Yıllık Sertifika
"Şu an duruma bakarsak haksız rekabet ortamının oluştuğunu görüyoruz,üst düzey kulüplerin ödediği fiyatlar küçük kulüplerede yansıyor ve böylece piyasa aşırı derecede pahallanıyor.İspanyanın rekor Şampiyonu Real Madrid C.Ronaldo için ödediği paraları bir sene içerisinde geri kazanacağına inamıyorum.Sponsorlar,Forma satışları,dostluk maçları vb. kaynaklar yetersiz.Eğer öyle olsaydı hepimiz bu yola baş vururduk,sanki biz bu işlerden anlamıyoruz."
Rauball ve Rummenige'nin dedikleri çok doğru ve onların söylediklerini UEFA Başkanı Platini'de geçtiğimiz günlerde yaptığı benzer açıklamalarla destekliyor.Artık birilerinin çıkıp frene basması lazım,bu gidiş futbol kulüplerini bir gün kendi iradelerinden çıkartıp tamamen şirketlerin kontrolüne geçirecektir,zaten hedefde budur.Futbolu kar getiren tüketim ürünü haline getirip insanları soymak.Şimdilik kimsenin umurunda değil,herkes yıldız Transferler kovalıyor fakat bir gün gelir kimse o yıldızların formalarını satın alma gücü kalmadığında,işte o zaman dananın kuyruğu kapacaktır.!!!
Erdal Güngör
Bende bir İnsanoğluyum
Ben giderim dostlar kalsın
Koltuk saray sizin olsun
Bırak beni konuşayım
Ve insanca danışayım.....
LİBERTA PER GLİ ULTRAS !
Supporter News #2

Dynamo Dresden'li oyuncu Benjamin Kirsten Saksonya Kupasının sevincini kutlarken yaktığı meşale başına bela oldu.Geçtiğimiz hafta Kicker Dergisi Kirstenin resmini internet sitesine koyarak attığı başlıkda bir hayli ilginç,"Holiganmı Futbolcumu".Tabiiki Kirsten çok iyi bir Kaleci,galibiyeti meşaleyle kutlaması onun holigan olduğu anlamına gelmez ama sansasyon tiripine giren medya için her yol mübah yeterki reytingler artsın.Medyanın gazına gelen Dynamo Dresden Yöneticileri hemen harekete geçerek Kirstene faturayı kesmişler.Yaptığı hareketten dolayı 4000 avro para cezasına çarptırılan Kirsten,Futbol Federasyonundan kulübe gelecek cezanında ödemesi isteniyor.22 yaşında olan genç kaleci için Dresden Ultras oluşumları yardım kampanyası başlatmışlar. link
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Almanya-HAMBURG

Çarşamba günü Hamburg polisi bir tatbikat yaptı,parola "Cumartesi Savaşları".Tatbikatın yapıldığı yer Hamburg Volkspark Stadyumu,üstelik HSV Ultras oluşumu Chosen Few'nun durduğu tribünün önü.Grup üyeleri polisin bu tutumunu provokasyon olarak görüyor.Kuruluş yılından bu güne kadar tribünde sade takımlarına verdikleri coşkulu destek dışında hiç bir şiddet eyleminde bulunmayan Chosen Few,polis tatbikatını protesto ederek bir bildiri yayınladı.
"Übung macht den Meister – Polizei Hamburg spielt im Volksparkstadion Krieg
Hamburg, 16. Juni 2009 – Am heutigen (Vormittag) Tag hat die Polizei Hamburg im Volksparkstadion für den Ernstfall des so genannten „Samstagskrieges“ geprobt. So konnte aus dem Fanrestaurant “Die Raute” beobachtet werden, wie die Beamten unter anderem die Erstürmung und Räumung des Block 22C simulierten. Eine Übung, die natürlich Fragen aufwirft, denn bisher gab es unseres Wissens keinerlei Gründe für eine solche Aktion. Vielmehr haben wir in den vergangenen Spielzeiten bewiesen, dass wir im Block 22C eine gewaltlose Kultur der Unterstützung in Eigenregie installieren konnten. Während andere Bereiche des Stadions von mehreren Ordnungskräften kontrolliert werden, können wir darauf verweisen, dass lediglich ein Steward in unserem Block anwesend ist, der dafür sorgt, dass die Fluchtwege frei bleiben. Wir können also mit Fug und Recht behaupten, dass hier die Selbstkontrolle greift.
Es stellt sich die Frage, ob die Polizei Hamburg an einer Eskalation des sowieso schon miserablen Verhältnisses zur aktiven Fanszene des HSV interessiert ist und diese nun – natürlich rein prophylaktisch – schon einmal übt. Weiterhin fragt sich der Beobachter, ob es reiner Zufall ist, dass gerade ein Einsatz im als „Ultra-Block“ bekannten Bereich geübt wurde und ob es ferner auch Zufall war, dass eine größere Gruppe zivil gekleideter Personen gerade in dem Bereich des Blockes eine Gruppe Fans mimte, in dem normalerweise die Mitglieder der Gruppierung Chosen Few Hamburg anzutreffen sind. Ein Schelm, der Böses dabei denkt und die sicherlich nicht weit hergeholte Vermutung hat, dass die Polizei in nicht all zu ferner Zukunft in diesem Bereich des Stadions die heute geübten Gewahrsamnahmen vornehmen möchte. Dies hätte im Übrigen auch dem Stadionmanagement klar sein müssen, das für die Erteilung der Erlaubnis zu einer solchen Übung zuständig ist und sich die Frage gefallen lassen muss, ob es sich zum Handlanger der staatlichen Ordnungskräfte machen möchte, wie es bereits beim UEFA-Cup-Spiel des HSV gegen Werder Bremen der Fall war. Hier hatte die Polizei Bremer Fans vor der offiziellen Tor-Öffnung ins Stadion gebracht und somit – mangels in ausreichender Zahl anwesenden Ordnungspersonals – zu verantworten, dass Bremer Fans in den Heimbereich eindrangen.
Die Mitglieder des OFC Chosen Few Hamburg sehen die Übung in „ihrem“ Block als Provokation seitens der Polizei Hamburg an. Wir bedauern, dass die Polizeiführung offenbar eher daran interessiert ist, eine Eskalation des Konflikts zwischen der Polizei und den aktiven Fans des HSV herbeizuführen, als das angeschlagene Verhältnis zu entspannen. Nach dem unerlaubten Eindringen einer so genannten “Szenekundigen Beamtin” in das Refugium der Fans, das HSV-Fanhaus, der ständigen Observation eben dieses Gebäudes und dem mehrmaligen Abfilmen friedlich am S-Bahnhof Stellingen stehender Fans in der vergangenen Saison stellt die Simulation einer Blockerstürmung in 22C eine weitere Eskalationsstufe dar.
Wir verwahren uns gegen gewalttätige Übergriffe der Polizei Hamburg gegen Fans, ganz egal, in welchem Bereich des Stadions sie sich aufhalten. Das gilt für den Gästeblock genauso wie für Block 22C. Wir werden ein Eindringen in den Block 22C nicht hinnehmen und fordern eindringlich die jeweils zuständigen Einsatzleiter der Polizei Hamburg Gewaltanwendung gegen Fans in unserem Block, wie auch gegen Fans in anderen Bereichen des Stadions zu unterlassen.
Chosen Few Hamburg 1999, am 17. Juni 2009"
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Almanya-KARLSRUHE
![]()
Bu hafta sonu Karlsruhe'de"Taraftar ve Polis düşman olmamalı" adı altında bir toplantı düzenleniyor.Toplantıya almanya ve Fransandan 40 Taraftar ve Polis bir araya gelerek karşılıklı görüş ve fikir alışverişinde bulunacaklar.Toplantının amacı Tartışma panelleri ve çalışma atölyeleri içinde Taraftar ile polis arasında olan düşmanlığı ortadan kaldırmak.Prof.Gunther A. Pilz'in düzenlediği Toplantıya Alman Futbol Federasyonu üst yetkilileri ve FİFA güvenlik sorumlusu Helmut Spahn katılıyor.Cuma günü başlayan toplantı 21 Haziran Pazar gününe kadar sürecek.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Erdal Güngör
Tribünde Ölüm

Kitapını tanıtmak için Parma'da bulunan Paolo Bonancini,Boys-Parma Ultra'ları sorguya çekmişler.Gabriele Sandri cinayeti ile örtüşdüğünü,Romanın bir kurgu olmadığını tamamen gerçeklere dayandığını öne süren Boys-Parma üyeleri,Bonancini ile yaptıkları konuşmanın videosunu buraya ekliyorum.
Başimıza Taş yağacak !!!

Endüstriyel Futbolun sınırsız imkanlarından faydalanan bazı sivri zekalılar hangi kulübe hizmet verdiklerinin farkında değiller galiba.Bir kaç yıl önce siyah formlar çıkartarak Taraftarın sabırını zorlayanlar,geçen sezon turuncu formaları piyasaya sürerek bir kez daha kutsal Sarıkırmızı renklerimize en büyük saygısızlığı yaptılar.
Vay anasına sayın seyirciler şimdi biz biricik Sarıkırmızı Cimbomumuzu "mor sümbüllü yarim" diye seveceğiz?!?
Galatasaray Spor Kulübünün renkleri Sarıkırmızıdır ve hep böyle kalmalıdır,burası 550 yıllık kültür yuvası sıradan bir moda evi deği !!!
Bu Taraftar zamanında çubuklu formaya bile tepki koyarak değiştirtiyordu bunu kesinlikle kabul edeceğini sanmıyorum zaten yenip yutulcak hiç bir yanı yok,UTANÇ TABLOSU !!! Merhum Kurucularımızın kemiklerini sızlattınız Yazıklar olsun.

Biz Galatasarayımızı böyle sevdik,son nefesimize kadar bu böyle kalacak.
KAHROLSUN endüstriyel FUTBOL !!!
Erdal Güngör
Supporter News #1

Hafta başında Napoli Ultras oluşumu CURVA A'nın lokali polis tarfından baskına uğradı.Baskının sepebi Chievo maçında Yönetime ve Polise karşı yapılan sert protestoların olduğu gösteriliyor,şu ana kadar 3 Taraftar tutuklanmış diğerleride polis tarafından her yerde aranıyor.Chievo maçında Napolinin iki Curva'sının düzenlediği ortak protestoyla hedef başarısız geçen sezon için başta Kulüp Yöneticileri diğer yandan iç ve dış sahalarada polisin Napoli Taraftarlarına karşı sert tutumu.Açtıkları pankartlar ve sesli protestoların yanı sıra diğer seyircileri maçı terk etmeye zorlayan Napoli Ultras'ları,kulüp yöneticileri yakın takipe aldılar.Maçlarda çekilen resim ve video görüntülerinden Taraftarları tespit ederek Stadyum yasağı vereceklerine kesin gözüyle bakılıyor."Napolili Futbol severleri bu tip kişilerden korumalıyız" diyen Napoli yöneticilerinin sert tutumları Ultras'ları tekrar harekete geçirdi.Bildiri dağıtıp sokak mitingleri düzenleyen Fedayn'ler,bu eylemleriyle Napoli halkına kendi açılarından durumu yakından anlatmak için büyük çaba gösteriyorlar.
Allah yardımcıları olsun inşallah başarılı olurlar.
İTALYA-Molfeta

Yaklaşık bir yıl önce İtalyanın Molfeta şehirinde yaşayan Futbol Severlerin kulüpleri ellerinden alındı.Şehir içinde yeni düzenlemeye giden Molfeta Belediyesi,futbol kulübünü 100.000 avroya Putignano'ya kaydırdı.O günden bu yana kulüpsüz kalan Taraftarlar takımlarını geri istiyorlar.Vecchia Guardia Taraftar oluşumu bir bildiri yayınlayarak Belediye Yöneticileri ve İş adamlarını onları bu çileden kurtarmaları için göreve çağırıyorlar.Orjinal bildiriyi aşağıya kopyalıyorum,malum İtalyanca :)))
"La stagione 2008/09 ci ha visti lontani dal “Paolo Poli” per le note vicende che hanno riguardato la nostra Molfetta Calcio. Nel giugno del 2008, 91 anni di storia furono cancellati di colpo, lasciando in tutti i tifosi e negli ultras della nostra amata Molfetta, un profondo senso di rabbia, tristezza e tanta amarezza.
E’ trascorso quasi un anno da quel triste epilogo della storia calcistica della gloriosa “Molfetta 1917″ ma in noi, tifoseria organizzata degli Hooligans Molfetta, non è per niente sparita la voglia di tornare sugli spalti del “Paolo Poli”.
Profondo orgoglio d’appartenenza alla nostra città, eterna fede verso i colori biancorossi e l’immenso amore che nutriamo nei confronti della storia della Molfetta, sono caratteristiche fondamentali del nostro essere ultras, che ci portano inevitabilmente, dopo un anno di “pausa forzata”, a riflettere su quelli che possono essere gli scenari che potrebbero aprirsi nel mondo del calcio locale, nell’imminente futuro.
Da qualche mese si rincorrono in città tante voci riguardanti un’eventuale rinascita della Molfetta del pallone. Non sta a noi capire o illuderci circa la fondatezza di queste: è in noi l’obbligo di sensibilizzare ancora una volta coloro che potrebbero seriamente ricostruire un progetto vincente, ovvero politici e imprenditori.
Quello che chiediamo ai massimi responsabili delle istituzioni cittadine e agli imprenditori (e stando a queste famose voci dovrebbero già esserci) è di trovare un’intesa, un accordo che possa avere come unico e solo obiettivo la rinascita di una società calcistica, da riconsegnare ad una comunità di tifosi e appassionati, che di certo non merita di restarne ancora senza.
Cogliamo questa occasione, per rimarcare ancora una volta questo desiderio che non è solo nostro ma è anche di tanti tifosi e simpatizzanti che desiderano da tempo ripartire e ritornare nel glorioso “Paolo Poli”. E se calcio ci sarà a Molfetta statene certi che noi ci saremo, come sempre abbiamo fatto in questi ultimi anni!"
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İSPANYA-Sevilla
![]()
İspanyanın köklü kulübü Betis Sevilla hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz sezon küme düştü ve son senelerde ortaya koyduğu istikrarsızlığını devam ettirdi.Yıllardır süren bu başarısılıklara sabırı kalmayan 60.000 Betis Taraftarı dün Sevilla sokaklarına dökülerek Başkan Manuel Ruiz de Lopera'yı protesto ettiler.Betis Taraftarları kulübün kötü yönetilmesinde tek sorumlu Başkan Lopera'yı gösteriyorlar.De Lopera Betis'i tekrar birinci lige çıkaracağı için söz vermiş olsada artık kimsenin ona güveni kalmadığı ve en kısa zamanda istifa etmesini talep ediyor.Daha 2005 yılında Şampiyonlar Ligin'de mücadele veren Betis Sevilla o yıldan sonra inişe geçerek her sezon kümede kalmaya oynadı.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ALMANYA-Düsseldorf
![]()
Son çıkan medya haberlerine göre Almanyanın Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinin Düsseldorf-Altstadt semti Almanyanın en tehlikeli bölgesi.Her futbol müsabakası öncesi Altstadt semtinde olağan üstü hal ilan ediliyor.Buna dur demek için Devletin Güvenlik güçleri Anti-Şiddet planını devreye sokmaya hazırlanıyorlar.Siyasetçiler ve Polis Planın uygulamaya girmesiyle Devletin bu semtde giderek kaybolan otoritesini tekrar ele geçireceği umuyorlar.Stat Mahkemelerinin kurulmasını talep eden devlet güçleri yakalanan sanıkları olay yerinde hızlı şekilde yargılayıp cezasını kesmek istiyor.Örnek olarak Schalke Auf Arena stadını gösteren Eyalet Vekili Olaf Lehne bu uygulamayla şehir içindeki güvenliği maç günlerinde kolayca sağlayacaklarını vurguluyor.
Bu tür uygulamalara bir çok üst düzey Alman Hukukçuları şüpheli bakıyorlar çünkü Alman yasalarına göre her tutuklanan şahıs kendini savunma hakkına sahip.Saçmalığa bakın,eğer böyle bir şey yürürlüğe girerse taraftarlar yanlarında avukatlarıylamı maça gelecekler? Pazartesi günü yapılan Anti-Şiddet toplantisı beklentilerin altında kaldı,bir kaç devlet kurumlarının katıldığı toplantıdan hiç bir netice çıkmadı hatta Belediye Başkanı bile tenezzül edip toplantıya katılmamış.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Erdal Güngör
Cazibeli Ürün Futbol
Evet belki anlamışınızdır esas konu Hakan Şükür.Neden Hakan Şükür? çünkü o hala biz Galatasaray Taraftarlarının 10'dan sonra gelen 9'zu ve Kral Hakan Şükürü bu büyük çoğunluk için hep böyle kalacak,benim içinde.Hakan Şükür mükemmel insan,dört,dörtlük Aile Babası,Yardım sever,Temiz Kalpli ama bir huyu var ondan bir türlü vaz geçemedi.Hakan çok duygusal ama bu duygusallığını dışa vurarak çevreyle paylaşmaktan hoşlanıyor bunu yaparken aşırı derecede abartıyor.Olabilir gayet normal karşılıyorum,Hakan Galatasaraya gelmeden önce yakın çevresi tarafından da bu tutumu normal karşılanıyordu elbette ama ne zaman Galatasaraya geldi Hakan firene basmalıydı.Yapamadı,saf ve temiz kalpli Hakan karşındakileride aynı kendisi gibi görüyordu.Geldiği günden beri büyük çıkış gösteren Hakan Şükür sade Galatasarayın değil Milli takımında vaz geçilmez oyuncusu oldu.Şöhret basamaklarını birer birer tırmanan Kral bir anda o zamanın yeni yapılanma içinde olan Özel Televizyonların ilgi odağına girdi.Hakanın popularitesinden faydalanmak isteyen televole tayfası için tam biçilmiş kaftandı.Hakanı sade sahalarda değil artık tv'lerde de görmeye başladık,anlattığı fıkraları zevkle dinleyip gülüyorduk.Sonra Torino Transferi ve Özel Hayatıyla gündeme oturdu,öyle bir hal aldı Ki Hakan'la yatıp,Hakan'la kalkıyorduk.İtalya'ya gittiğinden sonra da bir süre bu durum devam etti.Ne yazıkki oraya uyum sağlayamayan Hakanın performansı düşmesiyle beraber artık tv'lerinde ilgi odağından düştü.Tekrar Türkiyeye geldiğinde yuvası olan Galatasaray ona kucak açtı.Fatih Terim döneminde Hakan ikinci baharını yaşadı,kırmadık rekor burakmadı UEFA Kupasını kazandı,milli takımla dünya üçüncüsü oldu.Yeniden italyaya dönen Hakanın bu sefer adresi İnter'di.Ülkemizin dünya çapında yetiştirdiği en büyük sporcusudur Hakan Şükür.Almanyanın Beckenbauer'i varsa Türkiyenin Hakan Şükürü var hatta iki sene önce UEFA onun ufak autobiyografisini yapıp ana sayfasından yayınlandı.Hatırlıyorum rahmetli Alplaslan'la beraber Metin Oktay için benzer bir şey hazırlayıp UEFA'ya yolladığımızda bize tenezzül edip cevap bile vermemişlerdi,sizin anlıyacağınız Hakan Şükür sade Türkiyede değil Dünya çapında bir efsane ve hep böyle kalacak taki birisi çıkıp aynı başarıyı gösterene kadar.
Hakan ikinci italya ve kısa dönem ingiltere macerasından sonra üçüncü kez yuvası Galatasaraya döndü.Galatasaray için pek başarılı geçmeyen Canaydın döneminden hiç kuşkusuz oda nasipini aldı ama yinede 14 mayıs 2006 ve 2008 Şampiyonluklarında en büyük paya sahip oyuncudur.Ortaya koyduğu istikrarlı performansının yanı sıra,kulübün maddi sıkıntılar geçirdiği 2006 yılında büyük fedakarlık göstererek sporcuların kendi cebinden maaşlarınıda ödemişdir.Adnan Polatın Başkan seçilmesiyle Galatasaray yep yeni yapılanma süresine girdi,gelecek 10-20 yılın Galatasarayı inşaa etme projesi için düğmeye basıldı.Göreve getirilen TD Hakan Şükürün kariyerinde önemli rol alan eski hocası K.H.Feldkamp'dı ama ne Felkamp eski Felkamp'dı nede Hakan eski Hakan Şükür.Bir gece kampa kızını getiren Hakan,eski Hocasının gazabanına uğradı.O güne kadar tesisler içinde serbest dolaşan Hakana sınırları çizilmişti,üstelik elin Alman dedesi bunu yapıyordu.Kim olursan ol,futbol takımının içinde hiraşi yapı vardır ve o hiraşinin başını Hoca çeker dünyanın her yerinde böyledir,o ne derse harfiyen yerine getirmek zorundasın,hem takım kaptanısın,efsanesin aynı anda genç oyuncuların örnek aldığı kişisin eğer sen yan çizersen onlara kötü örnek olursun.Hakan mutlaka bunların bilincinde,çok akıllı insan ama yukarıda da yazdığım gibi en büyük handikapı saf ve temiz kalpliliği.Ve onun bu durumundan faydalanmak için aportta bekleyen çakallar hemen devreye girdiler.Hakan kanal,kanal dolaşıp hakkını aramaya başladı,şahsen onu haklı bulanlardanım ama deminde yazmıştım,yatptığı futbol takımlarının içinde olan hiraşik yapıya ters ve ne kadar haklı olsada Hakan yanlış yaptı.İşte o zaman Hakan ile Galatasarayın ipleri koptu,bir sene daha oynamak istiyordu kibarca geri çevrildi,Fatih Terim'de avrupa şampiyonasına gidecek kadroya çağırmayınca Hakanın yaklaşık 20 yıllık profesyonel futbol kariyeri sona erdi,TRT'de yorumculuğa başladı.
Galatasaraydan ayrıldıktan sonra Hakan sade TRT'de yaptığı maç yorumları dışında çıkp hiç bir yerde kulüpten ayrılışından dolayı konuşmamıştı,peki ne oldu da bir sene sonra çıkıp konuşma isteği doğdu? Buna sonra geleceğim.Önce vefa konusuna değinmek istiyorum.
Evet doğru Galatasaray uzun yıllar emek vermiş sprocularına pek vefalı davranmıyor,inşallah ileride düzelir,ama Türkiyede hangi Futbol Kulübü vefalı davrandı şimdiye kadar? Ne hikmetse vefa denince medyanın aklına hep Galatasaray geliyor.Maalesef türk futbolunun çarpık düzeni emektar oyuncularından futbolu bıraktıktan sonra faydalanmaya müsait değil,ancak Teknik Direktör olmakla yetiniyorlar.Bu meslekte de beceri kadar şans lazım,her ikisi yaver giderse ortaya Mustafa Denizli ve Fatih Terim gibi Uluslararası kapasitide Teknik adamlar çıkıyor,aksi takdirde kayıplara karışıyorlar.Hep sorarım kendime,neden bizde birer Hoeness,Alofs,Völler ya da şimdi Milan'da Leonardo gibi eski oyunculara Sportif direktörlük görevleri verilmez diye? cevapı basit,Türkiye de Başkanlık Sistemi var,Başkanlar tüpten,inşaatdan,seramiklerden çok iyi anlayabilirler ama futbol için aynısını söylmek zor.Türkiyede çok geç kalınmış modeli Fenerbahçe bu sene Aykut Kocaman ile tekrar hayata geçirdi.Tekrar diyorum çünkü geçmişte benzer örnekleri var,Derwall-Denizli yada Cüneyt Tanmanın Lucescu döneminde yapmışlardı yalnız avrupada uygulanan sistem gibi değildi.Ben Aykut Kocamanın başarılı olmasını bekliyorum ama endişeliyim,şimdilik kesin konuşmak erken zaman gösterecek,inşallah oturur diğer kulüpler için güzel örnek olur ve Türk Futbolu bundan faydalanır çünkü şu lanet olası endüstriyel futbol düzeninde kulüplerin sağlıklı adımlar atması için başka yöntem yok.
Gelelim Hakan Şükür ve pazar akşamı televizyonda yaptığı açıklamalara.Programdan haberim vardı ama bilerek bakmadım ve evde kimseyede müsade etmedim.Ben çocuklarımın Hakan Şükürü eski haliyle tanımamalarını istiyorum,onlar hep Hakanı,Kral Hakan Şükür olarak bilsinler.Ne gibi konulara değinileceğini bildiğim için umursamadım,ama yinede çeşitli forumlardan takip ettim.Hakan beni yanıltmadı,hep aynı teranelerden bahsetmiş.Televole servüvenli yıllarından eski kankası ulueren fırsatı değerlendirip şu an futbolun ölü sezonunda reytinglerini Hakan ile artırmışdır.Blatterin söylediğinden yola çıkarsak Hakan Şükür'e endüstriyel futbol açısından bir ürün olarak bakmalıyız.Yanlış anlaşılmasın,kimseyi rencide etmiyorum gerçeği bu,başka değil."Futbol" ismini kullanarak her şeyi pazarlamak dünya ticaretinin en önemli gelir kaynağı haline geldi boşa demiyoruz "Cazibeli Ürün Futbol" diye.Hakan yaptığı söyleşide genelde Galatasaray için olumlu konuşsada bence çok lüzsumsuz bir röportaj.Eğer zamanında dişini sıkıp Feldkamp'a dayı deseydi,sonra bir yıl daha oynamada israr etmeseydi belki geçen sene Sportif Direktörlüğe getirilirdi diye düşünüyorum ama Hakan başka yolu seçti ve Galatasaray'da noktayı koydu.
Diğer yandan Hakanın şu zamanda orataya çıkıp konuşması tesadüf değil,medyanın Galatasaray'a karşı ufak intikamıdır.2007 yılından sonra mesafe koyan Galatasaray Kulübü eskisi gibi medyada ucuz malzeme haline getirilmesine açıkca karşı koyuyor ve bunu yapmaklada çok haklı.Transferlerde ser verip sır vermeyen usta yöneticiler her defasında medyanın ortaya attığı fantezi isimleri yanıltarak ters köşe yapıyor,Rijkaard Transferinde olduğu gibi.Başarısız geçen sezon sonrası yeni yapılanmanın ikinci basamağında kimsenin aklının ucundan geçirmediği,avrupanın en kariyerli Teknik ekipini göreve getiren Galatasaray,camiasını yeni heyecan içine saldı.Hem Beşiktaşın Şampiyonluğunu hem de Fenerbahçenin topuz transferini gölgede bırakan bu hamle Hakan Şükürü Televizyona çıkarıp konuşturulmasıyla baltalanmak istendi.Burada amaç Galatasaray camiasını karıştırp ortamı germek ama her şeye rağmen bir kaç genç kardeşimizi boş yere telaşlandırmaktan öteye gitmedi ve sinsi planları tutmadı.
Bu olayda kaybeden tek kişi var o da Hakan Şükür.Ne olursa olsun böyle bir zamanda çıkıp konuşmayacaktı.Hakan medyanın tutumunu önceden sezmeliydi,20 yıldır bu camianın içinde defalarca kendisi benzer sinsi planların kurbanı oldu,onu Galatasaraya karşı kullanıldıklarını bilmeliydi !!!
Şimdi diyeceksiniz Hakan Şükür profesyonel gündemde kalmak istiyor.Eğer endüstriyel futbol,profesyonelik buysa,bende diyorum Ki "endüstriyel futbol ve profesyonelliğe karşı METİN OKTAY".
Erdal Güngör
İnsanlar Yıldız istiyor
"80 milyon avronun lafımı olur,düşünün Ronaldonun 2002 yılında Brezilyalı adaşı İnter'den Real'e 50 milyon dollara transfer oldu kimse bu kadar laf etmemişti.10 sene önce Londra Sothebys'de Picaso tablosu 100 milyona satıldı şimdi nerede o tablo? kimse görmesin diye saklı tutuyorlar ama futbolcular öyle değil.Onları hafta içinde bir kaç kez seyretme imkanı buluyoruz.Şu an ekonomik krizin içindeyiz ama futbol bundan şimdiye kadar pek etkilenmedi,pazarlama açısından futbol mükemmel bir ürün ve bu ürün insanları mutlu ediyor buda futbol severlerin daha çok yıldız istediklerini ortaya çıkarıyor".
Blatterin açıklaması böyle fakat diğer yandan UEFA Başkanı Platini karşı fikir savunuyor.Ronaldo transferinde Fair Play kurallarının ayaklar altına alındığını,eşit rekabet ortamının zedelendiğini söyleyen Platini bu tarz transferleri olumlu bulmadığını her fırsatta dile getiriyordu ama onunda çaresiz olduğu belli.
Blatterin açıklamaları bence tüğler ürpertici,futbol öyle bir hal aldıki tamamen kontrolden çıktı.Ekonomik kriz Blatter gibilerini etkilemez tabiiki ama bizim gibi orta direk vatandaş ne yapsın? Şu an yaşadıklarımız okulda tarih kitaplarında okuduğumuz 1789 Fransa ihtilali öncesini andırıyor.Bir yandan üç kuruş ekmek parası için didinen çabalayan vatandaş,her türlü imkanları zorlayarak,çocuğunun,ailesinin rızkından kessin sonra iki top çeviren sözde "yıldızlar" gelsin milyonları ceplerine indirsinler,taraftarda bundan haz alsın yazık günah değilmi? Ben bu gidişin sonunu iyi görmüyorum,ileri yıllarda taraftar futbolcu arası ilişkilerin şiddet boyutu artacağı endişesindeyim,son yaşanan havaalanı olayları şimdilik hiç bir şey.Takımın formsuzluğu,beklenen başarılara ulaşılamaması taraftarı kolayca çileden çıkaracaktır.Çünkü Taraftar profilide değişiyor,nasıl değişmesin kalkıp kulüp Başkanları 3 yıl Şampiyonluk vaadleri verirlerse ister istemez Tarftarda sabırsızlanır.Ülkemizde gün gittikçe azalan Tribün Kültürü'de bundan olumsuz etkileniyor zaten düzgün Futbol seyretme allışkanlığımız olmadığı için,şu naif halimizle medyayıda nemalandırıyoruz !!!
Erdal Güngör
Frank Rijkaard Röportajı !

Almanyanın önemli Spor Dergileri arasında olan 11 Freunde Mart ayında Frank Rijkaard ile yaptığı ilginç röportajı elimden geldiği kadar tercüme ettim.Oriol Rodrigez'in yaptığı bu röportaj'da yeni Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard'ın değişik yönlerini ortaya çıkarıyor,bu rörportaj tamamen Rijkaard'ın müzik zevki üzerine yapılmış,orjinalini buradan okuyabilirsiniz >>> link
Soru: Sayın Rijkaard ilk satın aldığınız albümü hatırlıyormusunuz?
Rıjkaard: Evet,10CC grubunun "Donna" isimli plağıydı,8-9 yaşındaydım.İlk 6 ay bu plağın sade A kısmını dinledim sonra B kısmında da bir parça olduğunun farkına vardım,ismini hatırlamyorum enstrümantel çalınmıştı.
Soru: Güncel gruplardan hagisini beğeniyorsunuz?
Rijkaard: Şu sıralar Killers ve Bloc Party hoşuma gidiyor çok entersan işler yaptıklarını düşünüyorum
Soru: Hayatınızı değiştiren bir Albüm varmı?
Rijkaard: Hayatın her bölümünde kendine öz müzikler var.Bizim evimizde eskiden XTC,Beatles yada her hangi bir Soul şarkıcısının parçaları çalınırdı ama şahsen ben pek ayrım yapmıyorum,pop,rock,soul veya folk.Gerçeği söylemem gerekirse Alternatif Rock favorılerim arasında.Hayatımı değiştiren Pixies'in Doolittle Albümü sonra Nirvana ve Sound Garden,işte böyle,Grunge malzemeleri hoşuma gidiyor.
Soru: Bir şeçim yapsaydınız hangisi en çok sevdiğiniz müzik grubu olurdu?
Rijkaard: Zamanla değişiyor,bir kaç gün önce sorsaydınız Audioslave derdim ama onlarda dağılmış.Fakat en çok sevdiğim grup Pixies,yıllardır onları dinlemekten bıkmadım.
Soru: Pixies ile hiç tanışma fırsatı buldunuzmu?
Rijkaard: Yıllar önce Amsterdam'a konsere geldiklerinde gitmiştim,grubun başınla tanıştım Frank Black.Çok efendi birsiydi,ne beni tanıyordu nede futbola ilgisi vardı.Barcelonada da tekrar karşılaştık Coldplay-Show'unda ama bana sevdiğim gruplarla beraber olmak pek fazla heyecan vermiyor.
Soru: Siz bir grupta çaldınızmı?
