Neueste Posts
Humba Humba Bundesliga
Çılgınlar geri döndü "Die Narren" öyle tanımlıyorlar kendilerini.Dünyanın dört büyük Karneval mabedlerinden biri olan Mainz Alman birinci ligi Bundesligaya iki sezon aradan sonra tekrar yükselmeyi başardı,inşallah bu defasında uzun süre kalırlar hiç düşmezler.Mainz 05 sıradan bir takım olmasına rağmen Taraftarlarınla,Kültürel yapısıyla Kult statüsüne ulaşmış Avrupanın nadir kulüplerinden sayılıyor.Sade Mainz kenti değil etrafında bulunan ufak kasablarda bile mıknatıs etkisi yaratmış durumda.Kulüp içinde muhtşem aile havası var,bunu bizzat 2007 senesinde canlı yaşadım.O sene uA.com için Mainz 05 Taraftar temsilcisi Frank Trautwein ile yaptığım röportajın ortasında efsane TD Jürgen Klopp içeriye girdi ve sanki bizimle kırk yıllık dostmuş gibi sohbet etmeye başladı,tabi Galatasaraylı olmamız itibarımızı biraz daha arttırdı,,bunu gururla söylüyorum çünkü Galatasaray yukarıda bahsettiğim Avrupada nadir görülen Kult statüsüne ulaşmış kulüplerinden biri ve Avrupalılar Tarafından Büyük Saygı görüyor.


2006/2007 sezonunda Bundesligadan düşmüşlerdi,bir sene sonra efsane olan Teknik Direktörleri Jürgen Klopp(klopos) B.Dortmund yolunu tutunca Mainz 05'in tekrar geri dönmesi bir hayli zor gözüküyordu.Kloppun devrinin kapanışı ardından Jörn Andersen görevi devir aldı.

Andersenin gelişini Mainz Taraftarları başta pek olumlu karşılamadılar,bir sezon öncesi Kickers Offenbach takımının 3. lige düşmesinde sorumlu tutulan Andersen medyanın hedef tahtası olmuşdu.Tartışmalar dinmedi herkes endişeliydi,kimse Bundesligayı aklının ucuna bile getirmiyordu,ligi orta sırada bitirirseler ona razı olacaklardı.Endişeler bir yandan sürerken lig başladı,andersen offenbach'dan gelirken yanında Aristide Bancé isimli Afrikalı oyuncuyuda almıştı üstelik bir kuruş transfer bedeli ödemeden.İlk maç ezeli rakiplerine karşı kendi sahalarındaydı 1.FC Kaiserslautern takımını muhteşem bir oyunla 4:3 dize getiren Mainz bir anda Taraftarlarının kafasında oluşan soru işaretlerini silip attı.Neden olmasın diyordu şimdi herkes,üst üstte alınan galibiyetler Mainz 05' taraftarlarında artık tüm endişeleri ortadan kaldırmışdı.Devreyi lider bitiren Mainz,Bundesligaya çıkacak takımları arasında en büyük aday gösterilmeye başlandı.İkinci devre aynı istikrarı gösteremeleselerde sonuçta ligi 2. olarak bitirip FC Freiburg arkasından direk çıkmayı başardılar.Bir Sezon öncesi offenbach takımınla 3.lige düşen Andersen bu sezon Mainz takımını birinci lige çıkarması ciddi şekilde araştırılmalıdır diye düşünüyorum.Bu büyük başarının diğer baş aktörleri takımı sırtlayan Markus Feulner ve Aristide Bancé.Feulneri önümüzdeki sezon eski hocası Kloppun takımı B.Dortmund'a seyretme fırsatı bulacağız,yakın zamanda Alman Milli takımın vaz geçilmez oyuncusu olursa hiç şaşırmamak lazım.

Feulner'den sonra diğer baş aktör Aristide Bancé,onun üzerine geçenlerde geniş kapsamlı bir yazı yazmıştım Aristide Bancé
Önümüzdeki sezon Edin Dzeko benzeri çıkış yapacak futbolculardan birisi olarak görüyorum Bancé son maçında yine sahneye çıktı ve 2 gol attı,2012 yılına kadar kontratı var bu sezonki çıkışını Bundesligada sürdürürse diğer sezon sonrası Mainz 05'in kasasına büyük paralar gireceği kesin.
Erdal Güngör


2006/2007 sezonunda Bundesligadan düşmüşlerdi,bir sene sonra efsane olan Teknik Direktörleri Jürgen Klopp(klopos) B.Dortmund yolunu tutunca Mainz 05'in tekrar geri dönmesi bir hayli zor gözüküyordu.Kloppun devrinin kapanışı ardından Jörn Andersen görevi devir aldı.

Andersenin gelişini Mainz Taraftarları başta pek olumlu karşılamadılar,bir sezon öncesi Kickers Offenbach takımının 3. lige düşmesinde sorumlu tutulan Andersen medyanın hedef tahtası olmuşdu.Tartışmalar dinmedi herkes endişeliydi,kimse Bundesligayı aklının ucuna bile getirmiyordu,ligi orta sırada bitirirseler ona razı olacaklardı.Endişeler bir yandan sürerken lig başladı,andersen offenbach'dan gelirken yanında Aristide Bancé isimli Afrikalı oyuncuyuda almıştı üstelik bir kuruş transfer bedeli ödemeden.İlk maç ezeli rakiplerine karşı kendi sahalarındaydı 1.FC Kaiserslautern takımını muhteşem bir oyunla 4:3 dize getiren Mainz bir anda Taraftarlarının kafasında oluşan soru işaretlerini silip attı.Neden olmasın diyordu şimdi herkes,üst üstte alınan galibiyetler Mainz 05' taraftarlarında artık tüm endişeleri ortadan kaldırmışdı.Devreyi lider bitiren Mainz,Bundesligaya çıkacak takımları arasında en büyük aday gösterilmeye başlandı.İkinci devre aynı istikrarı gösteremeleselerde sonuçta ligi 2. olarak bitirip FC Freiburg arkasından direk çıkmayı başardılar.Bir Sezon öncesi offenbach takımınla 3.lige düşen Andersen bu sezon Mainz takımını birinci lige çıkarması ciddi şekilde araştırılmalıdır diye düşünüyorum.Bu büyük başarının diğer baş aktörleri takımı sırtlayan Markus Feulner ve Aristide Bancé.Feulneri önümüzdeki sezon eski hocası Kloppun takımı B.Dortmund'a seyretme fırsatı bulacağız,yakın zamanda Alman Milli takımın vaz geçilmez oyuncusu olursa hiç şaşırmamak lazım.

Feulner'den sonra diğer baş aktör Aristide Bancé,onun üzerine geçenlerde geniş kapsamlı bir yazı yazmıştım Aristide Bancé
Önümüzdeki sezon Edin Dzeko benzeri çıkış yapacak futbolculardan birisi olarak görüyorum Bancé son maçında yine sahneye çıktı ve 2 gol attı,2012 yılına kadar kontratı var bu sezonki çıkışını Bundesligada sürdürürse diğer sezon sonrası Mainz 05'in kasasına büyük paralar gireceği kesin.
Erdal Güngör
Strese sokan maçlar
"Namuslu ligin tertemiz Şampiyonu" Bu sözler yayıncı kuruluşun ele başı şansala ayit,sanki geçmiş sezon namussuz lig oynanmış gibi laf sokuşturmacalar.Her neyse boş laflara fazla takılıp kalmamak lazım.Bu sezon lig her şeye rağmen çekişmeli geçti ama bir şeyin farkına vardım,maçları seyreden Futbol severler,taraftarlar nedense hep stres içindeydiler,futbolcuların beceriksizliklerimi dersiniz,hakemlerin saçma kararlarımı artık neden bilmiyorum ama her maç sonrası ekran başından kalkanlar fin hamamından çıkmaşa dönüyordular.Aslında fin hamamı insanı rahatlatır bu başka bir şeydi,sanki " oh be bu maçıda atlattık" gibi sitem gözlerinden okunuyordu.Diğer yandan Avrupadan maçları seyrederken hep beraber huzur içindeydik,lizbona Benfica-Galatasaray maçına gittim hiç stress yaşamadım,galip geldik tabiki ama mağlup olabilirdikte gayet rahattık.
Bu sene Türk Futbol severlerin kendi liginden soğuyup Avrupa liglerine daha fazla ilgi göstermesi açıkca ön plana çıktı.Hafta sonu avrupa liglerinde seyredilen maçlar herkesin dilinden düşmüyordu bilhassa Barcelona maçları ayrı zevkle anlatılıyordu.Evet biz Futbol severler,taraftarlar kendi ligimizden kopuyoruz ve gerçeği söylemek gerekirse bu Türk Futbolu için büyük tehlike oluşturuyor.Büyük yükün altına girip modern stadyumlar yapılıyor fakat statlar boş,artık modern yapılar futbol severleri kesmiyor çünkü içi boş,ortaya koyulan oyun futbolu spor eğlencesinden uzaklaştırıp işkenceye dönüştürüyor.Ligin kalitesi düşmesi Türk Futbolu için büyük tehlike oluşturuyor,bu sezon çok çekişmeli geçti diyerek kendimizi boş yere kandırmayalım.TFF bu duruma seyirci kalmamalı,en yakın zamanda Türk Futbolunun oyun yapısında ciddi revizyon yapılmalı,eğer biz avrupadaki takımlar ile aynı seviyede rekabet etmek istiyorsak önce oyunumuzu geliştirmeliyiz.Hep skor tabelasına göre futbol oynatırmak futbol kültürünü köreltiyor evet Türkiye ligi çok zor yalnız zorluğu futbolu bozmaktan yana ortaya çıkıyor sahada mücadele eden takımların tek hedefi ilk önce birbirine oyun fırsatı tanımamak,her iki tarafda diğerinin oyununu bozmak için her türlü yola baş vuruyor sonra ortaya vahim tablo çıkıyor "SAKATLIKLAR".Sanırım bu sene Türk Futbol Liginin Tarihinde en çok sakatlıklar yaşanan bir sezon geçirdik tabi bunda kötü zeminlerinde önenmli faktör olduğunu vurgulmak lazım.Malum iyi futbol ancak iyi zeminde oynanır ama bizde durum farklı,zemin ne kadar iyi olsada oyuncuların toptan daha çok rakiplerini bozmak için yaptıkları hamleler vicdansızlık ötesi bir şey,peki neden? Düzen skora dayalı olduğu için "iyi oynayıp kaybetmektense,kötü oynayıp kazanmak" zihniyeti,işte bu zihniyet Türk Futbolunu bitiriyor !!!
Erdal Güngör
Bu sene Türk Futbol severlerin kendi liginden soğuyup Avrupa liglerine daha fazla ilgi göstermesi açıkca ön plana çıktı.Hafta sonu avrupa liglerinde seyredilen maçlar herkesin dilinden düşmüyordu bilhassa Barcelona maçları ayrı zevkle anlatılıyordu.Evet biz Futbol severler,taraftarlar kendi ligimizden kopuyoruz ve gerçeği söylemek gerekirse bu Türk Futbolu için büyük tehlike oluşturuyor.Büyük yükün altına girip modern stadyumlar yapılıyor fakat statlar boş,artık modern yapılar futbol severleri kesmiyor çünkü içi boş,ortaya koyulan oyun futbolu spor eğlencesinden uzaklaştırıp işkenceye dönüştürüyor.Ligin kalitesi düşmesi Türk Futbolu için büyük tehlike oluşturuyor,bu sezon çok çekişmeli geçti diyerek kendimizi boş yere kandırmayalım.TFF bu duruma seyirci kalmamalı,en yakın zamanda Türk Futbolunun oyun yapısında ciddi revizyon yapılmalı,eğer biz avrupadaki takımlar ile aynı seviyede rekabet etmek istiyorsak önce oyunumuzu geliştirmeliyiz.Hep skor tabelasına göre futbol oynatırmak futbol kültürünü köreltiyor evet Türkiye ligi çok zor yalnız zorluğu futbolu bozmaktan yana ortaya çıkıyor sahada mücadele eden takımların tek hedefi ilk önce birbirine oyun fırsatı tanımamak,her iki tarafda diğerinin oyununu bozmak için her türlü yola baş vuruyor sonra ortaya vahim tablo çıkıyor "SAKATLIKLAR".Sanırım bu sene Türk Futbol Liginin Tarihinde en çok sakatlıklar yaşanan bir sezon geçirdik tabi bunda kötü zeminlerinde önenmli faktör olduğunu vurgulmak lazım.Malum iyi futbol ancak iyi zeminde oynanır ama bizde durum farklı,zemin ne kadar iyi olsada oyuncuların toptan daha çok rakiplerini bozmak için yaptıkları hamleler vicdansızlık ötesi bir şey,peki neden? Düzen skora dayalı olduğu için "iyi oynayıp kaybetmektense,kötü oynayıp kazanmak" zihniyeti,işte bu zihniyet Türk Futbolunu bitiriyor !!!
Erdal Güngör
Holiganlık serbest !
Şaka değil doğru okudunuz,ben haberi ilk duyduğumda inanmamıştım yine basın provokasyonu dedim kendime ve pek ilgilenmedim ama evelsi gün bir arkadaşım serbest kalan sanıkların akrabası olduğunu,olayı bana tekrar anlatığında bu sefer inanmaktan başka bir çare kalmadı,haberin kaynağı burada >> link
Olayı biraz açıp derine inmek gerekiyor Ki bu tür işlere yabancı olan ve doğrusunu bilseler bile kasıtlı yalan haber yapıp insanları kandıran Türk medyasıda biraz aydınlanmış olur.Holiganlık yanlış tarif ediliyor,futbol maçlarından önce veya sonra otobüs taşlayanlar,etrafa zarar verenler,birbirini bıçaklayanlar,tribünde koltuk kıranlar vb. kesinlikle holigan değildirler! bu şahışlar en fazla çapulcu olarak adlanırılır,kimse hemen yanlış anlamasın bu tarifi sade bazı kulüp başkanları yapmıyor gerçek holiganlarda bu tür vandalizmi kabul etmiyorlar.Evet vandalizim ve holiganlık insanları doğu bilgilendirmek için ikisini iyi ayırmak gerekiyor.
Gelelim habere,söz konusu olay Almanyanın Stuttgart kentine bağlı olan Esslingen şehirinde geçiyor.Bir avukat hemde Doktora yapmış ve aynı zamanda VFB Stuttgart taraftarı hafta sonları arkadaşlarınla bir araya gelip önceden anlaşılmış yerlerde rakip takım taraftarlarıyla dövüşüyorlar,örnek olarak yukarıda video daha detaylı bilgi veriyordur sanırım.Bu olaylar son yıllarda avrupanın çoğu ülkesinde yaygınlaştı ve bir tür spor haline geldi.Tribüncülükle uzaktan yakından alakası olmayan holiganlık içinde takım tutmak sade bir vesile olarak görülür.Ciddi kuralları olan ve bu kurallara sadık kalan holiganlarda,durduk yerde rakip forması taşıyan taraftarlara saldırmak,kadın,çocuk,yaşlı insanlara saldırmak,vandalizim,adam bıçaklamak gibi suç içeren işler kesinlikle yasak ! Karşı rakiple dövüşülecekse delikanlıca yapılıyor.Önceden dövüşecek grupların sayısı belirleniyor,kesinlikle yaralayıcı aletlere müsade verilmiyor,yerde yatan kişiye vurulmuyor.Kuralları kontrol eden hakem belirleniyor gerek görülürse hastane arabası dövüş yerinde hazır vaziyette bekletiliyor.Kimine göre sapıklık,kimine görede gayet medeni bir olay artık seçimi size bırakıyorum.Bu işlerden rahatsız olan Savcı tanınmış holigan grubunu mahkemeye verdiğinde çıkacak kararın böyle olacağını aklının ucuna bile getirmiyordu.Dövüşlerin ne kadar suç içerikli olduğunu vurgulasada, Devletin Savcısı aynı Devletin Mahkemesinin Hakimi tarafından haksız bulunuyor ve 8 noktadan suçlu gösterilen sanıklar serbest bırakılıyor.Kararın çıkmasında büyük rol oynayan holiganların yukarıda tarif ettiğim kuralları esase alınıyor ve üstelik maçtan önce polis tarafından biliniyormuş.Artık itiraz edilsede çıkan mahkeme kararının değişmeyeceğini sanık avukatlarıda pek ihtimal vermiyorlar.
Erdal Güngör
Olayı biraz açıp derine inmek gerekiyor Ki bu tür işlere yabancı olan ve doğrusunu bilseler bile kasıtlı yalan haber yapıp insanları kandıran Türk medyasıda biraz aydınlanmış olur.Holiganlık yanlış tarif ediliyor,futbol maçlarından önce veya sonra otobüs taşlayanlar,etrafa zarar verenler,birbirini bıçaklayanlar,tribünde koltuk kıranlar vb. kesinlikle holigan değildirler! bu şahışlar en fazla çapulcu olarak adlanırılır,kimse hemen yanlış anlamasın bu tarifi sade bazı kulüp başkanları yapmıyor gerçek holiganlarda bu tür vandalizmi kabul etmiyorlar.Evet vandalizim ve holiganlık insanları doğu bilgilendirmek için ikisini iyi ayırmak gerekiyor.
Gelelim habere,söz konusu olay Almanyanın Stuttgart kentine bağlı olan Esslingen şehirinde geçiyor.Bir avukat hemde Doktora yapmış ve aynı zamanda VFB Stuttgart taraftarı hafta sonları arkadaşlarınla bir araya gelip önceden anlaşılmış yerlerde rakip takım taraftarlarıyla dövüşüyorlar,örnek olarak yukarıda video daha detaylı bilgi veriyordur sanırım.Bu olaylar son yıllarda avrupanın çoğu ülkesinde yaygınlaştı ve bir tür spor haline geldi.Tribüncülükle uzaktan yakından alakası olmayan holiganlık içinde takım tutmak sade bir vesile olarak görülür.Ciddi kuralları olan ve bu kurallara sadık kalan holiganlarda,durduk yerde rakip forması taşıyan taraftarlara saldırmak,kadın,çocuk,yaşlı insanlara saldırmak,vandalizim,adam bıçaklamak gibi suç içeren işler kesinlikle yasak ! Karşı rakiple dövüşülecekse delikanlıca yapılıyor.Önceden dövüşecek grupların sayısı belirleniyor,kesinlikle yaralayıcı aletlere müsade verilmiyor,yerde yatan kişiye vurulmuyor.Kuralları kontrol eden hakem belirleniyor gerek görülürse hastane arabası dövüş yerinde hazır vaziyette bekletiliyor.Kimine göre sapıklık,kimine görede gayet medeni bir olay artık seçimi size bırakıyorum.Bu işlerden rahatsız olan Savcı tanınmış holigan grubunu mahkemeye verdiğinde çıkacak kararın böyle olacağını aklının ucuna bile getirmiyordu.Dövüşlerin ne kadar suç içerikli olduğunu vurgulasada, Devletin Savcısı aynı Devletin Mahkemesinin Hakimi tarafından haksız bulunuyor ve 8 noktadan suçlu gösterilen sanıklar serbest bırakılıyor.Kararın çıkmasında büyük rol oynayan holiganların yukarıda tarif ettiğim kuralları esase alınıyor ve üstelik maçtan önce polis tarafından biliniyormuş.Artık itiraz edilsede çıkan mahkeme kararının değişmeyeceğini sanık avukatlarıda pek ihtimal vermiyorlar.
Erdal Güngör
Sihirli değnek
Türkiyede Teknik Direktör olmak gerçekten çok zor,sade yerli değil yabancılar içinde zor,iki örnek verebilirim,biri Samet Aybaba diğeri Aragones.Genelde baktığımızda dünyanın neresinde olursa olsun Teknik Direktörlük mesleği ateşten gömlek giymek gibi,kimi mutlu edeceğinizi şaşırıyorsunuz,takım içinde uyumu sağlamaktan tutun çalştığınız müesseye ve onun taraftarlarına olan sorumliyetiniz ayrı bir yük.Türkiyede büyük camialarda görev alan hocalar her ihtimale karşı yan ceplerinde bir sihirli değnek bulundurmaları şart orta sınıf takımlarda çalışan TD'ler içinde aynısı geçerli,yukarıda Samet Aybaba örneğini verdim,son maçında takımının sergilediği kötü Futbola dayanamayan Aybaba sağlık sorunları yaşayarak neredeyse ölümün eşiğine geldi Alllah göstermesin.Bu İnsanlardan Kısa süre içinde yoktan var etmeleri isteniliyor hatta emir veriyor bazı başkanlar.Son örneği tekrar Fenerbahçeye Başkan seçilen Aziz Yıldırım,3 yıllık şampiyonluk sözü verdi,bu işin garantisi varmı? Elbette yok ve mantık tamamen yanlış,polemiğe açık her sene olduğu gibi milyonlarca avrolar,dollarlar harcanarak oyuncular alınacak sonra başlarına avrupada ün yapmış bir TD getirlirek buyur yap denilecek,başarılı olunmadığında faturaTeknik Direktöre kesilecek veya Futbol Federasyonu ile MHK hedef gösterilecek,her sene gördüğümüz klasik HÜSRAN TABLOSU !
Hataların en büyüğünü Başkanlar yapıyor,göreve geldikleri ilk gün gereksiz yere Taraftarlarını yanlış yönlendiriyorlar.Üç senelik şampiyonluk sözü veren,ikinciliği başarısızlık olarak gösterenler Futbola karşı çok büyük saygısızlık yapıyorlar,bazıları için bu açıklalamlar ile Başkanlar büyük düşünüyor olabilir ama bana göre tamamen Sportmelik dışı konuşmalar.Bu tür yanlış yönlendirmeler Türkiyede tuhaf bir kitle ortaya çıkardı,ben bu kitleye "SKOR SEMPATİZANLARI" diyorum.Öyle bir kitle Ki,türkiyede oynanan maçları tamamen tabelaya göre değenlenndiriyor sahada oynanan futbol kalitesi pek önem taşımıyor onlar için ama ne zaman Avrupadan bir maç seyretiğinde vay be adamlar ne güzel oynuyorlar diyerek ağzıları sulanıyor.Biz Avrupada olan Futbol kalitesini yaklamamız için şimdiki düzeni ele alıp yeniden oluşturmalıyız,şunu çok iyi bilmeliyiz başarıya giden yol her şeyden önce sahada sergilenen oyunun güzeliğiden geçer.Alt yapıdan gelen yeteneklere bu yönde eğitim verilmeli sade bununla kalmayıp Profesyonel takım oyuncularını kişisel Teknik Antremanlar yaptırılmalı kısacası eğitim devam etirilmeli,futbolculara güncel bilgiler sunarak yeteneklerini geliştirmelerinde yardımcı olunmalı.
Üst düzey takım kurmak kolay her şey paraya bakıyor ama o takımdan üst seviyede verim almak en az 3 sene süre alır bu süre bile yetmeyebilir.Barçayı örnek alalım,muhteşem cruyff döneminden sonra uzun süre düşüş yaşadılar ,tekrar yeni yapılanmaya girdikleri yıllarda ilk başta alt yapıdaki eğitimi ele aldılar ve bir oyun tarzı ortaya çıkardılar,kısacası ekol yarattılar.Şimdi sergiledikleri oyun tarzı tamamen Barcelona alt yapısının planlı eğitiminden ortaya çıkmıştır.Alt yapıdan gelen yeteneklere büyük destek vererek A takıma monte ettiler.Takıma gelen gençlere verilen futbol eğitiminin konzeptini A takıma oturtdular,dışardan gelen yerli ve yabancı oyuncuları bu konzepte uyum göstermelerini sağladılar ortaya çıka neticeyi hepimiz memnuniyetle seyrediyoruz,benzer model Arsenalda uygulanıyor,peki bizde aynısını yapamazmıyız? Tabiki yaparız,hatta Galatasaray bu konzepti yıllardır uyguluyor veriminide 9 sene önce aldı ama ne hikmetse son yıllarda ezeli rekabetin getirdiği aşırı dercede başarılı olma hırsı bizi doğru yoldan saptırdı,eğer uzun seneler başarılı almak istiyorsak tekrar kendi modelimize dönmeliyiz aksi taktirde her sene milyonlarca dollar avro harcayip büyük felaketin eşiğine geliriz.
Galatasarayımız gelecek sezon için yeni Teknik Direktör arayışına girdi,bir kaç isim ortada dolaşıyor şahsen gönlümde yatan Fatih Terim ama bu isim kim olursa olsun Houllier'de olabilir veya başkası.Getirilecek Hocalar ile Yönetimin alacağı risk şimdi hala Görev başında bulunan Büyük Kaptanın devam etmesinin arasında hiç bir farkı olmayacak hatta Bülent Hocamız bence biraz daha avantajlı,4 aydır takımın başında.Gelecek Teknik Direktörlerin elinde sihirli değneyi olmayacağına göre uzun vadede istikrarı oluşturmak isteniliyorsa bunların hepsi göz önünde bulundurulmalı...
Erdal Güngör
Hataların en büyüğünü Başkanlar yapıyor,göreve geldikleri ilk gün gereksiz yere Taraftarlarını yanlış yönlendiriyorlar.Üç senelik şampiyonluk sözü veren,ikinciliği başarısızlık olarak gösterenler Futbola karşı çok büyük saygısızlık yapıyorlar,bazıları için bu açıklalamlar ile Başkanlar büyük düşünüyor olabilir ama bana göre tamamen Sportmelik dışı konuşmalar.Bu tür yanlış yönlendirmeler Türkiyede tuhaf bir kitle ortaya çıkardı,ben bu kitleye "SKOR SEMPATİZANLARI" diyorum.Öyle bir kitle Ki,türkiyede oynanan maçları tamamen tabelaya göre değenlenndiriyor sahada oynanan futbol kalitesi pek önem taşımıyor onlar için ama ne zaman Avrupadan bir maç seyretiğinde vay be adamlar ne güzel oynuyorlar diyerek ağzıları sulanıyor.Biz Avrupada olan Futbol kalitesini yaklamamız için şimdiki düzeni ele alıp yeniden oluşturmalıyız,şunu çok iyi bilmeliyiz başarıya giden yol her şeyden önce sahada sergilenen oyunun güzeliğiden geçer.Alt yapıdan gelen yeteneklere bu yönde eğitim verilmeli sade bununla kalmayıp Profesyonel takım oyuncularını kişisel Teknik Antremanlar yaptırılmalı kısacası eğitim devam etirilmeli,futbolculara güncel bilgiler sunarak yeteneklerini geliştirmelerinde yardımcı olunmalı.
Üst düzey takım kurmak kolay her şey paraya bakıyor ama o takımdan üst seviyede verim almak en az 3 sene süre alır bu süre bile yetmeyebilir.Barçayı örnek alalım,muhteşem cruyff döneminden sonra uzun süre düşüş yaşadılar ,tekrar yeni yapılanmaya girdikleri yıllarda ilk başta alt yapıdaki eğitimi ele aldılar ve bir oyun tarzı ortaya çıkardılar,kısacası ekol yarattılar.Şimdi sergiledikleri oyun tarzı tamamen Barcelona alt yapısının planlı eğitiminden ortaya çıkmıştır.Alt yapıdan gelen yeteneklere büyük destek vererek A takıma monte ettiler.Takıma gelen gençlere verilen futbol eğitiminin konzeptini A takıma oturtdular,dışardan gelen yerli ve yabancı oyuncuları bu konzepte uyum göstermelerini sağladılar ortaya çıka neticeyi hepimiz memnuniyetle seyrediyoruz,benzer model Arsenalda uygulanıyor,peki bizde aynısını yapamazmıyız? Tabiki yaparız,hatta Galatasaray bu konzepti yıllardır uyguluyor veriminide 9 sene önce aldı ama ne hikmetse son yıllarda ezeli rekabetin getirdiği aşırı dercede başarılı olma hırsı bizi doğru yoldan saptırdı,eğer uzun seneler başarılı almak istiyorsak tekrar kendi modelimize dönmeliyiz aksi taktirde her sene milyonlarca dollar avro harcayip büyük felaketin eşiğine geliriz.
