Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör

TAÇSIZ KRAL METİN OKTAY

12. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

kral.jpg

Senin gibi futbolcuya sahibiz ya, kupaları paraları statları onların olsun

                      endüstriyel futbola karşı METİN OKTAY


                    Ruhun şad olsun TAÇSIZ KRAL

                      TEK AŞKIYDI GALATASARAY

Weiterlesen

En Büyük Taraftar.......

11. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Galatasaray bugün sanki ilk defa ikinci ligden birinci lige çıkan takım görüntüsü verdi. Acemi şaşkın heyecandan ayakları titreyen oyuncular, güya kâğıt üstünde 60 milyon avro değerinde takım. Futbolun böyle saçmaca parayla ölçülmediğine bir kez daha şahit olduk. Büyük paralar harcamak takım olmak anlamına gelmez. Bir düzenli takımı ortaya çıkarmak uzun süre alır, bu Galatasaray gibi büyük kulüpler içinde geçerlidir. Yazdıklarım futbolun acımasız gerçekleridir, fakat bizim ülkemizde somut gerçekler sürekli halı altına süpürüldüğünden dolayı geçerliği yok.


Yaklaşık dört sezon aynı parolayla lige başlıyoruz “Başarı, Başarı, Başarı” sportif açıdan zihniyette değişiklik yok. Allahtan yeni yönetim manevi değerlere biraz olsun önem veriyor, tek ümit verici noktada bu. Gerisi hep aynı, her sezon milyonlarca avro, dolar harcanıp yeni takım kuruluyor değişen sade isimler netice aynı! Ligin başındayız,nasıl olsa geçtiğimiz sezondan kötü neticelere alıştık mağlubiyetler eskisi gibi koymuyor.


Bugün tribünümüz tek kelimeyle muhteşemdi, olimpiyat denilen beton yığınında 90 dakika ses çıkarmak her yiğidin harcı değil. Maalesef tribünün gösterdiği özveriyi sahadaki oyuncularda göremedik. Takım, Taraftar kadar maça asılsaydı büyük ihtimalle kazanırdık. Sercan ve Engin maça geç girdiler, belki ortaya doğru düzgün bir şey çıkaramadılar ama takım için baya didindiler, birde Muslera ile Sabri göze batanlar arasında. Fatih hoca sezon öncesi parolayı verdi, “ÖZGÜVEN” bende buna “Özveriyi” ekliyorum. İkisini de göremedik. Dediğim gibi kâğıt üzerinde değerleri milyonlarla ölçülen oyunculardan bu özveriyi inisiyatifi görmek istiyor insan. Göremeyince de kimya bozuluyor, önümüzdeki maçlara bakacağız malum başka GALATASARAY YOK!

Weiterlesen

9 Eylül 2001, Ground Zero

11. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

On sene geçti, o günden sonra hayatımızda çok şeyler değişti.

TwinTowersOnFire.jpg

Her yer MOBESE kameralarıyla donatıldı, telefonlarımız dinlenmeye başlandı. “İslam, Allah, Muhammed vb.” kelimeler o günden sonra tehlike oluşturtuğuna karar verdiler. Akıllı dinleme sitemleri üretildi.Bahsi geçen kelimeler toplu yerlerde telaffuz edildiğinde sistem alarm veriyor masum insanlar yaka paça tutuklanıyorlar. Her gümrük kontrolünden geçerken bir kamera tarafından fişleniyoruz. Yeni kimliklere vesikalık biometrik fotoğraflar şart koşuldu üstelik gülmek yasak. Pasaportlarda parmak izleri, saymakla bitmez.


Ve 10 sene sonra, 3 Eylül 2011 günü ajanslara ilginç bir haber düştü.>>link  ABD ve İngiliz gizli servisleri CIA, MI 6 yıllardır Libya lideri Gaddafi ile ortak işbirliği içinde oldukları ortaya çıktı. Öyle ki Gaddafi kamuoyuna yaptığı konuşmalarının metinlerini CIA ve MI6 hazırlamışlar. Bir atasözü var “Besle kargayı oysun gözünü”. Bu durumda farklı olan, bilhassa karga gözü oysun diye besleniyor.


Evet, biliyorum anlaması güç. Kafalar karışık ve 3 Eylül günü çıkan haberi okuduktan sonra insanlar şu soruyu sormakta haklılar,  “yıllarca 2001 9/11 saldırısı üzerine üretilen komplo teorileri acaba gerçek mi?” Cevabını siz bulun!

Weiterlesen

Eylül....

10. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 


 

Lanet eylülün güzel yönleri de var, başlangıççı bununla yapalım bakalım sonu nasıl bitecek…

 

Weiterlesen

I ONLY LOVE YOU

8. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

I used to think that love was just a fairy tale
Until that first hello,until that first smile.
But if I had to do it all again
I wouldn't change a thing
Cause this love is everlasting.

Suddenly life has new meaning to me.

 


There's beauty up above and things we never take notice of

You wake up and suddenly you're in love...

Weiterlesen

Kabullenmek Zor!

7. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Şimdide bir Alman stajyer gazeteci Türkiye’deki şike skandalını haber yapmış. link

 

Gerçek gazeteciler olay yerinden bilgi toplayıp haber yapmayı daha makul görürüler. Fakat Maximillian Popp işin kolayına kaçıp güzel bir İstanbul tatili yapmış. Geri kalanını St.Pauli maskeli burjuva yazar bağış erten halletmiş.. Oh ne güzel İstanbul.


Maximillian Popp İstanbul’a gitmeden önce biraz araştırsaydı başkalarına kanıp böyle yazı yazmazdı.bknz; link


 

Bu neyin çırpınışı hala çözemedim. Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz.


Madem anlamıyorsunuz, gelsin bir daha;

 


 

 

Weiterlesen

Taste The Waste !!!

6. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 


 

Almanya’da senede 15 milyon ton gıda maddesi çöpe atılıyor!


Para değeri 20 milyar avro.


Tüm ALDI market zincirlerinin yıllık cirosu.


Almanya’da yılda 500.000 ton(beş yüz bin) ekmek çöpe gidiyor.


Oysa kurumuş ekmek odun yerine yakıt maddesi olarak kullanılabilir.


Tüm fırınlar bu yöntemle pişirse bir nükleer santral devre dışı kalabilir.


Avrupa’da çöpe atılan gıda ile dünya halkı iki kere doyar.


                                  İSRAF HARAMDIR!

Weiterlesen

Lessons

5. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Sen pek kabul etmesen de bu âlemin altın kuralları vardır, şu olmazsa olmazlardan.


ULTRAS oluşumları medya ile asla irtibat kurmaz işbirliği yapmazlar!


Tribün gruplarının medya ile işbirliğine girmesi meleklerin şeytanın safına geçmesine benzer. Tebessümlü bakışlarına aldanır onları kendin gibi iyi niyetli sanarsın. Unutma şeytanın bir sürü maskesi var, ancak tuzağına düştüğünde anlarsın.


Benim yinede hala ümidim var.

Zararın nesrinden dönersen kardır.

O dost sandıkların bir gün gelir seni arkadan vurur!

Gerçek dost acı söyler düşman olur!

 

                         LIBERTA PER GLI ULTRAS !

Weiterlesen

Karasinekler

4. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Her türlü pisliğe gelirler. Karasineklerden kurtulmak için önce bataklık temizlenmeli sonra ilaçlanmalı ki bir daha gelmesinler. Sade ilaçlayıp pisliği olduğu gibi bırakırsanız, gerçi sinekler ölür ama kısa süre sonra kokuyu alan başka karasinekler kaldığı yerden devam ederler. Karasinekler kadar domuzlarda pislikten hoşlanır içinde yuvarlanır dururlar kendilerini cennette sanarlar.


İnsan kılığına girmiş domuzlar şu günlerde bataklığın kuruma korkusundan sürekli pislik üretme peşindeler. Madem öyle, UEFA’da klasman atlamak için kimlerin yancılığını yaptığını anlatsana. Bazı üst yetkililerin tenis maçlarından sonra çantalarını taşıdığını, sauna partilerinde neler yaşandığını merak eden vardır mutlaka. Biliyorum, iftira kötü bir şey ama başkalarına çamur atmadan önce aynaya bakalım!


Türkiye garip bir ülke haline geldi, 40 sene önce bırakıp gittiğim vatanım gün geçtikçe benden biraz daha uzaklaşıyor. Kafam karışık anlamıyorum şaşkınca seyretmekten, kendim çalıp söylemekten başka çarem kalmadı. Avutamıyorum kendimi bir türlü, rahatsızım. Bayrağa sarılı tabutları gördüklerinde milli duyguları kabaranlar ne hikmetse milli takımdan nefret ediyorlar malum ikisini ayrı tutmak lazım milli duygularını dışa vuranların faşist ya da ırkçı olmadıkları gibi. Bir insan doğduğu büyüdüğü topraklara olan sevgisini dışa vurması gayet doğaldır. Yalnız, ben şunu seziyorum. Türk halkı üzerinde yaşadığı toprakları ve içindeki insanları eskisi gibi sevmiyor. Belki yanılıyorumdur.


“Başarıya giden her türlü yok mubahtır”  serüveni “yürü ya kulum” lafıyla başladı. Banker Yalçınlar, Kastelliler halkı soyup soğana çevirdiler. Yaptıkları yanlarına kar kaldı bir yolunu bulup aklandılar üstüne de mükâfatlandırıldılar.  Cefasını hep halk çekti, ama akıllanmadılar. Aradan 10 sene sonra başka isimler yine aynı yöntemle aynı halkı kandırdı. Hadi halk saf, balık hafızalı vs. İşin ilginç yanı o sivri zekâlılar bu halkın içinden çıkma. Son on senede benzer olaylar yaşanıyor. Halk yine sömürülüyor bu sefer değişik yöntemler uygulanıyor, adı “endüstriyel futbol”.


Türk futbolunu sade 18 takımla sınırlı olduğunu ulu orta vurgulayanlara şaşırmıyorum artık. Paralı eğitime güvenmeyip kopya çekerek işi sağlama alanlardan spor bakanı yapılırsa söylenenleri gayet normal karşılıyorum. Tebessümle de geçiştiremiyorsun ki birader damakta acı tat kalıyor yinede. Birileri de işi sağlama alayım derken bir çuval inciri berbat etti. Nerde bu adalet, devlet, hükümet, polis, savcı, tank, tüfek? Hepsi devreye girdide adalette bazılarının damağında acı tat oluşturdu şimdi devre dışı bırakmak için çırpınıyorlar.


Sayın bakan insanları fazla üzmeyeceğimizi söylüyor, yoksa böyle giderse ilerde kulüpleri yönetecek başkanlar bulunmazmış. Hani bir klişe laf var. Bazı ulemalar her fırsatta zikreder, “başkanlar kulüpleri şirketleri gibi yönetse kulüpler bu hale gelmezdi”. Zaten başkanlar kulüpleri şirketleri gibi yönettikleri için bu manzara oluştu çuvalladılar. Futbol kulüplerini her hangi bir şirket gibi idare edemezsin çünkü futbol kulüpleri her şeyden önce bir spor müessesidirler. Bunu ancak gerçek spor yapmış, spor ruhunu bilenler anlar. Gençken kendilerini gece sporlarına verenlerden beklemek abeste iştigal. Ne zaman bu mahlûklar kulüplerden ellerini çekerler işte o gün Türk futbolunun kurtuluşudur.

 

Snowman melting

From the inside

Falcon spirals

To the ground

This could be the biggest sky

So bloody red

Tomorrow's clouds

 

A little piece of you

The little piece in me

Will die....

Weiterlesen

Milli Takım Kulüpler Üstüdür!

3. September 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Futbola başlayan her gencin hayali bir gün büyük kulüplerin birinde oynamak ve oradan Milli Takıma yükselmektir. İnanmıyorsanız çevrenizde futbol oynayan tanıdığınıza sorun size aynen bu cevabı verecektir. Avrupa’nın büyük kulüpleri genç yetenekleri transfer etmeden önce kaç kez milli olduğuna bakarlar. Kulübüyle Avrupa kupalarına çıktığı maçları pek önemsemezler Milli takım geçerlidir. Çünkü bir futbolcunun ulaştığı en doruk noktadır Milli takım, ustalığının belgesidir!


Bizler, yani benim yaşımda olanlar, gençliğimizde milli takım maçlarının özel yeri vardı. Gönül verdiğimiz kulüplerde ve ezeli rakiplerimizin oyuncularını aynı forma altında görmek müthiş heyecan yaratıyordu. Bazı maçların neticeleri hüsran dolu olsa da uluslararası turnuvalara katılama sakta umursamıyorduk. Onları bir arada görmek bize yetiyordu.


Pele, Puşkaş, Bobby Charlton, Mazzola, Beckenbauer, Müller, Maradona, HAGİ. Saydıklarımın hepsi ve daha birçoğu milli takımlarında gösterdikleri performansla efsaneleşip uluslararası unvana ulaştılar. Bu sade benim naçizane fikrim değil, dünyada tüm gerçek futbol taraftarlarının bildiği gerçeklerdir. “MİLLİ TAKIM KULÜPLER ÜSTÜDÜR!”


Aksini iddia edenlere tavsiyem ne olursunuz futboldan uzak durun gidin başka şeylerle uğraşın. Mesela satranç oynayın beyniniz gelişsin, çünkü fena halde sıyırdınız!

Weiterlesen
<< < 1 2 3 > >>