Hakem her zaman haklıdır

Yıl 1968 Almanyanın Şampiyonu 1.FC Nürnberg yeni sezon hazırlıkları için Avusturya da kamp yapıyor.Kamp süresi içinde ülkenin büyük takımlarından Austria Wien ile Prater Stadında dostluk maçına çıkıyorlar.Sahada sergilenen oyun dostluktan öte düşmanlık havası içinde geçiyor,havada uçuşan tekmeler avusturyalı oyuncuların alman meslekdaşlarına karşı sert tutumu bir yana,maçı yöneten Avusturyalı Hakemin sertliklere göz yumması olayın cabası.Nürnbergli oyuncular Hakemin bu tavırlarından çok rahatsızlar,sertlik öyle bir hat safaya çıkıyor Ki,Nürnberg'in yıldız oyuncusu Georg Volkert bir ara viyenalı oyuncunun ayakabı tabanını yüzünde patlayınca sabırı taşıp hakemle ağız dalaşına giriyor.
Sert tartışmaların sonrasında Volkerte Hakem kırmızı kartını gösteriyor.Eyvah diyor Volkert işte şimdi hapı yuttuk,üç gün sonra Almanya-Brezilya dostluk maçı var ve bu kırmızı kart yüzünden Helmut Schön onu mutlaka milli takım kadrosundan çıkaracak,bir şeyler yapmalı.Hakemi kararından vaz geçimek için Nürnberg'in efsane hocası Max Merkel'in uğraşları bile boşa çıkıyor.Hakem Merkele "oyuncunuz iki dakika sonra sahayı terk etmezse maçı iptal edeceğim".Volkert sahayı terk etmiyor ve maç iptal oluyor.Tribünler maçın yarıda kalmasına öfkeli,nürnbergli oyuncular yoğun güvenlik altında sahayı terk ederek,sonra Prater statdının arka kapısından kaçırılıyorlar.
Viyena sokakları arası geçen macera dolu firar kampta sona eriyor.Max Merkel ayağının tozuyla hemen Alman Milli Takım Hocası Helmut Schön'ü telefonla arayıp durumu anlatıyor.Tamam diyor Schön,Georg kampa gelsin onu bekliyorum.Volkert ve Müller gece trenine atlayıp Viyenadan Stuttgart da bulunan Milli takım kampına gidiyorlar.Sabah 08:30'da Almanyaya geldiklerinde Schön onları karşılayıp kampa götürüyor.Luggi Mülleri dinlenmesi için odasına yollayan Schön,Volkert'i alıp offisine geçiyor."Alman milli formasını taşıyan oyuncu böyle terbiyesizlık yapmaya hakkı yok" sözlerinle başlyarak Volkert'i yarım saat fırçalıyor sonra milli takım kadrosundan çıkararak evine postalıyor.Georg Volkert'in milli takım kadrosunda çıkarılması bir yana Alman Futbol Federasyonu DFB tarafından 12 lig maçına ceza alıyor.
Biz bu hikayeden ne çıkardık? Hakem her zaman haklıdır lüzumsuz yere itiraz etmeye gerek yok...
Erdal Güngör
Bilimsel Futbol
Son yıllarda sıkça duyuyoruz „Modern Futbol“ sahi Modern Futbol nasıl bir şey,gerçekten futbolun moderni antikası varmı?
Esas şuradan başlamalıyız Futbolu ilk kim oynadı? Bunun üzerine bir sürü tartışmalar yapılıyor.İlk olarak MÖ çinlerin Ts’uh-chüh adı verdikleri Türkçesi ayakla sürükleme anlamına gelen topa benzeyen bir nesneyle oynadıkları oyunla başlıyor futbolun hikayesi.Sonra eski yunanlar,romalılarda benzeri türde oynamışlar.Orta çağda İngilterede iki köy arasında oynanan kuralsız ve vahşete dönüşen Shrovetide Football .15.yüz yılda Floransalıların „Calcio in Costume“ adı altında el ayak karışımı oyunuda Futbol ortaya çıkmış.Bizim bildiğimiz Futbolu1848 yılında Cambridge Universitesi öğrencilerinin oluşturduğu kurallar ile Modernleştirilmiştir.
Günümüzde Modern Futbolu ikiye ayırmalıyız.Birincisi futbolun bilimsel yönde geliştirilmesi böylece hızlanması daha çekici hale gelmesi.İkincisi Futbolun ticareti ve mal gibi pazarlanması.Biz ULTRA'ların karşı çıktığı ikincisidir Futbolun mal gibi pazarlanması.Oyunun çekiciliğinin artması,gelişmesine hiç bir futbol sever karşı koyamaz ama futbol üzerinden insanları sömürenlere her zaman direniş gösterilecektir.
Bizim ele alacağımız konu Futbolun Bilimsel yönde geliştirilmesi daha çekici hale getirlmesi.İngilizler Futbola kurallar koyarak göze hoş gelen oyun olmasını sağlamışlar fakat futbolda bilimsel gelişmeyi başkaları yapmış,burada Boby Robson'ı istisna olarak ayrı tutuyorum.Futbolu bilim olarak ele alıp geliştirenler başta orta avrupa kıtasında olan Almanlar,Hollandalılar,İtalyanlar,İspanyolar,Fransızlar,İsviçreliler eski Sovyetler Birliği sonra Orta ve Güney Amerikalılar olmuş.Futbolun taktiksel gelişmesinin yanı sıra oyuncuların fiziksel ve mental güçleri üzerine araştırmalar yapılıp onlardan daha fazla performans elde etmenin yolları aranmış ve günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle bu yönde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.
Hiç kuşkusuz futbolun bilimsel yönünde en fazla gelişmeyi sağlayan ALMANLAR ama onlar ile beraber bir zamanlar eski Sovyetler Birliğinde sade futbol üzerine değil sporun tüm dallarında önemli bilimsel araştırmlar yapmışlardır.Malum zamanın rejimi onlara tanıdığı imkanlardan dolayı şimdiye kadar hiç bir ülke o bütçelere ulaşamamış.
Benim bu yazımda ele alacağım zamanında Sovyetler Birliğinde yaptığı bilimsel araştırmalarla futbolda önemli gelişmeler ve yeni yöntemler icaad eden Fizik Profosörü Anatoli Selenzow.Esas Selenzow'u futbolda bilimsel araştırmalara yönlendiren kişi 1967 yılında Dnjepr Dnjepropetrowsk'un başında bulunan efsane TD Valeri Lobanowski olmuş.Lobanowski bilime çok meraklı insan olduğunu söyleyen Selenzow,amaçları o yıllarda ikisinin bir araya gelip futbolu bilimsel olarak yeni baştan icaad etmekmiş.Sizlere bu yazdıklarım Simon Kuper'in „Football against the Enemy“ kitapından ve Kuperin Selenzow ile yaptığı röportajdan alıntı,kendi ağzından elimden geldiği kadar çevirdim,dikkatle okumanızı tavsiye ederim önemli bilgiler içeriyor.
Eğer Lobanowski bir takımın hata yüzdesi %15-18 üzerine çıkmadığı takdirde o takım mağlup olmaz diyorsa,bu varsayım değil Selenzow ve ekipinin yaptığı bilimsel araştırmlardan ortaya çıkardığı istatistiklerin neticesidir.Selenzow'un verilerine göre oyuncu bir saniye içinde top ayağına geldiği an pas atma kararı vermesi modern futbolda çok geç olduğunu,oyuncu kararını top ayağına gelmden önce saniyesel süre içinde vermesi gerektiğini savunuyor.Oyuncu atacağı pasın yönünü top ayağına gelmeden önceden belirleyip bilmelidir.Tabii antremanlarda bunlar özel çalışılıyor ama bu çalışmalar orantılı olmalı,kondisyon ve teknik çalışmaların dozajı aynı seviyede götürülmeli.Selenzow'un geliştirdiği özel çalışma modeli 1982 yılında italya milli takımı tarafından uygulanıp dünya şampiyonluğunu kazandırmış.
Selenzow beni bir odaya götürdü,orada asistanları tv ekranlarında Dynamo Kiev'in son oynadığı maçların bilgisayar analizini yapıyorlardı.Bu analizlerde ortaya çıkan neticeler ile oyuncuların maç içinde sahanın hangi bölümlerini daha çok kullandıklarını,topla ve topsuz oyundaki etkinliklerini, aralarındaki yardımlaşmalarının verileri ölçülüyordu.Prof.Selenzow'a göre Futbolda elde edilen bilimsel teorileri gerçekleştirmenin tek sorunu mevcut oyunculara dayalı olmasıydı.Elinizde olan konsept ve bu konsepti gerçekleştirecek oyuncular.Konsepti en iyi şekilde uygulayabilen oyuncuları tespit etmek için Selenzow bilimsel araştırmalarından ortaya çıkardığı özel bir program oluşturmuş.
Programı tanıtmak için diğer asistanının yanına gittik.Oyuncuların performansı,gücünü ölçmenin bir sürü yöntemi var.Kan tahlilleri,özel koşular ve değişik fiziksel testler bunlardan bazıları.Ama ben vücut temasından yana değilim o yüzden bilgsayar programları oluşturdum,oyuncular bilgsayarlardan daha çok hoşlanıyorlar.Doğrumu bu yöntemle 1988 avrupa şampiyonasına giden sovyetler kadrosunu belirlemişsiniz? Evet doğru,bu programla 40 kişi içinden en iyi 20 oyuncuyu seçtik.Basın ilk başta bizi yerden yere vurdu ama sonra takım finale gelince ağız değiştirdiler.(burada parantez açarak sürekli Fatih Terim hocamıza sallayanlara el sallıyorum)
İlk test için Selenzow'un asistanı bilgisayarı çalıştırdı,bu test oyuncuların sinirlerini ve ruh hallerini ölçmeye yönelik tasarlanmış.Ekranın yukarısından bir nokta aşağı doğru inmeye başladı,aynı anda ekranın solundan bir çizgi çıktı.Amaç noktanın çizgiyle birleştiği an düğmeye basmak.Testi bende yapmaya karar verdim,bakalım dynamo takımında oynamaya hazırmıyım.Neticlerim hayal kırıklığıydı.İlk veriler 0,34 ikinci veriler 0,42 çıktı.Selenzowun dediğine göre dynamo oyuncularının verileri 0,5-0,6 arasıymış.Formda oyuncular 0,6-0,8 gibi yüksek verilere ulaşıyormuş,selenzow form olarak söylediği oyuncunun pisikolojik hali oluyor.İkinci test de daha iyi olmayı göze koydum.Bu sefer dayanıklık ve hız ölçülecekti.İlk başta süre belirlenmeden bir kaç saniye içinde en hızlı şekilde tuşa basmalıydım böylece gerçek hızım tespit edildi.Sonra 40 saniye sürede önceki veriyi yaklayıp sabit veride kalmalıydım.Bunu yapmak çok zor isterseniz evde deneyin.bir seferinde çok yavaş diğerinde çok hızlıydım ama hedef ilk sürenin verisini sabit tutmaktı yani istikrarı yakalayıp devam ettirmek.
Sıra zeka testine geldi,ekran 9 parçaya bölünmüş,her bölümde bir kaç saniye yüzden aşağı sayılar gözüküyor sonra kayboluyordu.Hedef her çıkan sayıları aklımda tutarak doğru yere yazmaktı.Üç test yaptım neticelerim olumlu çıktı %97.Selenzow'un teorisine göre bu test oyuncuların sahada hem takım arkadaşlarının hemde rakip oyuncların pozisyonlarını kafalarında tutma ve ezber gücünü ölçüyordu.Test de olumlu neticelere ulaşmam UNİ'yi yeni bitirmemin avantajından dolayı sanırım.Fakat bu testin ortaya çıkardığı başka şey Ardiles,Hoddle,Wilkins ve Souness yada bazı American Football da quarterback'lerin diğer oyunculardan zeka kabiliyetleri daha üstün olduğunu gösteriyor.
Şimdiki test benim için çok basitdi,ekran beyazlaştı ve en hızlı şekilde düğmeye basmalıydım,reaksyonumu ölçüyordu.Verilerim yine olumlu çıktı ortalama 220 milisaniye.Selenzow başarımdan dolayı mutluydu ve bu neticenin sezon başında her dynamo oyuncusunun ortalama verisi olduğunu söyledi.Selenzowun ağzından bu sözleri duymak beni baya gurulandırdı.
Son yapacağımız test imkansız gözküyordu.Ekranda çıkan labirintin içinden geçen noktanın yollarını aklımda tutup,sonra noktanın gittiği yolların aynısını bir joystickle çizmeliydim.Ne kadar zor olduğunu tarif etmem mümkün değil.Hareket içinde değişik yollardan düzgün çizgiler çizmenin ortaya çıkardığı netice,profesyonel futbolcuların saha içinde hangi zorluklarla mücadele etiklerini ortaya koyuyordu.Bu neticeler ile Selenzow TD'lere oyuncuların zayıf noktalarını belirliyor hangi yönde daha çok çalışacaklarını öneriyordu.
Yapılan testler futbolcuların bazı özeliklerini öçülüyor ama Hız ve Koşu tekniklerini nasıl ölçüyorsunuz? Onlar için değişik testlerimiz var.Peki mesela Sawarow ve Belanow en iyi oyuncularınız,bunlar testlerde kötü neticeler elde ederlerse ne yapıyorsunuz? Selenzow'un cevapı ilginçti,“Sawarow ve Belanow form düşüklüklerinde bile diğer oyunculardan daha iyi neticelere ulaşıyorlar.“
Evet okuduğunuz gibi futbol ap ayrı bir bilim dalı ve bu bilim iyi uygulandığı taktirde ortaya önemli neticeler çıkıyor.Maradona üstün zekalı birisimi? EVET ! Saha içinde ortaya koyduğu performansı onun nasıl üstün zeka kabiliyetine sahip olduğunu ortaya koyuyor ama saha dışında davranışları zeka seviyesinin düşük olduğunu gösteriyor.Peki futbolcular iki farklı karekter ve kişiliğemi sahipler,“Dr. Jekyll ve Mr. Hyde“ gibi?
Futbol kafayla oynanır derdi hocalarımız,doğru söz.Wisdom is Power=Bilgi Güçtür,insan oğlu bu gücü kullanma kabiliyetinin ölçüsü hangi boyutlarda onu uzmanlara bırakıyorum.Futbolcuların saha içinde ortaya koydukları zeka kabilyetlerinden ortaya çıkan yeteneklerinin gücünü sosyal hayatlarına yansıtmaları diğer uzman alanına giren konu.
Bu vesileyle bir çok yazımda örnkeler verdiğim Simon Kuper'in eseri Football aginst the Enemy(Türkiyede,Futbol asla sadece Futbol değildir adı altında çıkmış) kitapını tanıtmak istiyorum.Mutlaka okuyanlar vardır,henüz okumayanlar,futbola damardan bağlı olanlar için olmazsa olmaz bir kitap.

9 ay içinde 22 devlet dolaşmış,Ukrayna,Arjantin,Kamerun,İskoçya.Mafya liderlerinden tutun Afrikanın kabile reislerine,en sert hooliganlar ile konuşmuş.1990 yıllarında başlayan hikaye günümüze dayanan konuları ele alıyor.Football against the Enemy kitapı Simon Kuper'e Uluslararası Bestseller ünvanını getirdi.Times kitap için yaptığı tanımlama da şöyle yazmış „Futbolu seviyorsanız mutlaka okuyun.Futbolu sevmiyorsanız illaki okuyun“
Erdal Güngör
İşsiz kalan Futbolcular
Eylül ayında kulüplerbirliği ve futbol federasyonuyla bir toplantı yapacağını açıklayan Campano,AB dışı yabancılara sınır getirilmesini önereceğini söyledi.Altı büyük kulüp ve diğerleri arasında aslında pek fark olmadığını bu kulüplerin yine büyük paralar vererek oyuncular alacağını ama diğer 4000 futbolcunun geleceği belirsiz olduğunu vurgulayan Campana.Ekonomik kriz yüzünden bir çok kulüp oyuncuların maaşlarını geç hatta bazılarının hiç ödeyemediğini gelecek için büyük tehlike olarak görüyor.
İtalyan futbolu bu sezon krizden dolayı büyük maddi kayıplara uğrayacak.Zira TV yayın hakları 2010 yılına kadar garanti altında ama Merchandising ve kombine satışlarında geçtiğimiz sezon ile karşılaştırıldığında üç misli gerileme var ve bu kulüpler için önemli paralar oluşturuyor.Maddi yükü tek başına kaldıramayan kulüpler bu yükün altından kalmanın tek yolu özel şirketler ile yaptıkları ortaklıklarda arıyorlar.İşte esas tehlike burada oluşuyor.Krizin verdiği olumsuz etki özel şirketleri maddi sıkıntı içine sürüklerken bunlardan ilk nasipini alan ortak kulüpler oluyor.Maddi kaynakları kısarak hatta ortaklıkların bozulma nokatsına geliniyor ve böylece bir çok kulüp haritadan silinme tehlikesiyle karşı karşıya.
Hiç kimse kalkıp son yapılan sponsor anlaşmalarına methiyeler dizmesin,bu konulara uzak olan Türk Futbol severler ilginç şekilde at gözlüklerinden bakmaya devam ediyorlar.Büyük şirketler ile yapılan sponsor anlaşmaları ve ortaklıklarının nasıl şekilendiğini önümüzdeki günlerde göreceğiz,şimdilik her şey toz pempe gözüküyor ama bu anlaşmalar yapılırken hangi ödünler veriliyor orasını Allah biliyor.Bir gün aynı AIG gibi patlak verdimi bakalım yine bugünlerde olduğu gibi pempe gözlüklerle bakacakmısınız.Avrupada ekonomik krizin büyümesi Türkiyeyi kötü etkileyecek.Galatasarayın stat projesinde çıkan sıkıntılar tamamen ekonomik krizin etkileridir,son ihalede tatmin edici rakmın ortaya çıkmamasıda ekonomik krizden kaynaklanıyor,malum kimsede para yok.Ekonomik kriz bizi etkilemez balonu pek yakında kötü patlayacak ama olsun önemli değil.Yaşasın kredi kartları,birnin limiti doldumu ikincisi oda doldumu üçüncüsü.Bu arada Sarı Çizmeli Mehmet ağa kırmızı bültenle aranıyormuş,kolay gelsin.....
Erdal Güngör
Yalnız Futbol

Televizyona Uzman bir Cerrah çıkıp apantist ameliyatının yapılışını detaylı biçimde anlatsa sanırım kimse fazla ilgi göstermez hemen başka kanala zaplar.Ama konu Futbol olunca saatlerce 40 inch ekrana odaklanıyoruz.Pazar Akşamları ve hafta ortasında sözde kendilerini uzman ilan eden şahışların futbol üzerine yaptıkları yorumları görünce Cerrah Doktordan apantist ameliyatının yapılış şeklini detaylı hatta her türlü ayrıntılarınla dinlemek bana daha zevkli geliyor.
Pek fazla futbol üzerine yorum yapan programlara bakmam genelde Blogları okumayı tercih ederim.İstisnalar var elbette,hafta ortası 4 kez NTV-Spor'da yayınlanan Fuat Akdağ ve Mehmet Demirkol'un sunduğu Spor Servisi programı gibi mesela ve şimdiye kadar sade bu programla sınırlıydı sürekli seyretiğim.Dün Akşam bir yenisi eklendi "YALNIZ FUTBOL",GSTV'de yayın hayatına başlayan bu program ilerki haftalarda sürekli izleyeceğim programlar arasına girdi.Maçlar dışında fazla TV seyretme alışkanlığımız yok ama ilgi duyduğumuz bazı programları ailece hiç kaçırmayız,Yalnız Futbol bunlardan biri oldu.
Şimdi soruyorsunuz bu programın diğerlerinden ne farkı var? Yine üç,dört kişi bir masanın etrafına toplanmış futbolun anatomisini yapıyorlar.Görünüş sizi aldatmasın,orada oturan İnsanlar diğerlerinden çok farklı.Onlar içimizden birileri yani o masada oturanların konuştuklarının çoğu ile fikirlerimiz örtüşüyor,onlarla özdeşleşiyoruz.Diğer programlarda olduğu gibi ne argo konuşmalar var nede futbolu çirkinleştiren yorumlar ve insanlara karşı futbolcuları aşalayan şahıslar oturmuyor.Bu insanların reyting kaygısı yok kimseye pempe gözükmek gibi eyamcılıkta yapmıyorlar.Gayet doğal,gerçek hayatlarında nasılsalar ekrana öyle yansıyorlar ve benim için önemli olanda budur.
Başta Melih Şabanoğlu(Gayın-Sin.net) olmak üzere Uğur Karakullukçu(PC LionFC),Eray Sözen(Ali Sami Yen Blog),Atahan Altınordu(Mayıslar Bizim) yayın hayatlarında başarılar diliyorum.Bizlere 90 dakika kesintisiz güzel ve ilginç program sundular.Programın özeliği yorumcuların kameralara doğal olmaları diğerleri gibi şovmenlik yapmadıkları,futbolda olduğu gibi Amatör Ruhla olaya yaklaşdıkları benim hoşuma gitti.
Hep böyle kalın,sakın endüstriyeleşmeyin.....
Erdal Güngör
Goal Songs
Bayer Leverkusen – Status Quo: Rockin’ All Over the World
VfB Stuttgart – Pennywise: Bro Hymn
Eintracht Frankfurt – Sirtaki / Amanana
HSV – Coldplay: Viva La Vida
TSG 1899 Hoffenheim – Bots : Sieben Tage lang
Hannover 96 – Toy Dolls: Nellie the Elephant
Schalke 04 – Schalke und Freunde: Ein Leben lang
Borussia Dortmund – Ole, jetzt kommt der BVB
Borussia Mönchengladbach – Scooter: Maria (I like it loud)
Hertha BSC – Berliner Luft
Bayern München – Zillertaler Hochzeitsmarsch
Erdal Güngör
Babanız Yaşıyorsa Hala Çocuksunuz

Babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur.
Bu harika.
İnsan babası ölünce büyüyor çünkü.
Yalnız başına kalıyorsunuz o zaman artık.
Çocukken her şeyi bilen, herkesten güçlü olan babamız biz büyüdükçe küçülüyor.
Zamanını tamamlamış ve geçmişte kalmış bir yaşlı olarak kendi köşesinden bize bakıyor.
Uzakta olsa da, bize dokunamasa da...
Usandıracak kadar ayrıntılı sorularla hayatı öğrendiğimiz,
her şeyi bilen babamızın sorularıysa biz büyüdükçe artık bize sıkıcı gelmeye başlıyor.
Müdahale etmese, soru sormasa ne iyi olur dediğimiz zamanlar çok oluyor artık.
Biz ondan daha iyi biliyoruz ya her şeyi. Zaman artık onun zamanı değil ya...
Teknoloji gelişti ya... Her şey değişti ya...
Oysa ne zaman ki babanızı kaybediyorsunuz,
işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz.
Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.
Sizi fark etmediğiniz halde yağmurdan, güneşten koruyormuş meğer o gölge.
Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz,
sizin de gölge yaptığınız ve koruduğunuz birileri oluyor
ama o gölgeyi çok arıyorsunuz.
Babanız öldüğünde büyüyorsunuz.
Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız,
takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz,
korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz.
Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yoksa artık...
Hep sessiz ağlayan, suskun seven, en zor dönemde bile yıkılmaz görünen,
sırtınızı dayadığınız çınar ağacınız yoksa artık...
Büyüyorsunuz o zaman işte.
Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur...
Ben hala çocuğum ve uzun zaman böyle kalmak istiyorum.........
Erdal Güngör
Üstün zeka + Fizik gücü= 3 Puan
Galatasarayımız göze hoş gelen oyun sergilemedi.Başlıkta da belirtiğim gibi önce üstün oyun zekalarını kullandılar.Malum Galatasarayın başında Rijkaard isimli hoca olunca herkesin ilk aklına Barça ve o muhteşem futbolu geliyor.Antep takımı Galatasarayın çok pas yapacağını ve yüksek tempoda maçı götüreceğinden yola çıkarak ilk devre sıkı pres uyguladı.Fakat Rijkaard Hoca bunun bilincindeydi,derslerini çok iyi çalışmışlar.İşte bu yüzden ilk yarı sürekli geniş alanlara uzun pas atarak orta sahayı geçmeye çalıştılar,ilk golümüzün başlangıç noktası böyleydi.
Şimdi herkes soruyordur bu takım daha üç gün önce yine aşırı sıcak havada maça çıktı,nasıl oluyorda Antepin cehenem sıcağında ikinci yarı rakipinden fizik gücü daha üstündü diye? Ve nasıl bu kısa süre içinde oyuncular rejenere olmuşlar?
İnsanı hayretler ve bir o kadar merak içinde bırakan iki soru.
Hayret edilecek bir şey yok hepsi Rijkaard ve ekipi tarafından virgülüne ve noktasına kadar planlanmış hatta 25. dakikada verilen su molası bile lehimize ve planın önemli parçasıydı.Türk hocalarının Rijkaard dan çok şeyler öğrenecek dediğimiz olay budur.Aldığımız önemli üç puan tamamen Futbolun bilimsel faktörlerini ön plana çıkararak akıllaca kulanılmasının başarısıdır.
İkinci golümüzün duran toptan gelmesi bir diğer önemli silahımız olacak bu sezon,buda takımın boş durmadığını sürekli çalıştığını gösteriyor.Ama öyle haybeye kurudan çalışma değil,yine bilinçli planlı projeli.Bu sezon sahaya hangi 11 çıkacak,kim ne zaman hangi dakikada oyuna girecek hepsi önceden planlanmış olacak.Filanca neden oynuyor diğeri neden yedek gibi boş yere kızmanın hiç anlamı yok.
Belki şimdi o göze hoş gelen Futbolu sergilemiyoruz malum takım henüz hazır değil birbirlerine alışması ve sistemi ezberlemeleri biraz süre alabilir ama ileriki haftalarda Galatasarayımız bizleri müthiş çoşturacağına adım gibi eminim.
Bir çift kelime Sabri kardeşime.Onu çok seviyorum ama o klasik hareketi Hakeme aşırı itirazlarından vaz geçmeli.2002 yılından bu yana Galatasarayın A Takımda oynuyor,uluslararası üst seviye tecrübeye sahip,bir profesyonel futbolcunun gelebileceği en doruk noktada.Pozisyon fouldü,hiç itiraz etmeye gerek yok hele 5 yaşındaki çocuklar gibi "valllaha hocam ben yapmadım" yalvarlamalar senin gibi efendi insana hiç yakışmıyor.Bir daha aynı olayda sus içinden lanet olsun de kenara çekil inan Taraftarların gözünde büyürsün.İstediğin kadar itiraz etsen karar değişmeyecek artık bunu bilmen lazım,Usta oyuncusun.
Erdal Güngör
BUNDESLİGA #1 vol.2

Maç saatlerinin değiştiğini dün yazmıştım,Hoffenheim-Bayern saat 18:00'de başlangıcı yaptı devamı Bochum-Mönchengladbach ile geldi.50 inch. ekran LCD HD bağımlıları için biçilmiş kaftan amatör futbolun yüreğine hançer.Maç saatlerinin değişmesi sade Amatör Futbolu değil insanların sosyal hayatınıda önemli şekilde değiştierecek.Cumartesi akşamı Sinema,Tiyatroya yada baş başa Akşam yemeğine gitmek isteyenler dünyanın tutkusu olan futbola boyun eğebilirler,gitmek isteyen yine kafasına göre takılır.Amatör Futbolun tek geliri olan seyirci hasılatları önemli biçimde düşüşe geçecek sade hasılatla kalmayacak,kulüpler bazen oyuncu bulamadıkları için takım çıkarmakta zorlanacaklar.
Gelelim günün maçlarına.
VFL Bochum-Borussia Mönchengladbach 3:3
Bundesliganın ilk dramatik maçına şahit olduk,iki farklı devre,iki farklı takım gördük.Mönchengladbach 10.000 taraftarıyla Bochuma stadını adeta deplasmana çevirdi ve ilk yarıda öyle oynadılar,sahada Bochum diye bir takım yoktu sürklase olmuşlardı.Arango,Colautti ve Brouwers'in golleriyle devreyi galip kapatan Mönchemgladbach ikinci yarıyada tempolu başladı.48.dakikada Colautti boş kaleye kaçırdığı gol Bochum için dönüm noktası oldu.51 ve 52. dakikada Azaouagh'ın uzak mesaflerden attığı gollerle Bochum maça ağırlığını koydu.Şimdi sahada tek takım oynuyordu oda VFL Bochum,Gladbach gollerin etkisinden kurtulamnadı,kendilerini bir türlü toparalayamadılar 59.dakikada Dante kırmızı kartla oyun dışı kalınca beklenen oldu 63'de Sestak durumu eşitledi.İlk yarı sahada fırtına gibi esen Mönchengladbach ikinci yarı dağıldı.Bochum son saniyeye kadar maçı kazanmak için insan üstü mücadele verdi.Sonuçta netice iki takımında hakkıydı.Mönchengladbach iyi takım kurmuş,ilerki haftalarda bugün ilk yarı oynadıkları performansı 90 dakikaya yayabilirlerse ligde kalıcı olabilirler.
SC Freiburg-Hamburger SV 1:1
Hamburg da bu sezon parola "az emek çok iş",son oynadıkları maçlarda bu tuttu ama geçen sezon ikinci ligden Şampiyon olarak Bundesliga'ya gelen Sc Freiburg Hamburgun taktiğini boşa çıkardı.Hamburg 3. dakikada öne geçti sonrası...eh işte sonrası kocaman bir SIFIR,ilk devre bitene kadar maçı sürüklediler.Freiburg sahanın hakimiydi ama tek eksikleri gol atamadılar.İkinci yarı Hamburg açısından tablo değişmedi 65. dakikada Bechmann Freiburgun hakkediği golu attı,hatta Freiburg maçı kazanabilirdi çok gol pozisyonuna girdiler birde verilmedik penaltıları var.Maç Hamburgun sürekli tempoyu düşürmesinden dolayı vasatın üzerine çıkamadı,Berlin-Hannover müsabakasından sonra en zevksiz maçdı.
Gelecek haftanın programı;
FC Bayern München Werder Bremen
VfB Stuttgart SC Freiburg
Hamburger SV Borussia Dortmund
FC Schalke 04 VfL Bochu
Bayer 04 Leverkusen 1899 Hoffenheim
Hannover 96 1. FSV Mainz 05
1. FC Köln VfL Wolfsburg
Eintracht Frankfurt 1. FC Nürnberg
Borussia Mönchengladbach Hertha BSC Berlin
Erdal Güngör
BUNDESLİGA #1

Thomas Tuchel isimli birini tanıyormusunuz? Bende tanımıyordum,bu gün tüm Almanya onunla tanıştı.Thomas Tuchel Mainz 05'in yeni Teknik Direktörü ve aynı zamanda Bundesliganın en genç hocası 35 yaşında.Jörn Andersenin aniden Mainz takımını terk etmesi üzerine Tuchel bu ağır görevin başına getirildi.Geçen sezon Mainz U19 takımını şampiyon yapan genç hoca yeni bir Jürgen Klopp olabilirmi?
Kim bu adam diye merak edenler için resmini ekliyorum.

Mainz ile başlangıcı yaptık onlarla devam edelim.
Mainz 05-Bayer Leverkusen 2:2
Mainz iyi başladı erken gole öne geçtiler ama Leverkusen klas farkını konuşturunca aradaki farkı kapatmasını bildi.Derdiyok ve Kieslingin attığı gollerle ilk yarı 1:2 leverkusen üstünlüğünle kapandı.İkinci yarı Bance oyuna girdi ama Mainz bir türlü istediği oyunu ortaya koyamadı.Yinede 82. dakikada Gunkelin frikik golüyle durumu eşitlediler.Sonuçta Mainz bir puanı şans eseri aldı biraz da yan hakemin yardımıyla.Gekasın verilmediği golü kesinlikle ofsayt değildi,üstelik ilk yarı Leverkusen bir penaltı kaçırdı.
Borussia Dortmund-1.FC Köln 1:0
Aslında Dormund vs. Mondragon dersek daha doğru olur.Maçın iki yıldızından birsiydi Mondi diğeri Dortmundlu Nuri Şahin.Borussia Dortmund maç boyu yakaladığı yüzde yüzlük gol pozisyonu tam 8 tane,kaleye isabet eden şut sayısı 24,antreman maçları bu kadar kolay geçmiyordur.Mondragonun ulaşamadığı yerlerede direkler imdadına yetişti ama 75. dakikada takım arkadaşı matip'in ters vurşuna yenik düştü.Köln takımı hakkında yazılacak hiç bir şey yok,önemli eksikleri vardı başta Podolski,sakatlığı yüzünden milli takımdan da affını istemiş.
FC Nürnberg-Schalke 04 1:2
Kuranyinin attığı gollerle öne geçen Schalke maç boyu üstün gözüksede,Nürnbergin golünden sonra uzun süre bocaladı.Maçın son düdüğüyle soyunma odasının yolunu tutan Schalkenin yeni Hocası Magath baya öfkeliydi.SkyTV ile yaptığı röportaj'da sepebini soran yayıncı kuruluşun elemanına verdiği cevap baya ilginç."Ben sizin arka tarafta neler yaptığınızı bilmiyorum,maçımı seyrediyorsunuz yoksa iskambilmi oynuyorsunuz ama oyunun sonlarına doğru rakipi dörde bir yakalayan oyuncularımın acemice topu tekrar rakipe teslim etmelerini Bundesliga gibi üst ligde oyunayan topçulara yakıştıramıyorum.Ne diyelim "Magath Live"
Hertha Berlin-Hannover 96 1:0
Çerezcilerin satış rekoru kırdıkları maç.Her sene olduğu gibi bu senede aynı soru "Berlin bu sezon beklenen mücizeyi gerçekleştirecekmi?" Şu an zor gözüküyor,7 as oyuncusundan eksik Hannoveri son dakikalarda ite kaka attıkları golle yenmeyi başardılar,mucize için bence yetersiz.Hannover bana göre Bundesliga'ya hiç yakışmıyor,öylede oynuyorlar.İleriki günlerde sakat oyuncularının takıma katılmasıyla belki durumu düzeltebilirler ama kümeye kesin gidecek adaylardan birisi.
Werder Bremen-Eintracht Frankfurt 2:3
Bence haftanın süprizi sayılır.Frankfurt Skibbe ile kendini bulmuş,geçtiğimiz sezon Funkelin korkak ekipi bu sene büyük işler yapacağını ilk maçta gösterdi.Maçın yıldızlarından Amanatidis ilk yarı attığı gollerle takımını iki kere öne geçirdi ama sakatlandı.İkinci yarı onun yerine giren Fenin maçın skorunu belirledi.İşte Skibbe ancak böyle takımlarda başarılı olur,Galatasaray onun için bir numara büyüktü.Maçın diğer yıldızı geçen sezon büyük paralarla Transfer edilen ama Funkelin gazabına uğrayan Brezilyalı Caio,Selim Teber Hoffneheim'da gösterdiği performansdan henüz uzak.Türk asıllı olan Avusturya Milli takım oyuncusu Ümit Korkmaz da sakatlığı düzelirse Frankfurt bu sezon ilk beşe girme ihtimali bir hayli yüksek gözüküyor.
VFL Wolfsburg-VFB Stuttgart 2:0
Maça bakamadım,özet görüntülerine de o yüzden ne yazsam yalan olur.Fakat benim için netice süpriz değil Şampiyon kaldığı yerden devam ediyor.
Hoffenheim-Bayern Münih 1:1
Bu sezon Bundesliga maç saatlerinde değişiklikler oldu,cumartesi akşamları 18:00'de ve Pazar günleri öğlen 15:30'da müsabakalar oynanacak.Hoffenheim-Bayern başlangıcı yaptılar,yarın Bochum-Mönchengladbach devam edecek.Gelelim maça,Alman total futbol vs. Hollanda total futbol.Neticeyle her iki takım şimdilik idare etmek zorundalar zira Hoffenheim'ın ilk yarıda buz gibi golü güme gitti ama sonuç yinede adil sayılır.Hoffenheim göz doldurdu,geçen sezonun ilk yarısında yaptıkları çıkışın benzerini bu sezon görebiliriz.Bayern ilk golü atıp öne geçsede Hoffenheim'a karşı üstünlük sağlayamadı.Baum Johan 10 numara pozisyonda oynayacak kişi değil,Van Gaal Ribery'de israr ediyor,henüz sakatlığı geçmedi.Bence Hamit tam o bölgenin adamı,oliçle beraber Bayern takımında göze batan oyunculardılar.Bir başka göze batan oyuncu Bayern takım kaptanı Van Bommel,hayır performansıyla değil,rakiplerine yaptığı sportmenlik dışı foullerle.Bayern yöneticileri acileten duruma el atmaları lazım,yoksa takım kaptanlarından bu sezon fazla verim alamayacaklar.Son olarak Oliçe değinmek istiyorum.Onu Hamburgta ve Hırvatistan milli takımından nasıl biliyorsak kaldığı yerden devam ediyor.Attığı golün hazırlanışı okullarda ders olarak gösterilmeli.Hamitin sol tarafa açtığı pas esnasında markajdan rakipi bloke ederek Oliçe gol pozisyonu yaratılması defalarca görmeye değer
Bu tabloyu ölçü olarak almamak lazım,önümüzdeki hafta bambaşka görüntü ortaya çıkabilir.Bundesliga maç skorları açısından istikrasız lig ne olacağını tahmin etmek mümkün değil.
Erdal Güngör
Anne sende gel

Eskiden maçlara sade Babalar giderdi,bazen tansyonu düşük olan maçlara oğullarınıda götürürlerdi.Günümüzde Modern Arenalar Aile Gazinosuna döndü.İyimi kötümü buna herkes kendi karar vermeli.Ben şahsen Ailelerin maçlara gelmesine karşı değilim ama tüm statdın çay bahçesine bürünmesinden rahatsızlık duyuyorum.Futbolun zevkini herkes eşit şekilde tatmalı,nasıl ailelere önem veriliyorsa aynı mesafede tüm sezon boyu maç seçmeden,yağmur çamur demeden,dünyanın öbür ucu olsa bile armasının peşinden koşan vefakar Taraftarlara da yaklaşılmalı.
Futbol bizim zamanımızda basit oyundu,taş tribünler vardı,üzerinde saatlerce maçın başlamasını bekler bir yandan köfte ekmeğimizi yerdik.Çimler şimdiki gibi özel seralarda suni yetiştirilmiyordu,senede bir kere ekilir üç maç sonra saha tarlaya dönerdi.Maç başlar sahada futbolcular boğuşur bizlerde tribünlerde çılgıncasına destek verirdik arada çılgınlığın bir üst boyutuna geçerek küfürü sallardık,hiç çekinmeden şimdi sigarayıda yasakladılar.
Artık Futbol tamamen endüstriyelleşti,eğlence sektörünün önemli parçası haline geldi,başta televizyonların.Yaz boşluğunu doldurmak için trışkadan uydurulan kupa maçları,bu turnuvalardan kazananılacak üç kuruşa muhtaç kalan kulüpler 24 saat içinde kıta değiştirmeyi bile göze aldılar.Nihayet dün ligler başladı,suni futboldan gerçek hayata döndük.Uzak deplasmanlar gibi bol reklamlı maç yayınları bizi bekliyor,yorumlarda cabası.Almanyada yapılan son araştırmalarda bu sezon Ailelerin ve Kadınların Futbol maçlarına yoğun ilgisi olduğu ortaya çıktı,erkeklerin kadın hamamlarına olan yoğun ilgisine henüz çare yok,şimdilik bayan plaj voleyboluyla idare ediyoruz.Sahi Semih Saygıner markalaştı,bayan plaj voleybolundan bu noktaya nasıl geldim bende bilmiyorum.Sporu pazarlamak için her türlü saçmalığı yapanlara nasıl katlanıyorsanız benide bağışlayın.Yalnız dün önemli bir şey söyledi Semih Saygıner,"Bana göre spor bu değil o yüzden kariyerime son verdim."
Benim bu kelimelerden sonra gözlerim doldu ama fikrim hala değişmedi,
endüstriyel SPORA HAYIR !!!
Erdal Güngör