Parazitler
Türk futbolu parazitlerle dolu ve bu parazitler Türk futbolunun bataklığa saplanmasında büyük payı var. Bu parazitlere her yerde görebiliriz. Yönetimlerin içinde, medyada tribünde sahada, farkındaysanız en fazla yaygarayı da medya parazitleri koparıyor. Yirmi yıldan bu yana futbola bulaşan parazitler haşarat avcılarının kokusunu alınca şimdi paçaları tutuştu. Senelerdir içinde yoğruldukları bataklığın kurumasına ramak kaldı aç kalacaklar.
“Temiz kramponlar” operasyonu ortaya çıkalı tam 1 ay oldu ve yaklaşık 10 aydır da emniyet güçleri tarafından takibi sürülüyor. Birçok tanınmış kulüp yöneticileri teknik direktörleri sporcular şu sıralar tutuklu yargılanıyorlar. Bu kişilerin arasında öyle isimler var ki çoğumuz bir gün bu hallere düşecekleri aklımızın ucundan geçmezdi. Malum, ortada bir şey olmasa boş yere tutuklanıp içeri tıkılmazlar üstelik 10 aydır teknik takip yapan emniyet güçlerinin ellerinde kamyon dolusu sağlam belgeler var. Elbette hukuk kurallarına göre suçu ispatlanmayana kadar insanlar suçsuzdur. Ama düz mantıktan hareket edersek deminde belirttiğim gibi kanunun elinde sağlam deliler var ki bu kişiler serbest bırakılmıyor.
Şike skandalının başrolünde maalesef Türkiye’nin güzide kulüplerini görüyoruz, bir tanesi hariç ama ona sonra geleceğim. Tabi ki tüm camiaları töhmet altında bırakmak haksızlık olur. Lakin baştakilerin yaptıkları camiaları bağlamaz ama karıştıkları şu son olaylar ile kulüplerine büyük menfaat sağladıkları açıkça ortada! Kanun burada kimsenin gözyaşına bakmıyor, yeni yasaya göre şüphe duyulduğu takdirde hatta teşebbüs edilse dahi kulüplerin küme düşmesini şahısların ağır hapis cezası ön görüyor.
Söz konusu kulüpler Fenerbahçe, Sivasspor, Trabzonspor, Beşiktaş, Eskişehirspor. Kulüpler ve camialarının şimdiye kadar duruşları bir kulüp dışında tatmin edici. Fazla detaylara girmek istemiyorum hemen konuya geleceğim. Bahsettiğim kulüp Fenerbahçe fakat yinede tüm FB taraftarlarını aynı tasa koymuyorum. Kulübün bazı ağır taşları yaptıkları açıklamalarıyla dürüst duruşlarını ortaya koydular. Ama öyleleri var ki ellerinden geldiğince olayı sulandırıyorlar. İşte başlığın adını koyduğum “Parazitler” de bunlar. Şuursuzca her gün TV ekranlarına çıkarak birilerini kurtarma peşindeler. Onlar istedikleri kadar çırpınsınlar her söyledikleriyle biraz daha batıyorlar. Hiç utanmadan “başkaları da yıllardır yaptı ne olmuş canım” saçma kelimelerle işlenen suçu meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Malum, bu çırpınışları yıllardır beslendikleri pisliklerin temizlenip aç kalacakları korkusu. Türk Halkı aptal değil yemiyoruz arkadaş boşuna uğraşmayın!
Gelelim skandala karışmayan ama birileri rahatlasın diye ısrarla olayın içine çekilmeye çalışan GALATASARAY kulübüne. Evet, çoğunuzun bildiği gibi bende Galatasaraylıyım ama başından beri sürekli şunu söylüyorum şayet bu pisliğe bizde karıştıysak en ağır ceza kesilsin, hala söylediklerimin arkasındayım. Galatasaray camiasının Taraftarının zamanında patlak veren Cemal Nalga olayında duruşunu açıkça ortaya koydu. Medya içinde Galatasaraylılarda buna dâhil, isterseniz arşivlere girin ve Sayın Ali Kırca’nın o günlerde ana haber bülteninde söylediklerine tekrar bakın!
Türk Halkı benzer dik duruşu bir kısım FB medya mensuplarından da görmek isterdi, ama olmadı. Bu mahlûklar dün gece yine gerçek yüzlerini ortaya koydular. Programa bakmadım çünkü birçok sporsever gibi Türk Futbolunun bu denli ayaklar altına alınmasına bende tahammülüm kalmadı. Ama bu mahlûklar Türk futbolunun şu vahim durumundan bile kendilerine menfaat sağlıyorlar ya, işte buda bana koyuyor.
Şu sıralar Futbol aşkımızı başka türlü tatmin ediyoruz. Dün akşam 199 ülkede canlı yayınlanan Bundesliga açılış müsabakası Dortmund-Hamburg bir nevi acımızı dindirdi. Haksızlık yapmak istemem bazen Türk spor medyası içinde nadir güzel şeylere de rastlıyoruz. Mesela dün gece ilk kez seyrettiğim “Bay Tahmin”. Her şeye rağmen insanları yaşadıkları tüm olumsuzluklardan uzaklaştırıp mübarek Ramazan ayında neşelendiren Murat Özarı ve Fikret Enginden Allah razı olsun…