Bilanço !
Bir derbi daha geride bıraktık,fazla detaylara girmek istemiyorum çok yazılıp çizildi artık gına geldi.Benim kafamı kurcalayan maçı yöneten hakem Bünyemin Gezerin dün bir gazeteye verdiği demeci oldu.Efendim maçı iptal etseymiş camlar çerçeveler kırılırmış,Televizyon başında oturanlar konunun farkına varamazmış."Al sana kaya nerene dayarsan daya",bu saçma sapan açıklama için söylenecek tek kelime budur.Artık hakemler futbolu spor değil tamamen bir TV ürünü olduğunu şuur altı yapmışlar,onlar için spordan uzak bir eğlence olmuş.Şayet gerçekten Türkiye'de hakemlerin zihinleri bu yönde ise vay bizim halimize.Kabahat hakemlerde değil,esas suçlular onları bu hale sokanlar,peki böyle üst düzey seviyeye gelen hakemler nasıl bu hale gelebilir? Önceden de belirttiğim gibi Türkiye'de hakemlerin temel futbol eğitimi zayıf hatta çoğunun hiç yok,eğer olsaydı Bünyemin Gezer gazeteye bu tarz boş demeçler verme durumuna gelmeyecekti.
Kadıköy'de yıllardır aynı olaylar oluyor,2001 yılında tezekli maçla başladı ta ki günümüze kadar.Sözde olup bitenler münferit olaylardı diğer yaptırımları da hafifleterek tatlı sert şakalara bağlandı,pazar günü olduğu gibi.2001 yılında bu gözler üzerine sidik torbalarını atanları,kocaman ultravesti pankartının açıldığını gördü,münferit deyip geçiştirildi.Sonra 6 kasım 2002 yılında maç öncesi ısınırken Eser hocamızın kafasının yarılması aynı maçta Hasan Şaşın başına yağan yumurtalar.2006/2007 sezonunda yine maç öncesi ısınırken Hakem Selçuk Derelinin başında patlayan pet su şişesi,Geretsin başına atılan çakmaktan sonra yaralanması,Mondraganonun üzerine atılan ses bombası.Buna karşılık 2006 yılında ASY' de oynanan TK maçının ikinci yarının başlarında Kapalıdan atılan 200 pet şişe,sonra hepimizin bildiği 19 Mayıs 2007 olayları.19Mayıs olaylarından sonra 15 kişi kameralardan tespit edilerek,kendi renktaşlarını aforoz eden kansızlara hiç değinmiyorum(!) yaklaşık 3 ay hapis cezası yedi,Galatasaray Kulübüne 5 maç seyircisiz ceza verildi.Cezayı kesen tff 2006 yılında atılan 200 pet şişeden örnek olarak yola çıktı ve Galatasaray'ın sabıkası olduğunu,olayların Organize edildiğini öne sürüp bu ağır cezayı verdi.Tamam kabul,doğru karar hiç tartışmam bile,fakat yıllardır Kadıköy'de sırf Galatasaray maçlarında aynı olayların cereyan etmesi Fenerbahçe'yi sabıkalı duruma getirmiyor mu? Olaylar Münferit yapılıyorsa neden bu kişiler kameralardan tespit edilip cezası verilmiyor? Neden medya zamanında tutuklanan 15 Galatasaray taraftarını kamuoyuna Terörist olarak yansıtırken,benzerini Kadıköy'de münferitler için yapmıyor?
Yapamazlar çünkü Fenerbahçe'nin arkasında ki gücü mevcut iktidardan alıyor.İktidar illaki Hükümet olmak zorunda değil,bu Ülkenin değişik resmi organları olabilir örneğin Ordu,İstihbarat kurumu,mhk,tff.Benzer örnekleri demir perde arkasında olan Ülkelerde vardı.Dinamo,Kızıl yıldız vb. kulüpler Devletin bazı resmi kurumları tarafından destek alıyorlardı hatta yönetiliyorlardı.Dinamo Moskova,Dinamo Berlin,Steaua Bükreş bir çok örnekleri var.İşte Fenerbahçe sesiz sedasız,sözde demokratik yönetilen bir ülke'de iktidarın kulübü haline geldi,geçmişte ki Dinamo kulüplerinden hiç bir farkı yok.Ortamın bu hale gelmesinin diğer önemli sebebi Türkiye'de endüstriyel futbolun yanlış algılanması ve uygulanmasıdır.Evet UEFA her kulübün bir şirket gibi yönetilmesini kriterlerinde şart koşuyor ama kesinlikle kırmızı çizgiyi aşılmamasına dikkat çekiyor !
Nedir bu kırmızı çizgi? Kırmızı çizgi ilk başta etik değerlerdir,her alt yapıdan yetişen futbolcuya öğretilen temel eğitim ilk başta rakiplerine karşı saygılı olmalarıdır,şahsi kinleri,düşmanlıklar sportif rekabetin önüne geçmemeli.Futbol sportif rekabet içeren bir oyundur,sanayileşen futbolun içine ticari rekabet de girdiği zaman değişik boyutlar oluşur ve bunlar tehlikeli haller alabilir.İşte UEFA bu çizginin aşılmaması için kulüpleri sürekli uyarır.Futbol kulüpler şirket olabilirler ama sonuçta sporu temsil ettikleri için diğer sanayi şirketlerinden farklıdırlar,aralarında olan rekabeti mali gelirlerinle değil sahada spor çerçevesi içinde yapmalarını ister UEFA.Türkiye'de bu rekabet artık düşmancılı bir hale gelmiştir dün akşam Rijkaard GS TV'de söylediği gibi "it was a very hostile atomsphere" Türkçesi "çok düşmancılı bir atmosfer vardı".Fenerbahçe son yıllarda endüstriyelleşme de önemli adımlar attı ve büyük mali güce sahip.Henüz mali gücünü tam olarak sportif başarılara yansıtamadı,bu açığı kapatmak için bazen çirkin boyutlara ulaşan,kısa vadeli başarılarla kapatmaya çalışıyor,son derbi maçı bunun en çarpıcı örneği.Galatasaray yıllardır stat yaptırmak ister sürekli sudan uydurma bahaneler ile bu engellenir çünkü sportif rekabetin önüne geçen ticari rekabet kurumların içinde olan Fenerbahçeli elemanları kendi tuttukları kulübe avantaj yaratma duygusunu ortaya çıkartır çünkü o kişinin şuur altına işlenmiş bir şey vardır "eğer Galatasaray o stadı yaptırırsa bir daha kimse önüne geçemez".Fenerbahçe camiası son 12 yıldır bu doktrini kendine benimsemiş ve bununla yatıp kalkıyorlar !
Avrupa'da da endüstriyel futbol yıllardır başarıyla uygulanıyor ama kesinlikle kimse Türkiye'de olduğu gibi kırmızı çizgiyi geçmiyor.Evet bazı büyük kulüpler sezon öncesi ödedikleri aşırı transfer ücretlerinle futbol piyasasın da enflasyon yaratıyorlar ama bunun hiç bir zaman oyunu çirkinleştirerek,rakiplerinin onuruyla ve gururlarıyla oynayarak onları bitirmeye yönelik bir savaşın içine girmiyorlar.Örneğin İspanya'da Real Madrid,bu sezon başı 250 mio.avro transfer bedeli ödediler fakat şimdiye kadar bu sportif başarılarına yansımadı.Hiç Real başkanının çıkıp "kardeşim ben şu kadar para harcadım bu sezon her branş da şampiyonum kimse şüpheye kapılmasın" gibi açıklamalar yaptığını duydunuz mu? Belki arkadaş çevresinde konuşuyordur ama kesinlikle kamuoyuna yansıtılmıyor çünkü yansımış olsa oyun sportif rekabetten çıkar belirli kitlelerin şahsi savaşına döner.Bayern Münih Almanya'nın en zengin ve Bundesliga tarihinde en fazla Şampiyonluk kazanmıştır ama baktığımızda 45 senelik Bundesliga tarihinde 12 değişik kulüp Şampiyon olmuştur hatta 9 tanesi Avrupa Kupasını kazanmış,bununda nedeni her zaman Sportif rekabetin ön planda tutulması ve halka bu yönde aşılanması.İyi olan kazansın ama her başarıya giden yol mubah olamaz,olmamalı yoksa toplum bölünür.Ufak bir hatırlatma yarın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı !
Erdal Güngör