Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Mentalita ULTRAS#25 İnternet&Modern Futbol& Yayıncı Kuruluşlar

9. März 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

2000’li yıların başında teknoloji İtalyan tribünlerini büyük ölçüde etkilemeye başladı(bu gelişme sade İtalya’da değil nerdeyse dünyanın her ülkesinde yaşandı). İnternetin yaygınlaşmasıyla sanal tribünler oluştu. Bu gelişmelerin olumsuz yönü ise 1990’ların sonlarına doğru bazı Ultra grupları kendilerini tanıtma amaçlı kurdukları küçük web siteleri yeni yüzyılda büyüyerek kontrol edilmez hale geldi. Forumlar, chat ve mail grupları mantar gibi ortaya çıktı. Artık her oluşumun bir web sayfası vardı içi tribünde etkinliklerinden çekilen resimler tezahüratlar grupların tarihleri dijital fanzinlerle videolarla doluydu. Tabi burada gerçek Ultra gruplarını temsil eden sitelerle mastürbasyon yapan Ultras hayranı sanal kahramanları iyi ayırmak gerek.


 İnternet siteleri, eski ve yeni nesil tribüncülere kendilerini daha rahat ifade etme ortamı sağladı. Ama aynı zamanda kötü niyetli kişilerin Ultra’ların arasına girerek çirkin emellerine ortak etmeye de yaradı. Örneğin radikal siyasi örgütler kolaylıkla propagandalarını yayma zemini buldular, bunun en çarpıcı örneklerini tifo-net.it sitesinde görmek mümkün. Baktığınızda birçok ırkçı propagandalar aşağılamalar rakiplere ağır küfürlerle başlıklarla dolu, bu ama tifo-net.it sitesinde yazanların tüm İtalyan Ultra’larını temsil ettiği anlamına gelmez. Oraya yazanlar hayatından bezmiş hızlı interneti ve birde klavyesi olan sanal kahramanlar. Belki hayatlarında bir kere stada gitmişlerdir, beklide hiç.


Tabiî ki ciddiye alınacak gerçek tribüncülerin buluşup fikir alışverişi yaptığı sorunlarını paylaştığı sağlam sitelerde var. Aklıma ilk gelen 2000 yılından bu yana yayında olan Türkiye içinden ve dışından her renkte taraftarların buluştuğu Tribün Dergi platformu www.tribundergi.com . Benim sık ziyaret ettiğim nadir sitelerden diğerleri  www.asromaultras.org ve http://www.ultrasspirit.com/


Ultra’lar 1980 yıllarının başında olduğu gibi bu sefer 2000 yıllarının başında yeniden kabuk değiştirdiler ve onlarla birlikte futbolda değişti, hem de nasıl. Coşkunun tutkunun yerini eğlence aldı. Spor bitti pazarlama başladı. Taraftarlar tembelleşti, tezahürat yapmakta zorlanıyorlar maçaları sinemada film seyreder gibi sakince takip ediyordu. Futbolun gerçeği gitti realite şovları başladı kısacası televizyon canavarı futbolu yüreğimizden söküp aldı ve bitirdi.

no20al20calcio20modernozr3.jpg

1993 yılında Telepiu kanalı ilk gece maçlarını yayınlamaya başladığında o andan itibaren bir daha Milano derbilerinin Pazar günü öğleden sonra oynanmayacağı kimsenin aklının ucundan geçmiyordu.  Sonra futbol dolu kutsal Pazar günleri maçları parçalanıp Cuma, Cumartesi hatta Pazartesi günlerine alındı, çalışanlar için mükemmeldi pazartesi maçları. 2007 yılında Hafta ortası maçları başladı. Bazı müsabakalar öğlen saat 15:00’e koyuldu. Buna en güzel tepkiyi Juventus Ultra’ları verdiler “Haftaya Perşembe sabahı buluşalım”. Bir süre sonra Serie A ve B ve maçlarının tümü televizyonda canlı yayınlanmaya başlandı. İsteyen bilgisayarında hatta ufak ücret karşılığı cep telefonunda maçları takip edebiliyordu. İşte bu İtalyan futbolunu krize sürükledi ve farkındaysanız Türk futbolunun yaşadığı su anki krizde tamamen televizyondan kaynaklanıyor. Verilen büyük ücretler karşılığında beklentiler maalesef birbirinle örtüşmedi. Futbol sit com olsaydı en geç üçüncü bölümden sonra yayından kaldırılırdı ama gerçekler öyle değil. İşte bu yüzden şansal bey daha çok ağlayacak, geçen Cumartesi akşamı yaptığı aptalca açıklama 3 yıldır burada yazdıklarımın hepsini doğruladı.


Gerçi televizyon kulüplere önemli kaynaklar sağlıyor, fakat diğer yandan baktığımızda verdiği paralarını karşılığını almak için kulüplere baskı yapıyorlar. Türkiye’de bu zihniyeti anlamak mümkün değil amaç ekran başındaki seyircilere futbol mu sunmak yoksa güzel görüntü mü?


TVekranlarını süsleyeceğiz yarışına girenler kısa süre sonra battılar. En vahim örnekler Galatasaray ve Beşiktaş. Galatasaray 4 senede 45 oyuncu transfer etti 8 teknik direktörle çalıştı, harcanan rakam kabadan 200 milyon avro. Futbolu bitiren sade yayıncı kuruluşları değil, merchandising, bosman kuralları sayesinde yabancı futbolcu sayınsın serbest bırakılması. Şampiyonlar ligi kara para aklayan başkanlar, vergi kaçırmalar naylon faturalar sahte bütçeler, oligarşlar Arap şeyhleri rüşvet skandalları müşterek bahis ve doping.  Rolex saatlerinle satın alınan hakemler ve 2006 yılında patlak veren Calciopoli skandalı. Tüm olup bitenlere rağmen futbolda tek sorun tribüncüler.


Yanlış tarafta durmaktan başka çaremiz kalmadı, doğru tarafta olduğumuzu bildiğimiz halde. Siz doğruysanız, hoş geldiniz yanlışlar…devam edecek.


Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: