Mentalita ULTRAS#28 Ya Bekçisin Ya Da Hırsız voll.I
Ultra’ların dünyası yeni yüzyılın başında değişiyordu fakat yinede şizofrendi. Bir yanda eski değerlere sahip çıkanlar davayı ileriye götürmeye uğraşanlar diğer tarafta ise hala şiddetten vazgeçmeyenler vardı. Israrla haylazlıklarını sürdürmeye devam ettiler ve yeniden bıçaklar ortaya çıktı. Geçmişte yaşanan onca olaylardan sonra çıkarılan yasalar, seyirci sayısının azalmasına rağmen statlarda artan çevik kuvvet şiddeti önleyemedi. Gruplar arasında yaşanan husumet olduğu gibi devam ediyordu.
Eskiye nazaran tek fark şiddetin kuzeyden yoğunlukla güneye kaymasıydı. Önceki yıllarda Milano(Inter), Verona, Atalanta, Fiorentina, Torino(Juventus) gibi kentlerden bahsedilirken şimdi ise Salernitana, Bari, Catania ve Napoli kentleri sıkça ön plana çıkıyordu. Malum bu durumda ölen ve yaralananlarda yer değiştirdi. Roma konumundan dolayı şiddetin merkeziydi, hiçbir şey değişmemiş hatta ilaveten 2000’li yıllarda ırkçılık büyük oranda çoğalmaya başladı. Zira Lazio taraftarları 1998 yılında başkent derbisinde yaptıkları“Auschwitz memleketiniz sobalar evleriniz” koreografisi epey ses getirmişti. Fakat 2000 yılında Sırp canisi Arkan lehine açtıkları “Şerefli Kaplan Arkan” pankartından sonra kıyamet koptu. Spor ve içişleri bakanı Melandri bunun üzerine tüm statlarda aşalayıcı ve ırkçı sözler içeren pankartlar görüldüğünde müsabakaları hemen durdurma emri verdi. Biraz sansür, biraz makyaj saatlerce boş tartışmalar fayda etmedi ve 2007 yılında kadar taraftarlar istedikleri pankartları açtılar.
Konu ırkçılıktan açılmışken mutlaka Verona’ya değinmeli, gerçi zamanında iki satır karalamıştım >>> Hellas Verona,Kin Ve Nefret Sade şunları eklemek istiyorum. 2000 yılında Başkan Pastorello Ultra gruplarının yoğun baskısı üzerine siyah oyuncu transfer etmeyeceklerini açıklayınca eyyamcılara gün doğdu. Ne demişti Oscar Wilde “ doğruyu söyleyenler er geç yakalanırlar”. Eyyamcılar kervanına katılanlar arasında Verona belediye başkanı Bayan Michela Sironi de vardı “Eyvah Eyvah eğer söylenenler doğruysa İtalya’da tüm statlar kapansın”. Pardon? “eğer söylenenler doğruysa mı?” Galiba Hanımefendi o güne kadar uzayda yaşıyordu. Yoksa 1996 yılında Verona tribünlerinde açılan “zenci hediye geldi verin süpürgeyi stadı temizlesin” pankartını görecekti.
Her şeye rağmen davaya inanan yılmayan birkaç iyi niyetli insanlar taraftarlara doğru yolu göstermek için büyük gayret gösteriyorlardı. Araştırmalar yaptılar bilgi topladılar, taraftar toplantıları düzenlediler. Bu toplantılara siyasetçileri ve medya mensuplarını çağırıp Ultra’lar arasında irtibat kurdular. Stat yasağı alanlara avukat bulup maddi yardımlar sağladılar. Irkçılığa karşı uluslar arası organizasyonlar düzenleyip yurtdışından Ultra grupları davet edildi örneğin “Mondiali Antirazzisti” böyle bir organizasyon.
Büyük ilgi gören organizasyonlar iyi niyetli çabalamalar sunulan çözüm yolları Ultra ve polis arasında husumete çare olmadı. Ama hala 1995 senesinde Carlo Balestri’nin kurduğu “Archivo del Tifo” derneği ve ona bağlı olan “Progetto Ultra” www.progettoultra.it/cms/ web sitesinin yoğun çalışmaları devam ediyor. Tüm gayretlere rağmen Ultra’lar şiddet dolu irrasyonel dünyalarının içinden çıkamadılar. İsteseler dahi bir yandan rakiplerle olan husumetleri diğer yandan polisin sert tutumundan bir adım geriye atmaması yüzünden zorla şiddetin içine itildiler….devam edecek.