Kim Olacak ?

Fatih Terim milli takımı bıraktıktan sonra hepimizin kafasını kurcalayan soru,A Milli takım teknik direktörümüz kim olacak? Henüz karar verilmedi,adaylar çok ama gelen yok. TFF' nin hayallerini Hiddink süslüyor,Lucescu'da olabilir,Belediye zabıtası Abdullah Avcının da ismi geçiyor.Bizim dilimizden anlayan olsun diyenler için bu üç aday en ideali.Peki bizim dilimizden anlayan Fatih Terim neden gönderildi? Hani şu ünlü spor kamuoyumuz var ya,işte onların yarattığı zihniyete ters geliyordu Terim.Kim bu kamuoyu? Hıncal ve tayfası çakma aydınlar ve onların peşinden koşan,ağızlarının içine bakan sanal futbolseverler.Şimdi Mahmut emmi onları nasıl memnun edecek kara,kara düşünüyor.Geçen hafta Johann Cruyff'un röportajını okudum,şöyle diyordu;"Eskiden ülkelerin kendine ait ekolleri vardı,İskoçların,Belçikalıların sahada oyunlarından anlıyorduk,şimdi ekol kalmadı." Büyük usta doğru söylüyor,aslında bu bizim için büyük avantaj çünkü Türk futbolunun şimdiye kadar bir ekolü olmadı,işimiz çok kolay öyle değil mi ? Çizeriz kağıt üzerine bir taktik,nasıl olsa karşı tarafta benzer bir şey oynuyor yürüyün aslanlarım hedef karşı kale.Futbol ekolü olmayan ülkenin neden milli takımının başına büyük paralar vererek yabancı hocalar getirelim ?
+35 Just Do It
Futbol mabetlerini ziyaret etmek sağlam kafayla yapılacak bir ibadet değil,her ibadetin kendine ait bir özelliği vardır.Futbol statları ne Mekke'ye benzer,nede Vatikan'a,Kudüs'te ki ağlama duvarına hiç benzemez,biz anca mağlubiyetlerde ağlarız.Sarhoş kafayla Kabe'yi tavaf edenleri gördünüz mü? Ya da burnuna 250 gram persil çamaşır tozu çekip,2 şişe jack'i kafaya diktikten sonra kilisede günah çıkaranlar? "Aziz peder günahkarım rahatlamak istiyorum","boşalt oğlum içinde ne varsa","bööööö....." Deplasman otobüsleri sakın hicaz kafilelerine benzetmeyin çarpılırsınız,şişenin içinde gibi durmuyor meret.Onca bira,viski,cigara,geride bırakılan sevgililerin matemi içinizdeki sanatkar ruhunu ortaya çıkarır.Müstehcen bestelerden sonra kopan kahkahalar,damardan giren şarkıların göz yaşları,mola tesislerinin tuvalet duvarlarına natürmort manzaraları,altına da tosun imzayı çaktın mı,var mı ulan ötesi.
Futbol,rahatlatır tüm haftanın yorgunluğunu üzerinden atarsın,rakibin anasına söverken.Sahi kadınlarda erkekler gibi küfür ediyorlar,olmuyor,evet çok ayıp ama aslında o değil demek istediğim,biyolojik açıdan iki cinsin fiziksel yapısı,yani.Anlamadığım bir kadın rakibin neden anasına söver,Babasına sövse daha uygun olmaz mı ya da abisine,gaymisin kızım? Hem neresine ve nasıl koyacaksın öyle yapıya sahip değilsin bir kere. Bir erkeği düşünün tribünden sahada ki oyuncunun anasına söverken tam o anda sırtına biri dokunuyor,karşısında 100 kilo ağırlığında orta yaşını geçmiş botoksları solmuş bir bayan,"hşşşşt yavrum ben sövdüğün oyuncunun annesiyim,gel kucağıma cicim" değinde ne olurdu acaba? Hadi maçtan sonra sövdüğün oyuncu seni bulur yanına gelip "hayallerimin erkeğisin" dediğinde ne yaparsın? Ağızdan çıkan laflar bumerang gibi geri dönerse,çıkmaz sokağa girmiş gibi,işte o an bittiğin andır. Hem neden biz cinsellik içeren küfürler ederek birbirimizi aşağılıyoruz? Seks güzel bir şey diye biliyorum,yoksa kadın erkek ilişkisi iki cinsin savaşımı,bizler anne ve babamızın aralarında -/+ 15 dakika süren kavganın,aşağılamanın 9 ay sonra ortaya çıkan bir ürünümü yüz? Kamasutra yasaklansın ağabey !
