Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Mentalita ULTRAS#13 Heysel,Bir Trajedinin Anatomisi

10. Februar 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Felaket bilerek tasarlanır mı? Elbette, kaza bazen geliyorum der, haber verir. Hatta bilinçli kaza çıkmasına insanlar elbirliğiyle senaryolar üretir uygulamaya koyar ve çıkan kazalarda yüzlerce, binlerce masum insanlar ölür. Kazayı çıkaranlarda köşeyi döner. Bunun en çarpıcı örneği 9 Ekim 1963 yılında yaşanan Vajont barajı felaketi. Tüm uyarıları önemsemeyen resmi yetkililer bilerek 2000 insanın ölümüne sebep vermesini kader, kısmet, alın yazısı gibi klişe laflarla geçiştiremeyiz. Dağın başında çıkan tsunami benzeri faciada haritadan silinen Longarone kasabası bir tesadüfün ortaya çıkardığı doğa felaketi olamaz. Çünkü doğanın dengesinin bozulmasına insan sebep vermiştir.

Vajont faciası >>> link


Heysel ‘de yaşanacak trajediyi maçtan önce birçok kişi hissetmişti, tabii her şey olup bittikten sonra  “ben demiştim” diyenler ortaya çıkıyor ama uyarıları yapanlar öyle yabana atılacak insanlar değildiler. Felaketin geleceğini tahmin edenlerin arasında Liverpool’un takım kaptanı Phil Neal ve Juventus kaptanı Scirea vardı. Dört kupa finali görmüş ve aynı zamanda İngiltere milli takım kaptanlığını yapan Neal her final müsabakasından iki gün önce final oynayan takımların gelenek haline getirdikleri stat teftişinde bizzat X, Y, Z sektörlerinin yeteri kadar güvenli olmadığına dair dikkat çekip yetkilileri uyarmıştı.

 

Bir sene öncesi Roma’da oynanan finalde tüm olumsuzluklara rağmen İtalyanlar gerekli önlemleri almışlar, tribünlerde boşluklar bırakarak iki tarafı güvenli mesafede tutmasını başarmışlardı. Liverpool takım kaptanı üstüne basarak endişesini dile getirse de maalesef yeteri kadar sesini duyuramadı.

 

Hele Z tribünündeki tarafsız seyircilerin Liverpool taraftarlarının tam ortalarında kalmaları akıl almaz hataydı.


Muhtemelen Neal’i “boş ver koçum sen maçını oyna işine bak gerisine karışam” gibi boş laflarla teselli etmişlerdir. Zaten böyle bir üst düzey müsabakanın, o zamanın adıyla Şampiyon Kulüpler Kupası finalini virane bir statta oynatmak kamuoyunda endişeyle karşılanıyordu. Bu tamamen birkaç Belçikalı üst düzey devlet diplomatları ile UEFA yetkilileri arasında olan ensest ilişkilerinin doğurduğu kasıtlı işlenen ortak suçtur, başka türlü tarifi olamaz bu trajedinin. Her sağlam kafalı mantıklı düşünen insan stat güvenliğinin yetersiz olduğunu ilk bakışta görüyordu.

 

 

Stat içi dağılımına gelince. 30.000bin kapasiteli O, N, M sektörünün tümü Juventus taraftarlarına verilmişti. X, Y, Z sektörlerinin kapasitesi ise 20.000bindi. X ve Y bölümleri Liverpool taraftarlarına Z tribünü de tarafsız seyircilere ayrılmıştı.

 

Maç öncesi ortam o günlere göre gayet normaldi. Ufak tefek arbedeler, bıçaklanan birkaç İngiliz taraftar ve bazı dükkânların yağmalanması dışında fazla olay görülmedi. Hatta her iki kulübün taraftarları kendi aralarında ufak bir futbol maçı yaptılar, kısacası dostane hava vardı.

 

Maç vakti yaklaştığında insanlar stadın yolunu tuttu. Yol boyu etraflarında dolanan karaborsacılar ve onların elinden biletlerini çalan Liverpool taraftarlarının yarattığı gerginlik dışında başka rahatsızlık yaşanmadı.

heyselstadionkatastroph.jpg

 

Ve sürprizler başlıyor.


Birinci sürpriz: Tarafsız seyircilere ayrılan Z sektörü tamamen Juventus taraftarlarıyla dolmuştu. Bu kişiler Ultras değildiler onlar tam karşı tribünde duruyorlardı. Bu kişiler yurtiçi ve yurtdışında yaşayan İtalyanlardı,  bir yolunu bulup biletlerin hepsini ele geçirmişlerdi. Çoğu orta halli her yaş grubundan bulunan çocuklu ailelerdi ve hiç biri fanatik değildi, bildiğimiz sıradan futbolsever.


