Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Maceraya Gerek Yok

19. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Sayın Adnan Polat gider ayak Galatasaray futbol takımının geleceğini kurtaracak önemli karar verdi. Belki ne kadar önemli olduğunun farkında değil. Çaresizlik işte malum kimse kalmadı sezonun sonuna doğru kariyerli hoca bulmak biraz zor. Ama görev süresi içinde benim açımdan yaptığı en iyi icraatlarının başında geliyor. Bülent Ünder hocayı takımın başına getirmesi Galatasaray futbol takımı adına büyük nimet. Tugay’a geçen sezon altyapıda görev verilmişti bu sezon Cüneyt Tanman scouting ekibinin başına getirildi nasıl olsa Nezihi hocada müessesenin vaz geçilmez parçası. Bana kalırsa gelecek sezon belki yine hüsranla bitecek yeni bir maceraya atlamaya gerek yok. Çünkü bu dört kişi Galatasaray’ın içinden yetişen, örf ve adetlerini bilen Galatasaray kültürüyle yoğrulmuş. Biz Galatasaray taraftarlarının uzun zamandır hayalini kurduğu, futbol şubesini düzgün organize edecek bir ekip.


Yazdıklarımı çoğunuz tuhaf karşılayabilir fakat bunun Avrupa’da örnekleri var. Bunlardan en somut örneği şu sıralar Bundesliga’da Dortmund takımınla şampiyonluğu büyük ölçüde garantileyen Jürgen Klopp. Zamanında Mainz 05 de top koşturan Klopp sakatlanıyor ve kariyerini bitirmek üzere. Takım ikinci ligde düşme hattında birçok teknik direktör değiştirmiş ama sonuç alamıyorlar. Klopp kendi isteğiyle takımın başına geçiyor, yönetimin başka çaresi kalmamış kabul ediyorlar. Mainz o sezon bir mucizeyi başarıp ligde kalıyor, ertesi sezon kıl payı şampiyonluğu kaçırıyor ama bir sonraki sezon Bundesliga’ya çıkmayı başarıyorlar. Fazla uzatmayacağım Klopp şu sıralar Avrupa’nın en iyi Teknik Direktörler arasında, elindeki kadroya bakarsak Dortmundla yeni bir mucizeyi gerçekleştirecek.


Mainz 05 iki sezon önce yeniden Bundesliga’ya yükselince yine aynı yolu seçti U19 takımının başında bulunan ve şampiyon yapan Jürgen Tuchel’i göreve getirdi. Herkes Mainz takımının küme düşeceğine kesin gözüyle bakarken az kalsın Euroleague’e katılacaklardı. Bu sezon sıralamada beşinciler ve kulüp tarihlerinin en başarılı sezonunu geçiriyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki Galatasaray Mainz 05 değil. Tamam, kabul Porto Teknik direktörünü tanıyor musunuz? Zahmet edip ismini araştırmadım sade 33 yaşında olduğunu biliyorum ve geçmişte profesyonel futbol kariyeri yok. Porto şampiyonluğu garantiledi, Avrupa kupalarında yarı finale yükseldi. Peki, bizim Portodan ne eksiğimiz var?


Burada romantizm yapmıyorum Arkadaşlar elinizi vicdanınıza koyun geçirdiğimiz son 4 sezona bakın. 45 oyuncu transfer edilmiş yedi teknik direktör gelmiş sonuç hüsran. Yok, efendim Galatasaray taraftarı böyle maceralara sabır edemez biz büyük kulübüz filan falan. Geçeceksiniz böyle boş lafları medyanın gazıyla geldiğimiz durum ortada. Sabır edeceğiz Arkadaşlar, bu işler öyle sizin sandığınız gibi “basarız parayı alırız kralını” ile yürümüyor. Zaten en kralları önce Avrupa’nın dört büyük ligini tercih ediyorlar geriye kalan ıskartaları da allayıp pullayıp Türkiye’ye kakalıyorlar. Bizde bu adamları baş tacı yapıyor başarılı olamadıkları zamanda küfürlerle yolluyoruz. Onların umurunda değil nasıl olsa kapı gibi kontratları var kamyon dolusu tazminatlarını alıp ülkelerine geri dönüyorlar bize de çilesi kalıyor.


Diyorum ki batacaksak kendi bataklığımızda batalım. Biz önce kendi değerlerimize sahip çıkalım. Buradan Arda Turan’a geçeceğim. Mevcut ve büyük ihtimalle yeni seçilecek yönetim Arda’yı satmayı kafalarından çıkaracaklar. Arda Turan Galatasaray futbol takımının kimliğidir, ruhudur. Şayet önümüzdeki sezon kafaya oynayacaksak ve iler ki sezonlarda Avrupa’da başarıyı hedefliyorsak Arda Turan mutlaka Galatasaray’da kalmalıdır. Aksi taktirde gelecek sezonları da kaybederiz. Galatasaray’dan geçmişte birçok yıldızlar gitmiştir ve her birinin de kısa süre sonra yeri dolmuştur. Ama şu zamanda Arda Turan gibi yıldız Galatasaray’dan ayrılırsa uzun süre yeri doldurulamaz! Çünkü piyasada onun kalitesinde oyuncu çok az, var olanları da parayla bile almak imkânsız!


Ama hala Arda Turan ayrılmakta ısrar ediyorsa aklını başına toplayacak ve Hakan Şükür ağabeysinin Torino transfer macerasını göz önünde bulunduracak. Hiç aceleye gerek yok daha 24 yaşında ve ortada doğru düzgün kariyeri yok. Şu haliyle Avrupa’ya giderse Hakan Şükürden beter olur ve bir daha da toparlayamaz. Bence üç-dört sene daha beklemeli Galatasaray ve Milli takımla büyük başarılara imza atmalı. Tugay Kerimoğlu da 30 yaşında Britanya adasına gitti ve uzun süre başarılı oldu.


Dünkü maça gelince. Bülent Ünder hoca göreve geldiğinde iki müsabakayı kaybetti. Antalya Spor maçı tam bir rezaletti ama Trabzon’a karşı takım kötü oynamadı hatta galibiyeti kaçırdı. Benim dün gözüme çarpan, Bülent hoca ve ekibi görevlerine sade geçici olarak bakmıyorlar ve nasıl ciddiye aldıklarını gördüm. Büyük çaba sarf ettikleri, takıma ekip ruhu getirdiklerini ve sezon boyu sövdüğümüz oyuncuların potansiyellerini ortaya çıkarmışlar. Hedeften uzaklaşmış takımı bu kısa süre içinde toparlamak kolay değil. Takımın ciddi çalıştığı maça asıldıklarını ilk 45 dakika ve ikinci yarının ortalarına doğru gördük. Ellerine geçen fırsatları değerlendirseler dün fark olurdu. Ama yine o eski hastalığımız duran topların kurbanı olduk ve peşinden gelen panik. Bu oyuncu kalitesiyle alakası yok, maalesef Türk futbolunun kronikleşen hastalığı ve altyapıda eğitim yetersizliğinden kaynaklanıyor. Yediğimiz ilk golde cepheden çekilmiş bir enstantane var. Göreceksiniz defans oyuncularının hepsi topu seyrediyorlar ve kimse rakibine bakmıyor. Dixo’nu kaçıran Insuada buna dahil. Her şeye rağmen iyi futbol oynayarak haklı galibiyet aldık.


Maçtan kalan diğer güzel görüntüler ise GALATASARAY TARAFTARI! Ligde sıralamaya bakmadan o sağanak yağmurda onlara ayrılan bölümü doldurdular ve 90 dakika 12. Adam gibi takıma büyük destek verdiler. Her zaman demişimdir, Türkiye ve Avrupa’da en iyi deplasman tribünü yapan Galatasaray taraftarıdır, bunu kimseyle de tartışmam! İnşallah gelecek Kayseri maçında ele güne karşı tribünler dolar. Bizim bu saatten sonra tek ihtiyacımız HUZUR! Samimi söylüyorum, kim başkan seçilecek benim için önemli değil hatta pek hoşlanmadığım Adnan Polat’a yeniden seçilebilir. Şunu herkes iyi bilmeli, eğer camia içinde huzur yoksa mezardan Ali Sami Yende çıkıp gelse biz başarılı olamayız!