Rijkaard: Herkesin çocukluğunda bir Rock yıldızı olma hayali vardır,ben futbolcu olacağımı biliyordum.Müziği seviyorum ama Futbol benim tutkum.
Soru: Enstrüman çalıyormusunuz?
Rijkaard: Hayır,pek önemsemiyorum.Müzik çalara CD'yi takıyorum dinliyorum bu kadar.Müziğe karşı çok ilgim var diğer yandan ufak eleştiri yapmak istiyorum,alternatif rock albümlerinin Cover'leri berbat,hepsi birbirine benziyor biraz yaratıcı olabilirler.
Soru: Yeni gruplardan nasıl haberiniz oluyor?
Rijkaard: Sıkça Müzik dergileri okuyorum,Deftones'lardan böyle haberdar oldum.Onlarla yapılan bir söyleşiyi okudum,hoşuma gitti.Karşılaştırıldıklar gruplar ilgimi çekti sonra Albümlerini satın aldım.Son çıkardıkları White Pony adlı albüm muhteşem.Futbolculuk kariyerimi bitirip Hollandaya döndüğümde,oturduum semtde ufak bir plakçı dükkanı vardı her gün oraya gidiyordum ve tanınmamış yeni çıkan grupların albümlerini satın alıp dinliyordum,beni olumlu etkileyecek grupların arayışı içindeydim.Sonra bir grub beni baya etkiledi Queens of the Age,tek kelimeyle Mükemmel.
Soru: Hangi Albümü Oyucularınıza tavsiye edersiniz?
Rijkaard: En güzel tavsiye,Tavsiye etmemek.İnsanların değişik müzik zevkleri vardır ve bu özeldir.Kimseyi etkilemek istemiyorum şu iyi,bu kötü diye.Oğlumla sıkca bu konuları tartşıyoruz,oda çok müziğe bağlı,mesela System of a Down grubunu çok seviyor.Bana bazen soruyor hangi parçalarını beğendiğimi,bende bu soruya cevap veremeyeceğimi söylüyorum.Olabilir ya,belki içinden bir parça hoşuma gitmez onu kırabilirim.Eğer şarkılar insanların hoşuna gidiyorsa başkasının yorumuna gerek kalmıyor,önemli olan kişinin dinlediği parçadan zevk alması.
Soru: Maç öncesi Müzik dinyormusunuz?
Rijkaard: Oyuncuyken dinliyordum,maçtan önce boş zamanımız oluyordu ama şimdi Tenik Direktör olduğumdan bu yana değişti,işler çoğaldı,zaman azaldı.Maçtan önce oyuncular ve Teknik ekiple toplantılar yapıyoruz,bu yüzden müzik dinlemye fırsat kalmıyor.
Soru: Oyuncularınızı müzikle motive ediyormusunuz?
Rijkaard: Hayır,düşünün 20 kişilik bir kadro,hepsi ayrı karektere sahip kişiler değişik müzik zevkleri var.Yapmaya kalksam olumsuz netice ortaya çıkar,birini motive ederken diğerinin moreli bozabilirim.
Soru: Soyunma odasında müzik üzerine konuşuluyormu?
Rijkaard: Bazen oluyordu,bir keresinde oyuncularla U2 konserine gitmiştik Barcelona stadında çalmışlardı.Juliano Beleti başı çekti sıkı bir U2 hayranıdır kendisi.
Soru: İspanya Şampiyonluğunu kazandığınızda hangi parçayı dinlediniz?
Rijkaard: Öyle anlarda sakin şeyler dinliyorum soft ve biraz sentimental,duygusal olacak.Dinlerken tüm sezonu tekrar göz önünden geçirmek,en güzel örneği Nirvana grubunun "Unplugged in New York" albümü çok duygusal.Şayet bir maçı kaybetmişsek o zaman sert ve elektrikli parçalara ihtiyaç duyuyorum.
Soru: Şampiyonlar Ligini kazandıktan sonra ne dinlediniz?
Rijkaard: Morrisey ve The Smiths.
Soru: Sizce Anne ve Babanızın plak koleksiyonunda en iyi Albüm hangisi?
Rijkaard: Küçükken evimizde sıkça Soul çalınırdı,Motown'dan Otis Reading yada Temptations.
Soru: 1970 yıllarının en iyi albümü hangisiydi?
Rijkaard: O yıllarda dağılan Beatles'lerin Let it Be ama Sex Pistols'larrın Nevermind the Block albümüde yabana atılacak gibi değil.
Soru: 1980'lerin ?
Rijkaard: XTC'den hepsi
Soru: Ve 1990'lardan?
Rijkaard: O dönem bir çok iyi gruplar vardı,ben Nirvana ve Pearl Jam çok hoşuma gidiyor,on sene sonra tekrar dinlediğimde aynı zevki alıyorum.
Tercüme: Erdal Güngör
