Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Toplum Vebası Karaborsa

21. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ne zaman başladı, hangi ülkede patladı ilk yapanlar kim? Hiç bilmiyorum, açıkçası bilmekte istemiyorum. Tek bildiğim dünyanın her ülkesinde bu vebaya rastlamak mümkün. Maalesef şimdiye kadar bu mikroba karşı panzehir bulunamadı. Avrupa ülkeleri büyük gayret göstererek sade hafifletebildiler ama tamamen ortadan kaldırmayı başaramadılar.

karaborsa.jpg

Türkiye’de karaborsa ciddi sanayi sektörü haline geldi. Şaka değil bir sürü insanın geçim kaynağı. Devlet yetkililerinden tutun sokaktaki vatandaş sektörün içinde. Yanlış anlaşılmasın lafım tabii yapanlara. Büyük çoğunluk bu illete bulaşmamış şükür. Ama karaborsaya bulaşan ufak azınlık tüm halkı töhmet altında bırakıyor ve sinek gibi mide bulandırıyorlar. Karaborsaya en çok futbol müsabakaları ve müzik konserlerinde rastlarız, eskiden sinema biletleri de karaborsaya düşerdi. Ben karaborsanın futbol müsabakaları yönüne değinmek istiyorum. Başımdan geçen bir olayı anlatayım.


Üç sene önce Euro2008 yarı final Türkiye-Almanya karşılaşmasını seyretmek için birkaç arkadaş İsviçre’nin Basel kentine gittik. Arabayı gişelere yakın yere park edip bilet almak için yola koyulduk. Tam o sırada iki İngiliz yanımıza geldi ve bize birinci kategori bilet var mı diye sordu, bende olmadığını söyledim. Fakat sonra merak ettim sordum, şayet birinci kategori olsaydı kaç para verirdi. Cevabı 2000 İsviçre Frank’ı. Kaba hesap yaklaşık 1200-1300 avro belki daha fazla. Kısacası benim maaşın yarısı, iki bilet satsam bir ay çalışmadan 5 kişi geçiniriz 20 tane ile bir yıl ense yaparım, gerisini siz hesap edin. Biletlerimizi aldık diğer arkadaşlarla köşede duruyoruz birde baktım bize bilet soran o iki kişi karaborsa yapıyorlar. Gişeye mesafeleri yaklaşık 50 metre, etrafta üniformalı kadar muhtemelen sivil polis var ve UEFA çalışanları da orada. Hayret, bu olay dünyanın sözde en medeni sayılan ülkesi İsviçre’de cereyan ediyor ve dünyanın en büyük spor organizasyonunda yaşanıyor.


Kısa süre sonra bir vatandaş yanımıza geldi. Arkadaşlardan bazısı GS atkısı takmıştı, bunu gören vatandaş “Vay sizde Galatasaraylısınız ama benim kadar fanatik olamazsınız” hayrola? “Biliyor musunuz ben Leverkusen maçına karaborsadan 500 avroya bilet aldım üçüncü golü yedikten sonra stadı terk ettim“. Şöyle bir düşündüm, o maçtaydım ve biz üçüncü golü 15.dakida yemiştik, yanlış hatırlamıyorsam en ucuz bilet fiyatı 20 ve Galatasaray taraftarına ayrılan en pahalı bilet 80 avroydu. Güler misin ağlar mısın, fahiş fiyata karaborsa bilet alıp takım erken geri düşünce stadı terk eden daha mı kökten taraftar oluyor? Bu olay Ephraim Kishon ya da Aziz Nesin romanından alıntı değil, gerçek yaşadım.


Kim suçlu? Bana sorarsanız satan kadar alanda suçlu! Çünkü karaborsa bilet alanlar her şeyi göz önünde bulundurarak ne pahasına olursa olsun o müsabakaya girmek istiyorlar. Durum bekledikleri gibi gelişmedi mi kalkıp itiraz etmeye hakları kalmıyor! Bir hırsızdan bilerek mal satın alırsanız kanunen suça ortaksınız ve hırsızla eşit şartlarda yargılanırsınız. Birde madalyonun diğer yüzüne bakalım. Uzun yıllar tanıdığınız saydığınız sevdiğiniz arkadaşınız hatta ona ağabey diye hitap ettiğiniz kişiyi karaborsa yaparken şahit oluyorsunuz. Ne yapardınız? Medeni toplumun kurallarına göre hareket ediyorsanız gözünün yaşına bakmadan onu polise şikâyet ederdiniz. Ama tribüncülerin dünyasında bu öyle kolay değil. Malum tribüncüler kendi göbek bağlarını kendileri keserler polisi işin içine katmazlar bu âlemde terstir polisle işbirliği yapmak. Üstelik yıllarca can ciğer olduğunuz insanları bir kalemde çizmek vicdan muhasebesi.


Diyelim tribün geleneklerine göre hareket ettiniz, en fazla o kişiyi kenara çeker arkadaşlık ilişkinizi bitirir ikide tokat atar konuyu kapatırsınız. Olmadı birde tribünden aforoz eder oluşumdan uzaklaştırırsınız. Çözüm yeterlimi? Hayır! Sade erteleme aynı kişi başka yerde yapmayacağı ne malum. Hadi bu kişilerin arkasında organize suç örgütü varsa ve onları kolluyorsa? Bu noktada herkes şu soruyu kendine sormaya hakkı var diye düşünüyorum, “tribün liderleriyle organize suç örgütleri işbirliği yapıyorsa?” Bir ihtimal, fakat Galatasaray tribünlerinde böyle bir bağın olduğu aklımın ucundan bile geçmiyor ve diğer tribünler için kesin konuşmam mümkün değil kimseye de durduk yere iftira atamam. Ben sade herkes tarafından bilinen gerçekleri kendi teorilerimle birleştiriyorum. Yukarıda İsviçre'den örnek verdim, bu şahıslar İngiltereden gelmişler organize örgütün içinde oldukları kesin. Aksi taktirde rahatlıkla yetkililerin gözü önünde karaborsa bilet satamazlardı.İnsanın aklına tuhaf şeyler geliyor ve soruyorsun kendine "KİMİN ELİ KİMİN CEBİNDE?"

 

Ben burada kimsenin avukatlığına soyunmadım. Eğer bir kişi suç işlediyse mutlaka cezasını çekmelidir! Benimkisi topluma olan duyarlılık, herkes gibi rahatsızım bunu dile getiriyorum, bitmesini istiyorum. Ve insan olarak bu hakka sahibim!


Peki, bunların doğru olup olmadığını kim ortaya çıkarmalı? Ya da şöyle soruyum, karaborsaya karşı mücadele taraftar oluşumlarının görevi mi? Etseler nereye kadar faydalı olabilirler zira birde o tribün bu illete bulaşmışsa eğer ağızlarıyla kuş tutsalar kimseyi ikna edemezler. Bir defa bunların doğru olup olmadığını ortaya çıkaracak tek kurum “Emniyet Teşkilatı”. Dünyanın en iyi organize emniyet teşkilatları başında kuşkusuz Türk polis teşkilatı geliyor. En son teknoloji imkânlarına sahipler isteseler 24 saat içinde karaborsayı sıfıra indirirler. Niye o zaman hala bu illetle uğraşıyoruz? Yoksa araştırmalar bir yere gelip tıkanıyor mu, ucu yukarıda ağır başlara kadar mı dokunuyor?


Şiddeti önleme yasası çıkarıldı. Nerdeyse dört yıldır tasarı üzerine çalışıldı, her defasında holiganlardan stada şiddetten dem vurdular bir kere olsun “Karaborsayı bitireceğiz” lafını eden olmadı. Pankart asmak yasak, çirkin ve kötü tezahürat yasak, meşale yasak, deplasman yasak, sopalı bayraklar yasak, konfeti yasak. Bunların hepsine en ağı cezalar veriliyor. Sade parayla sınırlı değil uzun yıllar mahpushaneleri boyluyorsunuz. Peki, karaborsa suç değil mi?

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: