Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

Yakınlaşma

17. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

council of europe

17 ve 18 Şubat tarihlerinde Avusturya'nın başkenti Viyana'da "Yakınlaşma" adı altında bir panel düzenlenecek.Panelden daha çok kongreyi andıran toplantıya,Avrupa'nın çeşitli Ülkelerinden Emniyet yetkilileri,Stat Güvenlik sorumluları,devlet himayesinde olan taraftar temsilci kurumları ve bağımsız Ultras oluşumları katılacaklar.Toplantıyı organize edenlerin başında Avusturya içişleri bakanlığı,Avrupa birliği Komitesi(Council of Europe) ile birlikte UEFA'da var.Panelde ele alınacak konu,futbol müsabakalarında çıkan şiddet olaylarını azaltmak ve Taraftar ile Polis arasında irtibatı pekiştirmek.Bunun için AB komitesi Almanya Hannover Üniversitesinin toplum psikoloji bölümü profesörü Gunther Pilz'e geniş çapta araştırma yaptırtmış,araştırma sonucunun 29 sayfalık raporunu buraya ekliyorum >>> link


Malum rapor almanca ama mutlaka detaylı biçimde Türkçeye çevirtilip üzerine kafa yormaya değer diye düşünüyorum.İlk defa böyle geniş çapta tüm gerçekleri ortaya koyan araştırma yapıldı,zaten raporun içeriğini oluşturan konuların bir çoğunu elimden geldiği kadar bir seneden fazla blogumda dile getiriyorum.Yazdıklarımın bir Akademisyen tarafından doğrulanması şimdiye kadar yaptıklarımın yanlış olmadığının kanıtıdır,gerçekten bundan büyük haz duydum.Yanlış anlaşılmasın kimse benimle temasa geçmedi ve o araştırmaya hiç bir katkım olmadı amacım ukalalık değil.Demek istediğim şu,ben ve benim gibi düşünenlerin yıllardır anlattıklarını ciddiye almayanlar bu raporu okuduktan sonra şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri lazım !


Araştırma 35 Avrupa ülkesi içinde yapılmış,maalesef aralarında Türkiye yok,nedenini ilk önce profesör Pilz'e sonra aynanın karşısına geçip kendimize sormalıyız.Türkiye'de belli çapta tribün kültürü mevcut,taraftar oluşumları da var ve Avrupa oluşumlarınla ortak yönleri de ama herkes kendi kapısının önünü süpürmekle meşgul ve kulübün başarısına endeksli.Örneğin Avusturya birinci ligi ekipleri Salzburg'un bir içecek firması tarafından devir alınmasına zamanında Avrupa Ultra oluşumlarınla birlikte ABD Ultras gruplarından da tepki geldiğini biliyor muydunuz?


Ülkemizde "ULTRAS" adı geçtiğinde akıllara radikal,herhangi bir siyasi örgüt geliyor,'anarşist,terörist,çapulcu'.İstediğimiz kadar yırtınalım,kendi içimizde bile ters gözle bakanlar var.Oysa Ultras hareketinin temelinde ne sağcı nede solcu siyasi görüşler yatıyor.Evet doğru,siyasi kutuplaşma bazı oluşumlarda görüyoruz,ki raporda da buna değinilmiş.Polis baskısına,pahalı bilet fiyatlarına,ırkçılığa karşı duruş göstermek için illaki bir siyasi ideolojiye sahip olmaya gerek yok,saydıklarımdan herkes şikayetçi.Bazıları işlerine gelmediğinden kasıtlı olarak insanları yanlış yönlendiriyorlar,bazıları da ön yargılı bakışlarıyla sapla samanı karıştırıyor.İstediğiniz kadar yokmuş gibi davranın elin oğlu aldı başını gidiyor,bizde olduğumuz yerde sayıyoruz...

 

Weiterlesen

Sevgililer Günü :))))

16. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Biraz geç oldu pazar günüydü,olsun siz sevgili Hanımlarımız sanmayın unutuldunuz haşa,bakın sizler için güzel şeyler hazırlamış Puma firması,ellerine sağlık :)))



Weiterlesen

and Nelson say

14. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Weiterlesen

İçler Acısı !

14. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

greuther-fuerth

Hafta ortası oynanan Almanya kupa maçında Bayern Münih-Greuther Fürth'ü 6:2 yenerek yarı finale yükseldi.Beklenen sonuç sürpriz değil,merak etmeyin maç yorumu yazmayı düşünmüyorum,ben maç öncesi deplasmana gelen 150 Fürth Taraftarının başına gelenlere kısaca değineceğim.Medyada çıkan haberlere göz attığımızda yine sürprizlerle karşılaşmıyoruz >>  link .Alıştık,hep aynı geyik hiç değişmiyor "holiganlar,ultralar,çapulcular,teröristler" ama kimse olayların perde arkasını araştırıp delikanlıca çıkarak gerçekleri yazma cesareti gösteremedi,aman sakın ha çarpılırsınız.Çünkü gerçekler yazılırsa insanlar aydınlanır futbolun sömürü sanayisi çöker üstelik ekmek tekneleri batar,haram zıkkım olsun.


Neymiş efendim 150 Fürth'lü Ultra polise saldırmış,niçin durduk yerde saldırsınlar? Şimdi şöyle düşünün; Alianz Arena önündesiniz karşıdan seyrediyorsunuz, o sırada 100 kişilik grup stada doğru koşuyor.Uzak mesafeden saldırıyı andıran görüntü gerçekte başka.Acelesi olan kişiler 180km yol yapmış,yolda trafiğe takılmış,maçın ilk 10 dakikasını kaçırmış telaş içinde stadın giriş kapısına koşan Fürth taraftarları.Malum onları karşılayan sivil ve resmi güvenlik güçleri,bilet kontrolü yapacak,üzerlerini arayacaklar filan.Millet telaş içinde,heyecan dorukta fakat polis mahlukları yangına körükle gidiyorlar,anlayış ve hoş görü onların kitaplarında yazmıyor maalesef.İnsanların telaşlı olduğunu,bu yüzden heyecan ve adrenalinin hat safhaya çıktığı umurlarında değil,tek bildikleri şeye baş vuruyor kamiller,"biber gazı ve cop".Karşı tarafın eli armut toplamadığını kimseye anlatamaya gerek yok sanırım,insanın canı acıdı mı karşısında kim olursa olsun otomatikman savunma mekanizması devreye giriyor.


Allahtan maçtan bir kaç gün sonra olaylara tesadüfen karışan bir Fürth "seyircisi" Münih emniyetine yazdığı e-maili kamuoyunla paylaştı da gerçekler ortaya çıktı.Bu şahıs bizim çekirdekçi olarak kategorize ettiğimiz sıradan futbol sever,ne ultra nede holigan.Fürth ile Münih mesafesi kısa olduğundan,üstelik jan-janlı Alianz Arena hevesine kapılan,futbolu pazarlayan yetkililerin görmek istediği vefakar müşteri.Fazla uzatmaya gerek yok,başına gelenleri içeren orijinal e-mail yazımın sonuna ekliyorum.Evirip çevirip Türkçeleştireceğinizden kuşkum yok ;)


Seit dem 10.02.2010 ist es mir vergönnt meine Sicht auf das Geschehen in den deutschen
Fußballstadien in einem völlig neuem Licht zu betrachten. War ich doch bis zu diesem Tage einer
derjenigen welche meinten, dass junge„ Fußballfans“ doch wohl hauptsächlich ins Stadion kommen
um dort zu randalieren oder ihren Frust an völlig unschuldigen Polizeibeamten bzw. den Fans der
anderen Mannschaft auszulassen. Ich war allen Ernstes der Meinung, dass ein Mensch der sich völlig
normal und gewaltfrei verhält nat…rlich auch keinerlei Probleme mit der Exekutive bekommen
würde, ist doch diese dazu da, ihn, den „Normalo“, vor den gewaltbereiten „Ultrahorden“ zu
sch…tzen und einen gewaltfreien Ablauf einer Sportveranstaltung zu gewährleisten.

