Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Back to the Roots

10. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Dün vaktim vardı biraz blogları gezdim,Uğur link ve Hüseyin link Galatasaray'ımızın eski oyuncusu Lincoln'u ele almışlar,güzel yazılar değişik görüşler hoşuma gitti.Yalnız bir şeyin farkına vardım belki benim gibi çoğu kişi bunun farkına varmıştır ve kendine soruyordur,"Neden Brezilyalılar teker,teker ülkelerine geri dönüyorlar?" Hadi Lincoln'nun durumunu anlıyoruz,Almanya'da parlamasına rağmen tutunamadı.Türkiye'ye gelişi muhteşem oldu ama bazılarının hazımsızlığı ona karşı bir haçlı sefere dönüştü.Kuşkusuz Lincoln'nun da kabahati büyüktü,belki onun yaptıkları kendine göre gayet normaldi biz onu yanlış anladık.Şimdi ülkesine döndü Palmeiras'da futbolculuk kariyerine devam edecek,yolu açık olsun.

Huysuz  Lincoln ve kariyerinin sonuna gelmiş Roberto Carlos'u istisna olarak kenara koyalım,peki diğerleri? Uzun yıllar İspanya ve İtalya'da top koşturan,2002'de dünya kupasını kaldıran Ronaldo ağır sakatlığı sonunda kendi ülkesinde ikinci baharını yaşıyor.Ronaldo ile 2002 kadrosunda yer alan,Manchester United'den büyük beklentilerle Beşiktaş'a transfer edilen Kleberson,İnter'de ruh sağlığını yitiren Adriano.Bu liste uzar gider,aklıma gelenler Vagner Love,Robinho belki daha vardır bilmiyorum.Şu sıralar Avrupa üst liglerinde oynayan ve yıldız kalitesi taşıyan Brezilyalı milli futbolcular azaldı,Kaka(Real Madrid),Ronaldinho(AC Milan),Diego(Juventus),Alex(Chelsea),Julio Cesar,Maicon(Inter),Elano(Galatasaray),Santos(Fenerbahçe).Bu saydıklarım isimlerden Maicon ve Kaleci Cesar'ı çıkaralım geriye kalanlar ya sakat ya da beklentilerden kilometrelerce uzaktalar yedek kulübelerinin koltuklarını eskitiyorlar.Nitekim ortada bir gerçek var,hepsinin performansı ne olursa olsun yukarıda saydığım oyuncular öyle yada böyle  milli takıma çağırılıyor.


Garip diyeceksiniz,hadi bize garip gelebilir,bir zamanlar attıkları "isabetli (!)" şutlarla balkonda turist avlayan uzmanlarımızın Elano'ya sıradan futbolcu demeleri bence daha garip.Onlara göre nasıl Rijkaard çaycı ise,Dunga'da komi,yalnız hiç biri kafamızda oluşan soru işaretlerine cevap bulamadı.Niçin  kulüp takımlarında düşük performans gösteren Brezilyalılar kendi ülkelerinde ve milli takımların da patlama yaşıyorlar? Esas bunun üzerinde durulması lazım ve nedenleri araştırılmalı.Malum Fenerbahçe'de oynayan Brezilyalılar kendi çaplarında ufak cemaat oluşturmuş dışarıya doğru mutlu gözüküyorlar,zamanla oyun performanslarına da yansıyor,diğer yandan Roberto Carlos ayrıldıktan sonra basına verdiği olumsuz demeçleri gerçeğin öyle olmadığını,Brezilyalıların sade kendi içlerinde mutlu olduklarını ortaya çıkarıyor.Benzer durum İngiltere'de yaşandı. Jo,Elano ve Robinho Man.City'de mutlu olamadılar ama Robinho ülkesine geri döndükten sonra patlama yaşadı,Elano Galatasaray'da vasatın üzerine çıkamadı,Jo zira ikinci maçında ağları havalandırdı ve takımına önemli üç puan kazandırdı ama sakatlandı.


Mutlular mı orası Muamma,yalnız onlara kamyon dolusu para ödeyen yöneticiler bir süre sonra hayal kırıklığına uğruyor saçlarını başlarını yoluyorlar,aynı taraftarlar gibi. Altında yatan nedenleri sade tahmin edebiliriz,herkes kendi kafasında bir şeyler kurabilir,elbette benimde kafamı kurcalıyor ve bana kalırsa Brezilyalılar yeni ufuklara yelken açtılar hızla ilerliyorlar.Bildiğimiz gibi yıllardır başta Brezilya olmak üzere Güney Amerika tam anlamıyla bir futbolcu fabrikasına dönüştü,adeta ülkelerin en önemli yurt dışı ihracatları haline geldi ve milli bütçelerine büyük kaynak sağlıyorlar(hoş,200 sene önce güya kölelik sona ermişti).Fakat bu önemli kaynakları son zamanlarda gittikleri Avrupa kulüplerinde pek mutlu değiller ve teker,teker geriye dönmeye başladılar,belli ki aldıkları büyük paralar bir şeylerin eksikliğini doldurmasına gücü yetmiyor.Bu güç ne olabilir? Brezilyanın bir numaralı sporu Basketbol derler çünkü Futbol onlar için bir din,futbolun steril hale geldiği Avrupa'da gerekli ibadet ortamını bulamıyorlar diye düşünüyorum.Brezilyalı futbol yetkilileri bunun farkındalar,uzun yıllar böyle sürmeyeceğini gayet iyi biliyorlardı.Yıllardır dünya piyasasına sürdükleri futbolcuları ile birlikte ufak ücrete lig yayınlarını da pazarladılar.Başta İspanya ve Portekiz olmak üzere,Fransa,İtalya ve Türkiye'de,Güney Amerika futbolunun lokomotifi olan Arjantin ve Brezilya ligleri hayranlıkla seyrediliyor. Malum buna  teknolojinin de ilerlemesini katarsak Güney Amerika kıtası bizlere bir tık ötede.


Peki nedir Güney Amerika futbolunun cazibesi? İlk akla gelen oyun becerileri hatta kültürleri dersek daha doğru olur.Ama bunun yanında kuşkusuz Tribün Kültürlerini de aynı solukta anmalıyız,inanın ben sinema seansına benzeyen La Liga,Premiere League maçları yerine,coşkun tribünlerinle en kalitesiz müsabakayı  bayram havasına sokan Brezilya yada Arjantin liglerini tercih ediyorum.Eskidendi,bir zamanlar bütün Avrupalı futbolcuların hayali bir kere olsun İngiltere'de futbol oynamaktı,şimdi eseri bile kalmadı.Güney Amerikalılar Avrupalıların futbolu tamamen sanayi ürünü haline getirip mahvettiklerinin farkındalar.Futbolun takım oyunu olduğunu,kişisel yeteneklerin sergilendiği ve tüm bunları mükafatlandıran Taraftarın önemli olduğunu biliyorlar,hiç bir dünya serveti futbolcuya Tribünlerden aldığı hazmı tattıramaz.İşte bundan dolayı Taraftarlarına o özgürlüğü tanıyorlar,bakın "Pasion Latina"




İşte bu ortamı parayla satın almak mümkün değil,ismi üstünde "Latin Tutkusu",TUTKU.Bir zamanlar bizde de aynı tutku vardı,tribünlerimiz rengarenkti,coşuyorduk,hala var ama tribünlerden Havaalanlarına indi şu sıralar kulüp televizyonumuzun reytinglerini arttırıyor,inşallah bir gün yolunu bulur tekrar tribünlere geri döner .Hepsini bitirdiler,sırf uefa kriteri olarak adlandırılan,tek tip müşteri yaratma hevesleri.Sanki Güney Amerika'da olaylar olmuyor mu,orda da ailece maçlara gidiliyor,her maç günü Güney Amerikalılar için bayram,bırakın insanları özgürce tutkularını yaşasınlar demiş büyükleri,haklılar.Ve bir gün gelecek yozlaşmış Avrupa futbolundan bıkan Avrupalı oyuncular Güney Amerika'ya kaçacaklar,o gün çok yakınlarda,biz hala sığ tartışmalar ile gündem yaratıp insanları futboldan soğutalım çünkü bizde futbol artık tutkudan çıktı bir marka değeri haline geldi.


 

Weiterlesen

Casual# Various

9. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

                                                    Fred Perry link
fred-perry-spring08-mens



                                         Ben Sherrman link

BenSherman 7 img


                                                  Sergio Tacchini link

sergio

                                
                                                         FİLA  link

fila-product-70s-fitness
Weiterlesen

Nur ein teil der Kultur !

8. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Weiterlesen

Tınaz Tırpan ve İrrasyonellik

8. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Gençlerbirliği takımınla yakaladığı çıkış onu 1988 yılında A-Milli takımın başına gelmesini sağladı,bir başka değimle TFF'nin çaresizliği.Yoktu o yıllarda şimdi olduğu gibi,en iyisi Mustafa Denizli istifa etmiş acilen dünya kupası elemeleri için hoca lazımdı.Tınaz Tırpan A-Milli takımımızın başına geldiğinde o zamanın en iyi oyuncu jenerasyonuna sahipti Türk futbolu,Cüneyt Tanman,Semih,Tanju,Rıdvan,Recep,Feyyaz,Rıza,Ünal,Mustafa Yücedağ,Gökhan,Engin, aklıma gelen isimler.Kötü maçlar çıkarmadık,Doğu Almanya'yı içerde dışarıda yendik,Avusturya'ya deplasmanda 3:2 kaybettik  fakat 3:0 mağlup durumdan oyuncularımızın ortaya koyduğu olağan üstü mücadele sonrası nerdeyse maçı lehimize çeviriyorduk,olmadı.Rövanş maçında Avusturyalılara futbol dersi verdik Dolmabahçe stadında 3:0 yenerek.Sovyetler birliğine karşı iki müsabakayı kaybedeceğimizi önceden hesaplamıştık ama belki İzlanda müsabakalarından 2 puan fazla çıkarsak Avusturya yerine biz gidebilirdik.


Her neyse geçmişte kaldı,sekiz sene sonra Fatih Terimle yüzümüz güldü,gülmesine ama gözlerimizi doyuramadık.Sonrasını tekrar anlatıp geviş getirmenin artık hiç bir anlamı kalmadı,dün 2012 Avrupa Şampiyonası kura çekimine Tınaz Tırpan'a benzeyen hocamız bile bulunamadı Ukrayna'da.Tek değildik,yanılmıyorsam bizim dışımızda birde Montenegro hocasız kura çekimlerine geldi.Andora ve San Marino'nun hocaları vardı,Maltanın,Farö Adalarının da,hepsinin Teknik Direktörleri kura çekiminde salondaydılar,bizim yoktu. Oysa artık Türkiye 20 sene öncesi gibi değil,bir zamanlar 200 Milyon dolar için IMF kapılarını tırmalarken,şimdi yayın haklarına yıllığına 400 milyon dolar ödeyen ticaret adamlarımız var,prof lisans yapmış hatta uluslararası başarılar kazanmış,yurt dışında takım çalıştırmış hocalarımızda mevcut,peki neden hala aylardır Milli Takımımızın başına bir Teknik Direktör getirilemiyor?


20 sene içinde Türk futbolunda önemli gelişmeler oldu,1996'da katıldığımız Avrupa Şampiyonası sonrası müthiş çıkış yakaladık ve aynı hızla düşüşe geçip "SIFIR NOKTASINA" geldik.Müthiş çıkış ve düşüş yaşadığımız sürede ülkemiz önemli fenomenleri ortaya çıkardı,bunlar sade oyuncular ile sınırlı kalmadı. Müzik endüstrisinden tutun,Roman yazarları,Siyasetçiler,Modacılar vb. bir anda herkesin futbol üzerine ne kadar da çok bilgiye sahip olduğunu ve bu bilgilerini insanlara aktarma yarışına girdiklerine şahit olduk,hala öyle.Mehmet Demirkol bugün hakemlerle ilgili güzel laf etti "Taraftar İrrasyoneldir(Akıl,Mantık,Oran dışı)" dedi,o konuyu ele alırsak haklı. Ama madalyonun diğer yüzüne de bakalım.Dünyanın en iyi teknik direktörlerini,oyuncularını  getirin aradan kısa süre sonra mantar gibi ortaya çıkıp adamlara sallayanlar ile türemiş,eğer  birbirlerinle yarışa girdiğini göremiyorsak ortada bir tuhaflık var demektir.Hele geçmişte profesyonel hakemlik yapmış,futbol oynamışlar bu amansız rekabetin içinde uzman olarak geçiniyorlar,aradan kısa süre sonra  bir bakıyoruz ki Feridun Düzağaçın futbol bilgisi Hakan Ünsal'dan daha fazla,İrrasyonel değil gerçek.İrrasyonel,güzel kelime bazen RTÜK'e çalım atmak için emprovizasyonlar şart.


İrrasyonellik futbol severlerin iliklerine işledi,beyinlerinin şuur altına yerleşti ,etraf "Fatih Terim milli takımın başında olduğu süre,benim milli takımım" diyenlerle dolmuştu,şimdi timsah gözyaşlarınla ortalığı ıslatıp kirletiyorlar.Yıllardır "Türkün Türk den başka dostu yok" sözleriyle pompalandık,Türk,Türk den başka dost kabul ediyor mu? Hatta kendimizle bile barışık değiliz,İrrasyonel bir durum işte...

Weiterlesen

Spitzen Gruppe mit Punkt Verlusten

7. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Nach der Pokalhinspiel pleite unter der Woche gegen Antalyaspor hatte Galatasaray eine andere Hürde zu überwinden,sie waren zu Gast beim Verfolger der Spitzengruppe Kayserispor. Ein Spitzenspiel,das vor dem Anpfiff durch überflüssige Kommentare der Funktionäre von Kayseri sehr angeheizt wurde. Galatasaray musste auf die neu Verpflichtung Joao Alves verzichten,der sich beim Pokalspiel in Antalya eine Knöchel Verletzung zuzog,er wird wahrscheinlich für fünf Wochen ausfallen. Eine heikle Situation für Trainer Frank Rijkaard,dem die Spieler langsam ausgehen. Stammspieler wie Baros,Kewell,Sabri und Balta sind noch weiterhin Verletzt,dafür kam Keita wieder in die Mannschaft zurück und eine weitere neu Verpflichtung Giovanni Dos Santos sollte die ausfallenden Stürmer ersetzen,der aber blieb sehr blass.

dos santos

 

Eine Kampf betonte Partie,das unter den schlechten Platzverhältnissen litt,beide Mannschaften hatten kaum Torchancen aufzuweisen.In der 64.Minute war Kayseri zu dem nur noch mit zehn Mann auf dem platz,Aslantas bekam die Ampelkarte nach wiederholten Foulspiel gegen Keita. Galatasaray konnte jedoch nicht aus der zahlen Überlegenheit kapital schlagen,die größte Chance im ganzen Spiel hatte Emre Colak in der 89.Minute,der 8 Minuten zuvor für den Enttäuschenden Dos Santos ins Spiel kam.So blieb es beim torlosen unentschieden,am ende sogar ein Punktgewinn für beide Teams,denn der 20.Spieltag hatte eine Überraschung zu bieten.

 

diyarfb

 

 

Spitzenreiter Fenerbahce konnte auf eigenen platz gegen Aufsteiger Diyarbakirspor gerade noch in der 90.Minute durch den Brasilianischen Nationalspieler Andre Santos ein Punkt retten.Die Gäste aus Ost-Anatolien gingen in der 83.Minute,im wahrsten-sinne des Wortes mit einem Sonntagschuss des Ägypters Abdelaziz in Führung.Der Gewinner an diesem Spieltag ist eindeutig Besiktas,sie gewannen am Freitag Abend gegen die Truppe von Thomas Doll Genclerbirligi-Ankara klar mit 4:1.

 

 

 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Auslosung Euro 2012

 

gruplar

 

 

Was soll ich sagen,wir sind wieder nach langer zeit unter uns.

Deutschland,Türkei,Österreich,Belgien,Azarbeijan,Kazasthan. Viele Brüder Duelle wird es geben,Deutschland mit Mesut Özil gegen Ümit Korkmaz Östereicher,die Türkei gegen Bertie Vogts Schützlinge aus Azarbeijan und dann noch Kazasthan,beide unsere Urahnen,möge der bessere gewinnen. :)))))

 

 

Weiterlesen

Jump ! You Fuckers ! Vol.2

6. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

jump you fuckers

Global ekonomik krizin patladığı 2008 yılında,New York'un Manhattan semtinde bulunan Wall Street caddesinin ışık direğine asılan karton parçası bir anda Ülkenin gündemine oturmuştu.Betonla örülü borsa binalarına karşıtlık,diğer adıyla insanların çaresizlikten doğan isyanları.Bir kaç esrarkeş bankacının  pencereden atlamasıyla sistemin değişeceğini sanmayın,onlar sistemi yapanlar değil,sistem onları ortaya çıkardı.


Futbolda benzerini düşünelim,Ronaldolar,Kakalar henüz asfalta çarpmadan hemen arkalarından atlamak için sıraya geçmiş bekleyenler olacaktır.Sistemin bir boka yaramadığının kanıtı,defalarca yazıldı çizildi.Transfer rekorlarınla aynı solukta anılan "Kara para aklayanlar,Çocuk ticareti yapanlar,Yayın haklarına ödenen çılgın rakamlar hepsi piyasanın canlı kalmasını sağlıyor.Futbol günümüzde milyonlarca insanın ekmek teknesi,işbirliği yapan teknik direktörlere ödenen komisyon ücretleri,menajerlere verilen kamyon dolusu paralar.Hiç sorun değil,nasıl olsa maç biletleri ve aylık abone ücretlerine  yapılan zamlarla faturayı futbolsever ödeyecek,kimin umurunda ?


Bonservis bedellerinin ve yıllık gelirlerin artmasından sade oyuncular faydalanmıyor,onları pazarlayanlarında cepleri dolduğu yeni değil,helal olsun Allah daha çok versin.Ama faturanın taraftara kesilmesi sosyal adalet ile bağdaşıyor mu ? Örneğin Alexander Hleb Barcelona'da oynadığı sezon yılda 7 milyon avro kazandığını,çoğu kez yedek soyunup ve sonradan oyuna girdiğini Avrupa futbolu ile yakından ilgilenenler biliyorlar.Ama aynı yıl İspanya tarihinde işsizliğin rekor seviyelere ulaştığından haberimiz olmadı,belki olanlar vardı.Allahtan atalarımız bizlere hayatı kolaylaştıran "gemisini kurtaran kaptan","bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gibi sözleri miras bırakmışlar,başka türlü sosyal adaleti dengelemek mümkün değil.


Evet artık bir şeyler değişmeli,reformlar yapılmasını,sistemin kendiliğinden çökmesini beklemek sosyal romantizmden öteye gitmez,bir yerde sınırlar çizilmeli dur demenin zamanı geldi geçiyor.Futbol bu çarpık sistemin içine doğdu ve yozlaştırıldı,tek başına kurtulması imkansız.Boyun eğerek her şeyi kabullenmek, elimizi kolumuzu bağlayıp kenardan seyir etmek,sistemden avanta sağlayanların ceplerini daha çok doldurduğunu,bizi de  yok ettiğinden haberimiz var mı?


Oturduğumuz yerden yazıp sallamakla olmuyor işte,kolay değil.Hiç bir şey uyuşmuyor,ne getirdiğimiz dünyaca ünlü futbolcular,nede teknik direktörler Ülkemizin futbolunla dengeli değil.Demokrasimiz dünyanın diğer devletlerinle karşılaştırdığımız zaman benzerliği bile yok,tepki vermek hemen birilerine rant kapısını ağzına kadar açıyor.Taraftar olarak görevimiz takımlarımızı destelemenin yanı sıra siyaseti tribünlere sokmamak,kulübü yöneten kişi iktidar partiye bağlı Belediye Başkanı olsa bile.Tribünlerde bayraklarımızı sallayıp tezahürat etmek bizim görevimiz,ama gönül verdiğimiz renkler kutsal saydığımız,özdeşleştiğimiz formanın renklerinle uyuşmadığı gerçeği ortada dururken.Futbolun kendi deyimleriyle  Mal ve Marka değerini yükselterek 380 milyon dolar basan yayıncı kuruluş,Türk futbol severin gerçekte oyuna sevdalı olmadığını,onun yerine mal yorumculara yazılması birbirinle uyuşmaması mutlaka araştırılmalı.Ülke geçekleri insanların elini kolunu bağladığı gibi,aynı zamanda insanları pasifsize ediyor maalesef !


