Dear Mr. Adnan Polat
Hayat sandığından daha büyük
Ve sen ben değilsin
Gideceğim yerler
Sade görebildiğin mesafaler
Eyvah çok konuştum
Bitirmeliyim
Köşeye sıkıştım
Tüm ışıklar üzerimde
İnancımı kaybettim
Sana ulaşmak istiyorum
Başarabilirmiyim bilmiyorum
Eyvah çok konuştum
Ama henüz yeterli değil
Sanki bana gülüyorsun
Sanki şuan şarkı söylüyorsun
Bunları yapacağını gördüm,öyle düşünüyorum
Ayık geçen saatlerde
Günahlarımla başbaşa
Seni bulmaya çalışıyorum
Yaralı,yolunu şaşırmış kör bir aptal gibi
Eyvah çok konuştum
Bitirmeliyim
İyi düşün
Asrın işareti olabilir
İyi düşün
Yaptığım her hata bana diz çöktürdü
Nafile
Hadi bu düşler gerçekleşir
ortalığı kasıp kavurursa?
İşte şimdi çok konuştum
Sanki bana gülüyorsun
Sanki şuan şarkı söylüyorsun
Bunları yapacağını gördüm,öyle düşünüyorum
Hepsi hayaldi kötü bir rüya....
Adnan Polat İstifa Etmemeli!
Bu satırları yazarken içim kan ağlıyor ama gerçekleri kabul etmekten başka çaremiz kalmadı. Şu saatten itibaren resmen kümede kalma savaşı vereceğiz, benim yaşımda olanlar bunları önceden yaşadı ve biz Galatasaray’ın kıymetini aynı şuan yürüdüğümüz dikenli yolları aşarak daha fazla anladık. Galatasaray büyük camia mutlaka bunları aşacaktır, yeni nesil bir gün gelecek bugünleri hatırlayıp Galatasaray’ın kıymetini daha iyi anlayıp sımsıkı sarılacak. Bakmayın böyle yazdığıma, yine hayal kuruyorum zaten yazdıklarımda devede kulak.
Başlıkta belirttiğim gibi “Adnan Polat istifa etmemeli!” Adnan Polat kutsal renklerimizi değiştirirken, GSTV'yi şifrelerken vb. saçma işlerle Taraftarın aidiyet duygularınla oynarken kulübün kimyasını değiştirirken istifaya çağırılmalıydı. Adnan Polat geçen sene yaşanan Basketbol şubesindeki rezaletten sonra istifa etmeli hatta kulüp üyeliği elinden alınıp derhal uzaklaştırılmalıydı. Adnan Polat istifa etmemeli, çünkü bu gelenek 8 yıl önce bozuldu işte geldiğimiz durum ortada. Bir zaman İlahi adaletin gücüyle kazandığımız zaferlere şükretmesini bilmedik şimdi o yüce İlahi adalet bize tokadını vurdu ve Adnan Polat’la cezalandırıyor. Bize müstahak ve bu cezayı sonuna kadar çekeceğiz ki, bir daha aynı duruma düşmeyelim!
Bu arada ruh mu arıyordunuz? Eski açıkta açılan iki pankartın altında telefon şirketine müracaat edin size bir ruh hattı bağlasın istediğiniz yerde kullanırsınız, sınırsız...
Eskidendi
“Düşünün bugün savaş var ve kimse gitmemiş”, soğuk savaş yıllarından kalma lafın konuyla ne alakası olabilir? Düşünün hafta sonu Türkiye’de bir derbi oynanacak ama kimsenin umurunda değil, düşünmenize gerek yok Pazar günü Türkiye’nin yüzyıllık çınarlarından iki güzide kulübümüz Galatasaray ve Beşiktaş Ali Sami Yen stadında karşılaşacaklar. Tabii ki umursayanlar var maça gidilecekte ama eskiden böylemiydi? İple çekerdik günleri heyecanımız doruk noktalarına ulaşırdı, bayram havası sarardı ortalığı. Şimdi ise yerini yabancı ülkenin derbileri aldı, pazartesi günü oynanacak İspanya derbisi Real Madrid- Barcelona, nam-ı diğer “El Clasico”.
Artık Türk futbol seyircisini GS-BJK derbisi kesmiyor malum futbol evrensel kaliteye bakıyorlar. Seyirci diyorum çünkü futbolsever demekle gerçek futbolseverlere haksızlık etmiş olurum. Futbol oynamayan, spor yapmayan, kendi değerlerine sahip çıkmayanlar tribün kültürünün yok edilişine tepki vermeyenler ancak seyirci kalırlar, kimse darılmasın lafım futbolu ve sporu dolu, dolu yaşayanlara değil. O zaman kimse Schusterin söylediklerine kızmasın adam doğru konuştu. Futbol oyun kültürüyle yaşar Türkiye’de futbolu yönetenler bu kültürü el birliğiyle yok ettiler, işte Schuster bunu anlatmaya çalıştı. Ben Türkiye’de futbol ticareti hangi noktada çözemedim, şu anda biraz Premiere League biraz NBA tarzı örneklerle strateji belirlenmiş bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. İşin özüne bakınca hiçte öyle değil, hatırlarsanız 90’lı yıllarda NBA’nin bir sloganı vardı “I Love this Game” Türkçe “Ben bu oyunu seviyorum” slogan aslında her şeyi anlatıyor. Modern statlar halı gibi sahalar yıldız futbolcular hepsi hoşta, ortaya koyulan oyunu kimse benimsemiyorsa televizyonlarda sırf polemik yapılıp hakemler ön plana çıkarılıyorsa boş yere masraf etmeye gerek yok. Siz en iyisi evrensel takılmaya devam edin, buyurun Hafta sonu maçları >>> link the remote is yours…
Futbolcuların Takma İsimleri
Geçenlerde 11 Freunde dergisinde görmüştüm hoşuma gitti birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum.
Gerald Asamoah: Sarşın (bu hiç uymamış adam zifir siyah)
Marco van Basten: Utrecht'in Kuğu kuşu (enteresan isim bence uymuş)
Jack Charlton: Zürafa
Michel Essien: Bizon ( vahşi sığır Afrika ve Kuzey Amerika kıtasında görülür)
Robbie Fowler: Tanrı
Ruud Gulit: Kara lale ( bu uymuş hoşuma gitti)
Willy van de Kerkhof: Elektrikli süpürge (model Hoover)
Ronald Koeman: Kar tanesi (ilginç)
Pavel Nedved: Duracell (tam isabet)
Robert Prosinecki: Sarı oğlan
Alvaro Recoba: Çin (biraz benziyor)
Claudio Reyna: Captain America
Javier Zanetti: Traktör (göbek adı John Deere)
Birkaç Tifo
CSKA - SPARTAK
RİVER - BOCA
WISLA - LEGIA
Uzun zamandır böyle güzel ve yaratıcı tifo görmedim,tek kelimeyle muhteşem.
Bu tifo size bir yerden tanıdık geliyor mu?
INTER - MILAN 14.11.2010
GALATASARAY - PSV 18.10.2006 CL

Somewhere Over The Rainbow
Benim küçükken bir hayalim vardı makinist olmak tren kullanmak istiyordum, bu hayalimi gerçekleştirdim. Şimdi 32 yıldır mesleğimi zevkle yapıyorum aldığım ücret sanıldığı kadar yüksek değil Allaha şükür beş kişi geçiniyoruz, zaten mesleğimden aldığım hazın karşılığı parayla ölçülemez. Kaçınız hayallerinizi gerçekleştirdiniz? İnsanlar hayaller kurmalı peşinden koşmalıdırlar yoksa yaşamlarının hiçbir anlamı olmaz.
Alttaki yazımda Boş Yere Uğraşmayın bir avuç gencin hayalinden bahsetmiştim, gelin nasıl başlamış tekrar hatırlayalım;
Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır:
"1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
"Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek."
Ve bir gün geldi o “MAKSAD” gerçekleşti. 95 yıl sonra birer, birer Türk olmayan takımları yenip zafere ulaştı Galatasaray. Ama bu yolda yalnız değildi, bir avuç gencin zamanında kurduğu hayallere inanlar vardı.
Onlar birer kuruş ve tek bir topla kurdukları hayallerinin peşinden sonuna kadar koştular hiç yılmadan. Yoksa şimdi bizler başka şeyler konuşurduk birbirimizle hiç tanışmazdık hayatımız belki daha güzel olurdu, kim bilir?
Boş Yere Uğraşmayın
Galatasaray’ı sevmek için o kadar çok sebepler var ki, hele bugünlerde şuan bu satırları okurken bile. Mutlaka vardır, size “neden Galatasaraylısın?” diye sorulduğunda ağzınızdan tabanca patlar gibi vereceğiniz cevabın içinde bir anlam olmalı. Gözle görülmeyen elle tutulmayan size ait ve sade sizin içinizde his etiğiniz duygu, ufacıkta olsa hala yılmadan peşinden koşmaya heveslendiren o tutku.
Bir teneffüste, okul sıraları arasında bir avuç gencin hayallerini gerçeğe dönüştürdüğü gün yaşadıkları heyecanın ve bundan aldıkları gururun hazın bir parçasıyız hepimiz. Ve “sizler!” bu parçadan olanlar, şu günlerde elbirliğiyle heyecanımızı tüketmeye çalışırken gördüğünüz gibi biz yine bir sebep buluyoruz sevmeye. O yüzden boş yere uğraşmayın! Bu bünye hala nefes alıyor kalbi atıyor beyni çalışıyor, durana kadar GALATASARAY!
SENDEN AYRI YAR SEVERSEM, ÖLDÜR BENİ....
Dün Bugün
Hep matem yapacak değiliz, şu mübarek Bayram gününde eğlenip sevinemeyeceksek ne zaman sevineceğiz? Gelin biraz gülelim ve birazda düşünelim, aşağıya eklediğim videolar ünlü Devekuşu kabaresinin muhteşem “Dün Bugün” oyunundan alıntı. Büyük ustalar kendilerine öz mizah tarzlarıyla futbolu mercek altına almış ve yirmi yıl önce bugünleri görmüşler, komik ama seyredeceklerinizin nerdeyse hepsi gerçekleşti. Bir tek Kadın Teknik direktör denemedik, gülmeyin bu yönetimle her şey mümkün!