Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Jump ! You Fuckers ! Vol.2

6. Februar 2010 , Geschrieben von Erdal Güngör

jump you fuckers

Global ekonomik krizin patladığı 2008 yılında,New York'un Manhattan semtinde bulunan Wall Street caddesinin ışık direğine asılan karton parçası bir anda Ülkenin gündemine oturmuştu.Betonla örülü borsa binalarına karşıtlık,diğer adıyla insanların çaresizlikten doğan isyanları.Bir kaç esrarkeş bankacının  pencereden atlamasıyla sistemin değişeceğini sanmayın,onlar sistemi yapanlar değil,sistem onları ortaya çıkardı.


Futbolda benzerini düşünelim,Ronaldolar,Kakalar henüz asfalta çarpmadan hemen arkalarından atlamak için sıraya geçmiş bekleyenler olacaktır.Sistemin bir boka yaramadığının kanıtı,defalarca yazıldı çizildi.Transfer rekorlarınla aynı solukta anılan "Kara para aklayanlar,Çocuk ticareti yapanlar,Yayın haklarına ödenen çılgın rakamlar hepsi piyasanın canlı kalmasını sağlıyor.Futbol günümüzde milyonlarca insanın ekmek teknesi,işbirliği yapan teknik direktörlere ödenen komisyon ücretleri,menajerlere verilen kamyon dolusu paralar.Hiç sorun değil,nasıl olsa maç biletleri ve aylık abone ücretlerine  yapılan zamlarla faturayı futbolsever ödeyecek,kimin umurunda ?


Bonservis bedellerinin ve yıllık gelirlerin artmasından sade oyuncular faydalanmıyor,onları pazarlayanlarında cepleri dolduğu yeni değil,helal olsun Allah daha çok versin.Ama faturanın taraftara kesilmesi sosyal adalet ile bağdaşıyor mu ? Örneğin Alexander Hleb Barcelona'da oynadığı sezon yılda 7 milyon avro kazandığını,çoğu kez yedek soyunup ve sonradan oyuna girdiğini Avrupa futbolu ile yakından ilgilenenler biliyorlar.Ama aynı yıl İspanya tarihinde işsizliğin rekor seviyelere ulaştığından haberimiz olmadı,belki olanlar vardı.Allahtan atalarımız bizlere hayatı kolaylaştıran "gemisini kurtaran kaptan","bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gibi sözleri miras bırakmışlar,başka türlü sosyal adaleti dengelemek mümkün değil.


Evet artık bir şeyler değişmeli,reformlar yapılmasını,sistemin kendiliğinden çökmesini beklemek sosyal romantizmden öteye gitmez,bir yerde sınırlar çizilmeli dur demenin zamanı geldi geçiyor.Futbol bu çarpık sistemin içine doğdu ve yozlaştırıldı,tek başına kurtulması imkansız.Boyun eğerek her şeyi kabullenmek, elimizi kolumuzu bağlayıp kenardan seyir etmek,sistemden avanta sağlayanların ceplerini daha çok doldurduğunu,bizi de  yok ettiğinden haberimiz var mı?


Oturduğumuz yerden yazıp sallamakla olmuyor işte,kolay değil.Hiç bir şey uyuşmuyor,ne getirdiğimiz dünyaca ünlü futbolcular,nede teknik direktörler Ülkemizin futbolunla dengeli değil.Demokrasimiz dünyanın diğer devletlerinle karşılaştırdığımız zaman benzerliği bile yok,tepki vermek hemen birilerine rant kapısını ağzına kadar açıyor.Taraftar olarak görevimiz takımlarımızı destelemenin yanı sıra siyaseti tribünlere sokmamak,kulübü yöneten kişi iktidar partiye bağlı Belediye Başkanı olsa bile.Tribünlerde bayraklarımızı sallayıp tezahürat etmek bizim görevimiz,ama gönül verdiğimiz renkler kutsal saydığımız,özdeşleştiğimiz formanın renklerinle uyuşmadığı gerçeği ortada dururken.Futbolun kendi deyimleriyle  Mal ve Marka değerini yükselterek 380 milyon dolar basan yayıncı kuruluş,Türk futbol severin gerçekte oyuna sevdalı olmadığını,onun yerine mal yorumculara yazılması birbirinle uyuşmaması mutlaka araştırılmalı.Ülke geçekleri insanların elini kolunu bağladığı gibi,aynı zamanda insanları pasifsize ediyor maalesef !


Ve geriye kalan o yırtık karton parçasının üzerinde yazılı sözler "Jump ! You Fuckers !".Ne altını doldurabiliyoruz,nede üstünü,adeta yüzümüze haykırıyor....siz zahmet etmeyin ben pencereyi açar kendim atlarım.

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: