Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Münferit, Bir Ultras Romanı-35

3. Juni 2023 , Geschrieben von Erdal Güngör

Romanı baştan okumak için aşa linke tıklayın;

Werbung

Can sıkıcı pazartesilerden biri, tozun sigara dumanına karışmış leş gibi naftalin kokan oda. Pencereden vuran güneş ışınları oda meşaleye boğulmuş güney tribününü andırıyordu.

 

Toz duman içinde kalan D. Temiz hava almak için pencereyi açtı, polisten saklanmanın en güvenilir yolu düşmanın şehrinde olmaktı. İşe yaramıştı ama yine de gündüz sokaklardan uzak durmak daha emniyetliydi.

 

Küçük bir motelde kalıyordu, bok yuvası demek daha doğru olur. Tuvaletin künkü en son 20 sene önce temizlenmiş olmalı, sap sarı leş gibi kokuyordu. Paslanmış duş vanasını açtı buz gibi suyla duş aldı, kendini kaçak dizisinde polisten kaçan Dr. Kimble gibi hissediyordu.

 

Suçu, geçmişte bir Ultra grubu mensubu olmaktı, karşılıksız her pazar günü yağmur çamur mesafe tanımadan armanın peşinden koşan bir Ultra. Gruptan ayrılalı çok olmuştu ama suçu hafiflememişti. D. Bir Ultra yazardı, geçmişte tribünde yaşananları, Ultra felsefesini genç nesle aktaran davanın sürmesi için mücadele eden yazarlardan. Ülkede Ultra olmak bir suçtu, terör suçu ile eşitti. Güvenlik güçleri bu akımın önüne geçmek ve yok etmek için büyük çaba gösteriyordu özel birlikler oluşturulmuştu.

 

Telefonu çaldı, diğer uçta bir zamanlar beraber tribünde omuz omuza mücadele verdiği can dostu Giovanni.

 

-        Selam gio nasılsın?

-     D. Nerelerdesin amk özlettin kendini

-     Kaçıyorum kanka peşimdeler

-     Yazılarını okuyorum dostum, bak sana yeni hikâye buldum ihtiyar bir Cremonalı anlatacak seni tanıyormuş.

-     Cremo’lu?  ver bakalım konuşalım

 

 

-  Selam, ben Cremona'dan Massimo. Sesto San Giovanni'de alt liglerden Ultra gruplarının bir toplantısında tanıştık. Bana ultra hikayelerden oluşan bir antoloji yazma projenizden bahsetmiştin. Birçoğu hatırlamaz İtalya'da bir futbol maçı vesilesiyle ilk ölenlerden biri Cremona'dan Cremo'yu, Milan'ı ve her şeyden önce futbolu seven bir çocuktu. Adı Marco'ydu ve San Siro'ya Cremo'nun Serie A'ya yükselmesini kutlamak ve büyük Milan'a karşı sahada nasıl bir performans sergileyeceklerini görmek için gitmişti. Hayatının en mutlu günüydü. Bir otoparkta, sırf arabasının plakası Cremona olduğu için bir Milan ultra tarafından kalbinden bıçaklandı ve öldü. Kalbinin yarısı kırmızı ve siyah olmasına rağmen O kadar saçma bir hikâye ki kimse hatırlamak istemiyor. Bunu bizim için sen yap. Sana bu trajedinin açıklamasını Ultras Cremonese'nin ana sayfasında olduğu gibi gönderiyorum.

 

- Tamam mail adresimi not al oraya atarsın. Bu arada siz Cremona’lılar çifte ırksınız orospu çocukları cezasını çekiyorsunuz.

-  Ya siktir et bro sen işine bak amk, hikâyeyi yaz kolay gelsin.

 

20 Eylül 1984, San Si-ro stadyumuna akın eden 10,000'den fazla Cremonesi için gerçekten inanılmaz bir gündü. Marco Nicoletti takımının ilk golünü attığında, özellikle de Kırmızı Gri Taraftarlar pankartının arkasında toplanan bizler kelimenin tam anlamıyla patladık.

Öyle bir tezahürat vardı ki, altımızda duran Commandos Tigre bu duruma şaşırmıştı. İlk yarının sonunda birkaç Milanlı günye tribünden kavga çıkarmak için yanımıza geldi, ancak her şey hakaretlerde kaldı diyelim.

 

Maçtan önce ise stadyum çevresinde birkaç küçük çatışma oldu ve iyi savunma yaptılar.

Daha sonra Hatley'in iki golüyle 2-1 kaybettiler ama sahada Cremo, Baron Nils'in çalıştırdığı Milan'a karşı kendilerini utandırmadı iyi maç çıkardılar.

 

Stadyumdan ayrılırken rakip Ultralar ile sözlü sataşmalar oldu. Ancak o yıllarda San Siro'da temas ararsanız bu kolaydı ve o zamanlar polis koruması olmadan bu daha da kolaydı.

 

Her neyse, otobüslerimiz ve arabalarımız tekrar yola çıktı ve ancak şehre vardığımızda stadyum otoparkında neler olduğunu duyduk. Olay aşağı yukarı şöyle gelişti: Maçın bitiş düdüğüyle birlikte arabaya dönerlerken Castelleone'den (Cremona eyaletinde bir kasaba) gelen dört çocuk saldırıya uğradı ve Marco nasıl ve neden olduğunu bile anlamadan bıçaklandı.

 

Marco Fonghessi ölümcül bıçak darbelerini boynundaki Milan atkısı ve kolunun altındaki Cremonese koltuk minderiyle aldı. O sırada ne Milan şehri ne kulübü, ne de taraftarlar en azından herhangi bir duyguyu ima etmek için büyük bir çaba göstermedi. Kırmızı siyahlı yönetimden hiç kimse cenazeye katılmadı ve Marco Fonghessi'yi aynı zamanda ve özellikle bir Milan taraftarı olarak düşünürseniz, kelimeler kifayetsiz kalır. Bir taziye telgrafı bile yollamadılar.

 

Rövanş maçında birçok büyükı olay yaşandı. Bir Cremonalı deneme yaptı, raylardan birkaç cıvatayı söktü ve Milanisti'yi şehre getiren trenle neredeyse kazaya neden oluyordu (denedi... kulağa daha iyi geliyor)

 

Maç havai fişeklerle sona erdi. Birkaç Milanisti sahaya atladı ve bizimkilerden dördüyle kavga etti, hatta Mondonico da kavgaya katıldı bizimkilere yardım etti! Diğer Rossoneri'ler tribüne saldırdı ve içimizden biri o anın sıcaklığıyla onlara davul fırlattı (Fossa'dan gelenler bunu anlattı). Sonra dışarıda tren taş yağmuruna tutuldu ve çok sayıda tutuklama oldu, toplam 10-15 kişi karakola götürüldü ve orada da neredeyse bir arbede yaşandı.

 

Diyelim ki çok daha fazlası yapılabilirdi ama böyle oldu. Belki herkes için daha iyi oldu.

Ama birisi gri bir duvara kırmızı boya ile şöyle yazmış: “Marco, intikamın alınacak” devam edecek...”

Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: