Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Kuyruk Acısı Değil Onur Mücadelesi

3. Mai 2011 , Geschrieben von Erdal Güngör

Ben şimdiye kadar kimsenin adamı olmadım ne yönetim içinden birisnle irtibata geçtim nede başkanlarla. 33 yıldır tribün kovalıyorum yaşım 48 yaklaşık 28 yıldır evliyim üç çocuğumuz var 23, 20, 12. 32 yıldır Alman Demiyollarında işçiyim mesleğim makinist. 2009 yılında kaldığım ülkede gittiğim bir futbol müsabakasında güvenlik güçlerinle girdiğim çatışmadan dolayı devlet güçlerine karşı koyduğum için 2012 yılının başına kadar tüm spor müsabakalrından men edildim. Ve o tarihten sonra statlara gitmem biraz daha zorlaşacak, malum bir kere fişlendinizmi ömür boyu peşinizi bırakmıyorlar bu ülkede.

 

Galatasaray tribünlerinden az kişiyle samimiyetim oldu, doğrusu sade iki kişiyi tanıyordum birisi aramızdan ayrıldı Alpaslan Dikmen diğeride toplam üç kere yüzyüze görüştüğüm Ömer Haliloğlu aynı semtte kalıyoruz. Diğerlerini maçlara geldiğimde tribünde rastlardım hiç yakınlaşma olmadı dek gelirse selamlaşırdık o kadar çoğunu tanımam onlarda beni tanımaz. Sabit tribünde yerim olmadı, tabi hep kapalıda bulunmaya çalıştım ama bu bazen zor oluyordu. Ali Sami Yen statdının dört tribününden elimden geldiği kadar destek vermeye çalıştım birkaç kez stadın önünde yattığım oldu mevzularada girdim. Benim tribüne sık takıldığım yıllarda gruplar yoktu sade semtten gelenler vardı çoğu kişi münferitti. Bu pek önem taşımıyordu o yıllarda mühim olan tribünde bulunmak Galatasarayımızın yanında olmaktı. 2000'li yıllarda grup kurma hevesi başladı. Galatasaray tribünlerini eski günlerine döndürmek amaçlı bir avuç insan büyük gayret gösterdiler. Kuruluş yıllarında mail gruplarından takip ettim, bazı kişiler tribünde tek grup olmaya olumlu bakmıyorlardı şahsen bende aynı fikirdeydim ve bunu defalarca dile getirdim. Yine bir orta yol bulundu ve ultrAslan kuruldu.

 

Aradan yıllar geçti iyi kötü günler yaşadı tribünümüz ama ne yapıldıysa o eski günlerdeki coşku geri gelmedi. Tabi 21. yüzyılın yeni yetişen nesli, Türkiye'de spor ve futbol kültürünün yozlaşması. Yeni çıkan şiddet yasası, medyanın zorbalığı yaşanan olumsuzlukların baş nedenleri. Oluşum bu süre içinden geldiğimiz güne kadar önemli değişiklikler yaşadı. Şu bir gerçek 2000 yılında Ceylan Otelde toplanıp yeni bir ateşi yakanlar artık aramızda yok. Ve ultrAslan'da o eski ultrAslan değil, maalesef.. Bunun birçok sebepleri var fazla derine inmeyeceğim yıllardır etrafta yazılıp çiziliyor isteyen kendine göre kafasında fikrini oluşturabilir. Esas çöküş 6 kasım 2002 yılında oynanan FB derbisinden sonra başladı. Geriside çorap söküğü gibi geldi 2004 yılında Yürüyedur grubuna yapılanlar bazıları. Eski hava kalmadı hele 2008 yılında Alpaslan Dikmenin vefatı Galatasaray tribünlerinin çöküşü oldu ve bu tüm camiayı olumsuz yönde etkiledi.

 

Yukarıda belirtiğim gibi ben oluşum içinden en yakın tanıdığım kişi Alpaslandı o günlerde yaşananları aramızda sık tartışırdık ama hiç bir zaman birbirimize kinleşmedik. Lakin 2003 yılında uA.org forumuna üye oldum ama oluşumun organizasyonlarından mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalıştım. Bunun nedeni de Türkiye şartlarını göz önünde bulundurduğumda tribünde tek grubun uzun vaade de sağlıklı olmayacağını biliyordum. Tribünde tek grupların bir süre sonra kolayca yönetimin buyruğuna girme tehliksi karşı karşıya kalacağı kesindi ve durum ortada fazla söze gerek yok.

 

Fakat 2006 yılının yaz ayında rahmetli benden bir ricada bulundu. Malum 2003 yılında kurulan uA-Avrupa müthiş ilerliyordu ve Almanya'da nerdeyse her eyaltte bir temsilcisi vardı sade Frankfurt kentinde yoktu. Bir grup genç aylar önce Frankfurt-Griesheim'de bir araya gelmiş uA-Hessen grubunu kurmuşlardı ama istedikleri gibi yürümüyordu. Alpaslan benim Frankfurt yakınlarında kaldığımı biliyordu ve bu arkadaşlarla irtibata geçip tanışmamı istedi. Ben o zaman karşı çıktım ve ilgilenmedim bazı bahaneler öne sürdüm çünkü böyle şeye karşıydım. Aradan bir sene geçti ve tesadüfen o zaman aktif olan uA-Avrupa forumunda Tayfur Altıntop arkadaşla tanıştık. Beni toplantılarına davet etti katıldım, sonra beraber o yaz hazırlık maçlarına gittik. Alpaslanın bundan haberi olunca tekrar rica etti bu sefer kıramadım. Çünkü hayatımda gördüğüm en delikanlı gençlerle tanışmıştım. Onları kıramadım ama bir anlaşma yaptık, 2 sene oluşumu düzene sokacaktım sonra gençlere devir edip kenardan destek verecektim. Kısa süre sonra uA-Avrupa Tayfasının diğer üyelerinle tanışma fırsatı buldum. Aralarında mükemmmel insanlarla tanıştım isimlerini tek tek yazmayacağım onlar her zaman kalbimde kalacak.

 

Güzel işler yapmaya başladık, birlikte deplasmanlara gittik, boş zamanlarımızda piknik yaptık, oturduk hep beraber kafaları çektik. Frankfurt'lu arkadaşlar pek Basketboldan hoşlanmıyorlardı onları Basketbola alıştırdım sonrada bırakamadılar. Hiç unutmam Mart 2008 yılında güzel geçen bir Torino deplasmanımız var Beşiktaşla oynadığımız ULEB-CUP çeyrek final müsbakası. Çoğu o yıl FB derbisine uçak bileti ayırmışken biz Belçika ve Fransadan katılan arkadaşlarla toplam 14 kişi Torino yollarına düşmüştük. Hele İsviçre-İtalya gümrüğünde iç çamaşırlarımıza kadar soydurulup üstümüz arandığını hiç unutmam. Her şey güzel giderken o lanet 27 Eylül 2008 ve hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacığı kesinleşen gün. Meğerse biz birbirimize ne kadar düşmanmışızda farkında değilmişiz. Dedim ya o günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmadı. Kavgalar çekişmler zıtlaşmalar şahsi çıkarlar. Bende buna dahilim evet benimde pişman olduğum keşke yapmasaydım dediğim bir sürü kabahatlarım oldu. Ama ben kimsenin onuruna, namusuna, gruruna, özel hayatına el sürmedim. Kimseye durduk yerde hakaret etmedim şimdi olduğu gibi o zamanda gördüğüm yanlışları eleştiriyor kimseden çekinmeden açık yüreklilikle yüzlerine söylüyordum.

 

Benim diğerleri gibi biat etmemem bazı kişilerde rahatsızlık yarattı. Bana olan kinlerini birebir çözemedikleri için Galatasarayla, ultrAslanla, tribünle alakası olmayan bitmiş kapanmış bir şahsi mevzuyu tekrar ısıtıp oluşum üzerinden çözmeye çalıştılar. Olayı alttan aldım çünkü masum insanları töhmet altında bırakmak istemedim, beni oluşumdan uzaklaştırmak için bu kişileri kullanmışlardı. Halbuki 2008 yılının Aralık ayında bir hafta sonu Ankara Metin Oktay İlkokuluna yardımları toplamak için Frankfurt-Griesheim'de toplantı düzenledik. Ve ben o akşam anlaştığımız iki sene süre dolduğunu, Wetzlar'da düzenlenen engelli basketbol CL turnuvasında son kez beraber olacağımızı açıklamıştım uA-Avrupa üst yetkilisininde bundan haberi vardı. Ama bu yetmedi bana karşı güdülen şahsi kinleri yüzünden itibarım zedelenmesi için illa çamurda atılmalıydı.

 

Defalarca onlara delikanlı gibi benimle hesaplaşmalarını teklif etsemde yanaşmadılar. Onurum gururum ayaklar altına alındı. Sinir sahibi oldum gece rahat uyuyamıyorum. Allah razı olsun, olayın gerçek yüzünü bilen ve şimdiye kadar bana büyük destek veren eşim olmasaydı şu günleri göremezdim. Oluşumdan ayrıldığım günden beri Allahın her günü şantaj ölüm tehditleri küfürler eksik olmuyor. Biz artık saklı hayat yaşamaktan bıktık ve buna son vermenin kararını aldık.

 

Her şeye rağmen bu olup bitenlerden tüm oluşumu sorumlu tutmam büyük haksızlık olur. Bloga yazdığım sert eleştiriler yaşadığım olaylarla uzaktan yakından alakası yok! Kuyruk acım olamaz ve hiç olmadı da. Benim huyumdur yapılan yanlışlar camiaya zarar verdiğini gördüğüm an hiç çekinmeden eleştirirm. Uslubum tartışılır ama hiç bir zaman kötü niyetli birisi değilim. Daima yaptığım eleştirilerin yanında çözüm yollarınıda sunarım. Yapılan güzelikleri, iyilikleri her zaman başımın tacı yapmış yüceltmişimdir. Şayet benim ultrAslan'a kuyruk acım ya da şahsi kinim olsaydı şunları yazmazdım bkz. >>>

link

link

link

 

Benim derdim oluşumdan ayrıldığım günden bu yana hala peşimi bırakmayan ve bana bu kötülüğü yapan bir kişiyle. İsimini yazmamayacağım, ufak bir ip ucu vereyim. Cinsi erkek Hollanda'da yaşıyor. Ve bir gün Allah büyük o mahlukla yüz yüze görüşeceğim, bu Allahın emri yoksa şu fani dünyada rahat bulamam. Artık tartışmak istemiyorum, benim için geçmişte olan bitenler kapanmıştır herkes kendi yolunda yürüyor. Fakat son olan olay artık bardağı taşırdı.Bu iş medenice çözülmeyeceği kesinleşti. Medeniyetin bittiği yerde orman kanunları başlar ve bundan sonra orman kanunlarını uygulayacağım o kişiye karşı!!!

 

Son olarak şunu belirtmek istiyorum. Bu mevzu Galatasaray ya da ultrAslan ile alakası yok, sade iki kişi arasında. Sizden ricam lütfen kraldan çok kralcılık yapıp mevzuya başkaları salça olmasın. Gereksiz yere masum insanların kalplerini kırmak ya da canlarını yakmak istemiyorum.....

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: