Mentalita ULTRAS#7 İlk Cinayet
Mentalita ULTRAS Temel kuralları;
1. 1- Gruba sadık kalmak, renktaşlarına sahip çıkıp dayanışma içinde olmak.
2. 2- Tribünde yaşça büyüklere saygı göstermek
.
3. 3- Çatışmalarda dürüst olmak kimseye tuzak kurmamak, rakibe saldırırken eşit sayıda olmalarına dikkat etmek.
4. 4- Ultra olmayan taraftarlara saygı göstermek ve bu kişilere kesinlikle saldırmamak.
5. 5- Öldürücü silahlar(bıçak, balta, tabanca vb. ) kullanmamak.
Kabile kurallarına benziyor, bir nevi hiraşik anarşide diyebiliriz. Herkes istediğini yapmakta hür yaptıkları da genelde liderlerin istekleri doğrultusunda ve kuralları onlar belirler.
Buraya kadar umarım “ULTRAS” biraz anlaşılmıştır, hırçın görüntüsü sakın yanıltmasın şimdiye kadar sizlere ULTRAS hareketinin güzel ve ideolojik yanlarını anlatmaya çalıştım. Bu yazı dizisi baştan belirttiğim gibi madalyonun diğer yüzünü ortaya çıkarıyor. Ben bunu doğanın dengesine benzetiyorum. İnsanın içinde iki ruh vardır biri seven diğeri öldüren.
1970 yıllarının sonuna kadar yukarıda sıraladığım kurallara özen gösteriliyordu, polis ultraların hedefi değildi ve bazen çatışmalarda hakem rolünü üstleniyorlardı. Arada bir polis-taraftar çatışmaları oluyordu ama sonraki yıllardaki gibi sık görülmüyordu. Zaten statlarda çıkan olaylar kamuoyunun fazla ilgisini çekmiyordu, insanlar normal karşılıyorlardı, çünkü İtalya’da o seneler iç barışı sağlamak güçtü. Kızıl ordu/faşist teröristler, mafya ve despot Andreotti rejiminden halk yıpranmıştı.
Futbol müsabakalarında çıkan olayları kimse umursamıyordu. Stada maç seyretmek isteyenler çıkacak olayları göze alarak gidiyorlardı. Görsel ve yazılı basın sade gerek duyduğunda olayları haber yapıyor klişeleşmiş yorumlarla geçiştirerek, hep “birkaç kendini bilmez azınlıktan” bahsediyorlardı. Hâlbuki her maç günü statların içinde ve dışında savaş vardı. Devlet isteseydi çoktan önlemini alabilirdi ve vahşi boyutlara gelmesini o yıllarda durdurabilirdi, illa birimi ölmesi gerekiyordu?
Evet, ölmeliydi ve ilk cinayet işlendi!
Yıl 1979 28 Ekim, yine klasik bir başkent derbisi, Lazio-AS Roma.
Her seferinde olduğu gibi maç başlamadan önce stat dışında çatışmalar çıkıyor, içeride durum farklı değil ama bu defa polis önlemleri sıklaştırmış iki grubu ayrı tribünlere ayırarak aralarına güvenlik alanı oluşturmuştu, hayret.
Alınan önlemler yinede yeterli gelmedi çünkü o yıllarda stat girişlerinde insanların üstü kontrol edilmiyordu, hele kudurmuş fanatikleri aramak her yiğitin harcı değildi.
Atmosfer, Lazio taraftarlarının As Roma’lı oyuncu Rocca’ya açtığı bir pankartla iyice gergin hale geldi,”Yalaka Rocca ölüler yeniden doğmaz”. Rocca uzun süre sakatı hatta kariyeri bitme durumuna gelmişti ama o çok çalışıp sahalara geri döndü şimdi de ezeli rakiplerinin taraftarları onu aşağılıyordu.
As Roma taraftarı ezeli rakiplerinin giderlerini gurur yapmıştı, belki bu yüzden 18 yaşında üç genç intikam almak için fırsat kolladı.
Stada gemilerde kullanılan bir fişek tabancası soktular. İçlerinden biri Giovanni Fiorillo ilk fişeği Lazio tribününe doğru ateşledi. Islık sesine benzeyen fııııyyyy bir sesle fişek stat dışına uçtu, ardından ikincisini ateşledi fakat buda hedefini tutmadı dışarı gitti.
Curva Sud “bir daha, bir daha” tempo tutarak Giovanni’yi gaza getirmişti, henüz kimse birkaç dakika sonra olacakların farkında değildi. Oda fazla beklemedi ve üçüncü fişeği 200 metre mesafeden Lazio tribününe doğru ateşledi.
Güney tribününde fişeğin bir kişiyi öldürdüğü dedikodusu dönmeye başladı, ilk başta kimse inanmadı ama karşı tribünde ambulans ekipleri görülünce haberin gerçek olduğuna kanaat getirdiler. Hep bir ağızdan “Katiller” diye bağırmaya başladılar, sopalı pankartlar açıldı ve bayraklarını salladılar böylece üç gencin stattan kaçmaları sağlandı.
Vincenzo Paparelli cinayeti Ultras tarihinin önemli dönüm noktasıdır çünkü tüm ”Mentalita ULTRAS” temel kuralları çiğnenerek kalleşlik yapılmıştı. AS Romalılar üç gencin kaçmasına yardımcı olmuşlardı ama kimse masum bir insanın ölmesini tasvip etmiyordu büyük bir yanlış yapılmıştı. Lazio taraftarları öfkeden sahaya indiler, maçın başlamasını engellemek istiyorlardı fakat polis durumu kontrol altına aldı ve maç oynandı.
Tüm ülke olaydan şok oldu ve bir anda gözler futbol müsabakalarına çevrildi, ne kadar Ultras oluşumları varsa olayı kınadılar ve ölen Lazio’lu taraftara maçlarda taziye pankartları açıldı.
Her yıl Lazio ve As Roma taraftarları Vincenzo Paparelli’yi ölüm yıl dönümünde anıyorlar.
Giovanni Fiorillo kaçmıştı, 14 ay ortalıkta görünmedi ama vicdan azabı çekiyordu. Sürekli Paparelli’nin kardeşine telefon açarak ondan af diledi sonra dayanamadı teslim oldu. Dava 1987 senesinde sonuçlandı ve Fiorillo 6 yıl arkadaşları 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fiorillo 1993 yılında vefat etti….devam edecek.
Mentalita ULTRAS#6 Şiddet
Kim bu ULTRA'LAR?
Zengin toplumun içinde yaşayan, canı sıkılmış ya da hayattan bir beklentisi olmayan sevgiden mahrum kalmış şımarık çocuklar mı? Yoksa sevgi ve şefkati şiddette arayan kader kurbanlarımı, KİM?
Hayatın kıymetini idrak etmek sorumluluk sahibi olmak için illa Dedeleri Babaları gibi faşizm rejimde ezilmelerimi gerekliydi ya da bir cihan harbimi görmelilerdi?
Dışarıdan bakanlar mutlaka endişeyle bunu soruyorlardır. Hele deplasman yolculuğu esnasında ortaya çıkan şiddet tablosu mahşer gününden kalır yanı yoktu. Sayısız yağmalanan benzin istasyonları, tarumar edilen tren garları, bir hiç yüzünden çıkan sokak çatışmaları. Ve bu çatışmalarda olayla alakası olmayan zarar gören masum insanlar. Bazen insan şuursuzca kontrolü kaybederse karşısına çıkan emniyet güçlerine şiddete daha ağır şiddetle karşılık vermekten başka seçenek bırakmıyor ve iki taraf arasında hiç fark kalmıyor.
Yukarıda yazdıklarım sizi ürkütmesin “sevgi ve şefkati şiddete arayanlar”. Tuhafınıza geliyordur ama şiddet aynı alkol, sigara, uyuşturucu maddeleri kadar bağımlılık yapar. Alkol, sigara, uyuşturucunun tedavisi var ama şiddetin ortaya çıkardığı adrenalinin bir kere tadını aldınız mı tedavi olsanız da bırakmanız zor çünkü bu insanın içinde ürettiği zehir ve her an patlayabilir.
Bir alkolik sabahları uyandığında nasıl içki arıyorsa şiddet bağımlıları da farklı durumda değiller. Kavgada attığınız yumruktan aldığınız zevki yediğiniz yumrukta hissediyorsanız artık geri dönüşü olmayan yoldasınız, bir kere tattıktan sonra aramaya başlayacaksınız. İlla futbol maçlarına gitmeye gerek yok sokakta bir kişinin ters bakışı da kavga sebebi olabilir.
John King(The Football Factory) şöyle yorumluyor;
“İçindeki korku o kadar büyük ki neredeyse donuna sıçacaksın. Ama sen yinede saldırmak istiyorsun. Bu tuhaf duygunun ortaya çıkardığı heyecan, zevk o anda istediğin tek şey. Bir yolunu bulup korkunu yeneceksin ve hayatında ilk defa yapacaklarını ömür boyu unutamayacaksın ebediyen üzerinde kalacak. Adrenalin diyorlar, doğrudur tek bildiğim ne uyuşturucu, ne seks ne de para asla bu tadı veremez.”
Fazla söze gerek yok ama hiç hoş değil. Biliyor musunuz, öyle günler olur ki sataşacak kişi bulmazsınız başlarsınız duvarları yumruklamaya, elleriniz kanayana kadar. Sonra acıdan kıvrılırsınız bir köşeye, annenizin kucağı kadar şefkatlidir soğuk duvar köşesi.
Mentalita ULTRAS devam edecek……
Mentalita ULTRAS#5 Çatışmalar
Şiddet futbolun bir parçası ve önceleri de statlarda taraftarlar arasında kavgalar oluyordu ama “organize çatışmalar” o güne kadar tribünlerde görülmedi. Organize çatışmalar ULTRAS oluşumlarının özelliğidir, sokakta siyasi mitinglerden kalan alışkanlık gelenek haline gelmiştir. Hatta bazı tarihçiler 1970 yıllarının başında İtalya’da Sokak ve tribün çatışmaları aynı anda başladığını iddia eder.
Ultra’lar için çatışmalar büyük önem taşıyordu son 10 yıldır gelenek haline gelen alışkanlıklarından vazgeçtiler. Hele İtalyan Ultra’larının çoğunluğuna göre rakipleriyle çatışmak oyunun vazgeçilmez önemli unsuru olmuştu.
Deplasmanlarda sade pankartlarını korumak, saldırılara karşılık vermek kısacası savunma pozisyonunda kalmak yetmiyordu. Grup olarak kendilerini kanıtlamaları gerekliydi, daha saldırgan olmalıydılar.
Ve yaptılar, olaylar bir anda patladı her müsabakada şehirlerarası savaş yaşanıyordu Milanolular Torinolulara, Cenovalılar Veronalılara, Bergomo Brescia, Pisalılar Fiorentina, Romalılar Napoliler, Napolilerde Salernitanolulara, Catanialılar Palermolulara karşı husumetlerini güdüyorlardı. Kuzeyden Güneye kin ve nefret panoraması mahallî milliyetçilik, İtalya’da halk arasında buna “campanile” deniyor.
Burada bir parantez açmalıyım;
(Önceden yazmıştım İtalya’da bu husumet asırlardır sürüyor A kentinin taraftarları B kentine düşman ve birbirlerinden ölesiye nefret ediyorlar. Aynı kentin iki kulübünün taraftarları keza aynı nefreti güdüyor. Avrupa’nın hiçbir ülkesinde benzerine rastlayamazsınız olsa da bu boyutlarda değil ve nadir görülür. İstisnalar vardır elbette örneğin Hollanda-Almanya ya da Rangers-Celtic vb. Türkiye’de ben şahsen böyle aşırı husumet görmedim duymadım. Yinede bazı medya mensupları GS-FB-BJK taraftarlarını renk ırkçılığı yaptığını söyler. Bu çok çirkin benzetme ve ırkçılıkla uzaktan yakından alakası yok. Bunu kasıtlı yapıyorlar, insanlarda taraftarlık duygusunu çürüterek yeni bir profil yaratma peşindeler “MÜŞTERİ”. Düşünün bu imkânsız, aynı aile içinde farklı takımlara gönül veren insanlar var, siz nasıl bu insanlara ırkçı damgası vurabilirsiniz?)
Neyse konuya kaldığımız yerden devam.
Yukarıda da belirttiğim gibi son 10 yıl içinde oyunun parçası haline gelen çatışmalar eskiye nazaran azaldı ve sık görülmüyor. Belki Ultra’ların çatışmalarından vazgeçmesi onları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı kimilerine göre intihardı ama bir noktadan sonra dur demek gerekiyordu.
Belki çok önceden yapmaları lazımdı, şiddet dolu çatışmaları “oyunun parçası” olarak öne çıkarmak ideolojik mücadelelerine zarar verdi. Şunu kabul etmeliyiz, hiçbir sivil toplum bu denli vahşeti normal karşılamaz. Hele Andreotti rejimine mahkûm edilmiş, halkın huzuru sarsılmış iç güvenliği sağlamakta iflas etmiş İtalya’da böyle olayların eklenmesi kargaşa ortamını ikiye katladı.
Valerio Marchi şöyle tarif ediyor;
“Ultras oluşumlarına kamuoyu negatif ön yargı taşır. Bundan dolayı emniyet güçleri Ultra gruplarına karşı ağır şiddet kullanarak amansız bir savaş içine girdi, çünkü onlarda olayları yüzeysel değerlendiriyor. Devlet güçlerine boyun eğmeyen, hedefi şaşmış ismi belirsiz üstelik kanun kaçağı. Şiddetten zevk alan, irrasyonel ve tüm önlemlere rağmen kontrol altına alınamayan toplum dışı mahlûklar.”
Marchi emniyet güçlerinin Ultra’lara bakışlarını güzel tarif etmiş. Fakat 40 yıl içinde Devlet, Kamuoyu, Polis Ultras oluşumlarını içine düştükleri kötü yoldan değişik yöntemlerle vazgeçirebilirlerdi. Yılardır süren kentler arası husumetleri önce ülkede iç barışı sağlayarak gencecik insanları hayatlarının içine etmelerini engelleyebilirdiler. Ama onlar kendi bildiklerini okudular ve şiddete daha ağır şiddet uygulayarak karşılık verdiler…..devam edecek
Mentalita ULTRAS#4 Siyaset
Parlamento dışı solcular kadar sağcılarda tribünlerde kendini göstermeye başladırlar. Aradan uzun zaman geçmedi Milano kentinin diğer ucunda Inter taraftarlarının kurduğu Boys SAN oluşumu ortaya çıktı. Boys SAN sağ görüşlü grup ve bugüne kadar öyle. Nasıl FDL siyasi görüşünü güncel olaylara tepki koyarken ortaya çıkarıyorsa Boys grubu aynı yolda ilerliyordu, hiç biride X partinin buyruğuna girmedi tamamen kendi öz iradeleriyle hareket ettiler, siyasi görüşlerini marjinalleştirmiyorlardı. Kulübe sevgileri ve tribünde verdikleri destek daha ağır basıyordu ve tabii “Çatışmalar”, bu konuya sonra gireceğiz.
İki sene sonra 1971’de, Verona taraftarları Brigate Gialloblu oluşumunu kurdular. Gialloblu Inter’li Boys’dan daha aşırı sağ görüşlü ve militandı. Önceden gialloblu hakkında birkaç satır karalamıştım fazla detayına girmeyeceğim. Hellas Verona,Kin Ve Nefret İlerleyen yıllarda aynı siyasi görüşü paylaşan gruplardan Juventus’lu Vikings ve Lazio’lu I.R.R. kuruldu. Verona oluşumunu diğer sağ gruplardan ayıran İtalya’ya holigan alt kültürünü ilk getiren oluşumdular.
Ta ki “Forza Nuova” partisinin buyruğuna girene kadar siyasi görüşlerinin yanı sıra tribünlere getirdikleri yeni tarz destekle birçok oluşumun saygısını kazanmışlardı, örneğin İtalyan tribünlerinde ilk davullu desteği onlar başlattı, meşaleler sis bombaları onların eseriydi. Fakat ne zaman bir siyasi partinin parçası olunca her şey bitti.
Şahsi görüşüm, partici siyasetin tribünlerde yeri yok, futbol statları her hangi partinin miting alanına çevrilmemeli! Parlamento dışı siyaset tribünlerde her zaman olmuştur ve doğaldır. Parlamento dışı siyaset halkın öz iradesinden doğan haksızlıklara tepkidir, yaşanan acılara gösterilen duyarlılık toplum içi dayanışmadır. Ülkemizde her zaman benzer olaylar tribünlerde gördük, hatırlayın 1990 yıllarının ortasında tüm statlarda istiklal marşımızı okumaya tribünde taraftarlar başlatmıştır. Geçen hafta Cumartesi günü Galatasaray taraftarlarının stat açılışında tepkileri de aynısıdır, halkın haksızlığa verdiği ani refleksten ortaya çıkmıştır. Yaşananları bir siyasi kanadın malzemesi yaparak marjinalleştirmemeli…..devam edecek
Mentalita ULTRAS#3 Lotta Continua
“Hakem maçı yarıda kesti, başkent derbisinde Lazio ve AS Romalı oyuncular birbirine girdiler. Bir yandan teknik heyet, polisler oyuncuları zorla ayırmaya uğraşırken diğer yandan tribünlerden sahaya atlayan taraftarlar bir anda Olimpico stadını savaş alanına çevirdi.”
Yukarıdaki satırlar 1931 yılında Gazzetta dello Sport gazetesine ait, Valerio Marchi’nin Il derby del bambino morto(Ölü çocuğun derbisi) kitabından alıntı. Bu olay geçtiğimiz haftadan da olabilirdi belki önümüzdeki hafta sonu benzer haberler okuyacağız, kim bilir.
Yetmiş yıl aradan sonra hiçbir şey değişmedi, tek fark o yıllarda henüz Ultralar ortada yoktular. İtalya’da asırlardır şehirlerarası süren bir husumet var, kin nefret hat safhada. Sade Ultra grupları değil, kadın erkek, çocuklar, gençler ihtiyarlar sıradan vatandaş hepsi her an şiddete hazır. Bunun adına Mahali milliyetçilik deniyor. Bize böyle şeyler ters, aynı ırktan dinden olan insanların birbirine karşı duydukları nefreti anlamakta şahsen güçlük çekiyorum ama bu bir gerçek ve genelikle futbol müsabakalarında ortaya çıkıyor.
1968 yılında kimsenin hessabında olmayan Ultras hareketi başladı. Parlamento dışı solcu işçiler ve üniversite talebelerinin kurdukları “Lotta Continua”(Türkçe; Mücadele devam ediyor) grupları gittikçe Milano tribünlerinde çoğaldılar. O yıllarda Lotta Continua grupları içinde bulunan bir Cenovalı aktivist şöyle anlatıyor;
“Sokak mitinglerine Milano’dan işçi arkadaşlarımız katılırdı aralarında AC Milan taraftar gruplarına bağlı Fossa dei Leoni ve Brigatte Rossonere üyeleri bulunuyordu. Yalnız Ultraların büyük çoğunluğu siyasi hareketin içinde değildiler hatta bazıları tamamen apolitik duruş gösteriyor ve sade futbolla ilgileniyorlardı.”
Şunu belirtmekte fayda var, siyasi görüşlü taraftarların giderek statlarda ön plana çıkmaları tribünleri teslim aldıkları anlamına gelmiyor. Bu tamamen tesadüfen gelişmiştir, zira hepsi aynı kişilerdi ve önceleri olduğu gibi her hafta sonu tribünde omuz omuza takımlarını destekliyorlardı. Siyasete ve futbola olan tutkularını pekiştirip ortaya bir estetik riitual çıkardılar. Tribüne getirdikleri bu yeni Antagonist tarzı destek ve daima “KARŞI” duruşlarıyla özgürlüklerini vurguluyorlardı.
Roversi şöyle tarif ediyor;
"1969-70 yıllarında hayal kırıklığına uğrayan gençlerin sosyal hayattan koparılıp toplum dışına itilmeleri kendilerini yeni radikal bir dünyanın içinde buldular. Ülkeyi siyasi alanda kurtarma mücadelesini kaybettiklerini kabullenmek zorunda kalsalar da, daha kolay başarı sağlayacakları küçük bölgeleri(tribünler) kurtarma kavgasına girerek toplumun diğer kesiminden farklı olduklarını göstermeye çalıştılar.”
Bunu savaş cephesinden geri çekilme olarak algılıyabiliriz ama gerçekleri yansıtmıyor. Futbola tutkuları özgürlük adına verdikleri mücadeleyi daha ileriye taşıdı. Tribünler insanların kurtardıkları ve her şeyi göz önüne alarak savundukları tek özgür alanları oldu. ULTRA demek, daima haksızlığa KARŞI durmak ve bu duyguyu içinde hissetmektir. Tarifi mümkün olmayan bir o kadar yüzeysel ama yılmadan direnişin etrafa yaydığı auranın büyüsüyle özgürlüğe doğru koşmaktır.
ULTRAS hareketi ile sokak mitinglerinde kullanılan nesneler o güne kadar zaten renkli tribünlere biraz daha renk kattı. Megafonlar, pankartlar, asker miğferleri, sloganlar, marşlar. Ve o yıllarda sade İtalya’da vardı, futbolun anavatanı İngiltere’de de tribünlerde tezahüratlar söyleniyordu fakat onlar pop kültüründen alıntılardı siyasi içerikli değildiler. Bugünlerde bile Fausto Amoroninin “ Per i morti di Reggio Emilia”( Reggio Emilia şehitleri) parçasından bestelenen Birigatte Rossonere marşı “Tifosi Rossonere,Tifosi Milanisti” marşı çalındığında taraftarların duyguları doruk noktasına ulaşıyor.
BAĞIMSIZ GALATASARAY TARAFTARLARI
LIBERTA PER GLI ULTRAS !
15 Ocak 2011 Cumartesi akşamı, uzun yıllardır beklediğimiz yeni stadımıza kavuşmanın heyecanını, gözbebeğimiz Ali Sami Yen Stadını terkedip, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'ya taşınmanın buruk sevincini tattık.
Tarihimizin mihenk taşlarından biri olacak o gecede yaşananları takip eden bazı hadiseler, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın açılış kutlamalarını gölgelemiştir.
Bu sebeple, müşterek olarak Galatasaray Kulübü taraftarlığından başka hiçbir kurum, grup, örgüt, kişi, veya siyasi hareket ile ilişkisi olmayan bağımsız vatandaşlar ve taraftarlar olarak kamuoyuna seslenmeyi görev sayıyoruz.
15 Ocak 2011 gecesi Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın stada girişi anons edildiğinde, taraftarımızın bir bölümü kendisini alkışlamış, diğer bir bölümü de ıslıklamıştır. Söz konusu tepki, medeniyet sınırları içerisinde kalmış, her hangi bir kötü söz içermemiştir. Tepkilerin boyutunun en üst noktaya çıktığı an, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar'ın, merhum başkanımız Özhan Canaydın'ı, geçmiş yönetimlerimizi ve Galatasaray camiasını kabul edilemez bir üslupla eleştirerek, tüm Galatasaray taraftarları, kulüp ve kongre üyelerini ağır şekilde tahrik ettiği konuşmasıdır.
16 Ocak 2011 günü Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Sayın Adnan Polat, protestocuları yönetim olarak "Galatasaraylı kabul etmediklerini" söyleyerek stadyumda bulunan Galatasaray taraftarlarına ağır şekilde hakaret etmiştir. Ayrıca protestocuları emniyet ile birlikte tespit ederek stada almayacaklarını söyleyerek onları tehdit etmiştir.
Yukarıda özetlenen hadiselerin ışığında Bağımsız Galatasaray Taraftarları olarak aşağıdaki tespit ve taleplerimizi kamuoyuyla paylaşırız:
* Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mevcut ya da muhtemel iktidar organlarını övme, eleştirme ve protesto etme hakları, altında Türkiye'nin de imzası bulunan uluslararası sözleşmeler ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın teminatı altındadır.
* Önemle ifade etmek gerekir ki, siyasi liderler bireylerin gündelik yaşamlarına doğrudan etki eden kararların mimarlarıdırlar ve övgüye de eleştiriye de hazır olmalıdırlar.
* Galatasaray taraftarlarının bu protesto sebebiyle devlet kademesi, medya organları ve Galatasaray Yönetimi tarafından hakarete maruz bırakılmasına, tehdit edilmesine ve baskı altına alınmasına Galatasaray Spor Kulübü ve kamuoyu seyirci kalmamalıdır.
* Söz konusu gecede yapılan protestolar neticesinde ortada kamera kayıtlarıyla tespit edilecek bir suç unsuru ve buna bağlı suçlular yoktur. İstanbul Emniyeti'nin güvenlik kaynakları suçla bağlantılı olmayan eylemlerin tespiti için seferber edilemez.
* Galatasaray Başkanı Adnan Polat ve Yönetim Kurulu üyeleri Galatasaray taraftarlarına karşı yapılan tehdit ve hakaretlere karşı kayıtsız kaldıkları gibi, söz konusu eylemleri gerçekleştirenlerle söylem birliğine giderek bulundukları mevkiye ihanet etmişlerdir. Bahsi geçen şahıslar Galatasaray camiasından ve taraftarlarından özür dilemeli ve derhal istifa etmelidirler.
* Galatasaray Kulübü Kongre Üyeleri , Başkan Adnan Polat ve yönetimini kınamalı, haklarında gerekli disiplin cezalarını uygulayacak süreci hemen başlatarak sorumluluklarını yerine getirmelidirler.
* TOKİ Başkanı Sayın Erdoğan Bayraktar, haddini aşan ve tahrik edici konuşması sebebiyle tüm Galatasaraylılardan özür dilemelidir.
* Protesto eden Galatasaray taraftarlarına medya aracılığıyla ve alenen ağza alınmayacak küfürler ve hakaretler savuranlar, onları "nankörlük", ve "teröristlik" ile itham edenler hakkında gerekli yasal işlemler Galatasaray Kulübü ve taraftarlarınca müşterek olarak başlatılmalıdır.
* Bağımsız Galatasaray Taraftarları olarak, Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın Galatasaray Kulübüne kazandırılması adına çalışan herkese sonsuz müteşekkiriz. Emeği geçen bütün kişiler ve kurumlar teşekkürü ve saygıyı hak etmektedir.
* Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin yapımıyla ilgili, tarafımızdan teşekkürü öncelikle hak edenler, stadın her köşesine emeklerini harcayan işçilerdir. Stadın yapımına ilişkin katkısı olanlara teşekkür edilirken hayatlarını kaybeden işçilerin anılarına saygı sunulmamış olması üzüntü vericidir.
* Tüm Türkiye'yi defalarca gururlandırmış, ülkenin adını tüm dünyaya duyurmuş kulübümüz, bu tesisleri ve çok daha fazlasını sonuna kadar hak etmiştir. Camiamızın, bu tesisle ilgili hiçbir kuruma veya şahsa en ufak bir borcu yoktur. Unutulmamalıdır ki; Galatasaray Spor Kulübü, arazisi son derece değerli olan Mecidiyeköy'deki Ali Sami Yen Stadyumu üst kullanım hakkı ile birlikte Seyrantepe'deki yaklaşık 384 dekar arazinin 264 dekarlık üst kullanım hakkından feragat etmiştir. Bu arazilerin ihalelerinden devlet ciddi bir kazanç sağlamıştır ve sağlamaya da devam edecektir.Ayrıca bu kazancın yalnızca bir bölümü Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın yapımı için ayrılmıştır.
* Konumu ne olursa olsun, hiçbir kişi veya kurum Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın Galatasaray'a kazandırılmasını kişisel bir lütuf olarak gösteremez.
* Bu tesislerin Galatasaray Spor Kulübü'ne söz verildiği gibi teslim edilmesinin, şartnamelerle belirlenmiş taahhütlerin eksiksiz olarak yerine getirilmesinin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Bağımsız Galatasaray Taraftarları

Mentalita ULTRAS#2 ULTRAS
1968 yılında AC Milan taraftar oluşumu Fossa dei Leoni kuruldu, aynı sezonda Commandos Tigre ve Brigate Rossonere de katılarak San Siro stadının güney tribününde yerlerini aldılar. Tarih kitaplarında FDL ilk Ultras oluşumu olarak gösteriliyor fakat kendilerine ilk ULTRAS diyenler 1969 yılında kurulan Cenovanın Ultras Tito Cucchiaroni oluşumu. “ULTRAS” kelimesi bazılarının sandığı gibi birkaç gazetecinin abartılı bulduğu taraftarlara taktığı isim değil, 19. Yüzyılın Fransa’sında ortaya çıkan bir hareketle bağlantılı,”ultra-royaliste” >>> link
1960’lı yıllarının sonlarında ortaya çıkan bu yeni fenomen hızla tüm ülkeye yayıldı. 1969 yılında Milan şehrinin diğer yakasında İnter’li taraftarlar Boys S.A.N. oluşumunu kurdular.
O yıllarda ortaya çıkan önemli Ultras oluşumlarının bazıları;
1971= Ultras Granata(Torino), Brigate Gialloblu(Verona), Commando Ultra(Napoli), Boys ve Fedayn(AS Roma)
1973= Fossa dei Grifoni(Cenova), Superstar Supporters(Fiorentina)
Ultras hareketi 1977 yılında AS Roma taraftarlarının bir çatı altında toplanıp C.U.C.S.(Commando Ultra Curva Sud) oluşumunu kurmasıyla zirve yaptı. Artık kuzeyden tutun güneye, çizmenin topuğuna kadar en alt kümede mücadele eden takımların Ultra grupları vardı.
Peki, bu yeni çıkan alt kültürün halk üzerinde etkisi neydi?
Organize tribün Ultra oluşumları kurulmadan öncede vardı, misal Torino’nun Curva Maratona tribününde Fedelissimi. İtalya tribünlerinde her zaman renkli sesli ve organize destek yapılıyordu, şiddet ise oda çok önceleri hep oluyordu.
İkinci dünya savaşı öncesi faşist İtalya’da maçlara silahla gitmek gelenek haline gelmişti, 1925 yılında, Torino’da Cenova- Bolongna arasında oynanan kupa finali sonrası tren istasyonunda çıkan silahlı çatışma en çarpıcı örneklerden birisi.
İtalya'da futbolun yayıldığı dönemde şiddet oyunun temel parçasını oluşturuyordu, tarihçi Gianni Brera şöyle tarif ediyor,” Futbol statları eski açık hesapları kapatmanın ve kan davalarını sürdürmenin en ideal ortamı sağlıyor. Şehirlerarası futbol maçlarına gidenler her şeyi göze almak zorundalar, hastanelerde konaklamakta buna dâhil”.
Ve o yıllarda olayların ardından çıkan haberler günümüzde çıkanlarla hiçbir farkı yok, hep huzuru bozan azınlıklardan söz konusu ya da bir kısım şiddet eğilimli çapulcu, bu bir kesime 30.000 bin kişilik stadın yarısı dâhil!...devam edecek
Mentalita ULTRAS-1
Son yaşananların ardından Türk tribünleri yeni bir dönem içine gireceğini umuyorum ki, görünen köy kılavuz istemez cumartesi günü Galatasaray’ın yeni stat açılışında protestolar haksızlığa karşı mücadelenin ateşini yakan kıvılcım olmuştur. Şimdiye kadar olaylar hakkında görüşümü belirtmedim açıkçası siyasetten hoşlanmıyorum. Her zaman ezilenlerin, özgür düşünenlerin tarafında safımı almışımdır ve bu böyle sürecek. Kendi açımdan cumartesi akşamı olanları şöyle yorumluyorum; O akşam Galatasaray camiasına büyük terbiyesizlik yapıldı, Galatasaraylıların verdiği tepki daha çok haddini aşan konuşmalar yapan TOKİ başkanınaydı. Ben şuna inanıyorum, bu tarz konuşmaları herhangi bir parti mensubu da yapsaydı kuşkusuz aynı tepkiyi alırdı. O yüzden protestoların siyasi ağırlıklı olduğunu sanmıyorum, kimse Galatasaray camiasını bu denli ahlaksızlık yaparak aşağılayamaz! Ve bu aşağılamalara karşı ezip büzülenler, korkudan taraftarını fişlemeye uğraşan zavallı mahlûklar benim gözümde GALATASARAY’LI değildir yaptıkları yalakalıktır ve hemen Galatasaray camiasından özür dileyerek görevlerinden istifa etmelidirler!
Bu yaşananların ardından kendi içimizden saydığımız kişiler renktaşlarını bir kez daha yolda bıraktılar, fazla söze gerek yok YAZIKLAR OLSUN! Evet, yazıklar olsun çünkü siz bu büyük ve değerli mirasa sahip çıkmadınız şahsi menfaatlerinizi Galatasaray sevgisinin önüne koydunuz. Kendinizden olan insanların canını yaktınız, onlara özel hayatlarına kadar inerek sinsice iftiralar atıp uzaklaştırdınız yetmedi o kişilere şantajlarla tehditlerle hayatlarını zehir ettiniz. Ne demiş atalarımız,”alma mazlumun ahını çıkar aheste, aheste” ilahi adalet hepimizin üzerindedir doğruyu yanlışı görür ve faturayı keser inanmayanlara duyurulur!
Oluşumun beyin grupları bünyeden yavaş, yavaş koptu KARŞI, HELL, sultanS ayrıldılar. Kimse Galatasaray tribünlerinin sonu olduğunu sanmasın, bu bir başlangıçtır Galatasaray tribünleri bundan böyle yeni bağımsız her şeyden önce sade GALATASARAY diyen saf sevdalılardan oluşacaktır. Ortak paydası Galatasaray olan fakat aynı zamanda farklı düşünenlerinde özgürce kendilerini ifade edebildikleri yer olacaktır Galatasaray tribünleri. İki yıldır Avrupa’da ULTRAS hareketi yeni yapılanma içine girdi daha demokratik ve özgür hareket olma yolunda önemli adımlar atıldı. Hiraşik düzeni çoğu kez şahsi menfaatlerine kullananlar artık yeni yapılanmanın içinde yerleri yok. Bana sorarsanız çoktan yapılması gerekiyordu, zaten Ultras özgür bir gençlik hareketi ve aynı zamanda alt kültürdür.
Bu vesileyle yeni bir yazı dizisine başlıyorum ”MENTALİTA ULTRAS”. Size iki senedir Ultras hareketinin daha çok güzel yanlarını anlattım ama Ultras’ın diğer yüzü de var karanlık, vahşi ve şiddet dolu. Okuduğunuzda irkileceksiniz, çoğu kendini aynada görecek iğrenenler olacak “abartıyorsun” diyeceksiniz ama hepsi gerçek yaşanan olaylar. Bu olayların çoğu İtalya’da geçiyor bazıları kendi yaşadıklarım. Lütfen yanlış anlaşılmasın ortada aforoz etme durumu söz konusu değil, daha çok şu ana kadar yapılan hatalardan ders çıkartma ve bir daha aynı hataları tekrarlamamak.
Şimdilik bu kadar görüşmek üzere....
The Fire
One flame, one rhyme, fire
Let it burn higher
I never showed signs of fatigue
Or turned tired
cause I’m the definition of tragedy turned triumph
It’s David and Goliath
I made it to the eye of the storm
Feeling tore like they fed me to lions
Before time start to wind down like the Mayans
I show ‘em how I got the grind down like a science
It sounds like a riot on hush
It’s so quiet, the only thing I hear is my heart
I’m inspired by the challenge that I find myself standin eye-to-eye with
To move like a wise warrior and not a coward
You can’t escape
The history you was meant to make
That’s why the highest victory is what I’m meant to take
You came to celebrate
I came to cerebrate
I hate losing I refuse to make the same mistakes
You say don’t give up
It’s the fire, inside you
Let it burn....
No Apologies
No apologies.
No suckers I'm not sorry
you can all sue me.
You'all could be the cause of me.
No apologies.
You'all feeling the force of me no remorse from me..
Like there was no real cause for me
No apologies.
I'm not even acknolegeing you at all, 'til i get a call that gods coming.
No apologies.
Laugh fuckers its all funny, I could spit in your face while you standing across from me
No apologies!
LIBERTA PER GLI ULTRAS !