Overblog Alle Blogs Top-Blogs Sport
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU
Werbung
Blog von Erdal Güngör

Karıncaezmez Şevki

22. März 2014 , Geschrieben von Erdal Güngör

Bir adam vardı hayatının tek anlamı Galatasaray’dı. Bu adamın birde otomobili vardı, dışı koyu bej rengi içi koyu vişne kırmızı. Galatasaray her şeyiydi. Aslına bakarsak o bir amigo değildi tam bir Galatasaray efendisiydi. Bir gün arabası kaza yaptı, parasını taksi şoförlüğü ile kazanıyordu güzel adam. Biricik Galatasaray’ından borç para istedi, o asla günümüzde bazılarının olduğu gibi çorbacı değildi. Borç istemişti vakti müsait olduğunda geri ödeyecekti. Senmisin isteyen, yaka paça kapı önüne attılar garibi mi, hatırladınız mı?

 

Neyse benden bu kadar, gerisini diğer Galatasaray tribünün ebediyete kavuşan efsanesi anlatsın, onuda unutmadıysanız şayet!

BitwQp3CEAEVNex.jpg

 

Ben Onun sadece ihtiyarlık hatta müzmin hastalık dönemine denk geldim yaş itibariyle...

O da zaten tribünleri bırakmıştı artık... Belki de tribünler onu!

 

Hastaydı, bir kolu kesilmişti. -

Dayım anlatırdı, Galatasaray Lisesinin önünde Galatasaray armasına doğru kolunu kaldırıp saatlerce nöbet tutarmış. Zaten biz Şevki ağabeyin hikayelerini hep bir masal gibi büyüklerimizden dinlemiştik... Ama o bir masal değil gerçekti.

 

Karıncaezmezden bahis açıldığında, kimse birşey bilmediği halde, kimi öldüğüne,

kimi halen yaşadığına dair tartışmalar olurdu zaman zaman!

 

Bir ara Gheorghe Hagi tarafından ziyaret edilen Karıncaezmez Şevki'nin

yaşadığı bu yolla öğrenilmiş oldu.

 

Ama ben Şevki ağabeyin yaşadığını kesinlikle biliyordum hatta bir hastahanede tedavi gördüğünü de ama hangi hastane? İşte bunu bilmiyordum.

 

Gel zaman git zaman, bir telefon geldi. Arayan tribünden arkadaşım İlker idi...

Bize (galiba) Karıncaezmez'in izini bulduğunu söylüyordu.

 

Kaderin cilvesine bakın ki, doktoru İlker arkadaşımızın kardeşi ve tribünümüzün en has elemanlarından biri olan, Dr.Türker imiş... Ve Karıncaezmez Türker'in görev yaptığı

SSK Samatya hastahanesinde yatıyormuş.

 

Hemen ertesi gün ona koştuk. Biz Galatasaraylılar ona borçuyduk. O bizleri tanımıyordu

ama bu o kadar da önemli değildi. Çünkü hepimiz ona hayatta en iyi tanıdığı

renklerden oluşan sarı-kırmızı formalarımızla gitmiştik.

 

Ona Aslan Armalı özel formadan yaptırıp arkasına daKarıncaezmez-1 yazdırmıştık.

Bir de Ahmet Çakır ağabey 90 Soruda Galatasaray Tarihi isimli kitabını imzalamıştı.

Ona bunlardan güzel hediye olmazdı...

 

O gerçekten Galatasarayın 1 numaralı taraftarıydı...

 

Kendisine sarıldık, öptük... Formasını ona verdiğimizde

Keşke Tugrgay yazsaydınızdedi. İlk önce ne demek istediğini tam kavrayamadık

ama kendisi de bu durumu farkedip hemen açıklama yaptı "Turgay Şereni her zaman

çok sevdim ben. Onun gibi kaleci gelmedi. Hala da insan olarak çok severim... 

 

Şevki ağabey bunları güçlükle söylerken, yüzünde ve gözlerinde oluşan sevgi ışıltıları bizi de duygulandırdı. Hepimizin gözleri dolmuştu. Böyle bir sevgi olacak şey değildi çünkü.

 

Karıncaezmezi ziyaret ettiğimizde tarih 2000in Ocak ayını gösteriyordu... Kendi deyimiyle

"O artık bitmişti..." Yine de konuşuyor gülüyor ve ağlıyordu. Hele bizi gördükten sonra bülbül gibi şakımasına doktorlar ve hemşireler bile hayret etmişti.

 

Şevki ağabey anlattı, biz dinledik... Biz sorduk, O söyledi... Müthiş bir hafıza muazzam

bir konuşma yeteneği. Namık Kemalden şiirler, veciz sözler ve yaptığı şakalar...

 

Hele o baygın halinden kurtulup "Rerere Rarara Galatasaray Galatasaray CİM BOM BOM" diye bir şahlanışı vardı ki, tek kelimeyle bizi uçurdu...

 

Metin Oktay dediğimizde ağlamaya başladı. Belliki Taçsız Krala duyduğu büyük sevgi kadar onun zamansız ölümü nedeniyle duyduğu üzüntü de henüz yüreğinde tazeliğini koruyordu...

 

Ayrılma vakti geldiğinde hepimiz paramparça vaziyetteydik.

 

İsteksiz adımlarla yanından ayrılırken göyaşlarımızı saklıyorduk...

 

Sonraki günlerde de onu yalnız bırakmamıştık çünkü

O Cim Bom Bomu hiç yalnız bırakmamıştı...

 

Taraftarımızın en az olduğu dönemlerde bile şanlı bayrağımızı

en yükseklerde tek başına taşımıştı.

 

Ve tarih 23 Mart 2000i işaret ettiğinde Şevki ağabeyi kaybettik.

 

Cuma günü Fatih Camiinde yapılan cenaze töreninde pek çok Galatasaraylı oradaydı...

 

Efsane başkanımız Ali Uras Beyefendi başta olmak üzere Turgay Şeren, Kadri Aytaç,

Kemal Erimtan, Ergun Gürsoy ve Celal Gürcan da cenazede hazır bulundular...

 

Belki muhteşem bir kalabalık yoktu ama Galatasaraya yakışır bir ortam sağlandı. Bana göre tek eksik Teknik Heyeti ve futbolcularımızı temsilen birilerinin orada olmayışı idi.

 

Şevki ağabeyi hastahaneye ziyaretimizde, götürmüş olduğumuz özel formayı yazatğında üzerine sermiştim... Cenazesinde ise aynı forma tabutunun üzerindeydi!

 

Mezarlığa gittiğimizde ise Şevki ağabeyin naaşını kabrine

indirenlerden biri de bendim. 

 

Karıncaezmezi kefeniyle birlikte toprağa yatırdıktan sonra formasını

üzerine koymak yine bana nasip oldu... 

 

Allah mekanını Cennet eylesin...

 

Alpaslan DİKMEN

 

----------------------------------------------------------------------------------------------

                       SİZİ UNUTURSAM KALBİM KURUSUN!

Werbung
Diesen Post teilen
Repost0
Um über die neuesten Artikel informiert zu werden, abonnieren: