Değişmeyen Düzen
Geçen hafta cumartesi günü Bursa'da yaşanan olaylara değinmedim. Gerek görmüyorum çünkü kimse o insanlarla empati kuramaz ve niyetleride yok...hiç olmadı. Aşağıdaki şiir her şeyi açıklıyor fazla sözede gerek yok...
Biz suçluyuz,şu köşede dururuz
Çünkü başka boş yer kalmadı.
(Berthold Brecht)
Her lanet olası pazar günü,
Yine atkımızı takıyoruz,
Yine Otobüse binip deplasmana gidiyoruz,
Yine Bayraklarımızı sallıyoruz
Yine omuz omuza girerek bağırıyoruz
Yine atılan golde sevinçten kopuyoruz
Yine her mağlubiyettin ardından ağlıyoruz.
Her lanet olası pazar aynısı oluyor,
Ve her pazar o lanet mavi üniformalılar bize iğrenç yaratıkmışız gibi bakıyorlar.
Ağızlarından çıkan aşalayıcı sözler,
Bizlere her defasında toplum dışı olduğumuzu hatırlatıyor.
Her lanet olası pazar aynısını yaşıyoruz.
Yanlış tarafta durmaktan başka çaremiz kalmadı,
Doğru tarafta olduğumuzu bildiğimiz halde.
Farkındayız ama biz yinede yılmıyoruz.
Bunu annemiz babamız biliyor,
Sevgilimiz,
Arkadaşlarımız
Patronumuz.
Evet, biz suçluyuz!
Eğer içiniz rahat ediyorsa sizin dediğiniz gibi olsun.
Adaletsiz düzen
Toplum içinde Sosyal çöküş
Çevre kirliliği
Dünyada onca kötülük olurken
Evet, biz suçluyuz içiniz rahat olsun.
Yanlış tarafta olmaktan gurur duyuyoruz.
Bir kez olsun sormadılar,
Hak etiğimiz tatil gününü
Evde oturup Televizyon karşısında
Annemizin yaptığı mis gibi böreğin
Koltukta tadını çıkarmak varken
Gişede bilet kuyruğuna seçtiğimizi.
Soramazlar çünkü onlar bu sorunun cevabını hak etmiyorlar.
Bizde kimseye anlatmak zorunda değiliz
Çünkü anlatılacak hiç bir şey kalmadı
Açıklamaya kalksak,
Televizyonda yapılan lüzumsuz tartışmalara odaklanmış,
Sahtekâr siyasetçilerin boş vaatleriyle beyinleri uyuşmuş yaratıklar,
Bizleri anlamaya güçleri yetmez.
Ve bizde kimseye bu durumu hiç bir zaman açıklamayacağız
Şu lanet olası pazar gününde yaşadıklarımız
Ne gazete satırlarına sığar
Nede bir Televizyon kanalı yayınlamaya gücü yeter
Hiç bir realite şovu bu gerçeği yansıtamaz
Şairler satırlara dökemez,
Hissettiklerimiz, sadece bize ait.
Evet, biz suçluyuz!
Şu ucu bucağı görünmeyen maceranın içinde
Suçumuz dost olmak,
Hatta daha ötesi, biz kardeşiz
Suçumuz âşık olmak, karşılıksız
Suçumuz paylaşmak
Suçumuz yaratıcılığımız
Suçumuz endüstriyel futbola karşı direnişimiz
Suçumuz karşılıksız iyilik yapmak
Suçumuz Hayatta kalmak için savaşmak
İşte tüm bunlar toplumda rahatsızlık yaratıyor.
Ama siz bize başka yeri laik görmüyorsunuz.
Siz doğruysanız, hoş geldiniz yanlışlar
Yazdığım bu satırların hiç bir önemi yok, kimseyi yüceltmiyor, ve kimseye de bir şeyler anlatmak istemiyor.Yazdıklarım bir tutkunun tarifi.Söz hakkı olmayan,sesini yükseltemeyen, sesiz çoğunluğun çığlığı.
Satırları olduğu gibi kabul edin,eğer yazdıklarımı içinizde hissediyorsanız o zaman siz de bizdensiniz.....
LIBERTA PER GLI ULTRAS !
Bir Zamanlar
Orjinal;
2005 yılı Ankara;
Şu sıralar dünyayı sarı lacivert görenlere tavsiyem gözlüklerinizi çıkarın ;)
Mentalita Ultras#35 Fossa dei Leoni&The End
Mentalita Ultras dizisini son yazısını onlara ayırdım. Bende özel yerleri var 1999 yılında karşılaştığımız Şampiyonlar Ligi grup müsabakasında 2:1 yenildiğimiz maçta yakından tanışma fırsatı buldum.
Ama ne yazık ki 2005 yılında dönüp arkalarına bakmadan dürüstçe onurlarıyla 38 yıllık muhteşem geçmişlerine bir çizik atarak Ultras âleminden çekildiler.
Nasıl kurulduklarına dair ilk bölümlerin birinde değindim. Mentalita ULTRAS#3
Önceden yazmıştım, Ultraların dünyası şizofren irrasyonel radikal romantik ve bir o kadarda acımasız.
Tuhaf, hiçbir zaman “tamam buraya kadardı bitti” diyemediler. Hep kavga dövüş kalp kırmalar yaşandı. Yıllarca aynı davanın peşinden koşan çatışmalarda omuz omuza mücadele eden can ciğer insanlar bir anda birbirine düşman oluyorlar. Ve ister istemez insan kendine soruyor. “Biz şimdiye kadar gerçekten birbirimizi sevdik mi yoksa kendimizi mi kandırıyorduk?”
Fossa dei Leoni 38 yıl Milan güney tribününde sürdürdüğü varlığını bir celsede fesih etmesi tüm ülkede şok etkisi yarattı. Sebepleri bugüne kadar bilinmiyor perde arkasında yaşananlar hepsi muamma. Fakat somut bilgilerin satır aralarını okuduğumuzda olayın gerçekleri kolayca anlaşılıyor.
Peki, neler yaşandı?
29 Ekim 2005 Milan-Juventus maçı. O gün güney tribününde, FDL pankartı üzerinde Juventus taraftar grubu Viking’e ait iki bayrak sallanıyordu. Ultra âleminde bunun ne anlama geldiğini herkes bilir. “Mentalita Ultras” kuralları gereği çatışmada rakibin elinden sancağı kapılır ve karşı tarafa elde edilen zafer işareti olarak tribüne asılır.
Sonrası sancağı kaptıran tarafa kalmıştır genelde mağlup gelen ve pankartını kaptıran grup kendini fesih eder.
Yalnız burada bir tuhaflık vardı Viking grubunun sancakları kavgada kapılmamıştı ve nasıl ele geçtiği de bilinmiyordu. Söylentilere göre sancakları Lecce Ultraları bir yerde bulmuş FDL grubuna teslim etmişti.
Dört gün sonra Eindhoven dönüşü gündüz Milano şehir merkezinde FDL grubu üyesi olan ve deplasmanda açılan pankartı taşıyan genç 11 bıçaklı kişi tarafından yolu kesilip gasp ediliyor ve pankartı kaptırıyor, gerçek öykü burada başlıyor.
Birkaç gün sonra Milano şehrinde bulunan Viking grubu üyelerinin evleri DIGOS( İtalya’da özel polis timi bir başka adıyla polis büro) tarafından aranıyor.
Aradan bir hafta geçiyor her şey yolunda. Viking grubunun sancakları Juventus tribünlerinde FDL pankartı da Milano’da. Herkes sorunun çözüldüğünü sanıyor ama maalesef öyle değil.
Hafta ortası etrafta bir söylenti dolanmaya başlıyor “FDL fesih edildi”. Kimse bu çirkin dedikoduya inanmak istemiyor. Fakat söylenenler hepsi gerçek. O günlerde FDL grubunun ve güney tribününde bulunan diğer grup başkanları bir araya gelerek Fossa dei Leoni dağılmasına karar veriyorlar. Ve 16 Kasım günü İnternet sitelerinde son bir veda bildirisi yayınlanıyor;
Resmi Açıklama
Fossa dei Leoni kendini fesih etti.
Juventus olayından sonra açıklama yapmaya gerek duymadık çünkü biz böyle durumlarda başka çare yöntemlerine başvururuz. Ve bu seferde son yaşananlar üzerine bir satır açıklama yapmayacağız. Sade şunun altını çizmek istiyoruz. İçimizden sandığımız bazıları sorunları konforlu yollardan çözmeye kalkarak bu utanç verici tutumlarıyla kendilerine menfaat sağladılar.
Bizler, şahsımız hakkında yapılan suçlamalara karşı savunmuyoruz. Böyle bir şeyi aklımızın ucundan bile geçirmediğimizi. Bizimle tanışma şerefine ulaşan yandaşlarımız ve meydanlarda çatıştığımız rakiplerimizde asla şerefsizce kimseyi satmadığımızı gayet iyi biliyorlar.
38 yıldır Fossa dei Leoni üyeleri oluşumun kurulduğu günden bu yana değerlerine sahip çıktı ve asla yollarından sapmadılar.
Bugün Fossa dei Leoni sona erdi. Şunu unutmayın, her birimizin baş tacı yaptığı değerler o kutsal ruh ebediyen kalbimizde yaşamaya devam edecek.
Herkese Teşekkürler
Fossa dei Leoni.
Bildiriyi kısa kestim. Orijinal metne FDL sitesinden ulaşabilirsiniz >>> www.fdl.it
Açıklamadan şunlar ortaya çıkıyor. FDL üst yetkilileri Eindhoven dönüşü kaptırılan pankart sonrası Viking gurubunu polise şikâyet ettiği iddiasıyla karşı karşıya. Onlar suçlamaları reddediyorlar ve çirkin bir iftira olduğunu söylüyorlar. Fakat şu güne kadar bu olay hakkında kimse gerçekleri çıkıp söylemedi. Ne Juventus tarafından bir açıklama var ne de polisten. Atılan iftira ile onuru zedelenen FDL buna fazla tahammül edemeyip tek çareyi oluşumu fesih etmekte karar verdi.
FDL gurubunun yaptığı açıklamaya cevap gecikmedi ve karşı taraftan, yani kendi tribünlerinden onları suçlayanlar bir kontra açıklama yaptılar;
Fossa dei Leoni açıklamasına düzeltme!
Kimse yanlış illüzyonlara kapılıp afili sözlerle açıklamalar yayınlayarak eyyamcılık yapmasın. Biz bunları görmekten duymaktan bıktık. Yaşanan vahim olaylardan sonra tek çözüm yolu 15 üst yetkiliyi oluşumdan uzaklaştırmaktı. Çünkü onlar güney tribününde durmayı hak etmiyorlar. Yeni yönetim seçilmesi önerildi. Dik duruş sergileyerek tarihe geçen üzücü olayları bir nevi olsun azaltması ve oluşumun adına gelen lekeyi silmesini istedik. Yıllarca Güney Tribününün öncüsü ve hepimizin gururu olan oluşum ancak böyle adına ve şanına laik varlığını sürdürebilirdi. Siz ise kibirliliğinizden taviz vermediniz. Sadakatle sancağına bağlı binlerce üyenizi, “biz yoksak Fossa dei Leoni de olmayacak” kararını verdiniz ve bu masum insanları cezalandırdınız. Dağılmanızın üzüntüsüne yıllarca süren arkadaşlıkların bozulması ayrı bir acı kattı.
“ Tribünlerde siyaset olmasın Yaşasın Rosseneri de sud” sloganı altında hepinize kucak açtık.
Brigatte Rossonere, Commondos Tigre ve bize bağlı tüm gruplar.
Karşılıklı suçlamalar ve bir sürü polemiklerin başlangıcı. Gecikmeden FDL yeni açıklama yayınlıyor ve önce yazdıklarının sonuna kadar arkasında. Bu sefer iddiaların çoğuna değiniyorlar, endüstriyel futbola, polis baskısına, kulüp yönetimine Galiianiye karşı verdikleri mücadeleyi vurguluyorlar ama olay hakkında zerre kadar ipucu vermiyorlar.
Artık Güney Tribününde her maçta olduğu gibi o efsane “ Leoni armati stiam marciando siam la Fossa dei Leon” marşı söylenmeyecek. Eski pankartın yerini muhteşem günlerden ışık yılları uzak soluk bir “Guerrieri Ultras” pankartı almış.
Bu arada dedikodu kazanı kaynamaya devam ediyor. Kısa süre sonra FDL gurubunun diğer guruplarla siyasi görüş ayrılığı yüzünden dağıldığı söylentileri yayılmaya başladı. Ve maddi konularında söz konusu olduğu, ortada dönen rantın bölüşülemediği ayrılık sebepleri olarak gösterildi. Malum, FDL üye sayısı 5.000 bin. Satılan atkılar t-shirtler kombine biletleri deplasman otobüsleri büyük para döndüğü ortada. Fakat dışardan kimse FDL oluşumunun rant yüzünden dağıldığına ihtimal vermedi.
Maalesef Fossa dei Leoni gurubunun dağılmasıyla güney tribününde sorunları çözülmedi. 17 Ekim 2006 tarihinde Sesto San Giovanni kasabasında Commandos Tigre gurubuna bağlı bir üst yetkili silahlı saldırıda bacağından kurşunlandı. 25 Ocak 2007 tarihinde AS Roma maçı öncesi San Siro stadı önünde yine bir Commandos Tigre üyesi linç edildi. Suçlular kısa süre yakalandı ve mahkemeye çıkarılıp yargılandılar. Fakat her iki taraf, mağdur ve sanıklar gerçekleri anlatmadı ve susma haklarını kullandılar.
İtalya’nın en büyük tribününde olup bitenlere kimse anlam veremedi ki günümüze kadar sürüyor. Ardı arkası kesilmeyen olaylara Mayıs 2007 yılında bir yenisi daha eklendi. Brigate Rossonere ve yeni kurulan Guerrieri Ultras gurubuna bağlı 7 üst yetkili tutuklandı. Polis kulüp yetkililerin şikâyeti üzerine tribün liderleri ve yöneticiler arasında yapılan telefon konuşmalarını dinleyerek. Tribün liderlerinin AC Milan kulübüne şantaj yaptıklarını ortaya çıkardı. “Bize bedava bilet vermezseniz sahaya meşale atarız kulüpte ceza alır”. Milan Curva Sud tribününde yaşanan son yüz kızartıcı olay.
Tüm olanlardan sonra kim suçlu ya da suçsuz ona herkes kendisi karar versin. Bana sorarsanız FDL atılan çirkin iftiralara tahammül edemedi ve inceldiği yerden kopsun dedi. Ortada dönen rant, siyasi görüş ayrılığı sade detay. FDL oluşumu tarihinde her zaman endüstriyel futbola karşı duruşuyla tüm Ultra dünyasına örnek olmuştur. Berlusconi’nin Milan tribünlerine yerleştirmeye çalıştığı “Yönetim-Futbolcu-Taraftar” modeline karşı büyük mücadele verdiler. Manchester’da oynan Şampiyonlar ligi finali Milan-Juventus müsabakası öncesinde Güvenlik güçleri, Kulüpler ve Ultra grupları arasında olay çıkarmama antlaşmasını imzalamadılar. Onlar, onurlarına şereflerine atılan çirkin lekeyi intihar ederek temizlediler. Gösterdikleri dik duruş tüm tribün dünyasına ibret olsun! BİTTİ…
Dizinin tümü;
Mentalita ULTRAS# Lotta Continua
Mentalita ULTRAS# Değişim Ve Ölüler
Mentalita ULTRAS# Yeni Fenomenler
Mentalita ULTRAS# Naziler-Faşistler-Ultras
Mentalita ULTRAS# Heysel,Bir Trajedinin Anatomisi
Mentalita ULTRAS# You'll Never Walk Alone
Mentalita ULTRAS# Acı Dolu Yıllar
Mentalita ULTRAS# Vincenzo Spagnolo Cinayeti Vol.1
Mentalita ULTRAS# Vincenzo Spagnolo Cinayeti Vol.2
Mentalita ULTRAS# Kahraman Spagna
Mentalita ULTRAS# Baste Lame, Baste Infami
Mentalita ULTRAS# Kan Davaları
Mentalita ULTRAS# Kuzeyden Güneye
Mentalita ULTRAS# Paris St.Germain-Galatasaray 13.03.2001
Mentalita ULTRAS# İnternet&Modern Futbol& Yayıncı Kuruluşlar
Mentalita ULTRAS# AS Roma Ultras vs. Carabinieri
Mentalita ULTRAS# Cenova 20/07/2001
Mentalita ULTRAS# Ya Bekçisin Ya Da Hırsız voll.I
Mentalita ULTRAS# Ya Bekçisin Ya Da Hırsız voll.II
Mentalita ULTRAS# Filippo Raciti
Mentalita ULTRAS# Ölü Çocuğun Derbisi
Mentalita ULTRAS# Acı Son Ve Dağılmalar
Mentalita Ultras# Fossa dei Leoni&The End
Siz Ölmediniz
Esirgemem Sözümü ben,
Çıkıp gelsede ölüm
Geri götüremez adımlarımı,
Be yıldıramaz beni hicbir şey… Gülüm
Ne dikenler bıraktım ardımdan… ne Dikenler,
Ki uçları hala kanıyor ayaklarımda
Oysa Karanfiller ekmiştim yollara,
Aş ile mızrap vurup sevdalı sazıma
Kavgamı türkülemiştim,
Yarın bakışlı çocuklara,
Ve semahlar dönmüştüm turnalar gibi,
Pir aşkına Hak aşkına Halk aşkına
Kim söyleye bilir ödüğümü.., kim ?
Siz türkü gibi dağılırken dağ yollarına
Ve toprak gibi yeşilirken memleketim ,
Kim söyleye bilir solduğumu…, kim ?
Ben ölmedimki....
SİZ ÖLMEDİNİZ !
LIBERTA PER GLI ULTRAS !
Kaybedenler Kulübü: The Original
I'd be ashamed to lose
It's just me against the world....
Kuyruk Acısı Değil Onur Mücadelesi
Ben şimdiye kadar kimsenin adamı olmadım ne yönetim içinden birisnle irtibata geçtim nede başkanlarla. 33 yıldır tribün kovalıyorum yaşım 48 yaklaşık 28 yıldır evliyim üç çocuğumuz var 23, 20, 12. 32 yıldır Alman Demiyollarında işçiyim mesleğim makinist. 2009 yılında kaldığım ülkede gittiğim bir futbol müsabakasında güvenlik güçlerinle girdiğim çatışmadan dolayı devlet güçlerine karşı koyduğum için 2012 yılının başına kadar tüm spor müsabakalrından men edildim. Ve o tarihten sonra statlara gitmem biraz daha zorlaşacak, malum bir kere fişlendinizmi ömür boyu peşinizi bırakmıyorlar bu ülkede.
Galatasaray tribünlerinden az kişiyle samimiyetim oldu, doğrusu sade iki kişiyi tanıyordum birisi aramızdan ayrıldı Alpaslan Dikmen diğeride toplam üç kere yüzyüze görüştüğüm Ömer Haliloğlu aynı semtte kalıyoruz. Diğerlerini maçlara geldiğimde tribünde rastlardım hiç yakınlaşma olmadı dek gelirse selamlaşırdık o kadar çoğunu tanımam onlarda beni tanımaz. Sabit tribünde yerim olmadı, tabi hep kapalıda bulunmaya çalıştım ama bu bazen zor oluyordu. Ali Sami Yen statdının dört tribününden elimden geldiği kadar destek vermeye çalıştım birkaç kez stadın önünde yattığım oldu mevzularada girdim. Benim tribüne sık takıldığım yıllarda gruplar yoktu sade semtten gelenler vardı çoğu kişi münferitti. Bu pek önem taşımıyordu o yıllarda mühim olan tribünde bulunmak Galatasarayımızın yanında olmaktı. 2000'li yıllarda grup kurma hevesi başladı. Galatasaray tribünlerini eski günlerine döndürmek amaçlı bir avuç insan büyük gayret gösterdiler. Kuruluş yıllarında mail gruplarından takip ettim, bazı kişiler tribünde tek grup olmaya olumlu bakmıyorlardı şahsen bende aynı fikirdeydim ve bunu defalarca dile getirdim. Yine bir orta yol bulundu ve ultrAslan kuruldu.
Aradan yıllar geçti iyi kötü günler yaşadı tribünümüz ama ne yapıldıysa o eski günlerdeki coşku geri gelmedi. Tabi 21. yüzyılın yeni yetişen nesli, Türkiye'de spor ve futbol kültürünün yozlaşması. Yeni çıkan şiddet yasası, medyanın zorbalığı yaşanan olumsuzlukların baş nedenleri. Oluşum bu süre içinden geldiğimiz güne kadar önemli değişiklikler yaşadı. Şu bir gerçek 2000 yılında Ceylan Otelde toplanıp yeni bir ateşi yakanlar artık aramızda yok. Ve ultrAslan'da o eski ultrAslan değil, maalesef.. Bunun birçok sebepleri var fazla derine inmeyeceğim yıllardır etrafta yazılıp çiziliyor isteyen kendine göre kafasında fikrini oluşturabilir. Esas çöküş 6 kasım 2002 yılında oynanan FB derbisinden sonra başladı. Geriside çorap söküğü gibi geldi 2004 yılında Yürüyedur grubuna yapılanlar bazıları. Eski hava kalmadı hele 2008 yılında Alpaslan Dikmenin vefatı Galatasaray tribünlerinin çöküşü oldu ve bu tüm camiayı olumsuz yönde etkiledi.
Yukarıda belirtiğim gibi ben oluşum içinden en yakın tanıdığım kişi Alpaslandı o günlerde yaşananları aramızda sık tartışırdık ama hiç bir zaman birbirimize kinleşmedik. Lakin 2003 yılında uA.org forumuna üye oldum ama oluşumun organizasyonlarından mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalıştım. Bunun nedeni de Türkiye şartlarını göz önünde bulundurduğumda tribünde tek grubun uzun vaade de sağlıklı olmayacağını biliyordum. Tribünde tek grupların bir süre sonra kolayca yönetimin buyruğuna girme tehliksi karşı karşıya kalacağı kesindi ve durum ortada fazla söze gerek yok.
Fakat 2006 yılının yaz ayında rahmetli benden bir ricada bulundu. Malum 2003 yılında kurulan uA-Avrupa müthiş ilerliyordu ve Almanya'da nerdeyse her eyaltte bir temsilcisi vardı sade Frankfurt kentinde yoktu. Bir grup genç aylar önce Frankfurt-Griesheim'de bir araya gelmiş uA-Hessen grubunu kurmuşlardı ama istedikleri gibi yürümüyordu. Alpaslan benim Frankfurt yakınlarında kaldığımı biliyordu ve bu arkadaşlarla irtibata geçip tanışmamı istedi. Ben o zaman karşı çıktım ve ilgilenmedim bazı bahaneler öne sürdüm çünkü böyle şeye karşıydım. Aradan bir sene geçti ve tesadüfen o zaman aktif olan uA-Avrupa forumunda Tayfur Altıntop arkadaşla tanıştık. Beni toplantılarına davet etti katıldım, sonra beraber o yaz hazırlık maçlarına gittik. Alpaslanın bundan haberi olunca tekrar rica etti bu sefer kıramadım. Çünkü hayatımda gördüğüm en delikanlı gençlerle tanışmıştım. Onları kıramadım ama bir anlaşma yaptık, 2 sene oluşumu düzene sokacaktım sonra gençlere devir edip kenardan destek verecektim. Kısa süre sonra uA-Avrupa Tayfasının diğer üyelerinle tanışma fırsatı buldum. Aralarında mükemmmel insanlarla tanıştım isimlerini tek tek yazmayacağım onlar her zaman kalbimde kalacak.
Güzel işler yapmaya başladık, birlikte deplasmanlara gittik, boş zamanlarımızda piknik yaptık, oturduk hep beraber kafaları çektik. Frankfurt'lu arkadaşlar pek Basketboldan hoşlanmıyorlardı onları Basketbola alıştırdım sonrada bırakamadılar. Hiç unutmam Mart 2008 yılında güzel geçen bir Torino deplasmanımız var Beşiktaşla oynadığımız ULEB-CUP çeyrek final müsbakası. Çoğu o yıl FB derbisine uçak bileti ayırmışken biz Belçika ve Fransadan katılan arkadaşlarla toplam 14 kişi Torino yollarına düşmüştük. Hele İsviçre-İtalya gümrüğünde iç çamaşırlarımıza kadar soydurulup üstümüz arandığını hiç unutmam. Her şey güzel giderken o lanet 27 Eylül 2008 ve hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacığı kesinleşen gün. Meğerse biz birbirimize ne kadar düşmanmışızda farkında değilmişiz. Dedim ya o günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Kavgalar çekişmler zıtlaşmalar şahsi çıkarlar. Bende buna dahilim evet benimde pişman olduğum keşke yapmasaydım dediğim bir sürü kabahatlarım oldu. Ama ben kimsenin onuruna, namusuna, gruruna, özel hayatına el sürmedim. Kimseye durduk yerde hakaret etmedim şimdi olduğu gibi o zamanda gördüğüm yanlışları eleştiriyor kimseden çekinmeden açık yüreklilikle yüzlerine söylüyordum.
Benim diğerleri gibi biat etmemem bazı kişilerde rahatsızlık yarattı. Bana olan kinlerini birebir çözemedikleri için Galatasarayla, ultrAslanla, tribünle alakası olmayan bitmiş kapanmış bir şahsi mevzuyu tekrar ısıtıp oluşum üzerinden çözmeye çalıştılar. Olayı alttan aldım çünkü masum insanları töhmet altında bırakmak istemedim, beni oluşumdan uzaklaştırmak için bu kişileri kullanmışlardı. Halbuki 2008 yılının Aralık ayında bir hafta sonu Ankara Metin Oktay İlkokuluna yardımları toplamak için Frankfurt-Griesheim'de toplantı düzenledik. Ve ben o akşam anlaştığımız iki sene süre dolduğunu, Wetzlar'da düzenlenen engelli basketbol CL turnuvasında son kez beraber olacağımızı açıklamıştım uA-Avrupa üst yetkilisininde bundan haberi vardı. Ama bu yetmedi bana karşı güdülen şahsi kinleri yüzünden itibarım zedelenmesi için illa çamurda atılmalıydı.
Defalarca onlara delikanlı gibi benimle hesaplaşmalarını teklif etsemde yanaşmadılar. Onurum gururum ayaklar altına alındı. Sinir sahibi oldum gece rahat uyuyamıyorum. Allah razı olsun, olayın gerçek yüzünü bilen ve şimdiye kadar bana büyük destek veren eşim olmasaydı şu günleri göremezdim. Oluşumdan ayrıldığım günden beri Allahın her günü şantaj ölüm tehditleri küfürler eksik olmuyor. Biz artık saklı hayat yaşamaktan bıktık ve buna son vermenin kararını aldık.
Her şeye rağmen bu olup bitenlerden tüm oluşumu sorumlu tutmam büyük haksızlık olur. Bloga yazdığım sert eleştiriler yaşadığım olaylarla uzaktan yakından alakası yok! Kuyruk acım olamaz ve hiç olmadı da. Benim huyumdur yapılan yanlışlar camiaya zarar verdiğini gördüğüm an hiç çekinmeden eleştirirm. Uslubum tartışılır ama hiç bir zaman kötü niyetli birisi değilim. Daima yaptığım eleştirilerin yanında çözüm yollarınıda sunarım. Yapılan güzelikleri, iyilikleri her zaman başımın tacı yapmış yüceltmişimdir. Şayet benim ultrAslan'a kuyruk acım ya da şahsi kinim olsaydı şunları yazmazdım bkz. >>>
Benim derdim oluşumdan ayrıldığım günden bu yana hala peşimi bırakmayan ve bana bu kötülüğü yapan bir kişiyle. İsimini yazmamayacağım, ufak bir ip ucu vereyim. Cinsi erkek Hollanda'da yaşıyor. Ve bir gün Allah büyük o mahlukla yüz yüze görüşeceğim, bu Allahın emri yoksa şu fani dünyada rahat bulamam. Artık tartışmak istemiyorum, benim için geçmişte olan bitenler kapanmıştır herkes kendi yolunda yürüyor. Fakat son olan olay artık bardağı taşırdı.Bu iş medenice çözülmeyeceği kesinleşti. Medeniyetin bittiği yerde orman kanunları başlar ve bundan sonra orman kanunlarını uygulayacağım o kişiye karşı!!!
Son olarak şunu belirtmek istiyorum. Bu mevzu Galatasaray ya da ultrAslan ile alakası yok, sade iki kişi arasında. Sizden ricam lütfen kraldan çok kralcılık yapıp mevzuya başkaları salça olmasın. Gereksiz yere masum insanların kalplerini kırmak ya da canlarını yakmak istemiyorum.....