Kimler Geldi Kimler Geçti
106 yıl içinde kimler geldi kimler geçti ama bize her sevdadan geriye kalan sadece GALATASARAY oldu!
Yolun açık olsun ARDA TURAN...
TEK BÜYÜK GALATASARAY !
Kalemin Adaleti Keskin Olmalı!
Bağımsız Galatasaraylıların yayınladığı bildiri;
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
3 Temmuz 2011 tarihinde başlayan “Şike ve Organize Çete” soruşturması sürecinde yazılı ve görsel medya, soruşturmanın içeriği, kişilerin ve kulüplerin hakları üzerine eleştirilecek nice habere imza attı. Bununla yetinmeyip bir süredir bir çok futbol yazarı soruşturma ile ilgili içinde futbol olmayan kanaatler sunuyor. Kimisi kişi ile kurumu ayırarak aleni bir şekilde geçmiş ve gelecekte ki olası tüm şikeleri, teşvik primlerini meşru kılıyor, kimisi futbolun ekonomik boyutunun ne kadar zarar göreceği üzerine yazılar yazarak, “fair play” sloganını “money play” şekline çevirip futbolun manipüle edilmesini umursamıyor, kimisi detaylarını bilmediğimiz bir soruşturma için kamu vicdanını yok sayarak “affedelim” deme yargıçlığına soyunuyor ve şike veya şikeye teşebbüs var ise bunları affetmeden önce futbolun doğası olan saha içindeki “adil rekabeti” cezalandırdığını umursamadan davranıyor.
“O maçta bir şey göremedim” temelinde yazılar yazmak ve konuşmak ” şike futbola zarar vermiyor, bırakın kim ne çevirirse çevirsin sonuçta sahada gül gibi maç oynanıyor ” u savunmaktır. Konu ” Para alınsa da verilse de şike gerçekleşmemiş, futbolcu topunu oynamış, maç güzel geçmiş, niye küme düşürülsün?”e getirilmektedir.
Milyonlarca insan kah TV başına geçerken kah tribüne giderken maçların arkasının temiz olduğundan emin olmak istemez mi? Zerre kadar şüphe olursa seyrettiğimizin ne önemi var? Bu sporu bu kadar cazip kılan, mücadele, süpriz olma olasılığı, kazanma azmi değil midir? Manchester City – Manchester United Community Shield maçındaki futbolun kalitesi kadar, heyecanı ve güzelliği sağlayan şey insanların son ana kadar ne olacağına duyduğu saf ve etki edilmemiş bilinmezlik değil midir?
Bahane olarak sunduğunuz o futbol ekonomisinin temel dayanağı “taraftarlık” ise, taraftarlar futbolun öznesidir. Kandırılmış ve durmaksızın sağılarak para harcayan tüketicileri değil.
“Şike ve Organize Çete” soruşturmasından son günlerde kamuya yansıyan; kimi futbol yazarlarının talimatla yazılar yazdığı ve haberler yaptığı iddialarının, şikayetçi olduğumuz kanaatlere benzemesi, futbolun geleceği ve futbolseverler için tehlikeli bir durum arz etmektedir.
Kalemin kılıçtan keskin olmasını sağlayan herşeyden önce içerdiği ahlak ve adalettir. Futbolun 91. dakikası olan haberciler ve medya mensupları belleklere futbol yazarı, futbolsever olarak mı geçmek istiyor yoksa futbol ortamının “doğruluğunu” sorun etmeyenler olarak mı? Kalemini özgürce futbola ve onun topluma manipüle edilmeden temiz bir şekilde ulaşması için kullanan mı, yoksa iddia edildiği gibi birilerinin ulağı olup kalemini onların istekleri için kullanan mı olmak istiyorlar ? TSYD yetkililerine ve tüm spor yazarlarına soruyoruz.
Unutmayınız! Tarihin de, taraftarında hafızası kuvvetlidir. Ahlakın ve adaletin de…
Bağımsız Galatasaraylılar
Kaynak>>> link
Lessons For Dummies
Which man can save his brother's soul?
Oh man, it's just self control.
Dont gain the gold and lose your soul
Wisdom is better than silver and gold !
Boşa Kürek Çekmeyin!
Dün bir dost çok güzel bir şey yazmış “ İnsanlara, onları size nankörlük yapmaya mecbur bırakacak kadar büyük iyiliklerde bulunmayınız” . Ben buna “Besle kargayı oysun gözünü” diyorum.
Cahiller kendi başlarına düşünemez koyun gibi sürünün peşinden giderler. Doğrulara değil, başkalarının emrettiklerine inanırlar çünkü “başkalarının” işine gelir. At çamuru kalsın izi çağında yaşıyoruz “Dostuna attığın tekmenin ya da hiçe saydığın ilahi adaletin bir sonucu olmalı bu da kesin, sen teksin takibinde geçmişin!”
Sahi, ilahi adalet demişken şunu bilmenizi isterim ey cahiller gözünüz aydın elinizde olan sahteler elinizde patladı çünkü bende gerçekleri var hem de RESMİ MAKAMLARDAN! bkz; >> link
İşte ilahi adalet diye ben buna derim. Öyle bir anda devreye girdi ki umudunu yitirmiş her şey bitmiş derken. Allahtan hiçbir zaman ümidi kesmeyeceksin derler.
Şimdi siz ağzından yalancı memesi alınmış bebeler gibi zırvalayın durun. Hâlbuki çok önceleri uyarmıştım, kulak vermediniz. Şimdi her şey çok geç adalet arıyorsanız Allaha dua edin. Ve bir gün karşılaşacağız malum ben yalnızım sizin gibi sürü halinde gezmiyorum. Klavye delikanlılarını bekliyorum, gelip beni sıcak yatağımdan alacaklar, gözlerim yollarda kaldı. Daha hala cesaret edip telefon açamadınız, numaram iletildi bekliyorum!
Plato şöyle demiş;
Şimdi söyle bana: Şu adalet dediğimiz kavram, adaletsizlik kavramına göre nasıl tanımlanabilir?
Söylendiğine göre adaletsizlik adaletten çok daha güçlü ve becerikliymiş. Ama adaletin akıllılık ve erdem olduğunu söylüyorsak, adaletin bilgisizlik olan adaletsizlikten çok daha güçlü olduğunu belirtmek hiç de zor değildir.
Nasihat!
Neden bu kadar çok içiyorsun?
Şarap damarlarında hiç eksik olmuyor. Günün birinde beynin bir el bombası gibi patlayacak.
Kuvvetli bir iradem var. İrade güç demektir. Evet, işte buna güç denir.
Bu yüzden mi bizden korkuyorlar?
Onları istediğimiz gibi gebertebildiğimiz için korkuyorlar. Onları öldürme hakkına sahip olduğumuz için bizden korkuyorlar. Suç işleyen birini cezalandırabiliyoruz. Adamı öldürüp kendimizi iyi hissedebiliyoruz. Aslında buna güç denmez adalet denir.
Güç farklı bir şeydir.
ÖLDÜRME YETKİSİNE SAHİP OLUPTA ÖLDÜRMÜYORSAN GÜÇLÜSÜNDÜR !
Parazitler
Türk futbolu parazitlerle dolu ve bu parazitler Türk futbolunun bataklığa saplanmasında büyük payı var. Bu parazitlere her yerde görebiliriz. Yönetimlerin içinde, medyada tribünde sahada, farkındaysanız en fazla yaygarayı da medya parazitleri koparıyor. Yirmi yıldan bu yana futbola bulaşan parazitler haşarat avcılarının kokusunu alınca şimdi paçaları tutuştu. Senelerdir içinde yoğruldukları bataklığın kurumasına ramak kaldı aç kalacaklar.
“Temiz kramponlar” operasyonu ortaya çıkalı tam 1 ay oldu ve yaklaşık 10 aydır da emniyet güçleri tarafından takibi sürülüyor. Birçok tanınmış kulüp yöneticileri teknik direktörleri sporcular şu sıralar tutuklu yargılanıyorlar. Bu kişilerin arasında öyle isimler var ki çoğumuz bir gün bu hallere düşecekleri aklımızın ucundan geçmezdi. Malum, ortada bir şey olmasa boş yere tutuklanıp içeri tıkılmazlar üstelik 10 aydır teknik takip yapan emniyet güçlerinin ellerinde kamyon dolusu sağlam belgeler var. Elbette hukuk kurallarına göre suçu ispatlanmayana kadar insanlar suçsuzdur. Ama düz mantıktan hareket edersek deminde belirttiğim gibi kanunun elinde sağlam deliler var ki bu kişiler serbest bırakılmıyor.
Şike skandalının başrolünde maalesef Türkiye’nin güzide kulüplerini görüyoruz, bir tanesi hariç ama ona sonra geleceğim. Tabi ki tüm camiaları töhmet altında bırakmak haksızlık olur. Lakin baştakilerin yaptıkları camiaları bağlamaz ama karıştıkları şu son olaylar ile kulüplerine büyük menfaat sağladıkları açıkça ortada! Kanun burada kimsenin gözyaşına bakmıyor, yeni yasaya göre şüphe duyulduğu takdirde hatta teşebbüs edilse dahi kulüplerin küme düşmesini şahısların ağır hapis cezası ön görüyor.
Söz konusu kulüpler Fenerbahçe, Sivasspor, Trabzonspor, Beşiktaş, Eskişehirspor. Kulüpler ve camialarının şimdiye kadar duruşları bir kulüp dışında tatmin edici. Fazla detaylara girmek istemiyorum hemen konuya geleceğim. Bahsettiğim kulüp Fenerbahçe fakat yinede tüm FB taraftarlarını aynı tasa koymuyorum. Kulübün bazı ağır taşları yaptıkları açıklamalarıyla dürüst duruşlarını ortaya koydular. Ama öyleleri var ki ellerinden geldiğince olayı sulandırıyorlar. İşte başlığın adını koyduğum “Parazitler” de bunlar. Şuursuzca her gün TV ekranlarına çıkarak birilerini kurtarma peşindeler. Onlar istedikleri kadar çırpınsınlar her söyledikleriyle biraz daha batıyorlar. Hiç utanmadan “başkaları da yıllardır yaptı ne olmuş canım” saçma kelimelerle işlenen suçu meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Malum, bu çırpınışları yıllardır beslendikleri pisliklerin temizlenip aç kalacakları korkusu. Türk Halkı aptal değil yemiyoruz arkadaş boşuna uğraşmayın!
Gelelim skandala karışmayan ama birileri rahatlasın diye ısrarla olayın içine çekilmeye çalışan GALATASARAY kulübüne. Evet, çoğunuzun bildiği gibi bende Galatasaraylıyım ama başından beri sürekli şunu söylüyorum şayet bu pisliğe bizde karıştıysak en ağır ceza kesilsin, hala söylediklerimin arkasındayım. Galatasaray camiasının Taraftarının zamanında patlak veren Cemal Nalga olayında duruşunu açıkça ortaya koydu. Medya içinde Galatasaraylılarda buna dâhil, isterseniz arşivlere girin ve Sayın Ali Kırca’nın o günlerde ana haber bülteninde söylediklerine tekrar bakın!
Türk Halkı benzer dik duruşu bir kısım FB medya mensuplarından da görmek isterdi, ama olmadı. Bu mahlûklar dün gece yine gerçek yüzlerini ortaya koydular. Programa bakmadım çünkü birçok sporsever gibi Türk Futbolunun bu denli ayaklar altına alınmasına bende tahammülüm kalmadı. Ama bu mahlûklar Türk futbolunun şu vahim durumundan bile kendilerine menfaat sağlıyorlar ya, işte buda bana koyuyor.
Şu sıralar Futbol aşkımızı başka türlü tatmin ediyoruz. Dün akşam 199 ülkede canlı yayınlanan Bundesliga açılış müsabakası Dortmund-Hamburg bir nevi acımızı dindirdi. Haksızlık yapmak istemem bazen Türk spor medyası içinde nadir güzel şeylere de rastlıyoruz. Mesela dün gece ilk kez seyrettiğim “Bay Tahmin”. Her şeye rağmen insanları yaşadıkları tüm olumsuzluklardan uzaklaştırıp mübarek Ramazan ayında neşelendiren Murat Özarı ve Fikret Enginden Allah razı olsun…
İçim Rahat Etmiyor
Tüh be sizi çok özleyeceğiz link
Adalet Mülkün Temelidir
Şu sıralar zamanım bol tatildeyim. Gezmekten geriye kalan zamanı TV seyretmekle geçiriyorum ve iki günden bu yana izlediklerim iğrenç ötesi. Pazar akşamı malum programı açtım gördüklerime inanamadım. FB kulübünün efsaneleşmiş futbolcusu salya sümük yalvarıyor, cami önlerine tezgâh kuran sahte dilenciler gibi.” Aman ne olur idare edin, bir hata yapıldı koca camiayı cezalandırmayın bir yığın zarar borçlar dağ gibi ühühüüü..” Diğer yandan aba altından sopa gösteriyor beyefendi ”bakın çok kötü şeyler olur haaa..” Ne olabilir mesela? Aynı kişi aradan birkaç dakika sonra FB camiasının temel taşları Aziz Yılmazın konuşmalarını duyunca utanmadan “yahu bende aynı şeyleri savunuyorum” diyerek geri vites yapıyor. Başka kanalı açıyorum, orada oynatılan tiyatro gerçekten ilginç. Genç insanların kanına girmişler akıllarınca halkı kandırıyorlar “FB düşerse kombinemi iptal ederim” diyor GS’lı arkadaş, hadi ya.
Dün sabah duyduklarım daha vahim. Yanlış hatırlamıyorsam şöyle bir şeydi “ şike suçu işleyenler yeni yasadan yargılandıkları takdirde bundan en fazla zararı mevcut sistem görecektir”. Minareye kılıf uydurmakta dünya’da üzerimize yok gerçekten. Almanların bir lafı var “getürkt” sahtekârlık yapıldığı zaman sıkça kullanırlar “Türk usulü” anlamına gelir. Nefret ederim bu lafı duyunca ama dün şöyle düşündüm adamlar haklı. Dünya âlem bizi çoktan çözmüş fakat biz hala aynı şeyleri yapmaktan vazgeçmiyoruz. Madem öyle “Adalet Mülkün Temelidir” sözünü lügatlerden çıkarıp yerine “Adalet sade güçlülerindir” olarak değiştirelim.
Mevcut sistem bundan zarar görecekse, demek ki sistemde hata var ve yasayı çıkaranlarda bunu bilerek yaptılar. Madem yeni çıkan yasa düzene zarar veriyorsa, şu an yeni yasadan tutuklu yargılanan 51 Bursasporlu taraftarın günahı ne? Kendi pisliği içinde yoğrulmaktan zevk alan tek hayvan, sözüm meclisten dışarı domuzlardır! Eğer yeni yasa bozulmuş mevcut sistemi yıkıp domuzlar temizlenecekse Ne mutlu Türküm diyene!
KAHROLSUN endüstriyel futbol ve uşakları !
Bir Başkadır Uzaktan Sevmek
“Taraftar nedir?” sorusuna cevap bulmak öyle sanıldığı gibi kolay değil. Bulunur da kelimelerle anlatması zor birde karşı tarafın anlaması var. Birkaç sene önce kendi çapımda ve önemli bilim adamlarının kaynaklarından faydalanarak araştırma yapmıştım TARAFTAR ?
Bilimsel araştırmaları şöyle bir kenara koyalım ve gerçek taraftarın ağzından dinleyelim. Hatırlarsanız geçen gün ÇILGIN TÜRKLER! grubunu tanıtmıştım ve grubun koordinasyon işleriyle uğraşan Recai Kayış arkadaşımız vardı. İşte aşağıya ekleyeceğim yazıyı Recai zamanında yazmış hoşuma gitti sizinle paylaşmak istedim. Yazdıkları kimseyi rahatsız etmesin, burada öne çıkarmak istediğim “Taraftarın” hisleri. Unutmayalım farklı renklere gönül versek de hepimizin davası aynı “TRİBÜN!”
İstanbul’da Malatyasporlu Olmak.
İstanbul’da Malatyasporlu olmak çok zor arkadaş…
İstanbul’da o kadar takım içinden Malatyaspor’umuzun taraftarı olmak,memleketimizin takımına ihanet etmemek biraz farklı karşılanıyor.
İstanbul’da taraftarlık denilince sadece Galatasaray,Fenerbahçe ve Beşiktaştan ibaret olduğunu sanan insanlar var.
İstanbul’da en çok zoruma Giden; Malatyaspor atkısı ve forması ile gezdiğim zaman ‘’Galatasaray’ın bugün kimle maçı var,Galatasaray’ın hali ne olacak’’ vs. aptalca sorularla karşılakmak oluyor.Sarı,Kırmızıyı Gören Herkes Galatasaray sanıyor.İşte bu yüzden katil olmaktan korkuyorum.
İstanbul’da bize; ‘’hangi takım tutuyorsun’’ diye sorduklarında hep göğsümü gererek Malatyasporluyum demeyi bildim.Çoğu kişi ‘’3 Büyüklerden hangisini tutuyorsun peki’’diye cevap verdi.Benim anlamadığım konu 3 büyük denilen şey ne ? Çoğu kişi Şampiyon olan takımlar diyor. O zaman Bursa ve Trabzon’da benim için büyüktür.3 Büyük diye birşey yoktur veya varsa neye göre büyüktür.Herkesin takımı kendine göre büyüktür.Benim için tek büyük vardır o da Malatyaspor’dur. Bazı Malatyalı ağabeylerimizle karşılaşıyoruz ve ‘’Neden Malatyasporlu değilsin de bir İstanbul takımı tutuyorsun’’ diye soru soruyorum.Onlarda hep ‘’ Aman Malatyaspor kaçıncı lig’de Süper lige gelsin tutarız’’ diyor. Pardon ağabeycim Malatyaspor Süper lig’de olduğu zaman senin bu takımın yanında olmana zaten gerek yok.Önemli olan yere düşen bir yiğidin elinden tutup yukarıya çıkarmaktır.Önemli olan takımın kötü günündeyken yanında olmaktır.
Benim anlamadığım en büyük konu ise, Malatya’da,Adana’da,İzmir’de,Ankara’da,Bursa’da veya Anadolu da doğmuş büyümüş bir insanın neden Kendi memleketinin takımını tutmayıpta Galatasaray’ı,Fenerbahçe’yi veya Beşiktaş’ı Tutmaları.Hiç bir anlam veremiyorum.Ne gibi bağlantıları var ki bu takımları tutuyorlar.Pardon Siz Şampiyon takım mı tutuyorsunuz ? Bizde öyle değil biz Şampiyon olan bir takımı tutup özentilik yapmadık,Tuttuğumuz takımı Şampiyon yapmak için yemin ettik. Türkiye’de Futbol’un gelişmemesinde en büyük sorunda özentilik ve şampiyon olan takımların tutulması.Bir bakın Almanya’ya Dortmund’a Adamlar şampiyon takımı tutmadı,tuttuğu takımı şampiyon yaptı.Bursaspor’a da öyle.İşte Bursaspor tribünlerine bu yüzden hep saygı duydum.Adamlar tuttuğu takımı şampiyon yaptı.Trabzon halkı her zaman taktirleri hak ediyor.Çünkü Trabzonlu olupta bir İstanbul takımını tutan kişiler çok nadir.Trabzon halkı kendi memleketinin takımına çok iyi sahip çıkıyor.Şahsen ben hiçbir Trabzonlu’yu Gs,Fb veya Bjk takımlarından birisini tutup desteklediğini görmedim.
Futbol’dan anlayan çoğu kişinin,Malatyasporlu olmamasına sağmen bizim gruba karşı sempati duyuyorlar, saygı duyuyorlar.Ama futboldan anlamayan,Hayatında Deplasman hatta tribün bile görmemiş insanların alay konusu da olabiliyoruz.
Bir başka zoruma giden olay ise, Fenerbahçe’nin bu sene şampiyon olduktan sonra hayatında tribün görmemiş insanların biz şampiyon olduk diye sokaklarda forma atkı gezmesi ve bizim gibi çocuklara hava atması.Fenerbahçe takımının cefakar taraftarına sözümüz yok ama bu sadece şampiyon olunca ortaya çıkan sivrisinekler yok mu onlar canımı sıkıyor.Sirvisinek diyorum çünkü,Nasıl havalar ısınınca sivrisinekler çoğalıyorya,Bir takım şampiyon oluncada taraftarları öle çoğalıyor.Adam belki takımının en son hangi takımla maç yaptığını bilmez,beklide tuttuğu takımdan üç tane futbolcu sayamaz ama Şampiyon olunca Şampiyonuz diye gezmesini hava atmasını iyi bilir.Fenerbahçe’nin Şampiyonluğu Fenerbahçbahçe Taraftarınındır.Koskoca sezon boyunca Fenerbahçe için ne katabilirim diye düşünenin,Deplasmanlar da aç susuz kalan o Cefakar taraftarın hakkıdır.Siz Tv başından maçı izleyen,Hatta izlemeyen Ama sorduklarında sadece Fenerhaçeliyim diyen Sempatizanların Değil !
İnsanın zoruna gidiyor arkadaş,Biz İstanbul’da olduğumuz halde buradan Malatyaspor’un Maçlarına deplasmanlarına gidiyoruz ama Bu sempatizanların gelip bize karşı hava atması vallahi insanın zoruna gidiyor.
Ben hiçbir takımın taraftarını düşman olarak görmedim görmemde.Herkesin sevdasına saygı duydum ve hep duyacağım.Saygı Duyacağım derken Sadece TARAFTARLARA,Sempatizanlara değil.Benim tek düşmanım sivrisinekler. Yani ; takımları süper lige çıkınca,takımları şampiyon olunca veya takımları bir başarı elde ettiği zaman birden ortaya çıkan iyi gün taraftarları.
İstanbul’da Malatyasporlu olmak dediğim gibi çok zor. Ama güzel yanları da var.Örneğin Hiç tanımadığın birisinin arabasını görürsün bakarsın Plakası 44.Koşarsın yanına selamlaşırsın, tanışırsın.Hemen Onlara İstanbul’da Malatyasporluların bir taraftar grubunun olduğunu söylersin ve bir maçta hiç beklenmediğin anda karşına çıkabileceklerini düşünürsün.
Veya İstanbul’da bir Malatyaspor maçında hiç tanımadığın birisini görürsün ve bir başka maçta daha aynı kişiyle karşılaşırsın,Tanışırsın. Günler geçer,yıllar geçer işte onlar senin kardeşin olmuştur. Ve Gün geçtikçe farkına varmadan koskoca bir aile olmuşsundur..Hepinizin bir sevdası vardır o da Malatyaspordur.Kimimiz Kadıköy’de ,Kimimiz K.çekmecede,Kimimiz Gaziosmanoaşa’da kimimiz Karagümrükte,Kimimiz Beşiktaşta Yani İstanbul’un dört biryanında Bizi birbirimize bağlayan tek şey ise Malatyaspordur.Hep düşünüyorum acaba Malatyaspor olmasaydı bu kardeşlerimizle nasıl birlikte olacaktık diye.
İstanbul’da yaşayıp gurur duyduğum konularda var.Örneğin çevremde beni bilen ve tanıyan arkadaşlarımın zamanla kendi memleketinin takımlarına yönelmesinden gurur duyuyorum.
Benim çevremde olan çoğu arkadaşıma kendi memleketinin takımına sahip çıkarttırabilmenin onurunu ve gururunu her zaman yaşadım. Arkadaşlarımı Malatyalı olmadığı halde Malatyaspor’un maçlarına götürdüm ve zamanla onlarda kendi memleketinin takımının tribününü kovaladığını öğrendim.İşte bunlar beni mutlu ediyor.
İstanbul’da Malatyasporlu Olmakla şunları öğrendim ;
Kardeşliğin ne olduğunu öğrendim.
Yeri geldiği zaman aç susuz kaldığımızda; bir simiti 5’e bölmeyi,bir sigarayı 4 kişi dönmeyi, bir tas çorbadan 3 kaşık görebilmeyi öğrendim.
Malatyaspor bize hiç tanımadığımız bir çocukla sırf Malatyasporlu olduğu için Mağlubiyetlerde omzunda ağlamayı,Galibiyette ise onlara sarılarak sevincimizi göstermeyi öğrendim.
Sevinci,Üzüntüyü,Gözyaşını,Kardeşliği ve Aşkı Öğrendim.Aşk gibi Kutsal bir duygunun basit bir şey olmadığını öğrendim.
En çok ise; Acı çekerken,çektiğimiz acıdan zevk almayı ve acı çektiğimizi bile bile sevmeyi, uğruna ölmeyi öğrendim.
Nedir bu Malatyaspor aşkı,nerden geliyor bize ne katacak onu hala bilmiyorum.Tek bildiğim şey tarifi olmayan bir hastalık.
lk tribüne girdiğin zaman sadece seyirci olarak gidersin,daha sonra bir hobi olarak yaparsın ve zaman geçtikten sonra büyük bir hastalığa yakalanırsın.kardeşlikler edinirsin ve hiçbir zaman bırakamazsın.Üstüne büyük bir yük biner.Sen olmazsan takımın sahipsiz kalacağını düşünürsün.Malatyaspor’u ben tarifi olmayan bir hastalık olarak görüyorum. He pişmanmıyız? Değiliz .Mutlumuyuz ? evet hemde çok.Acı çektikçe,Çektiğimiz acıdan zevk almasını ve Memleketimizin takımına sahip çıkmanın onurunu,gururunu ve mutluluğunu her zaman yaşadık..Mutluyuz çünkü kolpa,yalan dolan aşkların olduğu bu devirde Malatyaspor’dan başka bir aşkımızın olmamasından dolayı gurur duyuyoruz
Ve Son Olarak ; Amatöre Düşen Malatyaspor için; ‘’ Hala seviyor musun ?’’ diyenlere; ‘’ Daha Ölmedim ki ‘’ Diyorum.
‘’ BİR BAŞKADIR UZAKTAN SEVMEK’’
Recai Kayış
Gülümse
"Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman. Beni o limana çıkaramazsın" demişti Nazım. Ona nasip olmadı güzel yurdunu görmek, tek suçu özgürce fikirlerini düşündüklerini dile getirmekti ve rahatsız ediyordu birilerini!
İnsanların farklı düşünceleri görüşleri olur bu gayet doğaldır. Unutmayalım yinede her şeye rağmen Allahın huzurn da eşitiz.
Ortak paydamız adaletsiz düzene dur demek ise Yurduna hoş geldin Kemal Burkay.....
GÜLÜMSE
Hadi gülümse bulutlar gitsin
İşçiler iyi çalışsın, gülümse
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse.
Sazlarım vardı, ırmaklarım vardı çok
Çakıl taşlarım vardı benim
Ama sen başkasın anlıyor musun
Tut ki karnım acıktı, anneme küstüm
Tüm şehir bana küskün
Bir kedim bile yok anlıyor musun
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse
Kemal Burkay