Futbol Temel Kültürü
Yaşadığım Almanya'da neredeyse her üç kişiden biri hayatında mutlaka bir futbol kulübünde oynamış,tabii Erkekler ağırlıklı duruyor.Son yıllarda genç Bayanlarında çocuk yaşta futbola hevesli olduklarını görmek mümkün ve bu sayı gün gittikçe artıyor.Almanya Futbol Federasyonu sayı olarak dünyanın en büyüğü sayılır,yaklaşık 7 milyon civarında lisanslı futbolcu var,bunların 250.000 bin tanesi Türk ! Diğer spor dallarına da merak çok,Hentbol,Buz Hokeyi,Basketbol,Voleybol,Atletizim,Güreş,Jimnastik,Yüzme,Tenis,Masa Tenisi.Kısaca neredeyse tüm spor dalına meraklı çok insanlar var bu Ülkede.Sporu adeta soluyan bu toplum'da sabah akşam sade spor konuşulması,Televizyonlar 24 saat sade spor'dan bahsetmeli diye sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Spor için belirli günler var,öyle boş sohbetler yok uzmanlar eğitici ve objektif yorumlar yapıyor,tabii süreler kısıtlı,saatlerce aynı konu üzerinde geyikler dönmüyor.Yapılan eleştiriler vurun abalıya yerle bir edin mantığında konuşulmuyor hele hararetli tartışmalar hiç yok.
Dün akşam çalışmadım biraz GS TV'nin tadını çıkarıyım dedim,bakalım paralı olalı neler değişti.Bir tartışma programı vardı ismini unuttum.Üç Ağabeylerimiz Levent Tüzemen,Hasan Tankaya ve Cüneyt Tanman hafta sonu oynanan derbi üzerine muhabbet ediyorlar.Levent Tüzemen Ağabey kendine has tavırlarıyla hararetli şekilde Rijkaard'ı eleştiriyor.Kendini öyle kaptırmış ki yanında oturan Cüneyt Tanmana iki de bir "Yapma Kaptan" sözleriyle sesini yükselterek tartışmayı daha hararetli boyuta getiriyor,hatta bir ara Cüneyt Tanman nazikçe onu uyarıyor "Levent Ağabey ben bir şey yapmadım" diyor.Ne söyleyim benim hoşuma gitti gurur duydum.Neden hoşuma gitti gururlandım? Tartışmadan dolayı değil hayır,benim hoşuma giden bir kez daha Galatasaray nasıl bir Büyük Camia olduğunu dünya alem görmesiydi.Kendi içinde öz eleştiri yapmanın hatta bu eleştiriler bazen en absürt ve sert geçmesine müsaade edilmesi sade büyüklüğünün bilincinde olan Camialar da görülür. Hele bu tür eleştiriler daha üstünden 2 gün geçmemiş ezeli rakibine karşı mağlubiyet sonrası yapılması Galatasaray'ımızın nasıl bir özel kulüp olduğunun kanıtıdır.
Gelelim eleştirilere.Yapma be Levent Ağabey,sen Futbolun Temel Eğitimini almış değerli insansın Rijkaard bu kadar ağır eleştirileri hak etmiyor.Evet zamanında Barcelona'da başarılı oldu ama istediği oyun şeklini oturtana kadar başından neler geçtiğini futbolu yakından takip eden senin gibi üst düzey spor gazetecisi bilmeli.Rijkaard,Neeskens ve Teknik ekipte bulunan diğer Hocalarımız ne yapması gerekiyor sence? Ellerinde sihirli değnek varda kullanmıyorlar mı,Rijkaard Galatasaraylı oyunculara Futbolu sıfırdan mı öğretsin? Galatasaray'ın A Takımında oynayan tüm Futbolcular temel eğitimlerini tamamlamış üst düzey elemanlar eğer Servet Leo Franco'ya geri pas çıkarıyor ise ona yardımcı olması gerekmiyor mu? Bunları Rijkaard her gün anlatmalımı,futbolcular kendiliğinden idrak edemiyorlar mı,illa Rijkaard elinde sopayla ortalıkta mı dolaşsın,saha kenarında bazı Hocalar gibi taklamı atsın? Ayhan,Arda,Mustafa üçü de orta saha oyuncusu,takımın sergilediği futbolun beyinleri,top ayaklarına geldiği andan itibaren kafalarında bir sonra ki pozisyonu kurmaları lazım değil mi.Oyuncular birbirine yardım etmeli kısaca çok koşmaları gerekmiyor mu ve en önemlisi bloklar arasındaki mesafeleri kısa tutmaları şart değil mi ?! Çağımızın futbolunda bir üst düzey orta saha oyuncusu ne yapması gerektiğini geçtiğimiz günlerde Mesut Özil ,11 Freunde dergisinin onunla yaptığı röportaj'da açıkça anlatmış,okumakta fayda var. Mesut Özil Röportajı; "Futbol Hislerim Türk"
Program bitti arkasına Rijkaard ile sohbet başladı.Galatasaraylı Yöneticilere bir sorum olacak,o tercümanı Kapalı Çarşıdan mı buldunuz? Olmaz böyle şey,kapalı çarşıda çalışan turist rehberleri bile daha iyi İngilizce konuşuyorlar.Bakın bu çok önemli,takımın başına dünya çapında teknik kadro getiriyorsunuz ama oyuncular ve Teknik ekip arasında komünikasyonu oluşturacak kişi İngilizceyi Tarzan'ca konuşuyor.Hadi Rijkaard'ın TV'de vereceği kısa röportajlar da belki yeterli ama Teknik konular o kadar çok önemli ki yanlış çeviriler iletişim kopukluğu doğurur ve bu oyuncular arasında yanlış anlaşılmalara yol açar.Hele Rijkaard gibi entelektüel hocanız varsa satırlar arasında söylediklerini iyi okuyup iletilmeli.Rijkaard oyuncuları kabaca uyarmaz,kibarca söylediği bir kelimeyle karşındakini dize getirir,"kızım sana söylüyorum oğlum sen anla" şeklinden.Açıkçası dün akşam seyir etiğim sohbet programından sonra iyice kuşkulanmaya başladım.Oyuncuların son haftalarda ortaya koydukları performansı da göz önünde bulundurduğumda Rijkaard ve futbolcular arasında iletişim kopukluğu olduğunun kanısındayım.Çünkü tercüman programda bile sunucunun sorduğu soruların yarısını Rijkaard'a tercüme edemedi,seyircilerin hepsi su gibi İngilizce bilmek zorun da değil.Evet Futbol dili Uluslararası ama diğer yandan baktığımız zaman Futbol ve Spor Kültürü eksik olan Ülkede işin içine Teknik konular girdimi iş değişiyor.Tercüman konusunda en kısa zamanda mutlaka önlem alınmalı diye düşünüyorum.Yeni yapılanma içine girilmiş gelecek 10 yılın Galatasaray'ı inşa ediliyor,temeli sağlam oluşturmak için Rijkaard ve takım arasında olan irtibat da çok sağlam olmalı !!!
Erdal Güngör