Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Detmar Cramer:"Bir Eşekten Yarış Atı Olamaz"

5. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bir kaç ay önce Alman Spor Dergisi 11 Freunde Detmar Cramer ile yaptığı röportajın ilk bölümünü yayınlamıştım. Futbol basit oyun  Elimden geldiği kadar büyük futbol filozofu Cramer röportajının ikinci bölümünü çevirdim ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

 

 

 

soru:  Sayın Cramer geçen zaman içinde futbol oyununda gelişmeler görüyor musunuz?

 

Detmar Cramer: Gelişmeler derken?

 

soru: Mesela şimdiler de daha güzel oynanmıyor mu?

 

Detmar Cramer:  Her insan için güzelliğin değişik anlamı vardır farklı bakış açıları olur. Örneğin 1930'lu yıllarda Schalke mükemmel teknik futbol oynuyordu, herkes takım içinde olan cambazları seyretmek için statları doldururlardı. Schalke rakiplerini nakavt ederdi ama efektif olamıyorlardı.

 

soru: Günümüzde futbol daha mı efektif oldu?

 

Detmar Cramer:  Evet doğru, efektif oynanıyor. Bill Shankly döneminde Liverpool efektif oynuyordu, 5 pasla ve daha azıyla gol atıyorlardı.Tüm eksikler ortadan kaldırıldı mı mükemmelliğe ulaşılmıştır.

 

soru: En mükemmel oyunu görebilecek miyiz?

 

Detmar Cramer:  Öyle bir şey yok, mükemmel oyuncuda yok, Pele bile mükemmel değildi.Defans da zayıftı onun yerine hücumda mükemmeldi, topu durduruşu sonra hızlanışı, bunu çok az kişi yapabiliyordu.

 

soru: Bu öğrenilir bir şey mi?

 

Detmar Cramer:  Futbolcunun üstün yetenekleri varsa neden olmasın. Fakat bir eşeği yarış atına çeviremezsiniz.

 

soru: Pele günümüzün modern futboluna ayak uydurabilir mi?

 

Detmar Cramer: O zaman ki haliyle kesinlikle hayır. Şimdi modern yöntemler ile çalıştırılırsa bu mümkün. Aklıma bir hikaye geldi, Schalke'nin  efsane oyuncusu Fritz Szepan okul yıllarında spor derslerinde 100 metreyi 13,4 saniyede koşamadığı için derce alamıyormuş şimdi bunun karşı tezini size anlatıyım.Fritz, Schalke takımının oyununu hızlandıran tek oyuncuydu, bunu topa bir kez dokunarak yapıyordu, günümüzde "One Touch" diyorlar.

 

soru: Sokak Futbolcusu muydu?

 

Detmar Cramer: Çok övülen sokak futbolunun da eksik yönleri var. Biz de çok oynardık, ikili mücadelelerde güçlüydük ama zayıf yönlerimizi gizliyorduk. Mesela sol ayamızı kullanmıyor kafa toplarında zayıftık.O yüzden geniş kapsamlı antrenmanlar yapılmasından yanayım, oyuncular ne gerekiyorsa o eğitimi almalı.İki dizi sakat olan Toni Schumacher gibi kalecilerin orman koşusu yapmasına ne gerek var? Ona lazım olan fizik güç ve dayanıklılık.

 

soru: Alman Futbolu 1980 ve 1990 yıllarında derin bir krize düştüğü söyleniyor sizce doğru mu?

 

Detmar Cramer: (kızgın şekilde) Kim demiş bunu? Siz sade başkalarının söylediklerini tekrarlıyorsunuz.

 

soru: Jürgen Klinsmann 2004 yılında Alman Milli takımının başına geçtiğinde uyarmıştı ve reformların yapılmasını önerdi, onun bu sözünün  altını çizebilir misiniz?

 

Detmar Cramer: Hayır, doğru değil.Doğru olan şu; İspanyolların spor merkezleri bizimkilerinden daha iyi.Diğer doğru olanı; Klinsmann  görev aldığında bir çok şeyi harekete geçirdi fakat "Artık Uyanmalıyız" kelimesi beni rahatsız ediyor. Kimi uyandırmaya çalışıyorlar? Hitzfeld ve Rehagel mi uyanacak? Çok iyi hocalarımız vardı, bu söylentilerin hepsi boş ve klişe. İnsanlar yurt dışında yeni bir şey gördüğü zaman bu neden bizde yok diye hayıflanıyorlar. Biz Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde 1950 yıllarının başında Futbol-Toto oyununu başlattık ve oradan yüzde %6 gelir alıyorduk. Bu paralarla alt yapıya yatırım yaptık yeni spor merkezleri kurduk, örneğin Duisburg, Kaiserau ve Hennef. O yıllarda her eyalete bir temsilci yerleştirdik, onlar 9-12 yaş arasında gençlerden takımlar oluşturdular ve bunların arasından Netzer, Overath ve Aki Schmidt gibi yetenekli futbolcuları Alman Futboluna kazandırdık.

 

soru:  Neden erken oyuncu keşfetmeye sonra ki yıllarda önem verilmedi ?

 

Detmar Cramer: Artık günümüzde Bundesliga takımları alt yapıdan oyuncu yetiştiriyor. DFB(Alman Futbol Federasyonu) bu işler ile uğraşmıyor, günde 2 saat çalışan hocaları var onların çıkardığı yetenekler de ancak amatör takımlara faydası oluyor.

 

soru: Geçmişe bakarsak DFB Bundesliga'nın yürürlüğe sokulmasına uzun süre karşı çıkıp engelledi.

 

Detmar Cramer: Bu doğru.Oyuncuların Amatör kalmasını istediler, kocaman yalandı. Schalke stadında çalışan gişe elemanı bir gün kasayı alıp kaçarak sonra köprüden kanala atlamıştı, 1932/1933 sezonunda olmuştu bu olay. Herkes Schalke'yi seyretmek istiyordu o yıllarda, tanrım ne şahane futbol oynuyorlardı.

 

soru: Güzel ama yavaş futbol.

 

Detmar Cramer: Topu durdur, bak, oyna, o zaman ki futbolun prensipleriydi. Schalke bunu çok iyi beceriyordu.Yalnız onlar haftada sade iki kez antrenman yapıyorlardı, geri kalan zamanı çalışmak zorundaydılar. Ben Münih'de Teknik Direktör olduğum yıllarda günde iki kere antrenman yapılıyordu.Bir kişi hariç, Rummenige, o üç kez çalışmak zorunda kalıyordu çünkü sol ayağı zayıftı.Ona günün birinde şunu söyledim,"Sen milli oyuncu olana kadar kıçını tekmeleyeceğim".Rummenige ilk golünü sol ayağınla attı, Berlin'de İtalya'ya karşı oynadığımız maçta.

Weiterlesen

Avusturya'da Meşale Yasağı !

4. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Şimdiye kadar tüm Avrupa'da örnek olarak gösterilirdi artık onlarda yavaşça sona yaklaşıyorlar.Aylardır Avusturyalı tribüncüler yeni yıldan itibaren uygulamaya konulacak meşale yasağına büyük tepki veriyor.Öte yandan meşale yasağının sade futbol maçlarına geçerli olduğunu ve diğer spor müsabakalarına serbest bırakılması biraz tuhaf.Mutlaka Avusturya'nın koca kafalı politikacıları bir bildiği vardır.Avusturya tribünlerinde şimdiye kadar kontrol altında belirli müsabakalarda pyro tozu ve meşale serbest bırakılıyordu.Yaklaşık bir yıldır siyasetçiler ve yayıncı kuruluşu ortamı suni şekilde gererek abartılı haberler çıkarmaya başladılar.Sözde her hafta sonu onlarca futbol sever statlarda meşale ve pyro tozundan yaralanıyormuş.Yapılan haberlerin kesinlikle yalan olduğunu defalarca dile getiren ve kanıtlayan Taraftarlar maalesef kimseye seslerini duyuramadılar.

 

 

Bu kanun yürürlüğe girerse Avusturya futbolu büyük  darbe alır.Geçtiğimiz günlerde Avusturya futbolu üzerine bir yazım vardı   Kaiserschmarrn  ,eğer Avusturya futbolu bir sıçrama yaptıysa bunda Taraftarlarının çok büyük katkısı var.Tribünlerde yaptıkları şovları ile futbola soğuyan ve küsen seyircileri tekrar geri kazanmayı başardılar.Şimdi siyasetçilerin aldığı kararlara göre Tribün şenliklerinin en önemli parçası meşale şovları ve pyro tozları önümüzde ki sene tamamen statlardan kaldırılacak.

 

 

Neden insanların sevinmesi yasaklanıyor? İlla Tribünleri zenginler mi doldursun,hep cici kızlar,süslü püslü bayanlar,küçük oğlan çocukları,çekirdek işleyen babalar sırf bunların mı statlarda yeri var başkalarının yaşamaya hakkı yok mu? Her türlü önlemi alınmış,müsaade edilmiş,kontrol altında yakılan bir kaç meşale hiç şiddet içerebilir mi? Ve dikkati çeken en önemli soru,niçin Futbol müsabakalarında meşale yasaklanıyor  diğer Spor müsabakaların da serbest bırakılıyor? Çünkü yayıncı kuruluşlarına göre meşale görüntü kirliliği oluşturuyor,futbol televizyonları malı oldu ya.....

 

                                                                                   İNADINA MEŞALE !

                                 KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !

 

Erdal Güngör

 




Weiterlesen

AÇILIN !

3. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Weiterlesen

Michael Shields:"My Story"

3. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör



Liverpool Taraftarları mayıs 2005 yılında İstanbul'da oynanan Şampiyonlar Ligi finalini hiç unutmayacaklar.İlk devre Milan'a  karşı 3:0 mağlup kapatan Reds'ler ikinci yarı eşitliği sağlayıp maçı penaltılara taşıyarak kupayı kaldırdılar.Bir Liverpool taraftarı için o geceden sonra yaşadığı kabus gençliğinin 4 senesine mal oldu.Takımlarının kazandığı zaferi Bulgaristan'da arkadaşları ile beraber bir kaç  gün tatil yaparak kutlamak isteyen  18 yaşında Michael Shields,Varna kentinde kaldıkları Otelde çıkan olaylar sonrası tutuklandı.Otelde konaklayan  Liverpool taraftarlar ile bir garson arasında kavga çıkınca garson ölümden döndü.Olay yerine gelen Bulgar polisi yaptığı kısa araştırmadan sonra Michael Shields'i tutukladı.Michael çıkarıldığı mahkemede cinayete teşebbüsten  15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Fakat olaya karışmayan Michael bir başka Liverpool taraftarı ve gerçek suçlu Graham Shanky  ile soyadı benzerliği olduğu için tam 4 yıl Bulgar hapislerinde yatmak zorunda kaldı.Michael'ın suçsuz olduğuna inan ailesi ve arkadaşları bir kampanya başlattılar,bu kampanyaya Liverpool halkı,kulübü ve oyuncuları katılarak İngiliz adalet Bakanlığını harekete geçirdiler ve Shields'i Bulgar mahpushanelerin den  kurtardılar. Gazeteci Greg O'Keeffe,Michael Shields'in yaşadıklarını kaleme alıp bir kitap yazmış ismi "Michael Shields:My Story".


Kitap piyasaya çıktı ilgisi çeken arkadaşlar buradan sipariş verebilirler.>>>  link


Weiterlesen

İngiliz Polisinden Zorunlu Özür

3. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


İngiltere polis teşkilatı Scotland Yard dün zorunlu bir Özür bildirisi yayınladı.Carlington-Cup müsabakasında  karşılaşan West Ham United  ve Millwall'un taraftarları eskiden gelen düşmanlıkları yüzünden maç öncesi ve sonrasında olay çıkarmışlardı.Bunun üzerine İngiliz polisi o gün elinden kaçırdığı kişileri kameralar ile tespit etmiş,şahısların resimlerini yazılı ve görsel medya'da yayımlatarak geniş arama operasyonu başlatmıştı.Aranan kişilerin resimleri  içinde "The Firm" filminde Bex karakterini canlandıran Paul Anderson'da bulunuyor.Haftalarca televizyon ve gazetelerde yayımlanan resimler sonrası bir akşam üstü iki üniformalı polis gelip Anderson'u evinden alarak  karakola götürüyorlar,işte ancak o zaman yapılan büyük hata ortaya çıkıyor.Resimlerin arasında Anderson'un dışında olaylarla alakası olmayan çok kişi daha var.Scotland Yard büyük hatasını itiraf etti ve dün Daily Telegraph gazetesinde zorunlu açıklama yaparak tüm suçsuz kişilerden özür diledi.The Firm filminin şirketi Vertigo Films yetkilileri The Sun gazetesine verdikleri demeçte polise alaylı gönderme yapmışlar,"Öyle bir film çevirmişiz ki polis bile gerçek ve hikaye arasında farkı ayırt edememiş".




Güler misin ağlar mısın,ben haberi duyunca  15 dakika gülme krizine tutuldum.Koskoca Scotland Yard,sözde dünyanın en iyi polis teşkilatlarından birisi sayılıyorlar fakat  gerçek ve film arasında farkı çıkaramamışlar.Aklıma bir anda BOFH (Bastard Operator from Hell) geldi,yoksa iş başında mıydı? Teknoloji dünyasının yaramaz elemanı,bir zamanlar müptelasıydım,tavsiye ederim okuyun.  >>> link


Konuya yabancı olanlara kısaca anlatayım.BOFH bir şirketin Bilgisayar uzmanı ve aynı zamanda Network hatları ondan soruluyor,elemanı birisi kızdırdığında gıcıklık olsun diye resmini Scotland Yard'ın aranan suçluların listesine koyardı,mutlaka okumalısınız şahane teknoloji mizah içeren hikayeler,maalesef Türkçesini bulamadım.Yeni bölümlerini The Register ana sitesinden takip edebilirsiniz.

 

Erdal Güngör


 


Weiterlesen

Kimin Umurunda ?

2. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ligden çekileceklermiş,eğer çekilmezseniz hatırım kalır.Koskoca GALATASARAY'ın adını telafüz edemeyen galataspor diyenlerin bu ligde yeri yok !!!


Oyuncak haline getirdi,turkcell süperligde yeni moda yarattı her mağlup oldukları maçtan sonra "çekiliyoruz" açıklamaları.Bu sefer hedef gösteriyor,neymiş efendim pazar günü oynanacak Galatasaray maçında çıkacak olaylardan sorumliyeti üzerine almıyormuş.Hedefmi gösteriyorsun çetin? Maksatları hafta içi ortamı gerip Galatasarayı baskı altına almak istiyorlar,kimin uşağısın çetin?

Hani tff ortamı geren açıklamalar yapan kulüp Başkanlarına ağır cezalar kesecekti ?


Hayatınızda bir kere olsun kendinize iyilik yapın,delikanlı olun.Alın yanınıza şu beş para etmez tff ve mhk'yi bu gezegeni terk edin !


                                                                 GALATASARAY ULAAAN !!!
Weiterlesen

BUNDESLİGA #11 Pazar

2. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


Bundesliga'nın geri kalan iki maçı dün oynandı ve beklenen neticeler çıktı.


SC Freiburg - Hoffenheim 0:1


Aynı eyalette olan iki kulüp tarihlerinde ilk defa Bundesliga'da karşı karşıya geldiler.Hoffenheim ilk yarı daha düzenli oyunu ve teknik kapasitesi üstün futbolcularınla önce çıkarak maçı koparmasını bildi.Freiburg hocası Robin Dutt geçen hafta cumartesi Mainz 05'e mağlup olan kadroyu değiştirmemiş,zaten fazla alternatifi yok.İlk devre Hoffenheim daha üstün takımdı,tempoyu yüksek tutular,yaptıkları pres Freiburg oyuncularını sürekli hatalı pas yapmaya zorladı.Bazen teknik kapasitesi üstün futbolcuların  olduğu takımlar biraz dezavantajlı,çünkü oyuncular çocuk gibi maça kendilerine kaptırıp gol atmayı unutuyorlar.Dün Hoffenheim'de bu yine öne çıktı,seyirci açısından muhteşem görüntüler.İnanın öyle güzel kombinasyonlar yapıyorlar ki insan zevkten dört köşe oluyor,kendilerini iyi ezberlemişler sanırım gözlerini bağlasalar yine birbirlerini bulurlar.Sade onları seyredenleri değil sahada rakiplerini de büyülüyorlar,bana göre  Freiburglu oyuncuların o vakit'e kadar sahada çaresiz kalmalarının tek nedeni buydu.Hoffenheim güzel futbolunun karşılığını anca Maicosuel ile 39.dakikada alabildi ve ilk devreyi galip bitirdi.


Ben ikinci yarı Hoffenheim'den fark bekliyordum ama tersi oldu,farklı Freiburg vardı şimdi sahada.İlk yarı sahada şov yapan Hoffenheim neredeyse bu aşırı şovun bedelini ödeyebilirdi.Freiburg hocası Dutt devre arası sağlam fırça atmış olacak sahada bam başka Freiburg vardı.Dutt ,Reisinger ve Makiadi'yi oyuna alarak takımını maça ortak etti.Yalnız bu ortaklıkta şansları onları yalnız bıraktı,Hoffenheim ikinci yarı biraz maça defans ağırlıklı başladı,rakip kale önünde kontrataklar ile tehlikeli oluyorlardı  ve bu ataklardan bile farkı arttırabilirlerdi.Freiburg daha cesaretli ve açık oynamaya başladı,maça ortak oldular pozisyonlar buldular ama  demin yazdığım gibi şanslarını soyunma odasında bırakmışlar.Sonuçta Hoffenheim haklı galibiyet aldı,Freiburg'un işi zor alt sıralardan kurtulmanın tek yolu maç kazanmak,geçtiğimiz yılların Freiburg takımından epey uzaktalar.Goller; 39. Maicosuel(Hoffenheim)

 

Eintracht Frankfurt - VFL Bochum 2:1


Maçın kader  adamı Maik Franz,bir  gol kendi kalesine diğeri de rakip kaleye atarak vasatın üzerine çıkamayan müsabakaya biraz olsun renk kattı,aldığı sarı kart buna dahil.Franz dün yine Frankfurt takımında sahanın en iyilerindendi.Ben Franz'ı severim,sert ama yürekle oynar,Van Bommel gibi sinsi değildir yaptığı fauller hep rakip ve top arasıdır,ısırır,acıtır bu gayet normaldir bana biraz Berti Vogts'un gençliğini hatırlatıyor."Gesunde Härte" der almanlar,Türkçesi "Sağlıklı sertlik",hedef hep toptur ama adamda geçmez,bizim Servet'e aynıdır,bunlar futbol oyunun içinde olan şeyler beğenmeyenlere senkron yüzme seyretmelerini tavsiye ederim. ;)


Gelelim maça,iki kez üst üstte Bayern'e karşı  aldıkları mağlubiyet Frankfurt Taraftarlarını kızdırmış olsa da takımlarını yine yalnız bırakmadılar,dün  yaklaşık 38.000 bin kişi tribünlerde yerini almış bu maçtan mutlak galibiyet bekliyorlardı.Skibbe'yi Amanatidisin yokluğu baya yıpratıyor çünkü Frankfurt'un oyunu tamamen onun üzerine kurulu ve takımın tek yıldız futbolcusu.Onun yerini Liberopulus ve Caio ile dolduruyor fakat orta saha beklenen performansı gösteremeyince oyun tıkanıyor.Geçen sezon Hoffenheim'de harikalar yaratan Selim Teber bu sene henüz beklentilerin çok gerisinde.Bochum'un  yeni hocası Heiko Herrlich Bundesliga'da Teknik Direktör olarak çıktığı ilk maçına  mağlubiyetle başladı.Zaten kimse farklı bir şey beklemiyordu,aldıkları kötü neticeler,oynadıkları ruhsuz ve kötü futbol onların bu konuda baya istikrarlı olduklarını ortaya koyuyor.Frankfurt'a karşı takımını  katı defans dizilişinle sahaya süren Herrlich yedikleri erken golden sonra bile bu taktiğinden vaz geçmedi.Nasıl geçsin ileride gol atacak adam yok,Franz'da kendi kalesine atmasa gol'de bulamayacaklar.Haftaya kart cezalı Dabrowski ve Ono'da yok sanırım Herrlich tekrar kramponları dolabından çıkarmak zorunda kalacak çünkü forvette iki oyuncu kaldı "Nothing ve Nobody".Şaka bir yana VFL Bochum için burada çok güzel şeyler yazmak isterdim ama bence takımda ki oyuncular Bundesliga'yı kafalarında bitirmişler.Maik Franz'ın attığı ikinci gol bunun kanıtı,kornerden gelen topa öyle rahat kafa vurdu ki,antrenmanda bu kadar kolay gol atamıyordur.Bochum gelecek için hiç bir şey vaat etmiyor,gelecek demişken buna 2.Bundesliga dahil.Eğer bu sezon düşerlerse,Ki benim için düşmüş sayılır,bu sefer ikinci ligde de tutunamazlar.Goller; 14.Caio,54.Franz(Frankfurt.25.Franz K.K.(VFL Bochum).


Toplu neticeler;


Borrusia Dortmund - Hertha Berlin 2:0

Schalke 04  - Bayer Leverkusen 2:2

VFL Wolfsburg - Mainz 05 3:3

Eintracht Frankfurt - VFL Bochum 2:1

VFB Stuttgart - Bayern Münih 0:0

SC Freiburg - Hoffenheim 0:1

Hamburger SV - Borrusia M'gladbach 2:3

1.FC Köln - Hannover 96 0:1

1.FC Nürnberg - Werder Bremen 2:2

 

Gelecek Haftanın programı;


06.Kasım Cuma 21:30

Bayer Leverkusen - Eintracht Frankfurt


07.Kasım Cumartesi 16:30

Bayern Münih - Schalke 04

VFL Bochum - SC Freiburg

Mainz 05 - 1.FC Nürnberg

Hoffenheim - VFL Wolfsburg

Borussia M'gladbach - VFB Stuttgart


07.Kasım Pazar 16:30

Hannover 96 - Hamburg SV


07.Kasım 18:30 Pazar

Hertha Berlin - 1.FC Köln

Werder Bremen - Borussia Dortmund




Weiterlesen

BUNDESLİGA #11 Cuma/Cumartesi

1. November 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


Bu hafta sonu istikrara inananlar kazandı,kim bunlar? Babbel  ve Frontzek'in arkasında duranlar,kötü gidişlerin faturasını her zaman Teknik Direktörlere kesmemeli sonuçta olup biten her şey  sahaya sürülen 22 kişinin ayaklarına bağlı.Bundesliga'da göze batan diğer önemli nokta,bu hafta bazı maçların son dakikada dönmesi.

 

Borussia Dortmund-Hertha Berlin 2:0

Ne maçtı ama müthişti, şayet iki takımda benim kadar ekran karşısında uykuya karşı verdiğim mücadelenin yarısını ortaya koysalardı güzel maç olacaktı.İki ileri bir geri,üç aşağı beş yukarı maç böyle geçti .Ta ki 60.dakikada Nuri'yi penaltı noktasının başında görünce tavşan uykusundan uyandım.Berlin iyi başladı,maçlar 2x 10 dakika oynansa şimdi düşme potasında olmazlardı,Funkel'in işi gerçekten bilindiğinden fazlasıyla zor,şu an Berlin takımında bulunan oyuncuların çoğu 2.lig için bile yetersiz ve en acı yanı hepsi isteksiz gözüküyorlar.Bir takım bu kadar istikrarlı istikrarsız futbol oynayamaz,bu sezon 9.mağlubiyetlerini aldılar.Dortmund hafta ortası kendi sahasında kupada Osnabrück'e elenerek  sezon başında koydukları en büyük hedeften saf dışı kaldılar.Taraftarlarına kendilerini affettirmek için mutlak 3 puan şarttı,Berlini yenmeye  vasatın üzerine çıkartamadıkları oyun yetti.Temponun düşmesinin en büyük sebepleri  maç başında Dortmund'u Dede kendi ceza alanı içinde kafa topunda sakatlanması oldu.Oyunda kalmak için ısrar eden Brezilyalı göz yaşlarıyla 17.dakikada sahayı terk etmek zorunda kaldı.Ama genelde Dortmund daha iyi takım olduğunu ispatladı ve haklı bir galibiyet aldılar. Goller; 60.Şahin,90+2 Barrios(Borrusia Dortmund)

 

1.FC Nürnberg - Werder Bremen 2:2

Nürnberg coşkulu futboluyla ligin güçlü ekibi Bremen'i neredeyse sahadan silip süpürüyordu,şimdi kendim ettim kendim buldum türküsünü öttürüyorlar.Ne güzel 2:0 öne geçmişlerdi,ilk yarı yaklaşık 15 dakika Bremen'i kendi sahasına hapis ettiler.Ama ne olduysa son 20 dakika içinde oldu,Nürnberglilerde anlamadı hele Bremen'e ikinci gollerini hediye ettiler,Judt alda at dercesine topu Hunt'ın önüne düşürdü.Bremen 4 forvet oyuncusundan,Pizaro dahil   sakatlıklarından dolayı mahrum kaldı,gerçeği söylemek gerekirse hiç iyi oynamadılar şanslı bir puan alıp lig'de ikinci sıraya oturdular.Goller; 3.Eigler,33.Bunjaku(Nürnberg)-72. , 90+2 Hunt(Bremen)

 

Hamburger SV - Borussia M'gladbach 2:3

Hamburg'un kendi sahasında aldığı bu mağlubiyet ile namağlup serisi kırıldı.Gladbach 7 maçlık kötü gidişe dur dedi,iyimi oynadılar? Hayır,şans diye buna denir.Hamburg müsabakanın uzun süre hakimiydi,ilk yarı çok gol kaçırdılar beklemedik anda kendi kalelerinde golü buldular.Gladbach ne kadar göze hoş gelmeyen oyun sergilemiş olsa da çok mücadele etti hiç bir an Hamburg'a karşı boyun eğmedi sonuç şanslı gözükse de yinede emeklerinin karşılığını aldıkları için onları kutlamalı.Hamburg bu mağlubiyetten sonra liderlikten sıralamada üçüncülüğe geriledi,önemli eksikleri var Petriç ve Guerrero,bakıyoruz takımın en golcü oyuncusu Ze Roberto dün yine yazdı.İkinci yarının başlarında attığı müthiş frikik golüyle Hoeness'e selamlarını yolladı,ona yaşlı diyenler utansın.Goller; 13.Trochowski,47. Ze Roberto(Hamburg).39.Reus,76.Dante,82.Friend(M'gladbach)


1.FC Köln - Hannover 96 0:1

İki takımında mutlak kazanması gerektiği maçlardan birine çıktılar ve neticede birisi kazandı,doğru takım mı kazandı orasını bilemem.Köln kendi sahasının ve taraftarlarının önünde oynamanın avantajını iyi değerlendiremedi.Ofansif kurulu  kadroyla çıktılar ama doğru düzgün bir gol pozisyonuna giremediler.Sakatlıktan çıkan Hannover'in Milli kalecisi Enke,defansı sağlam tutan takım arkadaşları sayesinde rahat bir cumartesi geçirdi.Kontratak sonrası gelen golün üstüne yatan Hannover önemli üç puanı hanesine yazdı.Köln'de iki kişi ön plana çıktı Mondragon ve Podolski,bir zamanlar Türkiye'de üç büyüklerin göz bebeği Maniche sahada "var mı,yok mu " oynadı,Novakovic sakatlığından döndükten bu yana henüz beklenen formun çok gerisinde.Goller;  37. Rosenthal (Hannover 96)


VFB Stuttgart - Bayern Münih 0:0

Hafta ortası kupadan elenen Stuttgart kendi içinde kenetlenerek kötü günlere karşı direnişe geçti.Taraftarlarının kupa maçından sonra takıma ve hocaları Babbel'e destek çağrısı,Bayern Münih'e karşı alınan bir puan'da önemli rol oynadı.Maç genelde vasatın üzerine çıkamadı,iki farklı yarısı vardı ilki Stuttgart ikinci yarısı Bayern Münih'in kontrolünde geçen ve iki takımında gol atamadığı müsabakaydı.Münih takımında çirkin faulleriyle öne çıkan....oldu.Şimdi çok ağır kelimeler yazardım ama biz ona kısaca Van Bommel diyelim.Stuttgart'a Babbel'in durumu henüz netlik kazanmadı,yönetim " tamam mı devam mı?" sorusunun cevabına ne yönde olduğuna karar veremediler.


VFL Wolfsburg - Mainz 05 3:3

Her şey  şampiyon Wolfsburgun istediği gibi başladı erken 2 gol buldular fena oynamıyorlardı herkes fark bekliyorken farklı şeyler olmaya başladı.Tuchel'in hafta ortası basın toplantısında söyledikleri gerçekleşti hatta Mainz yan hakemin gazabına uğramasa üç puanı alıp gidecekti.Mainz 05 takımında sahanın en iyileri geçtiğimiz maçlarda olduğu gibi Bance ve İvanschitz'di,Tuchel'in takımının özelliği ellerine geçirdikleri fırsatları çok iyi değerlendiriyorlar.Wolfsburg'da orta saha iyi,forvetleri de iyi,defansın en iyi  oyuncusu kalecileri Benaglio diğerleri sade kağıt üzerinde duruyor.Benim anlamadığım Wolfsburg  bu defansla Şampiyon oldu,peki bu sezon ne değişti? Eğer Beşiktaş biraz cesaretli oynarsa Wolfsburg'a Dolmabahçe'de fark atarlar,yinede duran toplara dikkat etmeleri şart,Wolfsburgun üçüncü golü yine frikikten Misimovic attı.Goller; 7. ve 20.Martins,64.Misimovic(Wolfsburg).35.Amri,41.İvanschitz,85.Hoogland(Mainz 05)


Schalke 04 - Bayer Leverkusen  2:2

Schalke 04 maddi sıkıntılarından kurtulmanın çıkış yolunu buldu az da olsa biraz rahatladılar.Hafta içi statlarının bir bölümünün kullanım haklarını bir Enerji Şirketine kiraladılar.Oradan gelen 25 milyon avroluk aşı Magathın yüzünü güldürdü.İlk yarı sanırım sinirden gülüyordu çünkü sahanın hakimi ortaya koydukları müthiş performans ve göze hoş gelen futbollarıyla misafir takım Bayer Leverkusen'di ve devreyi 0:2 galip bitirmelerine Schalke yatıp kalkıp dua etsin daha farklı olabilirdi.İkinci yarıda tablo değişmedi,Schalke biraz toparlanmış gözükse de Leverkusen'in ortaya koyduğu üstün teknik futbola sade fizik mücadeleyle karşılık verebildiler.81.dakikada Derdiyok bir kontratak sonrası topu kötü kullanınca,Leverkusen hocası Heynckes sanki başına ne geleceğini biliyormuş gibi sinirden köpürdü.Schalke takımının ortaya koyduğu  son oynadığı Hamburg müsabakasının kopyasıydı,yine son çeyrek saatte uyandılar ve maça ortak oldular.Maçı çeviren yine Kuranyi oldu, attıkları ikinci gol örneğin Türkiye'de kaleciye faul diye verilmez.Goller; 29.Kroos,44.Kiessling(Bayer Leverkusen).83.Kuranyi,88.Sanchez(Schalke 04)

 

Pazar oynanacak iki maç daha var,Freiburg - Hoffenheim ve Frankfurt - Bochum onların yazısı yarın.

Weiterlesen

Royal Shrovetide Football

31. Oktober 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dünyanın ilk futbol derbisi 12.yüzyılda Britaniyanın Derbyshire iline bağlı Ashbourne kasaba halkı tarafından  oynandı. Futbolda sıkça kullanılan derbi sözcüğünün anlamı da Derbyshire ilinin isminden geliyor.Bu gelenek hala devam ediyor.

 

Derbyshire kasabasının sakinleri her yıl Şubat ayının son haftasında bir araya gelerek 900 yıllık geleneği sürdürüyorlar. Shrovetide Football elle boyanmış içi mantar dolu büyük topla oynanıyor. Oyuncu sayısı sınırsız, oyun sahası 5 km uzunluğunda. Kaleler taştan piramit  şeklinde, gol geçerli sayılması için top üç kez kalenin duvarına vurulmalı.Kuralları çok basit,mezarlıklar,çukurlar, şatolar ve bahçeler saha dışı sayılıyor.

 

Kasıtlı insan öldürme ve yaralamak yasak. Oyunda ölüm ve yaralanmalar ihtimali yüksek! Sade kasıtlı olay çıkarmak yasak. Topu motorlu araçlarla taşımak,çantaların içinde saklamak kesinlikle yasak. Müsabaka süresi 2 X 8 saat ve toplam iki gün sürer, öğlen saat 14:00'da başlar akşam 22:00'da biter.





Shrovetide Football  tarihte ilk futbol oyunu olarak geçer ve aynı zamanda futbolun ilk derbisidir.

 

Benzeri 15.yüzyılda Floransa'nın işgal altında olduğu yıllarında oynanıyordu "Calcio in Costume". Bu oyundan işgal güçlerine karşı bir protestoydu.Bir taraf Floransa diğer taraf işgal güçlerinin renklerini giyerek elle ayakla karışım çok sert geçen gösterisi yapıyordu. Shrovetide Football'da olduğu gibi bu gelenekte her sene Floransa'da şenliklerle kutlanıyor.




Günümüzde dünyanın bir çok ülkesinde futbol derbileri oynanır. Derbi aynı şehrin iki takımları arasında geçen müsabakalardır. Güney Amerika'da derbilere El Clasico denir.


Bölgesel derbiler de vardır,örneğin Katalonyanın Barcelona şehri ile İspanya Kralıyet kulübü Real Madrid.

 

En hırçın geçen derbiler kuşkusuz Avrupa'da "Old Firm" olarak tanılan Celtics-Rangers maçlarıdır. Bu derbi mezheplerinin çatışması olarak bilinir "Katolikler ve Protestanlar".

 

Güney Amrerikanın  El Clasico'su  River Plate-Boca Juniors maçlarıdır. Boca Juniors ve River Plate kulüpleri Arjantin başkenti Buenos Airesin varoş semti La Boca'da kuru.lmuştur. 1930 senesinde River Plate zenginlerin kaldığı Nunez semtine taşınmasıyla iki kulübün arasında zıtlaşma başlar. Bu derbinin özelliği sınıf ayrımıdır. Zenginler =River Plate,Fakirler=Boca Juniors.

 

Saydığım tüm derbilerin karakteristik farklılıkları var,ırk,din ve sınıflar arası savaş.

 

Peki bizim ülkemizde her sezon oynanan derbilerin nasıl bir özel karakter farklığı var?

 

Irk desen aynı,Din ve Dil'de aynı sade renklerin savaşı mı?


Galatasaray- Fenerbahçe derbisi yaklaşık bir asırdır oynanır. Sade futbolla sınırlı değildir. Basketbol, voleybol, atletizm, su topu vb. Müsabakalar tatlı,sert zıtlaşmalarının ötesine gitmez. Diğer derbilerde görüldüğü gibi ortada kanlı dava yoktur. Sportif rekabete dayalı dünyanın en saf, en temiz derbisi diyebiliriz.


Erdal Güngör
Weiterlesen

Supporter News #

31. Oktober 2009 , Geschrieben von Erdal Güngör


 

Luzern Taraftar grupları United Supporters Luzern ve FCL Fan Club geçtiğimiz hafta sonu Gersag Stadyumunda oynanacak FC Basel müsabakasında ortak bir protesto planlamışlardı "Wir zeigen dem Kunstrasen die Rote Karte!" Türkçesi "Suni çime kırmızı kartı gösteriyoruz".


Protesto gösterisi koreografi olarak düşünülmüş,yaklaşık 5000 tane kırmızı karton hazırlanmış hafta ortası kulüp yönetiminden izin alarak kartonları stada yerleştirmişler.Fakat FC Luzern kulübünün yetkilileri Taraftarlarının bu tepkilerini çok sert bularak maçtan 24 saat önce verdikleri karardan geri dönüp gösteriyi yasaklamışlar.Luzern Taraftarları kulüp yönetiminin verdiği yasağa boyun eğmeden Basel maçında yinede tepkilerini ortaya koymuşlar ve hafta ortası stada yerleştirilen kartonları maçın başlamasıyla beraber açmışlar.


Tek kelimeyle Helal olsun,taraftar dediğin hiç bir otoriteye boyun eğmeden davasının arkasında durmalıdır.Suni çim futbolun özelliğini ortadan kaldıran,oyuncuların kolay sakatlanmasına yol açan çirkin bir uygulama.Suni çimin iki özelliği var,ilki bakımı kolay ve ucuz olması diğeri Ki esas amaçta budur zaten,zeminin reklam panosuna dönüştürerek futbolu biraz daha sömürülmesi.Şaşırmamak lazım,keza suni çimin yayılmasında baş rolü oynayan bir İsviçreliyi görüyoruz,Sepp Blatter. Suni Çim Gerçekleri !

 

Erdal Güngör

Weiterlesen