Kafanıza Göre Takılın
Bu yazının başlığı yok, zahmet olmazsa siz koyun.
Her sezon aynı senaryo, bıktık ama durum değişmiyor. Dünkü maçtan sonra artık tüm hafta sonu ve önümüzdeki hafta içine kadar tek konuşulacak konu,”Karabük spor-Galatasaray maçının hakemi”. Büyük ihtimalle Markus penaltı verilirdi, Erman penaltı değildi diyecek, Ahmet eyyamcılık yaparak ikisinin arasını bulmaya çalışacak. Diğerlerinin hedefi belli “Rijkaard”, vurun gitsin nasıl olsa klişeleşmiş yorumlarla her hafta milletin kafası karıştırılıyor, istisnalar kaideleri bozmaz demişler. Peki, oyunun gerçeği neden mercek altına alınmıyor? Ben usandım, inanın Türkiye ligi yüzünden futboldan soğudum dersem yalan değil.
Dün akşam maç yazımdan sonra sabahleyin mail kutuma bir göz atayım dedim keşke bakmasaydım. Blog yorumlara kapalı ama canı sağ olsun yazılarımı takip eden dostlara ulaşım yolları tıkalı değil. “Polyanacılık yapıyorsun, körüne Rijkaard’ı savunmakla Galatasaray’ın sorunları çözülmez, takım iki pas üst üste yapamıyor görmüyor musun” gibi yorumlar vardı. Olabilir herkesin kendine göre fikirleri var hepsine saygı göstermeliyiz, yalnız şuursuzca eleştirmeden önce ilk başta farklı görüşlere açık olmalısınız. Gelin maç öncesine gidelim ve iki takımın maça nasıl hazırlandılar kafamızda canlandıralım.
Karabük sporun durumu belli, uzun yıllar sonra yeniden lige çıkmışlar, kurdukları kadro baya güçlü Cernat ve Emenike gibi iki yıldız oyuncuları var. Bu sezon hedefleri kuşkusuz küme düşmemek ve mümkün olduğu kadar çok puan toplamak. Hele Galatasaray gibi büyük takımlara karşı kendi sahalarında alacakları puan ve puanlar altın değerinde. Bütün hafta boyu oyun planlarını bunun üzerine kuruyorlar, üstelik kadrosunda uluslararası yıldızlara sahip Galatasaray’a karşı Karabük spor oyuncuların motivasyonu üst seviyede. Karabük Teknik Kadrosunun amacı savunma ve orta sahayı kalabalık tutup rakibin oyununu bozmak, doğacak hatalardan fırsat kollayıp gol atmak.
Gelelim Galatasaray’a. Büyük takımların oyuncuları rakibin kim olduğuna pek bakmazlar, bu rakibi hafife alma anlamına gelmiyor. Büyük takımların amaçları Karabük spor gibi orta sınıf rakiplere karşı kendi oyunlarını kabul ettirip galip gelmektir, oyunu çirkinleştirip Karabük sporun düzenini bozmak söz konusu bile olamaz. Büyük takımlara göre galip gelmek kadar güzel futbol oynamakta önemlidir çünkü taraftarlarının bu yönde beklentileri olduğunu bilirler. Galatasaray oyuncuları Karabük spora karşı özel motivasyona ihtiyaç duymazlar, Galatasaray gibi büyük kulüpte oynamanın duygusu yeterlidir. İster istemez bir rehavet havası oluşur ama diğer yandan hedefe giden yolun mutlak galibiyet olduğunun bilincindedirler. Bu durum kuşkusuz büyük baskı oluşturur, önemli oyuncuların eksikliği de göz önünde bulundurarak işin kolay olmayacağını farkındadırlar.
İki takımın maça nasıl hazırlandıklarını aşa yukarı kafamızda canlandırdık, şimdi iki takımın dün en çok öne çıkan oyuncularını ele alalım. Arda ve Elanonun yokluğunda orta sahada oyunu kurma ve yönlendirme yükü başta Misimoviçin üzerindeydi, Baroşun yokluğunda rakip kalede gol aramakla da Kewell görevliydi. Karabük sporun oyun planını hatırlayalım, savunma ve orta sahayı kalabalık tutarak Galatasaray’ın usta ayaklarını durdurmak. Bu görevi çok güzel yerine getirdiler, birde hakemin verdiği saçma kararları da eklersek her şey istedikleri gibi gelişti. Misimoviç ve Kewell yeteri kadar alan bulabildiler mi? HAYIR(!) Hele Kewell maç boyu 3 kişiye karşı adeta boğuşmak zorunda kaldı. Kuşkusuz erken geriye düşmenin dezavantajı Galatasaray’ın oyun planını alt üst etti, buna hakem faktörünü de eklenince oyuncular boşluğa düştü ama Rijkaard yaptığı Cana-Aydın değişikliği ile tekrar oyuna geri döndüler. Benim bu değişikliğe getirdiğim yorum bazılarına komik gelmiş. Buyrun açıklayım,örneğin kalbi duran hastayı düşünün, doktorların ilk müdahalesi elektro şokla kalbi yeniden canlandırmak. Rijkaard’ın yaptığı da aynısıydı, morali bozulup oyundan düşen takımın o anki üzerinde oluşan olumsuz havayı dağıtıp tekrar maça konsantre olmalarını sağladı. Malum, Aydın kurtarıcı değil ve gördüğümüz gibide oyuna hiçbir katkısı olmadı, fakat takımın düzeni değişti.
Şunu bilmelisiniz, kadro içinde isimler önemlidir, takım Cana ile farklı, Aydınla başka türlü oynar. Cana yerine Barışı da çıkarabilirdi, sonuçta tercihini Barış’tan yana kullanması Rijkaard’ı haklı çıkardı. 2006 Şampiyonlar ligi finalini hatırlayın, Barcelona-Arsenal. On kişilik Arsenal’a karşı Barcelona 0:1 mağlup, ikinci yarı başlarında Edmilson sakatlanıp yerine İneasta giriyor. Ardından Van Bommel yerini Larson’a bırakıyor, buraya kadar hepsi olması gereken değişiklikler. Fakat 10 kişilik Arsenal Henry, Ljunberg ve Hleb ile Barcelona kalesinde tehlikeler yaratıyor. İşte tam o anda Rijkaard maçın kaderini belirleyecek oyuncu değişikliğine gidiyor, Oleguer’i oyundan çıkarıp yerine sol bek Belletti’yi alıyor. Herkes şaşkın, çünkü çıkanda savunma oyuncusu girende. Rijkaard yaptığı bu hamle ile Barcelona’ya 14 sene sonra Şampiyonlar ligini kazandırdı. Değişiklikten birkaç dakika sonra Eto’o beraberlik golünü attı ve bitime dört dakika kala oyuna sonradan giren Belletti ikinci golü atarak Barcelona’yı galibiyete taşıdı. Umarım ne anlatmak istediğim son verdiğim örnekle açıklığa kavuşmuştur.
Emenike ve Cernat yetenekli oyuncular, gelin onların yerini Misimoviç ve Kewell ile değiştirelim sizce dünkü maçta hangileri daha öne çıkardı? Dört oyuncuda dünyanın her kulübünde rahatlıkla oynarlar zira Cernat, Misimoviç ve Kewell kariyerleri belli sade Emenike futbol piyasasına yeni girdi ama muhteşem yetenekli olduğu kesin. İki farklı mağlubiyeti kovalayan Galatasaray’ın şuursuzca rakip kalede gol araması, bu yüzden savunmasında açıklar oluşacağını ve bu boşluklardan faydalanan Emenike gibi üstün yeteneğe sahip oyuncunun sürekli Gökhan Zan ile birebir kalacağını sokakta beş yaşında çocuk farkında da, neyse. Etrafta bazı değerli dostların Emenike’yi göklere çıkarırken şunu kendilerine sormaları lazım. Acaba Emenike aynı Kewell gibi katı savunma yapan takıma karşı beş kişiyle boğuşmak zorunda olsaydı, o yaşlı kurt gibi maçın sonunda hala ayakta kalabilirimiydi? Ya da Kewell Gökhan Zan ile birebir kaldığında kaç gol atardı? Eğer Cernat, Misimoviç gibi kalabalık orta saha içinde sürekli tek başına kalıp baskı yeseydi ne gibi çareler üretebilirdi?
Galatasaray, Emenike ve Cernat için yeterli önlemi almamış olabilir zaten öyle bir niyetleri yoktu, sebepleri yukarıda yazılı tekrar başa dönüp okuyabilirsiniz. Karabük spor her türlü önlemi almıştı, hakemin erken devreye girmesiyle hedeflerine çabuk ulaştılar. Evet, maalesef bu mağlubiyetin tek sorumlusu HAKEM! Kaybedilen maça kılıf uydurmuyorum, tüm samimiyetimle şunu da belirtmek isterim Karabük Spor dün galibiyeti hiç hak etmedi. Futbola başladığım gün hocamın bana öğrettiği ilk kural “rakibine saygılı ol”, amenna saygımız sonsuz da görünen köy Kılavuz istemez Arkadaşlar.
Ve bu yüzden sonuna kadar Rijkaard ve Neeskensin arkasındayım(!) Çünkü bu değerli iki insan Galatasaray’ımıza yeni bir ekol getirme çabasındalar, emeklerini bir kalemde silip atmak Galatasaraylılara yakışmaz. Hatırlayın, geçen sezon onları takımın başına getiren değerli Yöneticilerimiz Galatasaray’da yeni bir dönem başladığını, aynı Barcelona gibi önce güzel futbol oynamayı hedeflediklerini söylerken ağızlarından ballar akıyordu. Her şey Fenerbahçe derbisine kadar düzgün giderken bir anda Galatasaray hedef tahtasına döndü. Ne hikmetse o günden itibaren her maçta Galatasaray’ın yerleştirmek istediği oyun kültürü çirkin oyunlarla bozmak isteyenler birbirinle yarışıyorlar. Yazdıklarımı yadırgayabilirsiniz, ben tarafım Arkadaşlar “GALATASARAYLIYIM”. Her hafta sonu aynı saçmalıkları yaşamaktan bıktım usandım, sözde ligin marka değerini arttırmak isteyenler güzelim oyunu mahvetmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Anlamadım gitti, amaçları tırışkadan bahanelerle polemikler yaratıp medya’ya malzeme üretmek mi? Ellinizi vicdanınıza koyun, biraz olsun futbol kültürüne sahip çıkın, saygı gösterin, YETER ULAN !!!