Galatasarayın ciddi eksikleri var ?
Allah,Allah....
Maç başladı,iki takım oyunu kontrol etmekten daha çok ayakta kalmakla meşgulken 45. dakikada Galatasaray bu sefer gerçekten ciddi şekilde eksik kaldı.
Saha kenarında su birikintilerine öfkeyle tekme atan Karan Ümit,sıçrayan çamurun talihsizce yan hakemin üzerine gelmesiyle oyundan ihraç edildi.
Bayram değil seyran değil,futbol kuralları değişti bizimi haberimiz yok?
Fazla üzerinde durmamak lazım,sonuçta Sivas galibiyeti hak etti,Galatasaray takım olarak iyi oynamadı ama maçı yinede kazanabilirdi veya berabere bitirebilirdi.Oyunun adı futbol,üç neticeli,güzelliğide burada zaten.
Şimdi merak ediyorum Sivasın aldığı önemli galibiyetmi konuşulacak yoksa hakemin verdiği talihsiz kararlarmı?
Her şeye rağmen Türkiyenin dört bir yanından tüm zahmetlere katlanıp ölümü bile göze alan Galatasarayımızın Büyük taraftarları ultrAslan'lara sonsuz teşekkürler.
hmmm....yoksa yayıncı kuruluş Galatasarayın 10 kişi kalacağını önceden biliyormuydu?
Erdal Güngör
Taraftar Sosyal Anketi !!!
Sporu sevmeniz,takip etmeniz,fikir belirtebilmeniz yeterli bizim için"
Öyle yazmış kardeşlerimiz.
Ankete katılıp destek olalım derim buyrun link
Lucien Laurent

(10.Aralık 1907 - 12.Nisan 2005)
Lucien Laurent 13 Temmuz 1930 yılında düzenlenen ilk Futbol Dünya Şampiyanasında tarih yazmış.
Uruguayın başkenti Montevideo'da oynanan Fransa - Meksika maçında 19. dakikada attığı gol ile fransa milli takımını 1:0 öne geçirerek dünya futbol tarinine Dünya Şampiyonasında ilk atılan gol olarak ismini yazdırmış.
Lucien Laurent tam 10 kez milli formayı giymiş.
Fransa profesyonel liginde OC Paris ve FC Sochaux klüpleri için oynamış.
Erdal Güngör
Eskiden her şey daha güzeldi !
Diğer ucunda N.G., geçmiş yıllardan kalan,hiç eskimemiş ses.
Hey gidi günler,N.G. eintracht frankfurt,adler front,alayına gider...eskiden her şey daha güzeldi diyor N.G.
Evet dostum eskiden her şey güzeldi ama 1993 yılında hiç güzel şeyler yaşamadık !
Çok taktın be dostum ne olduki?
Neler olduğunu sen daha iyi biliyosun,bayrak kutsaldır N.,hiç yoktan yakılmaz.
Hani sen bizdendin?
Ben sizdendim demek gerçek kimliğimi inkar etmek anlamına gelmez dostum.Sizde biliyordunuz benim her şeyden önce bir Türk ve Galatasaraylı olduğumu.
Biliyorduk ama sende bizim günahımız olmadığını biliyordun,bayrağı yakanlar bizden değildi,her şey bir yana sağlam kavga olmuştu.
Sizi kötü dağıtmıştık :)))
Bak hala bizi diyorsun :)))
Tamam,tamam diğerleri,her neyse anlat ne var ne yok?
Ne olsun dostum,yaşlandık be,sen ama hep devam ediyormuşsun öyle duyum aldım?
Kimden aldın N. :)))
Benim kulağım her yerde. :)))
Uğraşıyoruz az çok,sönmeyen ateş,bitmez tükenmez bir tutku nasıl vaz geçebilinir.
Geçen hafta bizim mahelenin eski çocuklarınla buluştuk,M.,S.,H. ve T. seni andık,eski günlerden bahsettik.Hatırlıyormusun? hangi yıldı bilmiyorum galiba 76 yada 77 daha çocuktuk Kupa galipler kupasıydı Westham United'ı yenmiştik.
Hatırlamamı,ne çocuğu N. daha bebektik,evden kaçtık maça gitmiştik,sonra popuyu ucuz kurtardık.Neredeyse İCF visit kartlarından birini bize takacaktı. :))))
İşte bizde onu konuştuk,bir film çıkmış Cass seyrettinmi?
Evet seyretim,şuraya bak N. Cass denilen adam köşelik oldu sen emekli bile olamadın :))))
Rahat 18 sene daha var.
Maçlara gidiyormusun?
Gitmemi,kombinem bile var.
Lojadanmı? :)))
Ne lojası dostum,yaşlandık dediysek o kadarda değil.Bizim Ultrasların içinden aldım.
Demek yola geldin,holigandan Ultrasa terfiye ettin. :)))
Sağlam çocuklar,italyadan atalanta begamo curva nord ile dostluk kurmuşlar arada italya seferide yapıyoruz.
Bremene gittinmi N.?
Hiç sorma,ben hayatımda böyle bir şey görmedim.Eskiden maçtan sonra birbirimize girerdik yine böyle davranmazlardı şimdi hiç bir şey yokken uniformalılar bize yapmadıklarını bırakmadılar.
Duydum olaylardan,gerçekten anlatıldığı gibimi yoksa abartımı?
Ne abartısı,anlatılanlar olayların hafifletilmiş hali.
Anlat N.
Sabah otobüslerle bremene vardık.Hepimiz açız,karnımızı doyurmak için yer arıyorduk birden uniformalılar etrafımızı sardılar,hiç bir yere gidemiyoruz.Sepebini soruyoruz,kimse cevap vermiyor,karşımıza dikildiler bizi salmıyorlar.Galiba 1 saat böyle kaldık.Sonra içlerinden biri,amirdi sanırım,bize doğru yaklaştı ve hepimizi tutuklayacaklarını söyledi.Şaşkınca birbirimize baka kaldık.Bir bayan nedenini sorduğunda aldığı cevap baya komikti.Otobüsten çok sinirli inmişiz bu tutumumuz çok provakatifmiş diğer sepeb maytap patlatılmış.Hadi maytapı anlıyorum ama otobüsten inmek için özel kuralmı var bizmi bilmiyoruz anlamadık gitti.Herneyse 6 otobüs dolusu insanı tutukladılar yaklaşık 230 kişiydik sanıyorum.Sonrası malum klasik prosüdür,4 saat sonra bizi polis otobüslerine tıktılar hiç bir yerde mola vermeden gerisin geri frankfurta getirdiler.İnanırmısın tüm gün aç kaldık,perişan olduk tuvalet için bile yolda durmadılar.Sonra vardığımızda duyduklarımız bizi daha çok üzdü.Bizim olaydan haberi olan diğer taraftarlarımız statdan ayrılmak istemişler,kimseyi salmamışlar,cop biber gazı ne istersen var,yazık 8 yaşında bir ufak çocuğu coplamışlar elmacık kemiği kırılmış.Dava açtık bremen emniyetine bakalım nasıl sonuçlanacak,klüpte ağırlığını koyacakmış doğruysa.
Geçmiş olsun N.
Sağol dostum,demin boşa demedim,eskiden her şey daha güzeldi.......
Faşizmin yeni yüzü,Anti Faşizim !!!
Erdal Güngör
No Matter...
No matter what they do
No matter what they teach us
What we believe is true
No matter what they call us
However they attack
No matter where they take us
We'll find our own way back
I can't deny what I believe
I can't be what I'm not
I know I'll love forever
I know, no matter what

If only tears were laughter
If only night was day
If only prayers were answered
Then we would hear God say:
"No matter what they tell you
No matter what they do
No matter what they teach you
What you believe is true
And I will keep you safe and strong
And sheltered from the storm
No matter where it's barren
A dream is being born"

No matter who they follow
No matter where they lead
No matter how they judge us
I'll be everyone you need
No matter if the sun don't shine
Or if the skies are blue
No matter what the end is
My life began with you
I can't deny what I believe
I can't be what I'm not
I know, I know
I know this love's forever
That's all that matters now
No matter what

FOREVER GALATASARAY
ULTRA PER SEMPRE !
American event culture
Sporun pazarlama yönteimide onlardan ithal edilmiştir "easy money" rahat ve kolay para.
Hızlı para,çok tüketim,bol reklam,artık ne ararsanız var.
Futbolun içindeki endüstriyeleşme tamamen bir diretmedir.
Avrupa Birliğinin 1995 yılında "Bosman kanunu" olarak bildiğimiz davada son koyduğu nokta futbolda sanayileşmenin yolunu açmıştır.Verilen kararda futbol klüplerinin bir ticaret şirket olmasıda zorunlu kılınmıştır.
Akabinde gelen uefa kriterleri bir çok Spor Klüplerini ciddi anlamda zora sokmuştur.İçinde bir çok spor branşları bulunduran klüpler şirketleşme yolunda bu branşlarını atmak zorunda kalmış yada sponsorlarla ortaklığa girerek branşların ayakta kalmasını sağlamışlar.
Gözden kaçan bu yöntemde,uefa futboldan gelen parayı futbola aktarmasını kriterlerinde zorunlu tutmakla diğer spor branşlarının aynı futbol ve basketbol gibi pazarlamasının yolunu açmıştır.
Amerikalılar NBA Basketbol ligini pazarlaması avrupada büyük yankı uyandırdı.
Günümüzde NBA tam bir sanayi şirketi haline gelmiştir.
Bu modeli futbolda İngiltere uyguluyor.
Premier League aynı NBA gibi bir sanayi şirketi,aralarında olan fark birinde Basketbol diğerinde Futbol pazarlanıyor.
Şu günlerde yaşadığımız Global ekonomik kriz NBA nasıl vurdu bilmiyorum ama Premier League'de tehlike çanları çalıyor.
Son Kaka olayı kimseyi aldatmasın sonuçta bir arap grubunun girişimi ile bu hale gelmiştir.
Esas derine indikmi premier league'de takımların toplam borcu 5.5milyar Avroya ulaştı ve henüz sene başındayız.
Amerikalıların eğlence kültürü(gerçekten öyle bir şey varmı?) Avrupalılara hiçte benzemiyor.
Şurada 300 yıllık varlığa sahib olan ABD karma kültürleri barındırıyor.Kendilerine öz tarzlarını tüm dünyaya adapte etmek isteyen amerikalılar baya başarılılar,örneğin kola,hamburger vs.
Diğer eğlence etkinliklerinle sporu aynı kefeye sokup insanları bol tüketime yönlendirmenin en iyi yöntemidir "American event Culture !!!".
Erdal Güngör
Casuals
Türkçeye çevrildiğinde sıradan anlamına geliyor.
Gelelim konuya.
Casuals altkültürü 1950 yıllarında ABD'den İngiltere'ye gelen kendilerine özel giyim tarzına sahip gençlik akımı. 1970 ve 1980 yıllarında ingiliz tribünlerine şıçrayan bu akım genelde Holiganlar sahip çıkmıştır.

Bilindiği gibi İngiltere futbolun anavatanı ve aynı zamanda holiganizmin dünyaya yayıldığı ülke.
Polislerin dikkatini çekmemek için avrupanın en pahalı tekstil markalarını taşıyan holiganlar "Casuals" giyim tarzını bir altkültür(subculture) haline getirip tribünlere taşıdılar.
O yıllarda emniyet güçlerinin gözleri sürekli Skinheads(Dazlak Kafalılar) üzerindeydi. Sıradan giyim tarzları ile ortada dolaşan ve avrupanın en pahalı giyim markalarını taşıyan holiganlar pek göze çarpmıyor, kimse farkına varmıyordu.
En pahalı markalar demişken onlardan bazıları:
Fila, Stone Island, Fiorucci, Adidas, Pepe, Benetton, Sergio Taccini, Ralph Lauren, Lyle&Scott, Le Coq Sportif, Ben Sherman, Fred Perry, Lacoste, Kappa, Pringle, Burbery ve Slazenger.
Gördüğünüz gibi hiçte öyle yabana atacak markalar değil ve hepsi el yakıyor.
Şimdi soruyorsunuzdur bu adamlar parayı nerden bulup böyle pahalı markalar satın alıyorlardı.
İngiliz milli takımı ve klüp takımlarının (Liverpool,Nothingham Forest,Westham United vs.) yurtdışına deplasman yapan holiganlar gitikleri ülkerlerde olay çıkarıp mağazaları yağmalıyorlardı. Normal yollardan satın alınması sıradan vatandaş için neredeyse imkansız olan bu markalar ile tepeden tırnağa kuşanmak 4 kişilik ailenin aylık bütçesi.
Futbolun sanayileşmesiyle klüpler gelir kaynağı üretme zorunda kaldılar. Örneğin Merchandising. Casuals alt kültürü günümüzdeki Merhandising den değişik bir tarz daha çok sıradan giyinme. Merchandising ilk başta kulüblere gelir kaynağı sağlayan endüstriyel futbolun sanayi ürünü haline gelmiştir. Kulüp renklerinin ön plana çıktığı aynı zamanda sponsorların reklamları ile donatılmış giyisiler Fan'lar arasında büyük beğeniyle taşınır. Futbola ve gönül verdiği kulübe damardan bağlı olanlar genelde "Casual" giyinir ve renklerini fazla öne çıkarmaz,zaten kalbine kazımıştır.
Erdal Güngör
X-Files

The Truth is Out There: M.City,Milan,Kaka 200 Milyon,İlker Casilas 150 Milyon,Ginaluigi Buffon 75 Milyon
Trust No One: Galliani,Berlusconi,Diogo Kotscho
İ Want to Believe: Ben milan'da yaşlanmak istiyorum (KaKa)
mulder...mulder...mulder uyan yine masanın üzerinde sabahlamışsın.
ne var sculy sende hiç rahat vermiyorsun.
yeni dosyamı geldi mulder?
evet sculy,yine faili meçhul dava.
hmmm..M.City-Jupiter futbol maçımı? ilginç davaya benziyor mulder.
bende öyle sanıyorum sculy,son gelişmelere göz atarsak uzaylılar bizimle temasa geçmek için taktik değiştirmiş olabilirler.
sen biraz daha uyu mulder,akşama görüşürüz.........
Erdal Güngör
THE KOP
Spion Kop, Güney Afrikada bir dağ. 1899-1902 Güney Afrika savaşında Spion Kop dağı eteklerinde yüzlerce İngiliz askerleri hayatını kaybetmiş. Ölen askerlerin çoğu Liverpool'u olduğundan dolayı Liverpool Kulübü Anfield Road stadının güney batı tribününe KOP adını vermişler.

Günümüzde KOP denildiğinde akıllara FC Liverpool ile özdeşlemiş The Reds taraftar oluşumu geliyor.

KOP tribünü 1964 yılında dünyaca üne kavuştu. BBC tv kanalı Liverpool klübünün şampiyonluk maçından yaptığı çekimler tüm dünya sinemalarında gösterime sunuldu. Bu görüntülerde tüm stat "You'll Never Walk Alone" parçasını hep bir ağızdan söyleyerek şampiyonluklarını kutluyorlardı.
Bana sorarsanız You'll Never Walk Alone parçası 2005 yılında İstanbulda oynanan FC Liverpool-AC Milan şampiyonlar ligi finalinde doruk noktasına ulaşmıştır. İlk yarısı Milan lehine 3:0 biten maçın devre arasında tüm Liverpool tribünleri hep bir ağızdan 15 dakika susmadan bu parçayı söyleyerek takımlarına büyük moral verdi. İkinci yarı sahaya çıkan Liverpool maçı 3:0'dan 3:3'e çevirerek, uzatmalarda gol sesi çıkmayınca penaltı atışlarında Milanı mağlup ederek Şampiyonlar Ligi kupasını müzelerine taşıdılar.
You'll never walk alone parçasının hikayeside ilginç. Şarkı 1945 yılında Oscar Hammerstein ve Richard Rogersin yazdığı 2 perdelik Carousel adlı bir Broadway müzikalinde ilk kez söylendi. Birinci perde de savaşta kocasını kaybeden hamile kadına destek ve moral vermek için. İkinci perde de doğan kızın 15 yaşında okulu bitirip hayata atılmaya karar verdiği sahnede söylendi.
Parçayı hit yapan sanatçı aynı yılda Frank Sinatra. 1963 senesinde Liverpool'u grup Gerry and the Peacemakers parçayı tekrar seslendirdi ve hit listelerine girmesini başardı. You'll never walk alone KOP tribününün efsaneleşmesi 1964 yılına dayanıyor. Liverpool iç saha maçları öncesi statta İngiltere hit listeleri çalınırdı. Yine bir iç saha maçında You'll never walk alone parçası çalınırken elektrikler kesilir. Bunun üzerine KOP tribünü seyircileri şarkıyı kaldığı yerden söylemeye devam eder ve bu gelenek haline gelir her iç saha maçlarında söylenir.
Erdal Güngör
Gabriele Sandri davasında yeni gelişmeler !

Geçtiğimiz eylül ayında ertelenen Sandri davası dün tekrar yeniden açıldı.
Mahkeme günü Arezzo Savcılığı olayı canlandıran bir animasyon videosu yayınlandı.
Videoda Gabriele, Luigi Spaccarotella adlı polis tarafından nasıl kurşunladığı canlandırılıyor.
Bu arada sanık polis hala suçsuz olduğunu savunuyor ve görevine devam ediyor.
Diğer yandan sandri ailesi olayın kasıtlı olarak uzatıldığını ve şimdiye kadar sanık polisinde resmi bir savunma yapmadığını öne sürüyor.
Erdal Güngör