Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

38 Ve Açılım !

15. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bu belgeseli bloga koymadan önce çok düşündüm,olumsuz tepkiler alacağımı biliyorum ama madem "AÇILIM" o zaman bazı şeyler ile yüzleşmenin zamanı geldiğinin düşüncesindeyim. Seyredeceğiniz belgesel bana ait değil, yapımcıların isimleri ve kaynakları  filmin sonunda belirtiliyor.

 

Belki önceden seyredenlerde olmuştur. Filmin içeriğinin bazı bölümlerinde bahsedilen vahim olaylardan açıkcası rahatsız oldum,sizlerde çoğu şeylerden rahatsızlık duyacaksınız! Fakat hemen önyargılı yaklaşıp  öfkelenmeyin.

 

Yapılan belgesel o yıllarda trajik olaylara şahit olan insanların öykülerini ön plana çıkarıyor. Objektifliği tartışmaya açık, yorumu sizlere bırakıyorum. Ama film en azından yıllardır kanayan yaranın sebeplerini ortaya koyuyor ve ben bu açıdan bakıyorum.

 

Yaşanan olayları sorgulamak, suçluları ortaya çıkarmak ve artık bazı şeylerle yüzleşmek her sivil toplumun asil duruşunu sergiler. Bizler tüm husumetleri bir kenara bırakıp zalimlere karşı kenetlenmeliyiz ve bir daha böyle faciaların  yaşanmaması için çabalamalıyız.

 

İşte bu yüzden belgeseli Çanakkale haftasında yayınlıyorum.

 

Şu güzel vatanımızı düşmanlardan kurtarmak için Çanakkale'de hep beraber mücadele verdik şimdi el birliğiyle bölüyoruz!


İnsanları kendi emelleri için kullanan ideolojilerin tek amaçları insanları yok etmektir,"Dişe,diş kana,kan" zihniyetini köreltip,ortak yaralarımızı sarmanın zamanı geldi geçiyor.

 

Ben parlamento içi siyasete inanmıyorum. Her şeyden önce fundamentalist  Galatasaraylıyım.

 

Bir zamanlar ASY'de Kapalı tribününde bir  pankart vardı ve üzerinde şu kelimeler yazyorduı;"TÜRK,KÜRT KARDEŞTİR ONLARI BÖLEN KALLEŞTİR!",işte ben hala buna inanıyorum ve son olarak "18 Mart günü resmi tatil ilan edilsin!"








Weiterlesen

Sieg oder Spielabbruch Vol.2

15. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Am Sonntag wurde in der Türkischen Süperlig wieder ein Spiel abgebrochen und wieder traf es Diyarbakirspor,dessen Anhänger gegen ende des Spiels auf den Platz Stürmten. Vorausgegangen war ein Freistoß in der 87. Minute aus dem,der Führungstreffer für IBB entstanden ist,daraufhin stürmten Diyarbakirspor Anhänger das Spielfeld.Mit mühe konnten IBB Spieler und das Schiedsrichter Gespann sich vom Platz retten,worauf die Schiedsrichter Umkleidekabine zurück zogen,und die Begegnung aus Sicherheitsgründen für unbespielbar erklärten.Ob der umstrittene Freistoß Grund für die Ausschreitungen waren,oder Provokationen von politischen Sympathisanten gewesen sind ist sehr fraglich ! Es wird behauptet das,die politischen Motive derjenigen,die den Platz stürmten offensichtlich seien,und nicht von Handzuweisen sind.

 

05 d

07 d

 

Man sollte die Vorfälle in Istanbul nicht mit anderen,z.B. am vergangenen Samstag in Berliner Olympiastadion vergleichen,obwohl beide sehr viel gemeinsam haben. Klar die Frustration bei den Anhängern ist groß,der Klassenerhalt steht auf dem Spiel.Es schien aber gestern für Diyarbakirspor Anhänger !? Mehr um die Probleme der ethnischen Bevölkerung aufmerksam zu machen,als um die Situation in dem der eigene Klub momentan befindet.Das stößt bei mir auf Unverständnis,den ein Fußball Anhänger,darf nicht seine eigene Politische Absichten,oder solchen Gedankengut über den Sport austragen ! Dafür sind andere Plattformen besser geeignet.


Nach diesem zweiten Spielabbruch hintereinander,sieht es für den Klub aus der Ost Türkei sehr schlecht aus.Wenn man nach dem Reglement gehen würde,wäre der zwangsabstieg für Diyarbakirspor so gut wie besiegelt.Die richtige Entscheidung zu treffen wird nicht leicht sein,ein abstieg von Diyarbakirspor in der jetzigen Lage,würde die Liga in einem Chaos stürzen. Schon vor beginn der Saison wurde der Klub von Jürgen Röber,Ankaraspor aus formalen gründen geschlossen und die Liga mit 17 Vereinen fortgesetzt.Alle spiele die gegen Ankaraspor ausgetragen werden sollten,wurden mit drei punkte zu Gunsten für die gegnerische Mannschaften angerechnet.Bei einem zwangsabstieg von Diyarbakirspor müsste man gleichermaßen vorgehen,und das würde zu einer Wettbewerbsverzerrung führen.


Empört zeigte sich gestern Abend der Istanbuler Gouverneur Güler. Er sei zwar über die Vorfälle bestürzt,kann aber das verhallten des Schiedsrichter Gespanns nicht nachvollziehen.Der Spielabbruch aus mangelnder Sicherheit sei nicht vertretbar,die Vorfälle bekamen Sicherheitskräfte sehr schnell in griff,und für die Fortsetzung der restlichen Spielzeit von drei Minuten wurden Vorkehrungsmaßnahmen getroffen.Warum die Schiedsrichter nicht mehr aus der Kabine kamen,und zum Spielabbruch entschieden,wäre aus seiner Sicht sehr unverständlich,sagte er bei einem Interview.

 

Weiterlesen

The Matchwinner; GALATASARAY - Ankaragücü 3:0

14. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

keita
Maç üzerine söylenecek tek kelime "ABDUL KADER KEİTA".Bugün sahada üstünde taşıdığı formanın büyüklüğünün farkında olan,bence tek oyuncuydu.

Weiterlesen

Olaylı Maç; Hertha Berlin - 1.FC Nürnberg 1:2

14. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Kümede kalma mücadelesi veren başkent ekibi dün ortaya koyduğu olağan üstü mücadelenin meyvelerini toplayamadı.Girdikleri bir çok gol pozisyonunu cömertçe harcayarak trajik şekilde uzatma dakikalarında Charisteas'ın golüne boyun eğip,bu sezon 17.mağlubiyetini aldı.Daha geçen sene bu zamanlar Şampiyonluğun adaylarından biri olan Hertha Berlin küme düştü sayılır,en yakın rakibi dün karşılaştığı Nürnberg,aldığı galibiyetten sonra puan farkını sekize çıkardı.

jagdszenen2-1268501995 zoom50 crop 380x175 380x175+1+26

Maç biter,bitmez sayısı 100 civarında öfkeli Taraftar güvenlik güçlerini aşarak oyunculardan hesap sormak için sahaya indiler,basında çıkan haberlere göre 30 kişi tutuklanmış ve 4 polis hafif yaralı.Tutuklananları polis sade kimliğini alarak sonra serbest bırakılmışlar,olay medyanın abarttığı kadar vahim boyutlara ulaşmadı çok şükür ama olabilirdi.


İlla olmalımıydı?


Sezon başında yapılan yönetim hataları,yanlış oyuncu seçimleri,takım ve teknik heyetin uyumsuzluğu başkent ekibini ligin dibine çakılmasına sebep veren önemli faktörler.Berlin uzun yıllar ikinci ligde mücadele etti,birinci lige çıkınca kalıcı bir ekip oluşturup kulübü uluslararası platforma taşımak hatta özlemini çektikleri Şampiyonluğu yaşamak istediler.Şampiyonluk dışında aşağı yukarı saydıklarımın çoğu gerçekleşti,uzun yıllar geride kaldı maalesef şimdi rüya bitti.İstikrarı sürdürecek kaliteli kadrolarını bir arada tutamadılar,malum maddi kaynakları azaldı üstüne gelen global ekonomik kriz tuz biber oldu.


İkinci devrenin başlamasıyla birlikte krizden çıkmanın yolunu taraftarları ve şehri kenetlemekte gördüler,Mis Berlin bile duyarlılığını her maçta sergiliyordu,tabiî ki sivil kıyafetlerinle.Berlinliler ellerinden gelen her şeyi yaptı,hatta takımın içinde bazı oyuncular taraftarların deplasman masraflarını ödemeye hazır olduklarını gazete manşetlerinden duyurdular,sırf takımı ligde tutmak için büyük gayret gösterildi ama nafile.Birde dün muhteşem oynanan maçta son saniyede mağlubiyet golünü yemek,hayatını biricik kulübüne endekslemiş damardan taraftarda bir noktadan sonra filmi kopuyor.Kimisi takım otobüsüne saldırır,bazıları antrenman tesislerini basar,bu insanları anlamanın tarifi mümkün olmadığı için karşı tarafından mantığını zorluyor,illaki bir açılımı olmalımı? Açık konuşuyum ben olsam aynısını yapardım,doğru ya da yanlış orasını ilahi adalete bırakalım.

Büyük kulüpler sade kazandıkları başarılarınla büyük olmazlar,ilk önce taraftar kitlesine bakılır.Ne zaman yüz binleri,milyonları peşinden süreklersen büyük kulüp olursun ve gerçekten büyük kulüp isen,seni deli gibi sevenlerine katlanacaksın.Dün olayları yorumlayan kuklalar işlerine geldiğinde "futbol sade bir spor,eğlence nedir bu öfke" gibi komik açıklamalar yapıyorlar.Sanki Taraftar futbola o gözle bakmazmış gibi davrananlar,yeri geldi mi futbolun bir ticaret,kulüplerin şirket,oyuncularda paralı elemanları olduğunu temcit pilavı gibi her gün önümüze koyuyorlar.Şöyle bakın,şirket başarısız bir dönem geçirdi iflasın eşiğine gelmiş,yatırımcılarda hesap soruyor.Ama bu yatırımcılar diğerlerine benzemiyor,yüreklerini,canlarını yatırmışlar uğruna.Haklarını aramak için gidecek bir kapıları da yok,"İNSAN HAKLARI OLMADIĞI GİBİ !"



Weiterlesen

Survival

12. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör




Survival, only the strong can survive
It's called survival, only the strong can survive
It's called survival, in order to stay alive
It's called survival, survival, survival, survival

They smile in your face and they talk behind your back
And when you do the story, it's never exact
Some say, they're your friends but they really are not because they are only out to trying to get what you've got


In jail they got a game and they call it survival
They run it down to you on your first arrival
They tell you what you can and what you cannot do, so if you're ever going to jail, watch your, umm, umm

I went looking for a job, every day last week but it turned into a crazy game of "hide and seek"
Because every place that I seemed to look, a job wasn't there
I might as well apply for food-stamps or welfare

Like Hercules, you body is strong but your mind is like the Devil,your ideals are wrong
You hurt people's feelings and mess with their minds
Didn't have the nerve to call me brother or wave the big sign
The young and the old, they all hate your sight because of people like you, they're scared to walk in the night

The problems of the world today are bigger than live
You have recessions and depressions, men are cheating on their wives
Babies born each morn' with parts of their bodies gone because of some crazy drug that their mother was on
This country is fightin' not unitin', always putting each other down
Blacks and whites don't realize that they're really pink and brown

You got; gun tootin' cut-throats, stress and strife and looking out for number one is a way of live

You've got to lock all your windows, chain up all your doors to protect what's inside of your houses or stores
Beware of the food, it might be no good 'cause there's someone trying to poison the whole neighbourhood
Today they found something that somebody stored
They said, "He killed ten people and hurt four more"
They can't even trust the pill to make live easier when there's sudden death on your roses freezer
Survival, only the strong can survive

About to lose your mind because live is hard and yet you believe in everything but god
Those pretty women lost of money, yeah, that's alright but don't you ever forget the man with the might
Now get a hold of yourself man, think positive because that's definitely the only way to live
Don't let you mind flow, like water from a cup and don't you ever let me hear you say that you're giving up

Remember: a child is born with no state of mind
He was blind to the ways of mankind
God is smiling on you but he's frowning too because only god knows what you'll go through
Survival, only the strong can survive
It's called survival and only the strong can survive
It's called survival in order to stay alive
It's called survival, survival, survival, survival
Weiterlesen

Boş Tribünler !

12. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

mainz05

İtalya'da normal hale gelen "Boş Tribünler" yakında Avrupa'nın futbol büyükleri olarak sayılan ülkelerde görebiliriz.Geçtiğimiz günlerde Almanya'da yaşanan bazı vahim olaylar yüzünden Bundesliga kulüplerinin taraftar temsilcilerini harekete geçirdi.İtalya'da verilen deplasman yasakları,sene başında yürürlüğe koyulan Taraftar kartı,kimlik ve vergi numarası  karşılığı bilet satışları yakında Avrupa'nın bir çok statlarında rastlarsak şaşırmayalım.Örneğin Roma stadı önünde bilet satışı yapılmıyor,maçları seyir etmek isteyen Taraftarlar ya sezon başı kombine satın alacak ya da her müsabaka öncesi İnternet üzerinden bir form doldurup biletine ulaşacak.


İki hafta önce Bochum-Nürnberg arasında oynanan Bundesliga müsabakası öncesi deplasmana gelen Nürnberg taraftarlarının yaptığı meşale şovunda 8 kişinin ağır yaralanması kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.Alman Sosyal Demokrat Partisinin milletvekili Rudolph,stat girişlerine insanların çıplak vücudunu gösterme özelliğine sahip X-Ray tarayıcılarının konulması için parlamento da öneri yaptı,abartmıyorum böyle tarayıcılar var !

piro

Bochum'da yaşanan feci olayın akabinde kamuoyu ve siyasi baskının artması,Alman Bundesliga kulüplerinin Taraftar temsilcilerini haklı olarak harekete geçirdi.8 Mart Pazartesi günü VFL Bochum kulübünün katkısıyla bir araya gelen Temsilciler,son olayların ardından Tribün ve Taraftar Kültürünün ciddi tehlike içinde olduğunun altını çizdiler.Toplantı sonrası ortak mutabakata varan temsilciler,bir yazılı bildiri yayınlayıp tüm Alman Taraftarlarına çağrı yaptı.Bildirinin içeriğinden ortaya çıkan sonuçta,yapılan meşale şovları tribünleri renklendirmek yerine daha çok taraftarların kendilerini tehlike içine attıkları herkesin ortak görüşü.Taraftar temsilcileri son yaşanan vahim olayların siyasetçileri harekete geçirdiğini,bunun üzerine daha ağır kanunlar çıkarılacağını,yasakların kapsamı sade meşale gibi yanar maddelerinle sınırlı kalmayıp,pankartlar ve bayraklarında tribünlere sokulmasına müsaade verilmemesine dikkat çekiyorlar.Almanca yazılı orijinal bildiriyi buraya ekliyorum;


Liebe Fußballfans,

Woche für Woche begleiten Tausende von euch ihre Mannschaften zu Heim- und Auswärtsspielen. Ihr unterstützt euer Team lautstark, kreativ und farbenfroh. Wir als Fanbeauftragte wünschen uns diese Form der Fankultur und unterstützen diese nach besten Kräften. Leider werden unsere und auch eure Bemühungen durch verschiedene Zwischenfälle in den vergangenen Monaten mehr und mehr ad absurdum geführt. Pyrotechnik, zunehmende Gewalt, gegenseitiges Berauben und das anschließende Präsentieren der geraubten Fanartikel sind Fehlentwicklungen, die wir nicht wünschen und die uns zunehmend Sorge bereiten. Vor allem Teile der Ultra-Szenen schaden dadurch sich selbst und am Ende allen Fans.

Das Beispiel der Fans des 1. FC Nürnberg beim Auswärtsspiel in Bochum hat vielen die Augen geöffnet: Pyrotechnik ist kein harmloses Stilmittel, um der Kurve Farbe zu geben. Pyrotechnik ist hochgefährlich und fordert seit Jahren Verletzte im Fußball.

Der Druck der Politik steigt mit jeder dieser sinnlosen Aktionen:
- Restriktive Vergabepolitik von Auswärtskarten (z.B. Personalisierung, Fancard)
- Reduzierung des Gästekontingents auf 5 Prozent
- Kompletter Ausschluss der Gästefans
- Geisterspiele (auch Ausschluss der Heimfans)
- Verbot jeglicher Fanutensilien
- Schärfste Einlasskontrollen (Spürhunde, Scanner etc.)
- reglementierte Anreise aller Gästefans (Karten nur inkl. organisierter Anfahrt, Reiseverbote)
- vollständiger Wegfall der Stehplätze und dadurch drastisch steigende Kartenpreise
- Verschärfung der Stadionverbotsrichtlinien
- mehr Meldeauflagen und Stadtverbote an Spieltagen

Das alles sind keine Phantasien, sondern tatsächliche Forderungen an die DFL und den DFB. Weder ihr noch wir wollen die viel zitierten italienischen oder englischen Verhältnisse. Es liegt aber an euch, dass solche Forderungen nicht mehr gestellt oder gar in die Tat umgesetzt werden müssen.

Wir fordern deshalb Verantwortung und Respekt von euch, wie ihr sie auch von allen anderen erwartet. Ihr seid verantwortlich für euch, eure Fanszene und die Fankultur, die ihr am Leben erhalten wollt.

Wir werden nicht tatenlos zusehen, wie sich die Fankultur von Innen heraus selbst zerstört.

Die Fanbeauftragten der Lizenzvereine
Bochum, 8. März 2010

 

Taraftar temsilcilerinin endişelerini anlıyorum,kendi göbek bağlarını kendileri kesmek istediklerine de lafım yok,fakat ortaya attıkları öneriler diğer Avrupa Ülkelerinde çoktan yasal olarak yürürlüğe koyulmuş  ve İnsan Haklarını ihlal eden "Taraftar kartları,kimlik karşılığı şahıslara özel biletler" adı altında kanunlar,bunlar çözümden daha çok diretme! Ortaya çıkan şu; sırtımız duvara dayalı,artık ne çıkış yolumuz kaldı nede alternatiflerimiz.Kontrollü tribün şovları geçmişte Avusturya ve İsviçre'de denendi,kamuoyunda ne kadar çok pozitif yankılar getirmiş olsa da,nitekim taraftarın halinden bir gram anlamayan cahil politikacıların engelleri ve kanun haline getirdikleri yasaklarına takıldı.


Niçin bu noktalara kadar geldiğini biz Taraftarlar da kendimizi sorgulamalıyız.Neyin peşindeyiz,sevgimiz kulübümüze,kutsal renklere,oyuna mı? Yoksa iki çakma yıldız transfer yaptıktan sonra göklere çıkardığımız başkanlara mı? Tribünlerimizde bilinçli taraftarlar istiyoruz ama kendimiz ne kadar bilgi sahibiyiz? Kulüplerimizi kendi çıkarlarına kullanan,taraftarlara boş vaatler vererek,yurt dışından getirdikleri iki topa vuranları yıldız olarak yutturmaya çalışan ve bu yüzden kulübü borçlandıranları,sevdiğimiz kulübün menfaatlerini göz önünde bulundurarak sorgulayamıyoruz(!)


Yaptığımız zaman,çapulcu,ırkçı,faşist,solcu,komünist vb. yakıştırmalara maruz kalmamız ayrı tartışma konusu.Keşke her seçim öncesi hortlayan,kulübün mali bütçesini sorgulayıp ortaya attıkları çarpık rakamlarla insanların kafasını karıştıran,zamanında başarı için her yolu mubah gören,kulübü manevi çöküntüye sürükleyen "Büyük Başkanlarımızda" bizim kadar duyarlı olabilselerdi.Şimdi bu borçlardan arınmak için ne bilet fiyatları tavan yapardı,nede gayri meşru telefon şirketlerine muhtaç kalırdık.Yarım yamalak tarihler uydurup forma renklerimizde değişmezdi,bir kuruşu kırka bölüp akıla,mantığa sığmayan maddi kaynak bulma çözümleri için zorlanmazdık.


Hep Taraftarlar taviz vermek zorunda kaldı,sürekli  fatura bizlere kesildi,nereye kadar? Hani şu klasik geyiklerimiz vardır dilimizden düşürmediğimiz "Siyasetin Sporun içinde yeri yok" deriz.İnanıyor muyuz? İnanıyoruz dersek kendimizi kandırmış oluruz,çünkü para nerdeyse mutlaka siyaset oradadır,hatta tam göbeğinde.Hele milyarlarca insanın tutkusu olan,trilyon rakamlarının döndüğü,her iki kelimde ortaya atılan "marka"  futbolun her yönde politikaya açık olduğu,açıkça ortada dururken.Diyarbakır'da çıkan olayları sade yöresel sorun olarak bakmayalım,yıllardır kanayan yarayı futbolu alet edip çözmek isteyenler,aslında kendi yöntemleri ve siyasetin iflas ettiğinin göstergesidir.Esas hedef,futbola aktardığı milyonlarca avrolar sayesinde tekeli altına alan yayıncı kuruluşu ve sponsorların menfaatlerini koruyup "TARAFTARLARI YOK ETMEK !" Bir gün gelecek futbolda başarı için yapılan büyük yatırımların önemi olmadığını anlayacaklar....pardon,bir gün demişken çarşamba günü Şampiyonlar liginden ve sezon başında İspanya kupasından saf dışı bırakılan,250 avroluk Real Madrid somut örnek olarak ortada duruyor,hadi hayırlı traşlar.....

 

 

Weiterlesen

L.U.H.G.

11. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

loveunitedhateglazer

Açılımı "Love United Hate Glazer".Kulübü maddi krize sürükleyen Amerikan yatırımcısı Malcom Glazer'e karşı yapılan protesto,dün akşam Milan maçında tribünlerde bu pankartları tekrar gördük.Göze çarpan bir başka şey taraftarların boynunda takılı olan "sarı(altın)-yeşil" atkılardı.Bunun ne manaya  geldiğini anlamak için Manchester United kulübünün tarihine bakmalıyız.


Manchester United 1878 yılında Newton Heath L&Y Railway Football Club adı altında,Newton Heath istasyonunda çalışan bir grup Demiryolu işçisi tarafından kuruldu.(Bu vesileyle Demiryolları ve Futbol üzerine Uğurun "Rayların Bağladığı Tutku:Futbol" yazısını tavsiye ederim link ) 1888 yılında kurulan Football Leageu'e Newton Heath oyuncuları takımlarını henüz hazır görmedikleri için hemen katılmadılar,ancak dört sene sonra lige girmeye karar verdiler. 20. yüzyılların başında ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle maddi problemlerinle baş edemez hale gelen Newton Heath kulübü yetkilileri  iflas kararı alırlar.Parasal sorunlardan haberi olan zengin iş adamı Henry Davies hemen devreye girerek kulübü satın alır.Bira Fabrikası sahibi Henry Davis'in yaptığı ilk icraat 28 Nisan 1902 tarihinde Newton Heath kulübünün adını değiştirerek, şimdi tüm dünyanın tanıdığı Manchester United koyar.Sade bununla kalmaz o güne kadar "ALTIN-YEŞİL" renklerini Kırmızı Beyaz olarak değiştirir.


Manchester taraftarları son haftalarda her maçta kulübün ilk kuruluş renklerini içeren atkıları takarak bir duruş gösteriyorlar.Kulüplerinin kültürüne sahip çıktıklarını dile getiren eylemin aynı zamanda endüstriyel futbola karşıda bir protesto gösterisi.Diğer yandan Manchester United'ı borç batağından kurtarmak isteyen zengin taraftarlar bir araya gelerek kulübü devir almak istiyor.Kendilerine "Red Knights" adı veren bu oluşum,geçtiğimiz hafta 2 Mart salı günü konu üzerine resmi bir açıklama yaptı. link


Manchester United kulübü ciddi maddi kriz içinde ama takım çok istikrarlı başarısını sürdürüyor,dün gece Milanı  4:0 yenerek üst üste dördüncü kez çeyrek finale yükseldiler.Taraftarlar için başarı ikinci hatta üçüncü planda,onlar başarısız dönemlerde değil dün akşam olduğu gibi en başarılı günlerde ısrarla tepkilerini ortaya koyuyorlar,kabul edelim samimi duruşları büyük Taktiri hak ediyor.Ülkemizde bunları görmek mümkün mü? Bir bakmışız çakma yıldız transfer yapanlar anında büyük başkan ilan ediliyor.O kişinin Kulübü borç batağına saplamış,para için renklerini armasını değiştirmiş,elinde ne varsa pazarlamış önemi yok,hatta ona karşı laf söyleyenlerin hemen başına biniyor etrafında dolaşan goy-goycular.



Örnek İngiltere'den bir örnek duruş daha.2005 yılında bir grup Manchester United taraftarı hem Amerikan yatırımcı Glazer'i,hem de pahalı bilet fiyatlarını protesto ederek tribünden çekiliyor sonra kendi takımlarını kuruyorlar "Fc United of Manchester".Bu sezon Türkiye'de tavan yapan pahalı bilet fiyatlarına karşı şimdiye kadar kimseden ses çıkmadı,sade sanal alemde sallayanlar var.Yukarıda seyrettiğiniz  Almanya'da çekilen "Kategorie C" adlı belgesel filminden kısa alıntı,FC United taraftarlarını gösteriyor.Söylediklerini dikkatle dinleyin tercüme etmeme gerek yok sanırım,etsem de kimin umurunda ?


                                                                   NO AL CALIO MODERNO !



 

 

Weiterlesen

Müşteri Hizmetleri

9. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

sure

Türkiye gittikçe garip hallere bürünüyor,sonuçta ortaya ne çıkacağını kendileri de bilmiyorlar ama girmişler geri dönüşü olmayan bir yola,hepsi değil tabiî ki,her yolu mubah gören bazı kesim .Dün akşam Eskişehir'de açılan(açtırılan) pankart bahsettiğim çarpık değişimin somut örneği.Ne yapıp edip ekranlara çıkalım zihniyeti taşıyan çakma tribüncüler yayıncı kuruluşunun çanağını yalamak için birbirlerinle yarışıyorlardı.Kriterleri ile taraftarları tribünlerden yok etmek için ellinden geleni ardına koymayan "UEFA" adını taşıyan pankartı açmak,tribün kültürüne yapılan en çirkin hakarettir ! Hoş,böyle bir kültürden haberdar olduğunuz muamma ! Sakın amacınız 2016 Avrupa Şampiyonası desteklemek olduğunu öne sürmeyin,zaten gülünç duruma düştünüz.Sizlerden en kısa zamanda "Blatter başkan duy bu sesi,aç evini doyur bizi" koreografileri bekliyoruz,televizyona çıkmak için bunu da yaparsanız hiç şaşırmam..


Sure..you are good Customers

ultra 02

                                                              NO AL CALCIO MODERNO !


Weiterlesen

Çocuğun Adını Koyalım

9. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Çağırması kolay olur."AÇILIM?" HAYIR(!) sade paravan ve kandırmaca.Çok önceden belirlendi her şey şimdi tıkır,tıkır işliyor yıllar önce kurdukları planları.İlk başta kobaydık şimdi figüranlık yapıyoruz,ekmeklerine yağ sürerek.Yıllardır Katalanlar İspanyadan ayrılmak isterler,malum ülkenin maddi yükünü onlar çekiyor,benzerini İtalya'da görebiliriz,sanayi ağırlıklı Kuzeyin fakir Güneyden kopmak istemesi.İkisi de insana mantıklı gelebilir,peki yıllardır ülkeye yük olmuş ve maddi bütçesine sıfır katkısıyla bir bölgenin sürüden ayrılma sebepleri ne olabilir? Şimdilik aklıma gelen sade bu >>> link

İstenildiği  kadar taviz verilsin,açılmalar,yatırımlar yapılsın,yasaklar kalksın hiç bir şey ifade etmeyecek.AB kriterleri planın parçası,sonrası nanik.İyi tarafına da bakmak lazım,ayrı bir devlet kurmak isteyenler artık dağa çıkmaya gerek görmeyecekler,Brüksel'e dilekçe vermeleri yeterli.Türkiye içinde bir Andora ya da San Marino kabul edebilir mi? Girmek için kıçımızı yırttığımız birlikte söz konusu bile değil,gayet doğal.İspanyollar "Türkiye Avrupa değil " diyorlarmış,diyemezler tabii çünkü onlar çoktan bu işin bittiğini biliyorlar,biz sade seyir ediyoruz boş yere kızarak.Halbuki yukarıdakilerin hepsinden haberi var,bakınız;

euro0050-r

batiturkiye2016

Nasılda iki resim birbirine benziyor değil mi?


Siyasetin Sporun içinde yeri olmamalı,"Audi,Sony,Snickers,Nutella,Türk Telekom" vb. gibi markalarının olmaması gibi.Onlar olduğu sürece Sporun içinden siyaseti çıkarmak mümkün değil,gerekirse yüzyıllarca bir arada yaşayan halkı bölmek cabası.Ne demiş büyük suyun ötesinde ağabeyimiz? Daha çok BigMac için daha çok F-15 !!!

 

Weiterlesen

Sieg oder Spielabbruch

7. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Die Partie zwischen Diyarbakirspor-Bursaspor mußte gestern in der 17.Minute abgebrochen werden.Für den Abbruch waren Diyarbakir Fans Verantwortlich,sie warfen Steine und volle Wasserflaschen auf das Spielfeld,dabei wurde einer der Linienrichter am Kopf getroffen.Daraufhin gingen die Schiedsrichter vom platz und entschieden die Partie für unbespielbar.Das die Sicherheitskräfte Steine und Wasserflaschen beim eintritt ins Stadion übersahen ist sehr fraglich ! Man wirft Diyarbakir Anhänger vor sie hätten alles ein tag vor Spielbeginn organisiert.Im vorfeld wurde die begegnung wie immer von den Medien sehr angeheizt,hinzu kam noch eine anreise verbot für Bursaspor Fans.

 

05

 

Die gründe für die Unruhen gingen aus dem Hinspiel in Bursa hervor.Dort wurden Diyarbakir Anhänger mit der kurdischen Terror Gruppe pkk in Verbindung gebracht,und als dann noch eine Türkische flagge in der Bursa kurve geöffnet wurde mit einem Spruchband auf dem „Wir sind stolz Türken zu sein“ stand,war die gestrige Partie so eine Art Revanche für Diyarbakir Anhänger.

 

02

 

Erinnerungen werden wach,als am 13 Mai 1990 in Zagreb,die Partie Dinamo Zagreb-Roter Stern Belgrad nicht angepfiffen werden konnte,weil zwei ethnische Fan Gruppen eine Lösung für ihre politischen Probleme auf dem Spielfeld suchten.Wie die meisten wissen wurde dieses Spiel nicht angepfiffen und die Unruhen damals waren der wirkliche Auslöser für ein langjährigen Bürgerkrieg und führten zu Teilung Jugoslawiens.Die Situation in Türkei sollte man nicht mit dem im damaligen Jugoslawien vergleichen.Ein Volk das Jahrhunderte lang zusammen lebt,gleiche Konfession die gleichen Bräuche hat und nur durch ein regionale Sprache,man könnte es auch ein Dialekt bezeichnen,sich voneinander unterscheidet möchte keine Trennung ! Im Gegenteil,das Volk im Osten der Türkei will Anerkennung,und nicht mehr mit einer Terror Gruppe in Verbindung gebracht werden,die fast über ein Jahrzehnt lang nur Tränen und Blutvergießen über sie brachte.Politik gehört nicht in den Sport und hat auch nichts auf den Rängen zu suchen.Aber leider gibt es immer noch Minderheiten,die mit Hilfe der Medien versuchen über Fußball ihre böses Gedanken gut zu betreiben.Wir,die Fans sind es auf den sie abgesehen haben und wir sollten ihnen nicht diese Gelegenheit dazu geben ! Die Konsequenzen werden sehr hart sein,das wussten die Diyarbakir Anhänger,aber das sie damit vielleicht den Abstieg für ihre Mannschaft besiegelten könnte ihnen am ende der Saison sehr weh tun...


 

 

Weiterlesen