Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Karabük Spor-Galatasaray

15. März 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Galatasaray maçları Televizyon dizilerine döndü. İç sahada oynadığı maçlarda rakiplerini adeta ezip geçerek taraftarını sevgi seline boğan. Dış saha beraberliği seriye bağlamış, hele Antalya’da gülünç duruma düşen, taraftarına saç baş yolduran bir Galatasaray futbol takımı ile karşı karşıyayız. Dizinin adını siz koyun.

 

Maçları TV dizi formatında sunan yayıncı kuruluşun malum bu durum işine geliyor. Bana öyle geliyor ki artık futbolda yayıncı kuruluşlarının isteği doğrultusunda oynanıyor. Şablon futbol, biraz koşu verileri, hayatında futbol oynamamış spikerlerin boş yorumları. Akabinde, bilirkişi olarak maçı yorumlayan dalkavukları da ekledik mi Türk futbolu tadından yenmiyor.

 

Takım içinde düşüşün bir çok nedenleri olabilir, bunları tek, tek ele almak dışardan olayı takip eden taraftarın, takımın aldığı kötü neticede çektiği acıyı dindirmesi mümkün değil tabi ki. TV karşısında maç seyredenler bir nevi bu acıyı başka kanallara zaplayıp giderebilir ama 500 km yol yapıp hatta aralarında maça bile giremeyen tribüncülerin acısını anca çeken anlar!   

 

Galatasaray futbol takımının şu sıralar ortaya koyduğu performans kocaman muamma. Bir hafta bakıyorsunuz fırtına gibi, ertesi hafta muazzam düşüş var. Bu durumu sade “maç seçiyorlar” demek mevcut sorunu ertelemektir. Bir profesyonel futbol takımında, takımın karakteristik yapısı büyük önem taşır. Yeteneklerinin yanı sıra alt yapı eğitimleri önemlidir. Futbol diğer mesleklere benzemez, zaten meslek değildir bir defa. Futbol en başta spor ve oyundur! Elbette futbolcuların içinde yaşadıkları ülkenin, bulundukları toplumun etkisi olur. Etraflarında gelişen günlük olaylar, sosyal hayatları bir profesyonel futbolcuyu etkiler, nitekim onlarda insan.

 

Galatasaray gibi üst seviye profesyonel futbol kulüplerinin görevi sporcularına en rahat ortamı yaratmak ve böylece kendilerini tamamen icra ettikleri spora vermelerini sağlamaktır. Galatasaray’da şu an böyle bir rahat ortam var mı bilemiyoruz, sade tahmin edebiliriz!

 

Genelde kaliteli bir alt yapı eğitiminden geçmiş futbolcu, parasını zamanında alıyorsa etrafında yaşananlardan fazla etkilenmez. Tabi bu Türkiye gibi ülkeler için geçerli değil. Buraya, yurtdışından gelen üst düzey futbolcular dahi yaşananlardan büyük ölçüde olumsuz etkileniyor, paralarını zamanında alsalar da! Ama yine de çoğu ellerinden geldiği kadar özveriyle oynuyor, Melo örnek!

 

Türkiye alt yapısında yetişen sözde “elit futbolcular” maalesef her şeyden nem kapıyorlar yada hiç umursamadan hayatlarını sürdürüyorlar. Bir tarafta aşırı derece takıma, kulübe bağlı, taraftara şirin gözükmek için kendini yırtan oyuncular, örneğin Sabri gibi. Diğer yanda maç bitse eve gitsek havasında olan futbolcular, Burak Yılmaz gibi.

 

Birde Selçuk gibileri var. Orta sınıf takımlarda lider görevini üstlenerek büyük başarılara imza atmış. Fakat, Galatasaray gibi büyük  kulübe geldiğinde kendi seviyesinde oyuncularla girdiği rekabette bir süre sonra güven kaybına uğrayıp performansı büyük derece düşen oyuncular. Selçuk, Galatasaray’a ilk geldiği sezon takımı sırtlayan lider vasıflı futbolcu iken. Sneijder ve Drogba’nın takıma katılmasından sonra bu rekabete cevap veremeyerek ikinci planda kalmasına büyük şekilde içerip duygusal bir boşluğa düşerek olumsuz etkilendiği ortada.

 

Burak Yılmaz ise ayrı bir vaka. Türkiye’de elit sporcu yetiştirmede yapılan hataların vakası! Burak’ın attığı gollere bakıp aldanmamak lazım, Hakan Şükür bizi yıllarca aldattı! Ki, Türkiye’nin gelmiş geçmiş, uluslararası vasıflı en büyük futbolcusu. Yalnız, Hakan Şükür öyle bir dönem geçirdi ki Fatih Terim onun arkasında durmasaydı şimdi kimse adını anmazdı! Burak Yılmaz’da aynı boşluk içinde. Yine de gol atıyor ama birde kaçırdıklarına ve saha içinde davranışlarına bakmak lazım. Yurtdışına gitse anca alternatif 2. Yedek oyuncu olabilir, şanslıysa tabi!

 

Türkiye’de doğup büyüyen, şu son 10 yılda futbol alt yapısından profesyonel futbola yükselen futbolcuların büyük çoğunluğu uluslararası karşılaştırma yaparsak ancak 3. sınıf oyuncu! Arda Turan istisna, belki gelecekte Semih Kaya olabilir!

 

Ama şöyle dönüp bakarsak sade bir o ikisi var diğerleri hala bir sıçrama yapamadı, en somut örnek Emre Çolak, Aydın Yılmaz ve niceleri! Tabi bu gençlerin geçmişini, aldıkları alt yapı eğitimlerini araştırmak gerek. Birde küçükken futbola olan ilgileri, kendi istekleri ile mi gerçekleşti yoksa velilerin zorlamasıyla mı? Bence Türk profesyonel futbolunun içinde bulunan çoğu oyuncu zamanında velilerinin ticari unsurları göz önünde bulundurarak zorlamasıyla futbola yönlendirildiklerinin kanısındayım. Bir zamanlar şarkıcı olması için Unkapanı plakçılarına çocuklarına götüren veliler gibi.

 

Spora sade ticari amaçlı bakıldığında sporda fazla gelişme kaydedilemez! Spor, bir kültürdür, beden eğitimidir! Bir ülkede Halkın futbola duyduğu ilgiyi amatör ve sokak futboluna bakınca ölçebilirsiniz! Futbolu bir piramit olarak düşünün, en uç kısmının ufak bir yeri profesyonel futbol geri kalanı amatör. Almanya’da yaklaşık 7 milyon lisanslı futbolcu var. 4 profesyonel ligde toplasak, hadi diyelim 1 milyon oyuncu olsun, ki o kadar değil, geriye 6 milyonu amatör futbolla ilgileniyor, buna Kadınlar dahil!

 

Türkiye’de kaç kişi Amatör futbolla ilgileniyor, Kadınlar dahil???

 

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: