Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

Yetiş Hiddink

6. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

guushiddink

Şu Hiddink ne adammış be Joker mübarek.Geçen sene Rusya Milli takımının Teknik Direktörlüğünü yapıyordu eleme maçları arası uzun süre olduğundan durumu değerlendirip devre arası İngiltere'nin Chelsea takımını çalıştırdı.Bu sene durum farklı sayılmaz,Hiddink hala kağıt üzerinde Rus Teknik Direktörü ve Türk Milli takımına resmen Ağustos ayında başlayacak.Aradaki süre hayli uzun,dünya kupasında boş durmak yerine Fildişi sahili teklifini değerlendireceği kesinleşti ve ardından milli takımımızın başına geçeceği umuluyor.Hiç belli olmaz bakarsınız dünya kupasını alır Afrikalılar onu bir yere bırakmaz,ya da karizmayı öyle bir çizdirir bizim kamuoyu kronik sindirme vakasına dönüşür.Olmayacağı ne malum?


Takip edebildiğim kadar Hiddink haftada sade 2 gün "İstanbul'da" geri kalanı ülkesi Hollanda'da geçirecek. Hiddink Trabzon'a gidip maç seyreder mi, Antalya'ya,Diyarbakır'a,Ege'ye,Trakya'ya? (Sahi Trakya bölgesi yıllardır futbola sesiz.) Hiddinkin bunları yapmasına gerek yok nede olsa yardımcıları var onlar halledecekler,peki bizim Hiddink'e ihtiyacımız var mı? Sırf bazılarını tatmin etmek ve sindirim rahatsızlıklarını giderme dışında. Kuşkusuz son senelerde Avrupa'dan çıkan en büyük teknik direktörlerinden biri sayılır Guus Hiddink.Uzun yıllar kaldığı Güney Kore'de büyük işler başardı,Hollanda'nın efsane kulüpleri PSV Eindhoveni tekrar Avrupa sahnesinde söz sahibi yaptı,ardından Avustralya milli takımını çalıştırdı.Eindhoven kulüp takımı olduğu için işi kolaydı,kadrosu,sistemi belli,oyuncularla her gün bir arada ve haftada en az 2 kez müsabaka oynama fırsatı buldu.Teknik direktörlerin çalıştırdıkları takımlara katkı verme açısından önemli unsurlar. Güney Kore ve Avustralya uluslararası futbolda pek söz sahibi değildiler,unutmayalım Güney Kore 2002 dünya kupasına ev sahipliği yaptı ve milli takımlarını aynı kulüp takımı gibi turnuvaya hazırladılar,bu açıdan baktığımızda Hiddinkin büyük katkıları oldu.Sözün kısası kötü teknik direktör değil,gerçi elinde olan kaliteli kadroya bakarsak Rusya milli takımınla pek başarılı oldu diyemeyiz,malum Rusların oturmuş futbol ekolü var.Hiddinkin işi uzaktan bizlere kolay gözükse de aslında böyle takımları "yönetmekte" teknik direktör epey zorlanırlar.


İşte beni endişelendiren nokta burası,bizim doğru düzgün futbol ekolümüz yok ama artık Güney Kore,Avustralya değiliz onların geçtiği süreci çoktan geride bıraktık.Üst seviye olmasa da uluslararası platformda bir yerlerdeyiz,iki sene önce Euro2008 turnuvasında ilk dördün içine girmeyi başardık.Öte yandan Rusların olduğu gibi maçı tek başına çevirebilecek efektif oyuncularımız yok,oyun disiplininden çabuk kopuyoruz ,defansta yaptığımız hatalara hiç girmiyorum tek kelimeyle vahim.Hiddink geldiğinde bunların hepsi düzeleceği muamma,doksanlı yılların başında kısada olsa Fenerbahçe ile Türkiye tecrübesi topladı Hollandalı hoca ama o dönem şimdi oluşan futbol medyası bu kadar bilinçsiz değildi ve boş eleştiriler yapmıyordu.Daha ılımlı sayılacak bir ortam vardı,yinede Hiddink fazla dayanamayıp havlu attı şimdi nasıl dayanır onu zaman gösterecek.Benim açımdan Türk futboluna fazla katkı sağlayamayacak,zaten amaç bu değil.Onu göreve getirenler sade kendi koltuklarını garantilemek,olumsuz neticelerden sonra çıkacak polemiklere karşı önlem almak.Açık söylemek gerekirse Hiddink Türk Milli takımında katalizatör görevi yapacak...

Weiterlesen

Futsal !

4. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

UEFA Futsal Cup
                                                                  NO AL CALCIO MODERNO !
Weiterlesen

Napoli Curva B

3. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Alman Futbol dergisi 11 Freunde Napolinin 52 yaşında olan,şimdi emekliğe ayrılmış efsane tribün lideri Gennaro Palummella ile yaptığı röportajı elimden geldiği kadar çevirmeye çalıştım umarım hoşunuza gider.Yabancı ülkelerin tribün kültürlerini yakından tanıma yönünden şahsen önemli bir söyleşi olarak görüyorum.


Orijinal söyleşinin kaynağı >>> link

napoli

Soru: Palummella sen ve San Paolo stadı aynı yaştasınız,özel bir bağınız mı var?


Palummella: Napoli bu statta büyük başarılar kazandı,1987 ve 1989'da şampiyon olduk aynı sezon UEFA kupasını aldık.San Paolo 1959 yılında açıldığında daha bir yaşında bile değildim,dünyaya beraber gözlerimizi açtık diyebiliriz.


Soru: İlk hatırladıkların?


Palummella: Kızıl Yıldız Belgrat maçıydı,daha çocuktum o zaman.Juan Carlos Tacchi adlı Arjantinli oyuncumuz kornerden direk gol attı ama hakem golü vermedi,bende bunun üzerine çok üzülmüştüm.Tüm hayatımı San Poula'da geçirdim,şimdi tribünde oturarak maç seyrediyorum ama uzun yıllar Curva B tribünündeydim.Oranın kalbimde özel yeri var,hiç unutamam.


Soru: SanPaoulo'yu nasıl tarif edebilirsin,Oturma odan mı,Mutfağın mı,Yatak odan mı?


Palummella: Doğru cevap kamping çadırım,çünkü çok soğuktu.Uzun yıllar stadın üzeri açıktı sonradan kapatıldı.Yağan yağmurdan ıslanır,esen rüzgardan donardık.


Soru: Statta en güzel anın?


Palummella: 2005 yılında Ciro Ferraranın jübile maçında yaşadım.Çıkış tüneline inmiştim,tam o sırada Maradona geldi sahaya çıkacaktı,sırf onu görmek için 70.000 bin Taraftar tribünleri dolmuşlardı.İl Pibe d'oro beni görünce heyecanla ismimi bağırdı "Palummella",ikimizinde gözleri parıldıyordu aynı eski günlerdeki gibi.Diego ailemden biri sayılır,kızım paptist olduğunda kirveliğini yaptı,oğluma Diego Armando adını verdim.


Soru: Statta en güzel yer?


Palummella: Kuşkusuz Curva B seti,30 metre yükseklikten aşağıya düşmemek için her maç günü hayatımı tehlikeye atıyordum.Çoğu kez arkadaşlarım beni tutu yoksa tepe taklak giderdim.Şayet düşseydim şimdi burada seninle söyleşiyi yapamazdık.Çoğu kişi orada durmanın zorluğunu anlayamazlar.


Soru: Curva B'nin ne gibi özelliği var?


Palummella: Mükemmel ve sihirli bir yer,müthiş coşkusundan dolayı dünyanın en güzel tribünü.Biz Napoliler kanı kaynayan insanlarız,biraz Güney Amerikalılara benzeriz.20.000 bin Taraftar bestelerime eşlik eder sonra tüm stat birlikte söylerdi 80.000 bin kişi.Dünya üzerinde yaşayan 6 milyon Napolilere mesajlarım ulaştığını biliyorum.


Soru: En güzel koreografi ?


Palummella: Verona maçında gösterdiğimiz 20.000 bin muz.İlk önce onlar başladılar,"Vezüv tekrar patla hepsini gebert",bizde cevap verdik "Jüliet bir orospu,Romeo'da boynuzlu" sonra 20.000 muzu onlara gösterdik,yalasınlar anlamına geliyor.Kötü aşağılama ama espri ve kültür içerikli.

(Jeton köşeli gelenlere: Vezüv yanardağı Napoli'dedir,Shakespeare'in ünlü romanı Romeo ve Jüliet İtayanın Verona kentinde geçer.Olayın kültür yanı bu oluyor,esprisi de muzlar,onların ne anlama geldiğini detaylı anlatmama gerek yok sanırım :D )


Soru: Bugün kemik tayfa Curva A'da duruyor,neden statta taraftarlar bölündü?


Palummella: Napoli mükemmel şehir fakat bir arızası var ortak hareket edemiyoruz.Tek başımıza aya çıkarız ama beraber hiç bir yere gidemeyiz.İşte bu yüzden iki farklı tribün grubu oluştu,ikisi de kendilerini çok iyi sanıyorlar.Benim zamanımda böyle şeyler yoktu.


Soru: Şu sıralar yeni stat yapımı için söylentiler var,sen ne düşünüyorsun?


Palummella:  San Paolo büyük bir sahnedir,malum artık çok yaşlandı.İnşaat için para vardı ama 1989 yılında kuzeye akıtıldı sonrada siyasetçiler ve iş adamlarının ceplerine indi,her zaman olduğu gibi.Başkanımız Aurelio De Laurentis 40.000 bin kişilik stat yapmak istiyor,açıkçası ben bu fikre henüz ısınamadım.Eğer stat yapılacaksa önemli faktörler göz önünde bulundurulmalı.Stadın bir bölümü  şehrimizin sembolü olmuş iki azizi Apostel Paulus ve San Gennaro gibi efendi insanlara,kale arkaları da 1930 yıllarının efsane oyuncusu Attila Sallustro ve tabiî ki Maradona ile özdeşleşenlere ayrılmalı.(!)


Soru: Sahi,1990 dünya kupasında San Paolo'da oynanan İtalya-Arjantin maçında neler oldu?


Palummella:  İtalya milli takımını ıslıkladığımız kocaman bir yalan,Napoli'ye çamur atmak için bu iftira ortaya atıldı.Zaten o gün statta çok az Napoli den seyirci vardı büyük çoğunluk dünyanın değişik ülkelerinden gelen futbol severlerle doluydu.Ben Gennaro Palummella Arjantini tutmadım,ülkemi seviyorum İtalya tarafıydım,malum Maradona'ya karşı kaybetmek biraz rahatsızlık yarattı ama önemli değil.

Weiterlesen

Nasıl Futbol İsterdiniz ?

2. März 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Hafta sonu biraz vakit ayırıp uzun zaman seyir etmediğim futbol yorumlarına göz atayım dedim,demez olsaydım.Oysa göze hoş gelen güzel müsabakalar vardı,Bursa-Sivas,Kayseri-Beşiktaş,İBB-Fenerbahçe ve tabii gönül verdiğim Galatasaray-Kasımpaşa maçı doruk noktasıydı hafta sonu maç maratonunda.Samimi söylüyorum,Alman liginde bile yukarda saydığım müsabakaların kalitesine ulaşan maçlar seyredemedim,buna derbi karakteri taşıyan Schalke-Dortmund müsabakası dahil,bir Bursa-Sivas maçının seviyesinde değildi maalesef.Yorumları dinlediğimde sanki ben o maçları seyir etmemişim kuşkusuna kapıldım.Nasıl futbol isterdiniz beyler? Dört yıldızlı İtalyan restoranında menüde kebap olmadığı için hayal kırıklığına uğrayanlar ile kebapçıdan Spaghetti Bolognese istemeleri sonrası kalaylı küfür yiyenlerin şikayetleriyle dolu ekranlar.Sade tuttukları takımların renklerini yüceltmek futbol yorumculuğu ise siz gidin tribündekiler gelsin.


Haftanın en güzel maçı kuşkusuz Galatasaray-Kasımpaşa müsabakasıydı,skorun Galatasaray lehine 4:1 bitmesi biz Galatasaraylıları sevindirdi ama aleyhimize de olabilirdi.Uzun zamandır yüksek tempoda oynamamıştık,güzel futbola olan hasretimizi giderdik bir anlamda,yalnız şunu unutmayalım Galatasaray kendi ile oynamadı.Karşısında sürekli pozitif futbolu ön planda tutan,skor ne olursa olsun son dakikaya kadar gol kovalayan bir Kasımpaşa takımı vardı,bunu taktir etmeliyiz.Sanki 30 yıl önce İngiliz takımları gibi taktik anlayışı bir kenara bırakıp tamamen futbol oynama düşüncesinde iki takım gördük sahada,zaten biz bunu istiyoruz.Çıkın sahaya kimin kime gücü yeterse,ortada mücadele olsun,bol pozisyon,bol gol,akrobatik hareketler,güzel çalımlar atılsın.Millet maç seyir ederken soluk alamasın,bunu istiyor klasik futbol sever,bize ne filanca kaç km koşmuş,yok top hangi bölgede daha çok kalmış,kaç taç,ya da korner atılmış inanın umurumuzda değil.İstatistik fetişistleri vardır elbette onları kendi hallerine bırakalım,futbolu hayatlarında canlı olarak yaşayamayanlar oyunun güzelliklerini içlerinde hissedemezler,ancak rakamlarla orgazm olurlar.


Aman efendim Kasımpaşa nasılda böyle açık oynayabilirmiş,koskoca Galatasaray'a karşı haddini bilmeliymiş,Allah Allah ! Böyle saçma yorum yapanlar yeri geldi mi taraftarı "irrasyonel" olarak kategorize ediyorlar,siz hiç kendinizi dinlediniz mi? Hayatında hiç futbol oynamamış insanlar futbola heves etseler inanın bu yaratıkların yorumlarını dinledikten sonra vaz geçerler,tipleri bile itici.Sırf laf olsun ekran dolsun zihniyeti taşıyan reyting canavarları yaptıkları yorumlarla halka futbolu sevdirmekten daha çok oyundan soğutuyorlar.Bırakın kardeşim renk yarıştırmayı Taraftarlar kendi aralarında bunları sizden daha güzel ve heyecanlı yapıyorlar.Siz oyunun güzelliklerini ortaya çıkarmaya bakın,futbolcuları bir dahaki haftaya aynı güzellikte oynamalarına teşvik edin,edin ki o dilinize doladığınız "marka değeri" yükselsin.Yapamazsınız,çünkü rakam matriksi içinde kaybolmuşunuz,zaten hiç bir katkınız yok en iyisi fazla gölge yapmayın...

Weiterlesen

Kim Büyük ?

28. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Büyüklük nasıl ölçülür? Soruya,herkesin değişikte olsa kendi düşünceleri doğrultusunda mutlaka cevabı vardır,peki futbolda büyüklük ne anlama gelir? Futbolun içinde Büyüklük kimilerine göre gönül verdiği takımın kazandığı kupalar,mal varlıkları ya da yurt dışından satın aldığı yıldız futbolculardır.Kimileri içinde kulüplerinin tarihleri,renkleri,camialarının büyük kitleleri peşinden koştuğu ile gurur duyar.Kimileride Şampiyonlukları,kupaları önemsemez,yıllardır alt kümelerde hayallerini kurdukları takımlarını en üst ligde görmek onlara büyük mutluluk yaşatır.Medya sayesinde yıldız futbolcu yapılanların yerine geçmişte Asil duruşları,takımlarının kutsal formları için sergiledikleri mücadele veren futbolcular ile özdeşleşirler.Nihat Bekdik,Zeki Rıza Sporel,Hakkı Yeten(Baba Hakkı),Metin Oktay,Lefter Küçükandonyadis,Vedat Okyar,Fatih Terim  ya da Mehmet Kılıçlar,Sedat Özden(Sedat 3),Ali Kemal Denizci.Saydıklarımın çoğunu seyretme fırsatı bulamadık ama hepsi kendi taraftarları için en büyüktür.Yaşımdan dolayı Fatihi,Vedatı,Sedatı,Ali Kemali hatırlıyorum ama bir Nihat Bekdiki  ve Metin Oktayı seyredemedim ona yanarım.Kimi transfer ederlerse etsinler kalbime kazıdığım bu ikilin yerini kimse alamaz çünkü ben Galatasaraylıyım.Benzeri diğer kulüplere gönül vermiş arkadaşlarımız için geçerli,Fenerbahçelilerin Sporel ve Lefterleri vardır,Beşiktaşlıların Baba Hakkıları,Vedatları.Bursasporluların Sedatları büyüktür,Eskişehirlilerin efsaneleri Mehmet Kılıçlar,Trabzonlular Ali Kemali asla unutmayacaklardır.


Geçtiğimiz salı günü dünya futboluna mal olmuş büyük bir futbolcunun ölüm yıldönümü vardı.Bahsi geçen kişi 23 Şubat 2000 yılında 85 yaşında dünyaya gözlerini yuman Stanley Matthews.Futbolun alfabesini A'dan Z'ye kadar ezbere bilenler M harfine baktıklarında mutlaka bu ismi en üstte göreceklerdir.Dünya'da Stanley Matthews'u sahalarda oynarken seyredenler çok az kişi vardır,olanlarda ilerlemiş yaşlarının ortaya çıkardığı engellerden dolayı hatırlamıyorlardır belki.Fakat yinede "Sir Stan" futbola candan gönül verenler için en büyüğüdür.Matthews ne dünya kupasını kaldırdı,nede Avrupa Şampiyonu oldu.Kulübünle şampiyonlukta yaşamadı Sir Stan,Avrupa kupası kaldırmadığı gibi.Matthews'un kariyeri boyu en büyük başarısı Stoke City ile birinci lige çıkmak oldu,1956 yılında Avrupa'nın en büyük futbolcu ödülünü alırken 41 yaşındaydı.Onu yaşlı diye futboldan uzaklaştırmak isteyenlere inat edip,50 yaşında kulübünün zor günler geçirdiği dönemde tekrar futbol ayakkabılarını giyip sahalara dönmesi,büyüklüğün ötesi bir şey.


Aşağıda gördüğünüz videolar az çok anlatıyor Sir Stan neden ilah olduğunu;


Hayatında bir kere onu seyir etmemiş en hırçın holiganlar bile uğruna şiirler yazarsa,ki İan Dyer yazmış,o kişi büyük futbolcudur.



Alt yapılarda yetişen yeni nesillere hala onun hareketleri öğretilip,bilgisayar oyunlarında "Matthews Feint" adı veriliyorsa,o kişi büyük futbolcudur.



Futbol Tarih kitaplarının "M" harfine bakıldığında ilk başta onun ismi geliyorsa,o kişi büyük futbolcudur.




Kariyerinde elde ettiği en büyük başarısı ikinci ligden birinci lige çıkan futbolcu her yıl anılıyorsa,o kişi büyük futbolcudur.




Üstelik Stanley Matthews İngiliz Kraliçesi tarafından şövalye unvanı verilen ilk Futbolcu,nasıl olur diye sormayın böyle futbolcuların büyüklüğünün tarifi başkadır.Babası boksör olan Stanley Matthews kariyeri boyu ne sarı,nede kırmızı kart görmüş.Yazının başında yazdığım Ülkemizin oyuncuları Sir Stan gibi değildiler,elbette kart gördüler ama hiç bir zaman efendiliklerini bozmamışlardır aynı Matthews gibi.Onlar patates tarlalarını andıran sahalarda ortaya koydukları mücadeleleri,üstün yetenekleri ve usta becerileriyle,tribünleri dolduran Halka hem gönül verdikleri kulüpleri,hem de futbolu sevdirmeyi başardılar.İlk fırsatta sahaların kötülüğünü dillerine dolayan,marka değerinden dem vuranların hiç bir zaman başaramayacağını başardı o usta ayaklar.İşte bu yüzden sergen yalçın,tanju çolak ve futbolu kirleten bosmanın heykeli dikilmesini isteyen rıdvan dilmen büyük futbolcu olamayacaklar !




 


Weiterlesen

There is a little 2PAC in all of us

26. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör





Weiterlesen

Against All Odds !

26. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Fazla yazıp çizmeye,ölçüp biçmeye ne gerek var? Elimizde olan kadro ile buralara gelmemiz benim açımdan mucize ama kesinlikle kadromuza kötü ya da yetersiz diyemeyiz haksızlık olur.Henüz takım olma kıvamına gelmediler Aslanlarımız,canları sağ olsun.Ellerinden bu kadar geldi,hepsinden verdikleri mücadeleden dolayı Allah razı olsun demekten başka bir şey gelmiyor içimden,hiç üzülmeye gerek yok başımız dik yolumuza devam edeceğiz.Şu an itibariyle yapılacak tek şey Teknik kadro ve oyuncularımıza koşulsuz destek vermek,bu takımın ulaşacağı en uç nokta büyük başarı sayılır,Şampiyonlukta olabilir ikincilikte.Ama iddia ediyorum elimizde olan kadro seneye bozulmasın önümüzdeki sezon çok ilerde olacağız,yeter ki inanalım ve sabır edelim.Mevcut yönetim kalsın veya yerine başkaları seçilsin,kesinlikle oluşturulmuş konseptten vaz geçilmemeli ! Galatasaray lego oyunu değil her sene boz yeniden yap,bırakalım gelişsin,mutlaka lezzetli meyvelerini  toplayacağız,bu kesin !

gs-atletico-koreo                     Muhteşem koreografiyi yapan Kardeşlerimin ellerine sağlık.(resim uA.com)


 Eğer öldükten sonra yeniden dünyaya gelirsem,tekrar ilk Aşkım sen olacaksın GALATASARAY...söz !



Weiterlesen

Gelsin Teknoloji

25. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz hafta sonu Beşiktaş-Galatasaray derbi maçından bir pozisyon,gol mü gol değil mi tartışmalarının tavan yaptığı,televizyonların reyting ölçme aletlerinin su kaynattığı dakikalar.

leof

                                 (resim TaçÇizgisi.blog)

 

Bir türlü hakemin verdiği anlık kararı kabul edemediğimiz biz futbol severler artık yalnız değiliz,oysa işin en zevk verdiği,futbolun diğer müsabakalardan özel kılan faktör oyunun içinde gelişen spontane olaylar değil mi? "Bize ne kardeşim bunlardan,21.yüzyılda yaşıyoruz teknoloji imkanların her dakika değiştiği çağda amatörlerin profesyoneller üzerine karar vermemeli".Bu sözleri söyleyen Alman yanın en büyük Teknik Direktörü sayılan,geçen sezon VFL Wolfsburg takımını şampiyon yapan Felix Magath,üstelik topun içine mikro çip konmasını talep ediyor büyük hoca.Peki neden? Freiburg maçında Bordonun vurduğu kafa topu üst direkten çizgiye çarpması,sözde top çizgiyi geçtiğini iddia ediyor Schalke camiası ama nafile.Malum Hakeme göre gol değil,işte bu yüzden Magath hoca feryat ediyor,kendisi ilk değil yıllardır tartışmalar sürüyor,sonu olmayacağı kesin.Hoffenheim'lı Meslektaşı Rangnick başka öneri ortaya attı,maç içinde her takımın iki kere TV teknolojisi imkanlarını kullanma hakkı olmasını istiyor,tabii onunda canı yandı başka türlü neden yapsın.Borussia M'Gladbach müsabakasında lehlerine verilmeyen iki penaltı ve golün biri ofsayt olması Rangnickin canını sıktı,yoksa durduk yerde bu tarz açıklamalarda bulunmazdı.


Kimin canı yandığı an hemen ortaya atlayıp basıyor feryadı,canı yanmayanlar ve hakemin anlık kararlarından faydalananlarda aynı görüşte olması biraz garip.Örneğin Bayern Münih Teknik Direktörü Van Gaal Almanya'ya geldiği günden beri teknolojik  imkanların artık futbolun içine girmesini savundu,Fiorentina'ya attıkları ikinci gol böyle bir anlık hakem hatasından oluştuğu ve büyük menfaat sağladıklarını da göz önünde bulundurarak.Yaptığı maç sonrası açıklamaları centilmence karşılanabilir,nede olsa timsah göz yaşları dökmek kolay.Açıkçası bana hiç biri samimi gelmiyor,Magath,Rangnick,Van Gaal vb. endüstriyel futbolun içinde dönen paraların rakamlarının artması,yatırımcıların risk almaları ve bu yüzden rahatsız oldukları ortada ama ticarette risk faktörü hep esastır,bunu hesaba katmaları lazım.Aksi taktirde sırf maddi zararları aza indirme girişimleri yüzünden oyunun doğasını bozmak futbolu seyredilmez hale getirir.Son olarak,Van Gaal geçen cumartesi günü "Futbol yorumcularının hepsi aptaldır" açıklamasına şahsen yürekten katılıyorum....

Weiterlesen

Futbol Maçları Ayakta Bakılır !

23. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Çünkü futbol maçları ayakta oynanır da ondan,gayet mantıklı hiç oturarak futbol oynanan müsabakalar gördünüz mü? Futbol maçlarını oturarak seyredenler hayatlarında futbol oynamamış,oyunu pavyon eğlencesi sanan,yüz yıllık kulüplerinin renklerini değiştirenlere boyun eğmiş,asimile edilmiş zavallı yaratıklardır.Futbolu ayakta seyreden Taraftarlar maçı 90 dakika içlerinde yaşar,oyuna katkı sağlarlar boşuna 12.adam denmemiş.Artık sahada oynanan oyun gün gittikçe görsel güzelliğini yitirip iyice monoton hal almış,statikleşmiş ve taktik sınırları içine sıkıştırılan bir çeşit fabrika mesaisi,ya da onların dediği gibi "modern futbol".İşte bu yüzden statların en ücra köşesine atılan Ultra'lar tüm maç boyu susmadan kendi besteledikleri marşları söyleyerek,meşaleler yakarak,pankartlarıyla,yaptıkları koreografileriyle  futbolun içinde yok edilen coşkuyu,hırsı ve mücadeleyi yaşatmaya çalışıyorlar,Allah yardımcıları olsun !


Futbol maçları böyle seyredilmez !

tiyatro

Futbol maçlarına bu şekilde katkı sağlanır !

mesale

Futbola verdikleri paralarla kendi tekeline alan yayıncı kuruluşlar esas insanları aşağıdaki karikatürde gibi görmek istiyor,maalesef !

zuschauer

Bunu kabul ediyor musunuz ?

 

                                   KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !

 

 

 

Weiterlesen

Beşiktaş - Galatasaray 1:1

22. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

Auf dem Papier ein derby aber niemals den Charakter wie gegen den Erzrivalen Fenerbahce,ein Spitzenspiel ohne Glanz würde eher.zutreffen. Die Platzherren nicht nur von beginn an sondern auch in der ersten Hälfte die Ton angebende Mannschaft. Galatasaray setzte da an wo sie am Donnerstag aufgehört hatten,fast gleiche Aufstellung wie gegen Atletico Madrid,bis auf Servet für ihn spielte Emre Güngör von Anfang an. Besiktas war in Zugzwang und musste dieses Spiel gewinnen um an die Spitzengruppe heranzukommen,doch sie konnten ihre drückende Überlegenheit besonders in der ersten Halbzeit nicht nutzen. Galatasaray stand in der Abwehr sehr kompakt und kam gelegentlich nur mit kontern auf das gegnerische Tor,wie z.B. in der 21.Minute ein Kopfball von Baris Özbek. Der Gastgeber hatte in der ersten Hälfte mehr vom Spiel und auch die besseren Tor Möglichkeiten,zwei in der 25. und 28.Minute durch Nobre,eine umstrittene in der 38. von Holosko,wo der Gäste keeper Franco erst beim zweiten nach fassen den Ball auf der linie halten konnte.So blieb es in Halbzeit eins Torlos,glücklich aus Sicht der Gäste,die aber in der zweiten Halbzeit auf drehten und besser ins Spiel kamen.

elano fink

arda turan

Für das hohe Tempo in der ersten Hälfte zahlten die Spieler von Besiktas Tribut an ihrer Substanz,sie waren nicht mehr Ton angebend und verloren sehr viel zwei kämpfe.Wie im Euro League Hinspiel gegen Atletico kam Galatasaray besser in der zweiten Halbzeit besser ins Spiel und erhöhte das Tempo. Erstaunlich denn sie hatten nur 48 Stunden zeit sich auszuruhen und eine Trainingseinheit um sich auf dieses Spiel vorzubereiten,Besiktas dagegen die ganze Woche. In der 68. Minute wurden sie für ihre mühen belohnt,es war Mannschaftskapitän Arda Turan der nach einer hervorragenden Einzelleistung den verdienten Führungstreffer schoss. Leider musste er verletzt ausscheiden für ihn kam Giovanni Dos Santos und der bis dato beste Spieler bei Galatasaray Elano Blumer ging auch angeschlagen vom platz,er wurde durch Mustafa Sarp ersetzt. Galatasaray beschränkte sich von nun an auf Resultat halten was ihnen aber nicht gelang. Nach einer Standard Situation in der 82. Minute erzielte Sivok den Ausgleich für Besiktas und machte sein Fehler beim Führungstreffer der Gäste,wo er nicht ganz unschuldig war wieder gut. Alles in allem ein gerechtes unentschieden,für Galatasaray eher ein Punkt Gewinn im Meisterschafts rennen. Besiktas hat zwar noch ein nach hol Spiel gegen Denizlispor aber sie müssen nächste Woche zum Schweren Auswärtsspiel nach Kayseri,die zur Spitzengruppe gehören. Galatasaray ist gleich am kommenden Donnerstag gefordert,in der Euro League Rückspiel Partie gegen Atletico Madrid reicht ein torloses unentschieden um weiter zu kommen.


 

Weiterlesen