Nur içinde yat Vedat Okyar

"Üstü kalsın" dedi,bize fani dünyayı bahşiş bırakıp gitti güzel adam.İyiler birer birer terk ediyorlar,bize kaldı top yuvarlak dünya.
Bir tek senin yazılarını okuyordum Vedat abi,ne kadar ben GALATASARAYL'ı sende çok iyi bir BEŞİKTAŞ'lı olsanda.
Bir tek senin yazılarınla Futboldan zevk alıyordum,eminim yalnız ben değildim.
Ruhun Şaad olsun Vedat Okyar,nur içinde yat.......
Para her şey değil

Bir zamanlar Totenham formasınıda giyen Rory Alen ile yapılan bir röportajı elime geçti,bunu sizinle paylaşmak istedim.
Soru: Rory Alen neden 7 sene önce ansızın ortadan kaybolup Avustralyaya gittiniz?
Rory Alen: Avustralya-İngiltere arasında şu meşhur Cricet maçlarını seyretmek için ,Kumsalda yatıp denizin tadını çıkarmak,güzel kadınlarla tanışmak istedim.
Soru: Porthmouth Başkanı Peter Storrie kayboluşunuza çok sinirlenmişti,basında size karşı karşı ağır demeçleri vardı,birisi şöyleydi,"bu adam çıldırmış olmalı,nasıl böyle aptallık yapabilir" gibi.Kaçışınızı önceden planlamışmıydınız ve kimlerin bundan haberi vardı?
Rory Alen: Sade Aileme,yakın dostlarıma ve güvendiğim takım arkadaşlarıma söylemiştim.Sonra Teknik Direktörümüz Harry Redknapp'a mektup yazdım,bu mektupu bir arkadaşıma vererek gittikten sonra hocama ulaştırmasını istedim.Üç ay planını yapıyordum,gitmeme 6 hafta kala gerçekleştirmeye karar verdim.Avustralyada üç ay kaldım,sonra ingiltereye döndüm.Ertesi sene Rugby Dünya Şampiyonası için tekrar üç aylığına avustralyaya uçtum,takımımıza şans getirmiş olmalıyım Dünya Şampiyonluğunu kazandık.

Soru: Sezonun ortasında gittiniz ?
Rory Alen: Kontartımın bir yıl daha süresi vardı ama benim için para her şey değil,huzurlu ve mutlu olmam çok önemli.Hem kariyerimde sakatlıklarla uğraştım,8 kere dizimden ameliyat oldum iki kere ayağım kırıldı.
Soru: Peter Strorrie ile bu olaydan sonra hiç karşılatınızmı?
Rory Alen: Hayır,daha öncede hiç görüştümü hatırlamıyorum. Peter Strorrie oyuncularla pek kontağı olmazdı.
Soru: Böyle önemli kararı alıp Profesyonel Futbolculuk kariyerine son vermek,nasıl bir duygu anlıtırmısınız?
Rory Alen: Güzel duygu,kendimi çok iyi hissediyorum mutluyum ve benim için önemli olan budur.Hep dünyayı gezip dolaşmak istiyordum,aynı UNI'deki arkadaşlarım gibi,onlara imreniyordum şimdi hepsini yapabiliyorum.
Soru: Peki Profesyonel Futbolcuğun getirdiği toplum içindeki ayrıcalık?
Rory Alen: Oyuncuyken seviliyordum çok para kazandım fakat bu yaşam tarzı bana ters geliyordu sanki kafesin içinde kuş gibiydim.Şimdi öyle değil,özgürüm istediğim gibi hareket ediyorum.Tabi bazı şeyler var onları unutmak mümkün değil,misal soyunma odasının atmosferi.İyi para kazanıyorduk güzel bayanların bize olan ilgiside bonusuydu.
Soru: Kendinizi Futbolcu olarak nasıl tarif edebilirsiniz?
Rory Alen: Maradona,Pele...Hayır,şaka bir yana.Sağlam oyuncuydum,hızlıydım,hava toplarına iyi çıkışım vardı ve ayağıma gelen fırsatları değerlendiriyordum.
Soru: Avustralyadan döndükten sonra ne işle meşgul oldunuz?
Rory Alen: Futbol ile bağlantısı olmayan işler ile uğraşmak istedim.Bir sene boyu Cricet ve Golf oynadım,çok tatile gittim,arkadaşlarımla zaman geçirdim.Gerçeği söylemek gerekirse pek fazla işle meşgul olmadım.Şimdi İngiltere Dış İşleri Bakanlığında çalışyorum.Özel Diplomatların yurt dışı koordinatörlüğünü yapyorum,bu işte bir çok ülke gezme imkanım oluyor tam bana göre.
Soru: Steve Claridge Weymoth kulüpünde Antrenörlük yaparken yanına birisi gelip kendini Rory Alen olarak tanıtıp tekrar futbola başlamak istediğini onu takımına alması için ricada bulunmuş,doğrumu?
Rory Alen: Hikayeyi biliyorum,kesinlikle doğru değil. Steve Claridge'in çalıştırdığı Weymouth kulüpünde futbol oynamak öylemi? Aklımın ucundan bile geçmedi,allah yazdıysa bozsun daha kötü bir şey olamaz sanırım.
Erdal Güngör
Real'i mahkemeye verebiliriz !

Ribery polemikleri bitmiyor.Bu sefer Bayern Manegeri Uli Hoeness atağa geçti.İspanyanın AS Gazetesine verdiği demeçte Hoeness Real Madride dava açabileceklerini söyledi.
"Real Madrid gittikçe saygsını kaybediyor,eğer böyle devam ederlerse FİFA'ya şikayet edebiliriz. Butragueno ve Zidane etrafta yaptıkları açıklamalar hoş değil.Üzerine konuştukları kişi bizim kontratlı oyuncumuz."
FİFA kuralları kontrat süresi dolmayan futbolcuları başka bir kulüp tarafından talip olmak,hatta etrafta konuşulması bile yasakmış.Gerçekten böyle,araştırdım Hoeness doğru söylüyor,kuralları bilmek yetmiyor daha iyi bilmek lazım.
Aklıma son günlerde Arda üzerine dönen laflar geldi,15 dakikada fenerli yaparım filan.
Aman dikkat sonra 5 dakikada FİFA'lık olmayında !!!
Erdal Güngör
1 Milyar avroluk adamlar
Birisi KaKa,diğeride C.Ronaldo

Arap Petrol Krallarına göz dağı vermek için Real Madrid C.Ronaldo ve KaKa'nın kontratlarına 1 milyar avroyu veren alabilir maddesi koyarak bir rekor daha kırdılar.Şimdiye kadar Barcelonalı Carles Puyol,Real Madridli Nistelroy ve Raul'un sabit bonservis bedelleri 180 milyon avroydu.
Korku Araplara fayda etmez,habibi canı sıkıldımı çorabından çıkarır öder...
Erdal Güngör
Yapma Ribery

Evet arsız çocuk hatta şerefsizin önde gideni,kusura bakmayın biraz ağır oldu ama bu çocuk daha fazlasını hak ediyor.Ribery şu anki transfer sezonunda yine kendinden bahsetirmeyi başardı,ne kadar negatif olsada.Onun için önemli değil,O paranın peşinde.Riberyi tutmak için Bayern Münih her türlü fedakarlığı yaptı,yıllık 4 milyonluk ücretini 8 milyon avroya çıkardı ama Ribery yinede memnun değil,kafasına koymuş gidecek.
İsrarını sürdüren Ribery, şimdi de Profesyonel Futbolcular Sendikasını (FİFPro) arkasına alarak baskı yapıyor.FİFPro geçen hafta sonu bunun üzerine bir açıklama yaptı ve Ribery'i FİFA'nın 17.Maddesini çekip kontratını bozma hakkı olduğunu söyleyerek Bayern Münih camiasını karşısına aldı.
Bayern Münih yönetim kurulu Başkanı K.H.Rummenige Münchener Tageszeitung gazetesine verdiği demeçte FİFPro'ya öfkeli."Çıldırmış olmalılar,FİFPro yaptığı bu açıklamadan dolayı gerekirse tazminat davası açacağız.FİFA'nın 17.maddesi ile oyuncumuzun kafasını karıştırarak kendilerini tehlikeye atıyorlar"
FİFA'nın 17. maddesini şöyle açıklayım.Bu madde uzun vaade kontratı olan Profesyonel Futbolcuların 3 yıl sonra küçük bir ücretle kulüp değiştirme hakkını tanıyor.Oyuncuya talip olan kulüp onun sadece geriye kalan yıllık maaşını bonservis bedeli olarak yatırdımı satın alabiliyor.Ribery isterse 2010/2011 sezonunda FİFA 17.maddesini kullanabilir ve 4 milyon avroyu yatıran kulüpe transfer olur,çok Sinsice yapılmış madde.
Benim bildiğim ribery gözünü kırpmadan 17.maddeyi çeker.Sözde Müsluman ama arsız çocuğun dini imanı para.Rummenige istediği kadar çırpınıp dursun nafile,bu velet yüzünden Canaydın kanser oldu.
Yılda 4 milyon kazanıyorsun adamlar kalman için iki misli maaşını arttırıyorlar hala gözün doymuyor,haram olsun....
Erdal Güngör
Gabriele Sandri davasında son karar,6 YIL Hapis !

Günlerden Salı 14 Temmuz 2009,Gabriele Sandri davasında son duruşma.Mahkeme salonu tıka basa dolu.Sanık koltuğunda Polis Lugi S..Kasım 2007 yılında bir otoban dinlenme tesisinde çıkan olaylar sonucu,kendi verdiği ifadeye göre "kaza kurşununayla" canına kıydığı gencecik Lazziolu Taraftarın hayatına mal olan olayda,cinayet suçuyla yargılanmasını bekliyor.Savcı bir önceki duruşmada Luigi S. için 14 yıl hapis talep etmişti.Gabriele'nin Annesi ve Babası salonda tabi Lazio'lu Ultra'lar onları bu zor günnlerinde yalnız bırakmamışlar.
Herkes sabırsızlıkla Hakimin vereceği son kararı bekliyor,ve o an.Lugi S. sade 6 Yıl hapis cezasına çarptırılarak adeta ödüllendiriliyor.
Açıklanan karar sonrası göz yaşlarına boğulan Anne ve Baba,öfkelerine hakim olamayan Lazio'lu Taraftarların verdikleri ağır tepkiler,hiç birisi durumu değiştirmeyecek.Nasıl bir adelet mekanizması Tanrım,eğer bir taraftar aynı şekil yargılansaydı acaba bu kadar ucuz kurtulurmuydu?
Mahkemeden çıkan karara büyük tepkiler var,dün gece Roma sokaklarında bu yüzden polis ve Lazio'lu Taraftarlar arasında çatışmalar çıktı.Mahkeme salonundan çekilen videoyu buraya ekliyorum;

Erdal Güngör
Nabız yoklama
Kulüplerbirliği Başkanı olan Aziz Yıldırım lafı fazla uzatmadan rakamı telafuz etti "400 milyon" hangi kur belli değil yada ben duyamadım €,TL,$? ama büyük ihtimal avro.Bu anlaşmanın süresi 5 yıl olacağından yola çıkarsak 2 Milyar gibi bir rakam ortaya çıkıyor,eşit dağılımında kulüp başına 22 milyon yapıyor fakat sıralama ve puanlama sistemine göre ligi üst sıralarada bitiren takımlar pastandan fazla alacaklar yani eşit dağılım diye bir şey yok.Tek yayın kuruluşu bu yükün altından kalkması mümkün değil ancak bir kaç ortak ile gerçekleştirilir.Hadi diyelim bu miktar para bulundu,Türkiyede bu büyük paralara karşılık verecek kitle varmı?
HAYIR YOK !
Para değerine bakıldığında sözde Türkiye ligi dünyada altıncı sıradaymış,ben şahsen buna inanmıyorum.Kısmen şöyle doğru olabilir,futbolculara verilen Transfer ücretlerini ele alındığında belki ama Futbol severlerin piyasının hakkını verdiklerini söyleyemeyiz.Geçen sene yaz aylarında DigiTürk abone sayısını açıklamıştı,toplam 2.7 milyon,yalnız bunun yüzde %72'si yurt dışında yaşayan Türk Vatandaşları oluşturuyor,bu durumda esase alınması gereken 450.000 civarında Türkiye aboneleri.Diğer yandan Kulüpler doğru düzgün Merhandising yapamıyorlar,sade 4 büyük kulüp ve bir kaç diğer kulüpler bunu düzügün rayına oturtmuşlar ama geri kalanlar ürün satım konusunda çok gerideler,hele şu global krizden sonra bazı büyük kulüpler mağazalarını geçici süre kapatmak zorunda kaldılar.Gelelim statlara,Süperligin aylık toplam seyirci sayısı 70-80 bin,alman Bundesliga'da bu sayı 350.000.Dört büyük takımlarımız milyonlarca taraftardan bahseder fakat sade kuşe kağıtlarını süsleyen rakamlar hiç bir zaman Futbol piyasasına yansımamıştır,ortada kısır döngü var.Taraftarların kulüplerinden beklentileri çok ama çoğunun cebinde akrep var çünkü Türk insanının düzgün bir Spor Kültürü,tutukları takımlarla özdeşleşme geleneği yok !
Ama kulüpler gerçekleri bildikleri halde israrla şuursuzca etrafa para saçmaya devam ediyorlar,esas bunun altında yatan gerçekleri araştırmak lazım,değirmenin suyu nereden geliyor? Yılda 400 milyon yayın hakkı istenmesi bence çılgınlığın ötesi.Hayal edilen projeler henüz avrupada başarıya ulaşamadı Türkiyede gerçekleşmesi şu an için imkansız.İPTV,3G vs. benzer teknolojiler ile müşteri çekmek Türkiye için henüz UTOPİ ! Bu teknolojinin Türkiyede alt yapısı ilerlemiş değil,şu da göz önünde bulundurulmalı,biz bu teknolojiyi ithal ediyoruz,avrupalılar kendileri üretiyorlar,onlara maliyeti bizden daha ucuza geliyor.Avrupanın teknoloji alanda en ileri ülkesi olan Almanya Ki bu ülkede yaklaşık 60 milyon internet kullanıcısı ve bir o kadar cep telefonu sahipi var,bu modeli gerçekleştiremedi,fazla uçuyoruz gibi geliyor bana.

Futbol severleri ilgilendiren önemli nokta,yeni yayın ihalesi bilet fiyatlarına nasıl yansıyacak? Ben size söyleyim,büyük ihtimalle iki,üç misli artacaktır.Yayıncı kuruluş müşteri çekmesi için her türlü şartları zorlayacak,Tv ekranları reklamlarla dolacaği da cabası.Demin yazmıştım biz Türklerin Spor Kültürü yok,aslında varmış Atasporlarımız sonra ortadan kaybolmuş.Onun yerini TV ve Kave Kültürü almış,bize bu iki kültürümüzü daha genişletme imkanı tanıyan yayıncı kuruluşlara Şükranlarımızı sunarız.. !!!
SEYRETMEYİ BIRAK,YAŞAMAYA BAK !
Erdal Güngör
Ukrayna Ligi iptal edildi !

Doğru okudunuz adamlar ligi iptal etmişler,dükkanı kapatmışlar,Hakim kalemi kırmış.Ne Türkiyede ne de Avrupada böyle bir karar alınmadı,görülmemiş bir şey olması imkansız ama Ukraynada mümkün.
Hak,Hukuk Devleti fantazisi kuranlar iyi okuyun !
Dnjepr Dnjepropetrowsk kulüpü Ukrayna Liginin statüsünde olan formel hatalar yüzünden Federasyonu ve Kulüplerbirliğini mahkemeye vermiş.
Sonra?
Yapılan İncelemelerde çıkan neticeye göre Mahkeme Dnjeper kulüpünü haklı bularak Ligi iptal etmiş.Sade iptal etmekle kalmayan Mahkeme,13 yıllık Ukrayna Futbol tarihini bir kalemle silip atıp geçersiz saymış.
Şener Şen olsaydı "Buyrun cenaze namazına" derdi.
Hadi buyrun o zaman.Nasıl bilirdiniz Ukrayna Ligini? Gömün......
Üç yıl sonra Polonya ile Ortak Euro2012 Şampiyonasını düzenleyecek olan Ukrayna için durum vahim.17 Temmuzda başlaması beklenen Ligin henüz kesin tarih belli değil.Ben şahsen bu haberi duyan Platini'nin yüz ifadesini merak ediyorum,zaten stat inşaatlerinin gecikmesi Fransıza uykusuz geceler yaratıyordu.Şimdi Shaktar'ın son kazandığı UEFA Kupası geçerliğini koruyacakmı? Bakalım Ukraynalılar işin içinden nasıl çıkacaklar.
Erdal Güngör
İhanet edenlere af yok

Juvetus'a geri dönüş yapan Fabio Cannavaro önümüzdeki günlerde benzer hakaretlere maruz kalacağı kesin,belki daha ağırları olabilir.Juve Taraftarları kızgın,zamanında para için takımı terk eden Milli Takım kaptanını yine para için tekrar eski kulüpüne geri dönmesine rahatsız olmuşlar.Pinzolo'da hazırlık kampına gelen 3000 Juve'li taraftar pankartlar açıp tezzahüratlar yaparak Cannavaro Transferini protesto ediyorlar.Viking Juve protestolarını tüm sezon boyu südüreceklerini açıkladılar.
Cannavaro mercenario – Nessun perdono per chi tradisce = Paralı Asker Cannavaro-İhanete af yok !
Bizdende Cannavaroya selamlar, porsche miseria....bu kelime böyle değildi galiba?...neyse.
Erdal Güngör
Diğer Seyirciler
Hani maça giden paşa,paşa oturup maç izleyenler var ya,ailece çoluk çocuk sanki pikniğe gider gibi,suratlarını boyayarak kendilerini Kızılderililere benzetenler,üzerlerine sahte forma,taraftar ürünleri giyenler,ellerinde gazozlar sosisli sandviçler hiyeeeaaa...uuuuuhhhhh garip ses çıkaranlar,cep telefonu kameraları ile sürekli çekim yapanlar.
Neyse canım kısa keselim bu garip yaratıkların kim olduğunu anladınız "Diğer Seyirciler".
Simon Kuper "Football Against The Enemy" kitapında şöyle demiş,"Holiganlar,Ultra'lar hakkında çok yazıldı çizildi ama esas tehlike oluşturan diğer seyirciler". Doğru yazmış,çünkü bu şahıslar münferit hareket ederek ne zaman neler yapacakları belli olmuyor. Öte yandan Holigan ve Ultra'lar oluşumları bilinçli, düzenli ve toplu hareket ederek kendi içlerindeki kontrol mekanızmasına uyarak,böylece oyuncu taraftar mesafesini koyup desteklerini şahıslara değil tüm takıma verirler.
Diğer seyircilerden devam edelim.Takımlar yurtdışı kamplarına gelince bu tiplere sık rastlıyoruz.Maç bittikten sonra sahaya atlayıp illaki bir futbolcuyla resim çektirmek ve imza alma hevesindeler,sanki futbolcular pop yıldızı.Futbolcuların bu durumlardan şikayetçi olduklarını defalarca dile getirdiler ama nafile.Galatasarayın almanya kampında her sene olduğu gibi bu yıl yine ufak tefek stres yaşandı.
Herkes tuttuğu takımı kendine göre ayrı seviyor,tabi buna kimse karışamaz.Fakat diğer yandan böyle yerlerde insanların nasıl hareket edecekleri bilincinde olmaları lazım.Sahaya şuursuzca atlamanın yakışık almadığı kadar Tribünlerde alakasız tezzahüratlar yapmak aynı anlama geliyor.
Sahi Takımlarımızın hazırlık döneminde böyle bir desteğe ihtiyacı varmı?
Bir destekçi taraftar olarak olaya bakarsam bence HAYIR,gerekmiyor,sade özlem giderme anlamında değerlendirilmeli,genelde böyle yerlerde FAN'lar olur ama bizim arma aşkımız bazen ağır bastığı için mümkün olduğu kadar her müsabakayı kovalamaya çalışıyoruz.
Özlem,Hasret,Arma Aşkı duygularımız sade yaz dönemi hazırlık kamplarındamı kabarıyor?
Yalnız futbol maçlarındamı ortaya çıkıyor?
Galatasaray bir Spor Kulübü Futbolun yanı sıra,Kadın/Erkek Basketbol,Voleybol,Yüzme,Atletizim,Kürek,Yelken,Engelli Basket branjlarıda var.Madem bu kadar hasretiz Galatasarayımıza neden diğer branjlara kimse giden yok? Onlarda sürekli yurt dışına çıkıyor ama gidenler hep aynı kişiler,onlarda gelmese durum vahim !!! Geçen sene Kasım ayında Lizbona Benfica maçına gittik,şehirin meydanında polisler yanımıza gelip sordular,"kaç kişisiniz?" cevap "toplam 40 kişiyiz".Polisler bize güldiüler,"geçen sene burada Celtic Glasgow oynadı 5000 kişiydiler" dedi memurun biri.Buyrun,işte tutku,arma aşkı,hasret,özlem giderme,karşılıksız destek diye ben buna derim.Adamlar hiç üşenmeden İskoçyadan kalkıp dünyanın bir ucuna gelmişler,18 milyon taraftarı olan koskoca Galatasarayımızın ancak 40 taraftarı ve bir kaç ülkede bulunan UNİ talebeleri desteklemeye gelmiş,hani neredesiniz?
Tutkuysa,Aşksa,Özlemse,Hasretse böyle günlerde ortaya çıkmalı.İşim var,ailem var filan falan...geçersiz bahaneler,sanki oraya giden insanların ailesi,işi,gücü,okulu yok kimseden maddi yardımda almıyorlar tamamen kendi imkanları doğrultusunda gerekirse aç kalmayı bile göze alıyorlar.Ayağın dibindeki maçlara gitmek marifet değil.
Diğer yandan Kapılarının önündeki maçlara gidenlerin şikayetleri hiç eksik kalmaz,yok efendim küfür edilmiş.Evet bende tasviye etmiyorum karşıyım çünkü takıma destekten daha çok zarar veriyor.
AMA !!!
Madem küfürden,gürültüden rahatsız oluyorsun neden eşini çocuğunu alıp bilerek O İnsanların arasına gidiyorsun? Tabi öyle yerler ucuz,üstelik şekil yapmak isteyen,ertesi gün arkadaşlarına youtube koyduğu videoları gösterip hava basmak isteyen çok.Koskoca statların içinde herkese yer var,ateşli taraftarların kendi bölümleri,VİP lojaları,Ailelerin oturduğu Tribünler yada sade maç seyretmek isteyenler için yerler var.Eğer rahat maç seyretmek istiyorsan parana kıyıyacaksını Kardeşim başka çare yok.Sen kalkıp bilerek eşini alıp ateşli taraftarların arasına gider ve sonra şikayetçi olursan,olanlardan sen sorumlusun.Öyle yerlerde aileye yakışık almayan hareketlerin olacağını bilmelisin,o tribünün kendine göre düzeni var kimse kimsenin rahatını bozmaya hakkı yok.Aynısı Ateşli Taraftarlar için geçerli.Onlarda Ailenin bulunduğu Tribünlerde istedikleri gibi hareket edemezler.
Sanmayın bu yazdıklarımla küfürü destekliyorum,tekrar edeyim HAYIR.
Dünya sandığımız gibi toz pempe değil,hiç olmadı olmayacak.Adem ve Hava cenneten kovulup,Kabil Habil'i öldürdükten beri böyle maalesef.Dünya dengesi,İyi-Kötü,Soğuk-Sıcak,Gece-Gündüz,Kadın-Erkek,Eksi-Artı,Kuzey-Güney,Doğu-Batı vs.Ne zaman eş cinsellik araya girdimi dengeler bozuluyor ama onlarada Kanunen saygı duymak zorundayız.
Tribünleri Şiddetten,Küfürden temizlemek istiyorsak önce toplumun içinden başlanılmalı.Tribünler toplumun aynasıdır,ne ekersen onu biçersin.....
Erdal Güngör