Galatasarayımız gelecek sezon için yeni Teknik Direktör arayışına girdi,bir kaç isim ortada dolaşıyor şahsen gönlümde yatan Fatih Terim ama bu isim kim olursa olsun Houllier'de olabilir veya başkası.Getirilecek Hocalar ile Yönetimin alacağı risk şimdi hala Görev başında bulunan Büyük Kaptanın devam etmesinin arasında hiç bir farkı olmayacak hatta Bülent Hocamız bence biraz daha avantajlı,4 aydır takımın başında.Gelecek Teknik Direktörlerin elinde sihirli değneyi olmayacağına göre uzun vadede istikrarı oluşturmak isteniliyorsa bunların hepsi göz önünde bulundurulmalı...
Erdal Güngör
Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak ! #2
Fazla söze gerek yok,her şey gözümüzün önünde duruyor !!!
O Bizim,zaten hiç bir zaman başkasının olamadı !!!

Son Barçayı seyrederken ağzı sulananlar(ben dahil) birde aşağıdaki maçı tekrar hatırlayalım,9 sene önceydi.
Erdal Güngör
O Bizim,zaten hiç bir zaman başkasının olamadı !!!

Son Barçayı seyrederken ağzı sulananlar(ben dahil) birde aşağıdaki maçı tekrar hatırlayalım,9 sene önceydi.
Erdal Güngör
Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak !
Bir sezonu daha geride bıraktık,biz Galatasaraylılar için pek parlak geçmediğini uzun boyutlu yazmaya gerek yok her şey ortada,önemli değil çünkü oyunun adı futbol kazanılan zaferlerde sevincini yaşıyorsak,kaybettiğimiz zaman başımız dik cefasını çekeceğiz,malum biz taraftarların kaderinde olayın her iki boyutuda var.İşte gerçek Taraftar olmak bu günlerde ortaya çıkar Galatasarayı tutmak değil,GALATASARAYLI OLUNMALIDIR!
Başlıkta "Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak" yazdım,doğruyu bulmak zaman alır sabır ister.Benim jenerasyonum bu sabırı gösterdi sonunda sefasınıda sürdü.Bizler her zaman Galatasaraya inanıyorduk ve hala bu böyle devam ediyor.O uzun 13 senelik kısır dönemde hiç bir zaman umudumuzu yitirmedik,doğru yolda olduğumuzu biliyorduk sonuçta mükemmel şeyler olacağına inanmıştık,bu inanç bizi ayakta tutuyordu.Sonra o uzun başarı dönemi arkadan gelen jenerasyonu şımartdı,üstüne birileri tarafından ortaya koyulan çarpık "endüstriyel futbol" modeli bizi başarı kolik yaptı.Bu hırsımız başkalarına karşı nefreti ortaya çıkardı,bu nefret biricik sevgimizin önüne geçti.Öyle bir toplum oluştu ki,kaynak filan tanımakasızın yok edercesine tüketiyor,sanki futbolda olan başarı kredi kartıyla satın alınıyor veya internetten download ediliyor bunlar mümkün olsaydı inanın şimdiye kadar futbol çoktan bitmişti.
Şimdi ne yapılmalı?
İlk önce Yöneticiler her halükarda şampiyon olma fikrini kafalarından çıkarmaları lazım.Artık Turkcell Süperliginde öyle elini kolunu sallayarak şampiyon olunamadığını bu sezon bir kez daha yaşadık.Her sezon öncesi milyonlarca avrolar harcayıp orta sınıf yabancılarla takımları doldurmak başarıryı belki kısa süre içinde getirir ama istikrarı kesinlkle sağlayamaz,komple Barça takımını transfer etsek kim önümüzdeki sezon başarılı olacağımızın Garantisini verebilir?.Bu sezon olmadı boz yeniden yap modeli Türk Futbolunun kuyusunu kazıyor,bu model başkaları kendine seçtiyse illaki bizde aynı yoldan gideceğimiz anlamına gelmez,doğru olmadığını bu saatden sonra hepimiz anlamışızdır sanıyorum.Madem Galatasaray Türkiyenin Avrupaya açılan penceresi,o pencereyi açıp tekrar Avrupaya bakmalıyız nasıl yapıyorlar bu işi.Biz ne Bayern nede Real Madrid olabiliriz,onların öncelikle büyük üye potansyeli var buda büyük maddi gücü ortaya çıkarıyor,8000 bin üye 10000 bin kombineyle bir yere kadar götürülür ondan sonrası sermayeden yeriz Ki şu anki durum onu gösteriyor.
Önümüzdeki sezon çok zor geçecek,belki Şampıyon olmayabiliriz buna herkes kendisini hazırlamalı ama şimdiden havlu attık anlamına gelmiyor.Önce bu sezon yapılan hatalar iyi analizi edilmeli,sonra uzun sürecek istikrarlı dönemin planları oluşturulmalı.Her şeyden önce ne yapıp edip önümüzdeki sezon UEFA Euro lige katılmalıyız,işte sorun burada başlıyor.Galatasaray 15 Temmuzda ilk ön eleme maçına çıkacağından dolayı sezonu en geç 20 haziranda açması lazım.Sezon uzun olacağı için kadro büyük ihtimalle 35 kişiden oluşacak çünkü milli maçlarıda sayarsak bazı futbolcular ortalama 60-70 müsabkaya çıkacaklar.Bu kadar geniş kadro kurmak bir yana,hadi kurduğumuzu kabul edelim,kadronun yıllık maaş bütcesi 20 ile 40 milyon avro civarında oluşuyor daha futbolculara verilecek prim ve transfer ücretleri var,işte bu noktada biz Galatasaray Taraftarları devreye girmeliyiz.
Evet Taraftar,büyük camiaların temelini oluşturan,onların varlığını sağlayan TARAFTAR'lar.İlk başta Sabırlı olmalıyız,şartlar ne olursa olsun kulübüzün arkasında durmalıyız,iki maç kötü gitti diye burun kıvırmamalıyız.Yönetim hangi TD'rü,Futbolcuyu Transfer edecek diye beklemeden hemen yarın ilk işimiz kombineleri tüketip sonra Store'lara koşarak ürünler satın almalıyız.Kısacası Renkdaşlarım elimizi taşın altına sokmalıyız,tablo ortada Galatasarayın en büyük gelir kaynağı biz Taraftarlarıyız,her şeyi Yöneticilerden beklmeyelim,hele sponsorların vereceği paraya kanmayalım,onlar her verdikleri kurşun karşılığını üç misli geri alıyorlar.
Durum ortada SIRA BİZDE !!!
Erdal Güngör
Başlıkta "Doğruyu bulup Mükemmeli yaratmak" yazdım,doğruyu bulmak zaman alır sabır ister.Benim jenerasyonum bu sabırı gösterdi sonunda sefasınıda sürdü.Bizler her zaman Galatasaraya inanıyorduk ve hala bu böyle devam ediyor.O uzun 13 senelik kısır dönemde hiç bir zaman umudumuzu yitirmedik,doğru yolda olduğumuzu biliyorduk sonuçta mükemmel şeyler olacağına inanmıştık,bu inanç bizi ayakta tutuyordu.Sonra o uzun başarı dönemi arkadan gelen jenerasyonu şımartdı,üstüne birileri tarafından ortaya koyulan çarpık "endüstriyel futbol" modeli bizi başarı kolik yaptı.Bu hırsımız başkalarına karşı nefreti ortaya çıkardı,bu nefret biricik sevgimizin önüne geçti.Öyle bir toplum oluştu ki,kaynak filan tanımakasızın yok edercesine tüketiyor,sanki futbolda olan başarı kredi kartıyla satın alınıyor veya internetten download ediliyor bunlar mümkün olsaydı inanın şimdiye kadar futbol çoktan bitmişti.
Şimdi ne yapılmalı?
İlk önce Yöneticiler her halükarda şampiyon olma fikrini kafalarından çıkarmaları lazım.Artık Turkcell Süperliginde öyle elini kolunu sallayarak şampiyon olunamadığını bu sezon bir kez daha yaşadık.Her sezon öncesi milyonlarca avrolar harcayıp orta sınıf yabancılarla takımları doldurmak başarıryı belki kısa süre içinde getirir ama istikrarı kesinlkle sağlayamaz,komple Barça takımını transfer etsek kim önümüzdeki sezon başarılı olacağımızın Garantisini verebilir?.Bu sezon olmadı boz yeniden yap modeli Türk Futbolunun kuyusunu kazıyor,bu model başkaları kendine seçtiyse illaki bizde aynı yoldan gideceğimiz anlamına gelmez,doğru olmadığını bu saatden sonra hepimiz anlamışızdır sanıyorum.Madem Galatasaray Türkiyenin Avrupaya açılan penceresi,o pencereyi açıp tekrar Avrupaya bakmalıyız nasıl yapıyorlar bu işi.Biz ne Bayern nede Real Madrid olabiliriz,onların öncelikle büyük üye potansyeli var buda büyük maddi gücü ortaya çıkarıyor,8000 bin üye 10000 bin kombineyle bir yere kadar götürülür ondan sonrası sermayeden yeriz Ki şu anki durum onu gösteriyor.
Önümüzdeki sezon çok zor geçecek,belki Şampıyon olmayabiliriz buna herkes kendisini hazırlamalı ama şimdiden havlu attık anlamına gelmiyor.Önce bu sezon yapılan hatalar iyi analizi edilmeli,sonra uzun sürecek istikrarlı dönemin planları oluşturulmalı.Her şeyden önce ne yapıp edip önümüzdeki sezon UEFA Euro lige katılmalıyız,işte sorun burada başlıyor.Galatasaray 15 Temmuzda ilk ön eleme maçına çıkacağından dolayı sezonu en geç 20 haziranda açması lazım.Sezon uzun olacağı için kadro büyük ihtimalle 35 kişiden oluşacak çünkü milli maçlarıda sayarsak bazı futbolcular ortalama 60-70 müsabkaya çıkacaklar.Bu kadar geniş kadro kurmak bir yana,hadi kurduğumuzu kabul edelim,kadronun yıllık maaş bütcesi 20 ile 40 milyon avro civarında oluşuyor daha futbolculara verilecek prim ve transfer ücretleri var,işte bu noktada biz Galatasaray Taraftarları devreye girmeliyiz.
Evet Taraftar,büyük camiaların temelini oluşturan,onların varlığını sağlayan TARAFTAR'lar.İlk başta Sabırlı olmalıyız,şartlar ne olursa olsun kulübüzün arkasında durmalıyız,iki maç kötü gitti diye burun kıvırmamalıyız.Yönetim hangi TD'rü,Futbolcuyu Transfer edecek diye beklemeden hemen yarın ilk işimiz kombineleri tüketip sonra Store'lara koşarak ürünler satın almalıyız.Kısacası Renkdaşlarım elimizi taşın altına sokmalıyız,tablo ortada Galatasarayın en büyük gelir kaynağı biz Taraftarlarıyız,her şeyi Yöneticilerden beklmeyelim,hele sponsorların vereceği paraya kanmayalım,onlar her verdikleri kurşun karşılığını üç misli geri alıyorlar.
Durum ortada SIRA BİZDE !!!
Erdal Güngör
Terörist
Geçen gün bir şeyin farkına vardık,almanyada 82 milyon terörist yaşıyormuş,sen onlardan birisin.
İşte bu yüzden seni tamamen kontrol altına aldık,senin üzerine topladığımız bilgileri 6 ay saklı tutma hakkınada sahibiz.
Mesela ev telefonunla kiminle ve ne zaman konuşuyorsun,cep telefonunla kime,neden ve hangi yerden görüşüyorsun.
Nerden internete giriyorsun,kime e-posta yolluyor,MSN'de kiminle yazışıyorsun,yazıların hepsini biliyoruz.
Şüpheli olduğun için Bigisayarını tamamen kontrol altına aldık,özel şifreni kırmak çok kolay oldu.Tatil resimlerine baktık,şahsi dökümanlarını inceledik,kimlerle çetleştiğini biliyoruz.Bilgisayarından tüm bu bilgileri kopyaladık,istersek hepsini değiştirerek tekrar yerine koyarız,başın biraz derde girebilir ama unutma yaptığımız her şey yasal çerçeve içersinde.Şimdiye kadar almanyada organize terör saldırısı hiç olmadı,bunun böyle kalması için muhtemelen sen ve diğer 82 milyon terörist sanıklarını kontrol altında tutmak zorundayız.Parmak izlerini içeren yeni kimlik çıkarıyoruz,çevreyi daha fazla kameralar ile donatıyoruz ve benzer bir sürü süprizler seni ve diğer 82 milyon şüpheliyi bekliyor,güle güle kullanın..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda okuduklarınız şaka sanıyorsanız yanılıyorsunuz,hepsi gerçekleşti bile.Bizzat buna benzer olayın mağduru oldum,nasılmı?
Alman Demiryollarında makinistlik yapıyorum,haber ilk çıktığı günlerde pek önemsememiştim,sade bazı manegerlerin yolsuzluk yaptığını tespit etmişler onlar kontrol edildi demişlerdi.Sonra haber değişik boyutlar almaya başladı,gelinen son nokta 1998 yılından bu güne kadar Alman Demiryollarında çalışan 220 bin elemanın hepsi kontrol altındaymış,Kaynak >>> link
Üye olduğum Transnet sendikası,çalışanların hakkında toplanan bilgileri görme hakkına sahib olduğunu talep etti,bu kabul oldu.Dün kendi bilgilerimi görmeye gittim,tek kelimeyle tüğler ürpertici.Adamlar attığım her adımı takip etmişler,kimlerle çetleşdiğimi,e-posta yolladığımı,telefonla görüştüğümü,gittiğim her yerden resim çekmişler,dostumu düşmanımı benden daha iyi tanıyorlar.
Tüm bu yapılanlar yakında tamamen yasal hale gelecek,kanun imza aşamasında istediğimiz kadar karşı çıkalım.Çocuk pornoculuğuna karşı önlem alma çerçevesi altında bu kanunun çıkması için imza kapanyaları bile başlatıldı.Hepsi hoş tabiki bu sapıklara karşı önlem alınmalı ama koskoca ülkede yaşayan her vatandaşı kontrol altına almanın ne anlamı var yoksa bunların hepsi bahanemi?
Erdal Güngör
İşte bu yüzden seni tamamen kontrol altına aldık,senin üzerine topladığımız bilgileri 6 ay saklı tutma hakkınada sahibiz.
Mesela ev telefonunla kiminle ve ne zaman konuşuyorsun,cep telefonunla kime,neden ve hangi yerden görüşüyorsun.
Nerden internete giriyorsun,kime e-posta yolluyor,MSN'de kiminle yazışıyorsun,yazıların hepsini biliyoruz.
Şüpheli olduğun için Bigisayarını tamamen kontrol altına aldık,özel şifreni kırmak çok kolay oldu.Tatil resimlerine baktık,şahsi dökümanlarını inceledik,kimlerle çetleştiğini biliyoruz.Bilgisayarından tüm bu bilgileri kopyaladık,istersek hepsini değiştirerek tekrar yerine koyarız,başın biraz derde girebilir ama unutma yaptığımız her şey yasal çerçeve içersinde.Şimdiye kadar almanyada organize terör saldırısı hiç olmadı,bunun böyle kalması için muhtemelen sen ve diğer 82 milyon terörist sanıklarını kontrol altında tutmak zorundayız.Parmak izlerini içeren yeni kimlik çıkarıyoruz,çevreyi daha fazla kameralar ile donatıyoruz ve benzer bir sürü süprizler seni ve diğer 82 milyon şüpheliyi bekliyor,güle güle kullanın..
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıda okuduklarınız şaka sanıyorsanız yanılıyorsunuz,hepsi gerçekleşti bile.Bizzat buna benzer olayın mağduru oldum,nasılmı?
Alman Demiryollarında makinistlik yapıyorum,haber ilk çıktığı günlerde pek önemsememiştim,sade bazı manegerlerin yolsuzluk yaptığını tespit etmişler onlar kontrol edildi demişlerdi.Sonra haber değişik boyutlar almaya başladı,gelinen son nokta 1998 yılından bu güne kadar Alman Demiryollarında çalışan 220 bin elemanın hepsi kontrol altındaymış,Kaynak >>> link
Üye olduğum Transnet sendikası,çalışanların hakkında toplanan bilgileri görme hakkına sahib olduğunu talep etti,bu kabul oldu.Dün kendi bilgilerimi görmeye gittim,tek kelimeyle tüğler ürpertici.Adamlar attığım her adımı takip etmişler,kimlerle çetleşdiğimi,e-posta yolladığımı,telefonla görüştüğümü,gittiğim her yerden resim çekmişler,dostumu düşmanımı benden daha iyi tanıyorlar.
Tüm bu yapılanlar yakında tamamen yasal hale gelecek,kanun imza aşamasında istediğimiz kadar karşı çıkalım.Çocuk pornoculuğuna karşı önlem alma çerçevesi altında bu kanunun çıkması için imza kapanyaları bile başlatıldı.Hepsi hoş tabiki bu sapıklara karşı önlem alınmalı ama koskoca ülkede yaşayan her vatandaşı kontrol altına almanın ne anlamı var yoksa bunların hepsi bahanemi?
Erdal Güngör
Liberta per gli Barcelona
Futbolda bağımsızlığın tarifini yap deseler hiç düşünmeden Barcelona derim,bu özelik hiç kuşkusuz sade onlara ayit.Tesislerinin kapısında şöyle bir yazı asılı "Katalonyanın özdeleşdiği yer burasıdır",evet aynen öyle,CF Barcelona bir yörenin kimliği haline gelmiş.Oraya gelen herkes bunun bilincinde ve bu onların şuur altına kadar işleniyor öyle eğitiliyorlar,sahaya çıktıklarında Katalonya kimliğini en iyi şekilde temsil etmek için çaba gösteriyorlar.Futbolcular sahada sergiledikleri oyunla aynı Sanatçılara benzer,futbolda sanatı tarif et deseler yine düşünmeden Barcelona derim,elbette yer yüzünde tek onlar güzel futbol oynamıyorlar,başkalarıda var ama biz Futbol severler Barça maçlarına ayrı gözle bakarak seyrediyoruz,yorgun bir iş gününden sonra şöminenin karşısında yudumladığımız konyağın tadını çıkarırcasına keyif alıyoruz Barcelonayı seyrederken,bize huzur veriyor.
Maçtan önce alman kanalı Premiere iki Teknik Direktör ile röpörtaj yapmış,Guardiola'nın söyledikleri okullarda ders olarak okutulmalı."Ben kendimi Teknik Direktör olarak görmüyorum,burada bir kaç genç adama kendi bilgilerimi aktarmak istiyorum,onlar hepsi benim Arkadaşlarım ve aynı zamanda talebelrim" diyor henüz 38 yaşında olan Guardiola.

Bu kelimeleri söylerken kendine olan öz güveni ortaya koyuyor hiç çekinmeden,işin altında yatan bu öz güvenin içinde yetiştiği camiadan aldığı eğitime dayanıyor,ona genç yaşta bu bilgi birkimini sağlamış Ki o da bir sonra gelen nesile aktaracak,tek kelimeyle BRAVO demek kalıyor.
Gecenin kahramanı 1.69 boyuyla devleşen Messi ama ben başka oyuncuyu ön plana çıkarmak istiyorum.

THİERRY HENRY
Fransa Milli takımınla Dünya ve Avrupa Şampiyonu olan Henry kulüb bazında bu başarıların iki kez kapsından döndü.Arsenal'de oynarken 2000 yılında Galatasaraya UEFA kupasını ve 2006 yılında şimdi oynadığı kulübü Barcelonaya karşı Şampyonlar Ligi kupasını kaptırmışdı.Nihayet üçüncü denemede mutlu sona ulaştı ve ismini dünya futbol litartürüne altın harflerle yazdırdı.Henry'i ön plana çıkamamın nedeni müthiş oyun zekası yanı sıra genel kültürü üst seviyede olan nadir futbolculardan birisi olamsı.Dört sene önce bi röportajını seyretmiştim,sade benim değil röportaj yapan gazetecininde ağzı açık kaldı.Futbolu bıraktıkdan sonra onu Fifa yada UEFA'nın başında görürsem hiç şaşırmam ve şunu kesin diyebilirim o iki kurum mutlaka Henry'den faydalanacak !
Erdal Güngör
Maçtan önce alman kanalı Premiere iki Teknik Direktör ile röpörtaj yapmış,Guardiola'nın söyledikleri okullarda ders olarak okutulmalı."Ben kendimi Teknik Direktör olarak görmüyorum,burada bir kaç genç adama kendi bilgilerimi aktarmak istiyorum,onlar hepsi benim Arkadaşlarım ve aynı zamanda talebelrim" diyor henüz 38 yaşında olan Guardiola.

Bu kelimeleri söylerken kendine olan öz güveni ortaya koyuyor hiç çekinmeden,işin altında yatan bu öz güvenin içinde yetiştiği camiadan aldığı eğitime dayanıyor,ona genç yaşta bu bilgi birkimini sağlamış Ki o da bir sonra gelen nesile aktaracak,tek kelimeyle BRAVO demek kalıyor.
Gecenin kahramanı 1.69 boyuyla devleşen Messi ama ben başka oyuncuyu ön plana çıkarmak istiyorum.

THİERRY HENRY
Fransa Milli takımınla Dünya ve Avrupa Şampiyonu olan Henry kulüb bazında bu başarıların iki kez kapsından döndü.Arsenal'de oynarken 2000 yılında Galatasaraya UEFA kupasını ve 2006 yılında şimdi oynadığı kulübü Barcelonaya karşı Şampyonlar Ligi kupasını kaptırmışdı.Nihayet üçüncü denemede mutlu sona ulaştı ve ismini dünya futbol litartürüne altın harflerle yazdırdı.Henry'i ön plana çıkamamın nedeni müthiş oyun zekası yanı sıra genel kültürü üst seviyede olan nadir futbolculardan birisi olamsı.Dört sene önce bi röportajını seyretmiştim,sade benim değil röportaj yapan gazetecininde ağzı açık kaldı.Futbolu bıraktıkdan sonra onu Fifa yada UEFA'nın başında görürsem hiç şaşırmam ve şunu kesin diyebilirim o iki kurum mutlaka Henry'den faydalanacak !
Erdal Güngör
Çelişki
Maç bitmiş,malum mikrofonlar havada uçuşuyor,her ağızdan bir ses,sevinenler,hüzünlenenler buraya kadar hepsi normal nede olsa oynanan müsabakadan çıkan sonuç Şampiyonu büyük ölçüde belirledi.
peki böylemi olmalıydı?
Neden olmasın mutlaka sezon sonunda bir takım mutlu sona ulaşacak,tüm gayretler çalışmalar mutlu son için değilmi?
peki böylemi olmalıydı?
Havada uçuşan mikrofonlardan bir tanesi Kaptanların Büyüğüne uzatılıyor,"Ben dışarda profesyonel davranır sahada Amatörce mücadele ederim" diyor ve benim gibi dışarıda bir çok Amatör ruhu kutsal kılan Taraftarın kafası karışıyor!
peki böylemi olmalıydı?
Hatırlıyorum daha 18 yaşındaydı Kaptanların Büyüğü,bıyıkları yeni terliyordu onu büyük cesaretle sahaya sürenler,maçın neticesi akıllarının ucuna getirmeksizin sade Futbola yeni yıldız kazandırmanın peşinde olan hocalar aklıma geliyor.Sonra hayalden uyanıp gerçek hayata dönüyorum,kafam karışıyor 90 dakika boyu oyuncu değiştirmiyor Kaptanların Büyüğü neden diye soruyorum kendime? Kulübede oturanlara güvenmiyormu yoksa maçın skorunun değişmesini istemiyormu?
peki böylemi olmalıydı?
Tekrar hayallere kapılıyorum,3 sene önceydi,bir kış akşamı yer Konya,maçın bitmesine 5 dakika kalmış skor 0:0,saha kenarında 17 yaşında bir çocuk gözüküyor,onu kimse tanımıyor ama Belçikalının umurunda değil maçı kaybetsemde futbol bir yıldız kazanacak diyor kendine,sürüyor sahaya ufaklığı.O da ne,saniyeler kalmış hakemin son düdüğü çalmasına,tüm cesaretini topluyor al yanaklı delikanlı bir şut patlatıyor tam doksana ve 14 mayıs 2006 masalı böyle başlıyor.Dün yine gördüm o delikanlıyı,kulübede oturuyordu,çaresizlikten kollarını bağlamış buruk bir bakışla maçı seyrediyordu.
peki böylemi olmalıydı?
Bu ne yaman çelişki Anne....
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim kavga benim aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıkargelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çicekler
Çicekler içinde bir ülke getirirler............
ULTRAS LİBERİ !
Erdal Güngör
peki böylemi olmalıydı?
Neden olmasın mutlaka sezon sonunda bir takım mutlu sona ulaşacak,tüm gayretler çalışmalar mutlu son için değilmi?
peki böylemi olmalıydı?
Havada uçuşan mikrofonlardan bir tanesi Kaptanların Büyüğüne uzatılıyor,"Ben dışarda profesyonel davranır sahada Amatörce mücadele ederim" diyor ve benim gibi dışarıda bir çok Amatör ruhu kutsal kılan Taraftarın kafası karışıyor!
peki böylemi olmalıydı?
Hatırlıyorum daha 18 yaşındaydı Kaptanların Büyüğü,bıyıkları yeni terliyordu onu büyük cesaretle sahaya sürenler,maçın neticesi akıllarının ucuna getirmeksizin sade Futbola yeni yıldız kazandırmanın peşinde olan hocalar aklıma geliyor.Sonra hayalden uyanıp gerçek hayata dönüyorum,kafam karışıyor 90 dakika boyu oyuncu değiştirmiyor Kaptanların Büyüğü neden diye soruyorum kendime? Kulübede oturanlara güvenmiyormu yoksa maçın skorunun değişmesini istemiyormu?
peki böylemi olmalıydı?
Tekrar hayallere kapılıyorum,3 sene önceydi,bir kış akşamı yer Konya,maçın bitmesine 5 dakika kalmış skor 0:0,saha kenarında 17 yaşında bir çocuk gözüküyor,onu kimse tanımıyor ama Belçikalının umurunda değil maçı kaybetsemde futbol bir yıldız kazanacak diyor kendine,sürüyor sahaya ufaklığı.O da ne,saniyeler kalmış hakemin son düdüğü çalmasına,tüm cesaretini topluyor al yanaklı delikanlı bir şut patlatıyor tam doksana ve 14 mayıs 2006 masalı böyle başlıyor.Dün yine gördüm o delikanlıyı,kulübede oturuyordu,çaresizlikten kollarını bağlamış buruk bir bakışla maçı seyrediyordu.
peki böylemi olmalıydı?
Bu ne yaman çelişki Anne....
Her kavgada ölen benim
Bayrak tutan çarpışan
Her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
Özlem benim kavga benim aşk benim
Bekle beni anne
Bir sabah çıkargelirim
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çicekler
Çicekler içinde bir ülke getirirler............
ULTRAS LİBERİ !
Erdal Güngör