Back to the Roots
Dün vaktim vardı biraz blogları gezdim,Uğur link ve Hüseyin link Galatasaray'ımızın eski oyuncusu Lincoln'u ele almışlar,güzel yazılar değişik görüşler hoşuma gitti.Yalnız bir şeyin farkına vardım belki benim gibi çoğu kişi bunun farkına varmıştır ve kendine soruyordur,"Neden Brezilyalılar teker,teker ülkelerine geri dönüyorlar?" Hadi Lincoln'nun durumunu anlıyoruz,Almanya'da parlamasına rağmen tutunamadı.Türkiye'ye gelişi muhteşem oldu ama bazılarının hazımsızlığı ona karşı bir haçlı sefere dönüştü.Kuşkusuz Lincoln'nun da kabahati büyüktü,belki onun yaptıkları kendine göre gayet normaldi biz onu yanlış anladık.Şimdi ülkesine döndü Palmeiras'da futbolculuk kariyerine devam edecek,yolu açık olsun.
Huysuz Lincoln ve kariyerinin sonuna gelmiş Roberto Carlos'u istisna olarak kenara koyalım,peki diğerleri? Uzun yıllar İspanya ve İtalya'da top koşturan,2002'de dünya kupasını kaldıran Ronaldo ağır sakatlığı sonunda kendi ülkesinde ikinci baharını yaşıyor.Ronaldo ile 2002 kadrosunda yer alan,Manchester United'den büyük beklentilerle Beşiktaş'a transfer edilen Kleberson,İnter'de ruh sağlığını yitiren Adriano.Bu liste uzar gider,aklıma gelenler Vagner Love,Robinho belki daha vardır bilmiyorum.Şu sıralar Avrupa üst liglerinde oynayan ve yıldız kalitesi taşıyan Brezilyalı milli futbolcular azaldı,Kaka(Real Madrid),Ronaldinho(AC Milan),Diego(Juventus),Alex(Chelsea),Julio Cesar,Maicon(Inter),Elano(Galatasaray),Santos(Fenerbahçe).Bu saydıklarım isimlerden Maicon ve Kaleci Cesar'ı çıkaralım geriye kalanlar ya sakat ya da beklentilerden kilometrelerce uzaktalar yedek kulübelerinin koltuklarını eskitiyorlar.Nitekim ortada bir gerçek var,hepsinin performansı ne olursa olsun yukarıda saydığım oyuncular öyle yada böyle milli takıma çağırılıyor.
Garip diyeceksiniz,hadi bize garip gelebilir,bir zamanlar attıkları "isabetli (!)" şutlarla balkonda turist avlayan uzmanlarımızın Elano'ya sıradan futbolcu demeleri bence daha garip.Onlara göre nasıl Rijkaard çaycı ise,Dunga'da komi,yalnız hiç biri kafamızda oluşan soru işaretlerine cevap bulamadı.Niçin kulüp takımlarında düşük performans gösteren Brezilyalılar kendi ülkelerinde ve milli takımların da patlama yaşıyorlar? Esas bunun üzerinde durulması lazım ve nedenleri araştırılmalı.Malum Fenerbahçe'de oynayan Brezilyalılar kendi çaplarında ufak cemaat oluşturmuş dışarıya doğru mutlu gözüküyorlar,zamanla oyun performanslarına da yansıyor,diğer yandan Roberto Carlos ayrıldıktan sonra basına verdiği olumsuz demeçleri gerçeğin öyle olmadığını,Brezilyalıların sade kendi içlerinde mutlu olduklarını ortaya çıkarıyor.Benzer durum İngiltere'de yaşandı. Jo,Elano ve Robinho Man.City'de mutlu olamadılar ama Robinho ülkesine geri döndükten sonra patlama yaşadı,Elano Galatasaray'da vasatın üzerine çıkamadı,Jo zira ikinci maçında ağları havalandırdı ve takımına önemli üç puan kazandırdı ama sakatlandı.
Mutlular mı orası Muamma,yalnız onlara kamyon dolusu para ödeyen yöneticiler bir süre sonra hayal kırıklığına uğruyor saçlarını başlarını yoluyorlar,aynı taraftarlar gibi. Altında yatan nedenleri sade tahmin edebiliriz,herkes kendi kafasında bir şeyler kurabilir,elbette benimde kafamı kurcalıyor ve bana kalırsa Brezilyalılar yeni ufuklara yelken açtılar hızla ilerliyorlar.Bildiğimiz gibi yıllardır başta Brezilya olmak üzere Güney Amerika tam anlamıyla bir futbolcu fabrikasına dönüştü,adeta ülkelerin en önemli yurt dışı ihracatları haline geldi ve milli bütçelerine büyük kaynak sağlıyorlar(hoş,200 sene önce güya kölelik sona ermişti).Fakat bu önemli kaynakları son zamanlarda gittikleri Avrupa kulüplerinde pek mutlu değiller ve teker,teker geriye dönmeye başladılar,belli ki aldıkları büyük paralar bir şeylerin eksikliğini doldurmasına gücü yetmiyor.Bu güç ne olabilir? Brezilyanın bir numaralı sporu Basketbol derler çünkü Futbol onlar için bir din,futbolun steril hale geldiği Avrupa'da gerekli ibadet ortamını bulamıyorlar diye düşünüyorum.Brezilyalı futbol yetkilileri bunun farkındalar,uzun yıllar böyle sürmeyeceğini gayet iyi biliyorlardı.Yıllardır dünya piyasasına sürdükleri futbolcuları ile birlikte ufak ücrete lig yayınlarını da pazarladılar.Başta İspanya ve Portekiz olmak üzere,Fransa,İtalya ve Türkiye'de,Güney Amerika futbolunun lokomotifi olan Arjantin ve Brezilya ligleri hayranlıkla seyrediliyor. Malum buna teknolojinin de ilerlemesini katarsak Güney Amerika kıtası bizlere bir tık ötede.
Peki nedir Güney Amerika futbolunun cazibesi? İlk akla gelen oyun becerileri hatta kültürleri dersek daha doğru olur.Ama bunun yanında kuşkusuz Tribün Kültürlerini de aynı solukta anmalıyız,inanın ben sinema seansına benzeyen La Liga,Premiere League maçları yerine,coşkun tribünlerinle en kalitesiz müsabakayı bayram havasına sokan Brezilya yada Arjantin liglerini tercih ediyorum.Eskidendi,bir zamanlar bütün Avrupalı futbolcuların hayali bir kere olsun İngiltere'de futbol oynamaktı,şimdi eseri bile kalmadı.Güney Amerikalılar Avrupalıların futbolu tamamen sanayi ürünü haline getirip mahvettiklerinin farkındalar.Futbolun takım oyunu olduğunu,kişisel yeteneklerin sergilendiği ve tüm bunları mükafatlandıran Taraftarın önemli olduğunu biliyorlar,hiç bir dünya serveti futbolcuya Tribünlerden aldığı hazmı tattıramaz.İşte bundan dolayı Taraftarlarına o özgürlüğü tanıyorlar,bakın "Pasion Latina"
İşte bu ortamı parayla satın almak mümkün değil,ismi üstünde "Latin Tutkusu",TUTKU.Bir zamanlar bizde de aynı tutku vardı,tribünlerimiz rengarenkti,coşuyorduk,hala var ama tribünlerden Havaalanlarına indi şu sıralar kulüp televizyonumuzun reytinglerini arttırıyor,inşallah bir gün yolunu bulur tekrar tribünlere geri döner .Hepsini bitirdiler,sırf uefa kriteri olarak adlandırılan,tek tip müşteri yaratma hevesleri.Sanki Güney Amerika'da olaylar olmuyor mu,orda da ailece maçlara gidiliyor,her maç günü Güney Amerikalılar için bayram,bırakın insanları özgürce tutkularını yaşasınlar demiş büyükleri,haklılar.Ve bir gün gelecek yozlaşmış Avrupa futbolundan bıkan Avrupalı oyuncular Güney Amerika'ya kaçacaklar,o gün çok yakınlarda,biz hala sığ tartışmalar ile gündem yaratıp insanları futboldan soğutalım çünkü bizde futbol artık tutkudan çıktı bir marka değeri haline geldi.