Futbol supaptır ,bunca deşarjdan sonra eve gidip kadınlar el örgülerini daha mı rahat işliyorlar,ya da bir erkeğin koltuğuna kaykılıp maksim gorki romanına kaldığı yerden okumaya devam mı ediyor? "Küfür'e karşıyız hem de çok karşıyız,futbol oyun futbol kardeşliktir.Hepsinin üstüne çekelim bir sünger ama son keeezzzz......."
Siz,siz olun fazla junkfood yemeyin sağlığa zararlı !
Mourinho in Action
Severim bu çılgın Portekiz'i onunla aynı yaştayız karakterimiz de biraz benziyor,benim ruh eşimdir Mourinho. :))
Koçingen Mourinho pazar günü oynadıkları Bergamo maçından sonra yine İtalyan gazetecilerine yazılmış.Aldıkları 1:1 beraberliğin gerginliğinden olacak sanırım,maç bittikten sonra İnterli oyuncularla söyleşi yapan Corriere dello Sport muhabirinin üzerine yürüyüp s.ktir makamında gazelleri sıralamış.Etrafta bulunan bir kaç Inter taraftarı kızgın Mourinho'yu güçlükle sakinleştirmişler az kalmış gazetecinin fiyakasını bozacakmış.Malum,bu olaydan sonra 46 yaşında ki Usta hocaya ceza kapıda,muhtemelen bir kaç maç tribünden seyirci olarak iştirak edecek müsabakalara.Bir sene önce benzer bir olayı İtalyan Devlet TV kanalı RAİ' de katıldığı canlı yayında yaşatmıştı hayranlarına.Yine bir mağlubiyet sonrası spor programına davet edilen Mourinho,stüdyoda bulunan bir gazetecinin sorduğu "Mancini ve onun arasında farkı ne olduğu" sorusu üzerine gazeteciyi azarlayıp stüdyoyu terk etmişti.Mourinho'nun bir gün Türkiye gelmesini dört gözle bekliyorum,çünkü bizim çakma gazetecilere onun gibi eli sopalı biri lazım.
I LOVE YOU MOURİNHO !
Supporter News #
Avusturya-Innsbruck
FC Wacker Innsbruck yıllardır Avusturya'da taraftarlarınla iç içe olan,tribün kültürüne önem veren örnek kulüplerin arasında geliyor.Bu duruşlarını yeni yılda statlarda şiddeti önleme amacıyla yürürlüğe koyulan yeni çıkacak kanunlara karşı ciddi tepkilerini ortaya koyarak gösterdiler.Son yapılan genel kurul toplantısında taraftar gruplarını da davet ederek sade belirli maçlarda kontrollü meşale yakılmasına müsaade edeceklerini ama kulübe zarar verecek şahısların Taraftar gruplarının yardımıyla bu kişileri aralarından çıkarmaları için ricada bulundular.Tribün ve Taraftar Kültürüne EVET ama Kulübe zarar verecek olayları kabul etmeyeceklerini ve bu kişileri kendi içlerinde ağır ceza vereceklerinin altını çizen kulüp yöneticileri Taraftarlarından bilhassa ırkçılık hareketlerinin gelişmesine fırsat tanımamalarını uyardılar.Son oynanan Austria Wien-A.Bilbao müsabakasında çıkan olayların Avusturyalı neo nazi grupların düzenlediğine dikkat çeken Insbruck kulüp yöneticileri,bu tarz olaylara kesinlikle kendi tribünlerinde müsaade etmeyeceklerini taraftarlarına vurgulayarak tüm bunların dışında kulübe en mükemmel desteği vermelerini,hatta gerekirse yönetimi pankartlarınla seviyeyi bozmadan,bağımsız ,özgür eleştirilerine karşı çıkmayacaklarını da taraftarlara ilettiler.Böyle yöneticiler her kulübün başına nasip olur inşallah,ne diyelim.Kardeşim öyle serbest meşale yakmakta olmuyor ki,illa stada sokmak için oramıza buramıza saklamadan tadı çıkmıyor bu işin.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Almanya - Leverkusen
Stat Yasaklarına karşı Dayanışma
8 Ocak 2010 tarihinde Almanya'nın Bundesliga ekibi Bayer Leverkusen kendi sahasında Hollanda'nın FC Twente takımı ile bir dostluk maçı düzenleyecek.Hazırlık maçlarında stat yasaklarının geçerli olmadığı için Leverkusen Nord Kurve (Kuzey Tribünü) yasaklardan mağdur kalan arkadaşlarını maçlara davet ediyorlar.Maçta atmosferin üst düzeye çıkması için tüm Leverkusen seyircilerinin de stat da yerlerini almasını isteyen Kuzey Tribünü,bu maçta sade takımı destekleyeceklerini ve kesinlikle meşale ve ona benzer pyro tozlarını yakmayacaklarına dair söz verdiler.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Almanya - Karlsruhe
Karlsruhe'de son günlerde hareketlilik var,sportif başarının yükselişe geçmesi ile maraton tribünde yeni bir taraftar oluşumu kuruldu "Ultra1894".Bu yeni oluşumun yaptığı açıklamada kesinlikle diğer dört oluşumun otoritesini zedelemeyeceklerini söylüyorlar.Amaçları Karlsruhe şehrinde taraftar ve tribün kültürünü pekiştirmek,yeni yetişen gençlere tribün ve Ultras kültürünü yakından tanımalarında yardımcı olacaklarını vurguluyorlar.Şahsen tribünlerde bir çok grupların olmasından yanayım,tabi kemik tayfaya uymak şartıyla bu ancak gerçekleşebilir.Çok gruplar tribüne yenilik ve renk getirir.
Çakma Futbola Karşı Devekuşu Kabare ;)
Skandal Maç Borussia Mönchengladbach - Hannover 96 !
Bloğu takip edenler bir ara Alman BUNDESLİGA maçlarının özetlerini yazdığımı bilirler,bunu 12.haftaya kadar yaptım.İkinci kez patlak veren şike skandalından sonra Alman lig maçlarına yorum yazmayacağımı da açıklamıştım,bugün seyrettiğim B.M'gladbach-Hannover müsabakasının ardından ne kadar çok doğru karar verdiğimin huzuru içindeyim.Skandal bence hafif kalıyor eğer daha ağır kelimeler varsa yazacağım ama bulamadım seviyeyi bozup kuru küfür etmek de istemiyorum.Olmaz böyle şey Arkadaşlar hadi 10 sene önce böyle maçlara beceriksizlik,basiretsizlik deyip gülüp geçerdik ama şu son patlak veren bahis skandalı sade benim değil tüm futbol severlerin kafasını karıştırıp midesini bulandırıyor,imkanım olsa size bu maçı çok seyrettirmek isterim,inşallah önümüzde ki hafta spor programlarında Alman lig maçları arasında bu müsabakada ele alınır.
Maçı skandal hale getiren Hannoverli oyuncuların kendi kalelerine attıkları üç golün yanı sıra M'gladbach'ın yediği üçüncü gol.Bu maçta 8 gol atıldığı kimseyi yanıltmasın müsabaka vasatın altındaydı,geçen hafta GS-İBB maçı daha göze hoş geliyor.Futbolda her şey mümkün zaten bu oyunun güzelliği de orada.On sene önce bu maçı bana yutturabilirlerdi ama şimdi ki zamanda yemezler gardaş ! Goller öyle tuhaf ki elimden geldiği kadar anlatmaya çalışacağım.İlk golü öyle böyle kabul edebilirim,pozisyon geçmişti ortalanan topu Hannover'in defans oyuncusu Haggui kalecisinden önce müdahale ederek bloke etti,top boşta kalınca Hannover kalecisi Fromlowitz ileriye doğru çektiği şut Haggui'sin dizine çarparak ağlarla buluştu.Hadi bunu yedik ama üçüncü gole ne diyeceğimi bende bilmiyorum.Fromlowitz degaj yapıyor top gladbachlı oyunculardan geri dönüyor. Djapka geri dönen topu kontrolü altında göstere göstere kalecisini kontrpiyede bırakarak kendi kalesine şahane gol atıyor.Kim ne derse desin bu golü bana yutturamazlar o kadar çok kasıtlı yapılmış hareket ki tarifi mümkün değil.Gelelim Hannover'in attığı üçüncü gole,M'Gladbach'ın defans oyuncusu Jaures kendi ceza sahasının alt pas çizgisinde rahat pozisyonda topu Hannoverli Schulz önüne alda at dercesine yuvarlıyor,bu golü huysuz Virgin bile hiç kaprislere girmeden atacağını kimseye anlatmama gerek yok sanırım.Durun gitmeyin daha bitmedi,son gol okullarda "kendi kaleme en kral golü nasıl atarım" başlığı altında ders olarak okutulmalı,Cüneyt Arkın olsaydı "NAYIIIIRRR...NNOOOOLAMAAAZ" narasını basardı.Golün kahramanı yine Haggui,Hannoverli eleman 17 metreden bir geri pas attı plase ters köşe.Maçı anlatan SKY TV spikeri bahis skandalının ayyuka çıktığı şu günlerde bu maçın mutlaka mercek altına alınmasını şakayla karışık ima etmesi öyle yabana atılacak gibi değil !
Her Maç,Son Maç
Belçika liginin lisans komitesi aldığı son karar birinci lig ekibi Royal Excelsior Mouscron'u kötü vurdu. Maddi gelirleri yeterli olmadığından dolayı resmen iflasını açıklayan Excelsior, birinci profesyonel ligi lisansı elinden alınarak ligden çekilmesine karar verildi.Bu karardan sonra kulüpten futbolcular birer birer ayrılıyorlar ama ne hikmetse takım o günden beri maç kaybetmiyor.Ellerinde takımın eskilerinden sayılacak alt yapıdan yetişen 17 yaşında Maxime Lestienne kaldı.Excelsior takımı ligde devam etmesi kulüp yönetiminin son çare olarak gördükleri itiraz baş vurusu.Standart Liege maçı öncesi lisans komitesinin kararına kabul etmediklerini, bu davanın sivil mahkemede ele alınması için tahkim kuruluna başvurularından henüz karar çıkmaması Excelsior'u hala ayakta tutuyor.Onlar için her maç son maç,Standart Liege maçı öncesi takımda kalan oyuncular çıktıkları müsabakadan golsüz beraberlik alınca taraftarlar saatlerce stat dan ayrılmadılar "On ne bougera pas!" Türkçesi,"biz hiç bir yere gitmiyoruz" anlamına gelen tezahüratla kulüplerine sahip çıktılar.
Liege maçı 30 Ekimde oynandı,o tarihten beri Mouscron kulübü her gün bir kötü haberle sarsılıyor.Sponsorların karşılıklı kontratlarını fesih etmesinden sonra iyice maddi krize giren kulüp,bu yüzden elindeki hizmet elemanları maaşlarını alamadıkları için işlerini bıraktılar.Standart Liege maçının akabinde Miroslav Djukic yönetiminde teknik heyet görevinden istifa edince kulüpte kalan kaleci antrenörü Hans Galje teknik direktörlüğe geçti.Geriye kalan bir avuç profesyonel oyuncuların para alamadıkları için maçlara çıkmaması Hans Galje'nin alt yapıdan gelen ve amatör oyuncular ile kadro kurmaktan başka çaresi kalmıyor.Takımın alt yapısından yetişmiş yıldız oyuncuları 17 yaşında ki Maxime Lestienne Roeselare deplasmanında alınan 1:2 galibiyette sahanın en iyi oyuncusuydu,maçtan sonra verdiği demeçler onun bu genç yaşta ne kadar olgun insan olduğunu ortaya çıkarıyor;"Bu kulübe geldiğimde 4 yaşındaydım,bu güne kadar hiç bir maçını kaçırmadım Excelsior bana çok şeyler verdi,şimdi geri ödeme sırası bende sakatlanmaktan korkmuyorum gerekirse bacaklarımı feda ederim."Aklıma Metin Oktay ve Cristiano Lucarelli geliyor meğer hala öyle insanlar var şu fani dünyada.
Maxime ve Arkadaşlarının ölüm kalım mücadelesi devam ediyor,Standart Liege'e karşı alınan berberlikten bu yana 3 maçta 9 puan çıkardılar gol istatistikleri de fena sayılmaz 7:1.Excelsior bugün kendi sahasında Lokeren'e karşı belki son kez seyircisi önünde sahaya çıkacak,henüz ortada kesin netice yok,şimdilik kulübün yönetimine federasyon tarafından Alain Zenner atanmış,önümüzde ki günlerde Excelsior'un yaşam mücadelesine devam edeceğine o karar verecek.Maxime ve takım Arkadaşları bu mücadeleyi devam ettirmeye hazırlar...
Salon Futboluna "HAYIR !"
Kış geldi iki hafta sonra liglerin ilk devresi tamamlanıyor,oyuncular kısa tatile girecek ve sonra hazırlık dönemi başlayacak.Hazırlık dönemlerinde genelde salon turnuvaları,filanca bira markası kupası,bilmem ne araba üretici sponsor maçları düzenlenir.Bu tür organizasyonların takım için hiç bir sportif getirisi olmadığı gibi esas hedeflenen Televizyon ekranları bu kısa futbolsuz dönemde boş kalmaması.Almanya'da her sene olduğu gibi bu yılda Ultras oluşumları salon turnuvaları ve sponsorların düzenlediği müsabakalarda tribünlerden uzak duracaklarını açıkladılar.Arma sevdası için dünyanın bir ucuna giden damardan taraftarlar kulüplerin Armasını kendi ticari amaçları için kullananlara,ceplerini dolduranlara karşı bir protesto duruşu,tek kelimeyle helal olsun.
Böyle organizasyonları düzenleyen sponsor şirketleri futbol kulüplerini kendi menfaatlerine kullanmaları Taraftarlarda rahatsızlık yaratıyor "biricik kulübümüzün Armasını kirletiyorlar" diyor Alman Ultralar ve şahsen bende onlarla aynı fikirdeyim.Zaten yoğun maç trafiği içinde olan futbolcular bu gibi turnuvalarda çok yıpranıyorlar,üstelik gereksiz yere sakatlanıp takım eksik kalıyor,kulübün kasasına giren uç kuruş para için bu tür eziyetler gereksiz.Hazırlık maçlarına amenna ama salon turnuvalar oyuna katkısı olmadığı gibi futbolcuların gelişmesinde de hiç bir faydası olmuyor.Taraftarlar için salon turnuvaları eğlenceden daha çok tam bir eziyet,fahiş bilet fiyatları,bütün gün salona bağlı kalmak,dışarı çıkma yasağı ve bu yüzden salon içinde ki pahalı yiyeceklere muhtaç bırakılmak.Ultras oluşumlarının turnuvalarda takımlarına destek vermeyecekleri TV şirketlerinin işine gelmiyor,oysa onlar tribünlerde yapılan gösterileri de ekranlarda gösterip pazarlayacaklardı,ponponlu kızlarla idare edecekler.Taraftar oyunun önemli unsuru olduğunun altını çizen Ultra'lar,kesinlikle böyle organizasyonlara katılarak televizyon şovlarının parçası olmayacağız diyorlar,bravo !
Ne desek az,Arkadaşların sergiledikleri bu duruşlarına şapka çıkarıyorum.Doğru söylüyorlar,taraftar futbol oyununun parçasıdır televizyon ekranlarının değil ! Kesinlikle televizyon kameralarından uzak durulmalı,gerekirse boykot edilmeli,Ultras Manifestosunda yazdığı gibi;
"Bu yapay fabrika futboluna karşı, sadece bir kereliğine de olsa, tüm curvalar (kale arkaları) birleşmelidir!"
Meşaleler sönmesin,yeşil zemin üzeri konfetilerle kaplansın....KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !
Tek Başına Tayfa "İstanBULL'S


LİBERTA PER GLİ ULTRAS !
Tükeniyor !
Futbolsever Taraftarlar, bu oyunun vazgeçilmez ve kurucu unsurlarından biridir. Futbolsever Taraftarlar, sadece "seyretmez", faaliyetleriyle bu oyunun renklenmesine, dengelerin değişmesine ve popülerliğinin artarak devam etmesine katkıda bulunur. Futbolsever Taraftarların, bu oyunla ilgili talepleri, istekleri, düşünceleri ve projeleri vardır. Bütün bunları doğrudan dile getirdiği yer, doldurduğu Tribünlerdir. Futbolsever Taraftar, kendisinin bu oyunda sadece bir "seyirci" ya da "olay çıkaran rahatsız edici unsur" olarak gösterilmesine şiddetle karşı çıkar.
Dolayısıyla Tribünleri dolduranlar, oraya sadece o oyunu "seyretmek" için gelenler değil, tıpkı futbolcular gibi, hakemler gibi veya kameramanlar gibi, OYNANAN OYUNU OLUŞTURAN, KURAN belirleyici bir unsurdur.
Yukarıda ki satırlar 2000 yılında yazılan Manifestonun bir bölümünden alıntı.Neden yazılmıştı bu manifesto ya da şöyle sormak lazım neden bir Taraftar oluşumu kurma hissine kapıldı Galatasaraylılar? 1990'lı yılların ortalarında fırtına gibi esen Galatasaray ve onunla birlikte yetişen yeni milenyum gençliği 21.yüz yıla girildiğinde iyice başarılara doymuş,maç seçen,spordan uzak,televizyon yorumcularının etkisi altında kalmış onların dediklerini esasa alan garip bir topluluk haline gelmişlerdi,ki bu gariplik şu günlerde vahim boyutlara geldi.Dokuz sene önce buna karşı önlem almak isteyen bir grup Galatasaraylı kurdukları taraftar oluşumunu iyi kötü bugünlere kadar getirdiler.İlk başta tribünlerde eski günlerin azda olsa havası yakalanmıştı fakat 2002 yılında değişen yönetim ve bununla birlikte gelen maddi bunalım, sportif başarısızlık,ezeli rakiplerin sansasyonel çıkışları Galatasaray taraftarlarını karamsarlık içine attı ve maalesef tribünlerde olumsuz yönde etkilendi.Artık statlara takımı desteklemek yerine maç seyretmeye gelenler çoğaldı,malum,endüstriyel futbolun gelişmesi insanların futbola bakış açısını değiştirdi.Statlara maç bakmaya gelenler takımı desteklemek yerine oyun istedikleri gibi gitmediğinde oyunculara küfür ettiler bunların üzerine ateşli taraftarların yer değiştirmesi stat atmosferini bitirdi,tüketti.
Peki taraftar oluşumları bu gidişe neden dur diyemedi?
Yukarıda ki resmi internete buldum,siyah beyaz olduğuna bakmayın 1980'li yılların ASY stadı,sorumun cevabını o yıllarda kendim canlı yaşadığım bir anekdotla vereceğim.Yıl 1987 Galatasaray-Sarıyer maçı,ASY tıklım tıklım dolu iğne atsanız yere düşmez millet üst üste.Kapalı üst tribünündeyim maça kötü başlıyoruz,Erdal Keser penaltıdan Sarıyer'i 0:1 öne geçiriyor fakat tribünlerde homurtu yok Galatasaray taraftarı inanmış susmuyoruz takımı tezahüratlarımızla kamçılıyoruz.İlk devre Sarıyer'in üstünlüğünle kapanıyor,takım çubuklu formayla çıkmış biz ikinci yarı parçalı giysinler diye tempo tutuyoruz onlarda bizi kırmıyorlar ama oyunda değişiklik yok doğru söylemek gerekirse kötü oynuyoruz.Bir ara İlyas Tüfekçi boş kaleye gol kaçırıyor,onun topa vurduğu an bende belime bir tekme yiyorum.Arkamda bir arkadaş kendini maça o kadar kaptırmış ki kendini İlyas zannetmiş tribünde oda oynuyor maçı.Neyse,sarıldık öpüştük özür diledi,maçın son dakikasında Erhan Önal beraberlik golünü attı,hakem maçı bitirdi biz takımı tribüne çağırdık kucakladık sonra eve gittik.
Sorunun cevabı anlaşılmıştır sanırım,demek istediğim şu,artık o eski tutku,coşku kalmadı.Kimse başarısızlığı kabul etmiyor,hoş görü yok olmuş en acısı sevgi tükenmiş.Soruyorum stada maça gidenler hanginiz takımla birlikte oynuyorsunuz tribünlerde? Çoğunuz maça deşarj olmak için gidiyor,evde ya da kahvede rahat sallayamadığınız için tribünlerde rahatlıkla küfrü basıyorsunuz,herkes teknik direktör olmuş durmadan yorum yaparlar çarpım tablosunu andıran taktikler düzerler,madem eğlenmiyorsunuz oyundan zevk almıyorsunuz neden çuval dolusu para harcayıp kombine satın alıyorsunuz?Tüm bunlara stat atmosferinden sorumlu olan sözde "ateşli taraftarlar" kendi kafalarına göre takılıp stadın üzerine ölü toprağı serpiyorlar.Ne yazıyordu manifestoda gelin bir daha hatırlayalım;
"Dolayısıyla Tribünleri dolduranlar, oraya sadece o oyunu "seyretmek" için gelenler değil, tıpkı futbolcular gibi, hakemler gibi veya kameramanlar gibi, OYNANAN OYUNU OLUŞTURAN, KURAN belirleyici bir unsurdur."
Oyunu kuran ve oluşturan,şu demek oluyor,takım atağa kalktığında onlara birlikte hücuma çıkıp arkadan destek vermek,savunmaya geçtiğinde rakibi kalemizden uzak tutmak,hakemi etki altına almak,oyuncularımızı motive etmek.Bunların hepsini dört dörtlük yerine getirmek için önce oyunu iyi bilmeli taraftar,içinde hissetmeli kısacası boş zamanında futbol oynamalı,kaçınız futbol oynuyor? Futbolu TV'den takip ederek,yorumcuların geyiklerini esasa alıp hareket ederseniz ortaya suni tatsız tribün performansı çıkar.Şu an görülen sade kuru gürültüden başka bir şey değil,eğer amaç sade kendinizi eğlendirmek ise çağırın bir kaç köy çalgısı en azından iki çiftetelli çalıp milleti havaya sokarlar.Evet şimdi bu satırları okuduğunuzda bana çok kızıyorsunuz,canınız sağ olsun dost acı söylermiş.Ama gerçekler kızmakla ortadan kalkmıyor,iyi niyetinizden kimsenin şüphesi yok fakat o eski hava kalmadı,insanlar değişti 20 senelik tezahüratlarla takıma destek olunmuyor aksine oyuncuların havası kayboluyor.Biz bu sezon kendi sahamızda üç maçta puan kaybetmeyebilirdik ama 12. adam devreye girmediği için sıradan takımlar geldi puanları çaldılar gittiler çünkü takımı sahada yalnız bıraktık.Cehennem buz tutmadan yeni yapılanmanın zamanı geldi geçiyor,hiç boş yere kendimizi kandırmayalım,KÖTÜYÜZ !
