Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Münferit#31

20. April 2013 , Geschrieben von Erdal Güngör

Romanı başından okumak isteyenler buradan>>>> Münferit, Bir Ultras Romanı

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Vincenzo Paparelli cinayetini önceden yazmıştım >> Mentalita ULTRAS#7 İlk Cinayet Bu hikaye 34 sene önce olaya birebir şahit olan kişilerin anlatımı!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

28 Ekim 1979, bir İtalyan trajedisi Vol.1

 

Derbi günü geldi, aslında bu sabah neşeli olmalıyım ama nedense hiç keyfim yok. Her derbide olduğu gibi yine gece heyecandan uyku tutmadı sabahı zor getirdim. Saat 07.00’de gözlerimi açtığım andan itibaren aklım tribünde. Büyük fedakarlıklarla yaptığımız koreografiyi kafamda canlandırıyorum, son kuruşumuzu harcadık hatta tayfadan birkaç kişi kaçak iş yaptı.

 

Odanın olumsuz havası değişsin diye pencereyi açıyorum, nafile değişen bir şey yok. Dışarda havanın durumu benden kötü, berbat gün olacağı her haliyle belli. Acele duş alıyorum ayakta ufak tefek bir şeyler atıştırdıktan sonra boynuma atkımı takıp stadın yolunu tutuyorum.

 

Radyodan ilk haberler geliyor. Roma Termini tren istasyonu önünde, Piazza della Province meydanında ve Milvio köprüsü üstünde ufak çapta olaylar çıktığını söylüyor spiker.

 

Buluşma noktasına vardığımda tayfada da durum aynı, gerginliklerini gözlerinden okunuyor. Gecikenler geldikten sonra kuzey tribününe doğru yola çıkıyoruz.

 

Saat 11.00’e doğru kuzey tribünü gişelerine vardığımızda aynı yüz ifadeleriyle karşılaşıyorum. İlginç, diğer derbilere nazaran bu sefer ortam neden bu kadar gergin?

 

Koreografi malzemelerini yavaşça içeriye taşıyoruz. Girişte polisin araması yüzeysel, tuhaf daha sertlerine alışkınız! Tribünde ortam dışarı kadar gergin, sebebi hemen belli oluyor. Karşı güney tribününden oyuncumuz Re Cecconi’ye açılan iğrenç bir pankart bizimkileri fena kızdırmış.

 

Hemen kontra yapıyoruz, “piç Rocca, ölüler yeniden doğmaz” “sarı kırmızı holocost” bir tane pankartta üst tribünde açılıyor “pardon domuz, sana romanista dedim”

 

Kuzey tribünün alt kısmı henüz boş, güney tribünü ise tıklım, tıklım dolu. Dakikalar geçtikçe iki tarafın birbirine yaptığı tezahüratlar sertleşiyor.

 

Ben ve birkaç arkadaş karşılıklı atışmalara takılmadan oturup koreografi için ufak toplantı yapıyoruz. Tam o sırada güney tribününden, beyaz duman ve ince ses çıkaran, bir cismin yükselerek sahayı aşıp bizim tribüne doğru yaklaştığına şahit oluyoruz.

 

Atılan cisim, denizcilerin imdat anında kullandığı paraşütlü fişek, 20 metre önümde duran bir adamın yüzüne saplanıyor, ortalık mahşer günü!

 

Bir kadın, galiba yaralananın eşi, ellerini yakma pahasına saplanan fişeği adamın gözünden çıkarmaya uğraşıyor....nafile! Fişek patlıyor artık çok geç.

 

Etrafta olayı görenler paniğe kapılıyor, çığlık atanlar, ağlayanlar. Bazıları tribün oturaklarından tahtaları sökerek karşı saldırı için hazırlanıyor. İlginç, kuzey tribünün kapıları ağzına kadar açık etrafta bir tane polis yok!

 

Dışarı çıkarken bir genç kıza rastlıyorum, zavallı eli yaralı merdiven üstüne oturmuş ağlıyor. Atkımla göz yaşlarını siliyor sonra kanayan elini bağlıyorum.

Kızla uğraşırken yine bir fişek bizim tribünde patlıyor. Genç bayanı dışardaki ambulansa teslim ediyorum sonra yardım etmek için etrafıma bakınıyorum.

 

Benimde kafam karışık, paniğin ortasında yapa yalnızım kalabalıkta tayfayla irtibatı kaybettim, açıkçası korkuyorum.

 

Peki, şimdi ne olacak?

 

Onca telaşın içinde kafamı toparlamaya çalışıyorum, mutlaka bir şeyler yapmalıyız kimse kuzey tribününe sincice saldırıp ucuz kurtulamaz, KURTULMAMALI!

 

Çevremde gördüğüm insanlar fena kızgın, aralarında çocuklarıyla maça gelen babalar anneler, genç kızlar, erkekler, yani bildiğiniz sıradan insanlar öfkeyle intikam almak için güney tribüne saldırı düzenleme peşindeler. Fazla sürmüyor öfke sükûneti yeniyor. Ben tekrar içeri girip elime kırık tahtalardan bir tane kapıyorum diğerleri de aynısı yapıyor. O arada dışarda bir grup genç polisle sıcak temasa geçiyor, polisler öfkeli topluluğa fazla direnemeden geri çekiliyorlar.

 

Yeniden dışarı çıkıyorum, tribün girişinin önünde yaklaşık 300 kişi ellerine geçirdikleri kırık cam şişeleri, zincir, tahta sopa, demir levyelerle güney tribününe doğru yola çıkıyor, bende peşlerinden.

 

Bu arada radyodan Vincenzo Paparelli’nin ölüm haberi geliyor, bunu duyan güney tribün iğrenç bir tezahürat başlatıyor “bir kişi eksildi, tribünde yer açıldı..oh..oh”. Bunu duyduktan sonra öfkemiz iki kat daha artıyor ve güney tribüne ilk saldırıyı başlatıyoruz.

 

Önümde 40 yaşlarında bir adam elindeki sopayı savurarak koşuyor, onu görünce bende cesaretleniyorum. Yoldan taş toplarken tam o anda arkama baktığımda bizi takip eden, öfkeden çıldırmış intikam almaya sabırsızlanan 300 kişiyi görüyorum. Hepimizin bir tek hedefi var, güney cehennemine girip kalleş piçlerden hesap sormak.

 

Tevere tribünün önündeki caddeyi çabucak geçiyoruz fakat hedefe yaklaştığımızda polis panzerleri namlularını bize doğru yöneltmiş bekliyorlar. Biz ise kararlıyız ve vakit kaybetmeden saldırıya geçiyoruz. Panzerlerin üzerine taş ve şişe yağıyor, polis geri çekilip siper alıyor ardından göz yaşartıcı bombalarla karşılık veriyorlar.

 

Çatışma bir süre tüm şiddetiyle sürüyor, hepimiz polis barikatını geçmeye uğraşıyoruz. Hoş, bunun imkansız olduğunu o an kimsenin aklına gelmiyor, öfkemizden gözlerimiz kararmış, beynimiz tek yönde çalışıyor “İNTİKAM”

 

Ortalık savaş alanı. Sirenler, çığlıklar, patlayan gaz bombalarından çıkan dumandan göz gözü görmüyor. Bu sahneyi orada bulunanlar ömür boyu unutmayacaklar, hem öyle stat apaçileri değil çoğu sıradan, namusuyla yaşayan genelde kurallara uyan, vergisini vaktinde ödeyen sıradan vatandaşlar.

 

Barikatı aşamayacağımızı anlıyoruz ve kuzey tribününe doğru geri çekiliyoruz. Bir karar almalıyız, şiddete şiddetle mi karşılık verelim yoksa sakin kalalım herkes evine mi gitsin? Bizler şiddete şiddetle karşılık vermekten kararlıyız, yalnız değiliz yaşlısı genci aynı fikirde birleşiyoruz “İNTİKAM”

 

30-40 kişilik grup polise çaktırmadan güney tribününe gitmeye karar alarak yola çıkıyor. Bizimle kalanlar dolaylı yoldan kontrollere yakalanmadan güneye doğru gidiyoruz. Yolda gördüğümüz ne kadar AS Roma stikerli araba varsa hurdaya çeviriyoruz. Ne yapsak öfkemiz dinmiyor, sanki intikam aldığımızda Paparelli canlanacak. Kafamın içindeki ses beynimi kemiriyor, “bu maç başlamalı....bu maç başlamamalı....bu maç başlamamalı”......devam edecek.

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: