilerini tribüncü,damardan taraftar sanan bazı arkadaşlar şu ortaya koydukları tavırlarıyla yıllardır futbol oyununu denetlemeye yönelik teknoloji imkanların getirilmesini savunanlara çanak açtıklarına haberleri var mı ? Van Gaal televizyon denetimin zamanı geldiğini ısrarla altını çiziyor.Bu sezon UEFA yeni başlattığı Euro League'de 5 hakemi yürürlüğe koydu,peki ne değişti? Grup müsabakaları sonrasında yapılan bilançoda eskisinden daha çok hakem hataları yapıldığı ortaya çıktı,Blatter dingilinin hatırı kalır diye eleme maçların da devam ettiriliyor.Son oynanan Hamburg-PSV maçında kale arkasında duran hakemin 3 metre gözünün önünde Hollandalı oyuncu ceza sahasında açık şekilde yere indirildi,net penaltı ama verilmedi.Ya da grup maçlarında Austria-Bilbao müsabakası,yan hakemin önünde açıkça görünen ofsaytta duran oyuncu,örnekleri çoğaltabiliriz bence en vahimi Porto-Arsenal maçında Campell'i perdeleyen hakem,ki aynı kişi Fransa-İrlanda maçında Henry'nin elle attığı golü vermişti.Biz futbolu hatalarınla sevelim,kızmak bu güzel oyunun tadı tuzu...



Weiterlesen

Atletico Madrid - Galatasaray İstanbul 1:1

18. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Fazla söze gerek yok,muhteşem Taraftarlarımızla Savaştık istediğimiz sonucu aldık.Maç bazılarının hoşuna gitmemiş,sıkılmışlar...hadi üleeeeeen

...seeeeennn vaaaryaaaa seeennn





                                                                TEK BÜYÜK GALATASARAY !
Weiterlesen

Homofobi'ye HAYIR !!!

18. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

İngiliz futbol federasyonu ve Kick it Out link Homofobiye karşı ortak kampanya düzenleyerek bir film yapmışlar "Kick Homophobia out of Football"


İnsanları cinsel tercihlerinden,ırkından ya da herhangi başka şeyler yüzünden aşağılayanların hiç bir toplum içinde yeri yoktur diye düşünüyorum.İnsanları özel tercihleri yüzünden onurlarını kimse kırmaya hakkı olmadığı gibi.Evet bizim toplumumuzda böyle şeylere yer yok hatta konuşması bile tabu,fakat şunu herkes çok iyi bilmeli gerek,biz o insanları aşağılarsak iki kat günah işliyoruz.Allah kimseyi doğru yoldan saptırmasın,bizim yanlış bildiklerimiz,karşı taraf için doğru olabilir !!!


      KİCK HOMOPHOBİA OUT OF FOOTBALL !
Weiterlesen
1 2 3 > >>