Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Çözüm Yolları

7. April 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Almanyanın Bağımsız Taraftar Proje Koordinasyon Komitesi,kısa adıyla KOS(Koorditionsstelle Fanprojekte),bu sezon bazı taraftar gruplarının olaylara karışmalarını ve bu olayların sebep veren unsurların kaynağını bulmak için geniş çaplı araştırma yaptı.Araştırma rapor halinde dün kamuoyuna sunuldu. İçeriğine göz attığımızda yıllardır hepimizin bildiği ve benimde haftada en az iki kere dile getirip,aynı su üzerine yazılmış,okunduktan sonra "hassstir len" değip,unutulan yazıların başka boyutu. link


Bildiklerimizin dışında bu sefer KOS'un geniş çaplı yaptığı araştırmada yeni şeylerin ortaya çıkardığını görüyoruz.Son yıllarda futbol  müsabakalarında artan şiddet olaylarına baktık mı yeni ve bir o kadar sorunlu ama önemli maddi güce sahip kitle türedi,"Mutsuz Müşteri!" Eskiden olaylar genelde Holiganlar arasında olurdu.Ultras oluşumlarının tribünlerde hakimiyeti artması olayları farklı boyutlara taşıdı.Artık kulübün değerlerine sahip çıkan,yöneticileri eleştiren,kulübün transfer politikasına karışan entelektüel gruplar söz sahibi oldular.Bu gruplar emellerine ulaşmak için gerektiğinde şiddete baş vurmaları çoğu olayların çıkmasının nedenlerinden bazıları.Statların genelde kale arkalarında duran bu azınlığı kontrol altına almak için kulüp yönetimleri uzlaşma yolları aradı,bedava bilet vs. Malum,stat atmosferini skor ne olursa olsun üst seviyede tutan ateşli taraftarlarından hiç bir kulüp mahrum kalmak istemez.Buna taviz veren çoğu oluşum,Ultras hareketinin temeli olan "Bağımsızlık" ilkesinden ödün verip davaya ihanet etmeleri kaçınılmaz oldu.Davalarından vaz geçmeyip taviz vermeyenler ise polis şiddetine maruz kaldı,komik cezalara çarptırılarak statlardan uzaklaştırıldılar.


Gelelim yeni türeyen "Müşteri Kitlesine".Futbol hayatımızın önemli parçası haline geldi fakat futbol  bizim hayatta kalmamızı sağlayan tüketim maddelerine benzemiyor,çünkü futbol ne yenilir nede içilir üstelik garantisi de yok.Örneğin  yeni bir elektronik eşya satın aldık mı kafadan iki sene garantisi olur.Bozulduğunda faturasıyla birlikte tamir ettirir hatta yenisi ile değiştirebiliriz.Küflü ekmekleri,tarihi geçmiş süt ürünlerini geri iade etme hakkına sahibiz,tüketiciyi koruyan yasalar ve kurumlar var.Maalesef kötü futbol yüzünden,sözde kulübe destek amaçlı alınan ürünler geri verilemiyor.Sonra ne oluyor? Ürünleri satın alanlar yaptıkları masrafların karşılığını alamadıkları için hesap soruyorlar."Ben yılda kulübüm için tonla para harcadım ürün satın aldım,yıllık kombinemi alıyorum Maldonado gibi takoz görmek istemiyorum" diyor Fenerbahçeli müşteriler,benzerini Galatasaraylı müşteriler Elano ve Jo için söylüyorlar,Beşiktaşlılar,Trabzonlular da geri kalmıyor tabiî ki.Belki ileri yıllarda Bursalılar,Eskişehirliler,Kayserililerden de benzer sesler çıkacak.Yıllardır insanlar boş sözlerle kandırıldı "futbolun,kulüplerin,oyuncuların,sahaların" bir marka değeri olduğunu kafalarına işleyerek yanlış yönlendirildiler,ama evdeki hesap çarşıya uymadı.Şimdi Türkiye'de yeni yetişen kuşak futbolu televizyon vb. mala benzetiyor.


Sosyal hayattan koparılan,spor kültüründen mahrum bırakılan,total tüketici haline getirilen halk,gün geçtikçe zorlaşan hayat şartları altında kazandıkları üç kuruş rızkının karşılığını isteme ve sorgulama hakkına sahiptir elbette.Şahsen anlayışla karşılıyorum,sezon öncesi boş vaatler veren yöneticiler,büyük paralar harcayarak aldıkları yıldızların faturasını her zaman,hangi kesimden olursa olsun taraftara keserler.Şimdi bu insanlar doğal olarak takımları kötü gittiğinde hesap soracak birilerini arıyor ama bulamıyorlar.Bulamazlar,çünkü böyle durumlarda kendilerini mağdur sananları koruyacak ne kurum var nede yasa.İşte bu kişilerin homurtuları büyüdükçe huzursuz ortam oluşması kaçınılmaz hale geliyor.İlk başta sözlü tepki verenler baktılar işler düzelmedi,bir süre sonra şiddete baş vuruyorlar.


Raporda bir başka noktaya daha dikkat çekmişler,aynı renklere gönül vermiş iki grubun,"Ultras ve Müşterilerin"arası her gün biraz daha açılması.Esas tehlike burada başlıyor,aynı takımı seven,renkleri paylaşanların birbirine düşman olması spor kulüplerinin başına gelecek en büyük felakettir! Bir tarafta karşılıksız destek verenler,diğer yanda yaptığı masrafın kuruşuna kadar hesap soranlar.Çözüm yolu iki grubun ortasını bulmak gibi gözükse de,bana göre yanlış olur.Çünkü üçüncü bir kitle yaratır ve hiç bilinmeyen sorunları ortaya çıkartır.


En başarılı formül,Avrupa'nın bir çok ülkesinde başarıyla uygulanan,başta İsviçre,Avusturya ve Almanya'da Fanprojekt adı altında çalışan bağımsız bir Taraftar Komitesi.Bu komite toplum psikologlar,sosyal pedagoglar ve gönüllü taraftarlardan oluşuyor ve bu kişiler aynı zamanda ortamı tanıyor ve biliyorlar.Komitenin görevi "Yönetim-Emniyet-Taraftar" arasında bir bağ kurarak iletişimi sağlamak.1993 yılında Almanya'da yürürlüğe giren proje,İngiltere modelinden daha başarılı olduğu kesin.Britanya adasında total yasaklamalarla şiddeti önleme yöntemi ne kadar başarılı gösterilmeye çalışılsa da olayları bitiremedi.Almanya  şiddete eğilimli taraftarları statlardan uzaklaştırmak yerine,bu insanları eğiterek topluma geri kazandırdı.Zaman,zaman taraftarlar arasında eleştirilse de, proje 17 sene süre içinde büyük başarılara imza attı.Örneğin Almanya'da ayakta maç seyretme alışkanlığının sürmesi bu projeye borçludur.Aklıma gelmişken,önümüzdeki sezon Hamburger SV kulübü ayakta kapasitesini genişleteceğini açıkladı,darısı bizim başımıza.


Umarım 21/22 Nisanda Ankara'da Spor Bakanının düzenleyeceği Taraftar kongresi,sade yeni yasanın maddelerini öne sürerek aba altından sopa gösterisine dönüşmesin.Bu sefer Taraftarları hayatlarının anlamını oluşturan eğlencelerinden uzaklaştırmak yerine,aynı Almanya modelinde olduğu gibi doğru eğiterek topluma kazandırılsın.Unutmayalım Taraftar futbolun en önemli parçasından biridir!

 

                       FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING !

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: