Could You ?!
Bit pazarına nur yağdı etrafı sel götürüyor...
Dan Brown: "The Lost Symbol"

Son yazdığı kitabı "The Da Vinci Code" arasında tam 5 sene geçti,Dan Brown yazdığı The Lost Sybol kitabıyla yine kafaları karıştıracak zaten bizde onu bu yüzden sevmiyor muyuz? Bu sefer masonların dünyasına dalmış,kafa karıştıran "Noetik"(Eski Yunancada algılamak,anlamak ya da kavramak anlamına gelen noetikostan (nottos) türetilmiş sözcük. İlkçağ Yunan felsefesinde, duyular ya da deneyle değil de yalnızca akıl yoluyla kavranılan bilgi türü için kullanılan genel bir terimdir. Duyumdan ve deneyimden bağımsız salt düşüncenin ürünü olan kavramların genel bir ifadesi için de kullanılır.)
Baş rol kahramanı "Devils and Angeles" ve "The Da Vinci Code" eserlerinden tanıdığımız Robert Langdon.Kitap 15 Eylülde piyasaya çıktı 2 senedir bekliyorduk,yayımcı kitap evinin oluşturduğu suni panik okuyucularda beklentileri üst seviyeye çıkardı.Sözde kitap ABD hükümeti tarafından gizli bilgiler içerdiği için piyasaya sürülmesi engelleniyordu,ne kadar doğru muamma ama tekrar klasik bir Dan Brown eseri ortaya çıktığı ve yeniden Bestseller olacağı kesin.
Tribün Bir Yaşam Biçimidir
Bazen bir bardak suyu 10 kişi içmek
Bazen kolkola girip amacın uğrunda yürümektir..
Otobüste 2 kişilik koltuğa 3 kişi binmek..
Deplasmanlarda koltuk yerine yerde yatmak..
Sırf arma için amatör branş diye tabir edilen bütün maçlara gitmeye çalışmak..
Sesin kısık olduğu halde bağırmaya çalışmak..
Karşındaki döner bıçağına kemerle yanıt vermek..
Kızdan ayrıldığında tribündeki arkadaşına sarılıp ağlamaktır..
Hani bazen büyüklerimiz derler ya..
Ya oğlum/kızım ne işin var maçlarda..
Evde televızyon yokmu orda izle..
Hani orda olaylar çıkıyor ya..
Hani orda sanki serseriler yetişiyor ya..
Ama bilmediler hiç..Bilemediler..
Tribün'ün bir yaşam biçimi olduğunu anlayamadılar..
Ne arkadaşlıklar doğdu o soğuk havalarda..
Yağmur tanecikleri yüzüne düşerken sen arkadaşınlaydın..
Bağırıyordun o yağmurda..o çamurda..
Hani arabistan sıcağı derler ya..
Millet denizlere gider..
Sen antepe gidiyordun maç için..
Yanında arkadaşınla..
O arkadaşın senin kardeşin olmuştu..
Sanki ailenden biriydi..
Üzüntün üzüntüsü
Sevinci sevincin olmuştu bir kere..
Neydi sizi bu kadar birbirine bağlayan?
Yoksa aranızda çıkar muhabbetimi vardı?
Yoksa bir bardak su mu?
Aynı tastan çorba içmek hiç bu kadar güzel olmamıştı..
Kardeşim dediğin adam yanından ayrılmamıştı..
Onla yürümüştün tabiri caizse alayına..
Ve onla yürüyeceksin sen daha güzel yarınlara..
Öyle bir yerdi ki tribün..
Sürekli kavga eden sağcı solcu muhabbeti yoktu orda..
Müslüman,hristiyan,musevi ayrımı da..
Irkı,cinsi,cibiliyeti ne olursa olsun beraberdin sen onunla..
Baska hangi şey biraraya getirebilirdi bu değişik insanları?
Bir partimi?
Bir sosyal örgüt mü?
Üniversiteler mi?
Boşversene sen ya..
Dedik ya..Tribün bir yaşam biçimidir diye..
O yaşamdan feyz almaya bakın siz..
Bu yaşam biçimini,bu kardeşliği hala arıyorsanız..
Unutmayın eski açık göbekte size de bir koltuk var..
Bir fırt su size de düşer..
Bekleriz biz sesizce..
Tribün bir yaşam biçimidir..
Tabi yaşamasını bilenlere..
Futbolda Değişim
30 Ekim'de Alman Federal Mahkemesinin açıkladığı karardan sonra kulüpler birliği yetkilileri bir derin oh çekti.Artık stadın etrafında dolaşan suratları hoşuna gitmeyen yaratıklara şüphe üzeri giriş yasağı cezasına çarptırılıyorlar,yetmedi bir kaç yıl stadın etrafında dolaşma yasağı da veriyorlar.Sakın "yaratık",içeriye girmeyi aklına bile getirmesin,çevreye salgıladığı beyin dalgalarından tespit edilip hapis cezası alabilir.Böylece Futbol Kulüpleri Modern Futbola uygun taraftar profilini koruma altına alarak büyük adım attılar.Haftaya cümbür cemaat,dedem,teyzem,ninem annem çoluk çocuk maça gidiyoruz.
Futbol dünya'da popüler olan tek spor dalı değil,bir çok spor branşları sanayileştirilerek bir tüketim ürünü haline getirildi.Artık yüz metre koşuları toprak pistlerde koşulmuyor zaman kurma saatle de ölçülmüyor,buz hokeyinde kas takmak şart oldu.Bunca değişim içinde insanların sosyal hayatının önemli parçası olan futbolda nasibini aldı,toplum geliştikçe spor ve tabi ki futbolda gelişti.Bu gelişmede en büyük rol oynayan televizyon oldu.Dünya toplumunun her evine ulaşan sihirli alet insanları hipnotize etkisiyle kontrol altına aldı.Hayatımızı adeta yönlendiren televizyon,bizim rahat etmemiz için bütün imkanlarını kullanıyor,rahat değimi "rahat tüketim" anlamına geliyor,her şey tüketicinin zevkine göre ayarlanmış,zira tüketicinin itiraz etme hakkı bile yok önüne ne konuluyorsa kursağından geçiyor.1974 dünya kupasında Adidas tele star topunu piyasaya sürdü,siyah kalın benekli top,sırf siyah beyaz televizyon sahiplerinin topu rahat görebilmesi için tasarlandı.
İlerleyen yıllarda futbol iyice televizyona girmeye başardı,şov haline geldi,belki hatırlayanlar vardır M.Ali Erbil "gol şov" isimli program yapıyordu,Avrupa'da benzeri Golden Goal programıydı.Bu tarz programlar futbolun içerdiği spor ruhuna zarar verdiğinden dolayı uzmanlardan büyük tepki aldı,televizyoncular işin kolayına gittiler futbolun yayın haklarını satın alarak kendi tekellerine soktular.Maçların başlama saatlerinle oynayıp deplasmancıları derinden vurdular,şimdi haftanın 7 günü 24 saat futbol seyrediyoruz,Lost mu yoksa Barca-Real mi ? Adanalımı Trabzon-Fenerbahçe mi? Modern Futbol altın yumurtlayan tavuk gibi ! Kurallar değişti,yeni antrenman metotları oluşturuldu,yıllar geçtikçe futbolcuların performansları arttı şu sıralar artıdan süratle eksiye gidiş var,peki bunca değişim içinde Taraftar ne durumda?
Futbol 1990'lı yıllarına kadar Lümpen-Proletaryaların oyunuydu,kolları kesik çekketlerin üzerine yapıştırılmış kulüp armaları,boyunlara bağlanmış atkılar,300 promil alkol dolu vücut,nikotinden sararmış dudaklardan çıkan argo tezahüratlar,kedi etinden yapılmış köftelerle açılığa karşı verilen mücadele,mevzularda kırılmış burunlar,morarmış gözler hepsi tarihe karıştı.Şu zamanda yağmurlu havada iş adamlarını açık tribünde görebilmek mümkün değil VİP tribünü dışında hiç bir şey paklamaz,geçmişte şeref tribünleri de üstü kapalıydı ama şimdi ki Business Localarınla arasında gece gündüz kadar fark var.Hep merak ederim şu VİP tribünlerinde maç seyretmek nasıl bir şey? Tahminim Aşk Gemisi ile Hawaii adalarına tura çıkmak gibi hava vardır içeride.Canım cicim,viskiler,plazmalar yeni milenyum da futbol önemli bir "Eğlence" haline geldi,kale arkası ada vapuru bu gidişle karaya vuracağı kesin......KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Takım Olamamak
Hiç bir bahanenin arkasına sığınılamaz,ilk değil bu yaşanan,Eskişehirspor,Manisaspor ve İBB.Bir gol atıp üzerine yatmak ancak sağlam karaktere sahip olan takımlara mahsus,bu Galatasaray takımının karaktersiz olduğu anlamına gelmiyor,hayır bu tamamen oyun disiplinine bağlı olan karakter yapıdır başka adıyla TAKIM OLMAK ! Galatasaray Türkiye liginde Avrupa'da oynadığı teknik ve göze hoş gelen oyununu sahaya yansıtması mümkün değil,bunun bir sürü sebepleri var,başta takım disiplininden uzaklaşıyorlar.Hakemlere suç atmak istemiyorum lig başladığında yazmıştım Türk Hakemlerinin kapasitesi bu kadar ve en vahimi çoğunun futbol kültürü zayıf.Galatasaray gibi takımların yapacağı en büyük hata sahada ki hakemin üzerine oynayarak sinir harbine girmek çünkü oyuncu psikolojisini olumsuz etkiliyor ve maçtan kopuyorlar.
Bugün 90 dakika boyu anti futbol uygulayarak tamamen neticeye oynayan İBB takımı vardı,maç sonunda Abdullah Avcı çıkıp mikrofonlara konuşması benim açımdan futbol adına utanç verici.Büyük usta Menotinin Nasıl Yaşıyorsan Öyle Oynarsın dediği çok doğru bir söz var,"Oynayarak kazan,kazanmak için oynama.Kazanmak için oynayanlar sahtekardır".İBB hile yapmadı ama sahada futbol oynanmaması için elinden gelen ne geliyorsa tüm var gücüyle ortaya koydu.Hiç bir zaman oyuna ortak olmaya çalışmadılar,sade son 10 dakika Galatasaraylı oyuncuların anlamsız paniğe kapılmasından faydalanıp neticeye ulaştılar.Galatasaraylı oyuncularda öz güven yok deniliyor,ben bunu kabul etmiyorum,Galatasaraylı futbolcuların öz güveni olmasaydı şimdiye kadar Avrupa kupalarında oynadıkları tüm maçları namağlup bitirmezler ortaya da mükemmel performans sergileyemezlerdi.Türkiye'de işler biraz değişik işliyor,ligin daha çekişmeli geçmesi için küçük takımların büyük takımlara sergiledikleri oyun tarzına müsaade ediliyor.Elbette küçük takımlar lige ortak olmalı,hatta Anadolu'dan mutlaka Şampiyonlar çıkmalı ama futbol oyununu baltalayarak değil,güzel oyun sergileyerek bunları yapmaları Türkiye'de futbolun gelişmesi için büyük önemi var.Örneğin Kayserispor ya da son dönemlerde tempolu Futbol oynayan Kasımpaşa spor,Gençlerbirliği,Bursaspor.Avrupa Kupalarında bilhassa Galatasaray ve Fenerbahçe mükemmele yakın futbol oynuyorlar maalesef bu oyunlarını Türkiye sahalarında sergilemeleri imkansız hale geldi,bunun nedeni Türkiye'de son yıllarda oluşan "başarıya giden her yol mubahtır" zihniyeti."Efendim 8 oyuncumuz eksik bir puan için elimizden gelen her şeyi yapacağız" ve yapıyorlar da.Sinsice saklı fauller,rakibi provoke etmek gibi,bu çirkinlikleri engellemeyen hakemlerde işin içine girdimi oyuncular sahada rakip yerine daha çok sinirlerinle mücadele ediyorlar.
Futbolda bir değim var yüzyıllardır hep geçerlidir,"atamayana atarlar",Galatasaray çok pozisyon harcıyor,buna oyunu kendi sahasında kabul eden takımlara karşı yeterli fikir üretemeyen futbolcular dahil olunca oyun tıkanma noktasına geliyor.Yapılacak tek şey var,Avrupa'da üst düzey mücadelenin aynısını Türkiye liginde de ortaya koymak,başka çıkış yolu yok.Saatlerce taktik konuşabiliriz Hocaları eleştirebiliriz,hiç bir şeyi değiştirmez,tek geçerli olan yakaladığın her fırsatı gole çevirmek ancak rakibin direnci böyle kırılabilir !
Balotelli'ye Irkçı Saldırı !
Dün oynanan Juventus-Inter maçında,interin siyahi oyuncusu Balotelli'yi Juventus taraftarları tribünden koro halinde ırkçı tezahüratlar yaparak 19 yaşında ki genç yeteneğe hakaret ettiler.Oysa maç öncesi Juventus başkanı Jean Claude Blanc kendi taraftarlarını sükunete çağırmıştı,maalesef bu yaptığı çağrı boşa gitti.Juventus kulübünü ağır ceza bekliyor,daha iki hafta önce ırkçı tezahüratlar yüzünden 20.000 bin avro ceza ödemişlerdi.Maçtan sonrada olaylar çıktı,bir grup Juventuslu Inter'li taraftarlara saldırmaya kalktı,iki taraf arasında kavga çıkınca 13 kişi tutuklandı,bir Juventuslu taraftar yüzüne atılan maytaptan ağır yaralar aldı ve hastaneye kaldırıldı.
Irkçılık Avrupa'da,bilhassa İtalya ve İspanya'da vahim boyutlara ulaştı,siyahi oyunculara koro halinde topluca yapılan ağır hakaret içeren tezahüratlar gün gittikçe artıyor.Şükür Türkiye'de bu türlü tezahüratlara rastlamıyoruz ve şimdiye kadar hiç görmedik.Yinede bazı Arkadaşlarımız ısrarla Türkiye'ye ırkçılığı ithal etmeye uğraşıyorlar,Avrupa'ya özenti siyasi görüşlerde de sınır tanımıyor.Şimdiye kadar Türkiye'de hiç bir siyahi oyuncuya hakaret oldu mu ve bu oyunculardan şikayet geldi mi? Ben duymadım,dün bir panel düzenlendi,"Tribünlerde ırkçı ve Şovenist dil ile nasıl mücadele edilebilir?" endüstriyel futbola karşı mücadeleyi belirli siyasi sınıflara ayırım yapmadan başlayabiliriz mesela.İtalya'nın Livorno kentinde insanların yaşam tarzları ve siyasi görüşlerini kendilerine örnek alan Arkadaşlar,bu bakış açısıyla "Başka bir Futbol Kültürü Mümkün mü?" sorusunun cevabını önce kendi içlerinde aramaları gerekiyor !!!
Ey Vatan....
İnsanlar çeşitli nedenlerden dolayı yaşadıkları ülkeyi terk etmek zorunda kalır.Maddi imkansızlılar ya da siyasi sebepler ama mutlaka bir nedeni vardır.Kimileri gurbetçi olur kimileri mürteci,bir gün gelir maddi sıkıntılar aşılır,af çıkar yurda geri dönülür hasret biter .Peki zorla Vatanında çıkarılırsa insan,doğduğu büyüdüğü,gençliğini verdiği topraklardan koparılırsa, ve geri döndüğünde Vatanı yerle bir olmuş ise ?
Kardeş dedim bacı dedim can dedim
Bir parçamsın sen de benim her şeyim
Bala dedim yoldaş dedim sen dedim
Bir parçamsın sen de benim her şeyim
Parçam dedim ise benim özümsün
Dünyamın ışığı iki gözümsün
Konuşan dilim duygum sözümsün
Bir parçamsın sen de benim her şeyim
Ana yurdum canım vatanım dedim
Özümsün sözümsün benim her şeyim
Ata yurdu toprak mekanım dedim
Bir parçamsın sen de benim...
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !

