Dünya Kupası 2010,Son 5 Bilet

Bu hafta sonu lig maçları yok,gündemde Güney Afrika'da düzenlenecek 2010 futbol dünya kupasına kesilecek son 5 bilet.Adaylar şöyle sıralanıyor;
Yeni Zelanda - Bahrain
Portekiz - Bosna Hersek
Rusya - Slovenya
Yunanistan - Ukrayna
S.İrlanda - Fransa
Enteresan müsabakalar var,Bosna Hersek ve Bahrain ilk defa bir dünya kupasına katılma fırsatı yakaladılar ve şahsen benim kalbim Bosna Hersek'den yana,lütfen kimse kızmasın.Fikrimi önceden belirtmiştim bu konuda,Bosna milli takımı bu dünya kupasına katılmayı en çok hak eden takımdır benim için.Hepimiz Bosna halkının neler çektiğini çok iyi biliyoruz,onların böyle Uluslararası Turnuvaya katılmaları halka büyük moral motivasyonu olacaktır.Bosna halkına yaptıkları vahşi katliamlarla onları adeta haritadan silmeye kalkan zalim ırkçı Sırpların yüzlerine "Bakın biz yaşıyoruz,dimdik ayaktayız" diye haykırmalarından alacakları haz,bende de aynı mutluluğu yaratacaktır.Aramızda ki mesafeler uzak olsa da Bosna halkı ile Türk halkının bir kan bağı var,onlar içimizden biri.Euro2008'de Türk Milli takımını nasıl canı gönülden desteklediklerine bizzat şahidim,yolları açık olsun İnşallah Portekiz'den iyi bir neticeyle dönerler ve kendi sahalarında güle oynaya ilk dünya kupasına katılma zaferini coşkuyla kutlarlar.
Yeni Zelanda milli takımı,taraftarlarının onları çağırdığı diğer adıyla "All Blacks ve All Whites, 1982 yılında İspanya'da düzenlenen Dünya Kupasına ilk kez katılmıştı,grup maçlarının üçünü de yenilerek elendiler.Güçlü Bahrain takımına karşı zorlanacaklardır.Bahrain şu sıralar Asya kıtasının en güçlü futbol milli takımları arasında.Çin'de düzenlenen 2004 Asya Şampiyonasında 4. olmuşlardı.Bahrain milli takımında göze batan yıldız oyuncular A'ala Hubail ve kardeşi Mohamed Hubail.2004 Asya Şampiyonasında A'ala Hubail,İranlı Ali Karimi ile beraber 5 gol atarak gol kralı olmuştu.Slovenya Euro2000 ve DK 2002'ye katılarak Uluslararası tecrübeye sahip.2004'de Avrupa Şampiyonu olan Yunanistan,1998 Dünya Şampiyonu Fransa,1966 Dünya üçüncüsü ve Euro2004 ikincisi Portekiz en tecrübeli takımlar.Sovyetler birliği dağıldıktan sonra 2 DK ve 3 Avrupa Şampiyonasına katılan Ruslar,şanslarını Slovenya karşısında arayacaklar,kağıt üstünde kolay gözüküyor ve bence de Ruslar işlerini şansa bırakmazlar.Üç Dünya Kupası ve bir Avrupa Şampiyonasına katılan S.İrlanda'nın güçlü Fransa karşısında işi zor,şimdiye kadar Uluslararası Turnuvada elde ettikleri en büyük başarı 1990 Dünya Kupasında çeyrek finale yükselmek oldu.ABD'de 1994 yılında düzenlenen Dünya Kupasında S.İrlanda Britanya ada Ülkelerini temsil eden tek milli takımıydı,şanslar yarıya diyorum ne kadar Fransa favori gözükse de.
Peki biz? Euro2008'de yarı finale kadar yükselen Milli takımımız maalesef 2010 Dünya Kupasına katılmaya hak kazanamadı.Gerçi hak ediyorduk ama olmadı fazlada detayına girmeye gerek yok çok yazıldı çizildi zamanı geri çevirme imkanımız olmadığına göre bir daha sefere demekten başka çare kalmıyor.Fatih Terim istifa ettikten sonra henüz yeni Teknik Direktör'de bulunamadı,eğer bir hocamız olsaydı bizde bu hafta sonu milli takımımızı İtalya'ya karşı seyretme fırsatımız olacaktı.Almanlar Robert Enkenin ölümünden dolayı Şili'ye karşı oynayacakları dostluk maçını iptal ettiler.Bu boşluğu Brezilya-İngiltere maçıyla doldurabiliriz,dünya kupası eleme maçları dışında hafta sonunun en ilginç müsabakası yada İngiltere - Brezilya'da olabilir.İstediğiniz gibi evirin çevirin hiç fark etmez çünkü müsabaka Katar'da oynanacak.Araplara helal olsun,köşedeki kebapçıdan bir buçuk Adana ısmarlar gibi,parayı basıp kendilerine ziyafet çekiyorlar.Bize geriye eşofmanları çekip,bir yanımıza kasa biramız diğer yanımıza çuval dolusu doritos 50 inch.LCD karşısında kolesterol verilerine takviye yapmak kalıyor.Gördünüz mü,şu kahrolası endüstriyel futbol sağlığa da zararlı.....
Dünya Kupasına gidecek beş favorim; Bosna Hersek,Fransa,Rusya,Bahrain,Yunanistan.
Erdal Güngör
Şüphe Üzerine Stat Yasağı !

30 Ekim 2009 tarihinde Almanya Federal Mahkemesi "Şüphe üzerine stat yasağı" kanunu kaldırılmayacağını açıkladı.Bu kanuna karşı dava açan bir Bayern Münih taraftarı 2006 yılında Duisburg deplasmanında maçtan sonra çıkan olayların akabinde tutuklanıp yargılanmıştı,oysa Münihli taraftar olay yerinde bulunduğunu ama kesinlikle kavgaya karışmadığını iddia etse de,polisin kendisini "olaya karışma ihtimali yüksek" olduğu sebeplerden dolayı tutuklanmasına ve sonra yargılandığı mahkemede 3 sene stat yasağı hükmünün geçerli olduğunu tasdik etti.Federal Mahkemeye göre "şüphe anı" ev sahibi haklarını ihlal ediyor.Şöyle açıklayım,örneğin evinizin önünde bir şahıs kaldırımın karşısından evinize doğru bakıyor.Siz bu kişiyi şüpheli olduğu kanısındaysanız polis çağırıp tutuklatabiliyorsunuz,belki adam sade evin mimari yapısını beğenmiş hayranlıkla seyrediyordur HAYIR O bir şüpheli ! Futbol maçlarında ev sahibi kulübün stat yetkilileri rakip taraftarların halinden şüpheliyseler onlardan kanunen şikayetçi olup stada sokmama hakkına sahipler.Diğer bir örnek,bir protesto yürüyüşü yapılıyor sizde kaldırımın kenarında seyrediyorsunuz,aniden olay çıkıyor ve polis tarafından tartaklanıyorsunuz,hiç bir itiraz hakkınız yok hatta suçlusunuz çünkü öyle yerlerde her an olay çıkacağının bilincinde olduğunuza dair kanunen sorumlu tutuluyorsunuz.Biraz karışık değil mi? Evet karışık dünya içinde yaşıyoruz,hani duvarlar yıkıldı herkes özgürdü? Görünen duvarlar yıkıldı,görünmeyen ve daha etkili duvarlar örüldü."ACI ÇEKMEK ÖZGÜRLÜKSE,ÖZGÜRÜZ HEPİMİZDE."
Almanya Federal Mahkemesinin aldığı kararın yazılı açıklaması,orijinal Almanca,hadi iyi okumalar.
Bundesgerichtshof bestätigt bundesweites Stadionverbot
Der V. Zivilsenat des Bundesgerichtshofs hatte zu entscheiden, unter welchen Voraussetzungen gegen auffällig gewordene Zuschauer von Fußballspielen ein bundesweites Stadionverbot verhängt werden darf.
Am 25. März 2006 fand in der Sportstätte der Beklagten (MSV-Arena) ein Spiel der ersten Fußballbundesliga zwischen der von der Beklagten unter der Bezeichnung “MSV Duisburg” unterhaltenen Lizenzspielermannschaft und der Mannschaft des FC Bayern München statt. Der Kläger, der seinerzeit Vereinsmitglied und Inhaber von Heim- und Auswärtsdauerkarten des FC Bayern München war, nahm an dem Spiel als Zuschauer teil. Nach Spielschluss kam es zwischen einer Gruppe von ca. 100 Anhängern des FC Bayern München, zu der ausweislich des Polizeiberichts auch der Kläger gehörte, und Anhängern des MSV Duisburg zu Auseinandersetzungen, bei denen mindestens eine Person verletzt und ein Auto beschädigt wurde. Im Rahmen des Polizeieinsatzes wurde u. a. der Kläger in Gewahrsam genommen.
Mit Schreiben vom 18. April 2006 sprach die Beklagte gegenüber dem Kläger ein bis zum 30. Juni 2008 befristetes Betretungsverbot für die MSV-Arena und sämtliche Fußballveranstaltungsstätten in Deutschland (bundesweites Stadionverbot) für nationale und internationale Fußballveranstaltungen von Vereinen bzw. Tochtergesellschaften der Fußballbundesligen und der Fußballregionalligen sowie des Deutschen Fußballbundes (DFB) aus. Sie stützte sich dabei auf die von ihr im Lizenzierungsverfahren anerkannten “Richtlinien zur einheitlichen Behandlung von Stadionverboten” des DFB (DFB-Richtlinien). Danach soll ein solches Verbot bei eingeleiteten staatsanwaltschaftlichen Ermittlungsverfahren u. a. wegen Landfriedensbruchs verhängt werden. Es ist aufzuheben, wenn das Ermittlungsverfahren keinen Anlass zur Erhebung der öffentlichen Klage gegeben hat und nach § 170 Abs. 2 StPO eingestellt worden ist. Bei einer Verfahrenseinstellung nach § 153 StPO soll das Verbot auf Antrag des Betroffenen im Hinblick auf seinen Bestand und seine Dauer überprüft werden.
Ein gegen den Kläger eingeleitetes staatsanwaltschaftliches Ermittlungsverfahren wegen Landfriedensbruchs wurde am 27. Oktober 2006 nach § 153 StPO eingestellt. Auf Antrag des Klägers, das Stadionverbot zu überprüfen, nahm die Beklagte im Dezember 2006 Einsicht in die Ermittlungsakten und kam zu dem Schluss, das Verbot aufrecht zu erhalten.
Der Kläger behauptet, an den im Übrigen nur kleineren – Auseinandersetzungen zwischen den beiden Fangruppen nicht beteiligt gewesen zu sein, sondern diese nur aus der Distanz wahrgenommen zu haben. Seine auf die Aufhebung des Stadionverbots, hilfsweise auf die Beschränkung des Verbots auf die MSV-Arena gerichtete Klage hat das Amtsgericht abgewiesen. In dem Berufungsverfahren hat der Kläger, weil das Verbot wegen Zeitablaufs nicht mehr bestand, mit mehreren inhaltlich abgestuften Anträgen die Feststellung der Rechtswidrigkeit des Stadionverbots beantragt. Das Landgericht hat die Berufung zurückgewiesen. Die Revision des Klägers hatte keinen Erfolg.
Der Bundesgerichtshof hat den Übergang zur Feststellungsklage für zulässig gehalten. Der Betroffene muss auch nach Ablauf des zeitlich befristeten Stadionverbots dessen Rechtmäßigkeit gerichtlich überprüfen lassen können. In der Sache ist der Bundesgerichtshof davon ausgegangen, dass der Eigentümer oder Besitzer eines Stadions aufgrund seines Hausrechts ohne vorherige Anhörung des Betroffenen grundsätzlich frei darüber entscheiden kann, wem er den Zutritt verwehrt. Das gilt auch, wenn – wie bei dem Besuch eines Fußballspiels – der Zutritt aufgrund eines Vertragsverhältnisses mit dem Hausrechtsinhaber gewährt wird.
Das Hausrecht unterliegt allerdings Einschränkungen. Bei Fußballspielen gewährt der Veranstalter in Ausübung der in Art. 2 Abs. 1 GG garantierten Vertragsfreiheit grundsätzlich jedermann gegen Bezahlung den Zutritt zu dem Stadion. Will er bestimmte Personen davon ausschließen, muss er deren mittelbar in das Zivilrecht einwirkende Grundrechte beachten; ihr allgemeines Persönlichkeitsrecht (Art. 2 Abs. 1 GG i.V.m. Art. 1 Abs. 1 GG) und das aus Art. 3 Abs. 1 GG folgende Gebot der Gleichbehandlung lassen es nicht zu, einen einzelnen Zuschauer willkürlich auszuschließen. Vielmehr muss dafür ein sachlicher Grund bestehen. Dabei ist es ohne Bedeutung, ob der von dem Ausschluss Betroffene in vertraglichen Beziehungen zu dem Hausrechtsinhaber steht oder nicht.
Da die Verhängung eines Hausverbots seine Grundlage in einem Unterlassungsanspruch nach §§ 862 Abs. 1 Satz 2, 1004 Abs. 1 Satz 2 BGB hat, setzt es voraus, dass eine künftige Störung zu besorgen ist. Konkret geht es darum, potentielle Störer auszuschließen, die die Sicherheit und den reibungslosen Ablauf von Großveranstaltungen wie einem Liga-Fußballspiel gefährden können. Daran hat der Veranstalter ein schützenswertes Interesse, weil ihn gegenüber allen Besuchern Schutzpflichten treffen, sie vor Übergriffen randalierender und gewaltbereiter “Fans” zu bewahren. Solche Schutzpflichten bestehen entweder aufgrund Vertrages mit den Besuchern der Veranstaltung oder unter dem Gesichtspunkt allgemeiner Verkehrssicherungspflichten. Ein sachlicher Grund für ein Stadionverbot besteht daher, wenn aufgrund von objektiven Tatsachen, nicht aufgrund bloßer subjektiver Befürchtungen, die Gefahr besteht, dass künftige Störungen durch die betreffenden Personen zu besorgen sind. Eine derartige Gefahr wird regelmäßig bei vorangegangenen rechtswidrigen Beeinträchtigungen vermutet, kann aber auch bei einer erstmals drohenden Beeinträchtigung gegeben sein.
Bei der Verhängung von Stadionverboten sind an die Annahme der Gefahr von Störungen keine überhöhten Anforderungen zu stellen. Das ergibt sich aus den Besonderheiten sportlicher Großveranstaltungen, insbesondere von Fußballgroßereignissen. Diese werden häufig zum Anlass für Ausschreitungen genommen. Angesichts der Vielzahl der Besucher und der häufig emotional aufgeheizten Stimmung zwischen rivalisierenden Gruppen ist daher die Bemühung der Vereine sachgerecht, neben Sicherungsmaßnahmen während des Spiels etwa durch Ordnungskräfte und bauliche sowie organisatorische Vorkehrungen auch im Vorfeld tätig zu werden und potentiellen Störern bereits den Zutritt zu dem Stadion zu versagen.
Bei der Festsetzung von Stadionverboten sind andere Maßstäbe anzuwenden als bei der strafrechtlichen Sanktionierung von Störungen bei früheren Spielen. Während insoweit nach dem Grundsatz in dubio pro reo eine Bestrafung unterbleibt, wenn keine Tat bewiesen ist, können Stadionverbote eine nennenswerte präventive Wirkung nur dann erzielen, wenn sie auch gegen solche Besucher ausgesprochen werden, die zwar nicht wegen einer Straftat verurteilt sind, deren bisheriges Verhalten aber besorgen lässt, dass sie bei künftigen Spielen sicherheitsrelevante Störungen verursachen werden. Eine solche Besorgnis ergibt sich zunächst aus den der Einleitung eines Ermittlungsverfahrens wegen eines im Zusammenhang mit einem Stadionbesuch begangenen Landfriedensbruchs zugrunde liegenden Tatsachen. Dem Hausrechtsinhaber stehen nämlich regelmäßig keine besseren Erkenntnisse über den Tatablauf und die Beteiligung des Betroffenen zur Verfügung als der Polizei und der Staatsanwaltschaft. Allerdings ist hier das Ermittlungsverfahren später wegen Geringfügigkeit nach § 153 StPO eingestellt worden. Infolgedessen kann nicht davon ausgegangen werden, dass der Kläger den Straftatbestand des Landfriedensbruchs verwirklicht hat. Der Verfahrenseinstellung kann nur entnommen werden, dass seine Schuld, falls er sich strafbar gemacht haben sollte, gering wäre. Auf die Strafbarkeit seines Verhaltens kommt es aber nicht an. Anknüpfungspunkt für das Stadionverbot ist nicht die Verwirklichung eines Straftatbestandes, sondern das Verhalten des Klägers, das Anlass für die Einleitung eines Ermittlungsverfahrens gegeben hat. Die Umstände, die dazu geführt haben, haben auch nach Einstellung des Verfahrens weiterhin Bedeutung. Der Kläger ist nicht zufällig in die Gruppe, aus der heraus Gewalttaten verübt worden sind, geraten, sondern war Teil dieser Gruppe. Die Zugehörigkeit zu dieser Gruppe, mit der der Kläger in Gewahrsam genommen wurde, rechtfertigt die Annahme, dass er sich bei Fußballveranstaltungen in einem zu Gewalttätigkeiten neigenden Umfeld bewegt und von ihm deshalb künftige, Dritte gefährdende Störungen zu besorgen sind; auf den Nachweis, er habe sich an den aus der Gruppe heraus begangenen Gewalttätigkeiten beteiligt, kommt es nicht an. Der Kläger hat diese Besorgnis weder im vorliegenden Zivilrechtsstreit noch anlässlich der Überprüfung des Stadionverbots durch die Beklagte, bei der ihm Gelegenheit zur Stellungnahme gegeben worden war, ausgeräumt.
Weder das zeitliche Ausmaß noch der inhaltliche Umfang (bundesweit) des Verbots sind rechtlich zu beanstanden. Die Sanktion blieb unter dem zeitlichen Rahmen, der in den DFB-Richtlinien, die für die Vereine eine geeignete Grundlage zum Ausspruch eines Stadionverbots bilden, in solchen Fällen vorgesehen ist. Es ist nicht ersichtlich, dass die Beklagte den Anlass für den Ausspruch des Verbots nicht angemessen berücksichtigt und den Grundsatz der Verhältnismäßigkeit verletzt hätte. Der Umstand, dass der Kläger Inhaber von Heim- und Auswärtsdauerkarten für die Spiele des FC Bayern München gewesen sein mag, spielt hierbei keine Rolle. Die Verhängung eines Stadionverbots hat stets zur Folge, dass Dauerkartenberechtigungen ganz oder teilweise ins Leere laufen. Das kann keine Auswirkungen auf die Frage des Ob und des Wie eines Stadionverbots haben.
Kapalı Kale Tribünden Çekiliyor !
Modern stat yaptırdılar,söz futbolu müzik,tiyatro,sinema gibi eğlenceler ile yarıştıracaklardı Kadir Has stadında.Sayın Mamur şimdi mağdur duruma düştü,Ankara'ya yürüyeceğiz Başbakana şikayet edeceğiz sizi" diyor boş zihniyetli mahluk Mamur.Sivasspor deplasmanında Kayserispor Taraftarlarını coplayan Polis den teşekkür eden Kayserispor yöneticileri ve Başkanı ta Ankaralara kadar gitmesine gerek kalmadı,bağımsız Tribün oluşumu ve Kayserispor sevdalıları "KAPALI KALE" dün 10 Kasım günü Tribünden çekildiğini açıkladı.Zaten doğru düzgün Spor kültürü olmayan bir ülkenin,futbol maçlarına gitme alışkanlığına edinemiş,hatta bir seferinde yayıncı kuruluşun geri zekalı spikeri melih şendilin naklen verilen bir Kayserispor müsabakasında tribünlerin boş olmasının sebebini o yıllar açık kanallardan canlı yayınlanan İngiltere lig maçlarından kaynaklandığına bağlıyordu,canlı yayında kendi ağzından duymuştum. Kayseri ilimizde bir avuç futbol ve arma sevdalıları halkı tribüne çekmeye uğraşırken bu İnsanların önünü keserek sürekli kamuoyu önünde onları "Holigan" olarak gösteren,defalarca bedava bilet istediklerini vurgulayanlar,bundan böyle Kadir Has stadında rahatlıkla maç yayınlayabilirler.Niçin Tribünlerin boş olduğunu Başkan Mamur'a sorarsınız, merak ediyorum bu sefer ne gibi bahane bulacak.Bir futbol kulübünün ilk amacı nedir? Taraftar toplamak,onları maçlarına gelmesini sağlamak,sözde futbol İnsanları birleştiriyor,ayırmıyor.Ne yapalım bundan sonra,bizde mi başkaları gibi silahlanıp dağa çıkalım? Belki günün birinde yeteri kadar İnsan öldükten sonra akıllanırlar ve bir Demokratik açılımda Tribüne gelir.Şimdi bu Delikanlılar sözlerinde durdular ve Tribünden çekildiler,bir daha Kayserispor maçlarına gitmeyecekler,bazı kulüp Başkanları gibi zırt pırt çekilip dönenler gibi değil.Dün Kapalı Kale resmi sitesinde yaptığı açıklamayı burada yayınlıyorum,kaynak >> link
Erdal Güngör
Sadece Kayserisporumuz için mücadele ettik bu zamana kadar. İçerde dışarda bu takımı yanlız bırakmamak için çabaladık. Tribün kültürünü Kadir Has Stadı’na aşılamak için çaba sarfettik. Yeri geldi koreografi yaptık , yeri geldi bizzat ellerimizle bayraklarımızı diktik.Yeri geldi atkı çıkardık , polar çıkardık.Zaman zaman pankartlar hazırladık futbolcularımıza , özgün bestelerimizle haykırdık aşkımızı.. Bu şehrin tarihinde görmediği tribün güzelliklerini sergiledik bu şehre..
Başkanımız taraftarını önemsemediğini dile getiren bir cümle sarfedince tepki koyduk Holigan olduk. Kulüp 80 lira bilet fiyatı açıklayınca tepki verdik “beleş bilet istiyorlar” demeye getirdiler. Deplasmanda cop yedik yönetimimiz saolsun üstüne bizlere küfür eder gibi bizleri coplayanlara teşekkür etti.
Bunları hak etmediğimizi düşünüyoruz.Yine söylüyoruz bizler işi gücü olan , çoğunluğu öğrenci olan bağımsız bir grubuz.Tek suçumuz Kayserispor’lu olmak. Ve en büyük özelliğimiz “haksızlığa , yanlışa taviz vermeden tepki koymak”tı. Bizleri bu şekilde kabul edemeyen yöneticilerimize sesleniyoruz… Bundan sonra tüm maçlara huzur içinde gidebilirisiniz. Artık sizleri tribünden eleştirecek bir Kapalı Kale Grubu’nu göremeyeceksiniz.
Madem bizler holiganız , madem bizi linç eden emniyete teşekkür ediyorsunuz , bu durumdan mutluluk duyuyorsunuz bu gençler artık hiç bir Kayserispor karşılaşmasında bulunmayacaklar.Bizim amacımız bağcıyı dövmek değil üzüm yemekti. Bizlerin rant peşinde , bedava bilet peşinde koşmadığını yedi cihan biliyordu.. Ama siz açıklamalarınızda hep bunu ima ettiniz. Bizim size en büyük cevabımız “tribünden çekilerek” sizleri kurguladığınız bu çirkin tezgahta yanlız bırakmaktır.
Yöneticilerimize ve başkanımıza zaman zaman çirkin tezahüratta bulunduk. Bu hatamızı kabul ediyoruz. Ama siz yöneticilerimiz de en az bizler kadar iyi biliyor ki grubumuzun “küfür” dışında hiç bir yanlışı olmamıştır bu tribünlerde. Ama bilmelisiniz ki “küfür etmek” , birilerine tamamen asılsız olarak “rantçı” , “çıkarcı” demekten daha masum bir olaydır.
Bizlere haklı mücadelemizde destek veren Türkiye’nin her tribününden taraftarlara , yerel ve ulusal medyaya teşekkür ediyoruz.Kayserisporumuza bundan sonraki tüm maçlarında başarılar diliyoruz. Umarız biz olmadan daha güzel günler görür bu tribünler..
Ayrıca bundan sonraki dönemde taraftarıyla her zaman sıcak ilişkiler kuran Erciyesspor ve Panküp Şekerspor maçlarında yer almak da gündemimizdedir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur..
Futbolun DNA'sı

Ne kadar kaldı,yada var mıydı böyle bir şey? Futbolun DNA'sı kuşkusuz oyunun kendisi,yada oynan top,seyirciler,çim sahalar,hakemler,oyuncular,kulüpler ve tabii ki statlar.Benim açımdan futbolun DNA'sı bunlar belki daha saymadıklarımda olabilir mesela Televizyon,sponsorlar,oligarşiler,Arap petrol kralları,yatırım şirketleri,merchandising.Son sıraladıklarım futbola sonra ilave edilmiş mikrop DNA'lar,Kanser türünden.Futbolu kemirip bitiren,içinde ne varsa sömürüp yok eden.Aynı çaresi bulunamayan Kanser hastaları gibi bir gün futbolu da musalla taşına yatıracağız,sel ası verilen F1 ortada somut örnek olarak dururken,bir gün "Nasıl bilirdiniz futbolu?" diye sorduğunda imam,"iyi bilirdik,onu sevdalılarından koparanlara havası yetmedi" cevabını verip gömeceğiz.
Son haftalarda tekrar futbolun DNA'sını değiştirmek için kolları sıvadılar.Almanya'da 50+1 kaldırılsın,zengin patronların önü açılsın,pompalasınlar avroları,dolarları,değiştirsinler formaların renklerini.Ama bazen futbol ısrarla DNA'sını değiştirmek isteyenlere direniyor,mesela Alcorcon adlı kasaba kulübü çıkıp 250 mio.avroluk Real Madrid'i kral kupasından eliyor,sanki çok paralar verip yıldızlar alınca yenilmezlik şilti oluşuyormuş gibi.Bir Futbol kulübünün ne gibi gideri olabilir? Bakın Futbol kulübü diyorum,elbette Spor Kulüplerinin değişik branşları olduğu için daha fazla masrafları vardır .Biz futbol kulüplerine bakalım,çalıştırdıkları elemanlar ve profesyonel futbolcuların masrafları dışında başka giderleri yok peki nedir bu şuursuzca kulübe kaynak yaratmanın anlamı ? Niçin kulüpler basiretsiz yöneticilere teslim edip sonra bu kişilerin kulübün içini boşaltana kadar bilinçsiz transferler yapmasına göz yumuluyor? Doğru ya,başarı hırsı verilen sözler yerine gelmesi lazım.Dördüncü yıldız,üç dünya yıldızı,bir Avrupa kupası,var mı daha? Bir bakmışız 45 futbolcu alınmış,borçlar üç misli artmış,nasıl olsa cefakar Taraftar var,borç yiğidin kamçısı.Bir somut örnekte ülkemizden,Fenerbahçe.İki zengin şahısın şahsi kavgaları yüzünden koskoca camia töhmet altında,üç kuruş için kulüplerinin değerini ayakları altına aldılar,hani futbol insanları birleştiriyordu? Rahmetli Alpaslan'ın bir sözü vardı,"işin içine para girdimi,kahpelikte girer" derdi,nur içinde yatsın.
Diğer söylentiler İngiltere den,stat isim hakları satılsın mı,satılmasın mı? Şu sıralar Liverpool,Chelasea,Tottenham karar aşamasında,Arsenal değiştirdi yeni statlarının adı "emirates" oldu.İkinci lige düşen New Castle'de zamanında statlarının isim haklarını satmışlardı "sportsdirect.com@St.James Park Stadium",ne kadar komik değil mi?Ama aldıkları milyonlar onları ligden düşmesini engelleyemedi ve taraftarları bunu hiç komik karşılamadılar.Chelasea stadının isim hakkını satmasının altında yatan mantık, Abramoviç oligarşisinden kurtulmak.Liverpool taraftarları bazı şeylere alıştılar,doğrusu alışmak zorunda olmaktan başka çareleri yoktu,kulüp Amerikan yatırımcılara satıldığında.Şimdi sıra yeni yapılan stadın isim haklarında,eğer bir gün inşa edilirse tabii.İnsanın diline ne kadar kolay geliyor stat ismi değişince,"Aslan tepe Türk Telekom Arena" ama neler alıp götürdüğünü henüz kestirmek mümkün değil,ağzımızı açtığımızda temcit pilavı gibi "kulüp menfaatlerini "önümüze sürdüler,kendilerini kapitalist propagandaya kaptıran kardeşlerimiz ! Öyle bir kitle oluştu ki,sürekli reklamlar ile pompalanarak artık sanal dünya ile gerçek arasında farkı ayırt edemiyorlar çünkü beyinlerine tüketim DNA'sı şuur altı yapmış.
Stadın ismini satmak büyük marifet değil,esas sorgulanacak şu,"Bir kulüp stadının ismini satması için ne gibi sebepleri olabilir? İlk akla gelen borçlar,peki bu borçlar yapılmadan önce hiç düşünülmüyor mu? Yalnız ve güzel Ülkemizden bir somut örnek daha,Beşiktaş'ta yine bazı oyuncuların ismi dönüyor Carew diyorlar,ama yabancı kontenjanı dolu değil mi? Yine bir çuval dolusu parayla alınan oyuncular,iki çuval dolusu paralar ile kapı önüne konulacak,Ki üç çuval dolusu paralar verilip yenisi gelsin.Bir adamın çok güzel geliri vardır,bir gün işsiz kalır ve tekrar iş bulamaz,masraflarını karşılayamaz hale gelir.Eğer evli ve çocukları varsa onları doyurmak için elinde ne varsa satmaya başlar,eşinin altın takıları,evdeki mobilyalar vs. Sonra satılacak bir şey kalmadı mı ya kendini uçurumdan aşağı atar yada, Allah korusun kendini satar,değerlerin parayla ölçüldüğü dünyada elde kalan son iki seçenek.Kutsal kitabımızda "israf haramdır" diye yazar,eğer hala inan varsa.Yoksa Ağustos böceği ve Karınca masalı Üniversitelerde ekonomik dersi olarak okutulsun.....
NO AL CALCİO MODERNO !
Erdal Güngör
10 KASIM !

Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahlarin olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düsersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve seraitini düsünmeyeceksin! Bu imkan ve serait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düsmanlar, bütün dünyada emsali gorülmemis bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmis, bütün tersanelerine girilmis, bütün ordulari dağıtılmış ve memleketin her kösesi bilfiil isgal edilmis olabilir.
Bütün bu seraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri sahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düsmüs olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İste, bu ahval ve serait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç oldugun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
BUNDESLİGA #12 Pazar

Hakemlerin maçları katlettiğine bir çok kez şahit olduk ve dünyanın neresine giderseniz gidin durum farklı değil,bir katliama bugün Hannover'de şahit olduk.
Hannover 96 - Hamburger SV 2:2
Her iki takımında eşit sayıda eksikleri vardı,8 Hannover'in,8 Hamburg'un.Hannover üstelik maç içinde 36.dakikada sakatlanan ve 28.dakikada Hannover'in beraberlik golünü atan Ya Konan yaklaşık 4 hafta sahalardan uzak kalacak.Medyanın abartmasıyla Kuzey derbisi olan iki takımın karşılaşması gerçekten kuzey iklimlerine yakışır müsabaka oldu,soğuk ve vasat.Önemli oyuncularından mahrum olan Hamburg'da bugün Tunay Torun,Elia ile beraber forvette başladı ama Elia kadar etkili olamadı,ikinci yarıda bir şutu direkten döndü onun dışında oda arkadaşları gibi vasatın üzerine çıkamadı.Hannover'in kozu Stajner Hamburg'a karşı şimdiye kadar hiç boş geçmemişti,bugün hakemin yardımıyla penaltıdan yine Hamburg'a golünü yazdı.Hannover kazansa 18 puana yükselip Bayern Münih'e yaklaşacaktı,şu sıralar moda oldu,Bundesliga takımlarının hedefi puan cetvelinde Bayernin üzerine çıkmak.Hamburg genelde maçın hakimiydi önemli pozisyonlar yakaladılar,başta Elia 2 tane önemli pozisyon kaçırdı,bu maçı rahatlıkla kazanabilirlerdi,daha henüz üst sıralarda kalabilecek Büyük takım görüntüsünü vermiyorlar,buna önemli oyuncularının eksikleri olduğunu dahil etmeliyiz.Yinede Labaddia ve yardımcısı Erdinç Sözer geçmişte Leverkusen'de olduğu gibi Hamburg kulübünde de önemli işler yapıyorlar.Müsabakaya damgasını vuran orta hakem Dr.Drees oldu.Maç boyu verdiği çelişkili kararlar o kadar kafamı yormuyorum fakat 87.dakikada Hannover'in lehine verdiği penaltı ile oyuna direk katkısı oldu ve bir hakemin düşeceği en kötü durumun içine düştü.Stajner ceza sahasında Hamburglu defans oyuncusu Rinconun üzerine yüklenip kendini yere atınca tereddüt etmeden penaltı noktasını gösterdi ve Hannover'in bir puan almasını sağladı.Goller; 28.Ya Konan,88.Stajner(Hannover 96),15.Jansen,44.Elia(Hamburger SV)
Hertha Berlin - 1.FC Köln 0:1
Berlin hafta ortası Avrupa kupasında aldığı galibiyet ile şeytanın bacağını kırdı dedim ve bu maça daha motiveli çıkar,kendileri gibi kümede kalma savaşı veren Köln'ü yener ve lige geri dönüş yapar diye düşündüm ama yine olmadı.İki takım için ölüm kalım maçıydı,göze hoş gelmeyen yinede mücadelesi yüksek oyun seyrettik.Köln kontrollü daha çok kontratak futbolunu tercih etti.Berlin çok çabaladı ama katı defansı bir türlü geçemediler üstelik çok şansızdılar.23.dakikada Rafaell'in iki topu arka arkaya direkten döndü ve ilk yarı golsüz bitti.İkinci yarı Berlin kaldığı yerden devan etti,yine rakip kale önünde pozisyon aradılar ama Wichniarek hafta ortası olduğu gibi bu sefer gününde değildi.Hiç beklemedik anda Köln'ün kontratağından yakaladığı fırsatı Novakovic affetmedi ve takımına altın değerinde 3 puan kazandırdı.Maçın genelinde Berlin daha üstün takım görüntüsü sergilese de mutlak puan almaları için gol atmalarını unutmuşlar.Hafta ortası çıkan bir haberde Hollandalı eski yıldız Roy Makaay ile temase geçtikleri söyleniyordu.Geçen sezon almak istemişler ama Le Favrenin boykotuna takılmıştı,yakında Funkel'de formayı giyip çıkarsa şaşırmamak lazım,nede olsa bir zamanlar Bundesliga'nın en iyi defans oyuncularından biriydi,yalnız mutlaka bir golcüye ihtiyaçları var.Makaay doğru bir seçim mi orasını Allah bilir.Benim görüşüme göre Berlin'de sorunlar sezon öncesi kontrat süresi dolmadan kapı önüne koyulan Manager Dieter Hoeness'in gidişiyle başladı,oyuncular ile çok iyi diyalog içindeydi takımda ki sorunların hepsine göğüs geriyordu.İstediği kadar inkar etse de Le Favre Hoeness'i istemedi,sonra ona da tekmeyi vurdular.Goller; 79. Novakovic(1.FC Köln)
Werder Bremen - Borussia Dortmund 1:1
Dortmund,Bremen deplasmanından bir puanı arakladı geldi daha fazlası olabilirdi.Hafta ortası Avrupa Kupasında Austria Wien müsabakasından anlının akıyla çıkan Bremen,bu maçı da kazanıp ilk sıraları zorlamayı devam etme planları yapıyordu.Sağ olsun Kuzey komşuları onların puan cetvelinde ikinci sırada kalmasına baya yardımcı oldular.Dortmund takımı hep bildiğimiz kontrollü oynayan,haddini bilen elinden ne geliyorsa ancak onu sahaya yansıtabilen takım.Teknik Direktörleri Jürgen Klopp bunda büyük rol oynuyor,kendisi hala Mainz'den kopamamış,zira kadro içinde bulunan oyuncularında kapasitesi sınırlı,malum kulüp mali krizi henüz atlatamadı.Dortmund'un oynadığı müsabakalara kesin gözle bakma imkanını yok,kendi sahalarında mutlak favori oldukları maçları kaybetme tehlikesi her zaman göz önünde bulundurmak gerekiyor.Bugün yine öyle bir müsabakaydı,herkes Bremen'in galip olarak sahadan ayrılmasını beklerken az kalsın maçı veriyorlardı.Bremen takımında yine göze batan Mesut Özil oldu,muhteşem bir gol attı,aynı Sabri'nin golünün kopyasıydı,Hunt'ın açtığı ortayı direk alarak takımını öne geçirdi ve ilk devreyi galip kapatmalarını sağladı.İkinci yarı Bremen bir türlü oyuna ağırlığını koyamadı,sanki skorun üstüne yatma kuşkusu yarattı bende.Dortmund saman alevi gibi ataklarının birinde golü buldu ama ofsayt gerekçesiyle geçerli sayılmadı.Baktılar Bremen beklediklerinden daha pasif,iki dakika sonra geçersiz sayılan golün Kahramanı Barrios tekrar sahneye çıktı ve maçın neticesini belirledi.Dortmund deplasmanda önemli bir puan kazandı,Bremen lider Leverkusen ile arasında olan farkı 3 puana çıkardı.Goller; 36.Özil(Bremen),54.Barrios(Dortmund)
Haftaya Milli maçlar yüzünden Bundesliga'da maçlar yok 21 Kasım Cumartesi günü devam edecek.
Wenger'in Rüyası "Mesut Özil"

İngiliz Gazetesi Daily Star'a göre Arsenal London sezon sonunda Mesut Özili renklerine bağlamayı düşünüyor.İngiliz kulübü Werder Bremene 17 mio. avro ödeyeceğini yazan Daily Star,Arsen Wenger'in hayallerini süsleyen Mesut Özil sezon sonu Barcelona'ya geri dönecek olan Cesc Fabregas'ın boşluğunu dolduracak.Türk asılı Alman Milli takım oyuncusu 2011 yılına kadar Werder Bremen'de kontratı var,Bremen Spor Direktörü Allofs Mesut'la uzuatmak istiyor ama şimdiye kadar bir anlaşma sağlayamadılar.
Mesut Arsenal takımını uçurur,kurnaz Wenger bunun farkında milli takım ve kulüb takımında sergilediği istikrarlı performansı Mest'un Güney Afrika'da patlama yapacağı şu an Avrupa'da çoğu futbol otoritesi kesin gözle bakıyor,sanırım 20 milyonda ortayı bulurlar,hayırlı olsun diyelim Mesut Arsenal takımına yakışır,Arshavin,Mesut..off..off...off
BUNDESLİGA #12 Cumartesi

Haftanın en önemli müsabakasına günün polemiği damgasını vurdu "Felsefemiz yok",bakalım kim söylemiş.
Bayern Münih - Schalke 04 1:1
Fazla uzatmayalım hemen haftanın önemli müsabakasıyla başlayalım.Günün konusu Bayern Münih'in milli oyuncusu Phlipp Lahm'ın Süddeutscher Zeitung gazetesine verdiği röportajda kulübüne yönelik yaptığı ağır eleştiriler polemiklere yol açtı,hayret geçmişte bu tür eleştiriler sonrası FC Holywood(Bayernin takma adı) çalkalanırdı şimdi herkesin ağzını bıçak kesmiş."Bir Felsefemiz yok" diyor Lahm ve Bayern yönetiminin Avrupa'nın diğer büyük kulüpleri Barcelona ve ManU gibi doğru düzgün transfer politikası olmadığını ağır dille eleştiriyor.Devre arasında Beckenbauer Lahm'ın demecini geri çevirdi,"yaklaşık 40 yıllık düzgün işleyen transfer politikamız var ve şimdiye kadar çok başarılıydık",Franz haklı.Gelelim maça,Münihliler Magath'dan çok çekiniyorlar çünkü geçmişte büyük sürprizler yaparak Münih'den puanlar alıp götürmüştü.Bugün de farklı olmadı ve Magath kimsenin beklemediği an 18 yaşında alt yapıdan bir genci sahaya sürdü bu gencin adı Joel Matip,abisi Marvin Matip Köln için ter döküyor.Dün son antrenmanda yanına gelip "evlat yarın oynamak istiyor musun? tabii hocam hazırım,tamam yarın oynuyorsun istersen golde atabilirsin".Şaşırmadım,bir Magath klasiği oldu artık,Stuttgart'a aynısını Kuranyi ile yapmıştı,geçen sezon kimsenin tanımadığı genç Dzeko'yu sahaya sürdü.Bayern için final maçıydı,eğer üst sıralara yaklaşmak istiyorlarsa bu maçı mutlaka kazanmalıydılar.Maça Schalke daha iyi başladı,5.dakikada Kuranyi Bayern kalesini ilk kez yokladı,Lahm'ın dediği doğru,gerçekten Bayern takımının felsefesinin olmaması yönetim kuruluyla sınırlı değil.Oyunun içinde ne felsefe var nede oyuncularda ruh,buna Lahm'da dahil,belki 5 yıldır oynadığı sağ bek mevkisini Van Gaal geldikten sonra onu sola kaydırmasının kötü oynamasının sebebi olabilir.Orta sahada Riberynin yokluğunu feci şekilde hisseden Münihliler gerçi topa sahip olmakta dünya rekoru kırabilirler ama bu oyundan hiç bir netice çıkmaması Philipp Lahm'ın sözlerinde yatıyor.Oyunun adı futbol,top yuvarlak ve zıplıyor sanmayın içinde kurbağa var,duran toplarda tehlikeli.31.dakikada Badstuber'in kullandığı frikik Toninin kafasından kendi ceza sahasına yardıma gelen Kuranyinin kafasına çarpıp Van Buytenin ayağının üstüne düştü,kısmetmiş Van Buyten dilek tutmuştur maç öncesi,Bayern beklenmedik anda öne geçti,Total Futbol'dan Total Toteme geçiş diye ben buna derim.Golden sonra Bayern biraz kıpırdadı katı defans anlayışından vaz geçen Schalke kalesi önünde pozisyonlar bulmaya başladılar.Ama oda ne Schalke devre bitmeden frikik kazandı,Matip için bir rüya gerçekleşti.43. dakikada Schmitz'in uzun gönderdiği topa en yüksek Matip çıkarak takımına beraberliği sağladı.Bu çocuk sabahları okula gidiyor sade öğleden sonra takımla çalışma imkanı var,helal olsun Magathın gözüne girmeyi başarmış.
İkinci yarı Bayern de beklenen ruhu ortaya çıkaracak oyuncu nihayet sahadaydı,Robben.Schalke'de Höwedes yerine Zambrano oyuna dahil oldu ama onlar daha çok hesaplarını bir puanın üzerine yapmışlar ve bunda çok başarılıydılar.Bayernin ruhu Robben neredeyse geldiği gibi gidiyordu,Schmitz'le girdiği ikili mücadele sonrası yaptığı harekete sadece sarı kart görmesi hakemin ruhlara inandığına şükür etsin.Bayern bir türlü istediği oyunu sahaya yansıtamadı sürekli Schalkenin kapalı defansına takıldılar.75.dakikada Klose çıkıp yerine Gomezin girmesi de hiç bir şeyi değiştirmedi,son dakikaları sade direnç gösteren Schalke Münih'den bir puan koparıp puan cetvelinde 4.sırada.Haftaya milli maçlardan dolayı Bundesliga tatil,Van Gaal için Leverkusen maçına iyi stratejiyi bulması için fırsat.Schalke yeni yapılanma dönemini çok iyi geçiriyor eğer bu takımla üst sıralarda kalıp Avrupa kupalarına katılabilirlerse onlar için büyük başarı.Bayern Münih yönetimi meşgul,şimdi Lahm'ın verdiği demecin hesabını ondan soracaklardır mutlaka ama kurnaz Lahm hocasını eleştirilerin içine katmadığından onun desteğini arkasına almışa benziyor,aksi taktirde bu maçı evden Televizyondan seyredebilirdi.
Diğer maçlara gelince "Batıda değişiklilik yok".Mainz 05 kendi sahasında kazanmaya devam ediyor,bugün ilk yarı Nürnberg takımını yenmeye yetti.Hafta ortası benim ufaklığı aldım antrenmanlarını seyretmeye gittik,merak ettim bu Tuchel neyin nesi.Gerçeği söylemek gerekirse,sıradan bir Teknik Direktör ve şanslı,neden şanslı? Çünkü mesleğini seven Profesyonel oyuncular ile çalışıyor,birde aile ortamı var.Kimseye karşı yabancı tavırları takınmıyorlar,isteyen istediği zaman antrenmanlara gelip seyredebilir,basına kapalı çalışmaymış filan yok zaten o kadar ahım şahım taktik stratejik çalışmaları yapmıyorlar.Tuchel ile biraz sohbet ettik çok sempatik birisi,bizim yöreden olduğu için öyle resmiyet'e yok pfalz şivesinde biraz lak lak yaptık.Sizlere tavsiye ederim Mainz çevresinde oturanlar mutlaka bir gün zaman ayırıp gidin görün.
Bochum istikrarını sürdürdü ve geleneği bozmadı,SC Freiburga kendi sahasında yenildi.Bizim burada bir geyik dönüyor,güya Bochumlular St.Pauli ye ligleri değişelim teklifi götürmüşler."Biz sizin için Bundesliga'ya çıkarız,siz bizim için kümede kalmayı başarın".Şaka bir yana Bochum bu milli maçlar arasında mutlaka toparlanmalı yoksa işleri çok zor.Herrlich bu maçta takımı 6 pozisyonunda değişiklik yaptı ama Ono ve Dabrowskinin yokluğunu kapatamadılar.
Gladbach bugün kaçırdığı gol pozisyonlarını değerlendirse maç rahat 7-8 olurdu,Stuttgart Lehmana dua etsin şans eseri ve Lehmanın üstün becerisi ile bir puan aldılar buna da şükür.Gladbach'da genç Reus sahanın yıldızıydı ama kale önünde oda diğer arkadaşları gibi yetersiz kaldı.74.dakikada oyuna giren ihtiyar delikanlı Neuville'de skoru değiştiremedi.Gladbach önemli puan kaybetti mutlaka kazanmaları gereken müsabakaydı,inşallah ileride bu kaybı kapatırlar.
Hoffenheim beklenmedik mağlubiyet aldı,oysa maç öncesi her şey toz pembe,Carlos Eduardo Brezilya Milli takımına çağırılmış çok motiveliydi.Her şey Hoffenheim'ın istediği gibi başladı 23.dakikada İbiseviç ile öne geçip ilk yarıyı galip bitirdiler.İkinci yarı Wolfsburg oyuna ağırlığını koydu.Seyircinin çok beklentisi vardı bu maçtan zira iki üstün tekniğe sahip oyuncularla donatılmış takımların ortaya koyduğu futbolda görmeye değerdi.Her iki takımın Boşnak oyuncuları formlarının zirvesindeler,İbiseviç ve Salihhoviç(Hoffenheim),Misimoviç ve Dzeko Wolfsburg,önümüzde ki hafta Portekiz'e karşı yapacakları DK eleme müsabakalarında Bosna benim favorim.Maçın adamı Misimoviç 52.dakikada eşitliği sağladı,57.dakikada üç günlük Brezilya tatilinden geri dönen Grafite Wolfsburgun galibiyet golünü attı.Hoffenheim bu sezon ilk kez kendi sahasında mağlup oldu eğer kazansaydılar tabelada 2.sıraya oturacaklardı.
Cumartesi maçlarının toplu sonuçları:
Bayern Münih - Schalke 04 1:1
Hoffenheim - VFL Wolfsburg 1:2
Borussia M'gladbach - VFB Stuttgart 0:0
Mainz 05 - 1.FC Nürnberg 1:0
VFL Bochum - SC Freiburg 1:2
Üç eksik maç Pazar günü oynanıyor; Hannover 96 - Hamburger SV saat 16:30,Hertha Berlin - 1.FC Köln ve Werder Bremen - Borussia Dortmund saat 18:30
Bella Italia
Almanya'nın yöresel devlet TV kanalı WDR(West Deutscher Rundfunk) 2 kasım pazartesi günü "bella İtalya" adlı bir haber yayımladı.Youtube'dan ne kadar video varsa toplamışlar,iki büyük İtalyan gazetesinin yazarlarını ve birde İtalya Milli takımının efsane oyuncusu Bergumi'yi konuşturup koftiden haber yapmışlar.Alıştık artık ne yazsak çizsek boşuna,uluslararası futbolu yakından takip edenler için yukarıda ki görüntüler yabancı değil ve yakından takip edenler bu olayların çoğunun bir patlama noktası olduğunu biliyorlar.Dört sene önce Roma derbisinin yarıda kalması,maç başladıktan kısa süre sonra bir küçük çocuğun polisler tarafından öldürüldüğü söylentisi stada yayınlınca ortalık gerildi ve taraftarlar maçın yarıda kalması için olaylar çıkardı,söylentilerin yalan olduğu sonra ortaya çıkınca iş işten geçmişti.İki sene önce 5.000 bin Napoli taraftarının Roma'ya gidişi medyada öyle yansıtıldı ki,yok efendim Taraftarlar tren basmış,turistler dışarı atılmış.Allahtan ballesterer dergisine haber yapmak için İtalya'da bulunan iki Avusturyalı gazeteci tüm olayları aydınlığa çıkardılar. Burası napoli değil !
Yinede bu görüntüler her fırsatta Tribüncüleri karalamak için ısrarla kullanılıyor.Yapılan haberde Ultra oluşumlarını çoğunun ırkçı ve sağcı oldukları genellemesi yapılması çok büyük yanlış.Doğru olan,evet bazı Ultra oluşumları siyasi kimliklerini öne çıkarıyorlar I.R.R. aşırı sağcı faşist oluşum ama bunların yanın Livornolu B.A.L. aşırı solcu oluşum.Genelde Ultra oluşumlarının büyük çoğunluğu siyasetle uğraşmazlar ama bu haberi yapanları pek ilgilendirmiyor çünkü onlar hedeflerini belirlemişler.Kalkıp şimdi Ultra oluşumlarının İlkbahar ayında orta İtalya'da olan deprem için yardım kampanyaları düzenlediklerini anlatsalar seyircilerde şüphe doğacak,onların amaçları karşı tarafı kötüleyip hedef göstermek.
Dün Türkiye'de "Şiddet Zirvesi" yapıldı,toplantıya katılanlar tff başkanı,Spor Bakanı,İçişleri Bakanı ve emniyet müdürleri,peki Taraftarlar? Hemen 14 tanesini karakola çektiler,alem alışverişte görsün.İstanbul emniyet müdürü Beşiktaş Başkanına hakaret edilmesini kınıyor,onun sonuna kadar arkasında olduklarını söylüyor,koruma altına aldıkları kişi kendi taraftarlarını bundan 3 hafta önce adam kiralatıp dövdürtmüştü.TFF Başkanı bedava bilet uygulaması ve kulüplerin seyirci organizasyonlarına son vereceklerini açıkladı.Ermenistan maçında bedava bilet dağıtan kendileri,yurtdışında oynanan milli maçlara akrabalarını kafileyle taşıyan yine kendileri içinde bu yasa geçerli olacak mı? Sahi bu yasa kimin için çıkıyor ? Taraftarlar tribünlerde olay çıkartınca suçlu,tff yöneticileri polisin gözü önünde gazeteci dövmesi serbest mi?
Bizim suçumuz yok mu? Elbette var,en büyük kabahatimiz bu şahısların eline koz veriyoruz.Devletin resmi töreninde olay çıkarmanın hiç bir yönü savunulamaz şimdi kalkıp karşı tezler sunsak her defasında bu tür olaylar karşımıza çıkacak,kendimizi yok ediyoruz.Tribünde sade takım desteklenir,illa dövüşmek istiyorsan çağırırsın karşı tarafı,bir yer ayarlanır,sayılar belirlenir,delikanlılar gibi adam adama kurtlar dökülür kimsenin haberi olmaz,gerçek holiganlık budur.Ana avrat düz gitmek,kapı pencere kırmak adam bıçaklamak çapulculuktur.TARAFTAR DELİKANLIDIR !
Erdal Güngör
BUNDESLİGA #12 Cuma

Bayer Leverkusen - Eintracht Frankfurt 4:0
Leverkusen için Frankfurt'u devirmeye 11 dakika yetti.İki takımında eksikleri vardı bunların başını kaleciler çekiyordu.Frankfurt Nikolov'un yokluğunu 14 ay sonra sahalara geri dönen Faehrmann ile kapatmaya çalıştı,Leverkusen'de Adler'in yokluğunu kendi alt yapısından yetiştirdiği genç Giefer aratmadı.Maçtan önce uzmanlar Adler'in yokluğundan daha çok defansta Hyypiae'nin oynaması önemli olduğunu vurguladılar.Leverkusen takımı Hyypiae ve Friedrich dışında genç bir ekip ve bu karışım iyi tuttu,bugün sahaya çıkan takımın yaş ortalaması 24.Heynckes stratejisini iyi ezberleterek takımını iyi organize etmiş,bu kadar önemli oyuncuların eksiğini kapatmak kolay değil.Leverkusen ileriye dönük çok umut veriyor ve ben onların Bundesliga'da bu sezon üst sıralarda tamamlayacağına inanıyorum,şu an liderliklerini korudular şampiyon demek için çok erken.
Geçen sezon Klinsmannın boşluğunu dolduran Heynckes Bayern Münih ile başarılı olmuştu,neden Bayern onunla devam etmedi anlamış değilim.Van Gaal ile Total Futbol modasına katıldılar ama şimdiye kadar Total Kaos'dan öteye gidemediler.Bugün Leverkusen Total Futbolun örneklerini sahada çok güzel sergiledi,dördüncü gol hazırlanışı muhteşem,bir tek pasla 5 kişilik defans bloğunu ekarte ettiler.Sade bu dördüncü gol değil,oyunun tümünü ele aldığımızda Leverkusen oyuncuları iştahlarının yanı sıra zekalarını da sahada konuşturdular daha bir buçuk dakika oynanmadı öne geçtiler.Golü atan Kiessling adeta kendi pozisyonunu hazırladı,gözleri kapalı kimin nerde durduğunu,topun nereye geleceğini iyi biliyorlar.Yaşlı kurt Heynckes'in bu olumlu gelişmede önemli rolü var,genç oyuncuları sahaya sürmesi takımına ne kadar güvendiğini ve cesaretini ortaya koyuyor.Leverkusen güzel oynayarak kazanıyor,ısrarla zafer peşinde değiller önce sergiledikleri oyuna konsantreler,güzel oynarsan her ihtimalde netice lehine olur.
Frankfurt kapalı kutu,nerede olduklarını henüz kendileri de çözememişler,devre arasında Başkan Bruchagen Sky kanalına verdiği röportaj camianın ruh halini açıkça ortaya koyuyor.Hafta ortası geleneksel toplantılarında taraftarlar ile bir araya gelen Başkan orada bir soruya verdiği cevap kolay hazmedilecek gibi değil.Bir taraftar soruyor "başkan alt yapıdan önemli yeteneklerimizi A takımına çıkaramadığımız için hepsini kaçırdık neden buna el atmıyorsunuz?",Bruchagenin verdiği cevap,"Başkalarının karısı kaçıyor,şimdi önce üç puana ihtiyacımız var gerisi kendiliğinden rayına oturur" enteresan.Frankfurt takımının durum değerlendirmesini maçtan sonra Maik Franz verdiği demeçte güzel açıkladı."Alt sıralarda olan takımları kolay yeniyoruz ama üst sıralarda ki takımlara karşı hezimete uğruyoruz",ortada kalan bubi mayınları gibi ne zaman ve kimin elinde patlayacakları belli değil.Skibbe kontrollü başlamak istedi,oyuncuları kontrolü ilk dakikada Leverkusen'e bıraktılar.Bir hafta önce oynadıkları Bayern Münih kupa maçının kopyasıydı sanki,sahaya çıkmadan havlu atmışlar.Savunmada yaptıkları hatalar,defans disiplinine önem veren Alman Futbol kültürüne hiç yakışmıyor.Skibbe ilk 10 dakika'da 3:0 mağlup düşmenin faturasını 22.dakikada Caio'ya kesti,Ki bence çok gereksiz değişiklikti.Oyuna giren Türk asıllı Avusturya Milli takım oyuncusu Ümit Korkmaz,bu sezon çıktığı ikinci maçında fazla etkili olamadı.İkinci yarı biraz canlanmalarını bekliyordum,fakat bu sefer Frankfurt ilk yarı kontrollü futbolunu ikinci yarı uygulamaya başladı,biraz geç kaldılar.Daha çok fazla gol yememek için direnen Skibbe'nin talebeleri dördüncü gol'de sanırım maçı kafalarında bitirmişlerdi.Frankfurt sezon öncesi koyduğu hedeflerine bu kapasitesiz oyuncular ile ulaşamaz.Amanatidisin eksikliği açıkça ortada ama bir tek onunla olmuyor takım içinde daha çok sorumlu yet alması gerekenler ortada yok.Bunların başını çekenler Selim Teber,büyük umutlarla transfer edildi bu gidişle Bundesliga'da sarı kart rekoru kıracak.Geçen sezon takımın yükünü çeken Köhler'de bir var bir yok,Caio,Fenin,Liberopoulus,Bayramoviç hepsi kulağa hoş gelen isimler,lafla peynir gemisi yürümüyor demiş büyüklerimiz.Bugün Frankfurt'a olumlu göze batan sade Taraftarlarıydı,90 dakika susmadılar.
Leverkusen haklı galibiyet aldı,gerçi bu kötü Frankfurt takımını yenmek zor değil yinede önemli eksiklerle çıktıkları maçtan altın değerinde üç puan alıp liderliklerini kordular.Goller;2.Kiessling,6.Reinartz,11.Kroos,86.Bender Bayer Leverkusen