Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Blog von Erdal Güngör
Neueste Posts

KOYDUK MU? GALATASARAY - Fenerbahçe 1:0

6. April 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

melo.jpg

ne mutlu seni sikene yavşak fenerbahçe...

Weiterlesen

Bugün Günlerden GALATASARAY!

6. April 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

BkYn0roCcAAUWhJ.jpg

1461566_684332401611975_1808238316_n.jpg

A'dan Z'ye, sağdan sola, yukarıdan aşağı, kuzeyden güneye, batıdan doğuya, havada    karada, gece gündüz, ölüsünü dirisini, hergün birisini!

                         N.K.F.V.A.S..!

Weiterlesen

PassoLig e-bilet HAYIR!!! MAÇLAR BOYKOT!!!

4. April 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

6222  futbol statlarında şiddete önlem yasası kapsamında e-bilet 14 Nisan tarihinde yürürlüğe giriyor. Bundan böyle PassoLig kartı olmayan futbol taraftarları statlara giremeyecek!

 

PassoLig nedir?

paso.jpg

                    

                                                                          ###           

"Passolig projesi ile kağıt maç biletine son verilecek.

"Sporda Şiddet yasasının çıkmasının ardından" özellikle sahte bilet uygulamasının önüne geçmek isteyen Türkiye Futbol Federasyonu ve İçişleri Bakanlığı'nın ortak geliştirdiği taraftar kartı sadakat programı Passolig'in internet sitesi yayına girdi. Passolig sistemi ile tüm taraftarlar tek sadakat programından e-bilet satın alabilirken stadyumlara tek kart üzerinden girebilecek. Bunun için Passolig.com.tr sitesine taraftarların T.C. kimlik numaraları ile sisteme kayıt olması gerekiyor. Kaydını yaptıran taraftarlar Passolig kartlarını edinerek biletlerini alabiliyor. kombine bilet sahibi taraftarlar da arkadaşlarını maça göndermek isterse sisteme arkadaşlarının TC kimlik numarası girerek bunu yapabilecek.

KAĞIT BİLET DÖNEMİ KAPANACAK

Sistemle birlikte yasadışı bilet satışlarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Ayrıca projenin tam olarak yayılmasıyla birlikte kağıt bilet dönemi de kapanacak. Taraftarlar Passolig kartları ile sadece bilet de almayacak. Taraftarlar Passolig kartıyla toplu taşıma hizmetlerinden faydalanırken her noktadan bilet satın almak, stadyum içinde nakit para kullanmadan hızlı alışveriş yapmak mümkün olacak.

SİSTEM NASIL ÇALIŞACAK?

Artık maçlara girmek isteyen taraftarlar http://www.passolig.com.tr internet sitesi veya özel satış noktalarından PASSOLİG kartlarını alacak. PASSOLİG kartları kişiye özel olacak ve satın alınan elektronik maç biletleri bu kartlara yüklenecek. Taraftarlar kartlarını stadyum kapılarında bulunan elektronik okuyuculara okutarak içeri daha hızlı girebilecekler ve kendi koltuklarında oturabilecekler.

KARTLAR NASIL ALINACAK?

Passolig kartlar ister internetten, ister cep telefonundanhttp://www.passolig.com.tr’ye girip kolayca alınabilecek. Sporseverlerin kartlarını alabilmeleri için, başvuru formunu doldurup, fotoğraflarını yükleyip, ödemeyi gerçekleştirmeleri yeterli. Sonrasında Passolig kartlar isteyene kurye ile adresine gönderildiği gibi, isteyene de stadyum gişeleri ya da belirli PTT şubelerinden teslim edilebilecek.

MAÇ BİLETİ NASIL ALINACAK?

Passolig Kart sahibi olan taraftarlar ister passo.com.tr bilet sitesi üzerinden, ister gişeden isterlerse de Türkiye genelindeki binlerce noktadan kartlarına maç bileti yükleyebilecek. Kombine bilet sahipleri de Passolig kart sahibi olmalarıyla birlikte, maçları kartlarına tanımlayacak. Satın alınan maçın bilgisi, tüm detaylarıyla kart sahibinin e-posta adresi ile paylaşılacak, cep telefonuna mesaj olarak iletilecek. Ayrıca kart sahipleri stadyumlarda, maç günleri konumlandırılacak el terminalleri aracılığıyla bilet bilgilerinin yazılı çıktısını alabilecek. Kısacası, Passolig kart sahipleri yükledikleri maça ilişkin her türlü detaylı bilgiye (koltuk no, maç saati, maçın oynanacağı tarih, maçın oynanacağı stadyum vs....) ulaşabilecek."

                                                      ###

 

 

İlk başta şunu belirteyim bu sistem Halka yapılan bir vurgundur, sömürüdür! Kağıt bilet kalkması belki en olumlu yanı ama sahtekarlığı önleyeceği muamma, gelecekte sahte kartların çıkacağına şimdiden kesin gözüyle bakılıyor. Lakin, yeni çıkan Akbil İstanbul kartlarının sahteleri ortalıkta cirit atıyor.

 

Bu kartın esas can alıcı yanı statta maç seyretmek isteyen herkesin fişlenmesi! Diğer olumsuz yanları saymakla bitmez. Kartsız bir kere hiçbir futbol maçına, iç/dış saha, giremiyorsunuz. Maçlarda herhangi bir olaya karıştığınız taktirde, kartınız süresiz iptal ediliyor. Buna küfürde dahil, örneğin maç esnasında doğal olarak bir pozisyona sinirlendiğiniz an ağzınızdan çıkacak sözler sizi sevdiğiniz takıma uzun süre hasret bırakabilir. Tribündeki koltuk üzerinize zimmetli hasar alırsa fatura size kesilebilir. Kartı arkadaşınıza ödünç vermeden önce iki kere düşünün, o kişinin karıştığı olaylardan dolayı sizde cezasını çekeceksiniz!

 

PassoLig(e-bilet) kartı şimdilik sade futbol maçlarında uygulanacak diğer branşlar şimdilik bu uygulama dışında. Tribüncüler şu saatten sonra gözlerini açmalı, şapkalarını önüne koyup iyi düşünmeliler! Şimdiye kadar e-bilete verilen cılız tepkileri ile bir yere varamadılar.

 

Şahsi önerim, ortak karar alın maçları boykot edin diğer branşlara, Basketbol, Voleybol vb. yönelin! Bunu sonuna kadar sürdürün, sakın endişelenmeyin arma sevdanız bu boykottan dolayı asla zarara uğramaz. Şikecilerin, sahtekarların, hırsızların cirit attığı futbola kuruş para vermeyin!

 

                         KAHROLSUN endüstriyel futbol!!!

Weiterlesen

Sevmek İstesemde Sevemem Artık.....

3. April 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Zaman dursa…
Hepimiz yine çocuk olsak…
Mahallenin arsasında plastik topa vursak…
Her sene ama her sene hayat bilgisi okusak…
Pikapta bir Ömür Göksel 45′liği çalsa…
Shogun seyretsek siyah beyaz ekranda…
Hiç ama hiç büyümesek…
Sen hep Küçük Bülent kalsan

 bu-lent-korkmaz.jpgDurmuyor işte zaman…
İçimi(zi) acıtıyor…
Biliyorduk birgün
Bilmezden geliyorduk…
Kapatıyorduk gözlerimizi…
Akıyordu ah o hain zaman…
Sensizlik nedir biliyor muyuz ki biz…
Sorsana Büyük Kaptan!…

 

 
                     NO AL CALCIO MODERNO !

 

Weiterlesen

Showan Kurtuldu

3. April 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Geçtiğimiz Mart ayının başında Showan isimli bir Malmölü Ultra naziler tarafından kalleşçe bıçaklanmıştı. Antifaşist, aktivist, Homofobya ve Sekssizime karşı yaptığı mücadelelerden tanınan İsveçli Ultra Showan, bir siyasi yürüyüşte çıkan çatışmada vücuduna aldığı ağır bıçak darbeleri sonrası komaya girdi. Yaklaşık 28 gün komada kalan Showan evvelsi hafta uyandı ve hızla iyileşiyor. Haftalardır Showan için Avrupa’nın birçok statlarında dayanışma eylemleri düzenlendi.

kaempashowan.jpgShowan’a yapılan benzer faşist saldırılar son zamanlarda tüm Avrupa’da yoğunlaştı, Almanya başı çekiyor. İşin vahim yanı, maalesef bu tür çirkin saldırılar ne devlet nede kulüp yetkilileri tarafından ciddiye alınmıyor hatta bilindiği halde göz yumuluyor. Showan olayında ortaya çıkan bir başka gariplik, saldırıyı düzenleyen faşistlerin kendi sitelerinde yaptıkları açıklamada Malmö Ultralarının Almanya’da geçmişte dost grup Ultras St.Pauli ile düzenledikleri Antifaşist eylemleri ile ortalığı gererek provoke ettiklerini öne sürerek küstahça savundular. Puştluğunda bir sınırı var ama bu pislikler iyice abartmışlar.

 

Ne yazık ki İsveç’te olaylar dinmiyor. Geçtiğimiz hafta Helsinborg IF-Djurgardens IF müsabakası öncesi bir Djurgardens seyircisi kafasına gelen şişeden aldığı ağır yaradan dolayı hayatını kaybetti. İsmi ailesi tarafından açıklanmak istenmeyen kişi sıradan bir futbol severdi hafta sonu arkadaşları ile maça gelmişti. 43 yaşında 4 çocuk babası Djurgardens taraftarının toprağı bol olsun. Aklıma 1979 senesinde benzer şekilde hayatını kaybeden Lazio taraftarı Paparelli geldi.

safe_image.jpgSöz İtalya’dan açılmışken, haftanın güzel haberi oradan geldi. 11 Nisanda Ülkenin tüm siyasi parti yetkilileri 20 Ultra grubu ve Taraftar avukatları ile bir toplantı düzenleyecekler.

LAPR0234-k0jF-U80342941090o5-620x349-Gazzetta-Web_articolo.JPG

Bu toplantıda son zamanlarda artan şiddet olayları, stat yasakları, taraftar haklarının gaspı vb. konular tartışılacak. Böyle bir toplantı İtalya futbol tarihinde ilk kez gerçekleşecek. Gelişmelerden ve toplantıdan çıkacak sonucu size buradan ileteceğim!

Weiterlesen

Şampiyonlar Liginde Ayakta Maç Seyretmek YASAK!

1. April 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

dortmund.jpg

      GEÇMİŞ OLSUN NİSAN 1 :))))

 

                                 fuckuefa.jpg

 

                

Weiterlesen

Bugün Günlerden GALATASARAY!

29. März 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bj00h2XIMAEONWv.jpg_large.jpg

Geçmiş olsun kocaman yürekli Cimbomlu. Sana en güzel hediyeyi konya'ya çakıp Galatasaray verecek!

Weiterlesen

Karıncaezmez Şevki

22. März 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bir adam vardı hayatının tek anlamı Galatasaray’dı. Bu adamın birde otomobili vardı, dışı koyu bej rengi içi koyu vişne kırmızı. Galatasaray her şeyiydi. Aslına bakarsak o bir amigo değildi tam bir Galatasaray efendisiydi. Bir gün arabası kaza yaptı, parasını taksi şoförlüğü ile kazanıyordu güzel adam. Biricik Galatasaray’ından borç para istedi, o asla günümüzde bazılarının olduğu gibi çorbacı değildi. Borç istemişti vakti müsait olduğunda geri ödeyecekti. Senmisin isteyen, yaka paça kapı önüne attılar garibi mi, hatırladınız mı?

 

Neyse benden bu kadar, gerisini diğer Galatasaray tribünün ebediyete kavuşan efsanesi anlatsın, onuda unutmadıysanız şayet!

BitwQp3CEAEVNex.jpg

 

Ben Onun sadece ihtiyarlık hatta müzmin hastalık dönemine denk geldim yaş itibariyle...

O da zaten tribünleri bırakmıştı artık... Belki de tribünler onu!

 

Hastaydı, bir kolu kesilmişti. -

Dayım anlatırdı, Galatasaray Lisesinin önünde Galatasaray armasına doğru kolunu kaldırıp saatlerce nöbet tutarmış. Zaten biz Şevki ağabeyin hikayelerini hep bir masal gibi büyüklerimizden dinlemiştik... Ama o bir masal değil gerçekti.

 

Karıncaezmezden bahis açıldığında, kimse birşey bilmediği halde, kimi öldüğüne,

kimi halen yaşadığına dair tartışmalar olurdu zaman zaman!

 

Bir ara Gheorghe Hagi tarafından ziyaret edilen Karıncaezmez Şevki'nin

yaşadığı bu yolla öğrenilmiş oldu.

 

Ama ben Şevki ağabeyin yaşadığını kesinlikle biliyordum hatta bir hastahanede tedavi gördüğünü de ama hangi hastane? İşte bunu bilmiyordum.

 

Gel zaman git zaman, bir telefon geldi. Arayan tribünden arkadaşım İlker idi...

Bize (galiba) Karıncaezmez'in izini bulduğunu söylüyordu.

 

Kaderin cilvesine bakın ki, doktoru İlker arkadaşımızın kardeşi ve tribünümüzün en has elemanlarından biri olan, Dr.Türker imiş... Ve Karıncaezmez Türker'in görev yaptığı

SSK Samatya hastahanesinde yatıyormuş.

 

Hemen ertesi gün ona koştuk. Biz Galatasaraylılar ona borçuyduk. O bizleri tanımıyordu

ama bu o kadar da önemli değildi. Çünkü hepimiz ona hayatta en iyi tanıdığı

renklerden oluşan sarı-kırmızı formalarımızla gitmiştik.

 

Ona Aslan Armalı özel formadan yaptırıp arkasına daKarıncaezmez-1 yazdırmıştık.

Bir de Ahmet Çakır ağabey 90 Soruda Galatasaray Tarihi isimli kitabını imzalamıştı.

Ona bunlardan güzel hediye olmazdı...

 

O gerçekten Galatasarayın 1 numaralı taraftarıydı...

 

Kendisine sarıldık, öptük... Formasını ona verdiğimizde

Keşke Tugrgay yazsaydınızdedi. İlk önce ne demek istediğini tam kavrayamadık

ama kendisi de bu durumu farkedip hemen açıklama yaptı "Turgay Şereni her zaman

çok sevdim ben. Onun gibi kaleci gelmedi. Hala da insan olarak çok severim... 

 

Şevki ağabey bunları güçlükle söylerken, yüzünde ve gözlerinde oluşan sevgi ışıltıları bizi de duygulandırdı. Hepimizin gözleri dolmuştu. Böyle bir sevgi olacak şey değildi çünkü.

 

Karıncaezmezi ziyaret ettiğimizde tarih 2000in Ocak ayını gösteriyordu... Kendi deyimiyle

"O artık bitmişti..." Yine de konuşuyor gülüyor ve ağlıyordu. Hele bizi gördükten sonra bülbül gibi şakımasına doktorlar ve hemşireler bile hayret etmişti.

 

Şevki ağabey anlattı, biz dinledik... Biz sorduk, O söyledi... Müthiş bir hafıza muazzam

bir konuşma yeteneği. Namık Kemalden şiirler, veciz sözler ve yaptığı şakalar...

 

Hele o baygın halinden kurtulup "Rerere Rarara Galatasaray Galatasaray CİM BOM BOM" diye bir şahlanışı vardı ki, tek kelimeyle bizi uçurdu...

 

Metin Oktay dediğimizde ağlamaya başladı. Belliki Taçsız Krala duyduğu büyük sevgi kadar onun zamansız ölümü nedeniyle duyduğu üzüntü de henüz yüreğinde tazeliğini koruyordu...

 

Ayrılma vakti geldiğinde hepimiz paramparça vaziyetteydik.

 

İsteksiz adımlarla yanından ayrılırken göyaşlarımızı saklıyorduk...

 

Sonraki günlerde de onu yalnız bırakmamıştık çünkü

O Cim Bom Bomu hiç yalnız bırakmamıştı...

 

Taraftarımızın en az olduğu dönemlerde bile şanlı bayrağımızı

en yükseklerde tek başına taşımıştı.

 

Ve tarih 23 Mart 2000i işaret ettiğinde Şevki ağabeyi kaybettik.

 

Cuma günü Fatih Camiinde yapılan cenaze töreninde pek çok Galatasaraylı oradaydı...

 

Efsane başkanımız Ali Uras Beyefendi başta olmak üzere Turgay Şeren, Kadri Aytaç,

Kemal Erimtan, Ergun Gürsoy ve Celal Gürcan da cenazede hazır bulundular...

 

Belki muhteşem bir kalabalık yoktu ama Galatasaraya yakışır bir ortam sağlandı. Bana göre tek eksik Teknik Heyeti ve futbolcularımızı temsilen birilerinin orada olmayışı idi.

 

Şevki ağabeyi hastahaneye ziyaretimizde, götürmüş olduğumuz özel formayı yazatğında üzerine sermiştim... Cenazesinde ise aynı forma tabutunun üzerindeydi!

 

Mezarlığa gittiğimizde ise Şevki ağabeyin naaşını kabrine

indirenlerden biri de bendim. 

 

Karıncaezmezi kefeniyle birlikte toprağa yatırdıktan sonra formasını

üzerine koymak yine bana nasip oldu... 

 

Allah mekanını Cennet eylesin...

 

Alpaslan DİKMEN

 

----------------------------------------------------------------------------------------------

                       SİZİ UNUTURSAM KALBİM KURUSUN!

Weiterlesen

Oyunun Sonu!

18. März 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

 


Bir şeyi tüketmeye başladığınız an bitirirsiniz, dünyayı da! 

 

Weiterlesen

Karabük Spor-Galatasaray

15. März 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Galatasaray maçları Televizyon dizilerine döndü. İç sahada oynadığı maçlarda rakiplerini adeta ezip geçerek taraftarını sevgi seline boğan. Dış saha beraberliği seriye bağlamış, hele Antalya’da gülünç duruma düşen, taraftarına saç baş yolduran bir Galatasaray futbol takımı ile karşı karşıyayız. Dizinin adını siz koyun.

 

Maçları TV dizi formatında sunan yayıncı kuruluşun malum bu durum işine geliyor. Bana öyle geliyor ki artık futbolda yayıncı kuruluşlarının isteği doğrultusunda oynanıyor. Şablon futbol, biraz koşu verileri, hayatında futbol oynamamış spikerlerin boş yorumları. Akabinde, bilirkişi olarak maçı yorumlayan dalkavukları da ekledik mi Türk futbolu tadından yenmiyor.

 

Takım içinde düşüşün bir çok nedenleri olabilir, bunları tek, tek ele almak dışardan olayı takip eden taraftarın, takımın aldığı kötü neticede çektiği acıyı dindirmesi mümkün değil tabi ki. TV karşısında maç seyredenler bir nevi bu acıyı başka kanallara zaplayıp giderebilir ama 500 km yol yapıp hatta aralarında maça bile giremeyen tribüncülerin acısını anca çeken anlar!   

 

Galatasaray futbol takımının şu sıralar ortaya koyduğu performans kocaman muamma. Bir hafta bakıyorsunuz fırtına gibi, ertesi hafta muazzam düşüş var. Bu durumu sade “maç seçiyorlar” demek mevcut sorunu ertelemektir. Bir profesyonel futbol takımında, takımın karakteristik yapısı büyük önem taşır. Yeteneklerinin yanı sıra alt yapı eğitimleri önemlidir. Futbol diğer mesleklere benzemez, zaten meslek değildir bir defa. Futbol en başta spor ve oyundur! Elbette futbolcuların içinde yaşadıkları ülkenin, bulundukları toplumun etkisi olur. Etraflarında gelişen günlük olaylar, sosyal hayatları bir profesyonel futbolcuyu etkiler, nitekim onlarda insan.

 

Galatasaray gibi üst seviye profesyonel futbol kulüplerinin görevi sporcularına en rahat ortamı yaratmak ve böylece kendilerini tamamen icra ettikleri spora vermelerini sağlamaktır. Galatasaray’da şu an böyle bir rahat ortam var mı bilemiyoruz, sade tahmin edebiliriz!

 

Genelde kaliteli bir alt yapı eğitiminden geçmiş futbolcu, parasını zamanında alıyorsa etrafında yaşananlardan fazla etkilenmez. Tabi bu Türkiye gibi ülkeler için geçerli değil. Buraya, yurtdışından gelen üst düzey futbolcular dahi yaşananlardan büyük ölçüde olumsuz etkileniyor, paralarını zamanında alsalar da! Ama yine de çoğu ellerinden geldiği kadar özveriyle oynuyor, Melo örnek!

 

Türkiye alt yapısında yetişen sözde “elit futbolcular” maalesef her şeyden nem kapıyorlar yada hiç umursamadan hayatlarını sürdürüyorlar. Bir tarafta aşırı derece takıma, kulübe bağlı, taraftara şirin gözükmek için kendini yırtan oyuncular, örneğin Sabri gibi. Diğer yanda maç bitse eve gitsek havasında olan futbolcular, Burak Yılmaz gibi.

 

Birde Selçuk gibileri var. Orta sınıf takımlarda lider görevini üstlenerek büyük başarılara imza atmış. Fakat, Galatasaray gibi büyük  kulübe geldiğinde kendi seviyesinde oyuncularla girdiği rekabette bir süre sonra güven kaybına uğrayıp performansı büyük derece düşen oyuncular. Selçuk, Galatasaray’a ilk geldiği sezon takımı sırtlayan lider vasıflı futbolcu iken. Sneijder ve Drogba’nın takıma katılmasından sonra bu rekabete cevap veremeyerek ikinci planda kalmasına büyük şekilde içerip duygusal bir boşluğa düşerek olumsuz etkilendiği ortada.

 

Burak Yılmaz ise ayrı bir vaka. Türkiye’de elit sporcu yetiştirmede yapılan hataların vakası! Burak’ın attığı gollere bakıp aldanmamak lazım, Hakan Şükür bizi yıllarca aldattı! Ki, Türkiye’nin gelmiş geçmiş, uluslararası vasıflı en büyük futbolcusu. Yalnız, Hakan Şükür öyle bir dönem geçirdi ki Fatih Terim onun arkasında durmasaydı şimdi kimse adını anmazdı! Burak Yılmaz’da aynı boşluk içinde. Yine de gol atıyor ama birde kaçırdıklarına ve saha içinde davranışlarına bakmak lazım. Yurtdışına gitse anca alternatif 2. Yedek oyuncu olabilir, şanslıysa tabi!

 

Türkiye’de doğup büyüyen, şu son 10 yılda futbol alt yapısından profesyonel futbola yükselen futbolcuların büyük çoğunluğu uluslararası karşılaştırma yaparsak ancak 3. sınıf oyuncu! Arda Turan istisna, belki gelecekte Semih Kaya olabilir!

 

Ama şöyle dönüp bakarsak sade bir o ikisi var diğerleri hala bir sıçrama yapamadı, en somut örnek Emre Çolak, Aydın Yılmaz ve niceleri! Tabi bu gençlerin geçmişini, aldıkları alt yapı eğitimlerini araştırmak gerek. Birde küçükken futbola olan ilgileri, kendi istekleri ile mi gerçekleşti yoksa velilerin zorlamasıyla mı? Bence Türk profesyonel futbolunun içinde bulunan çoğu oyuncu zamanında velilerinin ticari unsurları göz önünde bulundurarak zorlamasıyla futbola yönlendirildiklerinin kanısındayım. Bir zamanlar şarkıcı olması için Unkapanı plakçılarına çocuklarına götüren veliler gibi.

 

Spora sade ticari amaçlı bakıldığında sporda fazla gelişme kaydedilemez! Spor, bir kültürdür, beden eğitimidir! Bir ülkede Halkın futbola duyduğu ilgiyi amatör ve sokak futboluna bakınca ölçebilirsiniz! Futbolu bir piramit olarak düşünün, en uç kısmının ufak bir yeri profesyonel futbol geri kalanı amatör. Almanya’da yaklaşık 7 milyon lisanslı futbolcu var. 4 profesyonel ligde toplasak, hadi diyelim 1 milyon oyuncu olsun, ki o kadar değil, geriye 6 milyonu amatör futbolla ilgileniyor, buna Kadınlar dahil!

 

Türkiye’de kaç kişi Amatör futbolla ilgileniyor, Kadınlar dahil???

 

Weiterlesen