Weiterlesen

Mentalita ULTRAS#33 Rezillikler

17. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Şiddet 2000’li yılların ortasında yine artış gösterdi onca zaman geçmiş hiçbir şey değişmemişti. 10 Nisan 2005 yine büyük risk taşıyan müsabakalardan birisi oynanacaktı,  Lazio-Livorno. Siyasi görüşlerinden dolayı iki tribün birbirine düşmanlığı biliniyordu ve güvenlik en üst seviyedeydi. Bir yanda faşist I.R.R. diğer tarafta aşırı solcu grup BAL( Brigate Autonome Livornesi).  Tesadüfen 10 Nisan 2005 her sene Livorno halkının andığı “Moby Prince” link feribotu faciasının yıldönümüydü. Bu yüzden Livorno taraftarları Roma’ya gelirken bir pankart hazırlamışlardı “Moby Prince, gereksiz yere 140 ölü. Peki, suçlular bulundu mu?” Bu pankartla faciayı anmak istiyorlardı. Fakat polis müsaade etmedi çünkü Lazio taraftarlarının sebep verdiği Sırp canisi Arkan’a açtıkları bir ırkçı pankart yüzünden tüm İtalya tribünlerine yasak getirilmişti(önceki yazılarda bahsetmiştim). Oysa Livorno taraftarlarının asmak istedikleri pankart kışkırtıcı ya da siyasi sözler içermiyordu. Hoş, I.R.R. grubunun açtığı “Roma faşisttir, faşist kalacak” pankartına göz yumulmuştu. Peki, bu nasıl adalet? Hani Melandri kanunları? Belediye başkanı Veltroni’nin yazılı açıklamaları? Hepsi boşa.


Maç bittikten sonra gelenek haline gelmiş olaylar görüldü. Ufak tefek sözlü atışmalar, her şeye rağmen yine ortam sakin sayılırdı. Güvenlik güçleri fazla vakit geçirmeden Roma’ya gelen 300 Livorno Ultra Ostiense istasyonundan trene bindirilip evlerine yollama çabasındaydı. Tren harekete geçti fakat ne hikmetse San Pietro istasyonuna gelindiğinde birisi imdat frenini çekti. Malum trenin içinde bulunan 300 kişi indi ama ortada bir tane Lazio taraftarı yoktu onun yerine bir ordu dolusu çevik kuvvet. Sanki iki taraf önceden haberleşmiş ve bu karşılaşmayı ayarlamışlardı. Saatlerce süren çatışma sonrası 254 Livorno Ultra tutuklanıp iki ayrı askeri kışlasına götürüldüler. Uzun süre bu kişilerden haber alınamadı ve hepsi ertesi gün serbest bırakıldı. Yani kanunun ön gördüğü 24 saat tutuklama süreci sonuna kadar kullanılmıştı. Saatlerce rehin kalan taraftarlar serbest bırakıldıktan sonra ağır işkence gördüklerini iddia ettiler. 2001 yılında Cenova’da G8 zirvesinde çıkan olaylarının benzeri Bolzenato kışlasında yaşanmıştı ve yine aynı şeyler gündemi meşgul etmeye başladı. Corriere della Sera gazetesi tutukluların yolladıkları mektupları yayınlayınca kamuoyunda iddiaların doğru olduğu fikri kesinleşti. Üstelik tutuklananların arasında Rifondazione Comunista partisinden iki milletvekili bulunuyordu.


Olayı parlamentoya taşıyan milletvekilleri Mascia ve Giordano içişleri bakanını hakkında soruşturma açtılar. Sonuç maalesef yine sıfır her seferinde olduğu gibi delil yetersizlikleri, devlet güçlerini küçük düşürücü ifadeleri bahane ederek olayı örtbas etme çabalarına girildi. Hâlbuki milletvekillerinin amaçları sade içişleri bakanını sorgulamak değildi. Ultraların arasına karışan, sırf olay çıkarmak için orada bulunan şahıslarında cezalandırılmasını istiyorlardı. Komisyon bunu göz önünde bulundursa da çevik kuvvetin mağdur duruma düşeceğini hesaba katarak bazı delillerin kaybolduğunu belirtti ve soruşturmayı kapattı. Nede olsa devletin itibarı söz konusuydu. Adaletin işlemediği yerde barış olur mu? Detaylı bilgiler burada >>link


Bazı müsabakalarda delileri ortadan kaldırmak kolay olmuyor hele tüm dünyanın göz önünde cereyan ederse mümkün değil. O yüzden başka bahaneler uydurmak gerek!


12 Nisan 2005 Şampiyonlar ligi çeyrek final karşılaşması Inter-AC Milan. Bir sene içinde yarıda kalan ikinci büyük maç, bu sefer güvenlik güçlerinin kabahati yok. Müsabaka her iki taraf için önemli üstelik bildiğimiz klasik derbi dışında bir çekişme.  Şampiyonlar ligi derbisi ve tüm dünyanın gözü bu maça çevrilmiş. Çıkacak ufak olay tüm Ülkenin itibarını zedeleyebilir. İnsanın aklına gelen başına gelir derler ya kim demiş ise zamanında çok doğru konuşmuş.


Şartlar o gün tamamen AC Milan lehine gerçekleşiyordu, Interin turu atlaması mucize sayılırdı. Tam bu esnada hakem Interin bir golünü vermeyince taraftarlar sahaya meşale atmaya başladırlar ve biri AC Milan kalecisi Dida’nın omuzuna isabet etti. Hakem önce maçı durdurup olayların yatışmasını bekledi. Kısa süre sonra ikinci meşale atılınca bu sefer müsabakayı yarıda kesmek zorunda kaldı. Son yıllarda İtalyan futbolunda gerçekleşen vahim olaylara bakıldığında o gün olanlar devede kulak sayılır sıradan rutin olay. Nitekim ortada bir medya şöleni var aynı şehirden iki büyük kulübün Avrupa platformunda boy göstermesi söz konusu ve tüm ülkenin itibarı töhmet altında. Kısacası, o gün yaşananlar İtalya futbolu adına tam bir rezaletti.


Olaydan sonra futbol ulemaları her zaman olduğu gibi televizyon ekranlarında coştular. Başladılar Ultralara sallamaya. İtalyan futboluna kasıtlı zarar vermek isteyen organize suç örgütlerinden bahsediyorlardı komplo teorileri havada uçuştu. Ve yine temcit pilavı gibi bıktığımız usandığımız devletten taraftara karşı SIFIR TOLERANZ talepleri. Vakit kaybetmeden içişleri bakanından yeni bir tasarı ortaya atıldı. İtalyan futbolunda devrim olacaktı muhteşem fantastik uygulamalar en kısa zamanda yürürlüğe koyulacaktı. Neydi bunlar? Her kişiye özel elektronik okunan bilet, stat önlerinde güvenlik alanları, stewardlar. Şahıslara zimmetli koltuklar ve daha neler, neler. Aslına bakıldığında tüm bunların gerçekleşmesi için İtalya’da statların nerdeyse hiç birinin altyapısı uygun olmadığını sokakta beş yaşında çocuğun haberi vardı. Ama bu kimsenin umurunda değildi söz ağızdan çıkmış tasarı meclisten geçmişti ve uygulanmak zorundaydı.


Fazla sürmedi acı gerçeklerle tanışmak zorunda kaldılar ve her şey tekrar başa döndü. Her hafta sonu statların önünde uzun kuyruklarda taraftar çile çekiyordu. Dedim ya fazla sürmedi “bize ne uleeen” zihniyeti devreye girdi ve stat kapıları önüne yığılan taraftarlar kontrolsüz toplu halde içeri alınmaya başlandı. 2007 yılında Catania’da çıkan olaylarda ölen polis memurunun gerçek suçluları bu kanun tasarılarını çıkarmadan önce zerre kadar konu üzerine kafa yormayanlardır. Stewardlar mı? Onlar dekor olarak görevlerine devam ediyorlar….devam edecek.

Weiterlesen

Her Maç Öncesi

17. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Yemişim ulan el clasicosunu derby della capitalesini. Hiç birisi Galatasaray kadar heyecan vermiyor. Şu sıralar kötü oynuyoruz,olsun. Tabela da 14.cüyüz, hiç fark etmez. Yarın Manispor maçı var beni sardı yine bir heyecan,saatleri saymaya başladım.

 

Galatasaraysız geçen hafta sonları lanet olsun, maç saatlerinle oynayanlar da !

Weiterlesen

Esperanto

15. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 


 
Weiterlesen

Tribün Kültürünü Kurtaralım!

14. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

sfclogo2011-red-black-white.png

Aşırı ve orantısız müdahaleler hiçbir belirgin nedenleri göstermeden stadyum yasakları. Gereksiz bahaneler öne sürerek pankart ve bayrakların yasaklanması. Münferit cezaların yanı sıra topluca taraftar gruplarının yasaklanmaları ve fişlenmeler. Geçtiğimiz son yıllarda Tribün kovalayan taraftarlar buna benzer cezalarla iç ve dış saha müsabakalarında karşılaştılar.


Yaşanan olumsuzluklar yüzünden, görevi halkı korumayla mükellef olan devletin emniyet güçlerini taraftarın gözünde bir numaralı düşmanı haline getirdi. Tribüncüler bu uygulamaları “modern futbolun” bir parçası olduğundan eminler. Kulüp yönetimleri ile çıkan sorunlar, polisin verdiği ağır cezalar ve toplu fişlenmeler maalesef tribün kovalayan taraftarların hayatının bir parçası oldu.


Stadyumların içi son yıllarda değişti. Aşırı derecede artan endüstriyel futbol kulüpleri hatta ligleri sponsorlara yayıncı kuruluşlara ve zengin yatırımcılara bağımlı bıraktı. Bundan dolayı çıkarılan yeni yasalar yürütmeler statlarda güvenliği arttırdı. Meşale yakma vb. yasakları getirenler tüm Avrupa’da taraftarları ağır baskılarla mağdur durumda bırakarak özgürlüklerini ellerinden aldılar.


Şu sıralar Avrupa’nın her ülkesinde yeni yasalar çıkarıldı ağır yöntemler yürürlüğe koyuldu. Örneğin yeni kamera sistemleri ve taraftar kartları bunlardan bazıları. Pek çok taraftar statlarda polisin ve özel güvenlik güçlerinin baskısıyla karşılaşıyor. Her ikisi de aldıkları yetersiz eğitimden dolayı taraftarla irtibat kurmakta zorlanıyorlar ve bu da gereksiz yere arbede çıkmasına neden oluyor. Sorumluluğu taraftarla paylaşarak onlara kendilerini kontrol etme fırsatı vermek yerine pasifleştirerek sıradan müşteriye dönüştürüyorlar. Ufak bir azınlığın çıkardığı olaylar yüzünden topluca cezalar verilerek masum taraftarlar cezalandırılıyor, en çarpıcı örneği seyircisiz maç cezaları. Ortada somut kanıtlar olmadığı halde her sene binlerce tribüncü stat yasağı alıyor.


Tüm olumsuzluklara rağmen biz Avrupa’da tribün kovalayan taraftarlar futbolun vazgeçilmez önemli parçası olduğumuzu yüksek sesle dile getirmeliyiz! Tribüncü olduğumuzdan dolayı ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Bu ağır baskılara karşı hep beraber organize olarak direnişe geçmeliyiz. Tribün kültürünü koruma altına almanın vakti geldi!


Avrupa’nın her ülkesinde yaşayan tribüncülerin ortak istekleri;


.  Kulüpler ve kulüpler birliğini federasyonları taraftar kartları çıkartmalarını durdurmalarını istiyoruz


.  Yeni yasalar çerçevesinde polislerin yaka numarası taşımaları kanunen  zorunlu tutulmasını istiyoruz


.  Statlarda polis istemiyoruz. Onun yerine Taraftarla irtibatı sağlayacak iyi eğitimli özel güvenlik güçleri istiyoruz.


. Pankart yasaklarının kalkmasını istiyoruz.


. Taraftara kendi içinde kontrolü sağlayacak imkânların sunulması için UEFA ve ülke federasyonları yetkililerinden     destek olmalarını istiyoruz.


Biz futbol taraftarları takımlarımıza verdiğimiz desteği, tutkumuzu özgürce ve misafirperver ortamda yaşamak istiyoruz. Eğer bizi ciddiye alır kulak verirseniz sorunun değil çözümün önemli parçası olduğumuzu anlayacaksınız.
Gelin, yok etmeye çalıştıkları Tribün Kültürünün futbolun önemli unsuru olduğunu dünya âleme gösterelim.
29 Nisan-16 Mayıs tarihleri arasında tüm Avrupa’da tribüncülere uygulanan baskılara karşı ortak eylemine “Save Fan Culture!” (Tribün kültürünü kurtaralım) sizde katılın. Pankartlar, koreografiler hazırlayın. Bildiriler dağıtın herkese haber verin.
……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Orijinal metni burada >>> link elimden geldiği kadar çevirmeye çalıştım. Eyleme Fenerbahçeli(Unifeb1907) Arkadaşlarda katılıyor >>> link


Tüm husumetleri ezeli rekabeti renk ve kulüp aşkını bir kenara bırakıp Unifeb1907 öncülüğünde 29 Nisan 16 Mayıs tarihleri arasında ortak eylem düzenlenebilir diye düşünüyorum. Sesimizi duyurmanın zamanı geldi henüz geç değil. Gelin, bir kere olsun taraftarın gücünü gösterelim.

 

             FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING !

 

Weiterlesen

Görmüyor Musunuz?

12. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ya da görmek istemiyor musunuz? Her spor kulübünün altyapısı vardır hatta Almanya’da en alt kümde amatör futbol kulüplerinin bile en azından 2 genç takımı olmak zorunda aksi takdirde her sezon sonu para ve puan silme cezası alıyorlar. Kulüpler için altyapılar önemlidir, buradan çıkan sporcular kulübün örf ve adetleri yönünde eğitim alırlar ve kulüple özdeşleşirler. Galatasaray bir zamanlar bunu Türkiye’de en iyi yapan kulüplerin başında geliyordu hatta Avrupa’da bile sayılı kulüpler arasındaydı. Bence Türkiye’de yine en iyiler arasındayız ama geçen yıllara nazaran altyapıdan çıkan yetenekler sayısı azalmaya başladı. Ülkemizde eğitmen sorunu olabilir fakat Galatasaray’da bu söz konusu değil. Türk futbolunu yönetenlerin yanlış endüstriyel futbol zihniyeti ülkenin genç yeteneklerinin yollarını tıkıyor. Bas parayı al Avrupa’dan en kralını, zihniyet son 10 yıldır bu yönde hazıra konmak herkesin kolayına geliyor. Diğer yandan yeni oluşan genç google jenersyon taraftarıda tatmin etmek kolay değil. Ama önemli değerlerin kaybolduğunu farkında mıyız?


Üç haftadır Galatasaray A2 takımının maçlarını televizyondan takip ediyorum. Takım fena değil, malum çoğu maçların temposu çok düşük o yüzden bir üst ligle kıyaslamak zor. Yinede gözüme iki oyuncu çarptı,” Sinan Osmanoğlu ve Berk Neziroğluları” Biri 21 yaşında(Sinan) öbürü 20 yaşında(Berk).

Sinan_Osmanoglu2266.jpg  Berk_Neziroglulari-Kopie-1.jpg

           Sinan Osmanoğlu                              Berk Neziroğluları

 

Peki, bu gençler neden hala A takımına alınmıyorlar? İlginç ikisi de defans oyuncusu, fizik yapıları da yerinde, hele Sinan 1.95 boyu ve vücut yapısıyla Servetten kalır yanı yok. Şu anda Türk futbolunun en sıkıntılı bölgesi defans ve uzun zamandır bu mevkide oyuncu çıkmıyor. Benim anlamadığım niçin bu gençler sezon içinde A takımına alınıp yetiştirilmedi? Kabul ediyorum televizyondan seyretmekle kesin karar vermek mümkün değil, mutlaka çıplak gözle de takip edilmeli ve ediliyordur bundan kuşkum yok. Hayret kimse bu iki genci şimdiye kadar fark etmedi mi? Yoksa bazıları kendilerini koltuk sevdasına kaptırıp zaman bulamadı mı? Umarım önümüzdeki sezon bu iki genç kardeşime bir fırsat verilir hatta şu son 6 haftada bile en azından 5-10 dakika oynama şansı bulurlar.

Weiterlesen

Alma Mazlumun Ahını !

11. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Birkaç gün önce >>>> I LOVE YOU ARDA TURAN

 

Allah intikam almak istediği kulunu, bir başka kulu ile cezalandırır.

Fakat Allah ilmi bilmeyenler, bunu kul yaptı sanır !

 

Sen bizimsin bizde senin ARDA TURAN....

Weiterlesen

Savoirfaire

11. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

 

Football_Jihad_Pins_by_Savoirfaire_Roma.jpg

p_s_m__savoirfaire_roma_by_savoirfaire_roma-d2vc940.jpg

No_Fair_Play___Savoirfaire_by_Savoirfaire_Roma.jpg

Weiterlesen

BÜYÜKSÜN !

10. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

İnşallah kalırsın hocam....

bulent_under_600_HLEXM.jpg

Weiterlesen

Perde Kapanınca

10. April 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Wenn der Vorhang fällt sieh hinter die Kulissen
die Bösen sind oft gut und die Guten sind gerissen
Geblendet vom Szenario erkennt man nicht
die wahren Drahmen spielen nicht im Rampenlicht



Perde kapanınca sahnenin arkasına bak

Kötüler genelde iyilerdir

İyilerde çok sinsidir

Senaryo aldatır

Gerçek dramlar spotların önünde yaşanmaz....


Weiterlesen