Roma'da Protesto

İki saat süren protesto olaysız geçti.Romalı Ultralar,Avrupada köklü kulüpler arasında bulunan AS Roma'nın UniCredit Bankası tarafından satın alınmasına şiddetle karşı çıkıyorlar.UniCredit Bankası geçmişte AS Romanın para trafiğini kasıtlı olarak engelleyip Kulüpü maddi sıkıntaya sürüklediğini iddia eden Sarıkırmızılı Tifosiler,bu durumdan vaz geçilmediği sürece ileriki günlerde protestolarını artıracaklarını basına dağıttıkları bildiride açıkca dile getirdiler.
Şampiyonluklar,Kupalar,Yıldız Transferler hepsi bir kenara.Taraftar için en önemli olan Renklerine gönül verdiği Kulüpüdür.Ama endüstriyel futbol öyle bir hal aldı Ki,köklü kulüpler kendilerini rekabete kaptırıp israrla başarıya endeksleyerek bütçelerininin sınırlarını feci halde aştılar.Kısa süre içinde başarıyı yakalama hedefi çoğu kulüpü büyük yatırımlara zorladı.Beklentilerin aksine,alınan başarısızlıklar kulüpleri iflas eşiğine getirdi.Kendi kaynaklarını tüketen hatta bu yönde alt yapıya hiç yatırım yapmayan kulüpler için fazla seçenek kalmıyor.Ya özel şahısların oyuncağı oluyorlar yada büyük şirketlerin amansız pençesine düşüyorlar.Bundan sonra tablo taraftar açısından vahim.Renkler değişiyor,ateşli taraftarlar statdlardan uzaklaştırılıyor,bilet fiyatlarına zam yapılarak zengin seyirciler statdlara çekiliyor,kutsal sayılan ne varsa satışa sunuluyor.
Futbol böyle olmamalı ama malesef Futbol bilinçli ve planlı şekilde bu hale getirildi !!!
ODİO ETERNO AL CALCİO MODERNO !!!
L'ultimo Ultras
Erdal Güngör
Futbol değişiyor !
Futbol değişiyor,artık eskisi gibi sırf savunma yapan çakılı iki stoper,onların önünde gerekirse hücuma katılan libero ve kenralardaki adam kovalayan bekler kalmadı.Futbol Oyunun üç bölgesi "Savunma,Orta Saha,Hücum Hattı" birbirine kaynaşıyor,ben kısaca buna "Kompakt Takım" diyorum.Düne kadar ileride iki Santrofor ve kalabalık orta sahadan destek ile rakip kalede gol aranırdı şimdi değişti.Eskiden defans fazla öne çıkmazdı çünkü rakipin çakılı oynayan Santorforlarını durdurmakla meşguldü alan markajıda fark etmiyordu zaten defans oyuncuları teknik kapasiteleri düşük ve yavaş olduğundan hücuma fazla katkı sağlayamıyorlardı,şimdi bizzat defans oyuncularının üstün teknikleri yanı sıra hızlı olmaları şart koşuluyor.Avrupa üst düzey takımlarının bir çoğu bu seviyede ve alt yapıdan yetişen oyuncular böyle eğitim alıyor.Real Madrid'i örnek olarak aldığımızda Kaka,Ronaldo ve Benzema ile hücum hattında çok etkili olduklarını görüyoruz.Onların yanına Santrofor gerekmiyor,lazım olan Ribery tipinde oyuncu eğer gelirse tam dört hücum oyuncusu olacak Realin.
İşte geleceğin oyun tarzı böyle olacak.Yeni dediğimiz bu yöntem 1970 yıllardında Hollandalılrın yarattığı "TOTAL FOOTBALL"'dan geliyor.Bazı üstatdlarımız 4-3-3 olarak tarif ediyor ama tam olarak öyle değil,bu biraz daha ötesi.Eski 4-3-3 de klasik bir santrofor ve oyun kurucu vardı,defans fazla öne çıkmazdı gerek görüldüğünde bir oyuncu ileride fazlalık oluşturuyordu.Şimdi yeni gelişen oyun tarzını kağıt üzerinde tarif etmek mümkün değil.Kimine göre 4-3-3,4-2-4,4-1-4-1 vs. ama hiç birisi değil.Fatih Terim 1994 yılında A Milli Takımına geldiği gün şöyle bir şey demişti "Toplu Hücum,Toplu Defans" o zamanlar ne demek istediğini anlayamadık.Mustafa Denizli Euro 2000'de İtalyaya karşı çıkacağımız ilk maç öncesi "Hangi Taktikle oynanayacağımız" sorusuna verdiği cevap çok ilginçti."Biz 4 defans 6 orta saha oynacağız" dediğinde çok eleştirildi forvetsiz oynanılırmıydı hiç? Kimse söylediklerinden bir şey çıkaramadı.İki Hocamızın ne kadar ileri görüşlü olduğunu şimdi daha çok iyi anlıyoruz.Fatih Terim kafasında oluşturduğu oyun tarzını 1996/2000 yıllardında,şimdikine benzemesede kısmen uygulayabildi,örneğin Mallorca maçı.Fatih Terim Futbolda olan değişimi çok iyi yakalamış ama henüz kafasındaki oyun planını futbolcularına iletemiyor.Sade onun elinde değil başta oyuncuların sistemi kavrayamamaları ve diğer yandan kamuoyu baskısı bunu şimdilik imkansız kılıyor.İspanya maçlarında çok eleştirilen Hocamız gerçekleştirmek istediğini rakibimiz bize sahada gösterdi ama yinede anlamakta zorluk çekenler var.
Başta yeni oyun tarzı "Forvet,Orta Saha ve Defansın" kaynaştığını yazmıştım.Artık ileride klasik Santrofor,orta sahada klasik oyun kurucu yok! Defans oyuncuları,şimdiye kadar Stoper olarak bildiklerimiz,aynı anda orta saha görevlerinide üstlenmeleri gerekiyor hatta hücumda süpriz oyuncu olarak gol atmaları isteniyor.Benzer oyunu 2005 yılında Almanyada düzenlenen Confed-Cup turnuvasında Japonlarda görmüştüm.Yunanları sade bir golle mağlup eden Japonların tüm maç boyu yakaladıkları yüzde yüzlük 12 gol pozisyonu vardı.Euro2004'de katı defans uygulayarak hedefe ulaşan Yunanlar,Japonlara karşı sürklase oldular çünkü karşılarında çakılı oynayan Santroforlar yoktu açıkcası kimin nerede oynadığı belli değildi.Sürekli sirkülasyon içinde olan Japonlar,Voleyboldaki gibi her hücum sonrası yer değişiyordu.Ama şunu söylemeliyim Japonlar çok koştular ve sonraki maçlarda,o maçta harcadıkları eforun bedelini ödediler.O Yıllda Japon Milli takımının başında tanıdık bir isim vardı "ZİCO".
Tabiki oyun tarzı giderek geliştirildi,ilk uygulayan Rijkaard oldu. Barcelon'ya geldiği sezon oyuna değişik yön vererek ileride sirkülasyon yapan dörtlüyü dinlendirmek için orta sahada iki istasyon ekledi."İniesta ve Xavi".Konuya şöyle netlik getireyim,bu ikili pas trafiğinde aracılık yapıyor böylece sık paslarla oyuncuların yerine topu koşturuyorlar.Geçmişte uzun paslar ile orta saha aşılırken bu tarz oyunda ortada olan iki kişi aracılığıyla çok pas yaparak rakip kaleye iniliyor.Çok ve ayağa pas yapmanın önem taşıdığı oyunda top beceriside büyük önem taşıyor.Sade Orta saha ve Hücum Hattında oyuncuların değil tüm takımın katılımıyla rakip alanda tehlike oluşturuluyor.Chelsea-Barça maçında Hiddink,İneasta/Xavi ikilsini kitledi,böylece beklediğimiz gibi Barça oyunu gelişemedi,şans eseri tur atladılar ama zaafları ortaya çıktı.İşte böyle durumlarda defansta oynayan "Stoperlerin" önemi ortaya çıkıyor.Kilitlenmiş ikiliyi kurtarmanın tek yolu defansın devreye girerek pas trafiğini ayakta tutması.Şimdi "Sabri,Balta,Servet,Volkan,Zan,Semih,Uğur" gibi oyuncuların ne kadar önem taşıdığını biraz anlamışınızdır.Son Kleve maçında Mehmet Güveni defansta oynaması tesadüf değil,tamamen bu oyun tarzı üzerine yapılan hesapdır.
Galatasarayımızın başında bulunan Yönetimi ne kadar çok kutlasak az.Bence dünyada çok az örneği olan,futboldan bu kadar çok iyi anlayan ve Futbolun hangi yönde geliştiğini yakından takip eden Yönetime sahipiz.Frank Rijkaard ve ekipini Galatasaray Futbol takımının başına gelmesi tesadüf değil,yapılan Transferlerin olduğu gibi,Gökhan Zan dahil.Şimdi Galatasaray takımına göz atalım.Bizde eskisi gibi Hakan Şükür tipi klasik Santrofor yok.Ne Baros,ne Kewell yada Nonda veya yeni alınan Keita klasik santrofor değiller.Bu dörtlünün özelikleri Sade hücuma yönelik değil,oyunu iki yönlü oynayabiliyorlar,onların yanında birde Arda Turan var.Orta sahada istasyon görevi yapacak tam 4 oyuncumuz bulunuyor,"Ayhan,Sarp,Topal,Linderoth",gönül isterdi Meirada olsun tam yeni oyun tarzına uygun,üstün top tekniği olan defans oyuncu,deminde bahsetiğim gibi orta ikili kitlendiği an devreye girecek defans,eğer Mehmet Güven planı tutarsa mükemmel olur.
Artık oyunculardan, mevkileri fark etmiyor,oyunu iki yönlü oynamaları bekleniyor.Bu yeni gelişen tarz oyun futbolun daha hızlı oynanması yanında takımdaki mevcut oyuncuları maksimum kullanma olanağını ortaya çıkardı.Galatasarayın şimdiye kadar yaptığı nokta transferlerde bu yönde gelişiyor,yeni katılan Keita Rijkaardın kafasında kurduğu oyunun tam biçilmiş kaftanı.O.Lyonda bir türlü Lille'de oynadığı performansı yakalayamayan Keita,Galatasarayda yeniden doğacak inşallah,bundan kimsenin kuşkusu olmasın.
Bizim taraftar olarak yapacağımızı tekrar edeyim "SABIR,DESTEK,İNANÇ"......
Erdl Güngör
Fast and Furious

Önümüzdeki sezon Real Madridin rakipleri bu hızlı ve vurucu etkisi üst seviyede oyuncuları durdurmakla büyük sınav verecekler.Üç oyuncu dünyanın en hızlısı ve aynı zamanda top tekniği yüksek yeteneklere sahip.Bir anlık dikkatsizlikden doğan boş alanı acımasızca skora çevirme kabiliyetleri ortada.Kaka,Ronaldo ve Benzema.Birebirde olsun,yada dribling,sert şutlarınıda ekledikmi 6.Filo sade nükleer başlıklı bombalarıyla burun farkı önde duruyor.
Sıra geldi bu oyuncuları durdurmaya.Adam markajı halı saha maçlarında bile demode olduğundan,geriye kalan alan markajı.En büyük yük kanatlarda oynayan beklerde,bu bölgedeki oyuncular kesinlikle hantal ve statik olamamaları lazım,ancak Phlip Lahm tipi beklerin böyle üst teknik oyuncular ile mücadele şansı var.Hızlı,Mücadeleci ve en önemlisi yüksek tekniğe sahip olmaları oyunu iyi okumaları şart.Şöyle düşünün,karşınızdaki takımın oyunu her iki yönlü oynayan orta sahaya sahip,kanatlardaki bekler sade çakılı forvetlere karşı mücadele vermiyorlar zaten çakılı forvetler gittikçe azalıyor.Günümüzde takımlar başta hücuma yönelik sonra orta sahanın her yönünde oynayabilen topçularla kurulu.Kaka,Ronaldo,Benzema eğer gelirse Ribery'de tüm bu özelikler var.Onların arasına koyacağınız santrofor ancak rakipi oyalama nitelikte olur yada joker gibi kullanırsınız.Bu oyuncuları durdurmakla görevli olan bekler süratliği önem taşıyor,çünkü geri dönüşlerde rakibinden bir adım önde olmaları yüzünden.Teknik özleliklerinin önemi oyun zekalarıyla rakiplerini kolay çözebilmeleri için,sade fizik mücadele yeterli değil çünkü karşıdaki oyuncu müdehale alanına girmeden hamlesini yapıyor.Neticede,iki yönlü oynayan Orta Sahaya karşı aynı benzerinde olduğu gibi oyunu iki yönlü oynayan bekler çok önemli.
Bu üç oyuncunun özeliklerine baktığımızda karşılarında olan savunmaların işleri baya zor.KaKa son Confed-Cup Finalinde nasıl bir üstün zekaya sahip olduğunu tekrar gördük,yaptığı ufak vücud çalımıyla iki kişiyi boşta bırakarak son sürat kaleye doğru yol aldı,gelde durdur,üstelik KaKa defansif görevleride özenlikle yerine getiriyor.Ronaldo hem hızlı,hemde çalım cambazı.Benzema atletik yapısıyla ön plana çıkıyor,dediğim gibi bu üçlünün yanında oynayan santrofor bonus.Hadi kolay gelsin....
Erdal Güngör
Tek Forma,Tek Kulüp

Her Futbol Takımın forması üzerinde içerdiği renkler Kulübün,aynı zamanda Şehirin simgesi ve sembolüdür.Bir kaç kuruş para kazanma hevesine giren Yöneticiler artık hiç bir kutsallığa önem vermiyorlar,yeterki kulübün kasası dolsun onlar için her yol mübah.PSG Taraftarları renklerinin değiştirilmesine karşı önemli bir kampanya başlatmışlar "UN CLUB ! UN MAİLLOT!" Tek Kulüb Tek Forma adı altında kurdukları internet sitesinde >> http://www.un-club-un-maillot.com/ yeni çıkan formayı boykot etmeye çağırıyorlar.
Yerden göğe kadar haklılar,benzer uygulamalar yeni çıkacak Galatasaray formasında olacağı lafları dolaşıyor ortada ama bizim buna karşı bir eylem yapmamız imkansız,hatta çıkmasını dört gözle aportta bekleyen müşteri cinsleri sabırsızlıktan parmaklarını kemiriyorlar.Onlar ancak oyunculara küfür etsinler yada hakemin çaldığı yanlış düdükler için yürüyüş yapsınlar.Forma üzerinde kutsal renkler?!...Kutsalda ne yenilirmi,içilirmi?....
İNADINA SARIKIRMIZI ! İNADINA PARÇALI !!!

Erdal Güngör
Hibero-Amerikan
Made in Spain kılıfı,adamlar ne güzel kafalarına göre takılıyorlar.Güney Amerikalı oyuncuları için portföylerini genişletip içine Brezilyalıları da almışlar,sonra çocuğun adını "Hibero-Amerikan Kategorisi" koymuşlar,böylece AB dışında kalan tüm Güney Amerikalı Futbolcular üç sene sonra rahatlıkla AB Vatandaşına geçebiliyor..ohh ne güzel.
İtalyada durum farklı,onların kılıf uydurmak için geçerli bahaneleri yok.Eski kolonileri Libyadan da oyuncu çıkmadığı için ispanyolaların Hibero-Amerikan uydurmasına karşılık mesela "Hibero-Afrikan" fantezisini şapkadan çıkaramıyorlar.Oysa bir kaç yıl önce Gaddafinin oğlunu getirmişlerdi ama oda fos çıktı.İtalya yeni sezona eski kanunla gireceği dün kesinleşti.Geçerli olan kanun AB dışı olan Ülkelerden her takımda sade 2 oyuncu müsade ediyor.Kulüplerbirliği bu sayıyı üçe çıkarmak istiyordu fakat baskılara direnen Futbol Federasyonu eski kanunun geçerliliğini korumasını böylelikle sağladı.Diğer yandan İtalya Futbol Sendikası karardan memnun değil,onlar sınırlamayı tek oyuncuya indirilmesini talep etmişlerdi.Sendikanın ikinci Başkanı Leo Grosso demecinde şöyle konuştu;
"Amacımız yabancı düşmanlığı yapmak değil,biz daha orantılı olmasını istiyoruz.Bosman Kanunu çıkmadan önce italyada AB dışı yabancı sayısı 66 idi şimdi bu rakam 1000'e çıktı yani yüzde % 1800 artış olmuş.Bu gidişle italya şu an ingilterede olan tehlikeyle karşı karşıya kalacak.Oranın liginde milli takım oyuncu yüzdesi %40'a kadar düştü."
İtalyan oyuncular diğer AB ülkelerine göre bu kanunla daha fazla koruma altındalar ama yinede son konfederasyon kupasına bakarsak Milli takımlarında yeterli sayıda genç oyuncuları yok.FİFA'nın ileriki yıllarda çıkaracağı yabancı sınırlaması bu durumda italya ve diğer AB ülkelerini kendi içlerindeki yeteneklerine yöneleceklerini zorunlu kılıyor.
Ama ben bu "Hibero-Amerikan" kelimesine takdım :))))
"Abi nerelesin?"
"Hibero-Amerikanım"
"İçindenmi?"
"Yok üstünden" :)))
Erdal Güngör
Beklentiler
Esas şimdi alt yapıdan gelen oyuncular ve diğer yerli oyuncuların Rijkaardtın beklentilerini nasıl doğru algılayıp uygulayacakları.Türk Futbolcularının oyun zekaları Avrupada yetişen oyuncularınkinden düşük olduğu söyleniyor,buna bende katılıyordum ama meğerse öyle değilmiş.Geçen hafta,bir zamanlar oynadığım Alman takımında antrenörlüğümü yapan Hocamla karşılaştık,kendisi o zamanlar Okulda Spor Öğretmenliğide yapıyordu,şu sıralar Mainz UNİ'sinde öğretim görevliliğine getirilmiş.Onunla bu oyun zekası konusunu tartıştık,ben Türk Futbolcuların oyun zekasının düşük olduğunu ortaya attığımda bana şiddetle karşı çıktı.Hiç bir üstün yetenekli futbolcunun,hangi ülkeden olursa olsun oyun zekası düşük olmadığını aksine çok yüksek olduğunu söyledi.Oyuncunun bunun ilk zamanlar farkında olmadığını ama hocaları bu yeteneğin zekasını düzgün kullanması üzerinde durmalarına dikkat çekti.Futbolcularda olan yeteneklerin zekasından ortaya çıktığını vurgulayan Hocam,dikkate alınacak önemli olan faktör mentalite farkı olduğunu anlattı.Bir Türk Futbolcusunu Avrupalı oyuncular ile aynı kefeye koyarak yanlış yapılıldığını hatta Avrupanın değişik ülkelerinin aralarında olan mentalite farkının olduğunu söylüyor.Yani bir Fransızın ne Almana,Almanın İngilize benzemeyeceği değişik karakterler olduğunu söyledi.Üstün yeteneğe sahip olan futbolcular keşfedilip eğitim altına alındıkları andan itibaren zeka ve yeteneklerini birlikte kullanmalarını sağlayacak eğitimden geçmelerinin önemli olduğunun altını çiziyor.Fizik Kondisyon,top tekniği antremanlarının yanı sıra "Beyin Jimnastiğininde" çok önemli olduğunu söyleyen Hocam,oyunculara verilecek Futbolun dışındaki eğitimin kendilerini geliştirmekte ve böylece üstün yeteneklerinden daha çok faydanlacağını tekrar altını çizdi.

Eski Hocama hak veriyorum,bir zamanlar bizi çalıştırdığında ne kadar Amatör takım olsak da hafta içinde geçen günlük olaylardan sözlü test yapardı.Böylece bizim genel kültürümüzü ölçerek mental durumuzu ortaya çıkarırdı.Yaptırdığı antremanlarda bir o kadar ilginçti.O yıllarda pek üzerine durmazdık ama gerçeğin farkındaydık daha doğrusu hissediyorduk.Örneğin ağır ve sıkıcı geçen kondisyon antremanları bizi yorardı,fakat bizim bu yorgunluğumuz en geç bir saat sonra geçerdi.Ne zaman antremanlar neşeli geçtiğinde hiç farkına varmadan pestilimiz çıkardı ve biz onun tesirini ertesi gün hala vücudumuzda hissederdik,açıkcası akşam eve geldiğimizde yatığımız yeri beğenirdik. :) İşte esas bizleri neşeye boğan antremanlar vücüdumuzda kalıcı etki bırakıyordu.Daha net söylemek gerekirse beynimizin beleklerine işliyordu,vücüda enerji depolamak gibi bir şey olmaz.Enerji Beyin hafızasına kayıt edilir,fizik kondisyon,kas çalışmaları o enerjiyi ortaya çıkarmakta kullanılan araçlardır.Oyun zekası işte bu zaman ortaya çıkar,eğer zeka iyi eğitim almışsa işler bir o kadar kolaylaşır.
Beklentiler çok ama yinede söylmekte fayda var Frank Rijkaard Hocamızın elinde sihirli değnek yok ! Benim beklentilerim yukarıda yazdıklarımın Rijkaard ve ekipi tarafından doğru uygulayacağından yanadır.Yeni antreman tekniklerini en üst seviyede uygulayan hatta geliştiren teknik ekibimiz gerçekten en büyük transferimiz.Galatasaray Futbol takımında aşa yukarı her şey değişim içinde.Malzemeden tutun,alınan gıdaya kadar ne varsa yenileniyor,bunlar çok önemli.Tabii futbolcularda kendilerini yenilemek zorundalar kafa yapılarını değiştirmeliler yoksa tüm çabalar boşa gider.Şunu hepimiz iyi bilmeliyiz,şu an 21. yüz yılın Galatasarayı oluşturuluyor.Zorlu ve sancılı dönemlerden geçiyoruz fakat bunların hepsi geleceğin Galatasaray temelleri sağlam zemin üzerine inşaa edildiğinin belirtisidir.Galatasaray bazıları gibi günlük yaşamaz hep bir adım ileridedir.......
Erdal Güngör
R.İ.P. Michael.....
Ama yapmadıysa?...yapmadıysa,öbür dünyada yakamıza sarılacak ellerden bir çifti daha eklenecek.....
Supporter News #3

Salı akşamı İsviçrede Devlet Güvenlik Güçleri ile Taraftar temsilcileri önümüzdeki sezon Spor müsabakalarına giden seyircilere karşı uygulanacak yaptırımları tartışmak için bir araya geldiler.Düzenlenen toplantıda Taraftar açısından olumlu neticelerin çıkmayacağını Temsilciler biliyordu,yinede orda bulundular ve alınan kararlar onları hiç şaşırtmadı.Gelecek sezon İsviçre statlarında kesinlikle meşale ve pyro tozu yakmak yasak.Bazı kulüplerin geçmişte yakmaya izin vermeleri geleceği bağlamadığını vurgulayan güvenlik yetkilileri,benzer uygulamanın komşu ülke Avusturyada başarılı olmadığını örnek gösteriyor.Alkollü içecekler hakkında önemli sınırlamalar getirleceğini açıklayan yetkililer bu uygulamanın yürürlüğe girmesi için çalışmalar henüz tamamlanmadı.Üçüncü önemli nokta,Taraftar ve polis ilişkileri düzeltilmesine yönelik gelecekte daha çok zaman harcayarak iki tarafın birbirine düşmancı yaklaşımlarını ortadan kaldırmak için çaba gösterilecekleri hedefler arasında.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İTALYA-Venedik

Geçen hafta SSC Venezia Ultras oluşumu "VECCHİ ULTRA 1998" bir bildiri yayınlayıp Kulüplerini ve Venedik Belediyesini futbola gerekli ilgiyi göstermediklerinden dolayı açıkca eleştiriyorlar.2005 yılında iflas eden Venedik kulübü yeniden yapılanarak o günden beri italyanın C1 liginde mücadele ediyor.Futbol severler Venedikte gereksiz yere milyonların saçıldığını ama Futbola bir kuruş harcanmadığını yadırgıyorlar.Vecchi Ultra 1998 oluşumunun orjinal bildirisini aynen yayınlıyorum.
"VENEZIA
Tra arte, spettacoli e manifestazioni culturali.
Viaggio nella città’ piu’ lontana all’interesse della comunità!Potrebbe essere la copertina di un libro dedicato alla nostra città, per ora è solo il titolo di un comunicato che punta a sensibilizzare l’opinione pubblica sul tema a noi più caro: il VENEZIAMESTRE.
Mai come in questo momento di difficoltà lo sport veneziano, ed in particolare l’ SSC VENEZIA, ha bisogno di aiuto per sopravvivere e per continuare a far emozionare i propri tifósi!
Abbiamo letto sui quotidiani, i giorni seguenti la salvezza ai Play Out di Sesto S. Giovanni, meritati elogi (anche da parte del sindaco) nei confronti della squadra che; dimostrando professionalità e orgoglio, ha raggiunto l’obiettivo salvezza insperato anche dai più ottimisti.
Beh, senza nulla togliere ai nostri giocatori, crediamo che la costanza e la passione che migliaia di tifosi in questi anni hanno dimostrato nel raggiungere quell’inguardabile impianto sportivo chiamato “STADIO P.L. PENZO”, meriti sicuramente altrettanti riconoscimenti!VENEZIA – l’unico capoluogo di regione a non avere uno stadio che possa definirsi tale.
VENEZIA – l’unica città che si vanta di avere lo stadio più “antico” d’Italia ma che a nessuno interessa veramente, viste le condizioni in cui versa.
VENEZIA - l’unica città che svende impianti sportivi (tra cui lo “storico”, almeno per noi, stadio F. BARACCA) ad imprenditori edili per la demolizione definitiva degli stessi e la costruzione di decine di appartamenti.E logico pensare che una società sportiva in possesso di strutture moderne ed efficienti, in un momento di oggettiva difficoltà come questo, potrebbe attirare maggior interesse su imprenditori o società in genere disposte a rilevarla….ma evidentemente qualcuno ritiene di dover amministrare i nostri soldi in un altro modo.
L’impegno del sindaco nel cercare di “rianimare” la malata SSC VENEZIA è evidente e responsabile, riteniamo però che la soluzione “posticcia” di cedere la società a Mr. GOLBAN non sia (appunto) una soluzione definitiva.
C’è da sperare almeno che questo “anche troppo discreto” personaggio, sia serio e che rispetti gli impegni presi, sarebbe imbarazzante ripetere le figuracce di quest’anno, con la squadra costretta a scioperare minacciando di non scendere in campo!
Come la gestione MARINESE-POLETTI ha purtroppo dimostrato, anche Mr. GOLBAN verrà a Venezia (se verrà a Venezia) solo ed esclusivamente per interessi imprenditoriali non proprio collegati al mondo calcio, una volta esauriti gli interessi “il salvatore della patria” andrà via, che ne sarà della società e dei suoi tifosi?
È giunto il momento che il comune investa anche nello sport!Siamo stanchi di vedere il nostro denaro continuamente destinato in infiniti restauri milionari e opere urbanistiche inutili che creano costantemente disagi alla comunità limitando vergognosamente la libera circolazione in terraferma, basta spendere denaro per “gli altri, per i turisti”, che si incominci a spendere (una volta tanto) anche e soprattutto per veneziani, mestrini e per i loro interessi !!!
VECCHI ULTRA’ 1998"
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Erdal Güngör
Sıkı Denetim
Alman Kulüplerbirliği Başkanı Rauball ve Bayern Münih ikinci Başkanı K.H.Rummenige transfer piyasasında son yaşananlara tepkileri yabana atılacak şekilde değil.Şunuda belirteyim,ne kadar Rummenige Real Madrid'in transfer politikasına karşı çıksada kendi kulübü Bayern,Alman Milli Takımının Santroforu Mario Gomez için VFB Stuttgart kulübüne 30 milyon avro transfer ücreti ödeyerek Alman Futbol tarihiin rekor transferine imza attıklarını herkes biliyor.Önce iğneyi kendilerine batırsaydı Rummenige ama onun maksadı başka.Avrupa Arenasında en büyük rakipleri Real Madrid piyasayı silip süpürmesi Bayern Yöneticilerini baya endişelendirmiş.
Gelelim söz konusu olan sertifakaya.Almanyada yaşayanlar bilir benzer uygulama Türkiyede de var,her iki senede motorlu araçlar trafik muaynesinden geçer.Bu muaynede araçlar tepeden tırnağa çek edilir.Trafik kanunlarının kriterlerini yerine getiren araçlara pul yapıştırılır,uygun olmayanlar eksiklerini giderilmesi için onarıma sevk edilir.Almanların önerdiği uygulama TÜV modeline benziyor.Avrupada tüm kulüpler UEFA'nın sıkı denetimine girmesini isteyen Rummenige,futbolcu maaşlarının kulüp gelirlerinin %50'sini aşmamasını öneriyor.Yani şöyle,bir takım yılda 100 kazanıyorsa,futbolcuların maaşları gelirlerin yarısı olan 50'yi aşmayacak.Eğer kulübün borcu varsa ve gelirinden bir miktarı borcu ödemeye kesiliyorsa mesela 100'den 20,bu sefer arta kalan rakam baz alınarak bu miktarın yarsı maaş olarak ödenecek.Bunu gerçekleştirmek için her kulübün sağlam bütçesi olması gerekiyor.Borçlanmayada sınır getirlmesini isteyen Rauball ve Rummenige,bu kriterlere uymayanlara sertifika verilmeyip Avrupa Kupalarından bir süre men edilmelerini öneriyorlar.
Avrupada hangi kulübün önerilen kriterleri yerine getireceği belirsiz,çoğu borç batağına saplanmış ama yinede çılgınca para harcıyorlar.Bunlardan birisi Real Madrid diğeri Chelsea.Rummenigenin değindiği bir başka nokta,Ronaldo transferinin bir yıl içinde sponsorlar,forma satışları ve bir kaç dostluk maçından elde edilen gelirlerle geri dönmesi ona inandırıcı gelmiyor."Bu işten sanki biz anlamıyoruz" diyor Bayern Münihin ikinci Başkanı.Esas dikkati başka yöne çekmek istiyor,Real Madrid'in borcu 180 mio.avro diğer yandan transfere ayırdığı bütçe 250 mio. avro.Rummenige üstü örtülü demek istediği "bu değimenin suyu nerden geliyor?" Yıllık gelirleri borçlarını karşılayamayan Real Madrid nasıl oluyorda çeyrek milyar avro transfere para buluyor? Real Madrid'in 100.000 yakın üyesi var,kombine satışaları 70.000 civarında,bir kaç yıl önce,ne kadar tartışılır satış olsada,gayri menküllerinden elde ettiği paralar yinede bu miktarların gerçekleşmesine yetmiyor çünkü borçlarının yarısı daha ödenmedi.Yoksa Real=Royal= Kraliyet Mirasınıma ortak?
Chelsea'nin değirmenine gelen su belli "Abramoviç" ama oda bir gün elini çekerse Chelsea tarihin derinlerine gömüleceği kesin,şu an Torres ve Villa'nın hayallerini kuruyorlar.Gerçekten şöyle baktığımızda Rummenige'nin dediği gibi Futbol piyasasında enflasyon patlaması yaşıyoruz.Üst kulüplerin çılgınca harcadığı paralar küçük kulüpleride etkiliyor.Benzerini şu sıralar Ülkemizde görüyoruz,bizim piyasayı kızıştıran yakından tanıdığımız çakma Galactico fenerbahçe.Topuza ödedikleri 9 milyon avro yerli piyasayı alt üst etti.Aziz Yıldırımın bu transferde esas amacı iç piyasada rakiplerini yerli oyunculardan mümkün olduğu kadar uzak tutmak ve bunuda başardı,Sercan Transferi bu yüzden çıkmaza girdi malum Bursaspor oyuncusunu topuza ödenen rakamın altında satma niyetinde değil.Geriye kalan bonservisi elinde bulunan Gökhan Zan gibi oyuncular.Türkiyenin Uluslararası seviyede yetiştirdiği üç defans oyuncularından birisi,diğerleri Servet Çetin ve Emre Aşık,Galatasaray bu durumda çok şanslı gözüküyor.Kimse telaşa kapılmasın,Futbol yıldız transferlerinle gündemde kalmak için bir oyun değil.Kim ne derse desin Futbol her şeyden önce SPOR.....
Erdal Güngör