Ve geriye kalan o yırtık karton parçasının üzerinde yazılı sözler "Jump ! You Fuckers !".Ne altını doldurabiliyoruz,nede üstünü,adeta yüzümüze haykırıyor....siz zahmet etmeyin ben pencereyi açar kendim atlarım.

Weiterlesen

Heyecan Arayanlar DİKKAT !!!

5. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Sanal alemde Heyecan arayan sanal jönlere canlı ve gerçekçi cevap >>>> link  Aman DİKKAT okurken gözleriniz buharlaşmasın !!! Yazanların ellerine sağlık,Allah ne muradınız varsa versin.

"@Baska bir eylem vardi da biz mi göremedik ?" Evet vardı siz kaçırdınız,bir daha sefere.

Kulaktan dolma bilgilerle etrafa hava basan virtüel virtüözler,sizin o yıllarda kulaklarınız tıkalıydı.

Heyecanmı arıyorsunuz ? Buyurun buradan yakın ;


jump you fuckers


Weiterlesen

HAPPY BİRTHDAY COMANDANTE

5. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Alt machen nicht die Jahre und auch nicht die grauen Haare.
Du bist erst alt, wenn du den Mut verlierst und dich für nichts mehr interessierst.

Herzlichen Glückwunsch Comandante Gheorghe Hagi...

gheorghe hagi
Weiterlesen

Açık ve Net

4. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Futbolun temelinde olmazsa olmazları vardır,ilk başta rakibine saygı,sahada üst seviyede mücadele,takım ve forma için savaşmak,en önemlisi rakipten fazla gol atıp galip gelmek,unsurlardan bazıları.Tutulan istatistikler futbolun temel unsurlarını yansıtamaz ve bu ölçülerle sade ekran başındaki seyircileri bence kandırmaktan başka bir şey değildir.Kaybedilen maçın içinden güzellikleri ayıklamak neticeyi değiştirmez,ağlayan bebeğe yalancı meme verip aldatmaya benzer.Kaç pas atılmış,bunun kaçı isabetli-isabetsiz,top hangi bölgede daha çok kalmış,oyuncular kaç metre koşmuş vb. bilgisayarların sabit disklerini meşgul etmektir,doldu mu yenisini tak kaldığı yerden devam.Atıyorum Arda maçta 10.000 bin metre koşmuş,bu verilerin içinde Ardanın orta sahadan korner kullanmak için yaptığı boş koşularda dahil,o yüzden hiç bir anlamı yok ve maçın saha içinde olanları yansıtmıyor,hatta kısaca eski bir ata sözüyle açıklanır "Görünen köy Kılavuz istemez !"


Hollandalılar tam bir istatistik fetişistidir,yıllardır vaz geçemedikleri alışkanlıklarının kurbanı olmuşlardır.Allah var mükemmele yakın futbol oynuyorlar ama bir yere kadar,gerisini getiremiyorlar.Çarşamba akşamı Antalyaspor'a karşı oynadığımız maçın sade son 25 dakikasına yetişebildim,benim gördüklerimi hiç bir istatistik yansıtamaz.Önceki müsabakalarda olduğu gibi takımda bir tutukluk var neden kaynaklandığını herkes kendine göre tahminde bulunabilir,bana kalırsa taktikle alakalı değil.Oyuncularımız son zamanlarda ikili mücadelelerden kaçıyorlar,belli ki yılmışlar,yıldırılmışlar.Malum geçen sezonun ikinci yarısında yaşadığımız sakatlıklar bu sezonun ikinci yarısında da nüksetti,çoğu maç içinde alınan ağır darbeler.Sağlık ekibine suç bulmak haksızlık olur,ellerinde sihirli değnek yok sonuçta karşılarında etten,buttan yapılı insanlar var.


Sezon başında gerek kendi blogumda olsun,gerekse başka yerlerde defalarca dile getirdim,çok bilmişlik yapmıyorum yanlış anlamayın.Türkiye'de, göze hoş gelen,tribünleri coşturan Total Futbol oynamak imkansız değil ama Ütopi.Sezon başında nasıl oynuyorlardı şimdi ne değişti sorusuna sade taşlar yerinden oynadı,bir çok sakat var demekle geçiştiremeyiz,ortada somut ve acı gerçekler dururken.Türk futbolunun ekolü olmadığı gibi rekabet anlayışı da diğer Avrupa ülkelerinle karşılaştırıldığında çok değişik. Türkiye'de rekabet dendiği zaman rakiplerinle yarışıp önüne geçmekle sınırlı kalmaz,onu yok etmeye kadar gidilir.Ta ki "EX" olana kadar.Örneğin Gaziantep spor maçında Caner'e atılan tekme,dün akşam Necatinin Uğura çift ayak dalması,hatta Giovanni ile Yalçın arasında geçen ikili mücadele var ki trajik komik.Taca çıkan topu almaya giden Dos Santosu kovalayıp hala  itip kalkıyor Yalçın bey,yuh be adam saha bitmiş tribüne kadar mı kovalayacaksın?


Yalçın gibi diğer Anadolu kulüplerinde top koşturan oyuncuların ruh hali,hangi psikoloji içinde olduklarının kanıtıdır çünkü onlara hocaları talimat veriyor,ne yap et rakibi oyundan düşür.Bence Hocalara da fazla yüklenmeyelim,ne yapsınlar zor durumdalar,iki ucu boklu değnek misali.Bir yanda futbolu kulaktan dolma bilgilere sahip basiretsiz yöneticilerin baskısı,tribünlerin mutlak başarı beklentisi,kulübün maddi zararı  ve en önemli olan işini kaybetme korkusu.Bunları göz önünde bulundurduk mu orta sınıf takımların göze hoş gelen futbol oynamasını beklemek biraz romantik olur.Taktir ettiğim Yılmaz Vural hocam bu durumu gazeteye verdiği bir demecinde çok güzel açıklamış "Trapattoni yi milli takımın başına getirmek istiyorlar,Trapattoni önce gelsin Kasımpaşa'nın başına geçsin görelim." Açık ve Net şekilde Türk Teknik Direktörlerinin şu an nasıl zor durumda olduklarını anlatıyor bu sözler.


Yazdıklarım Antalyaspor mağlubiyetine kılıf uydurmak değil.Anlatmak istediğim,Galatasaray'ımızın başında bulunan Teknik Hocalarımız Rijkaard ve Neeskensin kafalarında geçen oyun konsepti Türkiye gerçeklerinle uyuşmuyor,bu yüzden boş yere eleştirmenin anlamı yok,keşke onların düşündüğü gibi olsa.Dünyanın en sert futbol ligi İngilterede bile tutunamayan iki genç ve yetenekli oyuncu kiralayıp,Türkiye'nin esnaf spor zihniyeti taşıyan kasapların kucağına atıyoruz,Jo çıktığı üçüncü maçını tamamlayamadı sakat. Futbol erkek oyunu söylentilerine inanmayın,artık kadınlarda ortak oldular ve karşı cinslerinden hiç aşağı kaldıkları yanları yok,daha amansızlar.Sertlik futbolun temelidir ama  bir ölçüsü var,Avrupa'da da sert oynanıyor ama karşı tarafı yok etme amaçlı değil.Avrupa liglerinde olan kulüplerin maddi gelirleri bizim ligimizin üç mislisi fakat kimse,kimseye savaş açmıyor.İsterseniz tekrar futbolun köklerine dönelim Shrovetide Football oynansın,hem biz Taraftarlarında katkısı olur.Türkiye'ye Giovanni Dos Santos,Joao Alves,Delgado,Anelka vb. futbol virtüözleri çok lüks,bize Lugano,Jiri Stajner,Peter Crouch,Ernst gibi savaşçılar lazım,hatta ayıboğan Stumpfu tekrar çağıralım.Sloganımızda hazır "VUR KIR PARÇALA BU MAÇI KAZAN !"

Weiterlesen

Antalyaspor - Galatasaray 2:1

4. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

antalya-gs-gol
"God damn it, an entire generation pumping gas, waiting tables; slaves with white collars. Advertising has us chasing cars and clothes, working jobs we hate so we can buy shit we don't need. We're the middle children of history, man. No purpose or place. We have no Great War. No Great Depression. Our Great War's a spiritual war... our Great Depression is our lives. We've all been raised on television to believe that one day we'd all be millionaires, and movie gods, and rock stars. But we won't. And we're slowly learning that fact. And we're very, very pissed off."

"It's only after we've lost everything, that we're free to do anything!
"
(TD)
Weiterlesen