Tribün Kültürünü Kurtaralım!
Aşırı ve orantısız müdahaleler hiçbir belirgin nedenleri göstermeden stadyum yasakları. Gereksiz bahaneler öne sürerek pankart ve bayrakların yasaklanması. Münferit cezaların yanı sıra topluca taraftar gruplarının yasaklanmaları ve fişlenmeler. Geçtiğimiz son yıllarda Tribün kovalayan taraftarlar buna benzer cezalarla iç ve dış saha müsabakalarında karşılaştılar.
Yaşanan olumsuzluklar yüzünden, görevi halkı korumayla mükellef olan devletin emniyet güçlerini taraftarın gözünde bir numaralı düşmanı haline getirdi. Tribüncüler bu uygulamaları “modern futbolun” bir parçası olduğundan eminler. Kulüp yönetimleri ile çıkan sorunlar, polisin verdiği ağır cezalar ve toplu fişlenmeler maalesef tribün kovalayan taraftarların hayatının bir parçası oldu.
Stadyumların içi son yıllarda değişti. Aşırı derecede artan endüstriyel futbol kulüpleri hatta ligleri sponsorlara yayıncı kuruluşlara ve zengin yatırımcılara bağımlı bıraktı. Bundan dolayı çıkarılan yeni yasalar yürütmeler statlarda güvenliği arttırdı. Meşale yakma vb. yasakları getirenler tüm Avrupa’da taraftarları ağır baskılarla mağdur durumda bırakarak özgürlüklerini ellerinden aldılar.
Şu sıralar Avrupa’nın her ülkesinde yeni yasalar çıkarıldı ağır yöntemler yürürlüğe koyuldu. Örneğin yeni kamera sistemleri ve taraftar kartları bunlardan bazıları. Pek çok taraftar statlarda polisin ve özel güvenlik güçlerinin baskısıyla karşılaşıyor. Her ikisi de aldıkları yetersiz eğitimden dolayı taraftarla irtibat kurmakta zorlanıyorlar ve bu da gereksiz yere arbede çıkmasına neden oluyor. Sorumluluğu taraftarla paylaşarak onlara kendilerini kontrol etme fırsatı vermek yerine pasifleştirerek sıradan müşteriye dönüştürüyorlar. Ufak bir azınlığın çıkardığı olaylar yüzünden topluca cezalar verilerek masum taraftarlar cezalandırılıyor, en çarpıcı örneği seyircisiz maç cezaları. Ortada somut kanıtlar olmadığı halde her sene binlerce tribüncü stat yasağı alıyor.
Tüm olumsuzluklara rağmen biz Avrupa’da tribün kovalayan taraftarlar futbolun vazgeçilmez önemli parçası olduğumuzu yüksek sesle dile getirmeliyiz! Tribüncü olduğumuzdan dolayı ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz. Bu ağır baskılara karşı hep beraber organize olarak direnişe geçmeliyiz. Tribün kültürünü koruma altına almanın vakti geldi!
Avrupa’nın her ülkesinde yaşayan tribüncülerin ortak istekleri;
. Kulüpler ve kulüpler birliğini federasyonları taraftar kartları çıkartmalarını durdurmalarını istiyoruz
. Yeni yasalar çerçevesinde polislerin yaka numarası taşımaları kanunen zorunlu tutulmasını istiyoruz
. Statlarda polis istemiyoruz. Onun yerine Taraftarla irtibatı sağlayacak iyi eğitimli özel güvenlik güçleri istiyoruz.
. Pankart yasaklarının kalkmasını istiyoruz.
. Taraftara kendi içinde kontrolü sağlayacak imkânların sunulması için UEFA ve ülke federasyonları yetkililerinden destek olmalarını istiyoruz.
Biz futbol taraftarları takımlarımıza verdiğimiz desteği, tutkumuzu özgürce ve misafirperver ortamda yaşamak istiyoruz. Eğer bizi ciddiye alır kulak verirseniz sorunun değil çözümün önemli parçası olduğumuzu anlayacaksınız.
Gelin, yok etmeye çalıştıkları Tribün Kültürünün futbolun önemli unsuru olduğunu dünya âleme gösterelim.
29 Nisan-16 Mayıs tarihleri arasında tüm Avrupa’da tribüncülere uygulanan baskılara karşı ortak eylemine “Save Fan Culture!” (Tribün kültürünü kurtaralım) sizde katılın. Pankartlar, koreografiler hazırlayın. Bildiriler dağıtın herkese haber verin.
……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………
Orijinal metni burada >>> link elimden geldiği kadar çevirmeye çalıştım. Eyleme Fenerbahçeli(Unifeb1907) Arkadaşlarda katılıyor >>> link
Tüm husumetleri ezeli rekabeti renk ve kulüp aşkını bir kenara bırakıp Unifeb1907 öncülüğünde 29 Nisan 16 Mayıs tarihleri arasında ortak eylem düzenlenebilir diye düşünüyorum. Sesimizi duyurmanın zamanı geldi henüz geç değil. Gelin, bir kere olsun taraftarın gücünü gösterelim.
FOOTBALL WITHOUT ULTRAS IS NOTHING !