Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Maybe One Day

3. Januar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Maybe one day we can work it out
Strive to understand what live's about
All it seems to be is sadness and pain
Blood like rain clogs urban drains



Weiterlesen

Dejan Petkoviç Nam-ı diğer "Rambo"

2. Januar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

petkovic-rambo

Brezilya birinci liginin en iyi orta saha oyuncusu 37 yaşında bir Sırb,Dejan Petkoviç.Kornerlerden attığı goller mi dersiniz,ya da rakip defansların korkulu rüyası olan ölümcül gol paslarımı,Dejan Brezilyalı futbol severlerin kalbinde taht kurdu ve oynadığı Flamengo takımının Şampiyonluğunda büyük payı var.Brezilya'da profesyonel futbolcular kendilerine isim takarlar,bunlar genelde sanatçıların veya büyük filozofların adı olur,Garrincha,Socrates,Jairzinho,Zico,Pele.Petkoviç'e "Rambo" lakabını layık görmüşler,hırçınlığı,mücadeleyi,savaşı  çağrıştıran isim ama Dejan Petkoviç Brezilyalı futbol uzmanlarına göre tam bir virtüöz.Ve Dikkat Joachim Löw ! Dejan Petkoviç bu sene düzenlenecek dünya kupasında Almanlar ile aynı grupta olan Sırb milli takımının aday kadrosunda.Yetkililer ile anlaşamadığı için Sırb milli takımında şimdiye kadar sade 7 kere oynayan Dejan,geçirdiği müthiş sezondan sonra onlarda pes etmişler ve tekrar aday kadroya çağırmışlar.Brezilyanın belki en yaşlı futbolcuları arasında,ama şu kesin eski Yugoslavya'da en genç profesyonel futbolcusuymuş zamanında.Radnicki Niş takımınla ilk maçına çıktığında 16 yaşındaymış,1991 yılında Kızıl Yıldıza,dört sene sonra  İspanyanın en büyük kulüplerinden Real Madrid'e transfer olmuş.İspanya'ya ayak uyduramayan Dejan 1997 yılında Brezilyanın Vitoria takımına gitmiş ve o günden buyana toplam 7 takımda top koşturan "Rambo" lakaplı Sırb Brezilya medyası ve Futbol uzmanları tarafından yılın en iyi orta saha oyuncusu seçildi.Petkoviç attığı milimetrelik gol pasları,frikikleri ve çoğu zaman ağlarla buluşan kornerleri ile taht kurmuş Sambacıların kalplerine.Son maçta Flamengonun şampiyon olması için mutlak galibiyete ihtiyacı varmış,sıcakla boğuşan ihtiyar delikanlı tam oyundan çıkıyormuş ki o an korner olmuş.Geçmiş topun başına yollamış Adrianonun kafasına alda at dercesine,gerisi sevinç çığlıkları.Bu golle maçı 2:1 kazanan Flamengo aynı zamanda şampiyonluğunu ilan etmiş,Dejan Petkoviçte kahramanlığını.


İlginç,futbol sihirbazlarınla meşhur olan Brezilya'da bir Balkan asıllı yılın en iyi orta saha oyuncusu seçiliyor.Petkoviç nesli tükenen orta sahada oyun kurucu olarak bildiğimiz klasik 10 numara,fazla koşmayı sevmeyen ama ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkan futbol dahisi.Fizik formüllerine benzeyen taktiklerden kirlenen futbolun,eski günlerden kalan bir futbol virtüözü.Onun yaşına gelenler şimdi dede oldu,bir anda aklıma Hasan Şaş geldi henüz 32 yaşında Florya'da halı sahaları eskitiyor.

Weiterlesen

A Classic Celebration

1. Januar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

                                                                            Welcome 2010
resimler 0063
Weiterlesen

Yeni Yılınız Kutlu Olsun

30. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Yine bir yıl başı yaklaşıyor,bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzelikte geçmesini diliyorum
happy-new-year-2009

                                                                 YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

                  ICH WÜNSCHE ALLEN EİN FROHES NEUES JAHR

                                  HAPPY NEW YEAR


Weiterlesen

I Will Survive

30. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Her güzel olan şey illa bir gün değişmelimi,neden ömür boyu kalıcı değil ?



 Üstelik benimsemiş içimizde hissediyorken,nedir bu yok etme tutkusu ?

Weiterlesen

Giovanni Trapattoni

30. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

İsmi son günlerde milli takımımızla anılmaya başladı,gelin onu biraz yakından tanıyalım.

Trapattoni

Giovanni Trapattoni 17 Mart 1939 yılında Milano'da doğdu,dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı hocaları arasında.Sade teknik direktör olarak değil oyuncu kariyeri de parlak büyük futbol dahisinin.Toplam 20 kupa kazanmış Trapattoni,profesyonel oyunculuk kariyeri 1953'den 1970 yılına kadar toplam 367 kez formasını giydiği AC Milan'da başlıyor,1970/1971 yıllarında oynadığı Varese FC' de sona eriyor.Oyunculuk yıllarında en büyük başarılarını yine Milan takımıyla kazanmış,1962 ve 1968 yılında İtalya Şampiyonu,1967'de İtalya kupası,1963 ve 1969'da Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası,1968 yılında Avrupa Kupa Galipler Kupasını kaldırdı,17 kere Milli oldu,1960 olimpiyatlarına ve 1962 Dünya kupasına katıldı signore Trapattoni.Gençken saçları sarı olduğundan İtalyanlar ona "İl Tedesco" adını takmışlar,Türkçesi Alman anlamına geliyor,Almanlarda "Trap" ismini vermişlerdi.


Trapattoni Teknik Direktörlüğe1972 yılında Milanın alt yapısında başlıyor 1974 yılında A takımının başına geçiyor.1976 yılında Juvetusa giden büyük hoca 1977'de UEFA kupasını aldı,1985/1986 sezonunda Avrupa Şampiyon kulüpler ve Süper kupayı kaldırdı, ardından Inter'e transfer oldu.Burada 1989 yılında çifte kupa sevinci yaşadı ve 1991'de de UEFA kupasını kazandı.Tekrar Juventus'a dönen Trapattoni 1993 yılında burada da UEFA kupasını kazanarak uluslararası platformda en son başarısını elde etti.1994 yılında ilk defa yurt dışına çıkan İtalyan hoca Almanya'nın FC Bayern Münih takımının başına geçti,burada sade bir yıl kalan Trapattoni tekrar ülkesine geri  döndü.Cagliari Calcio'da Teknik Direktör kariyerinde ilk defa kovulan Trapattoni 1996/1997 sezonunda Almanya'ya geri dönerek tekrar Bayern Münih'de görev aldı.İlk defa yurt dışında çalıştırdığı bir takımla üç kupa birden kaldırarak,Almanya Şampiyonu,Almanya Kupası ve Süper kupalarını kazandı.2004 yılında Portekiz'in Benfica takımınla ulaştığı Şampiyonluk Trapattoni nin CV' sinde en son başarı olarak duruyor.Ondan sonra büyük düşüşe geçerek,kariyeri 2002 yılında İtalya milli takımınla çeyrek final ve 2004 yılında Portekiz'de düzenlenen Avrupa Şampiyonasının grup maçlarında elenerek dibe vurdu.2005 VFB Stuttgart, 2006 RB Salzburg ve son olarak İrlanda milli takımını çalıştıran kurt hoca belki yakında Türk milli takımın başında görebiliriz.


"İch habe fertig" Türkçesi "ben bittim".


Kuşkusuz Trapattoni nin Almanya'da kaldığı sürede herkesin akıllarına kazılan o kelime "İch habe fertig" 1997/1998 sezonunda yaptığı aynı zaman Alman futbol tarihine geçen basın toplantısı hala futbol severler arasında hoş anıları var,videosu aşağıda;



Trapattoni aşırı duygusal bir insan,klasik Akdenizli ben Fatih Terimi hep ona benzetirim ve gördüğünüz gibi hiç farkı yok hatta fazlası var.Geçmişte Fatih hocanın da benzer basın toplantıları oldu,hatırlayın bir keresinde "ders almam,ders veririm" sözleri büyük çalkantılar oluşturmuştu boyalı medya dünyasında.Trapattoni zamanında yaptığı basın toplantısında önemli bir sözü var "biliyor musunuz biz neden böyle aptal oyuncuları almıyoruz? Çünkü onlar İtalya'nın büyük Şampiyon kulüplerine layık değiller" diyor İtalyan hoca,resmen Almanları kendi toprakları üzerinde aşağılıyor,diğer dikkate alınacak nokta ise toplantı bittikten sonra Alman gazetecilerinden alkışlanması.Ben şahsen yerli Teknik Direktör'den yanayım ama kararı benim gibi düşünen futbol severler vermeyecek.Kararı verecek olanlar ilk önce piyasada kendilerini uzman ilan eden palyaçoları memnun etmeleri gerekiyor.Kendilerinin dediği gibi "gelecek hocayı önce biz içimizde hazım etmeliyiz".Siz hazım edersiniz etmeye ama Trapattoni size tahammül eder mi orasını bilemem,şahsi görüşüm hiç sanmıyorum.İki hafta sonra "bu adamdan ancak çaycı olur" derseniz,eh o zaman elinde tepsiyle stüdyoya dalıp "çaylaaaaaaar" diye karşınıza çıkarsa hiç şaşmayın,hadi hayırlı tıraşlar.


 

 

Weiterlesen

Fena Çuvallamışım Herkesten Özür Diliyorum !!!

29. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Konu şu yazı >>> Miguel Tutuklanmış


Hangi şeytan dürttü böyle saçma bir yazıyı yazmaya bende bilmiyorum ama hiç kıvırmaya gerek yok hata BENDE tüm okuyucularımdan Özür Diliyorum !

Bir daha tekrar etmemesi için elimden geleni yapacağım fakat söz veremem,hatasız kul olmaz derler.Sağ olsun Taç Çizgisi blogun'dan Schumy beni uyardı,uzun zaman oldu belirli nedenlerden dolayı bir süre yorumları kapatmıştım,tekrar teşekkürler Schumy kardeşim.

Haber aslına bakılırsa yalan değil,ben 30 yaşında Luis Miguel Brito'yu 10 yaş küçültmüşüm.Haberin içinde bahsettiğim Lizbon'dan arkadaşlar tesadüfen olay yerinde bulunmuşlar,artık ben mi yanlış anladım bilemiyorum,fazla uzatmaya gerek yok.Konuyu detaylı araştırmadan yazarsan başıma gelenide çekeceğim,malum.Şimdi araştırdım olayın kaynağı mevcut buyurun buradan bakabilirsiniz >>> link


Yazımı silmeyeceğim,orada duracak utanç belgesi olarak hani Askeriye'de çalışmayan tankları,uçakları cezalandırırlar sonra başında nöbet tutulur,işte öyle bir şey,o yazıda yaptığım yanlışı her zaman bana hatırlatacak.Tekrar herkes den Özür diliyorum...

Erdal Güngör

Weiterlesen

Merak Etmeyin Vermeyecekler !

29. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bilindiği gibi 2016 Futbol Avrupa Şampiyonasına resmen adayız ve dün müsabakaların yapılacağı şehirler açıklandı.UEFA kriterlerine göre güvenlik nedenlerinden dolayı aynı şehirde 2 staddan fazla gösterilemiyor,bundan dolayı tff İstanbul'dan sade iki stat göstermiş,bu stat henüz inşaatı bitmemiş tt arena ve olimpiyat statı.Ne olduysa zaten bundan sonra oldu Fenerbahçe Yönetim kurulu kendi statlarının ismini göremeyince müthiş bir aşağılık kompleksine girmiş olacaklar ki resmi sitelerinden "Bu ne yaman çelişki" adlı bir bildiri yayınladılar.Bildiri öyle bir yerden dem vuruyor ki Türkiye'mizin en hassas noktalarına değiniyor.Vay efendim neden Trabzon ve Diyarbakır müsabakaların düzenleneceği şehirler arasında yokmuş.Şu noktayı anlıyorum,UEFA kupası finali oynanan Fenerbahçe stadı ve İnönü stadının aday gösterilmemesi.Bunun nedenleri UEFA kriterlerinde açıkça ortada duruyor fakat ben şöyle düşünüyorum,şayet Fenerbahçe stadı aday gösterilseydi diğer iki şehir Diyarbakır ,Trabzon dışarıda kalsaydı ve tt Arena aday gösterilmeseydi Fenerbahçe yönetimi yine aynı tepkiyi gösterecekler miydi ?

Euro 2016

Fenerbahçe yönetiminin yayımladığı bildirinin başlığı "Bu ne yaman çelişki" karşılık bende şu soruyu yöneltiyorum "Bu ne tuhaf eziklik duygusu ?" Türk sporunun 10 yıldan bu yana başına ne kadar kötülük geldiyse Fenerbahçe başında bulunan yönetiminin kendilerini kaptırdıkları aşağılık komplekslerinden gelmiştir,bilhassa Galatasaray'ın 2000 yılında kazandığı UEFA kupasından sonra bu kompleks vahim boyutlara ulaştı.O günden beri bütün pazarlama stratejilerini "Galatasaray'a nasıl bok atarım" mantığıyla yürütüyorlar ve bunu yaparken onlar için her yol mubah,gerekirse kendilerinin buyruğunda olan satılık medyayı da arkalarına alarak "BÖLÜCÜLÜK" yapıyorlar.Bu sabah gazetelerin hepsinde haritalar çizilmiş Türkiye'nin sınırları sorgulanıyor,Trabzon ve Diyarbakır'ı hedef gösterip ülkemizin iki etnik kökenli halkını kışkırtıp provoke ediyorlar.Düşünün,Galatasaray aynısı yapmış olsa neler olurdu ? Medya kendini olaya o kadar çok odaklamış ki sabahleyin ntvspor kanalında Mehmet Demirkol'u seyrediyorum,o sevmediği Hıncal Uluç'tan hiç bir farkı kalmamış.Bu sabah konu hakkında ortaya koyduğu asabi tepkisi aynı o gönül verdiği camianın başında duran mahlukların komplekslerine benziyordu,boş konuşuyorsun arkadaş.Ve boş yere ümitleniyorsunuz çünkü 2016 Futbol Avrupa Şampiyonasını İtalyanlar kimseye yar etmezler merak etmeyin.Zamanında bir polis ve taraftarın ölümleri gibi ağır olaylar yaşanmasaydı Euro2012 İtalya'da düzenlenecekti  ve belki şimdi bizim 2016 için büyük şansımız olurdu.İnşallah ben yanılırım ve UEFA 2016 Futbol Avrupa Şampiyonasını güzel Türkiye'mize verir,ah keşke yanılsam !

Weiterlesen

Son Kale

28. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



God Channell'den ne farkınız kaldı ulaaan !
Weiterlesen

Holy Boxing Day

27. Dezember 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

holy boxing day

İngilizlere göre Noel'in esas kutsallığı sade Ailenin çam ağacı etrafında toplanmayla sınırlı kalmıyor diğer kutsal ibadetleri "Holy Boxing Day",tatil gününde futbol,güzel bir adet.Kelimenin bize göre anlamını şöyle anlatırsam doğru olur,diğer ülkelerde ligler tatile girmişken kendi liglerinin devam etmesi,kelimenin gerçek anlamı zaten bu.Dün kutsal maratonun ilk raundu başladı,bugün iki maç var.Pazartesi 6 müsabakayla devam ediyor,çarşamba akşamı Manchester United - Wigan Athletic maçınla sona erecek,haftaya İspanyollar bayrağı teslim alıyorlar.Türkiye'de her sene olduğu gibi bu senede yine yabancıların Noel'de tatile çıkmaları bir sürü polemik yarattı,esas tartışmaları yaratanlar medyanın içinde bulunan geri zekalılar,kızmayın canım ben bu şahıslara geri zekalı demekle hakaret etmiyorum.Lakin "Rijkaard'dan TD olmaz ancak çaycı olur" diyenler hakkında benim yazdıklarım masum bir somut tespit.


Holy Boxing Day hiçte öyle sandığım gibi geçmedi bu sene,keşke boks maçı olsaydı daha heyecanlanırdık.Kutsal günde oturdum aziz Sony Bravia karşısına,Birmingham - Chelsea ne maç ama,dalmışım hanım kolumdan dürttü."Tüm gece horladığın yetmiyor gündüzleri hiç çekemem kalk" deyince,daha yeni maçın başına oturmuştum savunmasına geçecektim bir baktım..off maçı kaçırmışız saat beş olmuş.Neyse bir buçuk saat sonra Liverpool-Wolverhampton maçı var onu kaçırmayım dedim kendimi sağlama aldım.İki esspresso bir redbull içtikten sonra geçtik maçın karşısına,bu sefer tansiyon problemi başladı,sakinleştirici almaya gerek kalmadı maç Restroil ilacından farkı yoktu....Şaka bir yana sade bendemi böyle diye kendime soruyordum bir kaç arkadaşla konuştuktan sonra onlarda farkına varmışlar.İngiltere futbolunun has özelliği kayboldu ! Dün Liverpool - Wolvs. maçı GS-İBB maçı arasında hiç farkı yoktu bana göre,bir taraf Çanakkale geçmezi oynuyor diğer taraf gol atmak için sürünüyor,gerçi bizim müsabaka daha heyecanlıydı.Geçmiş yıllarda Wolverhampton Anfield Road'a gelip 8 kişiyle defans yapacak? Sopayla kovalarlardı adamı,üç atar beş yerler hiç fark etmez delikanlı mücadele yaparlardı,şimdi gol yememek için donlarına sıçacaklar nerdeyse.Man.City'nin yeni hocası Mancini geldiği gün yaptığı ilk basın toplantısında şunları diyor "İlk önce defansı düzene getireceğiz".İngiliz futbolu 1990'li yılların sonlarına doğru yabancı oyunculardan sonra yabancı Teknik Direktörlere de kapılarını açınca,o bildiğimiz ada futbolu gün geçtikçe kendine öz olan oyun karakterinden kan kaybediyor.Şimdi ki genç Arkadaşlar bilmezler,1970/1980'li yıllarında İngiliz futbolunda müthiş bir tempo ve mücadele vardı,bu oyun tarzları onları diğer Avrupa futbol takımlarından özel kılıyordu,hepsi bitmiş.Hiç boş yere överek göklere çıkarmaya gerek yok arada saman alevi gibi bir kaç maç parlıyor,benzerini Türkiye Birinci liginde de görüyoruz.Israrla millete İngiltere futbolunu yutturmaya çalışan yayıncı kuruluşun kabza mal spikerlerinin avazı çıkarcasına bağırarak maç anlatmaları da İngiliz futbolunda düşüşü değiştirmeyecek...



Weiterlesen