Hayatın Tam Ortası
Aşağıya eklediğim resimler arasında en fazla beş sene var, yer “Hayatın tam ortası, Ali Sami Yen Kapalısı”, yakında ebediyen kalbimize gömmeceğiz.
Birinci resime dışarıdan bakan yabancılar “heh işte burası Galatasaray tribünleri” diyecek kadar net. İkinci resimdeki görüntü ise dünya kupalarında sıkça rastladığımız futbol turistlerini andırıyor, biraz tatil birazda futbol. Her renkten var, futbol müsabakasına değil de köstüm balosuna gelinmiş. Sonra,”biz neden İtalyanlar, yunanlar vb. gibi olamıyoruz” diye hayıflanıyorlar. İkinci resime dikkatli bakarsanız neden olamadığınızı anlarsınız. “Zaten onlara özenmiyoruz” diyeceksiniz, tamam kabul. Bir zamanlar onlar sizleri örnek alıyorlardı unuttunuz mu? Hatırlıyor musunuz bir sloganımız vardı,”Tek Renk, Tek Yürek, Tek Yumruk”. İşte her şey bu sloganın içinde saklı(!)
Zaman çok acımasız geçip gidiyor ama diğer yandan “Zaman her şeyin ilacı” demiş büyüklerimiz, İnşallah(!) Yeni stada hangi tribünde olursanız olun fark etmez, önemli olan hepiniz bir yerde durun, “Tek Renk, Tek Yürek, Tek Yumruk” olun. Unutmayın, en basit hırsızlık zamandan çalmak, en kolay cinayet vakit öldürmektir…..
LIBERTA PER GLI ULTRAS !
Metin Oktay, 02.02.1936-13.09.1991
Taçsız Kral METİN OKTAY
Tek Aşkıydı GALATASARAY
Senin gibi Cimbomluyu
Unuturmu bu TARAFTAR...
Gün geçer azalır sevgi
Değişir herşeyin rengi
Bugün değil yarın belki
Unutulursun.....
1950'ler
1958 yılında İsveç'de düzenlenen dünya kupasında maç başlamadan önce taraftarları coşturan amigolar. Aklıma Karıncaezmez Şevki geldi,oda aynı yıllarda tribünlerimizi bu şekil coşturuyordu.
Kuzey İrlandalı Harry Gregg.1957 yılında Manchester United ona tam 23.500 sterling saydı,böylece o yılların en pahalı kaleci transferi olarak tarihe geçti. Yeni kulübüne geleli henüz üç ay dolmamıştı,bir Avrupa Kupası maçından dönerken Münihte uçakları düştü.43 kişiden 23 kişi hayatını kaybetti,aralarında 8 Manchester United oyuncusuda vardı. Gregg'de kurtuldu,fakat o kaza yerinden uzaklaşmadı.Büyük fedakarlık göstererek enkaz içinden bir çok insanın hayatını kurtardı.Takım arkadaşları Bobby Charlton,Jackie Blanchflower,Denis Viollet ve bir çok yolcu canlarını ona borçlular.Gösterdiği olağan üstü cesaretten dolayı Harry Gregg Britanya Kraliyetinin"Order of the British Empire" ödülünü aldı.
1950 yılında Brezilya'da düzenlenen Dünya Kupası için tasarlanan duvar kağıdı.
Rinus Michels "Der General". Total Futbolun Babası,Ajax yıllarından kalma hatıra..
Bayram Mesajları
Eskiden insanlar Bayramlarda uzakta olan dostlarına mektup yazar, tebrik atardı. Malum, teknolojik çağda yaşıyoruz, cep telefonları ve internet hayatımızın içine girdiği günden beri Bayram mesajlarının da formatı değişti. Artık duygularımızı kâğıda dökmüyoruz, parmak kabiliyetimizi konuşturarak tuşlara basıp istediğimiz mesajı anında dünyanın her yerine yolluyoruz. Hatta düşünmeye de gerek kalmadı google „Bayram Mesajları“ yazdık mı karşımıza destanlar çıkıyor bizde aralarından en iyisini seçiyoruz. Tabii o mesajları yazan kabiliyetli insanları unutmamalıyız, bir sürü emek sarf ediyorlar ve emeğe saygımız sonsuz.
Bende sizler gibi her Bayram dostlarımdan birçok mesajlar alıyorum, eksik olmasınlar hepsinden Allah razı olsun. Fakat bugün öyle ilginç bir mesaj aldım ki, gülsem mi, gülmesem mi. Her neyse, uzun lafın kısası ben mesajı aynen olduğu gibi aşağıya koyuyorum. Belki önceden vardı, olabilir ben ilk defa böyle ilginç Bayram mesajı aldım, buyurun;
“İçkinin ve her türlü âlemin serbest olduğu,
Rakı sofralarının kurulduğu muhteşem 11 Aylar başlamıştır.
Hepimize kutlu olsun, iyi Bayramlar.”
cheers…..
Hayırlı Bayramlar
Tüm İslam Aleminin Ramazan Bayramı Mubarek olsun....
Medyanın Son Marifeti
Geçen sene yayına giren “Yensen de Yenilsen de” programında futbolun ticaretini yapanlar, gelecek yıllarda statlarda nasıl bir taraftar kitlesi görmek istediklerinin örneklerini sundular. Reklamlı formalarla sözde tuttukları kulüplerle özdeşleşenlerin, futbolun kara kökünü çıkarıp, gerçek oyunla hiç alakası olmayan garip tartışmaları. Onların kafalarında canlandırdıkları taraftar kitlesi bu, endüstriyel futbolun sadık müşterileri. Yadırgamıyorum, futbolu genelde gazetelerden, televizyonlardan takip eden ülkede bu tür programların rağbet görmesi gayet normal. Zaten en iyi yaptığımız şey çene çalmak değil mi? Malum, işin pratiği yorucu, boş yere ter dökmektense geç karşısına seyret başkaları yorulsun, sonra yap yorumunu salla gitsin.
Yukarıdaki görüntüler hoş gözükebilir ama burada başka bir şey yapılmak isteniyor. Farklı renklere gönül vermiş kişilerin yan yana maç seyretmesinin altında yatan amaç taraftarlık tutkusunu öldürmek(!) Diğer spor dallarında olduğu gibi futbolda rekabete dayalı oyun, yoksa neden farklı renklere sahip olan iki takım “karşılıklı(!)” maç yapsınlar? Futbol sade sahada değil aynı zamanda tribünlerde de oynanıyor. Tek farkı tribünde taraftarların topu olmaması, fakat onlar takımlarına sesli destek vererek oyuna katkıda bulunuyorlar. Saha içinde yaşanan” karşılıklı” rekabetin aynısı tribünlerde de yaşanıyor. İki rakip takımın taraftarları yan yana maç seyretmeleri, 22 oyuncunun tek kaleye maç yapmasına benzer, bundan tat alınır mı?
Bu tarz programlarla gelecek yıllarda modern statlara müşteri yetiştiriyorlar. Nasıl Sinema’da bir film ya da Tiyatroda oyun seyrediyorsanız, işte futbolu da bu formata sokmak istiyorlar(!) Biraz komedi, biraz dram, birazda ekşin. Bir elinde kola diğerinde sosisli sandviç, maç bittikten sonra herkes kol kola girip evine, what a wonderfull world >>> link
KAHROLSUN endüstriyel futbol !
Bir Gün Hatırlayacaksın(!)
you'll remember a place
Someone's touching your face
You'll come back and you'll look around you
One day in your life
You'll remember the love you found here
You'll remember me somehow
Though you don't need me now
I will stay in your heart
And when things fall apart
You'll remember one day...
Şaka Gibi
Dün akşam çalıştığımdan dolayı Adnan Polatın katıldığı “yüzde yüz futbol” programına bakamadım. Etrafta program hakkında yorumları okurken şu yazıya rastladım “taraftarın ASY'i cehenneme çevirmesini hatırlaması lazım” demiş Sayın Adnan Polat, gülermisin ağlarmısın şaka gibi. Taraftarın yaktığı her meşaleye 1500 TL para cezası yediğini + 6 ay stat yasağı aldığını Sayın Başkanımızın haberi yok mu? Gaziantep müsabakası pazartesi günü akşam saat 21.30’da oynanacak, maç 23.30’da bitiyor, çıkana kadar 00.00.Artık hangi semte kalıyorsa o kişi eve gelene kadar saat oldu 01.00/02.00. Bu insanlar sabah kalkıp nasıl işe gidecekler? Oysa cumartesi Ramazan Bayramının son günü, al maçı öğlene, indir bilet fiyatlarını yarıya. Bari insanlar Bayram tatilinde ASY’nin tadını çıkarsınlar. Olmaz, sonra futbolu yayıncı kuruluşlara, bahis şirketlerine peşkeş çekenler kızarlar.
Şu yeni oluşan taraftar kitlesini anlamakta zorluk çekiyorum, yaşlandık kafa basmıyor ondan olabilir. Kulübün içinde yaşanan ahlak erozyonunun doruk noktasına ulaştığı şu günlerde, arkadaşlarımız tüm olup bitenlere kulaklarını tıkayıp, etrafta birkaç şeref yoksunu gazete yazarlarının ortaya attığı masallara kafa patlatıyorlar. Transfer yapılmadı diye kuduranlar, sonra yapıldığında gelen oyuncuyu sudan bahaneler üretip beğenmeyenler. Alooo size sesleniyorum, futbolun sportif rekabetten çıkartılıp ticari rekabete dönüştürüldüğünün farkında mısınız?
Sözde taraftar yanlısı Başkanımız var ama o taraftarlarının gösterdiği tepkilerin tam tersini uyguluyor. Taraftar hürriyet gazetesini boykot eder, Başkan o gazetenin yöneticilerinle yemek yemeye gider. Taraftar “nontvspor” kampanyaları düzenler, Başkan ntvspor’da programa çıkar. Hani GSTV vardı ne oldu? Doğru ya şifrelendi nasıl unuttum, büyük projelerimizden birisi. Galatasaray Türkiye de, ama Türkiye sade İstanbulun birkaç semtinden oluşmuyor ki(!)
Sahi, siz Galatasaray’ı mı yoksa Adnan Polat’ı mı çok seviyorsunuz?
ULTRAS,NO FANS !
YOU MUST REMEMBER THİS !!!
It’s still the same old story
A fight for love and glory
A case of do or die
The world will always welcome lovers....
(Cevat Prekazi 1985-1992 You are Allways on my Mind!)
And when two lovers woo
They still say: "I LOVE YOU"
On that you can rely
No matter what the future brings......
FOREVER GALATASARAY !!!
Protestoculara(!)
Geçen sene mor formalar piyasaya sürüldüğünde Galatasaraylı Arkadaşlarım yarım ağızla karşı çıksalar da yinede her şeye göz yumarak üç maymunu oynamayı tercih ettiler. İlk 7 hafta her şey tozpembeydi, sonra iç sahada alınan Eskişehir beraberliği, ardından Fenerbahçe mağlubiyeti taraftarlar arasında büyük tepkilere yol açtı. Bu sezon lige kötü başlangıç, Avrupa kupalarından erken elenmemiz bir anda Taraftarların gözünü açmasını sağlamış olacak ki, kulübün ticari amaçlı çıkardığı formalarla kimyası bozulduğunun farkına vardılar.
”Adnan Sezgini protesto ederek esas hedef Adnan Polat’ın” olduğunu vurgulayan bazı renktaşlara soruyorum,”yıllardır neredeydiniz?” Hiç Faruk Süren, ya da Canaydın dönemlerinde yapılan protestoları öne sürmeye gerek yok. Elbette taraftar kötü gidişe tepki gösterecektir, ama biz protestoların ölçüsünü kaçırıyoruz gibime geliyor. Ortaya koyulan tepkilerde hedefi şaşırdığımızın kanısındayım, çoğu kez zamanlama hatası yapıldığı açıkça ortada. İki maç kaybettikten sonra Başkanın, Teknik heyetin kellesini istemek ne kadar doğru tartışılır. Hepsi bir kenara, hangimiz şimdiye kadar bir kulüpte Başkanlık, Teknik Direktörlük yaptık? Kulübe verdiğimiz maddi destek, bize kötü gidişte kulüp yönetimlerinden hesap sorma hakkına sahip olduğumuzun anlamına gelmez. O zaman rahmetli Canyadın’nın bizlere yaptığı “Müşteri” yakıştırması doğruymuş(!)
Eğer gerçekten tribüncüysek, önce tribün kültürünün devam etmesi için mücadele vermeliyiz(!) Yıllardır pahalı bilet fiyatlarına hiçbir tepki gösterilmedi, forma renklerimiz değiştirilirken hep sustuk, yayıncı kuruluşun maç saatlerinin değiştirmesi kimsenin umurunda değil. Kulübe üyeliğin kolaylaştırması için yeterli mücadeleyi vermiyoruz. Biz önce kendi mıntıkamıza bakmalıyız sonra kulüp başkanı, teknik heyeti, idari menajeri eleştirmeye sıra gelsin. Ki, içimizde çoğumuzun böyle bir vasfı yok, hala Adanan Sezginin kulüp içinde ne gibi görev yaptığından bihaber arkadaşlar var. Evet, benimde hoşuma gitmiyor, Haldun Üstünel’e haksızlık yapıldığının farkındayım, fakat işin içinde değiliz hiç birimiz. Birçok kişinin tepkisi iki yıldır futbol takımının kötü gidişine ve bu yüzden kuru gürültü çıkarıyorlar. Kendi açılarından haklı olabilirler, ama bu kişiler medyanın gazına gelip şuursuzca saldırılarını kesinlikle anlayışla karşılamıyorum. Çünkü kendi fikirleri değil, başkalarının ağzından duyduklarını papağan gibi tekrarlıyorlar. Galatasaray’ımızın şu an ihtiyacı olduğu tek ilacı “SABIR(!)” Başka bir şey değil ve göreceksiniz 3-4 hafta sonra takım çıkışa geçtiğinde papağanlar saf değiştirecekler.
Galatasaray şahıslardan ibaret değil, hepsi gelip geçicidir. Galatasaray 105 yıllık bir kültür yuvası ve sporun eşiğidir. Sürekli eleştirerek bu kutsal yapıya hepimiz zarar veriyoruz, bunun farkında olmalıyız. Artık medyanın gazına gelip başkanları, teknik heyetleri istifaya zorlamak çağdışı. Biz Galatasaray gibi Aydın camianın parçasıyız, aptalca hareket etmek bizlere hiç yakışmıyor. Şimdi kenetlenme zamanıdır, esas şu günlerde Galatasaray’ımıza daha çok sahip çıkmalıyız. Ele güne karşı, inadına desteğimizi sürdürmeliyiz. Buda bir tepkidir, tabii anlayana(!)
P.S:
Önceki yazımda hata yapmışım. Malum, Schalke 04 Freiburg’a değil Hannover 96’ya karşı oynadı, hatamdan dolayı özür diliyorum. Ama bir daha olmayacağına dair garanti veremem. ;)