İkinci sürpriz: Z sektörü Y ve X tribünün tam ortasında kalan bölümdü, iki tarafın arasına sadece ince teller çekilmişti. Tutanak raporlarında “chicken wire” olarak geçiyor. Esas vahim olan Y ve X tribünü kapasitelerinin üzerinde Liverpool taraftarıyla doluydu. Çoğu geleneklerine uyarak biletsiz gelmişler ve gişelerde kontrol edilmeden içeri girmişlerdi!


Üçüncü sürpriz: Tribünlerin güvenliğini sağlayacak sadece 12 jandarma görevlendirilmişti. Evet, doğru okudunuz yazıyla “ONİKİ JANDARMA!” 20.000 binden fazla seyircinin güvenliğini bir avuç jandarmaya bırakılmıştı, sizce yeterli mi? Hiç bu kadar zahmete gerek yoktu keşke karışık oturtsalardı.


Dördüncü sürpriz:  Bu 12 Jandarma iç kısımda yağmalanan büfede çalışan kadının yardım istemesi üzerine görev yerlerini terk ettiler. Buyurun cenaze namazına alın size ortaya karışık.


Aşırı derecede alkol alan İngilizler kendi tribün kültürlerinden gelen “taking an end” hareketini başlattılar. Ortam nasıl olsa müsaiti, jandarmalar çekip gitmiş aradaki incecik teller rakip tribüne saldırmaya adeta davetiye çıkarıyordu. Ve bundan sonra olanları dünyada hiçbir güç durduramazdı, ok yaydan fırlamıştı.


İki taraftan saldırıya uğrayan İtalyanların olduğu tribün çöktü ve insanlar feci şekilde ezildiler. Bunun üzerine karşı tribünden olayı gören Ultra’lar sahaya inerek yıkılan tribüne doğru saldırıya geçti. Onları durdurmaya çalışan birkaç atlı tribünden gelen yüzlerce Juventus Ultra’larından kaçarak canlarını zor kurtardılar. Ortalık mahşer gününe döndü.

 

Bilanço; 39 Ölü, 1 İrlandalı, 2 Fransız, 4 Belçikalı, 32 İtalyan en küçüğü 11 yaşında Andrea Casula.


İğrenç bir polemik yayılmaya başladı, “maç oynansın mı, oynanmasın mı? Juventus başkanı Boniperti önce maçın oynanmasına kesinlikle karşıydı ama Belçikalı yetkililer olayların büyümesinden korktuklarından dolayı zorla diretiler. ” Juventus penaltıdan 1:0 kazandı, taraftarlar mutluydu Torino şehrinde kutlamalar sabahlara kadar sürdü. Bu sefer başkan Boniperti kupa Juventusta kalması için diretti, sanki hiçbir şey olmamış.


Tüm bu iğrençliklere yenileri eklendi. Cesetlerin hepsi yağmalanmış ve otopsi sonrası parçalanmış halde ülkelerine postalandı. Heysel trajedisinin karanlıkta kalan acı gerçekleri!


Stattan ayrılan İngilizler olanlardan haberleri yoktu, ne zaman televizyondan seyredince yaptıkları pisliğin farkına vardılar, “biz İtalyanlara ufak bir ders vermek istemiştik” savunmaları havada kaldı.


Toparlayalım;


Virane stat

Maç öncesi tüm uyarıları duymamalıktan gelen yetkililer

Aşırı alkollü İngilizler

Tarafsız tribün biletlerini İtalyanlara satan organizatörler

Taraftarların tribünde yanlış dağılımı

Az sayıda Güvenlik güçleri

Gişelerde bilet kontrolü yapılmaması

Stat kapasitesini aşan seyirci sayısı


Tam bir gerilim filmi senaryosu tek Alfred Hitchcock imzası eksik.


Bunun üzerine Lord Taylor çarşaf, çarşaf rapor yazsa üstüne 10 sene kulüpleri Avrupa kupalarından çekseler ne ifade eder?


Tutuklanan 26 İngiliz den sade 14 kişi yargılandı, bir süre sonra onlarda delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Bu arada resmi yetkililerde yargılandı, Belçika Jandarma Komutanı ve Belçika futbol federasyon başkanı ağır hapis cezası aldılar. Ölülerin yakınlarının diretmesi sonucu iki sene sonra mahkeme UEFA’yı da olayda sorumlu tutarak tazminat ödeme cezası verdi.


Liverpool taraftarlarını ise bir başka güç cezalandıracaktı” İlahi Adalet”, buda gelecek yazıya kalsın….devam edecek.

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: