This is Football
Gördüğünüz futboldan başka futbol yok arkadaşlar. Sabahlara kadar transfer nöbetleri tutacağınıza çıkın dışarıya futbol oynayın.
Aklıma gelmişken Klose daha çok genç, nerden baksanız Tanju Çolaktan 15 yaş küçük....
Güzeldi, Bozuldu
Yukarda gördüğünüz video 25 yıl önce oynanan GS-BJK derbisinden kısa bir özet. O yıllarda da endüstriyel futbol vardı, maçlar televizyondan yayınlanıyordu hem de şifresiz. Stat tıka basa doluydu tribünler yarı-yarı insanlar cıvıl, cıvıl. Bir küçük çocuk babasıyla maça gelmiş kim bilir o gece heyecandan uyuyamamıştır yumurcak ama akşam eve gelince mışıl mışıl uyumuştur çünkü gece yarısı evlerine ulaşmadılar çünkü maç gündüzdü. Stadın önü ana baba günü ama yine de TRT maçın havasını olduğu gibi ekranlara yansıtmayı başarıyor. Maçtan önce hakemle ufak sohbet, şimdi yanlarına yaklaşamazsın. Metin “duyduk bugün maç varmış geldik” havasında rahat taraftarların arasından geçip stada giriyor. İlyas mikrofona konuşurken heyecandan titriyor. Polis taraftarı zapt etmekte zorlanmıyor herkes haddini biliyor.
O yıllarda da modern futbol oynanıyordu sağdan soldan bindirmeler, alan savunması 3-5-2 dört bilmem kaç.
Hakem ofsayttan dolayı Beşiktaş’ın golünü iptal ediyor. Kritik pozisyon, hemen saha kenarında görev yapan foto muhabirlerine mikrofon uzatılıyor. Almanya’da yılın hakeme seçilmemiş ama 35 yıldır tecrübesi var her haliyle baba adam bir yandan yorum yapıyor diğer yandan işini aksatmıyor.
Bir anda saha içi karışıyor Prekazi ve Ali birbirine giriyorlar, hakemde eyyamcılığa yer yok iki yaramazı kırmızı kartla cezalandırıyor. Kaptan Cüneyt Prekaziyi kenara çekmiş “ne yaptın Cevat” dercesine fırçalıyor. Kameralar yine saha içinde İsmail’den samimi itiraflar.
Yaklaşık 18 senedir parayı basıp futbolu şifrelediler. Yangından mal kaçırır gibi elimizden kaptılar güzel oyunumuzu. Yine de ne yapsalar nafile. En son teknolojik donanım, süper slow motion kameralar mini etekli Barbie bebekler milyarlarca dolar verilen yayın hakları. Hiç biri yukarda gördüğünüz o tertemiz saf heyecan dolu görüntüleri ya da Militonovic’in dediği gibi “Güney Amerika ambiyansını” yansıtmaları mümkün değil. Meğer bazı şeyler parayla satın alınamıyormuş!
Hem nasıl yansıtsınlar? Spor muhabirlerinin sahaya girmesi yasak. Hakemle maçtan önce ve sonra konuşmak yasak. Görüntü kirliliği yüzünden konfeti atmak yasak. Ama tribüne gelen güzel hanımlara taciz edercesine kamerayla zoom yapmak serbest.
Bubsche lebbe geht weida
...und du gehst me uf de sack hosebloser

Saraybosna’ya Hoş Geldiniz
Bu bir parçalanmış ülkenin öyküsü. Avusturya’da çıkan ballesterer dergisinin yazarları Stefan Kraft ve Martin Schreiner ele almışlar. Bir zamanlar et tırnak gibi tek parça, farklı inançlara bağlı insanların yan yana yaşadıkları. Sonra aniden düşman oldukları kent Saraybosna’da geçen birkaç hikâyeler.
Bu hikâye Cafe Tuborg’da bir fincan Türk kahvesiyle başlıyor. Ivan Osim yakında 70 yaşına girecek, yavaşça kolunu kaldırıp bize mekânın karşısında bulunan camiyi gösteriyor. “Ben okula orada başladım sonra Sırp Ortodoks kilisesinin okuluna devam ettim. Bir süre sonra Hırvat Katolik kilisesinin okuluna gittim. Ama benim hayatımda tek önemli olan şey futboldu. Okul ile antrenman sahasının arası birkaç yüz metreydi. Arkadaşımla dersten çıkar çıkmaz heyecanla topumuzu sürerek sahaya koşardık.”
Bulunduğumuz yer Grbavica Saraybosna’nın bir semti Ivan Osimin doğup büyüdüğü şehir. Osim futbola burada başlamış Zeljeznar kulübünde. Savaş sırasında sınırın geçtiği bölge. Şimdi ise oğlu Amar Zeljeznar kulübünün teknik direktörlüğünü yapıyor ve bir lokali var. Duvarları yemyeşil boyalı bokslardan yüksek sesle müzik çalıyor. Burası bir zamanlar Yugoslavya’ydı. ”Yazık güzel günlerdi, birbirimize çok yakındık” diyor Ivan Osim buruk sesiyle.
Bu hikâye bodrum katında başlıyor. Salon futbol kulübü FC Tango Republika Srpska Bosna’nın sırp yöresinden. FC Tango kulübü bir basın toplantısı düzenlediğinden bizi de davet etti. Basın toplantısına katılan tek yabancı gazeteciyiz. Birde bize refakatçilik yapan Oslobodenje gazetesinin spor muhabiri Jasmin Ligata var, Bosna Hersek federasyonundan katılan tek gazeteci. FC Tango Kulüp başkanı yeni projelerini anlatıyor. Danimarkalı NGO birliğiyle ortak düzenledikleri “Open Fun Football Schools” projesi bölgede yaşayan farklı inançlara sahip çocukları bir araya getirip futbol öğretmek. Jasmin ama başka şeylerin peşinde. Şu sıralar Bosna Hersek futbol federasyonunda yeni gelişmeleri soruyor. FC Tango ile alakası yok ama başkanın ülkede siyasi ağırlığı büyük ve federasyon başkanı Milorad Dodikin yakın danışmanı. Üstelik FC Tango kulübüne 4 Müslüman futbolcu transfer etmiş.
Bu hikâye virane haline dönmüş bir stadyumda başlıyor, kentin doğu tarafında. Asim-Ferhatovic-Hase stadı. Halk arasında Kosevo olarak geçiyor malum bölgenin konumundan dolayı. Fakat tüm dünya burayı 1984 kış olimpiyatlarından tanıyor böylece gerçek adı Olimpiyat Stadyumu. Dün burada FK Olimpik ile FK Sarajevo maç yaptı. İki kulübün arasında her açıdan büyük fark var. Derbide ev sahipliği yapan Olimpik ne kendine ait tesisleri var nede maçlarını oynayacak statları bulunuyor. Taraftar diye sorarsanız bir avuç kişi hava güzel olursa seyretmeye geliyorlar. FK Sarajevo ise Kosevo bölgesinin büyük takımı. Taraftarıyla tarihiyle Olimpik kulübünden üstün ve 65 yıl içinde bölgeyi idare eden devlet yetkililerin desteklediği takım. Olimpik ise Red Bull Salzburg gibi “tüp bebek” takımı 1993 yılında Reklam şirket sahibi Nijaz Gracic tarafından kurulmuş 2009 yılında birinci lige yükselmişler.
Stadyumun aşağısında bir zamanlar antrenman tesisleri bulunuyordu. Şimdi belediye orayı mezar yapmış, farklı dinlere bağlı insanlar yan yana yatıyor. Bir kabrin başında futbol topuna benzeyen mezar taşı var. Ama şehirde böyle şeyler normal karşılanıyor nede olsa geçmişte futbol ile yatıp kalkmışlar şimdi eski günlere geri dönmek istiyorlar.
Bu hikâye Libertas adlı bir lüks lokantada başlıyor. Saraybosna’nın eski bir semtinin içinde. Günümüzde hala bir tarafı Viyana diğeri Oryantal olarak ayrılıyor. Masamızda Kemal Korsic ile oturuyoruz. Korsic Bosna Hersek devlet bankasının başkanı ve bir zamanlar FK Zeljeznicar Sarajevo kulübünün başkanlığını yapmış. Zeljeznicar açılımı demiryolu, kulübün kurucuları da demiryolları işçileri. Eskiden stadın üst kısmında bulunan demiryolundan geçen trenler siren çalarak taraftarları selamladığını anlatıyor başkan. Kemal Korsic aynı Ivan Osim gibi Grabavica’da doğup büyümüş. 1972 yılında Yugoslavya şampiyonluğunu kazanan takım kadrosunu bir solukta sayıyor. “Şu sıralar stadı büyütme planlarını tartışıyoruz. Önemli proje, stadın içinde alışveriş merkezleri de olacak” diyor Korsic. Bunu duyunca yediğimiz balık midemize taş gibi oturuyor, endüstriyel futbol buralara kadar gelmiş meğer.
Futbol ilginç oyun, bazen acımasızca savaşlara sebep oluyor Tribünde başlayan savaş . Bazen de farklı din ırk tanımadan eski kan düşmanlarını birleştiriyor. Bu vesileyle dünya futbol tarihinde önemli yeri olan büyük futbol üstadı Ivan Osimin 70. Yaş günü kutlu olsun.
Gelsin Bulutsuzluk Özleminden “Yaşamaya mecbursun!”
You're Nobody...
I spit phrases that'll thrill you
You're nobody til somebody kills you
Fuck the fake legends....
Bir Gün Anlarsın, Hayır Geç Kalmadın Henüz Farkında Değilsin!
If I could recelect before my hood dayz
I'd sit and reminisce, thinking and bliss on the good days
i stop and stare at the younger, my heart goes to'em
They tested, it was stressed that they under
In our days, things changed
Everyone's ashamed to the youth cuz the truth looks strange
And for me it's reversed, we left them a world that's cursed, and it hurts
cause any day they'll push the button
and yall condemned like Malcolm x and Bobby Hunton, died for nothin
Don't them let me get teary, the world looks dreary
but when you wipe your eyes, see it clearly
there's no need for you to fear me
if you take the time to hear me, maybe you can learn to cheer me
I don't trip and let it fade me, from outta the frying pan
We jump into another form of slavery
Even now I keep discouraged
Wonder if they take it all back while I still keep the courage
I refuse to be a role model
I set goals, take control, drink out my own bottles
I make mistakes, I learn from everyone
And when its said and done
I bet this Brotha be a better one
If I'm upset, you don't stress
Never forget, that God hasn't finished with me yet
I feel his hand on my brain !!!
Ich bin auf einem weg wo es kein zurück gibt. Aber dort wo ich hingehe gibt es eine andere Welt, besser schöner. Ihr habt angst von der anderen Welt, nur feiglinge fürchten sich. Ich habe keine angst....
Başarının Formülü
Pekte geriye gitmeye gerek yok. Fatih Terim hocamız 11 yıl önce UEFA kupasını kazandığımız gece maçtan sonra verdiği röportajında “Başarının Formülünü” açıklıyor bkz:
Videonun 2.34 dakikasında söyledikleri günümüz içinde geçerli;link
“Mükemmel karakterli oyuncularla bizim yapamayacağımız şey yok.
Uyumlu bir yönetim, mükemmel seyirci ve bizi buraya hazırlayan yazılı ve görsel medyaya sonsuz teşekkür ediyorum.
Böyle bir grup bir araya geldiği zaman Ki her zaman gelmeli. Bu bilinmez sadece bu günlerde gelmemeli. Ülkede her zaman bir araya gelmeli. O zaman bizim ve Türk insanın yapamayacağı şey yok!”
Galatasaray son seçimlerde ortaya çıkan yönetimi 1996 yılında göreve gelen yönetimden daha güçlü burada şahsen sorun görmüyorum. Görsel ve yazılı medya maalesef güven vermiyor. Çünkü o yıllarda Galatasaray’ı göklere çıkaranlar bir süre sonra bazılarının hazımsızlıklarına çanak tutarak Galatasaray’a karşı cephe aldılar, bu benim şahsi görüşüm.
Aynı futbolcuları bir araya getirmek zor sade transfer yapmakla olmuyor. Satın alınan oyuncunun bonservisi, karakteri ve huyu parayla satın alınmıyor. Fatih Terim ikinci dönem takımın başına geldiğinde bunun acısını çekti. Ne güçlü yönetim vardı nede o bahsettiği mükemmel futbolcu topluluğu. Medya ise UEFA ve Süper kupa sahibi Galatasaray’a nasıl geçiririm yarışına girmişti. Ve o eski günlerde ASY stadını cehenneme çeviren Taraftar eskisi değildi. En can alıcı noktada zaten buydu.
Hadi medyayı bir kenara koyalım, nasıl olsa yalan yazıyor şampiyon olmayınca. Güçlü yönetim kuruldu, mükemmel karakterli oyuncuları da bir araya getirdik. Peki, Taraftar?
Son günlerde yine transfer dedikoduları havada uçuşuyor. Alıştık ama çözüm bu değil. Süper yıldızlarla çok gün kurtardık. Ne çabuk unuttuk Lincoln, Elano, Keita, Kewell, Baroş ile yakılan saman alevlerini? Coştuk coşmasına da zamanla parçalandık küstük kızdık. Kibirliyiz kinciyiz kıskancız kuyruk acılarımız diz boyu. Asla kendimi soyutlamıyorum. Yazdıklarımın her zaman arkasındayım. Yapılan hatalara bazen abartılı şekilde öfkelensem de yine de kızamıyorum onları çok seviyorum. Çünkü bende o tribünün parçasıyım yapılan hataları kendim yapmış hissediyorum. Ben Galatasaray tribünün mükemmel olduğunu biliyorum. Şu günlerde Basketbol maçlarında ortaya koydukları performans ile Yunanlıları gölgede bıraktılar. Galatasaraylılar mükemmelle yetinmezler daha mükemmelin peşindedirler. Galatasaray’ımızın önümüzdeki sezon en büyük transferi kuşkusuz tribünleridir hem de bir kuruş masraf etmeden.
Tekrar yine böyle olabilir miyiz?

Kol kırılır yen içinde kalır.
Dal rüzgârı affetse de, kırılmıştır bir kere.
İki ucu boklu değnek nerden tutsan elinde kalıyor…..
Bazen
bütün koşullar uygunken bile ölemezsin....