Deswegen machte ich mir auch keinerlei Gedanken dar…ber, einen in grün gewandeten und von mir
Steuerzahler finanzierten Polizeibeamten darauf anzusprechen, wo sich denn mein Block in dem, für
mich Fürther Provinzler, doch sehr großen und auch sehr unübersichtlichen Münchner Stadion
befindet. Es ist anzumerken, dass ich, wie viele andere Fürther Fußballfreunde auch, eine Anreise von
…ber 4 Stunden hinter mich gebracht hatte, der Anpfiff bereits vor ca. 20 Minuten erfolgte und ich
die peniblen Körperkontrollen des sehr gemächlich vorgehenden Münchner Ordnungsdienstes schon
hinter mich brachte.


Die Reaktion des ca. 25 Jahre alten Staatsdieners, welchem ich mein Ticket präsentierte, fiel für mich
allerdings völlig unerwartet aus. Vielleicht interpretierte er meinen rechten Zeigefinger welcher auf
den Block 242 meines in der linken Hand befindlichen Tickets deutete als tätlichen Angriff oder was
auch immer, sein Handeln war nun leider so bestimmt, dass er mir fast 50 jährigen Brillenträger
einfach einen Schlag ins Gesicht verpasste, welcher mich verständlicherweise völlig unvorbereitet
traf und mich zu Boden gehen ließ. Da meine Brille in hohem Bogen davonflog und ich sowieso schon
im Dreck bzw. Schnee lag, robbte ich mich die zwei, drei Meter am Boden entlang um das wertvolle
Teil zu sichern. Der Kollege Staatsdiener hat währenddessen und wahrscheinlich völlig versehentlich,
seine Schn…rsenkel an meiner Lendengegend gereinigt, ein Umstand der mir heute Morgen beim
Aufstehen doch etwas Schmerzen bereitete und mich, der Münchner Polizei sei es gedankt,
Hämatom bedingt als „Blauer“ aufwachen ließ.


Gott sei es gedankt, dass zwei andere Polizisten ihren Kollegen mit den Worten: „spinnst etz, der hat
doch gar nichts gemacht“ zurückzogen und mich wieder auf die Beine stellten. Einer dieser zwei,
doch eigentlich sehr netten, Polizisten war dann auch noch so umsichtig mich darüber aufzuklären,
dass es jetzt auch keinerlei Sinn machen würde mich noch nach den Personalien ihres schlagenden
Kollegen zu erkundigen und ich jetzt festgenommen w…rde, w…rde ich mich jetzt nicht endlich
beruhigen und mich vom Ort des Geschehens zu entfernen.

Müßig zu erwähnen, dass ich das Spielgeschehen nur noch beiläufig zur Kenntnis genommen habe
und ich eigentlich am liebsten gleich wieder nach Hause gefahren wäre, was aber leider nicht möglich
war weil ich mit einem Fanbus anreiste. Es ist auch eine wirklich sehr wertvolle und neue Erfahrung
f…r mich gewesen …ber eine Stunde in völlig durchnässten Hosen bei Minustemperaturen in einem
Fußballstadion zu verbringen.


Man verzeihe mir meinen sarkastischen Ton, es ist dies mein Weg mit dieser, für mich völlig neuen,
Erfahrung der absoluten Hilflosigkeit und des Ausgeliefert zu sein, umzugehen. Meine Schlussworte
möchte ich allerdings völlig Ironie frei dahingehend wühlen, dass ich hiermit gelobe nie wieder ein
negatives Urteil über jugendliche, sogenannte Ultras zu füllen, ging ich doch bis dato davon aus, dass
diese für ihre stündigen Probleme mit der Staatsgewalt schon auch selbst verantwortlich sind, das
Gegenteil wurde mir gestern bewiesen.


Abschließend wäre noch zu erwähnen, dass es von Seiten der Bayernfans keinerlei Pöbeleien oder
Häme in unsere Richtung gab und der Abend ohne Polizeipräsenz wahrscheinlich völlig friedlich
verlaufen wäre.Schließen möchte ich mit den Worten eines Ex-M…nchners: „Ich habe fertig“ und zwar im wörtlichen
Sinne, ein Auswärtsspiel meines Kleeblattes werde ich künftig nicht mehr besuchen.

 


Weiterlesen

İlginç !

13. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

İlginç bir hafta geride bıraktık diyebiliriz ,henüz bitmedi ve önümüzde kalan saatlerin bize neler göstereceğini kestirmek mümkün değil.Türkiye'de bazılarının oluşturduğu suni gerilim sayesinde ilginç ve bir o kadar garip olayların yaşandığını gördük yine.Haftayı meşgul eden konu hiç kuşkusuz oturduğu makamın gücünü kullanan,otopark mafyası ağzıyla etrafa racon kesen bir Büyükşehir Belediye Başkanının açıklamalarına şahit olduk.Geçmişten alışığız biz böyle laflara,1453 yılında fetih edilen Konstantinopel...pardon İstanbullu ağabeylerinin böyle çıkışlarını görmüştük.Ama bu arkadaşlar cesaretliler,karşılarına aldıkları camia 1481 yılında II.Beyazıt tarafından kurulan "Galata Sarayı Enderun-u Hümayunu",malum şimdi birinci gül dönemini yaşıyoruz şartlar değişti !


Ben açıklamalara pek fazla kulak asmadım,şahsen rahatsız olduğum konu,daha bundan bir kaç ay önce kendi taraftarlarına savaş açan ve onları Sivas deplasmanında polise coplatan zihniyetin,bir anda o günlerde mağdur kalanlar tarafından baş tacı edilmesi,açıkçası bana çok ilginç geldi.Ki,başta  "Bizans" olarak tanımladıkları İstanbul kulüplerinin taraftarları onların acılarını paylaşmış,yapanları da lanetlemişti.Meğerse böyle çıkışlar bekliyormuş büyük Kayseri taraftarları,keşke önceden konuşsaymış Başkanları da onlarda acılara maruz kalmasalarmış demek geliyor içimden."İnsan kadar kendine güvenen bir aciz görmedim,İnsan kadar nankörünü bahsettiğiniz kedilerde bile görmedim" demiş sagopa kajmer,çok doğru,iki dilim pastaya kananlardan ne beklenir ?


Hafta ortası oynanan kupa maçlarında bir başka ilginç olaya şahit oldum.Zira şaşırmamak lazım,Türkiye'de bu tip mevzular gayet normal hale geldi.Konu Galatasaray-Antalyaspor kupa rövanş müsabakasında yayıncı kuruluşun maç spikerinin dil sürçmesi ve "seyircilere" göre taraflı maç anlatımı baya rahatsızlık yarattı,hele Bursaspor-Fenerbahçe maçı sonunda Kameramana yazılanlar ilginç değil ÇOK TUHAF ! Sanki maçı anlatan kişi ya da ekranlara aktaran teknik elemanların oyuna katkısı var.Son 10 sene içinde Türk Futbol severlerin profili değiştiğini biliyoruz,ama artık insanların sanal ile gerçeği ayıramaz hale gelmeleri vahim ! Ben sahada oynanan oyuna bakar,tribünde yapılan tezahürata kulak veririm,gerisi tufan.Hadi tüm bu tepkiler Televizyonun futbolu çirkinleştirmesine ve endüstriyel futbola karşı yapıldığını bilsem amenna sizlere sonsuza kadar destek,ne yazık ki gerçek öyle değil !


Spikerin iki kere dili sürçüp Antalyaspor'a Ankaraspor demesi tabi ki hata,fakat diğer yandan dünya çapında kariyere sahip Teknik Direktörlere çaycı diyenlerin yanında çok masum kalıyor,keşke o sapıklara karşı da aynı tepkiyi verseniz fantezisi kuruyorum,nafile. Siz gelinde Avrupa Televizyonlarında maç spikerlerini görün,hatırlıyorum Eurosport zamanında Galatasaray'ın bir Avrupa kupa müsabakasının özet görüntülerini verirken maçı anlatan kamil Tansu Çiler'e Galatasaray Başkanı demişti,olur bazen böyle şeyler pek fazla kafa yormamak lazım.Güzel Türkiye'mde bir kez daha böyle olaya tanık olmuştum,1990 dünya kupası final öncesi maçın spikeri Akın Göksu olarak açıklandı tüm ülke krize girdi.Vay efendim Akın Göksu maçı anlatırsa ekran karşısında uyuya kalırlarmış,İlker Yasin anlatsın daha heyecanlı olurmuş,şimdi onu da beğenen kalmadı.Keşke TV kumandasında seçenek olsa spikerleri devre dışı bıraksak,sanki stada canlı maç seyrederken spiker var,bu gidişle yakında olursa hiç şaşırmam.

Weiterlesen

Eine Repression anderer Art

11. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Am vergangenen Wochenende erlebten die Anhänger von Kocaelispor eine Repression die es nirgends wo auf der Welt gibt,sie mussten 15 Minuten vor spielende aus Sicherheitsgründen das Stadion verlassen. Der Zweitligist Kocaeli war zu Gast bei Adanaspor,eine Stadt am Türkischen Mittelmeer,die Fans nahmen alle Strapazen auf sich und wollten natürlich ihre Mannschaft nicht alleine lassen. Ca.1000km und 15 Stunden Busfahrt hatten sie hinter sich gebracht,bei der Ankunft in Adana gab es keine Vorkommnisse alles lief ganz normal,aber nur fast alles. In der 75.Minute wurden sie im laufenden Spiel von der hiesigen Polizei aufgefordert umgehend das Stadion zu verlassen,aus Sicherheitsgründen hieß es. Die Proteste der Kocaelispor Anhänger brachte kein Erfolg,auch die Anhänger der Gastgeber konnte sich dieses Verhaltensweise der Polizei nicht erklären.Denn es gab überhaupt kein Anlass dazu,und beide Fan Lager hatten keinerlei Konflikte untereinander gehabt,aber die Polizei wollte es so. Ihnen war es egal wie viel Strapazen die Kocaeli Anhänger auf sich Genomen hatten.ganz zu schweigen das sie den vollen Eintrittspreis bezahlten.


Solche Vorgehensweisen gibt es in der Türkei schon lange,die Galatasaray Anhänger können davon ein Lied singen wenn sie jede Saison nach Trabzon fahren.Wie z.B. vor zwei Jahren als sie Viertelstunde vor spielende die Ränge räumen mussten und denn Siegtreffer von Serkan Calik nicht sehen konnten.Etwas furchtbares kann es für eingefleischte Fans gar nicht geben,du nimmst alle Strapazen auf dich,machst eine Auswärtsfahrt das hin und zurück fast zwei tage dauert,drückst den vollen Ticket preis ab und verpasst am ende den Sieg Treffer deiner eigenen Mannschaft.


Betrug ? Menschenrechte ? Wisst ihr nicht das es für ULTRAS keine Menschenrechte gibt,egal aus was für ein Land sie kommen !!!

 

acab_logo.jpg

 

Weiterlesen

Back to the Roots

10. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dün vaktim vardı biraz blogları gezdim,Uğur link ve Hüseyin link Galatasaray'ımızın eski oyuncusu Lincoln'u ele almışlar,güzel yazılar değişik görüşler hoşuma gitti.Yalnız bir şeyin farkına vardım belki benim gibi çoğu kişi bunun farkına varmıştır ve kendine soruyordur,"Neden Brezilyalılar teker,teker ülkelerine geri dönüyorlar?" Hadi Lincoln'nun durumunu anlıyoruz,Almanya'da parlamasına rağmen tutunamadı.Türkiye'ye gelişi muhteşem oldu ama bazılarının hazımsızlığı ona karşı bir haçlı sefere dönüştü.Kuşkusuz Lincoln'nun da kabahati büyüktü,belki onun yaptıkları kendine göre gayet normaldi biz onu yanlış anladık.Şimdi ülkesine döndü Palmeiras'da futbolculuk kariyerine devam edecek,yolu açık olsun.

Huysuz  Lincoln ve kariyerinin sonuna gelmiş Roberto Carlos'u istisna olarak kenara koyalım,peki diğerleri? Uzun yıllar İspanya ve İtalya'da top koşturan,2002'de dünya kupasını kaldıran Ronaldo ağır sakatlığı sonunda kendi ülkesinde ikinci baharını yaşıyor.Ronaldo ile 2002 kadrosunda yer alan,Manchester United'den büyük beklentilerle Beşiktaş'a transfer edilen Kleberson,İnter'de ruh sağlığını yitiren Adriano.Bu liste uzar gider,aklıma gelenler Vagner Love,Robinho belki daha vardır bilmiyorum.Şu sıralar Avrupa üst liglerinde oynayan ve yıldız kalitesi taşıyan Brezilyalı milli futbolcular azaldı,Kaka(Real Madrid),Ronaldinho(AC Milan),Diego(Juventus),Alex(Chelsea),Julio Cesar,Maicon(Inter),Elano(Galatasaray),Santos(Fenerbahçe).Bu saydıklarım isimlerden Maicon ve Kaleci Cesar'ı çıkaralım geriye kalanlar ya sakat ya da beklentilerden kilometrelerce uzaktalar yedek kulübelerinin koltuklarını eskitiyorlar.Nitekim ortada bir gerçek var,hepsinin performansı ne olursa olsun yukarıda saydığım oyuncular öyle yada böyle  milli takıma çağırılıyor.


Garip diyeceksiniz,hadi bize garip gelebilir,bir zamanlar attıkları "isabetli (!)" şutlarla balkonda turist avlayan uzmanlarımızın Elano'ya sıradan futbolcu demeleri bence daha garip.Onlara göre nasıl Rijkaard çaycı ise,Dunga'da komi,yalnız hiç biri kafamızda oluşan soru işaretlerine cevap bulamadı.Niçin  kulüp takımlarında düşük performans gösteren Brezilyalılar kendi ülkelerinde ve milli takımların da patlama yaşıyorlar? Esas bunun üzerinde durulması lazım ve nedenleri araştırılmalı.Malum Fenerbahçe'de oynayan Brezilyalılar kendi çaplarında ufak cemaat oluşturmuş dışarıya doğru mutlu gözüküyorlar,zamanla oyun performanslarına da yansıyor,diğer yandan Roberto Carlos ayrıldıktan sonra basına verdiği olumsuz demeçleri gerçeğin öyle olmadığını,Brezilyalıların sade kendi içlerinde mutlu olduklarını ortaya çıkarıyor.Benzer durum İngiltere'de yaşandı. Jo,Elano ve Robinho Man.City'de mutlu olamadılar ama Robinho ülkesine geri döndükten sonra patlama yaşadı,Elano Galatasaray'da vasatın üzerine çıkamadı,Jo zira ikinci maçında ağları havalandırdı ve takımına önemli üç puan kazandırdı ama sakatlandı.


Mutlular mı orası Muamma,yalnız onlara kamyon dolusu para ödeyen yöneticiler bir süre sonra hayal kırıklığına uğruyor saçlarını başlarını yoluyorlar,aynı taraftarlar gibi. Altında yatan nedenleri sade tahmin edebiliriz,herkes kendi kafasında bir şeyler kurabilir,elbette benimde kafamı kurcalıyor ve bana kalırsa Brezilyalılar yeni ufuklara yelken açtılar hızla ilerliyorlar.Bildiğimiz gibi yıllardır başta Brezilya olmak üzere Güney Amerika tam anlamıyla bir futbolcu fabrikasına dönüştü,adeta ülkelerin en önemli yurt dışı ihracatları haline geldi ve milli bütçelerine büyük kaynak sağlıyorlar(hoş,200 sene önce güya kölelik sona ermişti).Fakat bu önemli kaynakları son zamanlarda gittikleri Avrupa kulüplerinde pek mutlu değiller ve teker,teker geriye dönmeye başladılar,belli ki aldıkları büyük paralar bir şeylerin eksikliğini doldurmasına gücü yetmiyor.Bu güç ne olabilir? Brezilyanın bir numaralı sporu Basketbol derler çünkü Futbol onlar için bir din,futbolun steril hale geldiği Avrupa'da gerekli ibadet ortamını bulamıyorlar diye düşünüyorum.Brezilyalı futbol yetkilileri bunun farkındalar,uzun yıllar böyle sürmeyeceğini gayet iyi biliyorlardı.Yıllardır dünya piyasasına sürdükleri futbolcuları ile birlikte ufak ücrete lig yayınlarını da pazarladılar.Başta İspanya ve Portekiz olmak üzere,Fransa,İtalya ve Türkiye'de,Güney Amerika futbolunun lokomotifi olan Arjantin ve Brezilya ligleri hayranlıkla seyrediliyor. Malum buna  teknolojinin de ilerlemesini katarsak Güney Amerika kıtası bizlere bir tık ötede.


Peki nedir Güney Amerika futbolunun cazibesi? İlk akla gelen oyun becerileri hatta kültürleri dersek daha doğru olur.Ama bunun yanında kuşkusuz Tribün Kültürlerini de aynı solukta anmalıyız,inanın ben sinema seansına benzeyen La Liga,Premiere League maçları yerine,coşkun tribünlerinle en kalitesiz müsabakayı  bayram havasına sokan Brezilya yada Arjantin liglerini tercih ediyorum.Eskidendi,bir zamanlar bütün Avrupalı futbolcuların hayali bir kere olsun İngiltere'de futbol oynamaktı,şimdi eseri bile kalmadı.Güney Amerikalılar Avrupalıların futbolu tamamen sanayi ürünü haline getirip mahvettiklerinin farkındalar.Futbolun takım oyunu olduğunu,kişisel yeteneklerin sergilendiği ve tüm bunları mükafatlandıran Taraftarın önemli olduğunu biliyorlar,hiç bir dünya serveti futbolcuya Tribünlerden aldığı hazmı tattıramaz.İşte bundan dolayı Taraftarlarına o özgürlüğü tanıyorlar,bakın "Pasion Latina"




İşte bu ortamı parayla satın almak mümkün değil,ismi üstünde "Latin Tutkusu",TUTKU.Bir zamanlar bizde de aynı tutku vardı,tribünlerimiz rengarenkti,coşuyorduk,hala var ama tribünlerden Havaalanlarına indi şu sıralar kulüp televizyonumuzun reytinglerini arttırıyor,inşallah bir gün yolunu bulur tekrar tribünlere geri döner .Hepsini bitirdiler,sırf uefa kriteri olarak adlandırılan,tek tip müşteri yaratma hevesleri.Sanki Güney Amerika'da olaylar olmuyor mu,orda da ailece maçlara gidiliyor,her maç günü Güney Amerikalılar için bayram,bırakın insanları özgürce tutkularını yaşasınlar demiş büyükleri,haklılar.Ve bir gün gelecek yozlaşmış Avrupa futbolundan bıkan Avrupalı oyuncular Güney Amerika'ya kaçacaklar,o gün çok yakınlarda,biz hala sığ tartışmalar ile gündem yaratıp insanları futboldan soğutalım çünkü bizde futbol artık tutkudan çıktı bir marka değeri haline geldi.


 

Weiterlesen

Casual# Various

9. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

                                                    Fred Perry link
fred-perry-spring08-mens



                                         Ben Sherrman link

BenSherman 7 img


                                                  Sergio Tacchini link

sergio

                                
                                                         FİLA  link

fila-product-70s-fitness
Weiterlesen

Nur ein teil der Kultur !

8. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Weiterlesen

Tınaz Tırpan ve İrrasyonellik

8. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Gençlerbirliği takımınla yakaladığı çıkış onu 1988 yılında A-Milli takımın başına gelmesini sağladı,bir başka değimle TFF'nin çaresizliği.Yoktu o yıllarda şimdi olduğu gibi,en iyisi Mustafa Denizli istifa etmiş acilen dünya kupası elemeleri için hoca lazımdı.Tınaz Tırpan A-Milli takımımızın başına geldiğinde o zamanın en iyi oyuncu jenerasyonuna sahipti Türk futbolu,Cüneyt Tanman,Semih,Tanju,Rıdvan,Recep,Feyyaz,Rıza,Ünal,Mustafa Yücedağ,Gökhan,Engin, aklıma gelen isimler.Kötü maçlar çıkarmadık,Doğu Almanya'yı içerde dışarıda yendik,Avusturya'ya deplasmanda 3:2 kaybettik  fakat 3:0 mağlup durumdan oyuncularımızın ortaya koyduğu olağan üstü mücadele sonrası nerdeyse maçı lehimize çeviriyorduk,olmadı.Rövanş maçında Avusturyalılara futbol dersi verdik Dolmabahçe stadında 3:0 yenerek.Sovyetler birliğine karşı iki müsabakayı kaybedeceğimizi önceden hesaplamıştık ama belki İzlanda müsabakalarından 2 puan fazla çıkarsak Avusturya yerine biz gidebilirdik.


Her neyse geçmişte kaldı,sekiz sene sonra Fatih Terimle yüzümüz güldü,gülmesine ama gözlerimizi doyuramadık.Sonrasını tekrar anlatıp geviş getirmenin artık hiç bir anlamı kalmadı,dün 2012 Avrupa Şampiyonası kura çekimine Tınaz Tırpan'a benzeyen hocamız bile bulunamadı Ukrayna'da.Tek değildik,yanılmıyorsam bizim dışımızda birde Montenegro hocasız kura çekimlerine geldi.Andora ve San Marino'nun hocaları vardı,Maltanın,Farö Adalarının da,hepsinin Teknik Direktörleri kura çekiminde salondaydılar,bizim yoktu. Oysa artık Türkiye 20 sene öncesi gibi değil,bir zamanlar 200 Milyon dolar için IMF kapılarını tırmalarken,şimdi yayın haklarına yıllığına 400 milyon dolar ödeyen ticaret adamlarımız var,prof lisans yapmış hatta uluslararası başarılar kazanmış,yurt dışında takım çalıştırmış hocalarımızda mevcut,peki neden hala aylardır Milli Takımımızın başına bir Teknik Direktör getirilemiyor?


20 sene içinde Türk futbolunda önemli gelişmeler oldu,1996'da katıldığımız Avrupa Şampiyonası sonrası müthiş çıkış yakaladık ve aynı hızla düşüşe geçip "SIFIR NOKTASINA" geldik.Müthiş çıkış ve düşüş yaşadığımız sürede ülkemiz önemli fenomenleri ortaya çıkardı,bunlar sade oyuncular ile sınırlı kalmadı. Müzik endüstrisinden tutun,Roman yazarları,Siyasetçiler,Modacılar vb. bir anda herkesin futbol üzerine ne kadar da çok bilgiye sahip olduğunu ve bu bilgilerini insanlara aktarma yarışına girdiklerine şahit olduk,hala öyle.Mehmet Demirkol bugün hakemlerle ilgili güzel laf etti "Taraftar İrrasyoneldir(Akıl,Mantık,Oran dışı)" dedi,o konuyu ele alırsak haklı. Ama madalyonun diğer yüzüne de bakalım.Dünyanın en iyi teknik direktörlerini,oyuncularını  getirin aradan kısa süre sonra mantar gibi ortaya çıkıp adamlara sallayanlar ile türemiş,eğer  birbirlerinle yarışa girdiğini göremiyorsak ortada bir tuhaflık var demektir.Hele geçmişte profesyonel hakemlik yapmış,futbol oynamışlar bu amansız rekabetin içinde uzman olarak geçiniyorlar,aradan kısa süre sonra  bir bakıyoruz ki Feridun Düzağaçın futbol bilgisi Hakan Ünsal'dan daha fazla,İrrasyonel değil gerçek.İrrasyonel,güzel kelime bazen RTÜK'e çalım atmak için emprovizasyonlar şart.


İrrasyonellik futbol severlerin iliklerine işledi,beyinlerinin şuur altına yerleşti ,etraf "Fatih Terim milli takımın başında olduğu süre,benim milli takımım" diyenlerle dolmuştu,şimdi timsah gözyaşlarınla ortalığı ıslatıp kirletiyorlar.Yıllardır "Türkün Türk den başka dostu yok" sözleriyle pompalandık,Türk,Türk den başka dost kabul ediyor mu? Hatta kendimizle bile barışık değiliz,İrrasyonel bir durum işte...

Weiterlesen
<< < 1 2 3 > >>