Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Futbolcu&Yönetim&Taraftar

11. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

FUTBOLCU;


 NTV’de “Yenilsen de yensen de” diye bir program var, taraftarlar katılıyor. Ama oraya gelen taraftarlar da çok bilinçli. Onları dinlemek de hoşuma gidiyor.


Arda Turanın Tam Saha Dergisine verdiği röportaj.link


Ardanın söyledikleri kendi görüşü ve onun hakkında sağlam fikir yürütmek için önce röportajın  tümünü okumak lazım.Yaptığı söyleşiyi baştan sona kadar  okuduk mu,Arda Turanın dönüp dolaşıp bir kaç satır önce söylediği yere geldiğini görebiliriz.Onca yıl Galatasaray alt yapısında futbol oyna,sonra kalk "Ben sahada durmayı yeni öğrendim" de ve buna Yurtdışından örnekler katarak Türkiye gerçeğini ortaya çıkar.Arda kendi açısından haklı olabilir,çoğu dediklerine katılıyorum ama kimseye kabahat bulmaya hakkı yok.O zaman biri çıkar "onca yıl sen kendini bu işe ciddi anlamda vermedin" der kalırsın ortada.Harry Kewell ile aynı röportaj yapılmıştı aylar önce,Galatasaray TARAFTARI (!) hakkında söylediklerini  hepimiz biliyoruz.Harry Kewell akla karayı çok iyi ayırabiliyor,kim Taraftar kim müşteri olduğunun bilincinde,çünkü profesyonel kariyerinde yakından ilgilenmiş bilgi sahibi olmuş.İşte bu yüzden Harry Kewell Taraftarlara sempatik geliyor,kendi içimizden saydığımız Arda konuşmadan önce ağzından çıkan kelimelerin ucu kimlere dokunacağının farkında mı?"Bana kimse öğretmedi" lafı hiç samimi değil!


YÖNETİM;


Yıllardır taraftarları kendi amaçları için kullananlar birbirine düşman edip bölenler,yarattığınız eser hoşunuza gitti mi? Saf insanların duygularınla oynayıp kendi buyruğunuza geçirerek Galatasaray'ın kimyasını bozdunuz.Galatasaray'ın Ruhunu pazarlayıp renklerini değiştirdiniz,futbolcuların üzerlerine iğrenç mor formaları geçirerek onları şamar oğlanına çevirdiniz.Gelir kaynağı amaçlı saçma projelerle müşteri kitlesi yarattınız.Bağışlayın,bana kalırsa sizin amacınız borçları bahane ederek Galatasaray'ı satmak,unutmayın borçların birikmesinin en  büyük sorumluları sizlersiniz,benden yana helal olsun,ama Tarih sizi affetmeyecek!


TARAFTAR;


Bakıyorum çevrede millet uA'nın yaptığı isyankar tezahürata laf olsun diye muhalefet yapıyor,bunu yapanlar geçen sene "lincooolln,lincooooln " diye bağırıp sonra bir kalemde onu silenler.Bir çok insan Fenerbahçe derbisinde karaborsa mağduru oldu canları yandı, şimdi bazıları intikam peşindeler. uA içine sızmış kansızların yaptığı bu yüz kızartıcı suç.On sene önce büyük emeklerle kurulan oluşumu altından kalkamayacak zarara uğrattı.Suçlu kim? Bir madde öncesini iyi okursanız anlarsınız.Tabii olanlara göz yumanlar,bilerek yapanlar kadar suçlu.Yalnız ak ile karayı iyi ayırt etmek lazım,onlar zamanında çok uyarıldı ama ısrarla uyaran insanların iyi niyetini suiistimal ettiler.Şimdi hepsi kenara çekildi çekilmesine ama kabak onlara güvenen masum insanların başında patladı.Bugün yapılacak eylem benim açımdan çok doğru hatta geç kalındı.Ama sade bu durumlarda değil,kulübümüzün değerlerinle oynanırken de çıkıp aynı tepki verilecekti.Yapılmadığı için ve son yaşanan vahim olaylar sonrası bu eylemin gerçek samimi duygularını maalesef ciddiyetsiz kılıyor.


Sanmayın ben ultrAslanın avukatlığına soyundum,onlar kendilerini çok iyi savunmasını bilirler bana ihtiyaçları yok.Ve ben çoktan o defteri kapattım,ben ve benim gibi düşünenlerin çok canı yandı.Yıllar önce defalarca bu durumlara gelineceğini anlatmaya çalıştık sonuçta biz kötü olduk.Eğer kötü niyetli olsaydım şimdi bu durumdan haz duyardım ama olmuyor işte.Gönül sevmiş bir kere vaz geçemiyor,bunca zaman içinde tanıştığım o kadar çok adam gibi adam oldu ki,onların bu duruma düşmesine üzülüyorum.Düşenin dostu olmadığını iyi bilirim,çünkü benim yoktu...

Weiterlesen

That's It !

10. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kimisi gece alemlerinde,
Kimisi sinema peşinde.
Galatasaray ruhu yok hiçbirinde,
Düşmüşler paranın peşine.

Söyleyin çok mu birşey istedik?
"Formanın hakkını ver!" dedik.
Biz yeri geldi, 14 sene bekledik;
Sizin gibi ruhsuz görmedik.

 

 

ULTRAS = THE SPIRIT OF FOOTBALL !

Weiterlesen

Stiller Protest !

10. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

Die Anhänger von Galatasaray Ístanbul „ultrAslan“ rufen für das am Sonntag angesetzte Heimspiel gegen Diyarbakirspor zum Protest auf.Der Protest richtet sich vor allem gegen die Mannschaft,Die in den vergangenen Spielen nicht von ihnen erwarteten Kampfgeist gezeigt und das ansehen Galatasarays erheblich geschadet hat.Unter anderem sind einige Spieler mit negativ Schlagzeilen in der Presse aufgefallen.Wie z.B. Joao Alves,er gab nach der 0:1 pleite gegen Erzrivalen Fenerbahçe am gleichen Abend eine Party. In den letzten vier spielen holte Galatasaray nur ein Punkt und liegt momentan abgeschlagen auf platz 5.Theoretisch besteht zwar noch eine minimal Chance im Meisterschaftskampf,aber das Ziel ist vorerst den zweiten platz zu ereichen,um wenigstens die Champions League Teilnahme zu sichern.

 

ua

 

 

 

Der Protest wird mit einer fünfminütigen Schweigen beginnen,danach mit Sprechchören fortgesetzt.Die Galatasaray Anhänger betonen ausdrücklich das dieser Protest nicht gegen Trainer Rijkaard gerichtet ist.Im Gegenteil,Sie haben weiterhin vollstes vertrauen und werden bis zum Schluss an ihm festhalten.


In den Information schreiben auf der Homepage von ultrAslan wird vor allem auf folgendes hingewiesen;

 

„Man sollte eines nicht vergessen,erfolge kommen und gehen,aber Galatasaray wird immer bleiben.Jeder Spieler,Der das heilige Trikot von Galatasaray trägt muss sich im klaren sein wenn er auf dem platz steht,und alles dafür tun Galatasaray ehrenvollzu repräsentieren.!“ link

 

 

Weiterlesen

FUCK EL CLASİCO !

10. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

clasico

 

 

 

                                                            NO AL CALCIO MODERNO !

Weiterlesen

Suicidal Thoughts

10. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

Weiterlesen

İspanya'da Grev ?

9. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

İspanya 'da grev sesleri her gün biraz daha çoğalıyor,eğer anlaşma sağlanamazsa 16-19 Nisan tarihlerinde İspanyol futbol severler kutsal oyunlarından bir süre uzak kalacaklar.Üstelik o tarihlerde Barcelona-Espanyol ve Real Madrid-Valencia müsabakaları var ve grev gerçekleşirse resimde olduğu gibi statlar boş kalacak.

grev

Grev çağrısı yapan İspanyol Profesyonel Oyuncular Birliği AFE.Global ekonomik kriz,artan maaşlar,federasyonun katı kriterleri en çok alt liglerde olan küçük kulüpleri etkiledi. Maddi sıkıntılarını aşamayan kulüpler oyuncularına aylardır maaş ödeyemez hale geldiler.Üst lig Primera Division'da durum farklı değil,bazı kulüpler iflasın eşiğinde ve ödenemeyen maaşların birikimi yüz milyon avro sınırını çoktan aştı.Bu yüzden bir çok oyuncunun mağdur duruma düştüğünü ve geçim sıkıntısı yaşadığına dikkat çeken AFE, yaptığı eylem çağrısında kararlı.Şimdilik İspanyol liglerinde top koşturan istisnasız tüm oyuncuların desteğini arkasına aldı,şayet 16 Nisana kadar bir çözüm yolu bulunamazsa greve gidilecek.


Benzer eylemi geçen sezon gerçekleşecekti ama son anda durduruldu.Yabancı oyunculardan alınan özel verginin kaldırılmasına karşı çıkan yerli oyuncuların itirazı üzerine,AFE grev çağrısı yapmış ve kanun maddesini yürürlüğe girmesini engellemişti.Hoş,profesyonel futbolcuların vergi cenneti ülkemizde aynı eylemi yapmaya kalkanlar ırkçı damgası yerler.Asgari ücretle aile geçindiren halk vergi yükü bir kenara,aşırı pahalı bilet fiyatlarını ödeyemediği için futbol sevgisinden mahrum kalıyor.Hadi rızkından kesip maça gitse bu sefer karaborsacıların kucağında buluyor kendini!

Weiterlesen

Çözüm Yolları

7. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Almanyanın Bağımsız Taraftar Proje Koordinasyon Komitesi,kısa adıyla KOS(Koorditionsstelle Fanprojekte),bu sezon bazı taraftar gruplarının olaylara karışmalarını ve bu olayların sebep veren unsurların kaynağını bulmak için geniş çaplı araştırma yaptı.Araştırma rapor halinde dün kamuoyuna sunuldu. İçeriğine göz attığımızda yıllardır hepimizin bildiği ve benimde haftada en az iki kere dile getirip,aynı su üzerine yazılmış,okunduktan sonra "hassstir len" değip,unutulan yazıların başka boyutu. link


Bildiklerimizin dışında bu sefer KOS'un geniş çaplı yaptığı araştırmada yeni şeylerin ortaya çıkardığını görüyoruz.Son yıllarda futbol  müsabakalarında artan şiddet olaylarına baktık mı yeni ve bir o kadar sorunlu ama önemli maddi güce sahip kitle türedi,"Mutsuz Müşteri!" Eskiden olaylar genelde Holiganlar arasında olurdu.Ultras oluşumlarının tribünlerde hakimiyeti artması olayları farklı boyutlara taşıdı.Artık kulübün değerlerine sahip çıkan,yöneticileri eleştiren,kulübün transfer politikasına karışan entelektüel gruplar söz sahibi oldular.Bu gruplar emellerine ulaşmak için gerektiğinde şiddete baş vurmaları çoğu olayların çıkmasının nedenlerinden bazıları.Statların genelde kale arkalarında duran bu azınlığı kontrol altına almak için kulüp yönetimleri uzlaşma yolları aradı,bedava bilet vs. Malum,stat atmosferini skor ne olursa olsun üst seviyede tutan ateşli taraftarlarından hiç bir kulüp mahrum kalmak istemez.Buna taviz veren çoğu oluşum,Ultras hareketinin temeli olan "Bağımsızlık" ilkesinden ödün verip davaya ihanet etmeleri kaçınılmaz oldu.Davalarından vaz geçmeyip taviz vermeyenler ise polis şiddetine maruz kaldı,komik cezalara çarptırılarak statlardan uzaklaştırıldılar.


Gelelim yeni türeyen "Müşteri Kitlesine".Futbol hayatımızın önemli parçası haline geldi fakat futbol  bizim hayatta kalmamızı sağlayan tüketim maddelerine benzemiyor,çünkü futbol ne yenilir nede içilir üstelik garantisi de yok.Örneğin  yeni bir elektronik eşya satın aldık mı kafadan iki sene garantisi olur.Bozulduğunda faturasıyla birlikte tamir ettirir hatta yenisi ile değiştirebiliriz.Küflü ekmekleri,tarihi geçmiş süt ürünlerini geri iade etme hakkına sahibiz,tüketiciyi koruyan yasalar ve kurumlar var.Maalesef kötü futbol yüzünden,sözde kulübe destek amaçlı alınan ürünler geri verilemiyor.Sonra ne oluyor? Ürünleri satın alanlar yaptıkları masrafların karşılığını alamadıkları için hesap soruyorlar."Ben yılda kulübüm için tonla para harcadım ürün satın aldım,yıllık kombinemi alıyorum Maldonado gibi takoz görmek istemiyorum" diyor Fenerbahçeli müşteriler,benzerini Galatasaraylı müşteriler Elano ve Jo için söylüyorlar,Beşiktaşlılar,Trabzonlular da geri kalmıyor tabiî ki.Belki ileri yıllarda Bursalılar,Eskişehirliler,Kayserililerden de benzer sesler çıkacak.Yıllardır insanlar boş sözlerle kandırıldı "futbolun,kulüplerin,oyuncuların,sahaların" bir marka değeri olduğunu kafalarına işleyerek yanlış yönlendirildiler,ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Şimdi Türkiye'de yeni yetişen kuşak futbolu televizyon vb. mala benzetiyor.


Sosyal hayattan koparılan,spor kültüründen mahrum bırakılan,total tüketici haline getirilen halk,gün geçtikçe zorlaşan hayat şartları altında kazandıkları üç kuruş rızkının karşılığını isteme ve sorgulama hakkına sahiptir elbette.Şahsen anlayışla karşılıyorum,sezon öncesi boş vaatler veren yöneticiler,büyük paralar harcayarak aldıkları yıldızların faturasını her zaman,hangi kesimden olursa olsun taraftara keserler.Şimdi bu insanlar doğal olarak takımları kötü gittiğinde hesap soracak birilerini arıyor ama bulamıyorlar.Bulamazlar,çünkü böyle durumlarda kendilerini mağdur sananları koruyacak ne kurum var nede yasa.İşte bu kişilerin homurtuları büyüdükçe huzursuz ortam oluşması kaçınılmaz hale geliyor.İlk başta sözlü tepki verenler baktılar işler düzelmedi,bir süre sonra şiddete baş vuruyorlar.


Raporda bir başka noktaya daha dikkat çekmişler,aynı renklere gönül vermiş iki grubun,"Ultras ve Müşterilerin"arası her gün biraz daha açılması.Esas tehlike burada başlıyor,aynı takımı seven,renkleri paylaşanların birbirine düşman olması spor kulüplerinin başına gelecek en büyük felakettir! Bir tarafta karşılıksız destek verenler,diğer yanda yaptığı masrafın kuruşuna kadar hesap soranlar.Çözüm yolu iki grubun ortasını bulmak gibi gözükse de,bana göre yanlış olur.Çünkü üçüncü bir kitle yaratır ve hiç bilinmeyen sorunları ortaya çıkartır.


En başarılı formül,Avrupa'nın bir çok ülkesinde başarıyla uygulanan,başta İsviçre,Avusturya ve Almanya'da Fanprojekt adı altında çalışan bağımsız bir Taraftar Komitesi.Bu komite toplum psikologlar,sosyal pedagoglar ve gönüllü taraftarlardan oluşuyor ve bu kişiler aynı zamanda ortamı tanıyor ve biliyorlar.Komitenin görevi "Yönetim-Emniyet-Taraftar" arasında bir bağ kurarak iletişimi sağlamak.1993 yılında Almanya'da yürürlüğe giren proje,İngiltere modelinden daha başarılı olduğu kesin.Britanya adasında total yasaklamalarla şiddeti önleme yöntemi ne kadar başarılı gösterilmeye çalışılsa da olayları bitiremedi.Almanya  şiddete eğilimli taraftarları statlardan uzaklaştırmak yerine,bu insanları eğiterek topluma geri kazandırdı.Zaman,zaman taraftarlar arasında eleştirilse de, proje 17 sene süre içinde büyük başarılara imza attı.Örneğin Almanya'da ayakta maç seyretme alışkanlığının sürmesi bu projeye borçludur.Aklıma gelmişken,önümüzdeki sezon Hamburger SV kulübü ayakta kapasitesini genişleteceğini açıkladı,darısı bizim başımıza.


Umarım 21/22 Nisanda Ankara'da Spor Bakanının düzenleyeceği Taraftar kongresi,sade yeni yasanın maddelerini öne sürerek aba altından sopa gösterisine dönüşmesin.Bu sefer Taraftarları hayatlarının anlamını oluşturan eğlencelerinden uzaklaştırmak yerine,aynı Almanya modelinde olduğu gibi doğru eğiterek topluma kazandırılsın.Unutmayalım Taraftar futbolun en önemli parçasından biridir!

 

                       FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING !

Weiterlesen

Aşığın Gözü Kördür

5. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

parca.jpg

 

Sevdiğinden başka hiç bir şey onun gözüne hoş gelmez,......

 

 

                                                     TEK BÜYÜK GALATASARAY !

Weiterlesen

Karışık Profil

5. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Türkiyenin üç büyük kulübü,Galatasaray,Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın temelinde rahatsızlıklar var.Bu sade Maddi rahatsızlık değil.Defalarca dile getirdiğim,her kulübün temelini oluşturan ve büyüklüğünü ortaya çıkaran Taraftarlarıdır.Evet rahatsızlık burada ve gün geçtikçe büyüyerek kontrol edilemez hale geldi.Bu duruma gelmesinin bir çok sebepleri var.Türk toplumu son 15 yıl içinde muazzam bir gelişme sağladı,ne kadar  tüm kesimine yansımasa ve diğer Avrupa ülkeleri gibi olmasa da,ekonomik açıdan Türk halkı eskiye nazaran daha fazla imkanlara sahip.Bir zamanlar lüks olan ve sade karaborsada bulunan Avrupa malları artık Ülkemizde üretiliyor,serbest liberal ekonominin özgürlüğü her alanda kendini hissettirdi.


Her özgülüğün bir bedeli var demiş büyüklerimiz,serbest piyasanın yan etkileri de bunlardan biri.Aşırı tüketim toplumu hale getirildi Türk Halkı! Ama insanlarda bu duruma gelmelerinde suçsuz değiller.12 Eylül sonrası kara bulut gibi ülkenin üstüne çöken rejimin ilk icraatı toplumun genç düşünen kesimini ortadan kaldırmak oldu.Peşinden ortaya çıkan sahte Bankerlerin halkı dolandırılıp soyulmasına seyirci kaldı.Bankaları hortumlayanlar,boş vaatlerle halkı kandıran siyasetçiler ve bu siyasetin içine karışan karanlık güçler,hukuk sisteminin yetersizliği insanlarda Devletine olan güvencini sarstı! Tarihte büyük devletler küçükleri buyruğuna geçirmek için savaşırlardı sonra  kültürlerini aşılar kendilerine kul köle yaparlardı.Şimdi konvansiyonel güce gerek kalmadı daha basit yolları var,TuPac'ın bir parçasında söylediği gibi;" from outta the frying pan We jump into another form of slavery" Kızgın tavanın içinden kaçıp,köleliğin başka formuna girdik,diyor toprağı bol olsun.


Terör olayları,eksik ve yetersiz eğitim ve bunu fırsat bilen,1990 yıllarında ortaya çıkan özel medya insanları yanlış yönlendirerek halkın iyice uyuşmasına neden oldu.Şimdi bunların Taraftarın hastalığıyla ne alakası var? Türk toplumu spora olan ilgisi son yıllarda gittikçe takipçiliğe dönüştü.Yukarıda kısa özetini yazdığım olaylar insanlarda derin yaralar bıraktı ve sosyal hayatlarını bitirme noktasına getirdi.Halbuki biz Türkler dendiği gibi spora uzak insanlar değiliz,bakın Atasporlarımız .Eskiden Türk halkı daha aktif spor yapıyordu,Konya'nın bisikletçileri meşhurdu,çoğunuz bilmez.Aynı benim Adana Demirsporun Erkek su topu takımı bir zamanlar Türkiye'de fırtına gibi estiğini,şampiyonluklar kazandığını bilmediğim gibi.İşte o yıllarda spor müsabakaları seyretmeye gelenler aynı sahada mücadele veren sporcular gibi tribünlerde heyecanı yaşıyor içinde hissediyorlardı.


Türk halkının sosyal hayatı kalmadı spordan koptu,eğer yapanlar varsa bağışlasınlar lafım onlara değil.Şimdi her alanda olduğu gibi sporda tüketiliyor,armut piş ağzıma düş.Koşmak,biraz hareket etmek insanların zoruna gidiyor.Malum,kafalarına yıllarca yerleşen "çabuk köşeyi dönme" zihniyeti buna fırsat tanımıyor.En kısa yoldan para kazanma,hızlı şekilde zengin olma tutkusu,spora olan tutkunun çoktan önüne geçti.Başarıya giden her yolu mubah gören,ikinciliği kabul etmeyen,üç sene şampiyonluk vaat eden Kulüp başkanlarının nutuk atmaları,ortaya Karışık Taraftar profili çıkması kaçınılmaz oldu.Zaten görevinin başına geldiği gün yaptığı ilk konuşmasında Taraftarı Modern futbolun içinde müşteri olarak tanımlayan federasyon başkanının isteği bu değil mi?


Öyle bir gençlik oluştu ki,futbolun kara kökünü çıkarıyorlar,sanki çok önemli Bayern Münihi Yahudilerin kurması.En fanatik Bayern taraftarına sorsan bilmez,umurunda bile değildir.Gönül verdikleri takımları yerden yere vurup,yabancı kulüplerle özdeşleşenler türedi.Futbolu salt oyun olarak kabul etmeyenler "Selçuk golü atmadı Leo Franco yedi" gibi saçmalıklarla ekran başında seyircilerin kafasını karıştıranlar yüzünden bırakın tribün kültürünü yakında futbol kültürü diye bir şey kalmayacak.Hayatında spor yapmamış,rakiplerle sahalarda yarışmamış,sanal dünya kahramanlarından Ateşli taraftar olmasını beklemek Ütopiden çıkıp kabus olmuştur.En azından Ütopi geleceğe yönelik gerçeği mümkün olabilecek bir düştür.Ama şu an gördüklerim Türk Taraftarının geleceği yönde pek umut vermiyor.


Tüm bunları göz önünde bulundurursak ASY önünde arma sevdasını para kazanma hırsına değişip  karaborsa yapanlara da çıkar.Fenerbahçe stadında kendi taraftarlarına saldıranlarda olur.Kalkıp etrafa kin kusarak bütün suçu bir kaç kişinin üstüne yıkmak soruna çözüm getirmez,aksine insanlar arasında düşmanlığı pekiştirir olayları çıkmaza sürükler.Hepimiz bu toplumun parçasıyız,kötü giden şeyleri değiştirmek kendi elimizde.Esas önemli olan ne biliyor musunuz? "Samimiyet"

Weiterlesen

Wir sind keine Militanten Anhänger !

5. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

feb

 

Stellt euch ein Sportklub vor,der zum ersten mal in seiner über Hundertjährigen Geschichte auf Vereinsbasis in einem Internationalen Wettbewerb im Finale steht,und zugleich die erste Niederlage bekommt.


Stellt euch vor es gibt Anhänger,Die ihren Verein nicht nur als ein Fußballklub betrachten,sondern sich als ganzes mit ihm identifizieren.Trotz der knappen Niederlage wollen Sie ihren dank der Damen Volleyballmannschaft mit einem Spruchband,auf dem steht „Danke Gelbe Engel“zum Ausdruck bringen.


Stellt euch vor es gibt Konsumenten für Sie besteht Fenerbahce nur aus Fußball.Und Die meinen weil Sie viel Geld für ihre Eintrittskarte bezahlt und das Spielfeld nicht sehen können,haben das recht unser Spruchband einfach runter zu reißen.


Dann stellt euch ein Land vor,wo die Polizei gegen organisierte Verbrecher machtlos ist. Gegen randalierende Terror Gruppen nichts unternehmen kann,weil aus Menschenrechtlichen gründen ihre Hände gebunden sind.Doch wenn es um Anhänger geht,Die im Stadion nur ihre liebe für den Verein zum Ausdruck bringen möchten.Sie werden dabei gehindert und mit gnadenloser härte Niedergeschmettert .! link


Die offizielle Stellungnahme nach den gestrigen Unruhen zwischen „normalen Zuschauer“ und Supporter Gruppen Vamos Bien,Grup CK und 1907 Unifeb. Die während der Partie Fenerbahce-Kayserispor mit einem Spruchband sich bei der Damen Volleyballmannschaft bedanken wollten für den zweiten platz im Champions League finale.Sie wurden leider aus belanglosen gründen gehindert.Es kam zu einem Handgemenge,16 Anhänger wurden verhaftet,und wegen übertriebener Polizei härte wurden zahlreiche Menschen verletzt.Nichts neues im Westen,Osten,Norden,Süden.Apropos,gestern feierte die Türkische Polizei ihr 165.Jähriges bestehen,Herzlichen Glückwunsch.!

 

acab_logo.jpg

 

Weiterlesen